Sudanlı sanatçılar başıboş kurşunlar yüzünden sessizce bu dünyadan ayrılıyor

Ülke, büyük değere sahip olan ve ülke tarihinin bir bölümünü temsil eden ünlü isimleri kaybetti

Şarkıcı Şadin Muhammed Hüseyin'in Omdurman şehrinde bulunan evine başıboş bir top mermisinin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi sanat camiasını üzüntüye boğdu (Sosyal medya)
Şarkıcı Şadin Muhammed Hüseyin'in Omdurman şehrinde bulunan evine başıboş bir top mermisinin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi sanat camiasını üzüntüye boğdu (Sosyal medya)
TT

Sudanlı sanatçılar başıboş kurşunlar yüzünden sessizce bu dünyadan ayrılıyor

Şarkıcı Şadin Muhammed Hüseyin'in Omdurman şehrinde bulunan evine başıboş bir top mermisinin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi sanat camiasını üzüntüye boğdu (Sosyal medya)
Şarkıcı Şadin Muhammed Hüseyin'in Omdurman şehrinde bulunan evine başıboş bir top mermisinin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi sanat camiasını üzüntüye boğdu (Sosyal medya)

Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında 15 Nisan'dan bu yana devam eden savaş, çok sayıda sanat, kültür ve spor adamının yanı sıra, tiyatro ve müzik yıldızlarının ve toplumun bilindik isimlerinin hayatını kaybetmesine yol açtı.

Bu kişilerden bir kısmı kurşun ve top mermileriyle hayatını kaybederken, bir kısmı da başkent Hartum, Bahri ve Omdurman'daki güvenlik koşulları nedeniyle tedavi ve sağlık hizmetlerine ulaşamayarak hayatlarını kaybetti.

Birçok alanda 18'den fazla ünlü kişi, silahlı çatışmanın patlak vermesinden önce olduğu gibi binlerce hayranı tarafından veda edilmeden sessizce dünyadan ayrıldı.

Arkalarında seçkinlerin, aydınların ve gençlerin ilgisini çeken projelerdeki önemli rollerine paralel bir etki bıraktı.

Sanatçı Muhammed Mirghani, el-Cezire eyaletinin Vad Medeni kentindeki polis hastanesinde hayatını kaybetti (Sosyal medya)
Sanatçı Muhammed Mirghani, el-Cezire eyaletinin Vad Medeni kentindeki polis hastanesinde hayatını kaybetti (Sosyal medya)

Savaş kayıpları 

Mayıs ayında şarkıcı Şadin Muhammed Hüseyin'in Omdurman şehrinde bulunan evine başıboş bir top mermisinin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi sanat camiasını üzüntüye boğdu.

'el-Hekeme' olarak bilinen sanatçı, çatışmayı durdurmak, çekişme ve şiddete karşı durmak için şarkılarıyla barış çağrısını bulunuyordu.

Halkın şairi olarak sanatsal mesajı, kolektif söylemi savaşların sona ermesi çağrısında bulunmaya teşvik ederek milyonlarca Sudanlının isteklerini karşılamak için savaşa karşı çıkma ve arzu edilen barış ve uyumu talep etme amacını taşıyordu. 

Ağustos ayı sonlarında, Hartum'un eş-Şecere bölgesindeki el-Hammadab Camii'nin bombalanması sonucu ünlü 'Akd el-Celad' şarkı grubunun üyelerinden Arki Abdurrahim Muhtar, savaş kurşunlarıyla öldürüldü.

Mayıs ayının başlarında olan tiyatro yıldızı Asiya Abdulmecid çalıştığı eğitim kurumunun üzerine düşen şarapnel parçasının isabet etmesi sonucu hayatını kaybetti.

Asiya Abdulmecid ülkenin ilk profesyonel tiyatro oyuncusu olan şair Muhammed Müftah el-Fitouri'nin dul eşiydi ve daha sonra öğretmenlik yapmak için oyunculuktan emekli olmuştu.

