Kahire'deki Mısır-Filistin Zirvesi Gazze Tehciri’ni reddetti

Sisi Abbas’la savaştan sonra Gazze’nin geleceğini görüştü

Sisi, Abbas’ı Mısır Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Abbas’ı Mısır Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Kahire'deki Mısır-Filistin Zirvesi Gazze Tehciri’ni reddetti

Sisi, Abbas’ı Mısır Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Sisi, Abbas’ı Mısır Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, "sorunu tasfiye etmeyi ve Filistinlileri topraklarından çıkarmayı reddettiklerini" vurguladı. Pazartesi günü Kahire’de yaptıkları görüşmede iki lider, Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Ahmed Fehmi tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, "Başkenti Kudüs olan bağımsız bir devletin kurulmasının, bölgedeki güvenlik ve istikrarın birincil garantörü olduğunu" belirtti.

Sisi ile Abbas arasında savaş sonrası Gazze’deki durum hakkında yaptıkları görüşme, ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken'ın Ramallah ve Kahire'ye yapması beklenen ziyaret öncesinde gerçekleşti.

Toplantıda, Filistin topraklarındaki güncel durum ele alındı. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, İsrail’in  Gazze Şeridi’ne yönelik hava ve kara saldırılarındaki son gelişmeleri ve saldırıların yarattığı insani krizin yanısıra Batı Şeria’daki durumu da ele aldı. Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Fehmi’ye göre İsrail tarafında gerilim ve şiddet artıyor.

Şarku’l Avsat’ın Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nden aktardığı açıklamaya göre, toplantıda Sisi, “Gazze Şeridi'ndeki sivillerin acılarına son vermek amacıyla, ülkesinin ateşkes için çeşitli taraflarla temaslarını ve  yeterli miktarda insani yardımın derhal ulaştırılması yönündeki yoğun çabalarını” anlattı.

Fehmi, "toplantıda Filistin Ulusal Yönetimi'nin oynadığı önemli rol ve bu rolü yerine getirmesi için Otoriteye destek sağlamak üzere tüm önlemlerin alınması gerekliliği tartışıldı" dedi. İki cumhurbaşkanı, Filistin meselesinin bir yol ayrımında olduğunu vurguladı, burada uluslararası toplumun ve aktif güçlerin tarihsel, siyasi ve insani düzeyde sorumluluk üstlenmesini gerektiriyor. Bu, "4 Haziran 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletinin kurulması yoluyla mümkün” ifadelerini kullandı.

Toplantı sırasında Filistin Devlet Başkanı, "Mısır'ın, tarihsel olarak ve bugüne kadar Filistin davasını destekleme konusundaki rolünü takdir ettiğini" ifade ederek, “Kahire'nin, Filistin davasını durdurmak için her düzeyde büyük ve ısrarlı çabalar gösterdiğini” ifade etti. Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Fehmi, “Filistin halkının kanını ve onların meşru haklarını elde etme çabalarını destekliyoruz” dedi.

Mısır, Gazze'deki krizin çözümünde arabulucu rolü oynuyor ve geçen ay Hamas ve İslami Cihad hareketlerinden heyetlere ev sahipliği yaptı, burada Mısır'ın savaşı durdurma önerisi üzerine görüşmeler yapıldı. Ayrıca yakın zamanda ateşkes ve Filistin sorununa çözüm için üç aşamalı bir girişim sundu.

Mısır Devlet Enformasyon Servisi Başkanı Ziya Raşvan Cuma günü yaptığı açıklamada, "Mısır'ın teklifi, Kahire'de ilgili Filistinli taraflarla uzun oturumlar boyunca yapılan çeşitli görüşmelerin ardından doğrudan taraflara ve uluslararası ortaklara gönderildi." Ancak Kahire "bu konuda bir yanıt alamadı" dedi.

