Ekvador'da ne oluyor?

Kimliği belirsiz silahlı kişilerin 9 Ocak’ta Ekvador'un Guayaquil ilçesinde devlete ait televizyon stüdyosuna canlı yayında baskın düzenlemesi ardından Ekvador polisi, TC TV kanalının genel merkezine girdi (AFP)
Kimliği belirsiz silahlı kişilerin 9 Ocak’ta Ekvador'un Guayaquil ilçesinde devlete ait televizyon stüdyosuna canlı yayında baskın düzenlemesi ardından Ekvador polisi, TC TV kanalının genel merkezine girdi (AFP)
TT

Ekvador'da ne oluyor?

Kimliği belirsiz silahlı kişilerin 9 Ocak’ta Ekvador'un Guayaquil ilçesinde devlete ait televizyon stüdyosuna canlı yayında baskın düzenlemesi ardından Ekvador polisi, TC TV kanalının genel merkezine girdi (AFP)
Kimliği belirsiz silahlı kişilerin 9 Ocak’ta Ekvador'un Guayaquil ilçesinde devlete ait televizyon stüdyosuna canlı yayında baskın düzenlemesi ardından Ekvador polisi, TC TV kanalının genel merkezine girdi (AFP)

Yanlarında patlayıcı taşıyan silahlı çete üyeleri, Salı günü ülke çapındaki mafya şiddeti dalgası sırasında Ekvador'da bir televizyon kanalına canlı yayın esnasında baskın düzenledi. Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa, ordunun takip edeceği 22 çeteyi “terör örgütü” olarak tanımladı. Çarşamba günü polis, devletin bu çetelere karşı yürüttüğü mücadelede 70 şüphelinin tutuklandığını duyurdu.

Televizyona baskın

Geçtiğimiz Salı günü TC TV’de öğleden sonra haber canlı yayını başladığı sırada silahlı çete mensupları stüdyoya baskın düzenleyerek en az 15 dakika boyunca tehdit ve gözdağında bulundu.

İlk başta yayının ortasında silahlı bir adam belirdi, sonrasında tüfek taşıyan başka bir şahıs, ardından ise diğerleri geldi. Arkada programın ismi “Haberlerin Ardından” yazdığı sırada yayın çalışanları sete getirilerek yere yatırıldı. Çığlıkların ardından silah sesleri duyuldu. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığı habere göre saldırganlardan birinin “Canlı yayındayız, yani mafyayla oynayamayacağınızı biliyorsunuz” dediği duyuldu.

FOTO: Kimliği belirsiz silahlı kişilerin 9 Ocak’ta Ekvador'un Guayaquil ilçesinde devlete ait televizyon stüdyosuna canlı yayında baskın düzenlemesinin ardından Ekvador polisi, TC TV kanalının genel merkezinin önünde devriye geziyor (AFP)
Kimliği belirsiz silahlı kişilerin 9 Ocak’ta Ekvador'un Guayaquil ilçesinde devlete ait televizyon stüdyosuna canlı yayında baskın düzenlemesinin ardından Ekvador polisi, TC TV kanalının genel merkezinin önünde devriye geziyor (AFP)

Maskeli saldırganların ellerindeki tüfekleri haber çalışanlarına doğrulttukları görülürken içlerinden biri ise “Ateş etmeyin!” diyerek aman diledi. Yaklaşık 15 dakika sonra yayın durdu.

TC TV Haber Departmanı Başkanı Alina Manrique'ye yere oturması emredildi. AP’ye konuşan Manrique, “Silahı kafama doğrulttukları sırada hayatımı, çocuğumu düşündüm” ifadelerini kullandı.

Saldırganlardan bazılarının polis tarafından çevrelendiklerini anlayınca stüdyodan kaçarak saklanmaya çalıştıklarını belirten Manrique, “Hala şoktayım. Her şey yerle bir oldu. Tek bildiğim bu ülkeyi terk edip çok çok uzaklara gitme zamanının geldiği.

Olayın ardından TC TV kanalının genel merkezinden ayrılan insanlar (AFP)
Olayın ardından TC TV kanalının genel merkezinden ayrılan insanlar (AFP)

Gerçekleştirilen saldırıda hayatını kaybeden olmadı. Polis ekipleri televizyon istasyonuna girerek saldırganları etkisiz hale getirdi. Bu şahıslar terör suçundan suçlu bulunmaları halinde 13 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilirler.

Ekvador'un sahil kenti Guayaquil'deki televizyon kanalına yapılan benzeri görülmemiş bu saldırı, bir dizi başka saldırı ve polis memurlarının kaçırılması ardından kaydedildi. Öncesinde ise ülkenin en güçlü çete liderlerinden ikisi hapishaneden kaçtı.