Geçen hafta Hartum'daki evine düşen bir top mermisi sonucu oğlu yazar Taceddin Muhammed Müftah el-Fitouri de onunla birlikte hayatını kaybetti. 

Haziranda Sudan spor camiası, el-Merrikh kulübünün oyuncusu Ahmed Abdusselam'ın ağır yaralanmasına neden olan mermi sonucu hayatını kaybetmesi ile büyük bir şok yaşadı.

Ondan önce de benzer şekilde hayatını kaybeden Sudan Olimpiyat takımı oyuncusu ve Hay Al Wadi SC oyuncusu Nyala Hassan Barkia hayatını kaybetti.

Sudan Futbol Federasyonu'nun medya yetkilisi ve el-Merreikh Kulübü eski başkan yardımcısı el-Fasher Amir Ahmed, evinin önünde vurularak öldürüldü.

Müzisyen Halid es-Sanhouri, kan dolaşımındaki ciddi düşüş sonucu Omdurman'daki evinde hayatını kaybetti (Sosyal medya)
Müzisyen Halid es-Sanhouri, kan dolaşımındaki ciddi düşüş sonucu Omdurman'daki evinde hayatını kaybetti (Sosyal medya)

Şok ve trajedi

Müzisyen Halid el-Sanhuri, bölgede yaşanan şiddetli çatışmalar nedeniyle günlerce yiyecek ve içecek olmadan zor koşullar altında yaşadıktan ve elektrik kesintisi ile mücadele  ettikten sonra Omdurman'daki evinde kan dolaşımındaki ciddi düşüş sebebiyle hayatını kaybetti.

Cenazesinin mezarlığa götürülmesi başarısız olunca ailesi onu evin önüne gömmek zorunda kaldı.

Temmuz ayında Sudanlılar, hastalık nedeniyle acı çeken şair Sadık İlyas'ın vefat etmesi ile büyük bir üzüntü yaşadı.

Savaş şairin yeterli sağlık hizmeti alamamasına neden oldu. İlyas, Sudan halkının vicdanında derin kök salmış eserlerle şarkı kültürünü zenginleştirmiş ve bu kültürün oluşumuna katkıda bulunmuştu.

Ağustos ayı sonunda Omdurman Silah Tıp Hastanesi'nde hayatını kaybeden müzisyen ve besteci Omar el-Şair, yaklaşık 50 yıla yayılan sanat kariyeri boyunca müzik besteledi.

Sudan sanatının anısına en ünlü sanatçıların seslendirdiği en güzel ve ölümsüz parçaları kaleme aldı. 

Savaşın ilk aylarında, şampiyonalarda en çok ödül alan oyuncu olan el-Merreikh kulübünün kaleci efsanesi Hamed Braima da dahil olmak üzere önde gelen spor yıldızlarından bazıları hayatlarını kaybetti.

Eski el-Hilal takımı kaptanı Fevzi El Mardi, çatışmanın iki tarafı arasında çıkan silahlı çatışmalarda kurşun yarası sonucu kızıyla birlikte hayatını kaybetti.

Yıldızların ölümü

Kasım ayında Sudanlılar, büyük şarkıcıları, öncü müzisyen Muhamed el-Emin'in, yarım yüzyıldan fazla süren müzikal hayatı ve şarkı söyleme yolculuğunun ardından ABD'deki hayatını kaybetmesi ile üzüntü yaşadı. 

On yıllar boyunca sanat sahnesini dinleyicilerin vicdanını şekillendiren melodilerle zenginleştiren dünyaca ünlü flüt sanatçısı Hafız Aburrahman da hayatını kaybetti.

Sanatçı Muhammed Mirghani de eş-Cezire eyaletinin Vad Medeni şehrindeki polis hastanesinde hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerin listesinde hukukçu ve yazar Kemal el-Jazouli de yer alıyordu.

Diğer yandan, Sudanlı gazeteci, spor eleştirmeni Mirghani Abu Shanab, yazar Muhammad el-Tahir el-Zein el-Feval ile gazeteciler Osama Abu Shanab ve Aida Kassis de hayatını kaybetti. 

