Gazze… Otizm ve özel vakalar yerinden edilmişlerin sefaletini artırıyor

Aliaa Abou Khaddour
Aliaa Abou Khaddour
TT

Gazze… Otizm ve özel vakalar yerinden edilmişlerin sefaletini artırıyor

Aliaa Abou Khaddour
Aliaa Abou Khaddour

Salim er-Rayes

İsrail ordusu, 7 Ekim’de başlayan ve hala devam eden savaşın sekizinci gününde 1 milyon 300 binden fazla Gazzeliyi kuzeyden kaçmaya zorladı. İsrail’in talimatlarında sağlık durumları açısından engelliler, otizmliler ve hatta aileleri ve nasıl güvenli bir şekilde hareket edebilecekleri dikkate alınmıyordu. Bu sağlık koşulları, bazı vatandaşları hareket etmemek ve kurtuluş anını beklemek zorunda bıraktı.

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye mülteci kampında, eşi ve en büyüğü doğduğundan beri otizm ve diğer sağlık sorunlarından mustarip olan 14 yaşındaki Hüseyin olmak üzere 5 çocuğuyla birlikte yaşayan anne Fatıma Eyüb, hareketini ve davranışlarını kontrol edemediği çocuğunun hayatından endişe ettiği için ailesiyle birlikte hâlâ yaşadığı evinden kaçamadı.

37 yaşındaki anne, çaresiz kaldığını ve birincisi, otizme ek olarak hiperaktivite ve zihinsel engelli olan hasta çocuğu (ki bu durum, onun sokaklarda dolaşmasını oldukça zorlaştırıyor) ve ikincisi diğer dört çocuğu ve onların evde ölüme maruz kalma riski olmak üzere iki ateş arasında kaldığını hissediyor. Fatıma Eyüb, yaptığı açıklamada “Babaları ve ben bu konuyu çok tartıştık. Ne olursa olsun hareket etmemeye karar verene kadar, yerlerinden edildikten sonra akrabalarıma yol durumunu sorup durdum” dedi.

Eyüb, korkusunun Selahaddin Caddesi’nde İsrail ordusunun ve tanklarının varlığını öğrenmesinin ardından, konuşmayan ve tehlikeyi fark edemeyen çocuğunun yolda hareketlerini kontrol edememesinden kaynaklandığını dile getirdi. Selahaddin Caddesi, işgal ordusunun kuzeyden yerinden edilenlerin Gazze şehirlerine ve Şerid’in güneyindeki kamplara geçişi için belirlediği tek yol.

İsrail ordusunun talimatları engellileri, otizmlileri ve hatta ailelerini ve güvenli bir şekilde nasıl hareket edebileceklerini dikkate almıyordu.

Doğduğundan beri çeşitli hastalıklara yakalanan Hüseyin’in iri vücudu, onu gerçek yaşından daha büyük gösteriyor. İri yapılı olması, ebeveynlerinin onu kontrol etmesini zorlaştırıyor. Ayrıca savaş ve yaşadıkları bölgede tüm sağlık ve tıbbi hizmetlerin durdurulması nedeniyle aile, sürekli ve belirli zamanlarda alması gereken ilaç ve sakinleştiricileri kendisine sağlayamıyor. Bu da Hüseyin ile baş etmeyi daha da zorlaştırıyor.

Anne, “Selahaddin Caddesi’nde tankların arasında yürümekten korkuyorduk. Çünkü duygularını kontrol edemiyoruz. Bizden kaçarsa işgal güçleri onu öldürecek. Yaşamak için oğlumu feda etmek istemiyorum” dedi. Yerleşim bölgelerindeki iletişim kulelerinin bombalanması ve yaygın keşif uçaklarının iletişim kalitesini olumsuz etkilemesi sonucu zayıf iletişim ağları nedeniyle Fatıma Eyüb, aralıklı bir telefon görüşmesi yoluyla zorlukla konuşmaya devam etti.

Filistin Merkez İstatistik Bürosu’nun yayınladığı son verilere göre resmi istatistikler, Gazze Şeridi’nde uzmanlaşmış sağlık, tıbbi ve psikolojik hizmetlerin yokluğunda bin 500 Gazzeli çocuğun otizmden mustarip olduğunu gösteriyor. Hüseyin, yerleşim bölgesi işgal güçleri tarafından kuşatılan ve günlerce kapalı askeri bölge olarak değerlendirilen bölgelerdeki çocuklardan biri. Tank top atışları evleri, sokakları ve altyapıyı hedef alırken, sivil savunma ve ambulans hizmetlerinin Cibaliye kampına ulaşamaması nedeniyle çok sayıda ölü ve yaralı bu bölgelerde kaldı.

Eyüb, aileyi evde kalmaya zorlayan tüm karmaşa ve krizlerin yanı sıra, konserve ürünler, sebzeler ve su da dahil olmak üzere temel gıda malzemelerinin akut yetersizliği nedeniyle çocuklarına yiyecek sağlayamadıklarını belirtti. Bu da sivillerle Filistinli savaşçılar arasında ayrım yapmayan İsrail kuşatması ve bombardımanı sırasında dayanma yeteneklerini tehdit edebilecek daha büyük zorluklar doğuruyor.

