İsrail’in gözaltına aldığı Gazzeliler yaşadıkları korkunç deneyimi Şarku’l Avsat’a anlattı

Filistinli tutuklular 8 Aralık’ta sorgulanmak üzere gözleri bağlı ve çıplak şekilde Gazze Şeridi’ne götürülürken (AP)
Filistinli tutuklular 8 Aralık’ta sorgulanmak üzere gözleri bağlı ve çıplak şekilde Gazze Şeridi’ne götürülürken (AP)
TT

İsrail’in gözaltına aldığı Gazzeliler yaşadıkları korkunç deneyimi Şarku’l Avsat’a anlattı

Filistinli tutuklular 8 Aralık’ta sorgulanmak üzere gözleri bağlı ve çıplak şekilde Gazze Şeridi’ne götürülürken (AP)
Filistinli tutuklular 8 Aralık’ta sorgulanmak üzere gözleri bağlı ve çıplak şekilde Gazze Şeridi’ne götürülürken (AP)

Gazze Şeridi, İsrail saldırılarının 80 gün önce başlamasından bu yana, sorguları sırasında hakaret ve işkencelere maruz kaldıklarından şikayetçi olan çocuk, kadın ve yaşlılar da dahil Filistinlileri hedef alan aralıksız gözaltı kampanyalarına sahne oldu.

Kendi tanımladıkları şekliyle bu ‘korkunç deneyim’, Gazzelilerin alışık olduğu bir şey değildi. Bütün bir nesil, 2005’te tamamen geri çekilen İsrail ordusuyla ilk kez yüz yüze gelmişti.

İsrail, Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısından bu yana, İsrail’de bulunan binlerce Gazzeli işçiyi bir gözaltı tesisine yerleştirdi, diğerlerini Batı Şeria’da takip etti, gözaltına aldı ve benzeri görülmemiş zor koşullara maruz bıraktı.

Bu süreç, daha sonra Gazzelilerin gözaltına alınması sırasında da devam eden sert sorgulama, işkence ve çıplak bırakma gibi sadist uygulamaları içeriyor.

Bu, en azından İsrail ordusunun şiddetli soğukta neredeyse çıplak halde tutuklu bulunan yüzlerce Filistinliyi gösteren fotoğrafları kasıtlı olarak servis etmesinden açıkça görülüyor.

Şarku’l Avsat, İsrail tarafından gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılan üç Filistinlinin, gözaltı süresince yaşadığı dehşeti anlatan ifadeleri belgeledi.

FOTO: 25 Aralık’ta Gazze Şeridi sınırına yakın İsrail araçları (EPA)
25 Aralık’ta Gazze Şeridi sınırına yakın İsrail araçları (EPA)

2 Aralık’ta gözaltına alınan Şucaiyye mahallesi sakini Said Dahnun, Gazze’nin batısındaki Filistin Stadyumu’na yakın bir bölgede yerinden edilenlerin kaldığı bir okulda yaşadıklarını şu ifadelerle anlattı:

“Kaba ve sert muameleye, birçok dayağa maruz kaldım. Bizden neredeyse tamamen soyunmamızı istediler ve bizi soğuk havada birkaç saat yarı çıplak tuttular. Kadınları ve çocukları ayırdılar, sonra hepimizi yüz tanıma cihazına götürdüler, eğer kırmızı bir ışık verirse, o kişi sonsuza kadar yok olurdu.”

Mavi Kurt

Dahnun, İsrail ordusunun Batı Şeria ve Kudüs’te yüzleri tanımak için kullandığı ve sahadaki askerlere gözaltına almak istedikleri kişiler hakkında istihbarat bilgisi sağlayan ‘Mavi Kurt’ adlı bir uygulamadan bahsetti.

Dahnun yaşadıklarını şu ifadelerle anlattı:

“Uygulama aracılığıyla arandığı tespit edilen kişiler, hızlı bir soruşturma için bilinmeyen bir yere götürülürken, diğer tutuklular ise saha soruşturmasına tabi tutuldu. Ama hemen değil, bizi saatlerce, bazen günlerce perişan halde tutarlar, sonra da kendi ruh hallerine ve arzularına göre sorguya çekerlerdi.”

Neyse ki Dahnun, sadece iki gün gözaltında tutuldu.

Ancak bunlar sırasında çıplaklığa, alaylara, her türlü dayağa, küfür içeren hakaretlere ve aralıksız ölüm tehditlerine maruz kaldığını söyledi.

Yaşadıklarının ‘korkunç bir deneyim’ olduğunu vurgulayan Dahnun, acı deneyimi şöyle sürdürdü:

“Çok ağır saatlerdi. Ölüm çok yakın görünüyordu. Neredeyse çıplaktık, hava çok soğuktu ve iki gün boyunca hiçbir şey yememize izin verilmedi ve bize sadece her 10 saatte bir bardak su verdiler.”

Askerler, gözaltına alınanlardan Hamas’la ilişkileri, hareket üyelerinin nerede olduğu, tünelleri ve 7 Ekim saldırısına katılanlarla ilgili her türlü bilgiyi istedi.

Dahnun, iki gün sonra neredeyse çıplak halde serbest bırakıldı. Ancak İsrailliler, onu İsrail bayrağı taşıyan bir tişört giymeye zorladı, Gazze Şehri’ndeki Nasr mahallesi yakınında açık bir alana bıraktı ve kendisine, bulunduğu yerin yakınındaki Rimal mahallesine gitmesini söylediler.

Şarku’l-Avsat tarafından dinlenen ifadelere göre, serbest bırakılanların büyük bir kısmı fotoğraflarda yer aldı.

