Netanyahu: Savaş tüm hedeflerine ulaşılana kadar devam edecek

İsrail ordusu yeniden Gazze Şeridi’nin kuzeyine ilerlemeye çalışırken Han Yunus'ta bir tünel labirentiyle karşılaştı. Ordu elde edilen başarıların yok olmasından endişeli.

İnsani yardım konvoyları Refah Sınır Kapısı’ndan Gazze’ye girdi (AFP)
İnsani yardım konvoyları Refah Sınır Kapısı’ndan Gazze’ye girdi (AFP)
TT

Netanyahu: Savaş tüm hedeflerine ulaşılana kadar devam edecek

İnsani yardım konvoyları Refah Sınır Kapısı’ndan Gazze’ye girdi (AFP)
İnsani yardım konvoyları Refah Sınır Kapısı’ndan Gazze’ye girdi (AFP)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi'ndeki savaşın ‘devam ettiğini ve hedeflere ulaşıncaya kadar devam edeceğini’ açıkladı.

Güneydeki Nevatim Hava Kuvvetleri Üssü’ne yaptığı ziyarette konuşan Netanyahu, burada askerlere hitaben şunları söyledi:

“Hata yapmayın! Savaş, kaçırılan insanların geri getirilmesi, Hamas'ın ortadan kaldırılması ve Gazze'nin artık herhangi bir tehdit oluşturamaz hale getirilmesi olan tüm hedeflerine ulaşılana kadar devam edecek.”

Netanyahu’nun açıklamaları, Katar’ın arabuluculuğunda varılan bir anlaşmayla ilaçların Gazze Şeridi'ne girdiği savaşın 103’üncü günü geldi. İsrail ile Hamas arasındaki işlemez hale gelen durumu hareketlendiren bu anlaşma, Netanyahu'nun 2025 yılına kadar sürebileceğini söylediği savaşı sona erdirebilecek bir esir takası anlaşmasına varılması umutlarını artırdı.

İsrail basının aktardığına göre Netanyahu, İsrail ordusunun Beerşeba'daki Güney Komutanlığı karargahında yerel meclis liderleriyle yaptığı toplantıda, Hamas'a karşı savaşın 2025 yılına kadar sürmesini beklediğini söyledi.

Netanyahu'nun savaşın ertesi gününün planlanmasından bahsettiği uzun çatışmalar, elde edilen başarıların yok olup gitmesinden endişe eden orduyla hükümet arasındaki anlaşmazlığı artırdı.

İsrail Genelkurmay Başkanı Herzi Halevi, ‘savaşın ertesi gününe ilişkin siyasi bir stratejinin olmayışından’ dolayı ‘Gazze’de elde edilen başarıların yok olmaya başladığı’ uyarısında bulundu.

İsrail ordusu 27 Ekim'den bu yana Gazze'de kara harekâtı yürütüyor, ancak savaş sonrası Gazze’yle ilgilenme konusunda net bir planı varmış gibi görünmüyor.

İsrail ordusu, geçtiğimiz hafta Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki geniş alanlardan çekilerek güneydeki askeri operasyonun kapsamını genişletti. Ancak bu hafta Hamas Hareketi’nin kuzeyde saflarını yeniden düzenlediğine dair gelen sinyaller çerçevesinde kuzeye dönmek zorunda kalabileceğini açıkladı.

İsrail ordusu dün (Çarşamba), bir yandan Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus'ta çatışmalar yoğunlaşırken diğer yandan Gazze Şeridi’nin kuzeyinde ve Gazze şehrinde geri çekildiği bölgelerde ilerlemeye çalıştı.

Şarku'l Avsat'a konuşan Gazze’deki Filistinli kaynaklar, işgalci İsrail güçlerinin Cibaliye'nin doğusunda, Tel el-Hava çevresinde ve Gazze şehrinin kuzeybatısında yeniden ilerleme girişiminde bulunmasının çatışmalara yol açtığını söylediler.

Kaynaklar, İsrail ordusunun ilerleme girişimlerinin yoğun bombardımanın ardından başladığını ve bu bombardımanlara geçtiğimiz hafta Gazze şehrinden çekilmesinden bu yana tanık olunmadığını belirttiler.

