Sırbistan'da sona eren erken genel seçim, yerini "siyasi gerginliğe" bıraktı

Batı Balkan ülkesi Sırbistan'da 17 Aralık Pazar günü yapılan erken ve yerel seçimin üzerinden bir hafta geçmesine rağmen tartışmalar sürerken ülkede "siyasi gerginlik" rüzgarları esiyor

(AA)
(AA)
TT

Sırbistan'da sona eren erken genel seçim, yerini "siyasi gerginliğe" bıraktı

(AA)
(AA)

Ülkede kayıtlı 6,5 milyondan fazla seçmenin oy kullandığı seçimler tamamlandı ancak etkisi ve sonuçlarına itiraz eden muhalefetin protestoları nedeniyle gerginlik yaşanıyor.

Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic'in mayıs ayında parti başkanlığından istifa etmesi ve seçimlerde aday olmamasına rağmen 2012'den bu yana iktidarda bulunan Sırp İlerleme Partisi (SNS) için gösterdiği "belirleyici tavır ve davranışlar", birçok kesim tarafından eleştirildi.

Devlet Seçim Komisyonu (RIK) verilerine göre, oyların yüzde 98'inin sayımı tamamlandı, Vucic'in de desteklediği SNS öncülüğündeki "Aleksandar Vucic-Sırbistan durmamalı" ittifakı, oyların yüzde 46'sını alarak seçimden zaferle ayrılan taraf oldu.

Muhalefet kanadı partilerinin oluşturduğu "Sırbistan şiddete karşı" ittifakı, oyların yüzde 23'ünü alarak 2'nci, Sırbistan Sosyalist Partisi (SPS) de yüzde 6'sını alarak 3'üncü oldu.

Muhalefet, seçimlerde aday olmayan Vucic'in "haksız bir zafere" liderlik ettiğini belirtirken özellikle başkent Belgrad seçimlerinde Bosna Hersek'in iki entitesinden biri olan Sırp Cumhuriyeti'nden (RS) çok sayıda kişinin otobüslerle "getirilerek" yasa dışı oy kullandığını ileri sürdü.

Sırbistan'ı ne bekliyor?

RIK'in resmi olmayan verileri ışığında 250 sandalyeli Ulusal Mecliste 128 milletvekili çıkarmayı başaran "Aleksandar Vucic-Sırbistan durmamalı" ittifakının, yeni hükümeti tek başına kurması bekleniyor.

Yeni hükümetin RIK'in resmi sonuçları açıklamasının ardından 120 gün içinde kurulması gerekiyor.

Seçimlerin ardından konuşan Vucic, SNS'nin inanılmaz bir başarı elde ettiğine dikkati çekerek, "Şu zamana kadar yapılmış en adil seçimlerden biri. Muhalefetin aldığı her bir oyu saygıyla karşılıyorum, onlar da bizim aldığımız oyları saygıyla karşılamalı." ifadelerini kullandı.

Vucic'in yeni hükümeti kurmakla görevlendireceği isim merakla beklenirken bu ismin 3 dönemdir başbakanlık görevini yürüten Ana Brnabic olmayacağı belirtiliyor.

Seçim sonuçları, Sırp halkının SNS yönetiminden memnun olduğunu gösterirken muhalefet kanadı ise bunun tersini iddia ediyor.

Sırbistan'da gelenek halini alan "muhalefet protestoları", seçimden sonra yeniden başlarken muhalifler, başta Belgrad olmak üzere seçimlerin iptalini talep ediyor. Başkentteki RIK binası önünde başlayan ve ülke geneline yayılan protestolara pazartesi günü açlık grevine başlayan 2 muhalefet parti yetkilisi de eşlik ediyor.

Bir yandan Noel hazırlıklarının yapıldığı ülkede seçimden sonra oluşan gergin durumun ne şekilde sonuçlanacağı merak konusu.

Uluslararası kurumlardan tepki

Sırbistan'daki seçimler, Avrupa kuruluşları ile yetkililerinin de gündemine geldi.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), Sırbistan'daki seçimlerde oy satın alma, oylama gizliliğinin ihlali ve grup halinde oylama gibi birçok usul eksikliğinin gözlemlendiğini açıkladı.