Saldırılarını yoğunlaştıran çeteler rehin alıyor

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığı habere göre Çarşamba günü Ekvador, ön verilere göre en az 10 kişinin ölümüyle sonuçlanan benzeri görülmemiş bir güvenlik krizinin üçüncü gününe girdi.

Şüpheliler, aynı gün stüdyoda polis tarafından tutuklandı (AFP)
Şüpheliler, aynı gün stüdyoda polis tarafından tutuklandı (AFP)

Çetelerin bu üç gün içindeki yoğun saldırıları arasında, Pazartesi gecesi Ulusal Adalet Divanı Başkanı’nın evinin yakınlarında düzenlenen bombalı saldırı ve dört polis memurunun kaçırılması da yer alıyor. Polis, başkent Kito'da bir memurun, Quevedo şehrinde ise üç memurun kaçırıldığını bildirdi.

Yetkililer, çoğunlukla uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı şiddet olaylarındaki artıştan sorumlu olduğu düşünüle Los Choneros çetesinin Meksika'nın Sinaloa Karteli ile bağları olduğunu söylüyor.

Foto: Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa’nın Los Choneros suç çetesinin lideri Adolfo Macias'ın ortadan kaybolması ardından ülkede 60 günlük olağanüstü hal (OHAL) ilan etmesi sonrasında 9 Ocak’ta Guayaquil’de yanan bir otobüs (Reuters)
Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa’nın Los Choneros suç çetesinin lideri Adolfo Macias'ın ortadan kaybolması ardından ülkede 60 günlük olağanüstü hal (OHAL) ilan etmesi sonrasında 9 Ocak’ta Guayaquil’de yanan bir otobüs (Reuters)

Mahkumlar, Ekvador'daki en az beş hapishanede 130'dan fazla gardiyan ve diğer personeli rehin tutuyor. Sosyal medyada yayınlanan videolar, rehinelerin maskeli mahkumlar tarafından bıçakla tehdit edildiğini gösterdi. Salı günü, en az iki gardiyanın vurularak ve asılarak infaz edildiğini gösteren yeni görüntüler yayıldı.

İki mafya lideri kaçtı

Hükümet, yetkililerin Fito olarak bilinen Los Choneros lideri Macias'ın Pazar günü düşük güvenlikli bir hapishanedeki hücresinde kayıp bulunduğunu duyurması ardından en az 30 saldırı gerçekleştiğini söyledi. O gün Fito'nun yüksek güvenlikli bir tesise nakledilmesi planlanmıştı.

10 Ocak’ta ülkede OHAL devam ederken başkent Kito’da Carondelet Sarayı'nın önünde nöbet tutan güvenlik güçleri (AFP)
10 Ocak’ta ülkede OHAL devam ederken başkent Kito’da Carondelet Sarayı'nın önünde nöbet tutan güvenlik güçleri (AFP)

Ekvadorlu yetkililer Salı günü yaptıkları açıklamada, Los Lobos grubundan bir başka çete lideri Fabricio Colon Pico'nun da Riobamba kasabasındaki bir hapishaneden kaçtığını duyurdu. Adam kaçırma soruşturması kapsamında Cuma günü tutuklanan Colon Pico, ülkenin önde gelen savcılarından birini öldürmeye teşebbüsle de suçlanıyor.

Fito’nun nerede olduğu henüz bilinmiyor. Savcılar soruşturma başlatırken bu hususta iki gardiyan suçlanıyor. Ancak ne polis, ne ceza infaz sistemi ne de federal hükümet, mahkumun tesisten kaçıp kaçmadığını veya saklanıyor olabileceğini doğrulamadı.

Foto: Ekvador Silahlı Kuvvetleri tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, çete lideri Macias, 12 Ağustos 2023'teki bir operasyon sırasında Guayaquil’deki 8 Nolu Bölge Hapishanesi’nde maksimum güvenlikli alana naklediliyor (AFP)
Foto: Ekvador Silahlı Kuvvetleri tarafından yayınlanan bir fotoğrafta, çete lideri Macias, 12 Ağustos 2023'teki bir operasyon sırasında Guayaquil’deki 8 Nolu Bölge Hapishanesi’nde maksimum güvenlikli alana naklediliyor (AFP)

Fito, Şubat 2013'te yüksek güvenlikli bir tesisten kaçmış, ancak haftalar sonra tekrar tutuklanmıştı. Uyuşturucu kaçakçılığı, cinayet ve organize suçtan hüküm giyen Fito, Guayaquil limanındaki La Regional hapishanesinde 36 yıl hapis cezası çekti.