İsrail ordusunun kuzeydeki bölgelere ilerleme girişimi, güneydeki Han Yunus'ta şiddetli çatışmaların devam ettiği bir dönemde gerçekleşti.

Kaynaklar, Han Yunus'taki çatışmaların kuzeydeki çatışmalara göre karmaşık ve zorlu olduğunu, İsrail ordusunun burada çok yavaş ilerlediğini kaydettiler.

Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin aktardığına göre İsrail ordusunun 98’inci Paraşüt Tugayı Komutanı Tuğgeneral Dan Goldfus, ordunun bugüne kadar en karmaşık çatışmalara girdiği Gazze Şeridi'nin güneyindeki en büyük şehri olan Han Yunus'u işgal etmekle görevlendirildi.

WSJ, bölgedeki askerlerin halen tünel labirentini araştırdıklarını ve Hamas üyelerini kuşatmayı amaçladıklarını, bunu yaparken onları bölgeden uzaklaştırmak için yer üstünde ve yer altında manevralar yaptıklarını yazdı.

Tuğgeneral Goldfus, WSJ’ye yaptığı açıklamada “Bu kirli bir iş. Buradaki tünel labirentleri Gazze şehrindekinden çok daha geniş” ifadelerini kullandı. WSJ, İsrail'in güneydeki ilerleyişinin çıkmaza girdiğini bildirdi.

Gazze'nin en büyük ikinci şehri olan Han Yunus, aralarında Hamas Hareketi’nin Gazze lideri Yahya Sinvar'ın da bulunduğu çok sayıda Hamas liderinin doğduğu yer. Çok sayıda İsrailli yetkili, Sinvar ve diğer Hamas liderlerinin, rehinelerin büyük bir kısmıyla birlikte Han Yunus'ta olduğuna inanıyor.

İsrail, şiddetli çatışmalar devam ederken ve Hamas’ı ortadan kaldırma sloganı atmayı sürdürürken, Katar’ın arabuluculuğunda Hamas ile ilaç anlaşması yapmak zorunda kaldı. Anlaşma, İsrail'de büyük tartışmalara yol açtı.

Hamas Uluslararası İlişkiler Ofisi Başkanı Musa Ebu Merzuk tarafından dün yapılan açıklamanın ardından Katar ve Fransa'nın arabuluculuğunda İsrailli rehinelere ilaç gönderilmesiyle ilgili yapılan anlaşmada, her bir kutu ilaç karşılığında bin kutu ilacın Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere gönderilmesi ve sevkiyatların denetlenmemesi şart koşuldu. Ancak bu anlaşma İsrail’de infial oluşturdu. Başbakan Binyamin Netanyahu sonunda ilaçların incelenmesi talimatı vermek zorunda kaldı.

Hamas yetkilisi Ebu Merzuk, anlaşmanın Gazze Şeridi’ne gıda ve yardım girişinde artış olmasını öngördüğünü ve Kızıl Haç üzerinden Gazze Şeridi genelindeki dört hastaneye ilaç sağlanacağını söyledi.

İsrail ordusunun gelen ilaç sevkiyatlarını denetlememesi konusunda mutabakata varıldığını da teyit eden İsrailli yetkililer, ilk başta Netanyahu'nun savaşta ilk kez alışılmadık bir şekilde sevkiyatın denetlenmemesini istediğini açıkladılar. Ancak İsrail içindeki yoğun eleştirilerin ardından Netanyahu fikrini değiştirdi ve ilaçların incelenmesi talimatı verdi.

İlaç ve yardım malzemeleri taşıyan Katar Hava Kuvvetleri’ne ait iki uçak Sina Yarımadası'nın kuzeyinde yer alan Ariş'teki havalimanına indi. Sevkiyatlar daha sonra incelenmek üzere Kerem Şalom Sınır Kapısı’na nakledildi.

