Blinken’in ziyaretinde, Ürdün ‘Filistinlilerin tehcirini’ reddederken, Türkiye bölgesel savaş konusunda uyardı

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken Yunanistan’a gitmek üzere Türkiye’den ayrılıyor (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken Yunanistan’a gitmek üzere Türkiye’den ayrılıyor (AFP)
TT

Blinken’in ziyaretinde, Ürdün ‘Filistinlilerin tehcirini’ reddederken, Türkiye bölgesel savaş konusunda uyardı

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken Yunanistan’a gitmek üzere Türkiye’den ayrılıyor (AFP)
ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken Yunanistan’a gitmek üzere Türkiye’den ayrılıyor (AFP)

Türkiye, ABD’nin İsrail’i destekleyen ve Gazze’de kalıcı ateşkese karşı çıkan tutumundan duyduğu endişeyi bir kez daha dile getirerek, İsrail’in eylemleri nedeniyle bölgesel bir savaş çıkma tehlikesine karşı uyardı.

Türkiye konuya ilişkin bu tutumu sergilerken, Ürdün de ‘Filistinlilerin Gazze’den tehcir edilmesini’ reddetti.

Ürdün Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasına göre, Dışişleri Bakanı Eymen Safadi, ABD’li mevkidaşı Antony Blinken ile bugün başkent Amman’da bir araya gelecek.

Safadi görüşmede, Gazze’ye yönelik saldırıları derhal durdurmanın gerektiğini vurgulayacak ve Filistinlilerin kendi toprakları içi veya dışında yerinden edilmesini reddetme konusundaki Ürdün’ün katı tutumunu bir kez daha teyit edecek.

Ürdünlü bakan ayrıca, Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ün birliğine dayanan tam ve kapsamlı bir plan bağlamı dışında, Gazze’nin güvenliğine yönelik gelecekteki her türlü yaklaşımı reddettiklerini ifade edecek.

Safadi, 4 Haziran 1967 çizgisinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin iki devletli çözüm temelinde kurulmasının gerekliliğini de vurgulayacak.

Blinken’ın Türkiye ziyareti

Cuma günü geç saatlerde İstanbul’a inen Blinken, Cumartesi günü Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile İstanbul’da görüştü.

Dışişleri Bakanlığı’nın X hesabından yapılan açıklamaya göre, yaklaşık iki saat süren Vahdettin Köşkü’ndeki görüşmede, Gazze’deki savaş, insani kriz, İsveç’in NATO’ya katılım süreci, ikili ve bölgesel konular ele alındı.

Bunun ardından, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Blinken’ı kabul etti.

Vahdettin Köşkü’nde basına kapalı gerçekleşen kabulde, Dışişleri Bakanı Fidan, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın ve ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeffry Flake de hazır bulundu.

fb
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı-DPA)

Vahdettin Köşkü’nde önünde toplanan çok sayıda Türk vatandaşı, ellerinde ABD’nin tutumunu kınayan ve Başkan Joe Biden’ı ‘katil’ olarak tanımlayan pankartlar taşıdı.

Protestocular arasında, İsrail’in geçen Salı günü  Beyrut’un güney banliyösüne düzenlediği hava saldırısında öldürülen Hamas Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Salih El Aruri’nin fotoğrafını tutan kişiler de yer aldı.

Blinken, Yunanistan, Ürdün, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan, Mısır, İsrail ve Ramallah’ı da kapsayan turun başlangıcında, Türkiye’yi ziyaret etmek üzere Cuma gecesi İstanbul’a geldi.

Türkiye’nin uyarısı

Görüşmelere yakın kaynaklar, Türk yetkililerin Blinken ile yaptığı görüşmelerin odak konusunun Gazze’deki savaş olduğunu ve Ankara’nın, ABD’nin İsrail’e sınırsız destek veren ve kalıcı ateşkese karşı olan tutumundan duyulan rahatsızlığın dile getirildiğini söyledi.

