ABD, Mısır ve Katar’dan savaşı sona erdirmek için ‘90 günlük plan’

Gazze’de İsrail tarafından öldürülenlerin sayısı 25 bini aştı. Biden'ın danışmanı yeniden Ortadoğu'yu ziyaret edecek.

İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyine düzenlediği saldırılar sırasında Gazze şehrinin üzerinden yükselen dumanlar, 20 Ocak 2024 (EPA)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyine düzenlediği saldırılar sırasında Gazze şehrinin üzerinden yükselen dumanlar, 20 Ocak 2024 (EPA)
TT

ABD, Mısır ve Katar’dan savaşı sona erdirmek için ‘90 günlük plan’

İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyine düzenlediği saldırılar sırasında Gazze şehrinin üzerinden yükselen dumanlar, 20 Ocak 2024 (EPA)
İsrail'in Gazze Şeridi'nin kuzeyine düzenlediği saldırılar sırasında Gazze şehrinin üzerinden yükselen dumanlar, 20 Ocak 2024 (EPA)

Gazze'deki savaş 107’nci gününe girerken ABD, Mısır ve Katar, savaşı sona erdirecek kapsamlı bir plan sunmaya hazırlanıyor. Toplamda 90 gün sürecek olan aşamalı plan, İsrailli rehinelerin ve Filistinli tutsakların serbest bırakılmasıyla başlıyor, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nden çekilmesi ve savaşın sona ermesiyle tamamlanıyor.

Aşamalı olan 90 günlük plan, İsrail hapishanelerindeki yüzlerce Filistinli tutsağın serbest bırakılması karşılığında, başlangıçta Gazze'de tutulan tüm İsrailli sivillerin serbest bırakılmasının yanı sıra saldırıların durdurulmasını ve eş zamanlı olarak İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nin şehirlerinden çekilmesini öngörüyor. ABD merkezli The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin aktardığına göre, planda, Gazze’de hareket özgürlüğüne izin verilmesi ve istihbarat bilgisi toplamak amacıyla uçuş yapan insansız hava araçlarının (İHA) faaliyetlerinin durdurulması yer alıyor.

Planın ikinci aşaması, Hamas’ın tüm Filistinli kadın tutsakların serbest bırakılması karşılığında rehin alınan İsrailli kadın askerlerin serbest bırakmasını ve ölen rehinelerin cesetlerini iade etmesini içeriyor. Üçüncü aşamada ise daha fazla sayıda Filistinli tutsağın serbest bırakılması karşılığında Gazze'de tutulan İsrail askerlerin ve tüm erkek rehinlerin serbest bırakılması, İsrail ordusunun geriye kalan tüm birliklerinin de Gazze Şeridi'nden çekilmesi öngörülüyor.

İsrail ve Hamas'ın şu anda plan taslağına karşı çıktıklarını aktaran WSJ, buna karşın nüfuz sahibi ülkelerle temasların yeniden başlamasını ‘olumlu bir sinyal’ olarak değerlendirdi. Gazete, söz konusu ülkelerin planı hayata geçirmek için yoğun çaba göstereceklerini vurguladı.

efv
İsrail Savunma Bakanı Gallant (sağda) ile ABD Başkanı Joe Biden’ın Ortadoğu Danışmanı Brett McGurk arasında Tel Aviv'deki Savunma Bakanlığı'nda daha önce yapılan bir görüşme (DPA)

İsrail televizyonu Kanal 12'ye göre, İsrail Savaş Kabinesi planı tartıştı ve ilk aşamada İsrail ordusunun Gazze’den çekilmesine itiraz etti. Mısırlı yetkililer, İsrail hükümetinin kamuoyundaki şahin tutumuna rağmen kabine içinde fikir ayrılıklarının olduğunu söyledi.

Katarlı bir yetkili ise ülkesinin ‘savaşı ve akan kanı durdurmak, masum insanları korumak, rehinelerin serbest bırakılmasını ve insani yardımların sürdürülmesini sağlamak amacıyla her iki tarafla da iletişim halinde olduğunu’ belirtti.

