Meksika'da 2 düzensiz göçmen, ABD'ye gitmek için girdiği nehirde boğuldu

Meksika'dan ABD'ye gitmek isteyen 2 düzensiz göçmen, nehirde boğularak yaşamını yitirdi

(AA)
(AA)
TT

Meksika'da 2 düzensiz göçmen, ABD'ye gitmek için girdiği nehirde boğuldu

(AA)
(AA)

Meksika basınında çıkan habere göre, 2 düzensiz göçmen, ABD-Meksika'yı birbirinden ayıran Rio Grande Nehri'ni geçmek isterken çamura saplandı.

Nehirde bir süre ilerleyen düzensiz göçmenler, dibe batarak nehirde boğuldu.

Ölen düzensiz göçmenlerin, Venezuela ve Haiti uyruklu oldukları bildirildi.

Sosyal medyaya yansıyan görüntülerde, düzensiz göçmenlerin nehri geçmeye çalıştığı, ancak yoğun balçık ve çöpler arasında mahsur kaldığı görülüyor.

Görgü tanıkları, düzensiz göçmenlerin uzun süre yardım istediğini, ancak bölgedeki yetkililerin yardım etmediğini ileri sürdü.

Meksika üzerinden ABD'ye geçmek isteyenlerin kullandığı rotada yer alan Rio Grande Nehri, özellikle bazı kollarının çöp ve çamurla dolması nedeniyle çok sayıda kişinin boğularak ölümüne yol açıyor.



ABD, Apache helikopterinin düşürülmesine misilleme olarak İran'a hava saldırıları düzenledi

ABD Hava Kuvvetlerine ait iki F-35A hayalet savaş uçağı Ortadoğu üzerinde uçuyor, (CENTCM)
ABD Hava Kuvvetlerine ait iki F-35A hayalet savaş uçağı Ortadoğu üzerinde uçuyor, (CENTCM)
TT

ABD, Apache helikopterinin düşürülmesine misilleme olarak İran'a hava saldırıları düzenledi

ABD Hava Kuvvetlerine ait iki F-35A hayalet savaş uçağı Ortadoğu üzerinde uçuyor, (CENTCM)
ABD Hava Kuvvetlerine ait iki F-35A hayalet savaş uçağı Ortadoğu üzerinde uçuyor, (CENTCM)

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'ın ABD Ordusu’na ait bir AH-64 Apache tipi helikopteri düşürmesine misilleme olarak Amerikan güçlerinin İran'a yönelik saldırılar düzenlediğini açıkladı.

CENTCOM, X platformunda yaptığı açıklamada, “ABD güçleri, Başkomutanın talimatıyla bugün Doğu ABD saatiyle 17.00’de İran’a karşı meşru müdafaa kapsamında saldırılar başlatmıştır. Bu operasyon, dün ABD Ordusuna ait bir Apache helikopterinin düşürülmesine yanıt niteliğindedir” ifadelerini kullandı.

Açıklamada ayrıca, “Bu görev, İran’ın sebepsiz saldırganlığına verilen orantılı bir karşılıktır” denildi.

ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamada, İran’ı Hürmüz Boğazı’nda bir gün önce ABD’ye ait helikopteri düşürmekle suçlamış ve Washington’un buna karşılık vereceğini belirtmişti.


Kim Jong-un, Kuzey Kore'ye "mucizevi bir dönüşüm" yaşattı

2011'de başa geçen Kim Jong-un'un 1990'larda kıtlıkla boğuşan Kuzey Kore'nin ekonomisini son dönemlerin en iyi noktasına taşıdığı bildiriliyor (AFP)
2011'de başa geçen Kim Jong-un'un 1990'larda kıtlıkla boğuşan Kuzey Kore'nin ekonomisini son dönemlerin en iyi noktasına taşıdığı bildiriliyor (AFP)
TT

Kim Jong-un, Kuzey Kore'ye "mucizevi bir dönüşüm" yaşattı

2011'de başa geçen Kim Jong-un'un 1990'larda kıtlıkla boğuşan Kuzey Kore'nin ekonomisini son dönemlerin en iyi noktasına taşıdığı bildiriliyor (AFP)
2011'de başa geçen Kim Jong-un'un 1990'larda kıtlıkla boğuşan Kuzey Kore'nin ekonomisini son dönemlerin en iyi noktasına taşıdığı bildiriliyor (AFP)

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 7 yıl aradan sonra Pyongyang'a giderken Amerikan basını da Kuzey Kore ekonomisindeki büyümeyi inceledi. 