Netanyahu, ‘güvenlik önlemlerine müdahale etmediğini’ söyleyerek suçlamaya çalıştığı İsrail ordusunun gösterdiği öfkeli tepkinin ardından, ilaçların incelenmesi talimatı verme kararı aldı. Ordu yetkilileri ise anlaşmanın ayrıntılarından haberdar olmadıklarını açıkladılar.

Netanyahu'nun bakanlarından sert eleştiriler geldi. Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir Netanyahu’dan kendi ifadesiyle ‘sorumluluğundan kaçmayı bırakmasını’ istedi. Ben Gvir, “Eğer kamyonlara henüz girilmemişse, orduya ve güvenlik güçlerine, onları denetlemeden içeri almamaları talimatını vermeniz yeterli. Bu sizin temel sorumluluğunuz ve yetkiniz. Elbette kaçırılan insanlara ilaç götürülmeli ama Hamaslı teröristlere oksijen götürmek delilik” ifadelerini kullandı.

İsrail Koordinatörlüğü, 5 sevkiyat kamyonunun inceleme amacıyla Kerem Şalom Sınır Kapısı’na, ardından da Gazze'ye ulaştığını doğruladı.

Anlaşmaya, zorlu görüşmelerin ardından varıldı. Çünkü Hamas, rehinelere ilaç vermenin İsrail'in rehinelerin nerede tutulduğunu keşfetmesine yol açacağından çekiniyor. İsrailli bir yetkili, ilaçların rehinelere ulaşmasını umduğunu söyledi. Katar'ın bunu yapacağına söz verdiğini belirten yetkili, İsrail'in bu konuda kanıt istediğini vurguladı.

İsrailli yetkili, anlaşmanın başarısının, kaçırılan İsraillilerin serbest bırakılmasına yönelik bir anlaşmaya varılması için iyi bir etki yaratacağına inandığını belirtti.

Öte yandan Beyaz Saray salı günü, geriye kalan rehinelerin serbest bırakılması için yoğun çaba sarf edildiğini açıkladı. Gazze’de altısı ABD vatandaşı olmak üzere 136 rehine bulunuyor.

Rehinelerin aileleri, sağ ve sol görüşlü sivil toplum örgütleri ve terhis edilen yedek askerler, Gazze Şeridi'ne yardım TIR'larının girişini protesto etmek amacıyla bugün Kerem Şalom Sınır Kapısı’ndaki kontrol noktası önünde gösteri yapmayı planlıyorlar. Protestonun organizatörleri, yardımın bölge sakinlerine değil, doğrudan Hamas’a gittiğine inandıklarını söylediler.

Diğer taraftan İsrail ordusu, sahada Filistinli silahlı grupların çok sayıda üyesinin öldürüldüğünü, tünel girişlerinin tahrip edildiğini ve Han Yunus'taki operasyonun derinleştirildiğini duyurdu.

Buna karşın İzzeddin el-Kassam Tugayları, Gazze Şeridi'nin kuzeyi, orta kesimi ve güneyinde İsrailli askerlerin hedef alınıp öldürüldüğünü, tankların ve diğer askeri araçların imha edildiğini açıkladı.

Çok sayıda kayıp verdiğini kabul eden İsrail ordusu, Gazze Şeridi'ndeki çatışmalarda bir subayın öldüğünü, 35 askerin de yaralandığını açıkladı. İsrail dün de Gazze'de geniş bölgeleri bombalamaya devam etti. Bombardımanlar sonucunda Gazze Şeridi'nin güneyindeki Han Yunus'ta Ürdün tarafından kurulan sahra hastanesi ağır hasar gördü, hastane çalışanlarından biri yaralandı.

Gazze’deki Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarının başlamasından bu yana öldürülenlerin sayısı 24 bin 448’e, yaralananların sayısı ise 61 bin 504’e yükseldi.



Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir

Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir
TT

Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir

Gazze’de bayram: Hacı adayları Gazze Şeridi’nden çıkamıyor... Kurbanlık hayvanlar ise nadir

Kurban Bayramı, üst üste üçüncü kez Gazze sakinlerinin hac ibadetinden mahrum kaldığı bir dönemde karşılanıyor. 2023 yılındaki Hamas saldırısı ve ardından başlayan savaş nedeniyle, Gazze halkı 2023’ten bu yana hac farizasını yerine getiremiyor. Geçtiğimiz yıl ekim ayında ateşkes konusunda anlaşma sağlandığının duyurulmasına rağmen İsrail, çeşitli gerekçeler öne sürerek Gazzelilerin sınır kapılarından çıkışını engellemeyi sürdürdü.

