Irak hükümeti, Uluslararası Koalisyon misyonunun devamı konusunda vatandaşlarından görüş istiyor

Cep telefonlarına gönderilen SMS mesajları aracılığıyla

Iraklıların cep telefonlarına ulaşan SMS (Şarku'l Avsat)
Iraklıların cep telefonlarına ulaşan SMS (Şarku'l Avsat)
TT

Irak hükümeti, Uluslararası Koalisyon misyonunun devamı konusunda vatandaşlarından görüş istiyor

Iraklıların cep telefonlarına ulaşan SMS (Şarku'l Avsat)
Iraklıların cep telefonlarına ulaşan SMS (Şarku'l Avsat)

Irak hükümeti, türünün ilk örneği bir adım atarak, vatandaşlarından ülkede kalan Uluslararası Koalisyon güçleriyle ilgili görüş belirtmelerini istedi. Bu talep, Bağdat ile koalisyon güçlerine liderlik eden ABD arasındaki ilişkilerde krizin doruğa çıktığı bir dönemde kaydedildi. Nitekim Gazze ile dayanışma amacıyla Irak ve Suriye'de ABD kuvvetlerinin bulunduğu bölgelere ve kamplara karşı gerçekleştirilen saldırılara yanıt olarak son zamanlarda silahlı grupların mevzilerine ve önde gelen isimlerine yönelik bir dizi saldırı başlatıldı.

Nuceba milislerinin lideri ve Haşdi Şabi’deki Bağdat Kuşağı Operasyonları komutan yardımcısı Ebu Takva es-Saidi’nin geçtiğimiz perşembe günü bir ABD hava saldırısında öldürülmesi, ülkedeki Amerikan varlığına son verilmesinde ısrar eden silahlı grupların ve Şii partilerin öfkesini ve memnuniyetsizliğini artırdı.

Bağdat hükümetinin ülkedeki yabancı askeri varlığına ilişkin genel eğilimleri ortaya çıkarmak istediği bir kamuoyu yoklaması hazırlayan Irak hükümeti, son iki günde çok sayıda Iraklıya SMS yoluyla bir anket gönderdi. SMS’te, “Sayın vatandaşımız. Uluslararası Koalisyon’un Irak'taki misyonunun devamından yana mısınız?” ifadeleri kullanılırken sorunun yanıtı için mesaj metnine bir bağlantı eklendi.

SMS’te kaynağının Irak Görüş Ölçüm Merkezi olduğu belirtilse de gönderilen bağlantı, “ur” alan adına yönlendiriyor.

Bu anketin boyutları ve hedefleri konusunda Başbakan'ın iki danışmanı ile iletişime geçmeye çalışan Şarku'l Avsat, ancak herhangi bir yanıt alamadı.

Saidi’nin ölümü ardından geçtiğimiz hafta Bağdat, Washington liderliğindeki DEAŞ ile mücadeleye yönelik Uluslararası Koalisyon’un misyonuna son verilmesine yönelik düzenlemeleri belirlemek üzere ABD ile ikili bir komite kurulduğunu duyurdu.

Cuma günü Başbakan Muhammed Şiya es-Sudani, “Bu varlığın sona ermesine yönelik düzenlemeleri belirlemek üzere oluşturulan ikili komite aracılığıyla diyaloğun başlama tarihini belirleme sürecindeyiz. Bu, hükümetin geri adım atmayacağı bir taahhüttür. Irak topraklarında, hava sahası ve sularında milli egemenliği tamamlayacak hiçbir şeyi ihmal etmeyecektir” açıklamalarında bulundu.

Hükümetin vatandaşlara gönderdiği SMS hususundaki yerel görüşler farklılık gösteriyor. Bazıları bunu yalnızca silahlı grupları memnun etmenin bir yolu olarak görürken diğerleri ise sahada hiçbir sonucu olmayan önemli bir değişiklik olarak görüyor. Hükümetinin Irak’ın iç kesimlerinin fikrine önem verdiğine ve önemli kararları yalnız almadığına ikna etmek için bunun Irak'ın iç kesimlerine yönelik olduğunu düşünenler de var.