Vito, geçen yıl merkezci başkan adayı Fernando Villavicencio'ya (59) suikast düzenlemekle suçlanmıştı. Villavicencio, cinayetten önce kendisinin ve seçim kampanyası ekibinin, cinayet ve uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla 34 yıl hapis cezasına çarptırılan Los Choneros liderinden ölüm tehditleri aldığını açıklamıştı.

Villavicencio’nun ülkedeki uyuşturucu kaçakçılığını araştıran eski bir gazeteci olduğu biliniyor.

Foto: OHAL’in devam ettiği Kito’da El Labrador metro istasyonunda 10 Ocak’ta güvenlik güçleri devriye geziyor (AFP)
OHAL’in devam ettiği Kito’da El Labrador metro istasyonunda 10 Ocak’ta güvenlik güçleri devriye geziyor (AFP)

Güvenlik önlemleri artırıldı

Kasım ayında ülke tarihinin en genç lideri olarak iktidara gelen ve ülkesine barış ve istikrar getirme sözü veren Ekvador Devlet Başkanı Daniel Noboa (36), canlı yayına yapılan baskının hemen ardından Salı günü bir kararname yayınladı. Kararnamede, şiddet mağduru Ekvador'un iç silahlı çatışmaya girdiği belirtildi. Analistler bunun ülkenin geleceği açısından bir dönüm noktası olduğunu düşünüyor. Ecuador Times’ın belirttiğine göre, Salı günü saat 16:00'dan sonra Kamu Güvenliği ve Devlet Güvenliği Konseyi kuruldu.

Reuters'in haberine göre Başkan Noboa, Radio Canela’ya verdiği demeçte, “Savaş halindeyiz, bu terörist gruplar karşısında teslim olamayız” ifadelerini kullandı.

Foto: Ekvador Devlet Başkanlığı Basın Ofisi tarafından yayınlanan görüntüde Noboa, önde gelen uyuşturucu karteli liderinin 8 Ocak’ta Guayaquil’daki bir hapishaneden kaçması ardından hapishane sistemi dahil olmak üzere tüm ülkede OHAL ilan ediyor (AFP)
Ekvador Devlet Başkanlığı Basın Ofisi tarafından yayınlanan görüntüde Noboa, önde gelen uyuşturucu karteli liderinin 8 Ocak’ta Guayaquil’daki bir hapishaneden kaçması ardından hapishane sistemi dahil olmak üzere tüm ülkede OHAL ilan ediyor (AFP)

Başkan Noboa, Fito’nun hapishaneden kaçışından bir gün sonra Ekvador'da OHAL ilan etti. Başkan Noboa tarafından ilan edilen OHAL, Ekvador genelinde güvenliğin yeniden sağlanması taahhüdünü içeriyor. 60 gün sürecek OHAL kapsamında ordu, gece sokağa çıkma yasağıyla sokaklarda ve hapishanelerde düzeni sağlama yetkisine sahip.

Salı günü Başkan Noboa, isimlerinin kapsamlı bir listesini sunduğu tüm suç gruplarının etkisiz hale getirilmesi emrini verdi. Noboa’nın yayınladığı, ülkede faaliyet gösteren 20 uyuşturucu kaçakçılığı çetesini terörist olarak sınıflandıran kararnamede, silahlı kuvvetlerin insan haklarına saygılı bir şekilde hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Foto: Ekvador Devlet Başkanı Noboa, 9 Ocak’ta Kito’daki Hükümet Sarayı'nda Kamu Güvenliği ve Devlet Güvenlik Konseyi ile toplantı düzenledi (EPA)
Ekvador Devlet Başkanı Noboa, 9 Ocak’ta Kito’daki Hükümet Sarayı'nda Kamu Güvenliği ve Devlet Güvenlik Konseyi ile toplantı düzenledi (EPA)

Alman Haber Ajansı'nın (DPA) aktardığına göre, silahlı kişilerin düzenlediği canlı yayın baskını ardından yetkililer Çarşamba günü yaptıkları açıklamada, Ekvador polisinin suç çeteleriyle mücadele sırasında 70 şüpheliyi tutukladığını aktardı.

Polis, ülke genelinde yürütülen operasyonlarda silah, mühimmat, patlayıcı, yangın çıkarıcı cihaz ve araçlara el konulduğunu açıkladı. Çete üyeleri tarafından kaçırılan üç polis serbest bırakılırken firar eden 17 mahkum ise tutuklandı.