İsrail’in Gazze halkına yönelik kısıtlamalarının yalnızca bölgeden çıkışları engellemekle sınırlı kalmadığı, sınırlı sayıdaki tıbbi tahliyeler dışında geçişlere izin verilmediği ifade ediliyor. Ayrıca kurban etlerinin girişinin de engellendiği, ticari ürünler ile insani yardımların bölgeye ulaştırılmasının ise yavaşlatılıp zorlaştırıldığı kaydediliyor.

Gazze kentinin kuzeyindeki Şeyh Rıdvan mahallesi sakinlerinden 61 yaşındaki Ramazan Ebu Ziyade, savaş öncesinde hacca gitmeyi umut ettiğini ancak her yıl yapılan kura çekimlerinde adının bir türlü çıkmadığını söyledi. Ebu Ziyade, 2023 yılında Hac için Gazze’den çıkan son kafilenin ardından her yıl yeniden bu fırsatı beklediğini dile getirdi.

xsacvdvf
Gazze Şeridi ile Mısır arasındaki Refah Sınır Kapısı’nda bir otobüse binen Filistinli hacılar, 12 Haziran 2023 (AFP)

Ebu Ziyade, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, ateşkes ilanı ve Refah Sınır Kapısı’nın kısmen açılmasının ardından İsrail’in Gazze halkının Hac ibadetini yerine getirmesine izin vereceğini umut ettiğini, ancak bunun gerçekleşmediğini söyledi. Ebu Ziyade, “Bayram atmosferine dair her şeyden mahrum bırakıldık. Allah’ın evini ziyaret etmemize bile izin verilmedi. Sanki nefes almamızın ve en temel insani haklarımızın engellendiği bir hapishanede yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

Gazze’deki Vakıflar ve Din İşleri Bakanlığı verilerine göre, Gazze Şeridi’ne her yıl 2 bin 508 kişilik hac kotası ayrılıyor. Bu durum, son üç yılda 7 bin 500’den fazla Filistinlinin hac ibadetini yerine getiremediği anlamına geliyor. Bakanlık ayrıca, 2023 yılındaki kura çekiminde isimleri belirlenen 2 bin 473 hacı adayının o tarihten bu yana seyahat etmeyi beklediğini, ancak şimdiye kadar bölgeden çıkamadıklarını açıkladı. Açıklamada, söz konusu kişilerden 31’inin doğal nedenlerle ya da savaş sırasında düzenlenen İsrail saldırılarında hayatını kaybettiği belirtildi.

Ebu Ziyade, Gazze halkının gelecek yıl Hac ibadetini yerine getirebilmesini umut ettiğini ifade etti. Kişisel beklentisinin ise son üç yılda kurada adı çıkan ancak hayatını kaybeden kişilerden birinin yerine Hac hakkı elde etmek olduğunu söyledi.

Az sayıda kurban

Gazze halkının Hac ibadetinden mahrum bırakılmasıyla başlayan sıkıntılar, üçüncü yıl üst üste kurban kesememe sorunuyla daha da derinleşiyor. İsrail’in, Gazze Şeridi’nin doğusunda yoğunlaşan hayvancılık çiftliklerini hedef alması sonucu bölgedeki binlerce büyükbaş ve küçükbaş hayvanın telef olduğu belirtiliyor. Savaşın başlamasıyla birlikte düzenlenen saldırılarda çok sayıda besi çiftliğinin yok edildiği, bunun da Gazze’de kurbanlık hayvan sıkıntısını ağırlaştırdığı ifade ediliyor.

Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus kentinin batısında bulunan küçük bir çiftlikte yaşayan genç Ahmed en-Neccar, geçmişte babasına özellikle Kurban Bayramı döneminde satışa sunulmak üzere koyun yetiştiriciliğinde yardım ettiğini anlattı. Ancak Neccar, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, kendileri gibi yüzlerce çiftlik sahibinin savaş süresince düzenlenen İsrail bombardımanları nedeniyle tüm hayvanlarını kaybettiğini söyledi.

v cd v
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan nadir küçük çiftliklerden biri kurbanlık hayvan sağlıyor, ancak fiyatları yüksek (Şarku’l Avsat)

Neccar, ellerinde yalnızca savaş sürecinde çoğalan birkaç küçük koyunun kaldığını belirterek, kendisi ve babasının mevcut hayvanları korumaya çalıştığını söyledi. Bu sayede şu anda ellerinde iyi durumda çok sayıda koyun bulunduğunu ifade eden Neccar, çevresel koşulların zorluğuna ve yem sıkıntısına rağmen hayvanların sağlıklı kalabildiğini dile getirdi. Neccar, hayvanların bakımının ciddi maliyet oluşturduğunu, bunun da Gazze genelinde kurbanlık fiyatlarının yükselmesine neden olduğunu kaydetti.

İsrail’in, Kurban Bayramı öncesinde satış ya da yetiştiricilik amacıyla canlı hayvan girişine izin vermediğini belirten Neccar, yalnızca dondurulmuş et ürünlerinin sınırlı aralıklarla bölgeye girişine müsaade edildiğini ve bu ürünleri taşıyan tırların geçiş koordinasyonu için yüksek ücretler talep edildiğini söyledi.

Gazze’de bir koyunun fiyatının kalite ve ağırlığına göre değişmekle birlikte ortalama 5 bin dolar civarında olduğu ifade ediliyor.

Neccar ayrıca, ailesinin geçmişte Han Yunus’un doğusunda büyük bir çiftliğe sahip olduğunu, ancak mevcut durumda yalnızca yaşadıkları çadırların yakınında küçük bir çiftliklerinin kaldığını anlattı. Söz konusu çiftliğin ‘bölge halkının ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini’ söyledi.

Piyasa kaynakları ise İsrail’in yem ile canlı hayvan girişine yönelik süregelen kısıtlamaları nedeniyle Gazze’de faaliyet gösteren hayvancılık çiftliklerinin sayısının ciddi biçimde azaldığını, bölgede kalan çiftlik sayısının 10’u geçmediğini belirtiyor.

Neccar, “İçinde bulunduğumuz koşullar nedeniyle fiyatlar çok yüksek. Buna karşılık gerçek anlamda bir talep de yok. Sadece bazı kurumlar alım yapıyor ancak onlar da artık kurbanlık yerine halka dağıtmak üzere dondurulmuş et satın alma gibi alternatif çözümler aramaya başladı” dedi.

Müşterisi olmayan mallar

Gazze’de bayram döneminde düşük alım gücü yalnızca et ürünleriyle sınırlı kalmıyor. Bölgenin farklı pazarlarında, geçen yıl ekim ayında ilan edilen ateşkesin ardından Gazze’ye giren çeşitli ticari ürünler bulunmasına rağmen, fiyatların hâlâ oldukça yüksek olduğu ve halkın acil ihtiyaç duyduğu ürünleri dahi satın almakta zorlandığı belirtiliyor.

Gazze kentinde bir mağazada çalışan Halil Bekir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı ve Ramazan Bayramı atmosferinin savaş nedeniyle tamamen kaybolduğunu söyledi. Bekir, savaş öncesinde halkın bayram dönemlerinde kıyafet başta olmak üzere tüm ihtiyaçlarını karşılamak için alışveriş yaptığını, ancak bugün hem ekonomik koşulların hem de piyasadaki ürün fiyatlarının büyük ölçüde değiştiğini ifade etti.

xsdcdsv
Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta düzenlenen bir gösteride, su sıkıntısını ifade etmek için boş bidonları havaya kaldıran Filistinliler, 25 Mayıs 2026 (AFP)