Uluslararası gözlemcilerin Sırbistan'daki seçimlerde kamu kaynaklarının kötüye kullanılması, resmi faaliyetler ve seçim kampanyaları arasında ayrım yapılmaması gibi birçok vakayı kayıt altına aldığına dikkati çeken AGİT, Cumhurbaşkanı Vucic'in belirleyici katılımının, desteklediği partiye haksız avantaj sağladığını bildirdi.

AGİT'in bu açıklamaları üzerine, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ve AB Komisyonunun Komşuluk ve Genişlemeden Sorumlu Üyesi Oliver Varhelyi, Sırbistan'daki seçim sürecinin somut bir iyileştirmeye ihtiyacının olduğunu duyurdu.

Almanya Dışişleri Bakanlığı, Sırbistan'daki seçim sürecine ilişkin iddiaların AB adayı bir ülke için kabul edilemez olduğunu açıkladı.

Sırbistan'daki muhalefet partileri, AB'ye mektup göndererek AB üyelik sürecinde bir ülkede siyasi gerginliğe neden olan seçimlerdeki usulsüzlüklere ilişkin uluslararası soruşturma açılması için yardım istedi.

Seçim sonuçlarını kabul etmediklerini açıklayan muhalefet, aynı tutumu AB'den de beklediğini belirtti.

Vucic ise seçim sürecine karıştığını öne sürdüğü "önemli bir ülke" için "önemli bir mektup" hazırlığında olduklarını ifade ederek, detay paylaşmadı.

Sırbistan, neden erken seçime gitti?

Sırbistan'da mayısta arka arkaya düzenlenen iki silahlı saldırıda 18 kişinin hayatını kaybetmesi sonucu muhalefet, erken genel seçim çağrısı yaparken Cumhurbaşkanı Vucic, bu çağrıya cevap verdi ve 17 Aralık Pazar günü erken genel ve yerel seçime gidileceğini açıkladı.

Ülkede geniş yankı bulan silahlı saldırıların ardından muhalefet kanadı, aynı zamanda seçimde yarıştıkları ittifaka adını veren "Sırbistan şiddete karşı" sloganıyla ülke genelinde on binlerce kişinin katılımıyla aylar süren protestolar düzenledi.

Muhalefet, silahlı saldırılar sonrası hükümeti "güvenlik sorunu" ile mücadele etmedikleri yönünde suçlarken Vucic de muhalefetten korkusunun olmadığını göstererek erken seçim ilan etti.

Sırbistan'da 4 yılda bir gerçekleştirilen genel ve yerel seçim, en son 2020'de yapıldı.

Vucic, son açıklamasında "Muhalefetin yeni seçimlere hazırlanması için 4 yılı var." diyerek Sırbistan'da bundan sonraki süreçte erken seçim olmayacağının sinyalini verdi.



Starmer, İşçi Partisi milletvekillerini kendisini İngiltere başbakanı olarak tutmaya ikna etmeye çalışıyor

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (AP)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (AP)
TT

Starmer, İşçi Partisi milletvekillerini kendisini İngiltere başbakanı olarak tutmaya ikna etmeye çalışıyor

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (AP)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (AP)

İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın pozisyonu bugün, sadece bir buçuk yıldır sürdürdüğü görevinden alınmasını engellemek için İşçi Partisi milletvekillerini ikna etmeye çalışırken, pamuk ipliğine bağlı gibi görünüyor.

Starmer, son iki günde özel kalem müdürü Morgan McSweeney ve iletişim direktörü Tim Allen'ı kaybetti ve İngiltere'nin eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson ile hükümlü cinsel suçlu Jeffrey Epstein arasındaki ilişkinin ortaya çıkmasının ardından İşçi Partisi milletvekillerinden desteğini hıazla kaybediyor.

Allen, Starmer'ın özel kalem müdürü Morgan McSweeney'nin istifasından 24 saatten kısa bir süre sonra yaptığı açıklamada, "Downing Street'te yeni bir ekibin kurulmasına izin vermek için kenara çekilmeye karar verdim" dedi.

