İran Pakistan'ın tarafsızlık politikasının sonunu mu getiriyor?

Mardin Artuklu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Dr. Necmettin Acar, İran'ın Pakistan'a saldırısını, arka plan detaylarıyla AA'ya kaleme aldı

(AA)
(AA)
TT

İran Pakistan'ın tarafsızlık politikasının sonunu mu getiriyor?

(AA)
(AA)

Mardin Artuklu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Dr. Necmettin Acar, İran'ın Pakistan'a saldırısını, arka plan detaylarıyla AA için kaleme aldı.

İsrail’in Gazze’ye yönelik sürdürdüğü vahşi katliam 3'üncü aynı tamamlamışken İran’ın son bir hafta içerisinde Irak ve Suriye’den sonra salı günü Pakistan topraklarına düzenlediği saldırılar gerilimin daha geniş bir coğrafyaya taşınması açısından oldukça önemli. İran bu saldırıların Pakistan topraklarında yuvalanarak İran’a yönelik saldırılar düzenleyen Ceyşul Adl isimli örgüte yönelik olduğunu açıkladı. Saldırı sonrası Pakistan’ın bu saldırıları egemenlik ihlali olarak tanımlayıp İran’la diplomatik ilişkileri askıya alması ve saldırılardan kısa bir süre sonra İran’a yönelik misillemede bulunması iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırdı.

Geleneksel olarak Hindistan ile girdiği jeopolitik rekabete odaklanan ve Orta Doğu ve İslam ülkeleri arasındaki düşmanlık ve rekabette tarafsız kalmaya özen gösteren Pakistan’ı hedef alan saldırılar bölgesel düzlemde önemli sonuçlar doğuracaktır. Her iki ülkenin sınır güvenliğine dair sorunları uzun zamandır aralarında düşük yoğunluklu da olsa gerilim yaşanmasına yol açıyor. Ancak bugünkü gerilimin arkasında Pakistan’ın Çin ve Suudi Arabistan ile İran’ın ise Hindistan ile geliştirdiği yakın işbirliğinin önemli rol oynadığı anlaşılıyor. Dikkatlerin Gazze’deki İsrail vahşetine odaklandığı bir zamanda İran’ın Pakistan egemenliğini ihlal eden beklenmedik saldırıları Pakistan dış politikasında önemli değişimlere yol açacaktır.

İran-Pakistan rekabetinin temelleri

İki ülke arasında güvensizliğe yol açan temel faktör İran ve Pakistan’ın bölgede rakip aktörlerle geliştirdiği ilişki biçimidir. Pakistan açısından ana ulusal düşman olan Hindistan ile girdiği jeopolitik rekabet en önemli ulusal güvenlik sorunu. Hindistan ile girdiği bu jeopolitik rekabette İslam dünyasını bir ağırlık merkezi olarak gören İslamabad yönetimi, Orta Doğu ve İslam ülkeleri arasındaki ihtilaflarda tarafsız kalmaya özen gösteriyor. Hindistan ile yakın işbirliği geliştiren İran ise Suudi Arabistan ile girdiği rekabete büyük önem atfediyor. Etkili bir askeri kapasiteye sahip olan ve aynı zamanda nükleer bir güç olan Pakistan’ın zaman zaman Suudi Arabistan ile yakınlaşması İran’ı doğudan çevrelenme endişesine sevk ediyor.

İslam Devrimi öncesi yakın işbirliği geliştiren iki aktör İran’ın devrim ihracı politikası benimsemesiyle gerilimli bir ilişki dönemine girdi. 1990’lı yıllar boyunca Pakistan toprakları İran ve Suudi Arabistan arsındaki vekalet savaşlarına konu oldu. Bu dönemde ülkenin yaklaşık yüzde 30’unu oluşturan Şiiler ile Sünniler arasında yoğun bir çatışma yaşandı. Irak’ın Kuveyt’i işgaliyle başlayan süreçte İran-Suudi rekabetinin sönümlenmeye başlamasıyla Pakistan iç siyasetindeki bu gerilim de önemli ölçüde hafifledi.

2010’lu yıllardan itibaren iki ülke topraklarında yaşayan ve Sünni bir halk olan Beluciler arasında yaygınlaştığı iddia edilen "ayrılıkçı eğilimler" iki ülkeyi yeniden karşı karşıya getiren önemli bir faktör oldu. Çünkü 2010 sonrası dönemde İran’ın Sistan-Belucistan ve Pakistan’ın Belucistan bölgelerinde İran ve Pakistan güvenlik kuvvetlerini hedef alan çok sayıda kimliği belirsiz saldırı meydana geldi. Her iki ülke de bu saldırılarda birbirini suçlamaya devam etti. İran tarafı Pakistan hükümetinin İran topraklarında terör eylemleri gerçekleştiren Ceyşul Adl ve Cundullah gibi terör örgütlerine güvenli bir alan sağladığını iddia ederken Pakistan tarafı ise İran’ın Belucistan Özgürlük Ordusu adlı ayrılıkçı terör örgütüne destek verdiğini savunuyor. Pakistan kendi topraklarındaki bu saldırıları Hindistan’ın İran topraklarını bir üs olarak kullanarak gerçekleştirdiğini savunuyor.

İki ülke arasındaki gerilimi tırmandıran başka bir faktör ise jeoekonomik rekabettir. İran deniz ticaretinin yüzde 80’ini gerçekleştirdiği Bender Abbas limanının derin su limanı olmaması, Hürmüz boğazının içerisinde kalması sebebiyle son yıllarda sınırlarının Hint Okyanusu’na bakan bölümünde yer alan Çabahar’da derin su limanı inşa etmeye başladı. Amerika Birleşik Devleti’nin (ABD) yaptırım listesinin dışında tuttuğu Çabahar limanı İran-Hindistan işbirliğinin de önemli bir sembolüdür. Hindistan, Çin’in geliştirdiği Kuşak ve Yol inisiyatifini dengelemek ve İran ve Afganistan üzerinden Hazar havzasına ve Avrupa’ya güvenli bir erişim elde etmek için liman ve limanın iç bölgelerle bağlantısına büyük yatırım yaptı. Çin ise uzun yıllardır 60 milyar doların üzerinde bir yatırım yaparak Çin-Pakistan ekonomik koridorunu inşa ediyor. Kuzeyde Doğu Türkistan topraklarında başlayan bu ekonomik koridorun güney ucunda Pakistan’ın Hint Okyanusunda yer alan ve dünyanın en derin su limanı olan Gwadar yer alıyor.

Hem Gwadar hem de Çabahar limanları Belucilerin yaşadığı bölgede yer alıyor. İran ve Pakistan arasında bölünen ve her iki ülkenin de ekonomik olarak en az gelişmiş bölgeleri olan Beluci toprakları jeopolitik ve jeoekonomik önemi sebebiyle son yıllarda Hindistan ve Çin yatırımlarının en önemli adreslerinden biri haline geldi. Beluci bölgesine stratejik yatırımlar yapan Hindistan ve Çin arasındaki gerilim İran ve Pakistan’ı karşı karşıya getiren önemli bir faktör olarak sayılabilir.

Pakistan tarafsızlığının sonu mu?

Hindistan ile girdiği jeopolitik rekabete odaklanan ve İslam dünyasını bu rekabette bir ağırlık merkezi olarak gören Pakistan başta İran-Suudi rekabeti olmak üzere bölgesel meselelerde dengeli ve tarafsız bir politika izlemeye çalışıyor. Örneğin 2015 yılında Suudiler Yemen’e yönelik operasyon başlattıklarında Pakistan kara birliklerine güvenmişlerdi. Ancak Pakistan, Yemen savaşına asker göndermeyi kabul etmeyerek Suudileri şaşkınlığa uğrattı. Yine aynı yıl içerisinde Suudilerin öncülüğünde kurulan ve adı konmasa da pan-Sünni bir nitelik arz eden "İslam Ordusu" koalisyonuna komutan olarak Pakistan Genel Kurmay Başkan Yardımcısı Rahel Şerif’in atanması da İran’da endişe ile karşılandı. 2019 yılında Malezya’da düzenlenen, Türkiye ve İran’ın en üst düzeyde katıldığı İslam İşbirliği Teşkilatı’na alternatif olarak tanımlanan Kuala Lumpur Zirvesi’ne Pakistan’ın devlet başkanı seviyesine katılma girişimi de Suudi Arabistan’ı oldukça kızdırdı. Riyad’ın gösterdiği sert tepki üzerine toplantıya İmran Han yerine Pakistan Dışişleri Bakanı katıldı.

İran’ın hafta başında düzenlediği saldırılar Pakistan’ın bölgesel meselelerdeki tarafsız ve dengeli politikasının sonunu getirecektir. Bu saldırılar, Batı ile yakın işbirliğine dayanarak bölgesel meselelerde etkinliğini hızla artıran Hindistan karşısında güvensizliği artan Pakistan’da yeni ittifak arayışlarına neden olacaktır. İran’ın bölgedeki en önemli rakibi olan Suudi Arabistan ile Pakistan arasındaki ilişkilerin derinleşeceğini ve Pakistan’ın İran-Suudi rekabetindeki tarafsızlığını kaybedeceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. İran-Pakistan arasındaki bu gerilim tıpkı 1990’lı yılarda olduğu gibi Pakistan içerisinde Şii-Sünni çatışmalarını yani İran-Suudi vekalet savaşlarını yoğunlaştırabilir. İran’ı dengelemek ve çevrelemek isteyen Suudilerin İslamabad’a olan ihtiyacı iki ülke ilişiklerin hızla ilerlemesine yol açacaktır.

İran’ın Irak ve Suriye’den sonra Pakistan’a saldırması ABD nezdinde de ciddi bir endişeye yol açtı. Uzu yıllardır kritik su yollarının güvenliğini sağlamak için yoğun çaba sarf eden ABD’nin Kızıldeniz ve Hürmüz’den sonra Hint Okyanusu’nda yeni bir gerilimi istemeyeceği aşikar. Bu saldırılar sonrası uzun zamandır bir gerilim yaşayan ABD-Pakistan ilişkilerindeki gerilimin düşeceğini tahmin edebiliriz.

Her ne kadar İran ile Pakistan arasında önemli gerilim kaynakları olsa da bu gerilimin sıcak savaşa dönüşüp dönüşmeyeceği Çin’in tavrına bağlıdır. Çin’in bölgeye dönük çıkarları ve her iki ülkenin de Çin ile yakın ilişkileri göz önüne alındığında Çin’in sıcak çatışmaya onay vermesinin zor olduğunu söyleyebiliriz. Her ne kadar Pakistan İran’a yönelik bir misilleme yapmış olsa da çatışmaların yoğun bir savaşa dönmesi zayıf bir ihtimal.

[Dr. Necmettin Acar Mardin Artuklu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanıdır.]



Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
TT

Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)

Ukrayna elektrik şebekesi işletmecisi bugün yaptığı açıklamada, Rus güçlerinin Ukrayna'nın enerji altyapısına "geniş çaplı bir saldırı" başlattığını, bunun da ülke genelinde yaygın elektrik kesintilerine yol açtığını duyurdu.

Ukrinergo Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "Düşmanın verdiği hasar nedeniyle çoğu bölgede acil elektrik kesintileri uygulanmıştır" ifadesini kullandı.

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşıyla ilgili "çok iyi görüşmelerin" devam ettiğini söyledi ve ayrıntılara girmeden, bu görüşmelerin sonucunda "bir şeyler olabileceğini" ifade etti.


ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
TT

ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)

ABD ile Rusya, Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın (New START) süresinin dolmasının ardından görüşmeler yapmaya hazır olduklarını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, nükleer silahlanma yarışında tehlikeli bir aşamaya girilmesini önleyecek yeni kısıtlamalar getirilmesi için Çin’in de sürece dahil edilmesi konusunda ısrarcı olurken, Rusya’nın Fransa ve Birleşik Krallık’ın da kapsama alınmasına yönelik çağrıları karşılık bulmadı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “ABD açısından kötü müzakere edilmiş ve açıkça ihlal edilen New START Anlaşması’nı uzatmak yerine, nükleer uzmanlarımız gelecekte uzun süre geçerli olacak, yeni, daha iyi ve modern bir anlaşma üzerinde çalışmalı” ifadesini kullandı. Trump, herhangi bir görüşmeden söz etmezken, yeni bir anlaşmanın Çin’i de içermesi gerektiğini vurguladı.

Trump ayrıca, “ABD dünyanın en güçlü ülkesidir” değerlendirmesinde bulunarak, ilk başkanlık döneminde nükleer silahlar da dahil olmak üzere orduyu tamamen yeniden inşa ettiğini belirtti. Donanmanın yeni savaş gemileriyle güçlendirildiğini ve Uzay Kuvvetleri’nin kurulduğunu hatırlatan Trump, “Pakistan ile Hindistan, İran ile İsrail, Rusya ile Ukrayna arasında nükleer savaşların önüne geçtim” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD ile Rusya arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşma olan New START’ın süresi, her iki ülkenin de yeni silah nesilleri geliştirdiği bir dönemde sona erdi. Bu süreçte Çin’in de nükleer başlıkların taşınmasına yönelik yeni yöntemler denediği biliniyor. Ukrayna’daki savaş nedeniyle yeni bir anlaşmaya ilişkin ABD-Rusya görüşmeleri askıya alınırken, 2010 tarihli New START Anlaşması, ABD ve Rusya’nın sahip olabileceği stratejik nükleer başlık sayısını taraf başına bin 550 ile, fırlatma platformu sayısını ise 700 ile sınırlamıştı.

Kusurları giderme

ABD Dışişleri Bakanlığı Silahların Kontrolü ve Uluslararası Güvenlik Müsteşarı Thomas G. DiNanno, Cenevre’de düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Başkan Donald Trump’ın yeni bir anlaşmaya yönelik tutumunu destekleyerek New START Anlaşması’nın ‘temel kusurlar’ barındırdığını söyledi. DiNanno, Rusya’nın tekrarlanan ihlalleri, küresel nükleer stokların artması ve New START Anlaşması’nın tasarım ve uygulanmasındaki eksikliklerin, ABD’ye ‘geçmiş bir dönemin değil, günümüz tehditlerinin ele alındığı yeni bir yapının oluşturulması için acil bir gereklilik’ yüklediğini ifade etti. Çin’in nükleer kapasitesine de dikkat çeken DiNanno, “Bugün geldiğimiz noktada Çin’in nükleer cephaneliği tamamen sınırsız, şeffaflıktan yoksun, bildirimsiz ve denetimsiz durumda” dedi. DiNanno, silahların kontrolünde yeni dönemin net bir odakla devam edebileceğini ancak bunun ‘müzakere masasında yalnızca Rusya’nın değil, daha fazla ülkenin yer almasını gerektirdiğini’ vurguladı.

Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)

DiNanno, Pekin’i gizli nükleer denemeler yapmakla da suçladı. “ABD hükümetinin, Çin’in yüzlerce tonluk patlayıcı güce sahip denemelere yönelik hazırlıklar da dahil olmak üzere nükleer patlama testleri gerçekleştirdiğinden haberdar olduğunu açıklayabilirim” dedi. Çin ordusunun bu denemeleri, nükleer patlamaların üzerini örterek gizlemeye çalıştığını öne süren DiNanno, bunun söz konusu testlerin nükleer denemelerin yasaklanmasına ilişkin yükümlülükleri ihlal ettiğinin bilincinde olunduğunu gösterdiğini ifade etti.

Rusya'nın istekleri

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıldan bu yana Washington’un da aynı yönde adım atması halinde anlaşmada öngörülen sınırlara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu açıklamıştı. Ancak Trump bu Rus talebine yanıt vermedi. Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov, perşembe günü yaptığı açıklamada, Putin’in anlaşmanın süresinin dolmasını çarşamba günü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ele aldığını belirterek, Moskova’nın ‘güvenlik durumunun dikkatli bir analizine dayanarak dengeli ve sorumlu bir şekilde hareket edeceğini’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da yaptığı yazılı açıklamada, ‘mevcut koşullar altında New START Anlaşması taraflarının, anlaşma kapsamındaki temel hükümler de dahil olmak üzere, herhangi bir karşılıklı yükümlülük veya bildirimle bağlı olmadıklarının varsayıldığını ve atacakları bir sonraki adımları tamamen serbestçe belirleyebileceklerini’ bildirdi.

Yeni bir gelişme olarak Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rus ve ABD’li müzakerecilerin son Rusya-Ukrayna görüşmeleri kapsamında silahlanma konusunu da ele aldığını açıkladı. Peskov, “Tarafların sorumlu tutumlar benimsemesi ve bu meseleye ilişkin görüşmelere en kısa sürede başlanmasının gerekliliği konusunda bir anlayış var. Bu konu Abu Dabi’de de gündeme geldi” şeklinde konuştu.

Peskov, anlaşma sınırlarına en az altı ay süreyle uyulmasına yönelik gayriresmi bir mutabakat ihtimaline ilişkin raporun sorulması üzerine, “Bu tür hükümler yalnızca resmi olarak uzatılabilir. Bu alanda gayriresmi bir uzatmayı hayal etmek zor” yanıtını verdi. Peskov, Moskova’nın anlaşmanın perşembe günü sona ermesinden üzüntü duyduğunu ve bunu ‘olumsuz’ değerlendirdiğini de yineledi.

Çin’in reddi

Bu arada Çinli diplomat Chen Jian, ülkesinin silahsızlanma müzakerelerine katılması yönündeki ABD taleplerini açıkça reddetti. Çin’in nükleer cephaneliğinin hızlı büyümesine rağmen, ABD ve Rusya’ya kıyasla çok daha küçük olduğunu savunan Jian, konferansta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Çin’in nükleer kapasitesi hiçbir şekilde ABD ya da Rusya’nın seviyesine yaklaşmamakta. Çin bu aşamada nükleer silahsızlanma müzakerelerine katılmayacak.”

Rusya'nın BM Cenevre Ofisi Daimî Temsilcisi Gennady Gatilov ise yeni nükleer görüşmelerin Fransa ve Birleşik Krallık gibi nükleer silaha sahip diğer ülkeleri de kapsaması gerektiğinde ısrar etti. Gatilov, “Bir nükleer ittifak olduğunu ilan eden NATO’da ABD’nin askeri müttefikleri olan Birleşik Krallık ve Fransa’nın da sürece katılması halinde Rusya bu süreçte yer alacaktır” dedi.

Öte yandan Avrupalı liderler, uzun süredir müttefik ülkelere ABD tarafından sağlanan nükleer şemsiye yerine, Washington’dan bağımsız nükleer güçler oluşturulmasını tartışıyor. Japonya, Güney Kore ve Türkiye de nükleer silaha sahip olmayan ancak bu yönde politika değişikliğini gündemine alan diğer ülkeler arasında yer alıyor.

Ayrıca Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore resmi olarak nükleer silaha sahip ülkeler olarak bilinirken, İsrail’in de geniş bir nükleer cephaneliğe sahip olduğuna yaygın biçimde inanılıyor.


Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
TT

Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yeni Delhi’nin Rusya’dan petrol almaya devam etmesi nedeniyle daha önce Hindistan menşeli ürünlere uygulanan yüzde 25’lik ek gümrük vergilerini kaldırma kararı aldı. Karar, iki ülke arasında bu hafta varılan ticaret anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte alındı.

Trump’ın imzaladığı başkanlık kararnamesine göre Hindistan, Rus petrolünü doğrudan ya da dolaylı yollarla ithal etmeyi durdurmayı taahhüt etti.

Kararnamede ayrıca, Yeni Delhi’nin ABD’den enerji ürünleri satın almayı ve ‘önümüzdeki on yıl boyunca savunma iş birliğinin genişletilmesine yönelik ABD ile bir çerçeveye bağlı kalmayı’ kabul ettiği belirtildi.

Yüzde 25 oranındaki ek ABD gümrük vergilerinin, bugün ABD doğu saatiyle sabah 12.01 itibarıyla kaldırılacağı bildirildi.

Karar, Trump’ın birkaç gün önce Hindistan ile bir ticaret anlaşmasına varıldığını açıklamasının ardından geldi. Anlaşma, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinin düşürülmesini, buna karşılık Başbakan Narendra Modi’nin Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’dan petrol alımını durdurma taahhüdünü içeriyor.

Anlaşma kapsamında Washington, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25’ten yüzde 18’e indirmeyi kabul etti.

Beyaz Saray tarafından yayımlanan ortak açıklamada, Hindistan’ın önümüzdeki beş yıl içinde ABD’den enerji ürünleri, uçaklar, değerli metaller, teknoloji ürünleri ve kömür olmak üzere toplam 500 milyar dolar tutarında alım yapmayı planladığı ifade edildi.

Söz konusu anlaşma, Trump’ın Rus petrolü alımlarının sona erdirilmesini Ukrayna’daki savaşı finanse eden bir unsur olarak görmesi nedeniyle, Washington ile Yeni Delhi arasında aylardır süren gerilimi de azaltıyor.

Anlaşmayla birlikte Trump ile Modi arasındaki yakın ilişkilerin yeniden canlandığına dikkat çekilirken, ABD Başkanı daha önce Modi’yi ‘en yakın dostlarından biri’ olarak nitelendirmişti.