FOTO: Ekvadorlu polis memurları, TC TV stüdyosuna baskın yapan tutukluları ifşa etti (Reuters)
Ekvadorlu polis memurları, TC TV stüdyosuna baskın yapan tutukluları ifşa etti (Reuters)

Başkan Noboa'nın Salı günü geç saatlerde çetelerle mücadele çabaları kapsamında güvenlik kabinesi ile görüşmesi ardından Ekvador Silahlı Kuvvetler Ortak Komutanlığı Başkanı Amiral Jaime Vela Erazo, gazetecilere verdiği demeçte, bu saldırıların çetelerin hükümetin kendilerine yönelik hamlelerine verdiği tepkileri temsil ettiğini söyledi.

Bu saldırıları ülke tarihinde ‘eşi benzeri görülmemiş’ şeklinde nitelendiren Jaime Vela, “Mafya, halkı korkutmak için bir şiddet dalgası başlattı. Tüm bu çeteler artık birer askeri hedef” vurgusunda bulundu.

Başkan Noboa, ülkedeki şiddet dalgası hakkında açıklamalarda bulunmak üzere 10 Ocak'ta Kito’ya geldiğinde, Ekvador ordusu üyeleri Radio Canela istasyonu yakınındaki bir sokağı koruyordu (EPA)
Başkan Noboa, ülkedeki şiddet dalgası hakkında açıklamalarda bulunmak üzere 10 Ocak'ta Kito’ya geldiğinde, Ekvador ordusu üyeleri Radio Canela istasyonu yakınındaki bir sokağı koruyordu (EPA)

Ekvador’da Pazartesi gecesinden bu yana saldırılar düzenleniyor. Canlı yayında kaydedilen saldırı ise ülke genelinde binlerce evde canlı izlendi.

Merkezi New York’ta bulunan Dış İlişkiler Konseyi'nde siyasi analist Will Freeman, “Televizyona yapılan bu baskın bir dönüm noktasıdır” ifadelerini kullandı. Ekvador'daki çetelerin Villavicencio'ya suikast düzenlediğini, hükümet binalarının önünde bombalı araçları patlattığını hatırlatan Freeman, Salı günkü olayların şiddette yeni bir zirveye işaret ettiğini belirtti.

Çetelerin kalesi Guayaquil'de Polis Şefi, şiddet olaylarının 8 ölüm ve 3 yaralanmayla sonuçlandığını aktardı. Komşu Napo ilinde ise 2 polis memuru silahlı suçlular tarafından vahşice öldürüldü.

FOTO: Devlet Başkanı Noboa’nın 9 Ocak’ta Kito’da ülkenin bir iç silahlı çatışma durumunda olduğunu duyurması ardından Ekvador Başkan Yardımcısı'nın konutundaki çalışanlar binayı tahliye ederken güvenlik güçleri ise ana meydan ve başkanlık sarayı çevresini kordon altına aldı (AFP)
Devlet Başkanı Noboa’nın 9 Ocak’ta Kito’da ülkenin bir iç silahlı çatışma durumunda olduğunu duyurması ardından Ekvador Başkan Yardımcısı'nın konutundaki çalışanlar binayı tahliye ederken güvenlik güçleri ise ana meydan ve başkanlık sarayı çevresini kordon altına aldı (AFP)

Guayaquil'de oteller ve restoranlar kapanırken askeri araçlar ise sokaklarda devriye geziyor. Başkent Kito’da mağazalar ve alışveriş merkezleri erken kapanıyor.

Akşam saatlerinde Milli Eğitim Bakanlığı, tedbir amacıyla ülkedeki tüm okulların kapatılmasını talep etti.

Güvenlik güçleri, Pazar gününden bu yana çeşitli cezaevlerinde gerçekleştirdiği müdahale operasyonlarının fotoğraflarını yayınladı. Görüntülerde yüzlerce mahkumun iç çamaşırlarıyla, elleri başlarında yerde yattığı görüldü.

FOTO: Ekvador Deniz Piyadeleri, Guayaquil'deki Litoral Bölge Hapishanesi’nde sorun çıkaranları tutukladı, 8 Ocak (EPA)
Ekvador Deniz Piyadeleri, Guayaquil'deki Litoral Bölge Hapishanesi’nde sorun çıkaranları tutukladı, 8 Ocak (EPA)

Yıllar süren şiddet

AFP’nin haberine göre, birkaç yıla kadar çoğu sokak çetesi olan Ekvador'daki suç çeteleri, dünya çapında şubeleri olan şiddet yanlısı uyuşturucu kaçakçılığı aktörlerine dönüştü. Zirâ Ekvador, komşu Peru ve Kolombiya'da üretilen kokainin ihracatı için önemli bir varış noktası haline geldi.

Ekvador, Meksika ve Kolombiyalı çetelerle bağlantılı rakip çetelerin hakimiyetlerini genişletme çabası nedeniyle yıllardır şiddete tanık oluyor.

