2023'te Irak: Umut verici bir başlangıç ve “tehlikede” sona eren bir yıl

Bağdat'ta Muhammed el-Halbusi'nin ışıklı seçim tabelası, 14 Kasım (AFP)
Bağdat'ta Muhammed el-Halbusi'nin ışıklı seçim tabelası, 14 Kasım (AFP)
TT

2023'te Irak: Umut verici bir başlangıç ve “tehlikede” sona eren bir yıl

Bağdat'ta Muhammed el-Halbusi'nin ışıklı seçim tabelası, 14 Kasım (AFP)
Bağdat'ta Muhammed el-Halbusi'nin ışıklı seçim tabelası, 14 Kasım (AFP)

Şarku’l Avsat Irak’ta yıl boyunca yaşanan önemli gelişmeleri derledi. 2023'ün başı son yirmi yılda şiddet olaylarından, terörizmden ve keskin siyasi, ulusal ve mezhepsel bölünmelerden büyük acılar çeken Irak için umut verici görünüyordu. Pek çok kişi, Başbakan Muhammed es-Sudani'nin Ekim 2022 sonunda Başbakan seçilmesinin ardından başarıya giden yolların netleşeceğini bekliyordu. Yıllardır ilk kez; Irak Parlamentosu, “Devlet Yönetimi İttifakı” çerçevesinde birleşen Şii, Sünni ve Kürt siyasi güçlerin çoğunluğuyla bir başbakanı onayladı. Şii Koordinasyon Çerçevesi de kendisine sınırsız destek verdi.

Dahası; Sudani, ülkenin acı dolu yıllarında süren huzursuzluk ve şiddetten sonra yaşanan göreceli güvenliğin yanı sıra selefi Mustafa el-Kazimi'den yaklaşık 85 milyar dolar değerinde olduğu tahmin edilen bir mali hazine ve 100 tondan fazla altın miras aldı.

Doğal devlet

Bu yılın başında Sudani’nin yaptığı ziyaretler ülkenin normal ülkeler arasına ve Arap çevresine dönüşü konusunda yeni umutları beraberinde getirdi. 42 yıl sonra ilk kez Basra Valiliği'nde Basra Körfezi Futbol Turnuvası düzenlendi. Milli takımın şansı ve teknik seviyesi, 1988'de son kez kazandığı kupayı dördüncü kez kazanmasını sağladı. Turnuva atmosferi mükemmeldi; çoğu spor gözlemcisi ve analistine göre Körfez ülkelerinden gelen Arap taraftarlar, yaklaşık 40 yıldır görülmeyen bir yakınlık ve sevgi atmosferinin ortasında Irak'ı ziyaret ettiler. Bu da Irak vatandaşlarında, ülkelerinin iyileşme yolunda olduğu yönünde genel bir izlenim bıraktı.

Onlarca yıldır çalkantı ve belirsizlik denizinde ilerleyen ülkede temkinli bir iyimserlik havası hakimken, Şubat ayında alınan mali tedbirle yeni umutlar desteklendi. Irak Merkez Bankası, Irak hükümetiyle koordineli olarak Irak dinarının dolar karşısındaki değerinin dolar başına bin 320 dinara indirilmesine karar verdi. Önceki hükümette bir doların 1460 dinara çıkmasının ardından piyasalarda çalkantı yaşanmış ve mal ve gıda fiyatları artmıştı. Ancak yeni hükümetin kararıyla yaşanan düşüş istenilen sonuçları vermedi, bilakis piyasalarda büyük bir bozulmaya neden oldu. Öyle ki döviz kurları zaman zaman bir doların 1800 dinara eşit olduğu bir sınıra dokundu. Bu, özellikle birbirini takip eden olaylarla birlikte iyimserlik düzeyinin erkenden düşmesine yol açtı.

Petrol krizi

Her ne kadar Mart ayında hükümet, Kürdistan bölgesi petrolünün Ceyhan limanına geçişi davasında Türkiye aleyhine uluslararası bir mahkeme kararı kazanmış olsa da bu kararın daha sonraki yansımaları, o tarihten bu yana sürekli petrol pompalamayı durduran Irak'ın 5 milyar dolardan fazla kaybetmesine neden oldu. Mayıs ayında Federal Mahkeme, Kürdistan bölgesindeki petrol ve gaz yasasının geçersiz olduğuna karar vererek bölgedeki petrol sorununu daha da karmaşık hale getirdi.

Bu durum Bağdat ile Erbil arasında yeni bir siyasi krizin kapısını araladı. İki ülke aralarındaki farklılıkların Devlet Yönetimi İttifakı ile aşılacağını umuyordu.

Aynı ay Federal Mahkeme, görev süresi sona eren Kürdistan Bölgesel Yönetimi Parlamentosu'nun görev süresinin uzatılmasının anayasaya aykırı olduğunu beyan eden başka bir karar yayınladı. Bağdat ile Erbil arasında şekillenen siyasi krizin özelliklerine rağmen Federal Parlamento Haziran ayında olağan farklılıklarını aşmayı başardı. 2003'ten bu yana ilk kez atılan bir adımla, 2023 yılı ve sonraki iki yıl için federal bütçe kanunu oy çokluğuyla kabul edildi. Daha önce her yıl bir bütçe için oy kullanılması gelenekti.