Starmer'ın kendisi de muhalefetten istifa çağrılarıyla karşı karşıya. Bugün, zayıflayan otoritesini yeniden inşa etme girişiminde bulunmak üzere İşçi Partisi milletvekilleriyle kapalı kapılar ardında bir toplantı yapması planlanıyor.

Siyasi gerilim, Starmer'ın Epstein ile olan ilişkisini bilmesine rağmen Mandelson'ı 2024 yılında İngiltere'nin ABD Büyükelçisi olarak atama kararından kaynaklanıyor.

Starmer, geçen eylül ayında, Mandelson'ın 2008'de bir çocukla cinsel suçlardan mahkum edildikten sonra Epstein ile arkadaşlığını sürdürdüğünü gösteren e-postaların ortaya çıkmasının ardından onu görevinden almıştı.

Starmer geçen hafta "Mandelson'ın yalanlarına inandığı" için özür diledi.

Starmer'ın en yakın danışmanı ve Temmuz 2024'teki İngiltere genel seçimlerinde İşçi Partisi liderinin başarısının mimarlarından biri olarak kabul edilen McSweeney yaptığı açıklamada, Mandelson'ın atanması kararında yakından yer aldığını söyledi. Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre "Peter Mandelson'ı atama kararı yanlıştı. Partimize, ülkemize ve siyasete olan güvene zarar verdi" ifadelerini kullandı. Sözlerine şöyle devam etti: "Fikrim sorulduğunda Başbakana bu atamayı yapmasını tavsiye ettim ve bu tavsiyenin sorumluluğunu tamamen üstleniyorum."

Mandelson'ın tazminatı

İngiliz hükümeti, Eylül 2025'te görevden alınmasının ardından Peter Mandelson'a ödenen kıdem tazminatı paketiyle ilgili bir soruşturma başlattığını duyurdu. Mandelson, özellikle 2008-2010 yılları arasında Gordon Brown hükümetinde bakanlık yaptığı dönemde, Epstein'e borsa hakkında potansiyel olarak zarar verici bilgiler sızdırdığı iddiasıyla şu anda bir güvenlik soruşturması altında bulunuyor. Cuma günü Mandelson ile bağlantılı iki adreste arama yapıldı.


Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
TT

Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’li müzakerecilerle gerçekleştirdiği görüşmelerin ilk turunun sonuçları hakkında meclis üyelerini bilgilendirdi. Diğer yandan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, Tahran ile Washington arasında nükleer müzakerelerde arabuluculuk rolü üstlenen Umman’a yarın bir heyetin başında gitmeyi planladığını açıkladı.

Laricani’nin ziyareti, geçen hafta sonu Umman’da yaklaşık dokuz aylık aranın ardından yapılan dolaylı görüşmelerin ilk turunu izleyen ve İran-ABD hattında ikinci bir müzakere turuna ilişkin beklentilerin arttığı bir döneme denk geliyor.

Söz konusu görüşmeler, ABD’nin İran yakınlarında deniz kuvvetlerini artırdığı ve Tahran’ın olası bir saldırıya sert karşılık vereceğini duyurduğu bir ortamda, diplomasiye yeni bir fırsat açmayı amaçlıyor.

Laricani, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, Umman’da üst düzey yetkililerle bir araya gelerek son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele alacağını, bunun yanı sıra ikili iş birliğini farklı düzeylerde değerlendireceğini belirtti.

Müzakerelerin bir sonraki turunun tarih ve yerinin ise henüz açıklanmadığı kaydedildi. Nükleer görüşmelere, İran’da Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin nezaret ettiği ve nihai kararların, Dini Lider Ali Hamaney’in onayının ardından alındığı ifade edildi.

scdvfgth
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, 18 Ocak’ta Tahran’da Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin için düzenlenen resepsiyonun ardından ofisinden ayrılırken görülüyor. (Laricani’nin internet sitesi)

Laricani’nin Umman’a yapacağı ziyaretin duyurulması, Arakçi’nin bugün parlamentoyu, kapalı kapılar ardında yapılan bir oturumda görüşmelerin sonuçları hakkında bilgilendirmesiyle eş zamanlı gerçekleşti.

