Arap Amerikan Enstitüsü Başkanı Zogby, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘ABD vatandaşı Araplar korkuyor, Biden’a oy vermeyecekler’

Biden’ın popülaritesinde büyük düşüş ve ‘üçüncü parti’ adayları destekleme veya oy vermekten kaçınma eğilimleri var

Arap Amerikan Enstitüsü Başkanı Zogby, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘ABD vatandaşı Araplar korkuyor, Biden’a oy vermeyecekler’
TT

Arap Amerikan Enstitüsü Başkanı Zogby, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘ABD vatandaşı Araplar korkuyor, Biden’a oy vermeyecekler’

Arap Amerikan Enstitüsü Başkanı Zogby, Şarku’l Avsat’a konuştu: ‘ABD vatandaşı Araplar korkuyor, Biden’a oy vermeyecekler’

Washington merkezli Arap Amerikan Enstitüsü Başkanı Dr. James Zogby, Şarku’l Avsat’a verdiği röportajda, ABD Başkanı Joe Biden’in popülaritesinde Arap ve Müslüman topluluklar ile genel olarak genç Amerikalılar arasında, Gazze’de savaşın başladığı günden bu yana İsrail’e sağladığı koşulsuz destek nedeniyle muazzam bir düşüş yaşandığını söyledi. Zogby, bunun birçok eyalette, özellikle Michigan, Virginia, Pensilvanya, Florida ve belki de Georgia’da net ve etkili yansımaları olacağını vurguladı. Söz konusu eyaletler, rakibi eski Başkan Donald Trump ile rekabet marjlarının dar olduğu eyaletler olarak sayılıyor.

Eski ABD Başkanı Donald Trump, New Hampshire’daki seçim mitinginde (AP)
Eski ABD Başkanı Donald Trump, New Hampshire’daki seçim mitinginde (AP)

Yaklaşık elli yıldır devam eden parti kariyerinde bir Demokrat olmasına rağmen, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) en eski Arap-Amerikan araştırma merkezlerinden birinin kurucusu, mevcut yönetime nadir eleştiriler yöneltti. Zogby, her renkten ve her kökenden genç neslin hem Biden’ın hem de Trump’ın yaşı nedeniyle üçüncü parti adaylarının çok sayıda oy alacağını ve pek çok kişinin ise oy kullanmaktan kaçınacağını söyledi.

Filistinlilerin haklarını destekleyen tutumu nedeniyle çok sayıda kişinin hapse atılacağı tehditlerine maruz kalan Zogby, bazı Yahudi örgütlerinin İsrail düşmanlığını antisemitizmin bir parçası olarak tanımlamayı teşvik ettiğini vurguladı. Yetkili, Arap topluluklarının üyelerinin, Filistin davasına verdikleri destek nedeniyle üniversite kampüslerinde ve işyerlerinde karşılaştıkları tacize karşı uyarıda bulunarak, bu durumun Araplar arasında korkuya yol açtığını vurguladı.

ABD Başkanı Joe Biden, Washington’daki Beyaz Saray’ın güney bahçesinde (AP)
ABD Başkanı Joe Biden, Washington’daki Beyaz Saray’ın güney bahçesinde (AP)

Zoom platformu üzerinden gerçekleştirilen röportajda Şarku’l Avsat, Zogby’ye, Başkan Biden’ın Gazze’deki savaş sırasında İsrail’e yönelik tavrından dolayı hayal kırıklığına uğrayıp uğramadığını sordu. James Zogby ise “Biden’la ilgili hayal kırıklığım derin ve uzun süreli. Önceki başkanların neredeyse hepsinde gördüğümüz gibi onun da İsrail’i desteklemesini bekliyordum” şeklinde yanıt verdi. “7 Ekim ve o gün yaşananlardan sonra, Hamas’ın yaptıklarını kınaması ve öfkesini ifade etmesi beni şaşırtmadı” diyen Zogby, “Birkaç gün sonra Beyaz Saray’a ‘Kendinize bir çıkış yolu bırakmıyorsunuz. Başkanlar genellikle şunu şunu kınadığımızı söylüyorlar. Ama daha sonra bir şeyin olumsuz yönde geliştiğini görürlerse kendilerine değişim şansı veriyorlar’ dedim. Biden bunu yapmadı. Koşulsuz destek sağladı. Sivilleri koruma konusundaki dilini değiştirmeye ya da oyunun sonunu düşünmeye başladığında artık çok geçti; Çünkü İsrail savaş makinesi vahşet işliyordu” ifadelerini kullandı.