Biden'ın danışmanından yeni Ortadoğu ziyareti

ABD merkezli Axios haber sitesi ve İsrail merkezli Walla News tarafından üç kaynaktan aktarılanlara göre, ABD Başkanı Joe Biden'ın Ortadoğu Danışmanı Brett McGurk'ün, Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılmasına yönelik müzakerelerde ilerleme kaydedilmesi ve Gazze'deki savaşın görüşülmesi amacıyla bu hafta Mısır ve Katar'a gitmesi bekleniyor. Tur, Biden yönetiminin yeni bir anlaşmaya varmak için yeniden başlattığı çalışmalar çerçevesinde gerçekleşecek.

vft
Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü John Kirby’nin daha önce düzenlediği basın toplantısından (Reuters)

ABD’li yetkililer, böyle bir anlaşmaya varmanın Gazze’de ateşkesin önünü açabilecek tek yol olabileceğini düşünüyor. Savaşı durdurmanın yollarını tartışmak üzere bu ay Ortadoğu’yu ikinci kez ziyaret edecek olan McGurk’ün, Mısır'da İstihbarat Bakanı Abbas Kamil ile görüşmesi ve ardından hafta içinde Doha'da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile bir araya gelmesi bekleniyor.

McGurk, geçtiğimiz hafta esir takası anlaşması müzakereleriyle ilgili olarak İsrailli yetkililerle istişarelerde bulunmuştu. Başkan Biden da konuyu cuma günü İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüştü. Kaynaklar, McGurk'ün bölgedeyken diğer bölgesel gerilimleri de görüşmesinin beklendiğini söyledi.

Henüz bir anlaşma yok

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü John Kirby, Washington’ın rehinelerin geri kalanının da serbest bırakılması için ‘çok ciddi’ görüşmeler gerçekleştirdiğini, ancak ufukta henüz bir anlaşma olmadığını açıkça ifade etti. Ancak Hamas'ın herhangi bir anlaşmaya varılmadan Gazze'deki savaşı sona erdirme talebi de dahil olmak üzere müzakerelerde halen birçok büyük boşluğun olduğunu vurgulayan İsrail, anlaşma talebini reddediyor. Gazze'de yaklaşık 132 İsrailli rehine bulunurken, İsrail hapishanelerinde 7 binden fazla Filistinli tutuklu var.

Savaş önceliği olarak Hamas'ın ortadan kaldırılması ile rehinelerin serbest bırakılması arasında bölünmüş olan İsrail hükümeti üzerindeki baskıyı artırıyor. Hamas'ın askeri kanadı İzzettin el-Kassam Tugayları, rehinelerin ailelerine hitaben Arapça, İbranice ve İngilizce dillerinde bir mesaj yayınladı.

Mesajda şu ifadeler yer aldı:

Rehine ailelerine: Seçim sizin; (rehineler) ya tabutlarda ya da canlı (olarak geri dönecekler). Hükümetiniz yalan söylüyor ve zaman giderek daralıyor.

Gadi Eisenkot ve Benny Gantz'ın da aralarında bulunduğu İsrail Savaş Kabinesi’nin bazı üyeleri, Hamas'la yapılacak büyük bir anlaşma kapsamında rehinelerin serbest bırakılmasını desteklerken, aralarında Başbakan Binyamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Yoav Galant'ın da bulunduğu diğer üyeler böyle bir planın yapılmasına karşı çıkıyor. Plana karşı çıkanlar, Hamas'a karşı artan askeri baskının rehinelerin serbest bırakılmasını sağlayacağını düşünüyorlar.

dfrv
Gazze’deki savaşın 100’üncü gününde Tel Aviv'de Hamas'ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması talebiyle düzenlenen protesto gösterisinden bir kare (Reuters)

Rehinelerin kurtarılması

İsrail'de muhalefet lideri Yair Lapid, Hamas’la anlaşmaya varılması önerisini destekleyerek, Hamas'ın ortadan kaldırılması için öncelikle rehinelerin Gazze’den çıkarılması gerektiğini söyledi. İsrail Ordu Radyosu’na konuşan Lapid, ‘bedeli Gazze'deki savaşı durdurmak olsa bile rehinelerin serbest bırakılması konusunda Hamas'la yapılacak herhangi bir anlaşmayı destekleyeceğini’ açıkladı.