Wall Street Journal (WSJ), "Dünyanın en beklenmedik ekonomik başarı öyküsü: Kuzey Kore" başlıklı haberinde, onlarca yıldır uluslararası yaptırımlara maruz kalan Pyongyang yönetiminin Rusya'ya silah satıp askerlerini Ukrayna savaşına göndererek maddi durumunu düzelttiğini vurguladı. 

Ukrayna'da savaşan 15 binden fazla Kuzey Kore askerinin üçte birinin öldüğü ya da yaralandığı öne sürüldü. 

Kuzey Koreli bilgisayar korsanlarının kripto para hırsızlığı gibi faaliyetlerle ülkeye milyarlarca dolar kazandırdığı iddia edildi.

Kim Jong-un yönetiminin uluslararası yaptırımları aşmanın yollarını bularak ülkeye daha fazla yakıt ve malzeme getirebildiği belirtildi.

Pekin'den de önemli destekler gören Kuzey Kore'nin yeni hizmetlere, Çin yapımı elektrikli otomobillere ve bir inşaat patlamasına sahne olduğu bildirildi. Geçen yıl, Pyongyang'da 10 bin yeni ev yapıldığı ifade edildi. 

Pandemi sonrasında Pyongyang'a gidenlerin internet üzerinden taksi çağırma, akıllı telefonla ödeme yapma ve yemek teslimatı gibi daha önce ülkede olmayan hizmetleri gördüğü aktarıldı.  

BMW satan otomobil bayileri, alışveriş merkezleri, lüks restoranlar, internet kafeler gibi mekanların Pyongyang'a modern bir görünüm kazandırdığı öne sürüldü. 

Halkın çok yaygınlaşan cep telefonlarına yoğun ilgi gösterdiğine dikkat çekildi.

Güney Kore Merkez Bankası verilerine göre, 2024'te yüzde 3,7'yi gören ekonomik büyümeyle önceki 8 yılın en yüksek rakamı yakalandı. Seul'deki düşünce kuruluşları, bu büyüme rakamlarının sürdüğünü tahmin ediyor. 

Ekonomik ilerlemenin Pyongyang'ın, nükleer programından vazgeçmesini isteyen ABD'yle müzakerelere girişmesini güçleştirdiği vurgulanıyor. 

Donald Trump'ın ilk döneminde Kim Jong-un'la üç kere yüz yüze görüştüğü hatırlatılıyor. 

Diğer yandan bu yeni imkanlardan halkın tamamı değil, ülkenin seçkinleri faydalanabiliyor. 

Kuzey Kore'nin insan hakları karnesinin çok kötü olduğunu aktaran WSJ, BM rakamlarına göre 26 milyon kişinin yaşadığı ülkenin yarısına yakınının yetersiz beslendiğini belirtiyor. 

New York Times (NYT) da "Mucizevi bir dönüşüm: Kim Jong-un, Kuzey Kore'yi nasıl güçlendirdi?" başlıklı bir haber yayımladı.

Pandemi sırasında Kim Jong-un'un Kuzey Kore'deki iktidarını kuvvetlendirdiği, Ukrayna savaşıyla da ekonomiyi toparladığı vurgulandı. 

Moskova'dan para, yakıt, gıda ve askeri teknoloji alan Kuzey Kore'nin kendisini güçlendirmeyi başardığına dikkat çekildi. 

Kovid-19 dünyayı sardığında ülkesinin sınırlarını kapatan Kuzey Kore liderinin kaçakçılığı bitirdiği belirtildi. 