Kaynaklar, Türk tarafının, İsrail’in eylemleri nedeniyle bölgesel bir savaş tehlikesine karşı uyarıda bulunduğunu da sözlerine ekledi.

defrb
Fidan ve Blinken Cumartesi günü İstanbul'da (AP)

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Matthew Miller, Cuma gecesi Blinken’in İstanbul’a inmesinin ardından X hesabından yaptığı paylaşımda, “NATO müttefiği ve ortağı Türkiye köklü ve değerli bir ülkedir. Gazze’deki çatışmanın yayılmasının önlenmesi de dahil olmak üzere bölgesel güvenlik sorunlarının çözümünde önemli bir role sahiptir” ifadelerini kullandı.

Miller Perşembe günü yaptığı açıklamada ise, Blinken’in Türkiye’de başlayan bölge gezisi sırasında, Gazze Şeridi’ne daha fazla insani yardım gönderilmesi, İsrailli rehinelerin kurtarılması ve çatışmadaki sivilleri koruma yollarının iyileştirilmesi çabaları üzerinde yoğunlaşacağını bildirdi.

İsrail’in Batı Şeria’daki gerilimi azaltmak için de daha fazla çaba göstermesi gerektiğini de ekledi.

hyj6
İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad Şefi David Barnea (Reuters)

Türkiye’de yakalanan Mossad ajanları

Erdoğan, Blinken ile İstanbul’daki görüşmelerinin arifesinde, TİSK’in Ortak Paylaşım Forumu’nda yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı;

Son dönemde milli bekamızın teminatı olan kardeşliğimize yönelik saldırıların özellikle yoğunlaştırıldığına şahit oluyoruz. Çok açık ve net söylüyorum. Bu saldırıların en önemli sebepleri Türkiye’nin kendi hak ve menfaatlerini koruma hususundaki kararlılığı ile Filistin davasındaki dik ve tavizsiz duruşudur. Çoluk-çocuk ve kadın 23 bin masumun katledildiği Gazze mezaliminde ülkemiz Filistinli mazlumlardan yana çok net tavır almış hakkı ve hakikati korkusuzca savunmaktan çekinmemiştir. İsrail yönetiminin vahşet politikasına karşı tüm dünyada giderek artan tepkilerin gerisinde ülkemizin yürekli duruşunun da payı vardır.

Cumhurbaşkanı, aynı şekilde MİT’in yurt içi ve sınırların ötesinde Türkiye düşmanlarına ve aparatlarına karşı çok ağır darbeler indirildiğini vurguladı.

Erdoğan’ın açıklamasından birkaç gün önce, Türkiye’de ikamet eden yabancı uyruklulara yönelik yapılan operasyonda, Mossad adına uluslararası casusluk faaliyeti yaptıkları iddiasıyla gözaltına alınan 34 şüpheliden 15’i tutuklandı.

Şüphelilerden 15’inin tutuklanmasına, 11’i hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar verildi.

Sekiz şüphelinin de sınır dışı edilmek üzere İl Göç İdaresi’ne teslim edildiği öğrenildi.

MİT, Mossad’ın Türkiye’de yaşayan yabancılara yönelik operasyon kapsamında, bu ülkedeki Filistinliler ve Suriyelileri silah altına aldığını ortaya çıkardı.

Basında çıkan haberlerde, şüphelilerden birinin yakın zamanda Gazze’den sağlık hizmeti almak üzere Türkiye’ye nakledilen Filistinli yaralılar hakkında bilgi topladığı belirtildi.