İsrail ordusu, söz konusu kişilerin Hamas’ın askeri kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları’nın elit üyeleri olduğunu iddia etti.

FOTO: İsrail askerleri ile Filistinli gruplar arasında 22 Aralık’ta Gazze’de yaşanan çatışmalar (İsrail Ordusu-AFP)
 İsrail askerleri ile Filistinli gruplar arasında 22 Aralık’ta Gazze’de yaşanan çatışmalar (İsrail Ordusu-AFP)

Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahya kasabasında yaşayan genç Hüseyin Razina, İsrailliler tarafından paylaşılan videoda, İsrail’in teslim olanların Hamas üyesi olduğunu iddia ettiği yüzlerce kişiyle birlikte göründü.

Şarku’l Avsat’a konuşan Razina şunları anlattı:

“Gözaltına alınmamızı büyük bir zafermiş gibi göstermek istediler. Ellerimizi, ayaklarımızı ve gözlerimizi bağladılar ve bizi yakınlardaki Şeyh Zayed binalarının bulunduğu meydana, ardından da bilmediğimiz bir yere, açık bir meydana götürdüler. Orada bizi yüz tanıma cihazına soktular ve tek tek sorgulamaya başladılar. Ciddi dayaklara, sürekli sözlü ve fiziksel hakaretlere maruz kaldık. Askerler bundan keyif alıyor, gülüyor, bizimle dalga geçiyor ve fotoğrafımızı çekiyordu.”

Kendisini sorgulayan askerlerin Filistin, Lübnan ve Suriye lehçeleriyle akıcı Arapça konuştuğunu ve bazılarının İbranice ve Rusça konuştuğunu söyleyen Razina, şöyle devam etti;

“Başlangıçta bizim 7 Ekim saldırısına katılımımıza odaklandılar, ardından Hamas, aktif savaş liderleri, yerleri ve hareketin yetenekleriyle ilgili her şey hakkında bilgi almaya çalıştılar. Açık alanda neredeyse çıplak olarak 6 gün geçirdim. Bu süre boyunca her 6 saatte bir yalnızca iki öğün yemek yedim ve bir bardak su içtim.”

Diğerleri gibi Razina da çıplak olarak serbest bırakıldı ve İsrail bayrağını taşıyan bir tişört giymeye zorlandı.

Kasım ayının son günlerinde gözaltına alınan, Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye sakini Ahmed Hamuda’nın durumu da diğerlerinden farklı değil.

Hamuda, her türlü işkenceye maruz kaldı ve çıplak bırakıldı. Askerlerden biri onu öldüreceğini söyledi.

Tokat, tekme ve küfür

Şarku’l-Avsat’a konuşan Hamuda, işgal askerlerinin evine baskın yaptığını, eşinin ve çocuklarının önünde kendisinden tüm kıyafetlerini çıkarmasını istediğini, eşini ve ailesini başka bir odada tecrit etmeden önce kendisini dövdüğünü söyledi.

Hamuda, yaşadıklarını şu ifadelerle anlattı:

“Çok acı çektim. Sürekli dayak, tehdit ve hakaretlerle, en korkunç şekilde ölüme doğru gittiğinizi hissediyorsunuz. Yiyecek ve su vermediler ve beni öldüreceklerini söylediler.”

FOTO: İsrail askerleri, 8 Aralık’ta gözaltına alınan Filistinlileri sorguya götürüyor (Reuters)
İsrail askerleri, 8 Aralık’ta gözaltına alınan Filistinlileri sorguya götürüyor (Reuters)

İsrailli askerler, Cibaliye’deki Hamas faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu iddia ederek Hamuda’nın kardeşini aradı.

Hamuda, birkaç gün sonra serbest bırakılmadan önce sürekli tokatlandığını, tekmelendiğini, aşağılandığını, müstehcen ve kışkırtıcı hakaretlere maruz kaldığını söyledi.

Gazze’de gözaltına alınanların kesin sayısı henüz bilinmiyor.

Avrupa-Akdeniz İnsan Hakları İzleme Ağı (EMHRN), uluslararası topluma ‘zorla kaçırma’ durumuna son vermesi için İsrail’e baskı uygulama çağrısında bulundu.

EMHRN, bunun Gazze Şeridi’nde aralarında küçük çocukların da bulunduğu yaklaşık 3 bin erkek ve kadın tutukluyu kapsadığını bildirdi.

Ağ tarafından dün yapılan açıklamaya göre, İsrail ordusu geçtiğimiz günlerde Gazze’deki Şeyh Rıdvan mahallesinde yüzlerce Filistinliyi gözaltına aldı.

Aralarında bulunan onlarca kadın, Yermük Stadyumu’na götürüldü ve başörtüleri çıkarılıp arandı.

Kadın tutuklular taciz, dayak ve istismara maruz kaldıklarından şikayetçi oldu.

10 yaşından küçük çocuklar da dahil olmak üzere erkekler de iç çamaşırları dışında tamamen çıplak kalmaya zorlandı.

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, 700’den fazla ‘terör örgütü üyesinin’ Gazze Şeridi’nden İsrail’e sorgulanmak üzere götürüldüğünü söyledi.

Adraee, İsrail ordusunun geçen hafta Şin Bet’le işbirliği içinde, Gazze Şeridi’ndeki ‘terörist faaliyetlere’ karıştığından şüphelenilen yüzlerce şüpheliyi gözaltına aldığını bildirdi.

Bunların 200’den fazlasının Hamas ve İslami Cihad üyesi olduğunu iddia eden Adraee, söz konusu kişilerin soruşturma için İsrail’e götürüldüğünü ekledi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.