Parlamentonun Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Yardımcısı Abbas Muktedayi, oturumun yapıldığını doğrulayarak, İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin de Arakçi ile birlikte toplantıya katıldığını bildirdi.

Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise “İran sıfır zenginleştirmeyi kabul etmeyecektir” diyerek, ‘ülkenin ulusal gücünün unsurlarından biri olan füze kapasitesinin hiçbir şekilde müzakere konusu yapılamayacağını’ vurguladı.

Parlamento Başkanlık Divanı Sözcüsü Abbas Guderzi de Dışişleri Bakanı ile Genelkurmay Başkanı’nın toplantı sırasında İran’ın uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesine karşı olduklarını açıkça ifade ettiklerini söyledi.

Guderzi, ‘müzakerelerin yeri ve çerçevesinin tamamen İslam Cumhuriyeti tarafından belirlendiğinin’ teyit edildiğini belirterek, bunun ‘İran’ın diplomasi sahasındaki gücünü yansıttığını’ dile getirdi. Ancak bu tutumun hangi tarafça ilan edildiğine dair ayrıntı vermedi.

Öte yandan Arakçi dün düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin ‘gerçek müzakereler yürütme’ konusundaki ciddiyetine dair şüphelerini dile getirdi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Arakçi, İran’ın ‘tüm işaretleri değerlendirdikten sonra müzakerelere devam edip etmeme konusunda karar vereceğini’ söyledi ve bu kapsamda Çin ve Rusya ile istişareler yürütüldüğünü ifade etti.

frvfr
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın Ortadoğu’daki operasyonlardan sorumlu komutanı Amiral Brad Cooper, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı’nın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile birlikte uçak gemisi “Abraham Lincoln” üzerinde (ABD Donanması – AFP).

İran, kırmızı çizgileri olarak gördüğü tutumunda ısrarcı davranıyor. Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı kalmasını kabul ediyor ve barışçıl bir nükleer programa sahip olma hakkını vurguluyor. Buna karşılık, Körfez’de geniş bir deniz gücü konuşlandıran ve bölgedeki üslerde askeri varlığını artıran ABD, iki ek başlığı da içeren daha kapsamlı bir anlaşma talep ediyor. Washington’un gündemindeki bu başlıklar, İran’ın füze kapasitesinin sınırlandırılması ve Tahran’ın İsrail’e düşman silahlı gruplara verdiği desteğin sona erdirilmesi olarak öne çıkıyor.

İsrail ise bu iki başlıkta herhangi bir taviz verilmemesi gerektiğini savunuyor. Bu çerçevede İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun çarşamba günü Washington’a gitmesi bekleniyor.


Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
TT

Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)

Amerikalı, Hint kökenli ruhani öğretmen ve çok satan sağlık kitaplarının yazarı Deepak Chopra, İsrail’e övgüler yağdırırken, Jeffrey Epstein’ın kendisine Tel Aviv’de katılması fikrine de büyük bir heyecan duyuyordu.

İngiliz The Times gazetesinin haberine göre, 2019’daki tutuklanmasından iki yıl önce Epstein, Chopra’nın Tel Aviv’deki Menora Salonu’nda vereceği konferans sırasında onunla görüşmeye davet edildi. Epstein dosyaları kapsamında yayımlanan milyonlarca belgeden birinde Chopra’nın şu ifadeleri yer aldı:
“Bizimle İsrail’e gel. Rahatla, ilginç insanlarla vakit geçir. İstersen takma isim kullan. Kızlarını da getir. Burada olman çok eğlenceli olur. Sevgiler.”

Ancak Epstein bu davete mesafeli yaklaştı ve şu yanıtı verdi:
“Başka bir yer. İsrail’i hiç sevmiyorum.”

Epstein’ın Mart 2017’de daveti reddetmesinin nedenleri, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı dosyalardaki gizemlerden biri olmayı sürdürüyor. Belgeler, Epstein’ın özellikle İsrail ve eski Başbakan Ehud Barak ile ilişkisine dair çelişkili ve kafa karıştırıcı bir tablo ortaya koyuyor.