Bekir, savaş öncesindeki bayram dönemlerini hatırlatarak, “Bu günlerde iş yoğunluğu çok yüksek olurdu. Satış ve alışveriş hareketlenir, çok sayıda müşteri ağırlardık. Bayram hazırlıkları bir hafta önceden başlardı” dedi. Ancak savaşla birlikte durumun tamamen değiştiğini belirten Bekir, geçmişte 100 şekel ile bir kişinin temel giyim ihtiyaçlarını karşılayabildiğini, bugün ise aynı miktarın neredeyse hiçbir ihtiyacı karşılamadığını söyledi. Bekir, savaş öncesinde yaklaşık 30 şekele satılan bir gömleğin bugün 70 şekel veya daha yüksek fiyatlara ulaştığını, bunun temel nedeninin ise ticari geçiş ve koordinasyon maliyetlerindeki artış olduğunu kaydetti.

İsrail, sınırlı miktarda ticari mal ithalatına izin verilen tüccarlara, ‘koordinasyon’ adı altında bazı mallar için astronomik rakamlara ulaşan meblağlar ödemelerini zorunlu kılıyor; bu da fiyatların yükselmesine neden oluyor.

Hayat artık farklı

Han Yunus sakinlerinden İbrahim Ebu Cami, Gazze Şeridi’ndeki durumu ‘zor ve felaket boyutunda’ olarak nitelendirdi. Bölge halkının, su sıkıntısı, çadırlarda yaşam ve evlerle tarım arazilerinin kaybı nedeniyle artık insanca bir yaşam hissini yitirdiğini söyledi.

Ebu Cami, her yıl imkânları ölçüsünde kurban kesebildiğini ancak son üç yıldır ağır ekonomik koşullar ve aşırı yükselen fiyatlar nedeniyle bunu gerçekleştiremediğini belirtti. Ebu Cami, “Üç yıl önce hayat farklıydı, bayramları heyecanla beklerdik. Bugün ise insanlar ailelerine bir kilo et dahi almakta zorlanıyor” ifadelerini kullandı.

Gazze sakinlerinden Teysir el-Ağa da Ebu Cami’nin görüşlerine katılarak, bölgede yaşamın tamamen değiştiğini ve bayram atmosferinin kaybolduğunu söyledi. El-Ağa, geçmişte zengin ya da yoksul ayrımı olmaksızın herkesin kurban etine ulaşabildiğini, ancak bugün herkesin aynı ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldığını dile getirdi.

sdcsvc
Gazze’de küçük bir dükkân sahibi olan Abdurrauf Safi, bayramda bölge sakinlerine sattığı çikolataları sergiliyor. (Şarku’l Avsat)

Gazze sakini Vela Ebu’l Hayr ise savaş öncesinde halkın bayramı güzel bir atmosfer içinde karşıladığını, çocuklar için yeni kıyafetler alındığını ve sokaklarda dolaştırılan kurbanlık hayvanların bayram coşkusunun bir parçası olduğunu anlattı. Ebu’l Hayr, bugün ise insanların bayramın geldiğini yalnızca tekbir seslerinden anlayabildiğini belirterek, savaşla birlikte koşulların ağırlaştığını ve çok sayıda ailenin çocuklarını kaybettiğini söyledi. Gazze’de hayatın yeniden normale dönmesini ve bölge halkının dünyanın geri kalanındaki insanlar gibi yaşayabilmesini umut ettiğini ifade etti.

Tüccar Abdurrauf Safi de savaş öncesinde kurbanlıklar ve ticari ürünlerin uygun fiyatlarla kolayca bulunabildiğini, ancak bugün fiyatların ciddi şekilde arttığını kaydetti. Buna rağmen insanların bayram şartlarına uyum sağlamaya çalıştığını belirten Safi, savaş öncesinde 90 şekel olan çikolatanın kilogram fiyatının bugün 150 şekele yükseldiğini, bunun da birçok kişinin bu ürünlerden uzak durmasına yol açtığını söyledi.

Bayram ve gerginlik

Kurban Bayramı, üçüncü yıl üst üste Gazze’de aralıksız süren İsrail saldırılarının gölgesinde karşılanıyor. Ateşkes ilanından bu yana 900 Filistinlinin hayatını kaybettiği belirtilirken, bölgede insani krizin daha da derinleştiği ifade ediliyor.