FOTO: OHAL devam ederken Ekvador Ulusal Polisi üyeleri ise 10 Ocak’ta Kito’nun kuzeyindeki bir metro istasyonunun girişinde nöbet tutuyor (AFP)
 OHAL devam ederken Ekvador Ulusal Polisi üyeleri ise 10 Ocak’ta Kito’nun kuzeyindeki bir metro istasyonunun girişinde nöbet tutuyor (AFP)

Güney Amerika'nın Pasifik kıyısında, Peru ile Kolombiya arasında yer alan ve dünyanın en büyük kokain üreticisi sayılan Ekvador, son yıllarda önemli bir uyuşturucu geçiş noktası haline geldi. Ülkeyi saran şiddetin çoğu, uyuşturucu çetelerinin limanları ve kaçakçılık yollarını kontrol altına almak amacıyla birbirleriyle ve hükümetle savaşması sonucu ortaya çıkıyor.



Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
TT

Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’li müzakerecilerle gerçekleştirdiği görüşmelerin ilk turunun sonuçları hakkında meclis üyelerini bilgilendirdi. Diğer yandan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, Tahran ile Washington arasında nükleer müzakerelerde arabuluculuk rolü üstlenen Umman’a yarın bir heyetin başında gitmeyi planladığını açıkladı.

Laricani’nin ziyareti, geçen hafta sonu Umman’da yaklaşık dokuz aylık aranın ardından yapılan dolaylı görüşmelerin ilk turunu izleyen ve İran-ABD hattında ikinci bir müzakere turuna ilişkin beklentilerin arttığı bir döneme denk geliyor.

Söz konusu görüşmeler, ABD’nin İran yakınlarında deniz kuvvetlerini artırdığı ve Tahran’ın olası bir saldırıya sert karşılık vereceğini duyurduğu bir ortamda, diplomasiye yeni bir fırsat açmayı amaçlıyor.

Laricani, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, Umman’da üst düzey yetkililerle bir araya gelerek son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele alacağını, bunun yanı sıra ikili iş birliğini farklı düzeylerde değerlendireceğini belirtti.

Müzakerelerin bir sonraki turunun tarih ve yerinin ise henüz açıklanmadığı kaydedildi. Nükleer görüşmelere, İran’da Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin nezaret ettiği ve nihai kararların, Dini Lider Ali Hamaney’in onayının ardından alındığı ifade edildi.

scdvfgth
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, 18 Ocak’ta Tahran’da Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin için düzenlenen resepsiyonun ardından ofisinden ayrılırken görülüyor. (Laricani’nin internet sitesi)

Laricani’nin Umman’a yapacağı ziyaretin duyurulması, Arakçi’nin bugün parlamentoyu, kapalı kapılar ardında yapılan bir oturumda görüşmelerin sonuçları hakkında bilgilendirmesiyle eş zamanlı gerçekleşti.

Parlamentonun Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Yardımcısı Abbas Muktedayi, oturumun yapıldığını doğrulayarak, İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin de Arakçi ile birlikte toplantıya katıldığını bildirdi.

Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise “İran sıfır zenginleştirmeyi kabul etmeyecektir” diyerek, ‘ülkenin ulusal gücünün unsurlarından biri olan füze kapasitesinin hiçbir şekilde müzakere konusu yapılamayacağını’ vurguladı.

Parlamento Başkanlık Divanı Sözcüsü Abbas Guderzi de Dışişleri Bakanı ile Genelkurmay Başkanı’nın toplantı sırasında İran’ın uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesine karşı olduklarını açıkça ifade ettiklerini söyledi.

Guderzi, ‘müzakerelerin yeri ve çerçevesinin tamamen İslam Cumhuriyeti tarafından belirlendiğinin’ teyit edildiğini belirterek, bunun ‘İran’ın diplomasi sahasındaki gücünü yansıttığını’ dile getirdi. Ancak bu tutumun hangi tarafça ilan edildiğine dair ayrıntı vermedi.

Öte yandan Arakçi dün düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin ‘gerçek müzakereler yürütme’ konusundaki ciddiyetine dair şüphelerini dile getirdi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Arakçi, İran’ın ‘tüm işaretleri değerlendirdikten sonra müzakerelere devam edip etmeme konusunda karar vereceğini’ söyledi ve bu kapsamda Çin ve Rusya ile istişareler yürütüldüğünü ifade etti.

frvfr
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın Ortadoğu’daki operasyonlardan sorumlu komutanı Amiral Brad Cooper, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı’nın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile birlikte uçak gemisi “Abraham Lincoln” üzerinde (ABD Donanması – AFP).