James Zogby, ateşkes talebinde bulunmak için yönetimden birisiyle üst düzey bir toplantı yaptığını hatırlatırken, “Bana ateşkese ulaşmanın kabul edilemez olduğu yanıtını verdiler. Çünkü onlara göre bu, sadece Hamas’a silahlanma şansı verecektir. Ama zaten öldürülen binlerce sivili olduğunu söyledim. O sıralarda bu sayı üç bindi. Çok vahim bir duruma tanık oluyoruz. Evet dediler ve bunun dayanılmaz olduğunu söylediler. Ben de dayanılmaz iki durumun olduğunu söyledim. Ayrıca ‘Siz birlikte yaşamak istediğiniz bir şey seçtiniz; Filistinlilerin ölümü’ dedi.” Şeklinde konuştu.

İsrail anlatısı

Son üç ayda görüştüğü bazı Arap Amerikalıların ‘Arapların ve Filistinlilerin canının önemli olmadığı’ yönündeki düşüncelerine dikkati çeken Zogby, “Evet ve Joe Biden’ın ve yönetimindeki pek çok kişinin yaptığı gibi İsrail anlatısında inanılacak bir şeyler olduğuna inanıyorum. Bu pozisyonlar 1970’lerde ve 1980’lerde gelişti hala da aynı. İsrail, ABD gibi, sınırlarında vahşilerle savaşan ve hayallerin gerçekleşebileceği bir özgürlük alanı yaratan öncü bir sınır devletidir. Yerli halk ise medeniyete yer açmak için kesilmesi gereken ağaçlar gibidir. Zihniyet budur ve bugün de mevcuttur. Hemen hemen mantık budur. ABD’deki Arapların bu şekilde hissettiğine inanıyorum.  Bu, Biden’in Arap toplumunun desteğine mal olacak” ifadelerini kullandı.

Göstericiler, 28 Aralık’ta New York’ta düzenlenen protesto sırasında Gazze’de öldürülen çocukları anıyor (AFP)
Göstericiler, 28 Aralık’ta New York’ta düzenlenen protesto sırasında Gazze’de öldürülen çocukları anıyor (AFP)

Zogby, seçimlerin yaklaştığını ve ABD’li Arapların yaklaşan seçimlerde Biden’ın kendilerinden istediği desteği sağlayamayabileceğini belirtirken, “Bir kamuoyu yoklaması yaptık. Savaş çoktan başlamıştı ve insanlara kime oy vereceklerini sorduk. 2020’de ona oy verenlerin oranı yüzde 59’a kıyasla yüzde 17’si Biden’ı destekleyeceğini bildirdi. Bu, çok büyük bir düşüş. Açıkçası Demokrat Parti ve Beyaz Saray’daki insanlar, bana şunları söyledi: ‘Kasım ayına kadar bunu unutacaklar’. Onlara bunun tamamen cahilce ve yanlış olduğunu belirttim. Bu, aynı zamanda tehlikeli. Çünkü neredeyse tüm hayatım boyunca bu siyaset oyununun içindeyim. Gördüğüm şey şu ki, insanlar bu kadar sinirlendiğinde ya da hayal kırıklığına uğradığında geri adım atmıyorlar. Tamam, Biden ya da Trump demiyorlar. Zaten bu kararı 2020’de verdiler. (...) 2020’de (isteksizce) Joe Biden’a oy verdiler. Onun şimdiye kadarki en iyi kişi olduğunu düşünmüyorlardı. Hillary’nin gelmiş geçmiş en iyi kişi olduğunu düşünmüyorlardı. (...) Öte yandan pek çok kişi hiç oy vermeyeceğini söyledi. Hiç oy kullanmayacak ve üçüncü parti adaylarını seçecek kişilerin sayısının ciddi oranda artacağını düşünüyorum. Donald Trump’a oy vermeyecekler. Yapmayacaklar. Gençler, sadece Arap gençliğini kastetmiyorum, siyahlar, Latinler, Asyalılar ama genel olarak gençler ve ilerici Yahudiler, üçüncü parti adaylarına oy verecek ya da hiç oy vermeyecekler. Bunun 2000 yılında Al Gore’da olduğunu gördük, 2016’da da gördük. Tekrar olacağını düşünüyorum. Üçüncü parti adaylarının Kasım 2024’te çok başarılı olmasını bekliyorum. Bu, özellikle gençlerin bunun kendileri için önemli olduğunu hissetmemelerinin bir sonucudur. Demokratların kendilerine oy verilmesini olduğu gibi kabul etmesi son derece tehlikelidir” ifadelerini kullandı.