İsrail’in son günlerde yeniden yoğun yerleşim alanlarını hedef aldığı, bunun da sivillerin yaşadığı sıkıntıları artırdığı kaydediliyor. Saldırılar nedeniyle, evleri tamamen yıkılmayan ya da kısmen hasar gören bazı ailelerin geri dönerek yaşamaya çalıştıkları konutlarını yeniden terk etmek zorunda kaldıkları belirtiliyor. Gazze’de çok sayıda ailenin, çadırlarda süren zorunlu göç yaşamı yerine kısmen ayakta kalan evlerinde kalmayı tercih ettiği, ancak son saldırılarla birlikte bu seçeneğin de ortadan kalktığı ifade ediliyor.

ascsdcs
 Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta bulunan Nasır Hastanesi’nde bir baba, kızının cenazesinin başında ağlıyor, 25 Mayıs 2026 (EPA)

Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı sakini Edhem el-Hams, iki gün önce evini kaybettiğini belirterek, İsrail ordusunun yaşadıkları bölge için tahliye çağrısı yapmasının ardından yakınlardaki bir evin hedef alındığını söyledi. El-Hams, düzenlenen saldırıda en az sekiz evin yıkıldığını, çok sayıda konutun da ağır hasar alarak yaşanamaz hale geldiğini ifade etti. Saldırıların yüzlerce ailenin yeniden yerinden edilmesine neden olduğunu belirten el-Hams, insanların çadırlarda yaşamak zorunda kaldığını kaydetti. Daha önce evlerinin güvenli olması nedeniyle göç yaşamından uzak kalabildiklerini söyleyen el-Hams, son saldırılarla birlikte bu imkânı da kaybettiklerini dile getirdi.

El-Hams, “Hangi bayramdan, hangi ateşkesten söz ediyorlar? Biz burada hâlâ savaşın içindeyiz. İsrail işgali ve sivillere yönelik saldırıları nedeniyle artık ne bayramlarımızı ne de acılarımızı hissedebiliyoruz. Bu savaşta hiçbir payımız olmamasına rağmen bütün yükünü biz taşıyoruz” ifadelerini kullandı.


Ürdün Kralı II. Abdullah: Ürdün, tüm koşullara rağmen sınırlarını ve güvenliğini korumuştur

Ürdün Kralı II. Abdullah (Reuters)
Ürdün Kralı II. Abdullah (Reuters)
TT

Ürdün Kralı II. Abdullah: Ürdün, tüm koşullara rağmen sınırlarını ve güvenliğini korumuştur

Ürdün Kralı II. Abdullah (Reuters)
Ürdün Kralı II. Abdullah (Reuters)

II. Abdullah, Ürdün’ün tüm zorluklara rağmen sınırlarını ve güvenliğini koruduğunu, demokratik sürecini sürdürdüğünü ve ekonomisini krizlerin etkilerinden uzak tutmayı başardığını söyledi.

Ürdün Krallığı’nın 80. Bağımsızlık Günü kutlamalarında halka hitap eden Kral Abdullah, “Özgüven, zorlukları inkâr etmek ya da görmezden gelmek değil; onları bilinç ve sorumlulukla karşılamaktır” dedi.

Kral Abdullah, “Yol ne kadar uzun ve zor olursa olsun bizi çalışmaktan alıkoyamayacaktır. Her aşamada her türlü engeli aşabilecek güce sahibiz” ifadelerini kullandı. Bu yılki kutlamaların yalnızca elde edilen başarılarla değil, ülkenin sahip olduğu irade ve kapasiteyle ilgili olduğunu belirten Abdullah, “Amacımız övünmek değil, bu vatana olan güvenimizi pekiştirmektir” diye konuştu.

Ürdün’ün kendi kimliğini, yönünü ve tercihlerini bildiğini söyleyen Kral Abdullah, “Karşılaşılan zorluklar ülkemizi daha dirençli ve kararlı hale getirdi. Bu topraklardan doğan insanlar yenilmez ve yılmaz” ifadelerini kullandı.