NYT'ye konuşan uzmanlar, pandemi sırasında üzgün bir şekilde televizyona çıkıp "Gerçekten üzgünüm. Çabalarım ve samimiyetim, halkımızın hayatın güçlüklerinden kurtulmasına yetmedi" diyen 42 yaşındaki Kim Jong-un'un attığı adımlarla en güçlü dönemlerini yaşadığını söyledi. 

Japonya merkezli Asia Press International'ın genel yayın yönetmeni Jiro Ishimaru, Amerikan gazetesine "Son birkaç yılda Kim Jong-un cehennemden cennete seyahat etti" dedi. 

Independent Türkçe, WSJ, NYT


İsrail ve İran nasıl uçurumun eşiğine döndü?

Aşırılık yanlısı bir İsrail vatandaşı, işgal altındaki Batı Şeria'nın merkezinde İran saldırılarının ardından yere gömülmüş bir füzenin yanında paylaşımda bulunuyor, (Reuters)
Aşırılık yanlısı bir İsrail vatandaşı, işgal altındaki Batı Şeria'nın merkezinde İran saldırılarının ardından yere gömülmüş bir füzenin yanında paylaşımda bulunuyor, (Reuters)
TT

İsrail ve İran nasıl uçurumun eşiğine döndü?

Aşırılık yanlısı bir İsrail vatandaşı, işgal altındaki Batı Şeria'nın merkezinde İran saldırılarının ardından yere gömülmüş bir füzenin yanında paylaşımda bulunuyor, (Reuters)
Aşırılık yanlısı bir İsrail vatandaşı, işgal altındaki Batı Şeria'nın merkezinde İran saldırılarının ardından yere gömülmüş bir füzenin yanında paylaşımda bulunuyor, (Reuters)

Michael Horowitz

Geçtiğimiz 24 saat, analistlerin haftalardır korktuğu şeyi doğruladı: Nisan ayından bu yana Ortadoğu'da ateşkes ile müzakereleri ve diplomatik jestleri bir arada tutan kırılgan yapı çökmeye başladı. Lübnan'dan fırlatılan roketler, Beyrut'un güney banliyösünü vuran İsrail hava saldırıları, Arap Maşrık (Levant) ülkelerinin semalarını aşan İran füzeleri ve İsrail'in İran içindeki hedefleri bombalaması. Sahne hem şok edici hem de karanlık bir şekilde kaçınılmaz görünüyor. Bu noktaya nasıl geldiğimizi anlamak için her iki tarafın mantığının izini sürmemiz gerekiyor. Hiçbiri hesapsız hareket etmiyor ama hepsi boğucu bir çıkmazın mahkumları.

Ateşkes denilen çıkmaz

Bu hafta yükselen tansiyonun doğrudan nedeni birbirini takip eden bir dizidir: Hizbullah, İsrail'in kuzeyine yönelik roket saldırılarına yeniden başladı. İsrail, Hizbullah’ın kalesi olan Beyrut'un güney banliyösünü vurdu. 4 Haziran'dan beri Beyrut'a yapılacak herhangi bir saldırının, savaşın “kapsamlı bir şekilde yeniden başlamasına” yol açacağı konusunda uyarıda bulunan İran, İsrail'e balistik füze saldırıları ile karşılık verdi. İsrail de aynı şekilde cevap verdi ve karşılıklı saldırılar birbirini takip etti. Yeniden “hesabın görülmek” istendiğine dair işaretler ortaya çıktığı anda Hizbullah, 24 saat içinde ikinci kez İsrail içini hedef aldı. Ancak bu saldırılar dizisinin çok daha derin kökleri var.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik askeri harekâtı nisan başında kırılgan bir ateşkesle sona erdiğinde, anlaşma temel anlaşmazlıkların hiçbirini ele alıp çözmedi, yalnızca onları dondurdu. Ateşkes, İsrail'in Güney Lübnan'ın bazı kısımlarını kontrol etmeye devam etmesine, Hizbullah'ın silahlı kalmasına ve meydan okumasına, İran'ın nükleer programının gri bir bölgede ve Hürmüz Boğazı'nın etkin İran kontrolünde kalmasına olanak tanıdı. Her iki taraf da istediğini elde edemedi. İsrail, Tahran'da bir rejim değişikliği gerçekleştirmeyi başaramadı ve İran, İsrail'i Lübnan'dan çıkaramadı. Ateşkes barış değildi, silahlı bir duraklama ve yıpratma savaşıydı.