Afrika'nın Sahel bölgesinde teröristlerin nüfuz mücadelesi

Afrika'nın Sahel bölgesinde El Kaide ile DEAŞ arasındaki rekabet, cihadı temsil etme tekelini kimin elinde tutacağına dair açık bir mücadeledir (Reuters)
Afrika'nın Sahel bölgesinde El Kaide ile DEAŞ arasındaki rekabet, cihadı temsil etme tekelini kimin elinde tutacağına dair açık bir mücadeledir (Reuters)
TT

Afrika'nın Sahel bölgesinde teröristlerin nüfuz mücadelesi

Afrika'nın Sahel bölgesinde El Kaide ile DEAŞ arasındaki rekabet, cihadı temsil etme tekelini kimin elinde tutacağına dair açık bir mücadeledir (Reuters)
Afrika'nın Sahel bölgesinde El Kaide ile DEAŞ arasındaki rekabet, cihadı temsil etme tekelini kimin elinde tutacağına dair açık bir mücadeledir (Reuters)

Sağır el-Haydari

El Kaide’nin Sahel bölgesindeki kolu olan Cemaat Nusret el İslam vel Müslimin’in (CNIM) finans başkent Bamako'ya doğru ilerlediği ve Burkina Faso ve Nijer gibi ülkelere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı bir dönemde, DEAŞ ile ilişkiler belirleyici bir dönüm noktasına ulaştı. Her iki taraf da Afrika Sahel bölgesinde önemli aktörler olarak kendilerini kanıtlamak için zamana karşı yarışıyor.

DEAŞ, üyelerinin Mali'de düzenledikleri bir pusuda, CNIM’e bağlı Sahra Bölgesi Emiri Ebu Yahya gibi El Kaide'nin önde gelen isimlerini ortadan kaldırmayı başardıklarını duyurdu.

DEAŞ ile El Kaide arasındaki rekabet, Mali, Burkina Faso ve Nijer gibi Afrika Sahel ülkelerinde yaşanan ciddi güvenlik krizlerinin ortasında yaşanıyor ve her iki taraf da bu durumdan yararlanmaya çalışıyor.

Üç daire

DEAŞ ve El Kaide'nin faaliyetleri, Afrika'nın Sahel bölgesini her yıl binlerce kişinin hayatını kaybettiği gerçek bir ‘terör yuvası’ haline getirdi.

Afrika meseleleri uzmanı ve siyasi araştırmacı Sultan Elban, Sahel bölgesinde El Kaide ile DAEŞ arasındaki rekabetin, cihadı temsil etme tekelini kimin elinde tutacağına dair açık bir çatışmaya dönüştüğünü, ancak sahada bunun ideolojik bir anlaşmazlıktan çok insan gücü ve kaynaklar üzerinde bir yarış halini aldığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Elban genel olarak bakıldığında CNIM'in El Kaide'nin Afrika Sahel'deki kolunu temsil ettiğini ve özellikle Burkina Faso, Mali ve Nijer'de en yaygın ve sosyal olarak en köklü örgüt olduğunu, askeri üslere karmaşık saldırılar düzenleme, insansız hava araçları ve patlayıcı cihazlar kullanma ve çok sayıda savaşçıyı seferber etme konusunda gelişmiş operasyonel kapasiteye sahip olduğunu belirtti.

Buna karşın DEAŞ’ın Afrika Saheli’nin bazı bölgelerinde, özellikle Mali'nin kuzeyindeki Minaka bölgesinde daha agresif göründüğünü söyleyen Elban, Nijer, Burkina Faso ve diğer bölgelerin büyük bir kısmını kontrol ettiğini, ancak yerel olarak daha az köklü ve ulusal ordular ile CNIM'in çifte direnişiyle karşı karşıya kaldığını kaydetti. CNIM, 2020'den bu yana Mali ve Burkina Faso'nun merkezi bölgelerinden bu örgütü kovmayı başardı ve sonraki yıllarda da genişlemesini engellemişti.

evfrv
El Kaide'nin CNIM lideri Iyad Ag Ghali'ye bağlı birkaç şubesi bulunuyor (AP)