Ürdün halkına seslenen Abdullah, “Bağımsızlığımızın dokuzuncu on yılına Allah’a güvenerek birlikte ilerliyoruz. Kendimize daha çok inanıyor, Ürdün ve halkına yakışır bir gelecek inşa etme konusunda daha güçlü hissediyoruz” dedi.

Kral Abdullah, Ürdün’ün insanlık tarihinde hiçbir zaman sıradan bir ülke olmadığını belirterek, “Bu topraklar medeniyetlerin yurdu ve uyumun merkezi oldu. Hazreti İsa Ürdün Nehri’nde vaftiz edildi; sahabeler ve onları takip edenler bu topraklarda yaşadı. Burada kurulan medeniyetler dünyaya direnç ve dayanıklılık dersleri verdi” diye konuştu.

Duygusal ifadeler de kullanan Ürdün Kralı, “Bu vatan yüce değere sahip, cömert, Arap kimliğine bağlı bir ülkedir. Halkı, talep gelmeden ‘baş üstüne’ demeyi bilir ve evlatlarının omuzlarının hiçbir zaman küçülmeyeceğine inanır” dedi.

Abdullah ayrıca, “Seksen yıldır umut, köklü değerlere bağlı güçlü bir halka dayanıyor. Bu yürüyüşün her adımında vatan bizim için bir sığınak ve yön olmuştur” ifadelerini kullandı.

Bu yılki bağımsızlık kutlamalarının, Ürdün ve Körfez ülkelerinde son dönemde yaşanan gelişmeler ile İran’ın hayati tesisler ve askeri üsleri hedef alan saldırıları nedeniyle ayrı bir sembolik önem taşıdığı belirtildi.

Savaş günlerinde İran’dan doğrudan gelen tehditlerle karşı karşıya kalan Ürdün’ün hava savunma sistemleri, ülke hava sahasına giren çok sayıda füze ve insansız hava aracını (İHA) düşürmüştü.

Ürdün yönetimi ayrıca bölgedeki gerilimin artmasının, İsrail’in Batı Şeria ve Kudüs’te yerleşim faaliyetlerini genişletmesine ve Filistinlilerin haklarını daha fazla kısıtlamasına zemin hazırladığı uyarısında bulundu. Açıklamada, Gazze Şeridi’nde insani yardımın yavaş ulaşması nedeniyle insani krizin sürdüğüne de dikkat çekildi.


El-Mahmudi beraatinden sonra: Libya'da yeni bir sayfa açalım

Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce
Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce
TT

El-Mahmudi beraatinden sonra: Libya'da yeni bir sayfa açalım

Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce
Al-Mahmudi, Temmuz 2019'da serbest bırakılmadan önce

Bağdadi el-Mahmudi, devrik lider Muammer Kaddafi dönemindeki son başbakan olarak, tüm Libyalılara “kardeşlik ve birlik temelinde yeni bir sayfa açma, acı ve bölünme yıllarını geride bırakma” çağrısında bulundu.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu açıklama, Mahmudî’nin 18 Mayıs’ta eski rejimden 30 diğer yetkiliyle birlikte “17 Şubat Devrimi göstericilerini bastırma” suçlamasından beraat etmesinin ardından yaptığı ilk açıklama oldu. Mahmudî’nin sözleri Libya’da geniş yankı uyandırdı.

Kaddafi döneminde “Genel Halk Komitesi” başkanlığını yürüten Mahmudî, “Günler ne kadar uzun sürerse sürsün, gerçeklerin gömülemeyeceğini ve adaletin gecikse de yok olmayacağını kanıtladı” dedi.

Mahmudî’nin Facebook hesabından yapılan açıklamada ise “Bölünmeler ülkemizi yordu, anlaşmazlıklar gücümüzü zayıflattı. Yaraların üzerine çıkmanın ve Libya’yı her şeyin önünde tutmanın zamanı geldi” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamada ayrıca, “Libyalılar arasında kazanan yalnızca vatan olabilir; fitneden kazanç sağlayanlar ise ancak ülkenin düşmanlarıdır” denildi.