Buna karşılık, eski Filistinli bakan ve İsrail'le müzakere ekibinin üyesi olan Hasan Asfur, Şarku'l Avsat'a  “Abbas'ın Kahire ziyareti, teknokratik bir hükümet kurma önerisini içerdiği için tanıtılan Mısır ateşkes girişimine ilişkin kafa karışıklığını çözmeyi amaçlıyor. Bunun, Filistin Yönetimi tarafından reddedildiğini” belirtti. "Gazze'nin geleceği ve İsrail'in Philadelphia Koridoru’nu yeniden işgal etme ve Gazze'de tampon bölge oluşturma çabaları konusunda Mısır ve Filistin tarafları arasındaki pozisyonların koordine edilmesi gerekiyordu" dedi.

Kahire Üniversitesi Öğretim Görevlisi Siyaset Bilimci Prof. Dr. Tarık Fehmi de onunla aynı görüşteydi ve “ziyaretin konumları ve eğilimleri koordine etmeyi ve birleştirmeyi amaçladığını” vurguladı. “Bu, Gazze Şeridi'nin savaştan sonra geleceğine ilişkin fikirlerin entegre edilmesi anlamına geliyor” diyen Fehmi, “Filistin Yönetimi’nin Mısır girişiminin ikinci ve üçüncü aşamalarıyla ilgili çekinceleri vardı. Bu nedenle Mısır, Filistin ve Ürdün arasındaki pozisyonların da koordine edilmesi ve birleştirilmesi gerekiyordu” diye belirtti.

Geçtiğimiz Aralık ayının sonunda Arap ve bölgesel medya, Kahire'nin Filistin güçlerine, savaştan sonra Batı Şeria ve Gazze'yi yönetecek teknokratik bir hükümet kurulması ve Filistinli gruplar arasında diyalog çağrısı yapılması yönünde bir teklif sunduğunu bildirdi.

Fehmi, "Kahire'nin şu anki rolü, Filistin tarafıyla siyasi düzenlemeler yapmak ve ABD ve İsrail ile savaştan sonra Gazze'nin geleceğine ilişkin stratejik düzenlemeler yapmakla ilgilidir. Mısır'ın, gruplar arasında bir diyaloğa ev sahipliği yapmasına, sonuncusunun kendi kendine düzenlemesi şartıyla, bir itirazı yoktur” dedi.

Mısır, geçen Temmuz ayında, Filistin bölünmesini sona erdirmek amacıyla, El-Alemin'de 14 grubun katılımıyla bir grup toplantısına ev sahipliği yapmıştı. Siyaset bilimi profesörü, "Kahire'nin önümüzdeki dönemde Filistin sahnesini düzenlemek için çalışacağını, Blinken'in gelecek ziyaretinde bu konuda bilgi sahibi olacağını" açıklayan Fehmi, “ABD Dışişleri Bakanı'nın Mısır'ı (ağırlıklı olarak Kahire ve Ankara’ya odaklanarak) mevcut turunun son noktası haline getirdiğini” belirtti.

Asfur, "İkisi arasında doğrudan bir bağlantı olmamasına rağmen Abbas'ın Kahire ziyareti, Blinken'in bölge turuyla aynı zamana denk geldiğini" belirterek "Blinken'in gezisi, bir sonraki aşama için Amerikan politikasının değişmezlerini ve Gazze'nin savaştan sonraki geleceğini belirlemeyi amaçlıyor" dedi.

Tel   Aviv merkezli Yediot Ahronot gazetesi “ABD Dışişleri Bakanı'nın İsrail'den Gazze Şeridi'ndeki çatışmanın üçüncü aşamasına geçmesini isteyeceğini, bunun da savaşın yoğunluğunun ve Gazze Şeridi'nde devam eden bombalamaların azaltılmasına olanak sağlayacağını” aktardı.

Bu bağlamda, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi,  Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Ebu Gayt'ı kabul etti. Mısır cumhurbaşkanlığı sözcüsüne göre, toplantıda, başta Filistin toprakları ve Gazze Şeridi'ndeki durumla ilgili son gelişmeler olmak üzere, en önemli konular, yaşanan zorluklar, ateşkes, insani yardımın uygulanması ve Filistin'de iki devletli çözüm yolunun etkinleştirilmesine yönelik yoğunlaştırılmış çabalar tartışıldı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.