Herhangi bir anlaşmanın gerçek koşullarından uzakta, Netanyahu, ateşkes altında “iyi” bir anlaşmanın müzakere edilebileceğinden şüphe duyuyor. İsrail, “İran'ın hiçbir zaman savaş kazanmadığının ancak hiçbir müzakereyi de kaybetmediğinin” farkında

Lübnan cephesi daha geniş diplomatik süreci en çok baltalayan hususlardan biriydi. Mart ayından bu yana 3 binden fazla Lübnanlı öldürüldü,1 milyondan fazlası yerinden edildi ve İsrail kara kuvvetleri Lübnan'ın güneyinde kilometrelerce ilerledi. Hizbullah 2024’teki savaştan sonra örtülü olarak güneyden çıkmış olsa da İran'ın talimatıyla savaşmaya devam etti. Hem İran hem de Hizbullah, herhangi bir anlaşmanın ön koşulu olarak İsrail'in Lübnan'dan tamamen çekilmesini talep ediyor ve ABD ile İran arasındaki nükleer müzakereler ile Lübnan cephesini açıkça birbirine bağlıyor.

Ateş altında müzakereler

Bu son turu ateşleyen İsrail'in Beyrut'a saldırısı bir yanlış değerlendirme değildi. Kasıtlı ve Netanyahu açısından mantıklı nedenleri olan bir seçimdi.

 Kurtarma ekipleri, Lübnan'da Beyrut’un güney banliyösünde gerçekleşen İsrail hava saldırısının hedef aldığı alanda çalışıyor, (Arşiv-Reuters)Kurtarma ekipleri, Lübnan'da Beyrut’un güney banliyösünde gerçekleşen İsrail hava saldırısının hedef aldığı alanda çalışıyor, (Arşiv-Reuters)

Netanyahu hiçbir zaman Trump'ın diplomatik sürecine tam olarak katılmadı. Oval Ofis'te Trump'ın karşısında oturduğu ve herhangi bir anlaşmanın ön koşulu olarak İran'ın balistik füze kapasitesinin ortadan kaldırılmasını talep eden bir kırmızı çizgi sunduğu şubat ayından bu yana, İsrail ile ABD'nin hedefleri arasındaki çelişki tüm gözlemciler için aşikâr hale geldi. Trump, ara seçimlerden önce zaferini ilan etmesine, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasına ve ABD'nin dikkatini Ortadoğu'dan uzaklaştırmasına olanak tanıyan bir anlaşma istiyor. Netanyahu ise İran'ı kalıcı olarak zayıflatmak istiyor.

Herhangi bir anlaşmanın gerçek koşullarından uzakta, Netanyahu, ateşkes altında “iyi” bir anlaşmanın müzakere edilebileceğinden şüphe duyuyor. İsrail, Trump'ın da başkan olmadan önce söylediği gibi “İran'ın hiçbir zaman savaş kazanmadığının, ancak hiçbir müzakereyi de kaybetmediğinin” farkında. İslam Cumhuriyeti sabırlı ve Başkan Trump'ın savaşı bitirmek istediğini biliyor. Bu nedenle İsrail, nisan ayından bu yana gördüğümüz gibi gerginliklerle kesintiye uğrayan kaygılı bir sakinlik yerine, ateş altında yürütülen müzakereleri tercih etti.