İran, kırmızı çizgileri olarak gördüğü tutumunda ısrarcı davranıyor. Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı kalmasını kabul ediyor ve barışçıl bir nükleer programa sahip olma hakkını vurguluyor. Buna karşılık, Körfez’de geniş bir deniz gücü konuşlandıran ve bölgedeki üslerde askeri varlığını artıran ABD, iki ek başlığı da içeren daha kapsamlı bir anlaşma talep ediyor. Washington’un gündemindeki bu başlıklar, İran’ın füze kapasitesinin sınırlandırılması ve Tahran’ın İsrail’e düşman silahlı gruplara verdiği desteğin sona erdirilmesi olarak öne çıkıyor.

İsrail ise bu iki başlıkta herhangi bir taviz verilmemesi gerektiğini savunuyor. Bu çerçevede İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun çarşamba günü Washington’a gitmesi bekleniyor.


Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
TT

Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)

Amerikalı, Hint kökenli ruhani öğretmen ve çok satan sağlık kitaplarının yazarı Deepak Chopra, İsrail’e övgüler yağdırırken, Jeffrey Epstein’ın kendisine Tel Aviv’de katılması fikrine de büyük bir heyecan duyuyordu.

İngiliz The Times gazetesinin haberine göre, 2019’daki tutuklanmasından iki yıl önce Epstein, Chopra’nın Tel Aviv’deki Menora Salonu’nda vereceği konferans sırasında onunla görüşmeye davet edildi. Epstein dosyaları kapsamında yayımlanan milyonlarca belgeden birinde Chopra’nın şu ifadeleri yer aldı:
“Bizimle İsrail’e gel. Rahatla, ilginç insanlarla vakit geçir. İstersen takma isim kullan. Kızlarını da getir. Burada olman çok eğlenceli olur. Sevgiler.”

Ancak Epstein bu davete mesafeli yaklaştı ve şu yanıtı verdi:
“Başka bir yer. İsrail’i hiç sevmiyorum.”

Epstein’ın Mart 2017’de daveti reddetmesinin nedenleri, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı dosyalardaki gizemlerden biri olmayı sürdürüyor. Belgeler, Epstein’ın özellikle İsrail ve eski Başbakan Ehud Barak ile ilişkisine dair çelişkili ve kafa karıştırıcı bir tablo ortaya koyuyor.

“Epstein casusluk eğitimi aldı” iddiası

ABD’de, Epstein’ın yabancı bir istihbarat servisi adına çalışmış olabileceğine dair iddialar yeniden gündeme geldi. Bu iddialar özellikle sağcı yorumcu Tucker Carlson ve benzer isimler tarafından dillendirildi. Dosyalar arasında, FBI’a bilgi veren gizli bir kaynağın, Epstein’ın gerçekte İsrail istihbarat servisi Mossad için çalıştığını öne sürdüğü iddialar da yer aldı.

FBI’ın Los Angeles ofisinin Ekim 2020 tarihli bir raporunda, söz konusu kaynağın “Epstein’ın Mossad tarafından devşirilmiş bir ajan olduğuna ikna olduğu” ifade edildi. Raporda ayrıca Epstein’ın Mossad adına “casusluk eğitimi aldığı”, uzun yıllar kişisel avukatlığını yapan Harvard Hukuk Fakültesi profesörü Alan Dershowitz aracılığıyla Amerikan ve müttefik istihbarat operasyonlarıyla bağlantılar kurduğu iddia edildi. Raporda, Jared Kushner ile kardeşi Josh Kushner’ın da Dershowitz’in öğrencileri arasında olduğu ifade edildi.

Ancak Dershowitz bu iddiaları alaya alarak, “Herhangi bir istihbarat servisinin ona gerçekten güveneceğini sanmıyorum. Ayrıca böyle bir şeyi benden saklayamazdı” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise hafta sonunda yaptığı açıklamada, Epstein’ın Ehud Barak ile olan yakın ilişkisinin onun İsrail adına casusluk yapmadığının kanıtı olduğunu savundu. Netanyahu, X platformunda, “Jeffrey Epstein ile Ehud Barak arasında alışılmadık derecedeki yakın ilişki, onun İsrail için çalıştığını değil, tam tersini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Belgeler, Barak ve eşi Nili’nin defalarca Epstein’ın New York’taki dairesinde kaldığını ve Epstein’ın 2019’daki son tutuklanmasından kısa süre önce yeniden ziyaret planladıklarını ortaya koyuyor. Epstein’ın, 2006’da çocuk istismarı ve insan ticareti suçlamalarıyla ilk kez tutuklanmasından sonra da ilişkilerinin devam ettiği görülüyor. Barak daha sonra Epstein ile ilişkisi nedeniyle pişmanlık duyduğunu söyledi.