“Epstein casusluk eğitimi aldı” iddiası

ABD’de, Epstein’ın yabancı bir istihbarat servisi adına çalışmış olabileceğine dair iddialar yeniden gündeme geldi. Bu iddialar özellikle sağcı yorumcu Tucker Carlson ve benzer isimler tarafından dillendirildi. Dosyalar arasında, FBI’a bilgi veren gizli bir kaynağın, Epstein’ın gerçekte İsrail istihbarat servisi Mossad için çalıştığını öne sürdüğü iddialar da yer aldı.

FBI’ın Los Angeles ofisinin Ekim 2020 tarihli bir raporunda, söz konusu kaynağın “Epstein’ın Mossad tarafından devşirilmiş bir ajan olduğuna ikna olduğu” ifade edildi. Raporda ayrıca Epstein’ın Mossad adına “casusluk eğitimi aldığı”, uzun yıllar kişisel avukatlığını yapan Harvard Hukuk Fakültesi profesörü Alan Dershowitz aracılığıyla Amerikan ve müttefik istihbarat operasyonlarıyla bağlantılar kurduğu iddia edildi. Raporda, Jared Kushner ile kardeşi Josh Kushner’ın da Dershowitz’in öğrencileri arasında olduğu ifade edildi.

Ancak Dershowitz bu iddiaları alaya alarak, “Herhangi bir istihbarat servisinin ona gerçekten güveneceğini sanmıyorum. Ayrıca böyle bir şeyi benden saklayamazdı” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise hafta sonunda yaptığı açıklamada, Epstein’ın Ehud Barak ile olan yakın ilişkisinin onun İsrail adına casusluk yapmadığının kanıtı olduğunu savundu. Netanyahu, X platformunda, “Jeffrey Epstein ile Ehud Barak arasında alışılmadık derecedeki yakın ilişki, onun İsrail için çalıştığını değil, tam tersini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Belgeler, Barak ve eşi Nili’nin defalarca Epstein’ın New York’taki dairesinde kaldığını ve Epstein’ın 2019’daki son tutuklanmasından kısa süre önce yeniden ziyaret planladıklarını ortaya koyuyor. Epstein’ın, 2006’da çocuk istismarı ve insan ticareti suçlamalarıyla ilk kez tutuklanmasından sonra da ilişkilerinin devam ettiği görülüyor. Barak daha sonra Epstein ile ilişkisi nedeniyle pişmanlık duyduğunu söyledi.

2018’de Epstein, Barak’tan bir e-postada “Mossad için çalışmadığımı netleştirmesini” istedi. Bir yıl önce ise Barak’a, kendisinden “eski Mossad ajanlarını kirli soruşturmalar için bulmasının istenip istenmediğini” sormuştu.

Belgelere göre Epstein, “Carbyne” adlı (eski adıyla Reporty Homeland Security) İsrailli bir girişime 1,5 milyon dolarlık yatırım yapılmasına katkıda bulundu. Barak, “Vergiden kaçınmak için Kıbrıs’ı kullanma yönündeki İsrail numarası eski ve tehlikelidir” uyarısında bulunurken, iş insanı Nicole Junkermann, Kıbrıs yerine Lüksemburg’un tercih edilmesini önerdi.

“Kesin kanıt yok”

Epstein’ın servetinin kaynağı da uzun süredir soru işaretleri yaratıyor. Eski İngiliz askeri istihbarat subayı Lynette Nusbacher, teorik olarak Epstein’ın bir istihbarat varlığı olmasının mümkün olduğunu, ancak “suçlarıyla mahkûm olmuş biri olmanın ötesine geçtiğini kanıtlayan hiçbir delil bulunmadığını” ifade etti.

2003 yılında Epstein, partneri Ghislaine Maxwell için “çelişkili vize damgalarından kaçınmak” gerekçesiyle ikinci bir pasaport başvurusunda bulundu. Başvuruda Maxwell’in İsrail, Ürdün ve Suudi Arabistan’a seyahat etmeyi planladığı belirtiliyordu. Maxwell’in babası, eski medya patronu Robert Maxwell’in Mossad ile bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyordu.