Netanyahu seçimler yaklaşırken İran'ın İsrail'e yönelik bir saldırısını yanıtsız bırakma riskinin Trump'ı kızdırma riskinden daha büyük olduğunu da biliyor

İran ile savaşı sürdürmeden sürekli Hizbullah'ı hedef almak, Tahran üzerindeki baskıyı sürdürmenin bir yoluydu. Güç ve kabiliyetlerindeki gerilemeye rağmen Hizbullah, İran'ın en güçlü vekillerinden biri olmaya devam ediyor. 2024 savaşından önce kendisi sadece bir vekil değil, İran'ın İsrail'i caydırma gücünün temel dayanağıydı. O tarihten bu yana Hizbullah, gücünü yeniden inşa etmede daha doğrudan rol oynayan İran'ın yardımıyla yeniden silahlanma çabasına girdi.

Siyasi hesaplar

Lübnan'da savaşın sürdürülmesi kararının da siyasi hesaplara dayandığına şüphe yok. Ekim 2023'te Hizbullah Gazze'ye destek için kendi cephesini açmaya karar verdiğinde İsrail, kuzey sakinlerine onları bu tehditten kurtaracağına dair söz vermişti. 2024’teki çatışma bir başarı olarak görülüyordu, ancak bu başarı, Hizbullah'ın insansız hava araçlarının hâlâ İsrail'i tehdit etme kabiliyetine sahip olduğunu göstermesinin ardından 2026'da büyük ölçüde aşınmış oldu. Kuzeyin hüsrana uğramış sakinleri, Netanyahu'nun İsrail kamuoyunun bir kesimini İsrail'in bugünkü durumunun 6 Ekim 2023'tekinden daha iyi olduğuna ikna etmekteki başarısızlığını temsil ediyorlar.

Tahran'ın merkezindeki büyük bir reklam panosunda, merhum İran Dini Lideri Ruhullah Humeyni ve Dini Lider Ali Hamaney'in resimleri sergileniyor, 8 Haziran 2026 (AFP)Tahran'ın merkezindeki büyük bir reklam panosunda, merhum İran Dini Lideri Ruhullah Humeyni ve Dini Lider Ali Hamaney'in resimleri sergileniyor, 8 Haziran 2026 (AFP)

İran ile varılacak hayal kırıklığı yaratan bir anlaşma, bu izlenimi güçlendirebilir ve 7 Ekim'den sonra Bibi'den vazgeçen bazı sağcı seçmenlerin yaklaşan seçimlerde kendisine yeniden oy vermesini engelleyebilir. Bu aynı zamanda Trump ile Bibi arasındaki ilişkinin artık eskisi kadar güçlü olmadığına ve Washington'un bile sabrını ve devam etme gücünü kaybetmeye başladığına dair bir işaret de gönderecektir.

Bu nedenle Trump'ın 6 Haziran'daki “İşlerin nasıl yürüyeceğine Netanyahu karar vermiyor ve İran ile bir anlaşmayı kabul etmekten başka seçeneği olmayacak. Tüm kararları ben veriyorum, o değil” açıklaması çok etkili oldu. Bu, yakın geçmişte bir Amerikan başkanının İsrail başbakanına yönelik en doğrudan azarlamasıydı. Trump, Financial Times'a İsrail Başbakanının anlaşmayı kabul etmekten başka seçeneği olmayacağını söyledi. Ancak Netanyahu, Trump'ın nüfuzunun da sınırları olduğunu biliyor. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Amerikan Başkanı, bir iç politik bedel ödemeden en önde gelen bölgesel ortağını alenen küçük düşüremez ve Netanyahu 30 yılını Washington'da nasıl manevra yapılacağını öğrenmekle geçirdi.

Netanyahu, seçimler yaklaşırken İran'ın İsrail'e yönelik küstah saldırısını yanıtsız bırakma riskinin, Trump'ı kızdırma riskinden daha büyük olduğunu da biliyor. Bu argümanı doğrudan Trump'a sunmuş, Trump'ın buna açıkça karşı çıkan açıklamalarına rağmen Başkan’dan İsrail'in vereceği yanıtı kabul etmesini istemiş, aksi takdirde İsrail'in tek taraflı eylemiyle yüzleşeceğini söylemiş olabilir.

