İsrail 100 gün sonra savaştaki hedeflerini değiştirecek mi?

İsrail, Batı ve Amerikan çıkarlarını etkileyecek senaryolar beklentisiyle, siyasi ya da güvenlik seçeneğine ulaşılana kadar geçici de olsa bir çözüme muhtaç hale geldi.

Bir İsrail askeri, Gazze Şeridi ve İsrail'in güney sınırı boyunca konuşlandırılan muharebe tanklarının önünde ağır bir top mermisi taşıyor. / Fotoğraf: AFP
Bir İsrail askeri, Gazze Şeridi ve İsrail'in güney sınırı boyunca konuşlandırılan muharebe tanklarının önünde ağır bir top mermisi taşıyor. / Fotoğraf: AFP
TT

İsrail 100 gün sonra savaştaki hedeflerini değiştirecek mi?

Bir İsrail askeri, Gazze Şeridi ve İsrail'in güney sınırı boyunca konuşlandırılan muharebe tanklarının önünde ağır bir top mermisi taşıyor. / Fotoğraf: AFP
Bir İsrail askeri, Gazze Şeridi ve İsrail'in güney sınırı boyunca konuşlandırılan muharebe tanklarının önünde ağır bir top mermisi taşıyor. / Fotoğraf: AFP

Gazze Şeridi'nde 100 gün süren savaşın ardından şu soru sorulmaya devam ediyor: İsrail'in Gazze Şeridi'yle başa çıkmak için sahip olduğu seçenekler ve alternatifler, doğrudan çatışmanın taraflarının (Filistin Yönetimi, Hamas, İsrail) aştığı siyasi ve medyatik çatışma bittikten sonra ne olacak? Buradaki doğrudan taraflar (ABD, İran ya da onun sahada faaliyet gösteren vekil güçleri) ve dolaylı taraflar (Lübnan, Irak ve Suriye'deki Filistinli gruplar, Hizbullah güçleri ve Husi milisleri) bu çatışmalar bittikten sonra ne yapacak?

Belki de bu, şu anda zor bir geçiş aşamasında olduğumuzu doğruluyor. Aslında bu durum, mevcut dönemde planlanıp uygulamaya konulan güvenlik ve stratejik düzenlemelerle mevcut seçeneklerin ötesine geçerek, yani söylemden eyleme geçmekle bağlantılıdır.

Çarpıcı şema

İsrail hükümeti şu anda Gazze Şeridi'ndeki çatışmaların başka bir aşamasına geçmeyi planlıyor. Bu da mevcut aşamanın birkaç adımla bağlantılı olacağını gösteriyor.

Birincisi, Gazze Şeridi’nin alanını kuzeyden doğuya ve merkezden güneye olmak üzere kuzeyden ve tampon bölgelerden kırpmayı amaçlayan genişletilmiş bir stratejik iletişim hattı aracılığıyla doğrudan Gazze Şeridi’nin derinliklerinde çalışmaktır. Her ne kadar bu spesifik alanın büyüklüğüne ilişkin birçok tutarsızlık olsa da, en azından orta vadede İsrail için istenen stratejik güvenliği sağlayabilir. Özellikle de İsrail, ister Gazze Şeridi'nden ister kuzeyden olsun, 7 Ekim sahnesinin tekrarlanmasını istemediğinden, siyasi arenada huzursuzluk yaratmakla tehdit eden yerleşimcilere güvence mesajları gönderiyor. Aynı zamanda hükümeti çeşitli prosedürler ve önlemler almaya zorluyor. Zira aksi takdirde mesele İsrail için bir felaket olacaktır.

İkincisi, Filistinli aşiretlere ve gruplara güvenme yaklaşımını benimsemeye devam ederek, içeride idari tedbirlerin benimsenmesi aşamasına geçmektir. Bu nedenle, Filistin Yönetimi üyelerinin ya da ona bağlı bir Filistin gücünün ülkeye girişinden söz edilmesi hâlâ pek mümkün görünmüyor. Sonuçta bu, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın geçtiğimiz günlerde çağrı yaptığı gibi geçici çözümleri kabul etmemek anlamına gelecektir.

Zor ve etkisiz seçimler, Filistin Yönetimi'nin şu ana kadar yalnızca kayda değer uluslararası ve Arap desteğine sahip olduğunu doğruluyor. İsrail hâlâ Filistin Yönetimi'nin Gazze Şeridi'ndeki durumu yönetmekten aciz olduğuna inanmasına rağmen, Gazze Şeridi'nde ve hatta Batı Şeria'da hüküm süren istikrarsızlık ışığında, siyasi veya stratejik istikrar için gerçek fırsatların bulunmaması, herkesi bir anlaşmazlık alanına sokabilir.