Halkın yaşayan hafızası 

Savaş zamanlarında sanat, kültür ve spor yıldızlarının ölümü hakkında, Edebiyat eleştirmeni Hamid Bahit, "Silahlı çatışma, başıboş kurşunların veya top mermilerinin kurbanı olanlar veya sağlık hizmetlerine erişimde kriz yaşayanlar da dahil olmak üzere, ünlü insanlar için diğerlerinden daha zordu" ifadelerini kullandı.  

Bahit, "Çatışmanın her iki tarafının da yol açtığı yıkıma dikkat etmediği bir dönemde, ülkedeki bilindik isimlerin kaybı kültürel hafızanın ve arşivlerin bozulmasına neden oluyor" dedi.

Edebiyat eleştirmeni, ünlü insanların, yaşayan halkların hatırası olduğunu ve ülkenin sanatsal, sportif, sosyal ve politik tarihinin bir parçası olduğunu belirtti.

Yüksek fiyat

Sanat eleştirmeni Heysem Ahmed el-Tayib "Bu savaş Sudanlıları zorlu sınavlarla karşı karşıya bıraktı ve savaşın sonuçlarına ve ağır maliyetine hazırlıklı olmadan yapılan çatışmalar onları şaşırttı. İnsanlar ya Hartum'daki yangının ortasında ya da yerinden edilme ve evsizlik koşullarında hayatta kalma mücadelesi veriyor" dedi.

Tayib, "Ünlüler ve başkentin ve Bahri, Omdurman ve Hartum şehirlerinin nüfusu özellikle silahlı çatışmaların ilk aylarında evlerinden çıkamayanlar evlerinde kuşatmaya maruz kaldı. Bunun sonucunda bir kısmı başıboş kurşunlar ve top mermileriyle hayatını kaybetti. Diğerleri ise açlıktan ya da tıbbi bakım eksikliğinden hayatını kaybetti" ifadelerini kullandı.

Sanat eleştirmeni "Aralarında sanat, kültür, tiyatro ve spor alanlarındaki isimlerin de bulunduğu Sudan'daki siviller, bir savaş bölgesine kendi tercihleriyle değil, baskı altında girdiler. Bu, ülkenin büyük değere sahip olan ve Sudan tarihinin bir bölümünü temsil eden önemli isimleri kaybetmesine neden oldu ki bu çok talihsiz bir durum" ifadelerine yer verdi.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Moskova ve Pyongyang ilişkilerdeki soğumayı nasıl aştı?

Fotoğraf: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un, Pyongyang'da düzenlenen bir resepsiyonda, 19 Haziran 2024 (AFP)
Fotoğraf: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un, Pyongyang'da düzenlenen bir resepsiyonda, 19 Haziran 2024 (AFP)
TT

Moskova ve Pyongyang ilişkilerdeki soğumayı nasıl aştı?

Fotoğraf: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un, Pyongyang'da düzenlenen bir resepsiyonda, 19 Haziran 2024 (AFP)
Fotoğraf: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un, Pyongyang'da düzenlenen bir resepsiyonda, 19 Haziran 2024 (AFP)

Anton Mardasov

7 Eylül'de Rusya ve Kuzey Kore, iki ülke tarihinde ilk kez komşular arasında düzenli bir kara bağlantı hattı sunacak köprünün açılışını yaptılar. Tumen Nehri üzerinde inşa edilen köprü, Rusya'nın Primorsky Krayı’ndaki Khasan kasabasını Kuzey Kore'nin Tumangan kasabasına bağlıyor.

1950'lerde nehir üzerinde zaman zaman geçici ahşap köprüler inşa edildi, ancak 1959'dan beri iki ülke arasındaki tek bağlantı hattı bir demiryolu köprüsü olan Dostluk Köprüsü oldu. Köprü, Japonya'ya karşı savaşta yer alan ve Kuzey Kore'nin “Emek Kahramanı” onur unvanına layık görülen Kızıl Ordu teğmeni Yakov Novichenko'nun adını taşıyor.

Novichenko, Kuzey Kore'de özel bir yere sahip. 1946'da Cumhuriyetin kurucusu Kim Il-Sung’u bir suikast girişiminden kurtarmış ve bu arada ağır yaralanarak bir kolunu kaybetmişti. Bir halk mitingi sırasında, Kim Il-Sung'un oturduğu platforma atılan el bombasının üzerine atlayarak, patlamaya karşı kendi bedenini siper etmişti.

Yeni köprü, Kuzey Kore'ye Avrasya ulaşım ağına karadan erişim imkânı sağlıyor. Açılışının Rusya ve Kuzey Kore arasında yük trafiğinde hemen ve önemli bir artışa neden olması beklenmese de yeni rota, ulaşım rotalarının ve lojistiğin kademeli olarak çeşitlendirilmesinin önünü açıyor.

Tumen Nehri üzerine bir kara köprüsü inşa edilmesiyle ilgili istişareler, 1990'lardan beri devam ediyordu ve nihai karar, Vladimir Putin'in 2024'teki Kuzey Kore ziyaretinde alındı. Aynı ziyaret sırasında, iki taraf ciddi tartışmalara neden olan kapsamlı bir stratejik ortaklık anlaşması imzaladı. Anlaşmanın gizli maddelerinden biri, Kuzey Kore özel kuvvetlerinin Rusya'nın Kursk bölgesinde Ukrayna güçlerine karşı savaşa katılmasını içeriyordu.

Anlaşmadan sonraki gerçeklik

2020'lerin başlarına kadar ikili ilişkiler ciddi zorluklarla karşılaştı ve genellikle sınırlı siyasi ve ekonomik içeriğe sahip yüzeysel dostane temaslarla sınırlı kaldı. Rusya, Batı ülkeleriyle birlikte, nükleer silah geliştirme ile ilgili olanlar da dahil olmak üzere Kuzey Kore'yi kınayan kararları destekledi.

Pyongyang'da bu, Sovyet döneminde geçerli olan ilişki modelinden Rusya'nın geri çekilmesi olarak görüldü. Pyongyang'ın 2014'te Kırım'ı Rusya'nın bir parçası olarak tanıması gibi önemli sembolik adımlar bile pratik kazanımlar sağlamadı.

Askeri iş birliğinin genişletilmesinin temelleri 2022 yılında şekillenmeye başladı. Rusya'nın Batı ile ilişkilerinin bozulması ve ABD, Güney Kore ve Japonya'nın askeri iş birliğini güçlendirme çabalarının yoğunlaşmasıyla birlikte, Rus liderliği Batı güvenlik kavramlarının artık geçerli olmadığı sonucuna vardı ve Kuzey Kore'ye karşı daha bağımsız bir politika izlemeye yöneldi.

Bu değişim, Rusya'nın füze denemelerinin ardından Kuzey Kore'ye yönelik yaptırımları sıkılaştırmayı amaçlayan ABD tarafından hazırlanan kararlara karşı veto hakkını kullanması, Pyongyang’a yönelik yaptırımları denetleyen BM Uzmanlar Paneli'nin görev süresinin uzatılmasını engellemesi, ayrıca Kore Yarımadası ile ilgili konularda Rusya'nın resmi söylemindeki değişiklikle açıkça görüldü.

Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması, önceki ilişkilerin doğasını temelden değiştirdi. Anlaşmanın imzalanmasından bu yana Rusya, Kuzey Kore için Çin'in yanı sıra fiilen kalıcı ve öncelikli bir ortak haline geldi.

vgh
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-Un, Pyongyang'da iş birliği anlaşmasını imzaladıktan sonra, 19 Haziran 2024 (AFP)

Yeni anlaşmanın metni, Rusya'nın İran ile imzaladığı anlaşmadan açıkça farklı olduğunu ortaya koyuyor. Zira anlaşmaya göre, Rusya veya Kuzey Kore'ye yönelik bir saldırı durumunda, iki tarafın karşılıklı askeri yardım sağlamak için pratik önlemleri koordine etmeleri gerekiyor. Buna karşılık Rusya-İran anlaşması, yalnızca iki taraftan birine saldıran bir devlete askeri veya başka bir yardım sağlamama konusunda “esnek” bir taahhüt öngörüyor.

Rus bir diplomatik kaynak, Rusya ile Kuzey Kore arasındaki anlaşmanın kesin olarak tanımlanmış bir askeri-siyasi karaktere sahip olduğunu, İran ile yapılan anlaşmanın ise savunma yönünün otomatik olarak çatışmaya dahil olmayı gerektirmediği derin ve çok yönlü bir ortaklığa dayandığını söyledi.

Diplomat şunu da belirtti: “Kuzey Kore ile yapılan anlaşma askeri-siyasi bir bloğa ve doğrudan teknoloji ve kaynak alışverişine yönelirken, Rusya-İran anlaşması öncelikle ekonomik bir temele dayanıyor.”

Buna rağmen Rusya ve Kuzey Kore, ilişkilerini askeri ittifak olarak tanımlamaktan kaçınıyor. Keza antlaşmanın 4. Maddesi uyarınca tam yardım sağlanması, ancak resmi bir savaş ilanı üzerine zorunlu hale geliyor.

Kuzey Kore askerlerinin Kursk bölgesine gönderilmesi kararı, Pyongyang için özellikle anlamlı bir adımdı; zira bu türden son Kuzey Kore müdahalesi, ABD'ye karşı Vietnam Savaşı sırasında gerçekleşmişti.

Rusya'ya gelince, Kuzey Koreliler, yarımadanın kuzey kısmını Japonlardan kurtaranın Kızıl Ordu olduğunu ve Sovyetler Birliği ile Çin Halk Cumhuriyeti'nin daha sonra ABD ve müttefiklerine karşı Kore Savaşı sırasında Kuzey Kore'ye destek verdiğini hatırlıyorlar.

Kuzey Kore, Rusya'ya çeşitli askeri imkanlarla destek vermeye devam ediyor. Top mermileri ve itici barutların yanı sıra kendisine KN-23 füzeleri de temin ediyor. Medya tarafından aktarılan Güney Kore istihbarat tahminlerine göre, Pyongyang Temmuz 2025'e kadar Rusya'ya yaklaşık 12 milyon mermi sevk etti; bu da Rus topçularının cephelerde kullandığı mühimmatın önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Rusya ve Kuzey Kore arasındaki ticaret, yeni lojistik yolların kurulmasıyla yeniden eski canlılığına kavuşmaya başladı

Yine yayımlanan haberlere göre Rusya, Ağustos 2025 ile Şubat 2026 arasında Kuzey Kore'den yaklaşık 60 bin ton patlayıcı madde ithal etti. Bu tedarikler, Moskova'nın mühimmat stoklarını yenilemesine, Rus fabrikaları üzerindeki ciddi baskının gölgesinde madencilik sektörüne patlayıcı madde tedarik etmesine imkan tanıdı.

Rus kuvvetleri ayrıca, Sovyet dönemi topçu namlularında yaşanan eksikliği telafi etmek için Kuzey Kore'den tedarik edilen, alışılmadık kalibreli topçu sistemlerini kullanıyor.

Newsweek'in aktardığı, Güney Koreli bir araştırma merkezi olan Kore Savunma Analizleri Enstitüsü'nün (KIDA) tahminlerine göre Kuzey Kore, Rusya'ya mühimmat tedarik ederek, binlerce asker göndererek ve teknik destek sağlayarak 20 milyar dolardan fazla gelir elde etti. Bunun karşılığında, enstitünün verileri, Pyongyang'ın askeri yeteneklerini güçlendiren gelişmiş teknolojiler ve silahlar edindiğini gösteriyor.

Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması'na pratik bir içerik kazandırarak Rusya, Güney Kore'ye Ukrayna'ya silah tedarikini hoş karşılamayacağına dair açık bir sinyal de göndermiş oldu. Medyada yer alan haberler, Güney Kore'nin 2023 yılında Kiev'e yüz binlerce 155 mm'lik top mermisi gönderdiğini ve o dönemde Ukrayna'nın en büyük top mühimmatı tedarikçisi olduğunu ifade etmişti.

cdvfghy
Kuzey Kore ile Rusya'yı birbirine bağlayan ve Kuzey Kore'nin Rason şehri ile Rusya'nın Khasan şehri arasındaki Tumen Nehri üzerinde yapılan ilk kara köprüsünün açılış töreninden, 7 Eylül 2026 (Reuters)

Görünen o ki Rusya'nın mesajı Seul'de karşılıksız kalmadı. Ağustos 2026'da Güney Kore'nin Yonhap Haber Ajansı, Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına atıfta bulunarak, Güney Kore'nin hâlâ Ukrayna'ya silah tedarik etmekten kaçındığını bildirdi.

Ukrayna'daki savaş, Moskova ve Pyongyang arasındaki yakınlaşmanın tek nedeni olarak görülemez. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre Kuzey Kore ile iş birliğinin derinleştirilmesi, Rusya açısından diğer stratejik çıkarlara da hizmet ediyor. Rusya’nın Asya ülkeleriyle bağlarını güçlendirmesi ve ekonomik ve siyasi girişimlerinin giderek artan bir bölümünü Batı'dan Doğu'ya yönlendirmesiyle birlikte, Pyongyang ile ortaklığı daha da önem kazanıyor.

Çin, uzun zamandır Rusya'nın Asyalı ortakları ağında baskın konumda bulunuyor ve bu da doğuya yönelme stratejisini daha dengesiz hale getirdi.

Buna ilave olarak, Pekin'in nüfuz alanı olarak gördüğü bölgeye girmekten Rusya’nın kaçınması, Kuzey Kore ile geniş çaplı askeri iş birliğini yeniden başlatma konusunda da uzun süre bir engel teşkil etti. Rusya'nın Asya meseleleri konusunda önde gelen askeri uzmanlarından Vasily Kashin, Rusya-Çin anlaşmaları ve nüfuz alanlarının paylaşılması sonucunda Rusya ile Kuzey Kore arasında askeri bir ittifakın mümkün hale geldiğini düşünüyor.

Kashin, “Çin'in hâlâ kaybedeceği bir şeyler var. Aynı düzeyde yaptırım baskısı altında değil ve Güney Kore ve Japonya ile aktif diplomasisi devam ediyor. Rusya ise Seul ile bazı temaslarını sürdürürken, Kuzey Kore ile ortaklık kurmada kendisine daha fazla özgür olma imkânı tanıyabilir” dedi.

Askeri iş birliğinin hakimiyeti altında

Rusya ve Kuzey Kore arasındaki ticaret, yeni lojistik rotaların kurulmasıyla birlikte bir ivme kazanmaya başladı. Ancak Pyongyang ile ticaretin, ülkenin komünist ekonomik modeli içindeki ödeme mekanizmaları ve ticari iletişimle bağlantılı kendine özgü özellikleri bulunuyor.

Rusya ve Kuzey Kore'nin bu ortaklıktan elde edecekleri kazanımları en üst düzeye çıkarmaya çalışacakları açıktır. İki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açılıyor olabilir

 Bu nedenle, Rusya-Kuzey Kore ilişkilerinde büyük bir ekonomik atılım olasılığı düşük. Zira iki ekonomi yalnızca kısmen birbirine entegre. Uzman Andrei Lankov'un belirttiği gibi, Kuzey Kore'nin küresel pazarlarda rekabet avantajına sahip olduğu mallar Kremlin'in ilgisini çekmiyor.

Sibirya'daki dev doğal kaynak zenginliği sebebiyle Rusya'nın Kuzey Kore kömürü veya ham maddelerinin alıcısı olması pek olası değil. Ayrıca, Çin pazarındaki başarısına rağmen, deniz ürünleri Rus tüketicilerin ilgisini pek çekmiyor.

Öte yandan, Kuzey Koreli şirketler, Rus tedarikçilerinin ürünleri için beklediği fiyatları ödeme kapasitesine sahip değil. Ama Pyongyang hükümeti, savunma sanayilerinin ihtiyaç duydukları başta olmak üzere, temel mallar için kesinlikle fon ayırabilir. Ancak, Kuzey Kore’nin döviz ile büyük ölçekte Rus ürünleri alımları yapması beklentisi gerçekçi olmaktan uzaktır.

dfghy
7 Eylül 2026'daki açılış töreninde, Kuzey Kore kamyonları Tumen Nehri üzerinde Rusya ve Kuzey Kore arasındaki yeni kara köprüsünden geçerken Rus bayrakları rüzgârda dalgalanıyor (AFP)

Rusya'nın Kuzey Kore'ye ana ihracatı, un, şeker ve ayçiçek yağı da dahil olmak üzere gıda maddeleri ve ham maddelerden oluşuyor.

Bununla birlikte, iki ülkenin ekonomilerinin birbirini tamamladığı belirli alanlar da var. Bu alanlardan en öne çıkanlarından biri, işgücü sıkıntısı çeken Rus bölgelerinde Kuzey Kore vatandaşlarının geçici olarak istihdam edilmesidir; bu, ikili ekonomik iş birliğinin en hızlı büyüyen alanlarından biridir.

İki ülke arasındaki ilişkiler yalnızca çıkarları ve niyetleriyle belirlenmediği, aynı zamanda bir dizi dış faktörden de etkilendiği için bu yeni ittifakın uzun vadede kalıcı olup olmayacağı henüz belli değil.

Ancak, Rusya ve Kuzey Kore'nin bu ortaklıktan elde edecekleri kazanımları en üst düzeye çıkarmaya çalışacakları açıktır. İki ülke arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açılıyor olabilir ve bu, Moskova ve Pyongyang'ın konumlarını güçlendirebilir, bölgedeki güç dengesinin yeniden şekillenmesine katkıda bulunabilir.

*"Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli al Majalla dergisinden çevrilmiştir."


Senato için yarışan iki Cumhuriyetçi aday, İran savaşının hızla sona erdirilmesini istedi

Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)
Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)
TT

Senato için yarışan iki Cumhuriyetçi aday, İran savaşının hızla sona erdirilmesini istedi

Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)
Michigan’da Demokrat aday Abdul el-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers (Reuters)

ABD Senatosu’ndaki iki sandalye için çekişmeli yarışlara giren iki Cumhuriyetçi aday, dün İran savaşının bir an önce sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Bu açıklamalar, yakıt fiyatlarının yükselmesine ve özellikle motorin fiyatlarının rekor seviyelere çıkmasına yol açan savaş konusunda, koltuklarını kaybetme riski taşıyan adayların Başkan Donald Trump’tan uzaklaşmaya çalıştığının son işareti oldu.

Michigan’da Demokrat aday Abdul El-Sayed’e karşı çekişmeli bir yarış yürüten Mike Rogers ile Iowa’da Demokrat Josh Tork’a karşı yakın bir yarışın içinde olan Ashley Hinson, daha önce Trump’ın Tahran’a saldırı düzenleme yetkisini desteklemiş olmalarına rağmen, dün İran konusunda daha yatıştırıcı bir söylem benimsedi.

Bu değişim, halen Temsilciler Meclisi’nde görev yapan Hinson açısından özellikle dikkat çekiciydi. Hinson, Trump’ın savaşı sürdürme yetkisini sınırlandırmayı amaçlayan Meclis girişimlerine altı kez karşı oy kullandı; bunlardan biri geçen hafta yapılan oylamaydı.

Hinson sosyal medyada yaptığı paylaşımda, “Iowalılar ekonomik baskı altında ve İran’daki savaşın maliyetini akaryakıt istasyonlarında ya da marketlerde ödemek zorunda kalmamalı” ifadelerini kullandı. Hinson, benzin vergilerinin askıya alınması, motorin ihracatının geçici olarak durdurulması ve başka önlemlerin alınmasının yanı sıra savaşın “başarıyla ve derhal” sona erdirilmesi çağrısında bulundu.