Eyüb ailesinin aksine Raşa Saadettin ailesi ise İsrail’in güneye gitmeleri yönündeki ilk uyarısının ardından erkenden Gazze Şehri’nden orta bölgeye kaçmaya karar verdi. Doğduğundan beri hareket kabiliyeti kısıtlı olduğu ve tekerlekli sandalye ve yardımcı cihazlar kullanmak zorunda kaldığı için ailesi, daha sonra araba ile hareket edemeyecekleri düşüncesiyle bu kararı aldı.

Filistin Merkez İstatistik Bürosu’nun yayınladığı son verilere göre resmi istatistikler, bin 500 Gazzeli çocuğun otizmden mustarip olduğunu gösteriyor.

Saadettin (38 yaşında), şeker hastalığının yanı sıra doğumda oksijen eksikliği nedeniyle kısmi beyin felci ve hareket edememe sorunu yaşıyor. Ortaokula kadar Bedensel Engelliler Derneği’nde okudu, ancak ortaokulların hareket engelli bireylere yönelik hazırlanmaması nedeniyle eğitimini bırakmak zorunda kaldı. Daha sonra hayatının işi haline gelen Filistin tarım nakışlarını öğrenmek için yerel bir derneğe katıldı.

Aile, İsrail’in Gazze’ye karadan saldırısı öncesindeki tehditlerinin ardından savaşın sekizinci gününde yerinden edilmişti. Ancak yerinden edilmişler, savaşın ikinci gününde yanlarındaki evin bombalandığı ve maddi hasara uğradığı barınma merkezinden göç ettirildiler. Bu durum onları buradan ayrılmaya ve yerinden edilmiş insanlar için barınak olarak kullanılan yakındaki bir okula taşınmaya zorladı. Saadettin, “Dört yolcu alabilecek küçük bir arabada yaklaşık 16 kişiydik. Selahaddin Yolu, kapatılmadan önce arabalara açıktı ve Gazze Şeridi’nin ortasındaki Nuseyrat mülteci kampındaki bir sığınağa ulaştık” dedi.

Yanlarındaki evin bombalanması nedeniyle Saadettin, tekerlekli sandalyesini ve hareket etmesine yardım eden diğer araçları kaybetti ve onlarsız hareket etmek zorunda kaldı. Ailesiyle birlikte ‘kendi durumuna uygun olmayan’ olarak nitelendirdiği bir yerinden edilme merkezine geldi. Ancak tekrar taşınmak ve kamp içinde engellileri kabul eden ikinci bir merkeze sığınmak zorunda kaldı. Ama orada da birçok sorunla karşılaştı.

Aile, öğrencilerin boş zamanlarını ve okul saatleri arasındaki ders molalarını değerlendirebilmeleri için hazırlanan okul bahçesinin bir kısmını geçici evleri olarak kabul etti. Ancak bu durum, ona beklemediği yükleri ve fiziksel acıları getirdi. Saadettin, “Kardeşim, sağlık durumumu dikkate alarak, beni ve ailemi bilim laboratuvarına kabul edene kadar barınma merkezinin sorumlusuyla konuştu” dedi.

Gazze Şeridi’nde engelli sayısı 55 binin üzerinde olup, engellilerin motor, işitsel ve görsel engelleri bulunuyor.

Savaş ve yerinden edilme zamanlarındaki adıyla okul veya barınma merkezine, çocukları çeşitli engellilik durumlarından mustarip olan çok sayıda başka aile de kabul edildi. Bu çerçevede Saadettin ailesi, toplam 192 bireyden oluşan 26 aileyi barındıran bilimsel laboratuvardaki ailelere dahil oldu. Burada aileler, mevcut eski kumaş parçalarıyla barınıyor.

Filistin Merkezi İstatistik Bürosu’nun 2023 yılı son istatistiklerine göre Gazze Şeridi’ndeki engelli sayısı 55 binin üzerinde olup, engellilerin motor, işitsel ve görsel engelleri farklılık gösteriyor. Savaşın başlamasından bu yana yarım milyondan fazla Gazzeli, kuzey Gazze Şeridi’nden orta bölgeye ve güney Gazze’ye doğru yerlerinden edildi.

Al-Majalla’ya konuşan Saadettin, engelliler için tasarlanmış ve hazırlanmış banyoların barınma merkezi içinde aşırı kalabalıklar tarafından kullanılması nedeniyle kendini rahatlatmakta yaşadığı krize değindi. Bu banyolar, durumuna uygun aletlere ve temiz bir yere ihtiyaç duyan bir kız çocuğu olarak artık ona uygun değil. Ayrıca merkez içinde hareket edebileceği uygun bir tekerlekli sandalyeye de ihtiyacı var. Raşa Saadettin, “Hayalim evime, savaşların, krizlerin, barınma merkezlerinin, yerinden edilme merkezlerinin olmadığı normal hayatımıza dönmek” dedi.

*Bu makale Şarku’l Avsat Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.