Üçüncüsü, İsrail'in büyük askeri yeteneklerinin aslında Filistin direnişinde önemli bir azalmaya yol açtığının, Gazze Şeridi'ni yıktığının ve ekonomik yapısına tamamen zarar vererek buradaki yaşamı sekteye uğrattığının açıkça kanıtlanmış olmasıdır. Bu nedenle, direnişle çatışma hattını sürdürmenin İsrail için yararlı olmayacağı ve aslında maliyetli olacağı ve mevcut tüm politikaları bir bütün olarak gözden geçirmesi gerektiği yönündeki ciddi Amerikan çekinceleri ışığında ABD'nin önerdiği geçici ve kalıcı olmayan seçeneklere rağmen, kuzeyde yaşayanların geri dönüşüne dair söylemler yanıltıcıdır, hiçbir anlamı yoktur ve mantıksızdır.

Acil önlemler

İsrail burada genel prosedürlerden ve spesifik operasyonlardan bahsediyor. İsrail, özellikle saha düzeyinde Filistinli unsurları hedef alma yoğunluğunu azaltıyor ve kendi güçlerini Hizbullah güçlerine bağlı unsurları hedef almakla sınırlıyor.

Bu durum, İsrail'in Salih el-Aruri'nin tasfiyesinden sonra Filistin direnişinin diğer saha liderlerini hedef almayı bırakıp Hizbullah liderlerine suikast düzenlemekle yetinmesinin nedenlerini açıklıyor. Özellikle de siyasi düzeydekiler, İsrail ve müttefiklerinin başka çatışma alanlarına sürüklenmesine yol açabilecek kararlı strateji ya da Samson seçeneğine başvurulmaması konusunda uyarıda bulunmuştu. Bu durum, ABD ve İngiltere'nin Yemen'de saldırılar düzenlemeye başlamasının ardından bir yandan Husi milisler, diğer yandan Iraklı ve Suriyeli gruplar tarafından yürütülen operasyonların kapsamının genişlemesini ve uluslararası bölgesel çatışmalara yol açabilecek Hizbullah cephesinin kademeli olarak ateşlenmesini açıklıyor. Ayrıca ABD'nin İsrail'i sakinleşmeye ittiği stratejiyi doğruluyor. İsrail, Gazze Şeridi'nin derinliklerinde acil önlemler almaya başladı ve gerilim seviyesini düşürdü. Söz konusu durum İsrail'in, genel olarak Batı çıkarlarını ve özellikle de Amerikan çıkarlarını etkileyen, kısa vadede gözden geçirme ve yeni politikalar gerektiren senaryolar karşısında çatışma yoğunluğunu düşürme yolunda ilerlediğini teyit ediyor.

Sunulan yönelimler

Olan bitenin ışığında İsrail hükümeti bazı spesifik ve disiplinli seçenekleri benimseyecektir. Bunlardan en önemlisi stratejik başarı düzeyinin Ocak ayından Mart ayına kadar hızlandırılmasıdır. İlk üç ayda Mısır'ın öncülüğünde ilgili ülkelerin katılacağı siyasi ve güvenlik çözümüne giderek önce kendini öne sürme stratejisi benimseme eğiliminde olacak. Çokuluslu güçler, ABD ve belki de Almanya ve Norveç, bu meselenin uluslararası bir sorumluluk olduğunu ve esas olarak Arap ve Filistinlilerin rolünü göz önünde bulundurarak arabulucu taraflar olarak Filistin direnişinden geriye kalanlarla uğraşmayı erteliyor.

Bu, Hamas’ın varlığına rağmen Gazze Şeridi'yle uğraşmanın masada kalacağını ve sürecin bunun üzerine inşa edilebileceğini gösteriyor. Bu mesele, Hamas hareketine ait, meselelerle baş etme kabiliyetine sahip unsurlar aracılığıyla çözülecek. Bu da İsrail'in, ilk kurulduğunda Hamas Hareketi’ni kolaylaştırmasına izin verdiği prosedür ve adımlarla, verenin, sağlayanın ve kolaylaştıranın bizzat İsrail olduğunu hatırlatıyor.

Bu senaryonun önümüzdeki dönemde tekrarlanması muhtemel. Bu da İsrail'in öncelikle ABD ve Mısır'a, kısmi dosyalar ve askeri tutukluların serbest bırakılmasıyla uğraşmadan öncelikli olabilecek geçici ve acil çözümün benimsenmesini hızlandırmak için baskı uygulayacağını doğruluyor.

Bu, doğrudan taraflar arasındaki teklifte önceliğe sahip olacaktır. Özellikle de İsrail'in belirli Arap taraflardan olumlu ve yapıcı tarafsızlık sergileyen bir Körfez ülkesi aracılığıyla, geçici bir anlaşmaya varılmasına izin verilmesi karşılığında Gazze Şeridi'nde yaşananları durdurması için İran'a baskı yapmasını istemesi de bunu gösteriyor.