Üçüncü Parti

Lübnan asıllı olan ve Amerikalı karar vericiler arasında kendisine önemli bir konum yaratan Zogby, üçüncü parti adaylarının zaten kombinasyona dahil olduğunu söylerken, aralarında Cornel West’in destek alacağını dile getirdi. James Zogby, “İsrail konusunda, daha iyi olmasa da Bob Kennedy’nin destek alacağını düşünüyorum. Kendisi, Biden kadar sert değil ve toplumu aynı şekilde kızdırmadı. Bu seçimde fark yaratacak. Partideki insanlara, ‘Yardımınıza ihtiyacımız olacak’ diyeceklerini söyledim. Onlara şunu söyledim: ‘Benden Dearborn, Michigan’a veya Paterson, New Jersey veya Anaheim, California'ya gidip Arap topluluklarıyla konuşup onlara şunu yapın, bunu yapmayın dememi beklemeyin’” dedi.

ABD vatandaşı Arapların duygularında birlik olup olmadığına ilişkin olarak, “Anketlerde ve politikada öğrendiğimiz bir şey varsa o da ortada hiçbir birliğin olmadığıdır” şeklinde konuştu.

Arap oylarının Trump ya da Biden üzerindeki etkisiyle ilgili olarak da “Örneğin Michigan’ı büyük ölçüde etkiliyorlar. Ayrıca Virginia’yı da etkiliyorlar. Florida’da, seçim sonucunun yüzde üç ya da dört farkla belirlendiği herhangi bir eyalette etkili olabilirler. Ohio’da yaklaşık yüzde 2, Pensilvanya’da yüzde 2, Michigan’da yaklaşık yüzde 5, Florida’da yüzde 1,5 oranında destek alan bir topluluğu ele alalım, bu büyük bir fark yaratıyor. Bu seçimler, bazen 20 bin oy çoğunluğuyla kararlaştırılırken, Georgia’da az sayıda oyla karar veriliyordu. Artık Georgia’da öyle ya da böyle fark yaratabilecek, büyüyen bir topluluğumuz var. Bunun dikkate almamız gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. Burada iki milyon seçmenden bahsetmiyoruz. 150 bin seçmenden bahsediyoruz ama 10 bin oy ile yapılan seçimlerde bunun etkisi oluyor” ifadelerini kullandı.

Antisemitizm ve Araplar

ABD’de antisemitizmin yükselişte olduğu ve bunun yalnızca topluluklar arasında değil, aynı zamanda üniversitelerde ve İslamofobi gibi her yerde çok hassas bir konu olduğu yönündeki karşı argüman sorulduğunda Zogby, Yahudi karşıtlığının gerçek bir sorun olduğunu itiraf etti. Yetkili, “Şüphesiz. Kendi topluluğumda her zaman Yahudi karşıtlığına karşı mücadele ettim. Çünkü inanın Arap toplumunda antisemitizm var. Şüphesiz. Bununla uğraştım ve hala bununla uğraşıyorum” dedi.