El Kaide'nin şu anda Afrika Sahel bölgesindeki en önemli yapısal güç olduğunun altını çizen Elban, DEAŞ’ın ise belirli bölgelerde en ölümcül güç olduğunu ve kitlesel katliamlara ve halkı terörize etmeye daha yatkın olduğunu vurguladı. İki örgüt arasındaki rekabetin üç alanda yoğunlaştığını belirten Elban’a göre bunlardan birincisi, sınır geçişleri ve kaçakçılık rotalarının kontrol edilmesi, ikincisi, köylerde ve kırsal alanlarda tahkim ve yargı yetkisinin dayatılması ve üçüncüsü, merkezin önünde, yani Suriye ve Afganistan'ın önünde ve hatta Sahel'deki yerel sıcak noktaların önünde, küresel cihadın tekelleştirilmesi.

Kayıpların telafisi

Afrika'nın Sahel bölgesindeki ülkeler, son yıllarda bazı askeri darbelere tanık oldu. Bu darbeler sonucunda, güvenlik ve istikrarı yeniden tesis etme sözü veren askeri konseyler iktidara geldi. Ancak, özellikle Ensaruddin gibi radikal grupların yeni bölgelere doğru ilerleme kaydetmeleri bakımından bu konseylerin çabaları eleştirilmeye devam ediyor.

Nijeryalı güvenlik araştırmacısı Issa Mounkaila, gerçekte, El Kaide’nin yıllardır Afrika'nın Sahel bölgesini tekelinde tuttuğunu ve bu bölgenin El Kaide için Afganistan gibi ülkelerde yaşadığı başarısızlıkların ardından güvenli bir sığınak haline geldiğini söyledi.

Aynı durumun DAEŞ için de geçerli olduğunu belirten Mounkaila, DAEŞ'in şu anda Afrika kıyılarına, nüfuz kazanmanın kolay olduğu bir güvenlik kırılganlığı bölgesi olarak geri döndüğünü ve DAEŞ'in şu anda Suriye, Irak ve Libya'daki kayıplarını telafi etmeye çalıştığını söyledi. Mounkaila’ya göre bu telafi, ancak El Kaide'nin kontrolündeki bölgelerin aleyhine olabilir. Nijeryalı uzman ayrıca, DEAŞ’ın merkezi düzeyde net bir liderlik kaybına uğraması ve örgütün bölgedeki nüfuzunu ve hedeflerini yönetme planına ilişkin belirsizlikler göz önüne alındığında, El Kaide'nin hala üstünlüğünü koruduğuna inanıyor.

Denge El Kaide lehine değişiyor

El Kaide, CNIM gibi kendisine bağlı örgütler aracılığıyla, Rusya ve daha önce Fransa ile ittifak kuran Afrika Sahel'deki askeri konseylere karşı çıkıp kendi saflarına katılmaya çağıran videolar yayınlamaya devam ediyor.

Öte yandan ise DEAŞ, haftalık dergisi en-Nebe'de savaşın sürdürülmesi çağrısında bulunurken, El Kaide'ye karşı saldırılar başlattığını da açıklayarak iki grup arasındaki çatışmanın şiddetlendiğini gösteriyor.

Elban, iki taraf arasındaki çatışmanın geçmişi çerçevesinde, özellikle 2020'den bu yana Çad ve Burkina Faso arasındaki sınır üçgeninde, ara sıra ateşkeslerle birlikte, sınırlı çatışmalardan açık savaşa kadar çeşitli aşamalardan geçtiğini söyledi.

sddvd
Burkina Faso terör örgütlerinin yayılmasını önlemeye çalışıyor (Reuters)

Elban, her iki örgütün de kontrol ve finansman mekanizmalarına sahip olduğunu, özellikle de vergilerle, bu örgütleri kontrol ettikleri bölgelerde devlete paralel vergi otoriteleri haline getirdiğini, yönetim boşluğundan ve ekonomik çöküşten faydalanarak vergi uygulayıp zekat topladıklarını söyledi. Çobanların hayvanlarına el konulduğunu ve yerel pazarlarda veya Moritanya, Senegal ve başka yerlerdeki pazarlarda satıldığını da sözlerine ekledi.