Almanya ve Norveç’in de devreye girmesiyle bazı mahkûmların serbest bırakılması konusunda gerçek bir ilerleme kaydedilebilir. Özellikle de İsrail, vekil güçlerin tepkisinden korktuğu için böyle bir adım atabilir. Söz konusu vekil güçler, yeni bir taktik izlemeye başlayan Hizbullah'tır. Bu, İsrail'e devlet ve hükümet olarak katlanamayacağı pek çok tepkiye mâl olabilir. Bu noktada İsrail hükümetinin, İsrail'deki siyasi yetkililerin gösterdiği gerginlik döneminden sonra sahneyi çeşitli yönlerden yönetme ve meseleyi çözme kararlılığı kendini gösteriyor. Söz konusu durum, ABD'nin İsrail'deki iktidar koalisyonunun bileşenlerinde değişiklik talep etmekten vazgeçmesine, hatta hükümetin mevcut pozisyonunu desteklemesine ve yaşananlara yönelik eleştiri düzeyini azaltmasına neden oldu. Ayrıca İsrail'in siyasi düzeyini güçlendirdi. İsrail, özellikle de Uluslararası Adalet Divanı'nın Güney Afrika'nın açtığı davayı incelemesinin ve uluslararası düzeyde eleştirilmeye devam etmesinin ardından desteğe ihtiyaç duyuyor. İsrail hükümetinin sonuçları olacağından korktuğu şey de işte budur.

Ayrıca İsrail, bugün ya da yarın uluslararası forumlarda bir hükümet olarak değil de bir devlet olarak gayri meşrulaştırılması da dahil olmak üzere herhangi bir davranışına karşı gelecek mevcut tepkiden korkuyor. Bu durum, Gazze Şeridi'nde 100 gün süren operasyonların ardından İsrail'in güvenlik ve siyasi varlığını gözden geçirmesi, siyasi ya da güvenlikle ilgili bir seçeneğe ulaşılana kadar geçici de olsa bir çözüm araması gerektiğini gösteriyor. İsrail'in farkında olduğu şey, bunun kısa ve orta vadedeki sonuçlarıdır.

Gerekli kontroller

Mevcut siyasi ve stratejik sahnenin açıklığı ve harekete geçmeyi teşvik eden faktörlerin yokluğu doğrultusunda, krizin çözülme şansı gerçek bir anlaşmadan daha fazlasını gerektiriyor. Bunun da ötesinde genel seçenekler üzerinde çalışmak, arabulucuların özellikle de Mısır ve Katar'ın üzerinde çalıştığı önerileri tamamen reddetmekten geçiyor. İsrail'in şu anda ihtiyaç duyduğu şey güvenliğini korumak, Hizbullah ile çatışmaya girmemek ve bölgesel varlığını güvence altına almaktır. İsrail'in kanamayı durdurmak için ihtiyaç duyduğuysa kendi evinde meydana gelen kayıplar ışığında açık çatışmalara girmemek ve buna odaklanmaktır.

Bu nedenle İsrail, meselenin çözümünü kabul etmek, mevcut çatışmayı sona erdirmek ve güvenlik düzenlemelerinin başka bir aşamasına geçmek için ABD’li, Avrupalı ve hatta uluslararası taraflarca sunulan kontrollere veya verilere yanıt gelmedikçe ateşkesi kabul etmeyecektir. İsrail, Batı Şeria'da daha fazla gerginliğe yol açabilecek büyük bir intifadanın patlak vermesi korkusu ve herhangi bir acil duruma hazırlanmak da dahil olmak üzere, diğer seçeneklerden önce güvenliğe odaklanan dar bir yaklaşımla çalışacaktır.

Gazze Şeridi'ndeki herhangi bir güvenlik düzenlemesinin daha fazla zaman gerektireceği beklentisi bulunuyor. Hamas hareketi tarafından birçok anlaşmazlığın gündeme getirileceği beklentisi ışığında İsrail, Hamas Hareketi’ndeki askerlerin ve saha liderliğinin kolayca teslim olmayacağını ve sahneyi terk etmeyi kabul etmeyeceğini biliyor. Buradaki çatışma hattı, cephelere dönüşürse mevcut istikrarı tehdit edebilir. Çözüm seçeneği üzerinde çalışılmasıyla bir süre için kabul edilebilir bir şey ortaya çıkacaktır. Ancak sunulacak çözüm gerçek ve doğrudan uzlaşmacı bir seçeneğin benimsenmemesi durumunda herhangi bir anlaşmanın başarısız olmasına yol açabilir. Gazze Şeridi'nde 100 gün süren savaşın ardından çatışmalar nasıl bir yol izleyecek? İsrail'in çözümü kabul edeceği gerçekçi senaryoyu hangi düzeyde bekleyebiliriz?

Sonuç:

Her halükârda İsrail'in, özellikle askeri veya stratejik olarak başaramadığı hedefler üzerinde çalışmanın zor olduğunu fark ettikten sonra bazı tavizler vermesi ve Gazze Şeridi'ndeki savaştan 100 gün önce açıkladığı söylemin tam tersi bir söylem ve tutum ortaya koyması gerekiyor.

Dolayısıyla çözüm, mevcut gerçekliği kabul edip, en azından şu anda ülke içinde ve hatta ülke dışında da siyasi düzeyde ve bazı güvenlik kesimleri tarafından kabul edilmeyebilecek belirli düzenlemeler çerçevesinde çalışmaktır.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.