James Zogby, konuyla ilgili gözlemde bulunurken, “İki Yahudi örgütü, Yahudi karşıtlığını, Siyonizm karşıtlığını ve İsrail karşıtı davranışları birleştirme çabasına öncülük etti. Bu temelde yanlış” dedi. Zogby, “Antisemitizmin yükselişine baktığımızda, İsrail’i destekleyen bir posteri yırtan biriyle İsrail bayrağını yakan birini birbirinden ayırmamız gerekiyor. Bu antisemitizm değil. Ama bu İsrail karşıtı” ifadelerini kullandı.

Zogby, “Bununla ilgili çok fazla gürültü var, ama üniversite kampüslerinde Arap öğrencilerin başına gelenler hakkında o kadar fazla gürültü yok. Açıkçası bu sadece üniversite kampüslerinde değil, aynı zamanda işyerlerinde de yaşanıyor. Bazı büyük Yahudi örgütlerinin, İsrail’e yönelik her türlü eleştiriyi de içeren bir anti-Semitizm tanımını kabul ettikleri bir bildiriyi imzalamaları için baskı yaptığı şirketlerde de yaşanıyor. Bunun şirket politikası olduğunu söylüyorlar. Bunu çalışanlarına göndererek İsrail karşıtı herhangi bir faaliyette bulunmayacaklarına dair imza atmalarını istiyorlar. Bu, temelden yanlıştır, ifade özgürlüğünün reddidir (...) Halkımızın birçoğu korkuyor. Birçoğu şikâyette bulunmaktan korkuyor. Kendi deneyimimden biliyorum. Büyüdüğümde ölüm tehditleri aldım ve siyasi örgütlerden dışlandım” açıklamasında bulundu.

Sessiz kavgalar

Her yönetimde gerçekten etkili olan çok sayıda ABD’li Arap’ın olduğuna ve bunların ‘Gazze’deki savaşın, özellikle Lübnan’a doğru yayılmasının önlenmesine yardımcı olmak için’ Beyaz Saray’da veya başka yerlerde tüm hastalıkların iyileştirilmesine yardım edip etmediklerini sorusuna ise, iki gözlemi olduğunu söyledi. Zogby, “Birincisi, yüksek mevkilerde bulunanlar sessiz savaşlar yaparlar, yaptıkları da budur. Orada oldukları için mutluyum. Onlardan benim yaptığımı yapmalarını istemiyorum. Onların işi kapıları kırmak, talepte bulunmak, sorun yaratmak değil. Amaçları dili düzeltip odada oturmak. Çünkü odaya girdiklerinde konuşma değişecek. Bunu daha önceki yönetimlerde birlikte olduğum ve birlikte çalıştığım insanlardan biliyorum. Ne kadar etkili olduğunu da biliyorum. Bir de kıdemsiz çalışanlar var. Onlar adına korkuyorum, çünkü çok zor bir durumla karşı karşıyalar. Birçoğuyla gurur duyuyorum” şeklinde konuştu.

Önümüzdeki 5 Kasım’da, yani yaklaşık on bir ay sonra yapılacak seçimlere ilişkin olarak ise James Zogby, “Açıkçası hiçbir fikrim yok. 2020 için tekrarlanan bir döngü hayal edemiyorum. Joe Biden ve Donald Trump’ın aday olması konusunda pek çok Amerikalının da aynı şekilde hissettiğini düşünüyorum. Anketlere bakın, çoğunluk bunun mümkün olmadığını söylüyor. Bu iki adam seksenli yaşlarında olacaklar (...) değil mi? Yani genç liderlerimiz var. Aynı zamanda Joe Biden aday olmazsa kimin aday olacağını bilmiyorum. Bu noktada insanların ön seçimlere girip koşması için artık çok geç. Donald Trump için de aynı şey geçerli. Eyaletler onun oy pusulasında yer alamayacağına karar vermesine rağmen şu ana kadar çok büyük bir farkla önde. Bazıları da bunu şimdi yapıyor. Aday olmasaydı kükreyecek sadık takipçileri var” dedi.