İran'ın tehlikeli mantığı

Dışarıdan bakıldığında İran'ın davranışları pervasız görünüyor. Ekonomisi tükenmiş durumda; yıllar süren ve savaş kargaşasının daha da şiddetlendirdiği yaptırımlar enflasyonu kriz seviyelerine iterken, Hürmüz Boğazı'ndaki çıkmazın etkileri ABD’de mortgage ve enerji piyasalarına da sıçradı. Şubat ayındaki harekâtı başlatan saldırılar Dini Lider Hamaney'i öldürdü ve hayatta kalan rejim, önceki rejimden daha kırılgan ve şüpheci. Peki, Tahran neden gerilimi tırmandırıyor?

Herhangi bir anlaşma sınırlı olacak ve savaşı tamamen sona erdirme ve gerçek müzakereleri belki de hiçbir zaman gelmeyecek ikinci bir aşamaya erteleme anlaşmasından ibaret olacaktır

Cevap İran'ın neyi engellemeye çalıştığında yatıyor. Reuters, 1 Haziran'da İran'ın sınırlı bir geçici anlaşma için baskı yaptığını bildirdi. İran, zenginleştirme konusunda geri dönülemez tavizler vermeden, nükleer meselenin ertelenmesi karşılığında yaptırımların hafifletilmesini istiyor. Rejimin tüm müzakere stratejisi, kolayca baypas edilemeyecek veya kendisine koşullar empoze edilemeyecek bir taraf olarak güvenilirliğini korumaya dayanıyor. Eğer İran, Lübnan'da Hizbullah'ı silahsızlandıracak ve İsrail güçlerinin Lübnan'ın güneyinde kalmasını sağlayacak bir ateşkes çerçevesini kabul ederse bu, Washington'a İran'ın gelecekte topraklarına yönelik herhangi bir saldırıya karşı birincil caydırıcı unsur olarak gördüğü vekil ağından tamamen vazgeçmeye zorlanabileceği mesajını verecektir.

İran'ın düzenlediği saldırıların ardından Eriha'nın eteklerinde yarısına kadar yere gömülmüş bir füze, 8 Haziran 2026 (AFP)İran'ın düzenlediği saldırıların ardından Eriha'nın eteklerinde yarısına kadar yere gömülmüş bir füze, 8 Haziran 2026 (AFP)

İran, Washington'daki rakibine göre risk konusunda daha iştahlı olmasına rağmen, ABD ablukasının eninde sonunda kendisine zarar vereceğini ve protestoların yeniden başlayabileceğini belki de biliyor. Aslında tansiyon yeniden yükselmeden önce bazı sınırlı protestolar görüldü.

Bundan sonra ne olacak?

Son dönemdeki gerginliklere rağmen Başkan Trump'ın hâlâ diplomasiden yana olduğu açık. Her ne kadar İsrail, belki de İsrail-Amerikan ilişkileri pahasına kendisine bir manevra marjı sağlamayı başarmış olsa da yine de Trump'ın isteklerini hesaba katması ve savaşın daha geniş çapta yeniden başlamasını istiyormuş gibi görünmemesi gerekiyor. Öte yandan İran, İsrail'in Beyrut’a yönelik saldırısına sert bir yanıt vermesine, Amerikan üslerini tehdit etmesine rağmen Amerikan güçlerini içine çekebilecek bir adım olabilecek Körfez'deki savaşı henüz yeniden başlatmadı.

Başka bir deyişle, yeniden uçurumun eşiğine gelmiş olsak da bir anlaşmaya giden yol hâlâ açıktır. Herhangi bir anlaşma sınırlı olacak ve savaşı tamamen sona erdirme ve gerçek müzakereleri belki de hiçbir zaman gelmeyecek ikinci bir aşamaya erteleme anlaşmasından ibaret olacaktır. Bu kesinlikle çatışma için sıkıntı verici ve istikrarsız bir son olacaktır. Ancak İran ve İsrail gerilimi artırmaya devam ederse bu süreç bile şimdi kapanma yolunda ilerliyor olabilir.

"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir."