Sudanlı sanatçılar başıboş kurşunlar yüzünden sessizce bu dünyadan ayrılıyor

Ülke, büyük değere sahip olan ve ülke tarihinin bir bölümünü temsil eden ünlü isimleri kaybetti

Şarkıcı Şadin Muhammed Hüseyin'in Omdurman şehrinde bulunan evine başıboş bir top mermisinin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi sanat camiasını üzüntüye boğdu (Sosyal medya)
Şarkıcı Şadin Muhammed Hüseyin'in Omdurman şehrinde bulunan evine başıboş bir top mermisinin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi sanat camiasını üzüntüye boğdu (Sosyal medya)
TT

Sudanlı sanatçılar başıboş kurşunlar yüzünden sessizce bu dünyadan ayrılıyor

Şarkıcı Şadin Muhammed Hüseyin'in Omdurman şehrinde bulunan evine başıboş bir top mermisinin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi sanat camiasını üzüntüye boğdu (Sosyal medya)
Şarkıcı Şadin Muhammed Hüseyin'in Omdurman şehrinde bulunan evine başıboş bir top mermisinin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi sanat camiasını üzüntüye boğdu (Sosyal medya)

Sudan ordusu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında 15 Nisan'dan bu yana devam eden savaş, çok sayıda sanat, kültür ve spor adamının yanı sıra, tiyatro ve müzik yıldızlarının ve toplumun bilindik isimlerinin hayatını kaybetmesine yol açtı.

Bu kişilerden bir kısmı kurşun ve top mermileriyle hayatını kaybederken, bir kısmı da başkent Hartum, Bahri ve Omdurman'daki güvenlik koşulları nedeniyle tedavi ve sağlık hizmetlerine ulaşamayarak hayatlarını kaybetti.

Birçok alanda 18'den fazla ünlü kişi, silahlı çatışmanın patlak vermesinden önce olduğu gibi binlerce hayranı tarafından veda edilmeden sessizce dünyadan ayrıldı.

Arkalarında seçkinlerin, aydınların ve gençlerin ilgisini çeken projelerdeki önemli rollerine paralel bir etki bıraktı.

Sanatçı Muhammed Mirghani, el-Cezire eyaletinin Vad Medeni kentindeki polis hastanesinde hayatını kaybetti (Sosyal medya)
Sanatçı Muhammed Mirghani, el-Cezire eyaletinin Vad Medeni kentindeki polis hastanesinde hayatını kaybetti (Sosyal medya)

Savaş kayıpları 

Mayıs ayında şarkıcı Şadin Muhammed Hüseyin'in Omdurman şehrinde bulunan evine başıboş bir top mermisinin düşmesi sonucu hayatını kaybetmesi sanat camiasını üzüntüye boğdu.

'el-Hekeme' olarak bilinen sanatçı, çatışmayı durdurmak, çekişme ve şiddete karşı durmak için şarkılarıyla barış çağrısını bulunuyordu.

Halkın şairi olarak sanatsal mesajı, kolektif söylemi savaşların sona ermesi çağrısında bulunmaya teşvik ederek milyonlarca Sudanlının isteklerini karşılamak için savaşa karşı çıkma ve arzu edilen barış ve uyumu talep etme amacını taşıyordu. 

Ağustos ayı sonlarında, Hartum'un eş-Şecere bölgesindeki el-Hammadab Camii'nin bombalanması sonucu ünlü 'Akd el-Celad' şarkı grubunun üyelerinden Arki Abdurrahim Muhtar, savaş kurşunlarıyla öldürüldü.

Mayıs ayının başlarında olan tiyatro yıldızı Asiya Abdulmecid çalıştığı eğitim kurumunun üzerine düşen şarapnel parçasının isabet etmesi sonucu hayatını kaybetti.

Asiya Abdulmecid ülkenin ilk profesyonel tiyatro oyuncusu olan şair Muhammed Müftah el-Fitouri'nin dul eşiydi ve daha sonra öğretmenlik yapmak için oyunculuktan emekli olmuştu.

Geçen hafta Hartum'daki evine düşen bir top mermisi sonucu oğlu yazar Taceddin Muhammed Müftah el-Fitouri de onunla birlikte hayatını kaybetti. 

Haziranda Sudan spor camiası, el-Merrikh kulübünün oyuncusu Ahmed Abdusselam'ın ağır yaralanmasına neden olan mermi sonucu hayatını kaybetmesi ile büyük bir şok yaşadı.

Ondan önce de benzer şekilde hayatını kaybeden Sudan Olimpiyat takımı oyuncusu ve Hay Al Wadi SC oyuncusu Nyala Hassan Barkia hayatını kaybetti.

Sudan Futbol Federasyonu'nun medya yetkilisi ve el-Merreikh Kulübü eski başkan yardımcısı el-Fasher Amir Ahmed, evinin önünde vurularak öldürüldü.

Müzisyen Halid es-Sanhouri, kan dolaşımındaki ciddi düşüş sonucu Omdurman'daki evinde hayatını kaybetti (Sosyal medya)
Müzisyen Halid es-Sanhouri, kan dolaşımındaki ciddi düşüş sonucu Omdurman'daki evinde hayatını kaybetti (Sosyal medya)

Şok ve trajedi

Müzisyen Halid el-Sanhuri, bölgede yaşanan şiddetli çatışmalar nedeniyle günlerce yiyecek ve içecek olmadan zor koşullar altında yaşadıktan ve elektrik kesintisi ile mücadele  ettikten sonra Omdurman'daki evinde kan dolaşımındaki ciddi düşüş sebebiyle hayatını kaybetti.

Cenazesinin mezarlığa götürülmesi başarısız olunca ailesi onu evin önüne gömmek zorunda kaldı.

Temmuz ayında Sudanlılar, hastalık nedeniyle acı çeken şair Sadık İlyas'ın vefat etmesi ile büyük bir üzüntü yaşadı.

Savaş şairin yeterli sağlık hizmeti alamamasına neden oldu. İlyas, Sudan halkının vicdanında derin kök salmış eserlerle şarkı kültürünü zenginleştirmiş ve bu kültürün oluşumuna katkıda bulunmuştu.

Ağustos ayı sonunda Omdurman Silah Tıp Hastanesi'nde hayatını kaybeden müzisyen ve besteci Omar el-Şair, yaklaşık 50 yıla yayılan sanat kariyeri boyunca müzik besteledi.

Sudan sanatının anısına en ünlü sanatçıların seslendirdiği en güzel ve ölümsüz parçaları kaleme aldı. 

Savaşın ilk aylarında, şampiyonalarda en çok ödül alan oyuncu olan el-Merreikh kulübünün kaleci efsanesi Hamed Braima da dahil olmak üzere önde gelen spor yıldızlarından bazıları hayatlarını kaybetti.

Eski el-Hilal takımı kaptanı Fevzi El Mardi, çatışmanın iki tarafı arasında çıkan silahlı çatışmalarda kurşun yarası sonucu kızıyla birlikte hayatını kaybetti.

Yıldızların ölümü

Kasım ayında Sudanlılar, büyük şarkıcıları, öncü müzisyen Muhamed el-Emin'in, yarım yüzyıldan fazla süren müzikal hayatı ve şarkı söyleme yolculuğunun ardından ABD'deki hayatını kaybetmesi ile üzüntü yaşadı. 

On yıllar boyunca sanat sahnesini dinleyicilerin vicdanını şekillendiren melodilerle zenginleştiren dünyaca ünlü flüt sanatçısı Hafız Aburrahman da hayatını kaybetti.

Sanatçı Muhammed Mirghani de eş-Cezire eyaletinin Vad Medeni şehrindeki polis hastanesinde hayatını kaybetti. Hayatını kaybedenlerin listesinde hukukçu ve yazar Kemal el-Jazouli de yer alıyordu.

Diğer yandan, Sudanlı gazeteci, spor eleştirmeni Mirghani Abu Shanab, yazar Muhammad el-Tahir el-Zein el-Feval ile gazeteciler Osama Abu Shanab ve Aida Kassis de hayatını kaybetti. 

Halkın yaşayan hafızası 

Savaş zamanlarında sanat, kültür ve spor yıldızlarının ölümü hakkında, Edebiyat eleştirmeni Hamid Bahit, "Silahlı çatışma, başıboş kurşunların veya top mermilerinin kurbanı olanlar veya sağlık hizmetlerine erişimde kriz yaşayanlar da dahil olmak üzere, ünlü insanlar için diğerlerinden daha zordu" ifadelerini kullandı.  

Bahit, "Çatışmanın her iki tarafının da yol açtığı yıkıma dikkat etmediği bir dönemde, ülkedeki bilindik isimlerin kaybı kültürel hafızanın ve arşivlerin bozulmasına neden oluyor" dedi.

Edebiyat eleştirmeni, ünlü insanların, yaşayan halkların hatırası olduğunu ve ülkenin sanatsal, sportif, sosyal ve politik tarihinin bir parçası olduğunu belirtti.

Yüksek fiyat

Sanat eleştirmeni Heysem Ahmed el-Tayib "Bu savaş Sudanlıları zorlu sınavlarla karşı karşıya bıraktı ve savaşın sonuçlarına ve ağır maliyetine hazırlıklı olmadan yapılan çatışmalar onları şaşırttı. İnsanlar ya Hartum'daki yangının ortasında ya da yerinden edilme ve evsizlik koşullarında hayatta kalma mücadelesi veriyor" dedi.

Tayib, "Ünlüler ve başkentin ve Bahri, Omdurman ve Hartum şehirlerinin nüfusu özellikle silahlı çatışmaların ilk aylarında evlerinden çıkamayanlar evlerinde kuşatmaya maruz kaldı. Bunun sonucunda bir kısmı başıboş kurşunlar ve top mermileriyle hayatını kaybetti. Diğerleri ise açlıktan ya da tıbbi bakım eksikliğinden hayatını kaybetti" ifadelerini kullandı.

Sanat eleştirmeni "Aralarında sanat, kültür, tiyatro ve spor alanlarındaki isimlerin de bulunduğu Sudan'daki siviller, bir savaş bölgesine kendi tercihleriyle değil, baskı altında girdiler. Bu, ülkenin büyük değere sahip olan ve Sudan tarihinin bir bölümünü temsil eden önemli isimleri kaybetmesine neden oldu ki bu çok talihsiz bir durum" ifadelerine yer verdi.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.


İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.