İran hava sahasını kısmen açtı

İran hava sahasını kısmen yeniden açtı (Arşiv- Reuters)
İran hava sahasını kısmen yeniden açtı (Arşiv- Reuters)
TT

İran hava sahasını kısmen açtı

İran hava sahasını kısmen yeniden açtı (Arşiv- Reuters)
İran hava sahasını kısmen yeniden açtı (Arşiv- Reuters)

İran Sivil Havacılık Otoritesi, İran'ın doğu bölgelerinden geçen uluslararası uçuşlara hava sahasının kısmen yeniden açıldığını duyurdu.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre Sivil Havacılık Otoritesi, "İran hava sahasının doğu kesimindeki hava koridorlarının İran üzerinden transit geçen uluslararası uçuşlara açık olduğunu" ve bazı havaalanlarının da sabah 7'de (03:30 GMT) yeniden açıldığını belirtti.

Duyurudan üç saatten fazla bir süre sonra, uçuş takip siteleri İran hava sahasının uluslararası uçuşlardan tamamen arındırıldığını gösterirken, bazıları İran hava sahasından kaçınmak için uzun dolambaçlı yollara başvurmak zorunda kaldı.


İran savaşı Trump'ın zayıf noktasını ortaya koydu: Ekonomik baskı

ABD Başkanı Donald Trump, dün akşamı Beyaz Saray'a gelişinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, dün akşamı Beyaz Saray'a gelişinde (AP)
TT

İran savaşı Trump'ın zayıf noktasını ortaya koydu: Ekonomik baskı

ABD Başkanı Donald Trump, dün akşamı Beyaz Saray'a gelişinde (AP)
ABD Başkanı Donald Trump, dün akşamı Beyaz Saray'a gelişinde (AP)

Yedi haftalık savaş, İran’daki yönetimi devirmeyi ya da ABD Başkanı Donald Trump’ın tüm taleplerini kabul ettirmeyi başaramadı. Reuters’ın analizine göre bu süreç, ABD ve müttefiklerinin karşıtları açısından Trump’ın temel zayıflıklarından birini ortaya koydu: ekonomik baskı.

İran’ın dün Hürmüz Boğazı’nı yeniden deniz trafiğine açacağını açıklamasına rağmen, Ortadoğu’daki kriz Trump’ın iç ekonomik maliyetlere ne ölçüde katlanabileceğinin sınırlarını gösterdi.

Trump, 28 Şubat’ta İsrail’e katılarak İran’a yönelik saldırılara başlamış, bunu özellikle nükleer programla ilgili “yakın güvenlik tehditleri” ile gerekçelendirmişti. Ancak ABD’de yakıt fiyatlarının artması, enflasyonun yükselmesi ve kamuoyu desteğinin düşmesiyle birlikte Trump, iç etkileri hafifletecek bir anlaşmaya varmak için zamanla yarışıyor.

Malta bayraklı bir petrol tankeri, Hürmüz Boğazı'nı geçtikten sonra Irak'a yaklaşıyor (Reuters).Malta bayraklı bir petrol tankeri, Hürmüz Boğazı'nı geçtikten sonra Irak'a yaklaşıyor (Reuters).

Analistlere göre İran ağır askeri darbe almasına rağmen, Trump ve ekibinin hafife aldığı ekonomik maliyetler yaratma kapasitesini gösterdi. Bu durum, küresel ölçekte ciddi bir enerji şokuna yol açtı.

Enerji maliyetleri ve resesyon riski

Trump, savaşın yol açtığı iç ekonomik kaygıları sık sık kamuoyu önünde küçümsedi. ABD, İran’ın kontrolü nedeniyle fiilen kesintiye uğrayan küresel petrol sevkiyatlarının beşte birine doğrudan bağımlı olmasa da artan enerji fiyatları Amerikan iç piyasasını olumsuz etkiledi. Uluslararası Para Fonu’nun küresel resesyon riskine ilişkin uyarıları ise tabloyu daha karamsar hale getirdi.

ABD’de geniş destek bulmayan savaştan çıkış yolu bulma yönündeki baskılar artarken, Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi, kasım ayındaki ara seçimlerde Kongre’deki sınırlı çoğunluğunu korumaya çalışıyor.

İranlı yetkililer de bu durumun farkında olduğundan Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü, Trump yönetimini müzakere masasına çekmek için kullandığı belirtiliyor.