2018’de Epstein, Barak’tan bir e-postada “Mossad için çalışmadığımı netleştirmesini” istedi. Bir yıl önce ise Barak’a, kendisinden “eski Mossad ajanlarını kirli soruşturmalar için bulmasının istenip istenmediğini” sormuştu.

Belgelere göre Epstein, “Carbyne” adlı (eski adıyla Reporty Homeland Security) İsrailli bir girişime 1,5 milyon dolarlık yatırım yapılmasına katkıda bulundu. Barak, “Vergiden kaçınmak için Kıbrıs’ı kullanma yönündeki İsrail numarası eski ve tehlikelidir” uyarısında bulunurken, iş insanı Nicole Junkermann, Kıbrıs yerine Lüksemburg’un tercih edilmesini önerdi.

“Kesin kanıt yok”

Epstein’ın servetinin kaynağı da uzun süredir soru işaretleri yaratıyor. Eski İngiliz askeri istihbarat subayı Lynette Nusbacher, teorik olarak Epstein’ın bir istihbarat varlığı olmasının mümkün olduğunu, ancak “suçlarıyla mahkûm olmuş biri olmanın ötesine geçtiğini kanıtlayan hiçbir delil bulunmadığını” ifade etti.

2003 yılında Epstein, partneri Ghislaine Maxwell için “çelişkili vize damgalarından kaçınmak” gerekçesiyle ikinci bir pasaport başvurusunda bulundu. Başvuruda Maxwell’in İsrail, Ürdün ve Suudi Arabistan’a seyahat etmeyi planladığı belirtiliyordu. Maxwell’in babası, eski medya patronu Robert Maxwell’in Mossad ile bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyordu.

Epstein, Yahudi bir ailede dünyaya geldi ve New York’ta, çoğunluğu Yahudilerden oluşan Sea Gate adlı kapalı sitede büyüdü. 1985 yılında ailesiyle birlikte İsrail’i ziyaret etti, Tel Aviv’de Plaza Oteli’nde ve Kudüs’te King David Oteli’nde kaldı. Ailesini gezdirmek için limuzin kiraladığı da aktarılan bilgiler arasında.

Resmî kayıtlara geçmeyen başka ziyaretler de söz konusu. 20 Mayıs 2012 tarihli bir e-postada sekreterinden Paris’ten Tel Aviv’e, oradan New York’a ya da Tel Aviv’den Yalta’ya uçuşlar araştırmasını istedi. Bir gün sonra ise “24’ünde Tel Aviv, 27’sinde New York’a birinci sınıf” diye yazdı.

Epstein ayrıca, İsrail’deki en lüks mülklerin açık artırmalarını takip eden pahalı bir emlak sitesine üyeydi.

2017 itibarıyla İsrail’e seyahat etmeye hevesli görünmese de İsrailli kadınlara ilgisini gizlemedi. Chopra’dan “çekici sarışın bir İsrailli… zihin maddenin üstündedir” diye bir istekte bulundu. Chopra ise İsrailli kadınların “savaşçı, agresif ve son derece çekici” olduğu uyarısında bulundu.

Chopra geçen hafta yaptığı açıklamada, “Hiçbir zaman suç teşkil eden ya da sömürücü bir davranışın parçası olmadım. İstismar ve suistimalin her türlüsünü kesin bir dille kınıyorum” ifadesini kullandı.

Epstein ile halen çocuklara yönelik cinsel insan ticareti ağındaki rolü nedeniyle 20 yıl hapis cezası çeken Ghislaine Maxwell arasındaki derin ve uzun süreli ilişki de Epstein’ın İsrail ile bağlantılı olduğu yönündeki komplo teorilerini destekliyor.

Maxwell’in babası Robert Maxwell’in İsrail istihbaratıyla bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyor. Maxwell’in İsrail ekonomisine milyonlar aktardığı ve dönemin Başbakanı Yitzhak Shamir’e “en az 250 milyon dolar yatırım” sözü verdiği biliniyor.

Robert Maxwell, 1991 yılında “Lady Ghislaine” adlı yatından düşerek Kanarya Adaları açıklarında ölü bulundu. Cenazesi İsrail’e götürülerek, Kudüs’te devlet elitlerine ayrılan Zeytin Dağı Mezarlığı’na defnedildi.

“Mossad mı öldürdü?”

Epstein’ın bazı e-postalarında, Robert Maxwell’in Mossad tarafından öldürüldüğüne inandığına dair ifadeler yer aldı. 15 Mart 2018 tarihli bir e-postada Epstein, başlığı “İş bitirildi” olan mesajında Maxwell’in kaderine dair spekülasyonlarda bulundu.