Bu açıklamalar, yaklaşık yedi aydır devam eden çatışmanın kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde siyasi bir yüke dönüşmesinden endişe eden ve koltuklarını kaybetme riski bulunan bazı Cumhuriyetçi adayların artan kaygısını gösteriyor. Ara seçimler, Cumhuriyetçilerin Temsilciler Meclisi ve Senato’daki kritik çoğunluklarını koruyup koruyamayacağını belirleyecek.

Enflasyonun yükselmeye devam ettiği bir dönemde Amerikalıların Trump’ın hem ekonomiyle hem de İran savaşıyla ilgili politikalarına yönelik memnuniyetsizliği de arttı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Reuters/Ipsos tarafından gerçekleştirilen ve sonuçları dün yayımlanan son ankete göre Trump’ın görev onayı yüzde 32’ye gerileyerek, siyasi kariyerindeki en düşük seviyeye indi.


Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu’na gitmeden önce İran’ın tutumlarını savunacağına söz verdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
TT

Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu’na gitmeden önce İran’ın tutumlarını savunacağına söz verdi

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, BM Genel Kurulu toplantılarına katılmak üzere New York’a hareket etti. (Reuters)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’na katılmak üzere bugün New York’a hareket ederken, ABD ile savaşın ortasında yapılacak toplantılarda ülkesinin tutumlarını kararlılıkla savunacağı taahhüdünde bulundu.

İran devlet televizyonunun Pezeşkiyan’ın ülkeden ayrılmadan önce yaptığı açıklamalardan aktardığına göre Pezeşkiyan, “Savaştan başımız dik çıktık. Bu hepimiz için bir onur ve gurur kaynağıdır. Bu nedenle uluslararası platformlarda tutumlarımızı kararlılıkla savunacağız” dedi.

Pezeşkiyan, “Bu fırsatı, İran’ın içinde bulunduğu zor durumu uluslararası toplumun dikkatine mümkün olan en iyi şekilde sunmak için kullanacağız. Muhaliflerimize, İran halkının tüm bu haksızlıklara rağmen direnişini sürdürdüğünü vurgulayacağız” ifadelerini kullandı.

Pezeşkiyan, şubat ayında İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırılarıyla Ortadoğu’da savaşın başlamasından bu yana ABD’ye giden en üst düzey İranlı yetkili konumunda. Pezeşkiyan’ın yarın BM Genel Kurulu’na hitap etmesi bekleniyor.

ABD, İran heyetinin bir bölümünün BM toplantılarına katılmasına izin verirken, Dışişleri Bakanlığı’na göre heyet üyelerine geçen yıl uygulananlara benzer kısıtlamalar getirdi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de ülkesinin BM Genel Kurulu toplantılarına katılacak diplomatik heyetine başkanlık etmek üzere dün New York’a ulaştı. Bu bilgi İran Dışişleri Bakanlığı tarafından açıklandı.

İran devlet televizyonu, Arakçi’nin New York’a ulaşmasının ardından BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini ve görüşmede Genel Kurul gündemine ilişkin görüş alışverişinde bulunulduğunu bildirdi.

İran medyası Arakçi’nin, “En önemli hedefimiz, İran halkının meşru haklarını ve çıkarlarını savunmak için bu büyük uluslararası platformdan yararlanmaktır” dediğini aktardı.

Stratejik Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ise Tahran ile Washington arasındaki anlaşmazlığın merkezindeki konulardan biri olmaya devam ediyor.

İran, ABD ve İsrail’in savaşı başlatmasından bu yana Hürmüz Boğazı’nı büyük ölçüde kapalı tutuyor. Savaş öncesinde dünya petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının beşte biri bu su yolundan geçiyordu.

Buna karşılık ABD, İran limanlarına abluka uygularken, İran’ı mali açıdan sıkıştırmak amacıyla ülkeye yönelik ekonomik baskıyı artırıyor.