Analistler, Çin ve Rusya’nın da benzer ders çıkarabileceğini değerlendiriyor. Buna göre Trump ikinci döneminde askeri güç kullanmaya istekli görünse de iç ekonomik baskılar arttığında diplomatik çıkış yolları arıyor.

ABD Eski Başkanı Barack Obama döneminde görev yapmış dış politika danışmanı Brett Bruen, “Trump ekonomik baskıyı hissediyor; bu da bu savaşta bir zayıflık noktası” değerlendirmesinde bulundu.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığı habere göre Beyaz Saray Sözcüsü Kush Desai ise yönetimin enerji piyasalarındaki “geçici” sorunları çözmek için İran’la anlaşma arayışını sürdürürken, “başkanın maliyetleri düşürme ve büyüme gündemine odaklanmayı sürdürdüğünü” ifade etti.

Politika değişimi

Trump’ın 8 Nisan’da hava saldırılarından diplomasiye yönelmesi, finans piyasaları ve bazı destekçilerinin baskısı sonrası gerçekleşti.

Ekonomik sıkıntının bir kısmı, gübre sevkiyatlarının aksaması nedeniyle Trump’ın önemli seçmen tabanlarından olan çiftçilere yansıdı. Artan jet yakıtı fiyatları ise uçak bileti maliyetlerini yükseltti.

İki haftalık ateşkesin sona ermesine yaklaşılırken, öngörülemez bir lider olarak bilinen Trump’ın hedeflerini karşılayan bir anlaşmaya varıp varamayacağı, ateşkesi 21 Nisan sonrasına uzatıp uzatmayacağı ya da askeri operasyonları yeniden başlatıp başlatmayacağı belirsizliğini koruyor.

Diğer yandan, İran’ın boğazın açık kalacağını duyurmasıyla birlikte küresel petrol fiyatları sert bir düşüş gösterdi, finans piyasaları ise yükseldi.

Çin'in Henan eyaletinde iki çiftçi, buğday tarlasında kullanılmak üzere gübre hazırlıyor (Reuters)Çin'in Henan eyaletinde iki çiftçi, buğday tarlasında kullanılmak üzere gübre hazırlıyor (Reuters)

Trump, Hürmüz Boğazı’nın güvenli olduğunu açıklayarak İran’la “büyük ölçüde şartları belirlenmiş” bir anlaşmanın yakında imzalanacağını söyledi. Ancak İranlı kaynaklar, henüz giderilmeyen pürüzlerin bulunduğunu ifade etti.

Uzmanlar, savaş kısa sürede bitse bile ekonomik hasarın giderilmesinin aylar hatta yıllar alabileceği uyarısında bulunuyor.

Temel soru ise olası anlaşmanın, İran’ın nükleer silah elde etmesinin önlenmesi de dahil, Trump’ın belirlediği hedefleri karşılayıp karşılamayacağı.

ABD-İsrail saldırılarının ardından yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunun yer altına taşındığı tahmin edilirken, Trump Reuters’a yaptığı açıklamada, anlaşmanın bu malzemelerin çıkarılıp ABD’ye taşınmasını da içerdiğini söyledi. İran ise uranyumun yurt dışına gönderilmesini kabul ettiğini reddetti.

Trump yönetiminden üst düzey bir yetkili, müzakerelerde ABD’nin “birkaç kırmızı çizgiyi” koruduğunu belirtti.

Öte yandan Trump’ın savaşın başında İran halkına hükümeti devirmeleri yönündeki çağrısı da karşılık bulmadı.

ABD’nin Avrupa’dan Asya’ya uzanan müttefikleri ise Trump’ın kendileriyle istişare etmeden savaşa girme kararından ve İran’ın boğazı kapatmasının yaratabileceği risklerden başlangıçta endişe duydu.

Washington merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden Gregory Poling, “Bu savaş müttefikler için alarm zili oldu. ABD yönetiminin sonuçları yeterince hesaba katmadan plansız hareket edebileceğini gösterdi” yorumunda bulundu.