Başka bir bağlamda Haziran ayında İsveç'te Irak kökenli bir Hıristiyan göçmenin Kur'an-ı Kerim'i yakması olayı patlak verdi. Ardından Sadr Hareketi mensupları Bağdat'taki İsveç büyükelçiliğine baskın düzenledi ve elçilik binasını ateşe verdi. Bu durum, kamuoyunda ciddi bir öfkeye ve İsveç ile siyasi krizin yaşanmasına neden oldu. Daha sonra Irak, İsveç'in Bağdat Büyükelçisi'ni sınır dışı etti. Bağdat yönetimi ayrıca, Irak'ın Stockholm'deki maslahatgüzarını da geri çağırdı.

Temmuz ayında silahlı bir grup, Bağdat'ta Rus pasaportu taşıyan İsrailli bir araştırmacıyı kaçırdı. Araştırmacının kaderi hala bilinmiyor ve kaçıranların elinde olduğu tahmin ediliyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, bu grubu İran'la bağlantılı olmakla suçladı.

Ağustos ayında çeşitli medya organları ve siyasi çevrelerde, Irak-Suriye sınırında ABD askeri yığınaklarının yanı sıra, Irak'taki ABD askeri sayısının arttığı yönünde haberler yer aldı. Ayrıca Washington'un İran'la müttefik olan bazı silahlı gruplara karşı askeri saldırı başlatma olasılığına dair spekülasyonlar ortaya çıktı. Bağdat ve Washington bu söylentileri yalanladı.

Ninova felaketi

Irak geçtiğimiz Eylül ayında Ninova Valiliği’nin El-Hamdaniye ilçesindeki El-Heysem düğün salonunda çıkan yangın ile derinden sarsıldı. En az 120 kişinin hayatına mal olan olay, onlarca yanık ve ciddi yaralanmayla sonuçlandı. Aynı ay içerisinde Irak'ın kuzeyindeki Kerkük kentinde, 2017'den bu yana ordunun karargâhı olarak kullanılan genel merkezin, Kürdistan Demokrat Partisi'ne (KDP) geri verilmesi kararı tepki çekti. Arap ve Türkmenlerin itirazları bu kararın uygulanmasına engel oldu. Genel merkez önünde güvenlik güçleriyle yaşanan çatışmada partinin 4 üyesi öldü. Daha sonra KDP’nin genel merkezini Kerkük Üniversitesi'ne bağışlamasıyla kriz sona erdi.

Gazze yansımaları

Filistin-İsrail çatışmasının Gazze'de Ekim ayında yeni bir aşamaya girmesiyle ve Irak devletinin buradaki çatışma bölgesine coğrafi uzaklığıyla birlikte Irak'ta her şey patlamaya hazır görünüyordu. Irak'ın oradaki çatışma bölgesiyle ilgili coğrafi boyutu dikkate alındığında; İran'a sadık silahlı grupların Irak ve Suriye'de ABD kuvvetlerinin bulunduğu bölgelere ve kamplara gerçekleştirdiği füze saldırıları, ülkeyi zorlukla üstesinden gelebildiği savaşı sıfır noktasına döndürdü ve hala da döndürüyor.

Kasım ayına gelindiğinde Irak, son yirmi yıldır ülkeyi etkileyen büyük siyasi krizler döngüsüne geri dönmüş gibi görünüyordu. Federal Yüksek Mahkeme, hakkında sahtecilik ve şantajla suçlaması bulunan Meclis Başkanı Muhammed el-Halbusi'nin Temsilciler Meclisi üyeliğinin feshedilmesine karar verdi. Halbusi'nin Sünni vilayetlerde siyasi nüfuza sahip olması göz önüne alındığında bu karar ülkeyi iki haftadan fazla bir süre boyunca "tehlikede" bıraktı. Öte yandan Sünni vilayetler DEAŞ’in kontrolünün yansımalarından yavaş yavaş kurtuluyor.

ABD, Kasım ayında Babil Valiliği'ndeki Curf es-Sahar'da, Bağdat'ın batısında ve Kerkük Valiliği'nde (kuzey) silahlı grupların karargahlarına ve üslerine füze saldırıları düzenledi. Bu saldırılar sonucunda silahlı grupların en az 20 üyesi öldürüldü. ABD bu saldırıyı, Kürdistan Bölgesi'ndeki Anbar Valiliği'nde bulunan "Ayn el-Esad" üssü ile Erbil Valiliği'ndeki "Harir" üssüne düzenlenen saldırılara tepki olarak gerçekleştirdi. Bu durum Sudani hükümetini, siyasi süreçteki ortakları ve müttefiki Washington nezdinde zor duruma soktu. Washington, saldırıların faillerini tutuklayıp hesap sorması için Bağdat'a baskı yaptı. Sudani hükümeti de Aralık ayında saldırılara karışan bazı unsurların tutuklandığını açıkladı.

Irak, yaklaşık 10 yıl süren bir aradan sonra 18 Aralık'ta yerel seçimler gerçekleştirerek zorlu yılını tamamladı.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.