İki örgüt arasında ince farkın El Kaide'nin gelirlerinin bir kısmını yoksulları destekleyerek ve anlaşmazlıkları çözerek yargı alternatifi olarak kendini dayatacak şekilde belirli bölgeleri kayırma eğiliminde olması olduğuna dikkati çeken Elban, El Kaide’nin bazen de imajını iyileştirmek ve meşruiyetini pekiştirmek için insani yardım kuruluşlarının çalışmalarına göz yumduğunu, DEAŞ’ın ise daha nefret dolu bir yaklaşım sergileme eğiliminde olduğunu ve sosyal kabul görme konusunda endişelenmediğini vurguladı.

Bölge ülkelerinin bazılarının ordu tarafından yönetilmesi ve mevcut kırılganlık bakımından ağlar ve yerel entegrasyon açısından dengelerin El Kaide lehine kaydığına işaret eden Elban, ancak DEAŞ’ın savunmasız bölgelerde hedefli saldırılar düzenleme ve katliamlar gerçekleştirme yeteneğini üst düzeyde tuttuğunu belirtti.


İran, Netanyahu’nun Washington ziyaretinden önce diplomatik çabalar üzerinde ‘yıkıcı etkiler’ olacağı konusunda uyarıda bulundu

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
TT

İran, Netanyahu’nun Washington ziyaretinden önce diplomatik çabalar üzerinde ‘yıkıcı etkiler’ olacağı konusunda uyarıda bulundu

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani (Reuters)

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani’nin Umman’a ulaşmasının ardından Tahran, diplomatik çabalara yönelik ‘yıkıcı baskı ve etkiler’ konusunda uyarıda bulundu. Bu uyarı, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, ABD-İran müzakerelerine odaklanması beklenen görüşmeler için Washington’a yapacağı ziyaretten hemen önce geldi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi bugün düzenlenen haftalık basın toplantısında, “Görüşme yaptığımız taraf ABD’dir ve bölgeyi olumsuz etkileyen yıkıcı baskılardan bağımsız hareket etme kararı onlara aittir… Siyonist rejim, bölgede barışa yol açacak herhangi bir diplomatik girişimi sürekli olarak engellemeye çalıştı” ifadelerini kullandı.

İran devlet televizyonuna konuşan Bekayi, ülkesinin ABD ile yürüttüğü müzakerelerde hızlı bir sonuca ulaşmayı hedeflediğini ve gecikmeye gitmek istemediğini belirtti.

Bekayi, geçtiğimiz hafta ABD ile yapılan nükleer görüşmelerin karşı tarafın ‘ciddiyetini’ ölçmek için gerçekleştirildiğini aktarırken, mevcut müzakerelerin ne kadar süreceği veya ne zaman sonuçlanacağının öngörülemediğini kaydetti.

Şarku’l Avsat’ın İran resmi haber ajansı IRNA’dan aktardığına göre Laricani’nin Maskat’ta Umman Sultanı Heysem bin Tarık ve Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi ile bir araya gelmesi bekleniyor.

Laricani dün yaptığı açıklamada, ziyaretin bölgesel ve uluslararası son gelişmeler ile İran-Umman ekonomik iş birliğini ele alacağını söyledi.

Ziyaret, Washington ile Tahran arasında birkaç gün önce yapılan ve ABD’nin güç kullanma ihtimalini gündeme getirdiği müzakerelerin ardından gerçekleşiyor.

Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı olmasını, füze programı gibi diğer konuların tartışılmamasını istiyor.

Öte yandan Mısır Dışişleri Bakanlığı bugün yaptığı açıklamada, Bakan Bedr Abdulati’nin İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile bir telefon görüşmesi yaparak bölgesel gelişmeleri ele aldığını bildirdi.