2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında dönemin ABD Başkanı Joe Biden, petrol arzını azaltıp fiyatları artırma riskinden dolayı Moskova’nın enerji sektörüne yaptırımlar konusunda temkinli davranmıştı.

İkinci dönem kampanyasında düşük benzin fiyatı ve düşük enflasyon vaat eden Trump’ın ise fiyat artışlarına yol açtığı yönündeki eleştirilerden etkilendiği görülüyor. Geçen yıl Çin’e uygulanan gümrük tarifelerini, Pekin’in misilleme yapmasının ardından düşürmesi buna örnek gösteriliyor.

Yanlış hesaplar

Trump’ın ticaret savaşında Çin’in tepkisini yanlış hesaplamasına benzer şekilde, İran’ın bölgedeki enerji altyapısını hedef alarak ve stratejik su yolunu kapatarak vereceği ekonomik karşılığı da öngöremediği değerlendiriliyor.

 Los Angeles'ta arabasına yakıt dolduran bir adam (AP)Los Angeles'ta arabasına yakıt dolduran bir adam (AP)

ABD’li yetkililer, Trump’ın bu savaşın Venezuela’ya yönelik sınırlı bir operasyon gibi olacağını düşündüğünü, ancak bu kez sonuçların çok daha geniş çaplı olduğunu ifade etti.

Analistlere göre bu durum, Japonya, Güney Kore ve Tayvan gibi Asyalı müttefiklere, Trump’ın Çin ile daha dostane ilişkiler arayışı kapsamında kendi bölgesel hedeflerini onların güvenlik kaygılarını ikinci planda tutarak ilerletebileceği mesajını veriyor.

Aynı durum Ortadoğu için de geçerli. Bölgedeki aktörler diplomatik bir çözüm isterken, uzun vadeli istikrarı sağlayacak güvenlik garantilerinin de gerekli olduğuna dikkat çekiyor.


İran Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattı, zenginleştirilmiş uranyum konusunda anlaşmazlık

İran Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattı, zenginleştirilmiş uranyum konusunda anlaşmazlık
TT

İran Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattı, zenginleştirilmiş uranyum konusunda anlaşmazlık

İran Hürmüz Boğazı'nı yeniden kapattı, zenginleştirilmiş uranyum konusunda anlaşmazlık

İran, bugün İran Parlamento Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf'ın X internet sitesinde Amerikan ablukasının devam etmesi halinde "Hürmüz Boğazı'nın açık kalmayacağı" yönündeki tehditlerinin ardından, bir günlüğüne açılan Hürmüz Boğazı'nı tekrar kapattı.

İran dün Hürmüz Boğazı'nı ticari gemilere tamamen yeniden açtığını duyurdu, ancak ABD Başkanı Donald Trump, Tahran ABD ile bir anlaşmaya varana kadar İran gemilerine ve limanlarına uygulanan ABD ablukasının "tam olarak yürürlükte kalacağını" söyledi. Trump, Tahran'ın herhangi bir anlaşmada "para almayacağını" vurgulayarak, NATO ülkelerinin boğazın güvenliğini sağlamaya yardımcı olma teklifini reddetti.

İki ülke arasında İran'ın zenginleştirilmiş uranyumunun durumu konusunda bir anlaşmazlık çıktı; Trump, ülkesinin bu uranyumu alacağını iddia ederken, İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü bu iddiayı yalanladı.

Sahada, Lübnan'daki ateşkes anlaşmasının ilk saatleri, halkın köylerine geri dönme telaşına eşlik eden saha operasyonları ve kayıpların devam etmesiyle, adeta ateş altında yönetilen "kırılgan bir ateşkes" gibiydi.

Tahran, Devrim Muhafızları aracılığıyla koordineli geçiş yollarını açarken, Lübnan iç kesimlerinin karmaşıklığı, özellikle dün öğleden sonra büyük bir patlamanın yaşandığı ve anlaşmayı gerçek bir sınava tabi tutan, "ateş açılmasına" dayanamayan Bint Cubeyl şehri başta olmak üzere, İsrail işgali altındaki kasabaların kaderine bağlı kaldı.