Epstein, Yahudi bir ailede dünyaya geldi ve New York’ta, çoğunluğu Yahudilerden oluşan Sea Gate adlı kapalı sitede büyüdü. 1985 yılında ailesiyle birlikte İsrail’i ziyaret etti, Tel Aviv’de Plaza Oteli’nde ve Kudüs’te King David Oteli’nde kaldı. Ailesini gezdirmek için limuzin kiraladığı da aktarılan bilgiler arasında.

Resmî kayıtlara geçmeyen başka ziyaretler de söz konusu. 20 Mayıs 2012 tarihli bir e-postada sekreterinden Paris’ten Tel Aviv’e, oradan New York’a ya da Tel Aviv’den Yalta’ya uçuşlar araştırmasını istedi. Bir gün sonra ise “24’ünde Tel Aviv, 27’sinde New York’a birinci sınıf” diye yazdı.

Epstein ayrıca, İsrail’deki en lüks mülklerin açık artırmalarını takip eden pahalı bir emlak sitesine üyeydi.

2017 itibarıyla İsrail’e seyahat etmeye hevesli görünmese de İsrailli kadınlara ilgisini gizlemedi. Chopra’dan “çekici sarışın bir İsrailli… zihin maddenin üstündedir” diye bir istekte bulundu. Chopra ise İsrailli kadınların “savaşçı, agresif ve son derece çekici” olduğu uyarısında bulundu.

Chopra geçen hafta yaptığı açıklamada, “Hiçbir zaman suç teşkil eden ya da sömürücü bir davranışın parçası olmadım. İstismar ve suistimalin her türlüsünü kesin bir dille kınıyorum” ifadesini kullandı.

Epstein ile halen çocuklara yönelik cinsel insan ticareti ağındaki rolü nedeniyle 20 yıl hapis cezası çeken Ghislaine Maxwell arasındaki derin ve uzun süreli ilişki de Epstein’ın İsrail ile bağlantılı olduğu yönündeki komplo teorilerini destekliyor.

Maxwell’in babası Robert Maxwell’in İsrail istihbaratıyla bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyor. Maxwell’in İsrail ekonomisine milyonlar aktardığı ve dönemin Başbakanı Yitzhak Shamir’e “en az 250 milyon dolar yatırım” sözü verdiği biliniyor.

Robert Maxwell, 1991 yılında “Lady Ghislaine” adlı yatından düşerek Kanarya Adaları açıklarında ölü bulundu. Cenazesi İsrail’e götürülerek, Kudüs’te devlet elitlerine ayrılan Zeytin Dağı Mezarlığı’na defnedildi.

“Mossad mı öldürdü?”

Epstein’ın bazı e-postalarında, Robert Maxwell’in Mossad tarafından öldürüldüğüne inandığına dair ifadeler yer aldı. 15 Mart 2018 tarihli bir e-postada Epstein, başlığı “İş bitirildi” olan mesajında Maxwell’in kaderine dair spekülasyonlarda bulundu.

Bu iddialar, Gordon Thomas ve Martin Dillon’un yazdığı “Robert Maxwell’in Suikastı: İsrail’in Süper Casusu” adlı kitapta ortaya atılan teoriyle örtüşüyor. Kitapta, Maxwell’in Mossad için çalıştığı, ancak 3 milyar doları aşan borçlarının faizi olarak talep ettiği 600 milyon dolar ödenmezse her şeyi ifşa etmekle tehdit ettiği ve bunun üzerine öldürüldüğü öne sürülüyor.

The Times’ın görüştüğü pek çok uzman, Maxwell’in Mossad ile bağlantılarını ya da Epstein’ın İsrail istihbaratıyla ilişkisini doğrulayan somut bir bilgiye rastlamadıklarını belirtiyor. Ancak İsrail istihbaratıyla bağlantıları olan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir İsrailli yazar, “Mossad’ın kimi işe alacağını asla bilemezsiniz. Herkes ajan olabilir” değerlendirmesinde bulundu.