Açıklamada, Arakçi’nin Abdulati’yi yakın zamanda Umman’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen ABD-İran müzakerelerinin gelişmeleri hakkında bilgilendirdiği belirtildi. Görüşmede Abdulati, ülkesinin bu müzakerelere ve gerilimi azaltmaya yönelik tüm çabalara tam destek verdiğini ifade etti.

Açıklamaya göre Abdulati, ABD ve İran arasındaki müzakere sürecinin barışçıl ve uzlaşmacı bir çözüme ulaşana kadar sürdürülmesinin önemini vurguladı. Ayrıca, bu hassas dönemde ortaya çıkabilecek herhangi bir anlaşmazlığın aşılması gerektiğini belirterek, bölgedeki gerilimi önlemenin en temel yolunun diyalog olduğunu kaydetti.


Birleşmiş Milletler, ABD'nin aidatlarını ne zaman ödeyeceğine dair açıklama talep ediyor

ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
TT

Birleşmiş Milletler, ABD'nin aidatlarını ne zaman ödeyeceğine dair açıklama talep ediyor

ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 23 Eylül'de New York'taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi'nde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu önünde yaptığı konuşmada (AFP)

Birleşmiş Milletler dün yaptığı açıklamada, Washington'ın geçen hafta birkaç hafta içinde ilk ödemeyi yapacağına dair verdiği sözün ardından, Amerika Birleşik Devletleri'nin ödenmemiş bütçe borçlarını ne zaman ödeyeceğine dair ayrıntıları beklediğini belirtti.

BM sözcüsü Stéphane Dujarric basın toplantısında, “Verileri gördük ve açıkçası, Genel Sekreter bu konu hakkında bir süredir Büyükelçi (Mike) Walts ile temas halinde” dedi. “Bütçe Kontrol Birimimiz Amerika Birleşik Devletleri ile temas halinde ve bazı göstergeler sağlandı. Ödemenin kesin tarihini ve taksitlerin büyüklüğünü öğrenmeyi bekliyoruz” ifadesini kullandı.

Genel Sekreteri António Guterres, 28 Ocak'ta üye devletlere yazdığı bir mektupta, 193 üyeli örgütün aidatların ödenmemesi nedeniyle “yaklaşan mali çöküş” riskiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, örgütün mali durumu hakkında uyarıda bulundu.

cvfthyj
ABD Başkanı Donald Trump, New York'taki Birleşmiş Milletler'de yaptığı konuşmanın ardından eliyle jest yapıyor (AFP)

Başkan Donald Trump döneminde Washington, Birleşmiş Milletler'in sistemlerini reforme etmesini ve bütçesini azaltmasını talep ederek birçok cephede çok taraflılıktan çekildi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre ABD'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Waltz cuma günü verdiği demeçte, "Çok yakında kesinlikle bir ilk ödeme göreceksiniz" dedi. "Yıllık aidatlarımızın önemli bir ilk ödemesi olacak... Nihai miktarın henüz belirlendiğini sanmıyorum, ancak birkaç hafta içinde belli olacak" ifadesini kullandı.

Birleşmiş Milletler yetkilileri, ABD'nin uluslararası örgütün bütçesine ödenmesi gereken aidatların %95'inden fazlasından sorumlu olduğunu söylüyor. Şubat ayı itibarıyla Washington'ın 2,19 milyar dolar borcu bulunuyordu; buna ilave olarak mevcut ve geçmiş barış koruma misyonları için 2,4 milyar dolar ve BM mahkemeleri için 43,6 milyon dolar daha ödenmesi gerekiyordu.

BM yetkilileri, ABD'nin geçen yılki düzenli bütçe için aidatlarını ödemediğini, bu nedenle 827 milyon dolar, cari yıl için ise 767 milyon dolar borcu olduğunu, geri kalanının ise önceki yıllardan kalan borçlardan oluştuğunu ifade etti.