Diplomat ve eski büyükelçi Dr. Gazi Faysal, “Görünen o ki Irak hükümeti, misyonun görevlendirildiği anayasa uyarınca koalisyon güçlerinin görevden alınması konusunu meclise gitmekten kaçınıyor. Washington ile Bağdat arasındaki stratejik ortaklık ve işbirliği anlaşmasına ilişkin yasa çıkarıldı. Bu nedenle Parlamento bu konuyla ilgileniyor” ifadelerini kullandı.

Mesaj ile baskı

Şarku’l Avsat’a konuşan Faysal, “Stratejik Çerçeve Anlaşması, hükümlerinin değiştirilmesinin, imzacı iki taraf Bağdat ve Washington arasındaki müzakereler ve anlaşmalar yoluyla gerçekleşmesi gerektiğini açıkça belirtiyor. Irak hükümetinin bu tedbirle Temsilciler Meclisi ile karşı karşıya gelmekten kaçınmaya çalıştığını da açıkça gösteriyor. Zirâ meclis, Kürt ve Sünni partiler ile bazı Şii güçlerin formül üzerinde anlaşmaya varmaması halinde koalisyonun misyonunu sona erdirmeyi kesinlikle reddedecektir. Nitekim İran, Irak'taki ajanları aracılığıyla şiddet eylemleri gerçekleştirerek ABD-Irak ilişkilerinin gidişatını değiştirmeye çalışıyor. SMS üzerinden Washington'a yapılan baskı, Irak hükümetinin anayasal ve yasal sorumluluklarını ve uluslararası ve bölgesel ilişkilerdeki sorumluluklarını ifade etmiyor ve bunlarla tutarlılık göstermiyor. Ulusal çıkarlara değil, tamamen tepkiye dayalı hareket ediyor” ifadelerine başvurdu.

4 Ocak'ta Bağdat'taki cenaze töreni sırasında Saidi'nin bir fotoğrafını taşıyan Nuceba destekçileri (AFP)
4 Ocak'ta Bağdat'taki cenaze töreni sırasında Saidi'nin bir fotoğrafını taşıyan Nuceba destekçileri (AFP)

Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani ve Haşdi Şabi Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis’in Bağdat Uluslararası Havaalanı yakınlarında düzenlenen bir ABD saldırısında öldürülmesi ardından 2020'nin başlarında Irak Parlamentosu, hükümetin Irak topraklarındaki yabancı güçlerin varlığını sona erdirmek için çalışmasını zorunlu kılan bir kararı onaylamıştı.

Baskı kartı

Bağdat Üniversitesi Kamu Politikası Profesörü İhsan eş-Şemmari, Irak hükümetinin Uluslararası Koalisyon’un misyonunu sona erdirmek için böyle bir yönteme başvurmasına şaşırdığını dile getirdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Şemmari, şöyle ekledi:

“Çok tuhaf bir durum, anketin hiçbir anayasal ve yasal dayanağı yok, büyük paralar ayrılırsa yolsuzlukla lekelenebilir. Bu anket aracılığıyla belli bir trend oluşturmak isteyenler var. Seçimlerin bütünlüğü de tartışma konusu olduğu için anket sonuçlarından şüpheliyim. Bu linkteki sonuçlara nasıl güvenebiliriz! Anket sonuçları, lehte veya aleyhte siyasi baskı oluşturmak amacıyla onaylanacak. Bana göre bu anketin hiçbir değeri ya da etkisi yok. Zirâ konu, ülkenin yüksek çıkarları, yasal ve anayasal metinlerle belirlenen kamu politikasıyla bağlantılı. Konunun, silahlı gruplara yabancı güçlerin uzaklaştırılmasındaki ciddiyetleri konusunda bir mesaj vermek amacıyla yapılan hükümet propagandasının ötesine geçemeyeceğini düşünüyorum. Bu, anket için tehlikeli bir emsal teşkil ediyor. Bunu öneren ve başlatanların sorumlu tutulması gerekiyor. Zirâ yabancı güçlerin ve başkalarının varlığı meselesiyle ilgili tüm anayasal ve hukuki mekanizmaları baltalıyor.”



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.