Bu iddialar, Gordon Thomas ve Martin Dillon’un yazdığı “Robert Maxwell’in Suikastı: İsrail’in Süper Casusu” adlı kitapta ortaya atılan teoriyle örtüşüyor. Kitapta, Maxwell’in Mossad için çalıştığı, ancak 3 milyar doları aşan borçlarının faizi olarak talep ettiği 600 milyon dolar ödenmezse her şeyi ifşa etmekle tehdit ettiği ve bunun üzerine öldürüldüğü öne sürülüyor.

The Times’ın görüştüğü pek çok uzman, Maxwell’in Mossad ile bağlantılarını ya da Epstein’ın İsrail istihbaratıyla ilişkisini doğrulayan somut bir bilgiye rastlamadıklarını belirtiyor. Ancak İsrail istihbaratıyla bağlantıları olan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir İsrailli yazar, “Mossad’ın kimi işe alacağını asla bilemezsiniz. Herkes ajan olabilir” değerlendirmesinde bulundu.


İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
TT

İsrail Cumhurbaşkanı, Avustralya'daki Bondi saldırısının yaşandığı yeri ziyaret etti

Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)
Herzog, Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşuyor (Reuters)

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, dün yaptığı açıklamada, Yahudilerin "bu kötülüğün üstesinden geleceğini" belirterek, Sidney'deki Bondi Plajı'nda Yahudi bayramını kutlayan 15 kişinin ölümüne yol açan silahlı saldırının kurbanlarına başsağlığı diledi.

Bondi Pavilion'un önüne çelenk bıraktıktan sonra konuşan Herzog, "Terör, şiddet ve nefret karşısında, tüm inançlardan ve tüm milletlerden iyi insanlar arasındaki bağlar güçlü kalacaktır" dedi.

Bu arada, Filistin yanlısı göstericiler, İsrail Cumhurbaşkanı'nın ziyaretini protesto etmek için Sidney'de toplanmayı planlıyordu. Yetkililer ziyareti büyük bir olay olarak nitelendirmiş ve kalabalığı kontrol etmek için binlerce polis memuru görevlendirmişti. Polis, kamu güvenliği gerekçesiyle göstericileri Sidney'in merkezindeki bir parkta toplanmaya çağırmıştı, ancak protesto organizatörleri bunun yerine şehrin tarihi Belediye Binası'nda toplanmayı planladıklarını söylemişti.

Yetkililer, ziyaret sırasında polise nadiren kullanılan yetkiler verdi; bunlar arasında kalabalıkları dağıtma ve yer değiştirme, belirli alanlara erişimi kısıtlama, insanları ayrılmaya yönlendirme ve araçları arama yetkisi de bulunuyordu.

Yeni Güney Galler Emniyet Müdür Yardımcısı Peter McKenna, Channel Nine News'e yaptığı açıklamada, "Protesto organizatörleriyle yakın temas halinde olduğumuz için bu yetkilerden herhangi birini kullanmak zorunda kalmayacağımızı umuyoruz" dedi. "Genel olarak, tüm toplumu güvende tutmak istiyoruz... Toplum güvenliğini sağlamak için ancak bu amaçla, büyük sayıda polis memuru görevlendireceğiz" dedi. Avustralya'nın en büyük şehri olan Sidney'de yaklaşık 3 bin polis memuru görevlendirilecek.

Herzog, Bondi Plajı'ndaki ölümcül silahlı saldırının ardından Avustralya Başbakanı Anthony Albanese'nin daveti üzerine Avustralya'yı ziyaret ediyor.

Herzog'un ziyareti, Filistin yanlısı grupların muhalefetiyle karşılandı ve Avustralya'nın büyük şehirlerinde protestolar planlandı. Filistin Eylem Grubu da beklenen protestolara getirilen kısıtlamalara karşı Sidney'deki bir mahkemede dava açtı.

Filistin Eylem Grubu yaptığı açıklamada, "BM Soruşturma Komisyonu'nun Gazze'de soykırımı kışkırttığı sonucuna varmasının ardından, bugün Isaac Herzog'un tutuklanmasını ve soruşturulmasını talep etmek için ulusal bir protesto günü olacak" ifadeleri yer aldı.

İsrail hükümetinin sert eleştirmeni olan Avustralya Yahudi Konseyi, pazartesi günü 1000'den fazla önde gelen Avustralyalı Yahudi akademisyen ve toplum figürünün imzaladığı açık bir mektup yayınlayarak Albanese'yi Herzog'a yaptığı daveti geri çekmeye çağırdı.