Öte yandan rehinelerin aileleri, cumartesi günü büyük gösteriler düzenleyerek hükümetin düşmesini ve rehinelerin iade edilmesini istedi. İsrail güçleri tarafından geçtiğimiz ay ‘kazara’ öldürülen rehine Alon Shamriz'in babası Avi Lolo Shamriz, Netanyahu'nun savaş kabinesinin felakete doğru gittiğini söyledi. Gösteriye katılan bir diğer İsrailli Yael Niv ise İsrail'in acilen ülkenin gidişatını düzeltecek yeni bir hükümete ihtiyacı olduğunu vurguladı. Niv, mevcut hükümetteki yetkililerin ‘İsrail için büyük tehlike oluşturduklarını’ söyledi.

sr5ht
İsrail'in Gazze sınırı yakınlarında zırhlı bir araçla devriye gezen İsrail askerleri (AP)

Diğer taraftan İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, cumartesi günü, Han Yunus'taki bir tünelde çekilen ve burada kaçırılan İsraillilerin kaldığını gösteren battaniyeler, şilteler ve çocuk çizimlerinin bulunduğu fotoğrafları basına gösterdi.

Hagari, yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Elimizdeki bilgilere göre, kaçırılan 20 kişi farklı zamanlarda ve zor şartlar altında, gün ışığının olmadığı, oksijenin yetersiz olduğu ve korkunç bir nemin nefes almayı zorlaştırdığı bu yerde kaldı.

Hamas'ın ortadan kaldırılması

WSJ, ABD istihbarat servislerinin tahminlerine göre, İsrail güvenlik güçlerinin Hamas'ı ortadan kaldırma hedefinden halen çok uzak olduğunu aktardı. Gazetenin haberine göre, İsrail, şimdiye kadar Hamas üyelerinin yüzde 20 ila 30'unu ortadan kaldırmayı başardı, ancak bu oran İsrail'in ulaşmayı istediği hedefin altında kalıyor.

Gazete, Hamas'ın İsrail’e ve Gazze Şeridi'ndeki askerlerine karşı birkaç ay daha mücadele edebilecek yeterli cephaneye sahip olduğunu ve hatta Gazze şehri ile Gazze’nin kuzey bölgelerinin bir bölümünde yönetimi kontrol etme yeteneğini yeniden kazanmaya çalıştığını belirtti.

Basında yer alan diğer haberlere göre, İsrail ordusu yetkilileri, Gazze'deki Hamas’ın inşa ettiği tünel ağının 560 ila 725 kilometre uzunluğunda olduğunu teyit etti. Bu da tünel ağının daha önce tahmin edilenden çok daha uzun olduğunu gösteriyor.

Gazze Şeridi’nde ölenlerin sayısı 25 bini aştı

Gazze Şeridi'nin kuzeyinde ve güneyinde şiddetli silahlı çatışmalar dün de devam etti. İsrail, Gazze’deki evleri ve binaları bombaladı. Saldırının başladığı 7 Ekim'den bu yana Gazze’de İsrail tarafından öldürülenlerin sayısı 25 bini aştı.

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, Gazze Şeridi’nde ‘çok sayıda militanın öldürüldüğü, mevzilerin bombaladığını, silahlara el konulduğu ve tünellerin yok edildiği’ belirtildi. Buna karşın Kassam Tugayları tarafından yapılan açıklamada, kurulan pusularda çok sayıda askerin hedef alındığı, tankların ve askeri araçların imha edildiği bildirildi. Çatışmalar, Gazze Şeridi'nin güneyinde, İsrail ordusunun Hamas lideri Yahya es-Sinvar ve İsrailli rehineleri bulmaya çalıştığı Han Yunus bölgesinde yoğunlaşsa da İsrail ordusu, Hamas'ın kuzeydeki askeri yapılanmasını dağıttığını açıkladıktan sonra kuzey bölgesine geri döndü.

dfv
İsrail'in Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah'a düzenlediği hava saldırısında ölenler için cenaze namazı kılınıyor (Reuters)

İsrail ordusu Gazze Şeridi’nde büyük bir silahlı direnişle karşı karşıya, ama en büyük sorunu Hamas'ın askeri yetenekleri, savaşçılarının sayısı ve tünellerinin büyüklüğü karşısında afallamış olması. İsrail ordusu, Gazze’deki hibrit çatışmalar devam ederken bir askerinin daha hayatını kaybettiğini açıkladı. Böylece savaşın başlamasından bu yana ölen İsrail askeri sayısı 531'e yükseldi.



Libya’daki güvenlik sorunları ABD girişimini hızlandırır mı, yoksa engeller mi?

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)
TT

Libya’daki güvenlik sorunları ABD girişimini hızlandırır mı, yoksa engeller mi?

Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)
Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin Libya krizindeki gelişmeleri görüşmek üzere yaptığı son oturumdan (BM Güvenlik Konseyi)

Libya’da bölünmüş ülkeyi birleştirmeye yönelik ‘ABD girişiminin’ akıbeti, batıdaki Zaviye kentinde yaşanan güvenlik sorunları ve doğudaki Bingazi’de üst düzey bir güvenlik yetkilisinin öldürülmesinin ardından yeniden gündeme geldi.

Zaviye’de silahlı gruplar arasında çıkan çatışmalar nedeniyle kanlı olaylar yaşanmıştı. Çatışmalarda, kentteki petrol rafinerisini hedef almak üzere insansız hava araçları (İHA) da kullanılmıştı. Öte yandan Libya Ulusal Ordusu’nun (LUO) Askeri İstihbarat Müdürü Tümgeneral Fevzi el-Mansuri, Bingazi’de aracına düzenlenen bombalı saldırı sonucu hayatını kaybetmişti.

 ABD Başkanı’nın Afrika ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos (AFP)
ABD Başkanı’nın Afrika ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos (AFP)

Soru şu: Sahadaki bu gelişmeler, ABD Başkanı’nın Afrika ve Ortadoğu işlerinden sorumlu kıdemli danışmanı Massad Boulos’un öncülük ettiği ‘ABD girişimini’ sekteye uğratıp başarısızlığa mı sürükleyecek? Yoksa giderek tırmanan güvenlik kaosunu kontrol altına almak için ‘tek çözüm’ olarak görülen girişimin hızlandırılmasına ve hayata geçirilmesine mi yol açacak?

Libyalı siyasi analist Hüsameddin el-Abdali’ye göre, ülkenin doğusu ve batısında eş zamanlı olarak tırmanan şiddet, girişimi engellemeye çalışan iç ve dış aktörlerin çabalarını yansıtıyor. Bunun nedeni, ya ABD’nin girişimin hamisi olarak oynadığı role duyulan güvensizlik ya da girişimin kabul edilmesi halinde bu aktörlerin ülkedeki çıkarlarını koruyacak güvencelerin bulunmaması.

Abdali, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, girişimin dayandığı iki gücün nüfuz bölgelerinde yaşanan güvenlik ihlallerinin, bu aktörleri söz konusu sorunlarla ilgilenmeye zorlayacağını ve dolayısıyla girişimin onaylanmasının geçici olarak ertelenmesine yol açacağını söyledi. Söz konusu iki güç, Mareşal Halife Hafter liderliğindeki LUO ile Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti (UBH).

Abdali, değerlendirmesini UBH Savunma Bakanlığının açıklamasına dayandırıyor. Bakanlık, Zaviye’deki tesislerin hedef alınmasını ‘dış güçler tarafından desteklenen sistematik bir düşmanca eylem’ olarak nitelendirmişti.

Boulos ise Libya’daki bölünmüşlüğü sona erdirmeyi hedeflediğini belirtiyor. Girişim, ‘seçimlere götürecek birleşik bir yürütme otoritesi oluşturulmasını’ öngörüyor. Siyasi çevrelerde dolaşan bilgilere göre öneri, Dibeybe’nin başbakanlık görevini sürdürmesini, LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter’in ise Başkanlık Konseyi Başkanlığı görevini üstlenmesini öngörüyor.

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (UBH)
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe (UBH)

Abdali, Zaviye’deki silahlı grupların amacının ‘Dibeybe ve hükümetini kademeli olarak zayıflatmaya devam etmek ve hükümetin meşruiyetini ortadan kaldırmak’ olduğunu düşünüyor. Bunun da girişimdeki temel aktörlerden birinin devre dışı bırakılması anlamına geleceğine dikkat çeken Abdali, yakıt ve elektrik krizinin devam etmesi, dolar kurunun yükselmesi ve özellikle bu olaylarla eş zamanlı olarak Merkez Bankası Başkanı’nın istifa etmesinin ardından halkın UBH’ye yönelik öfkesinin arttığını belirtti.

Libya, yıllardır iki hükümet arasındaki bölünmüşlüğü yaşıyor. Bunlardan ilki UBH olurken, diğeri ise parlamentonun görevlendirdiği ve Usame Hammad’ın başkanlığını yaptığı, ülkenin doğusu ile güneyin bazı bölgelerini yöneten ve LUO’nun desteğini alan hükümet.

Buna karşılık Libya Güvenlik Araştırmaları Merkezi Direktörü Eşref Abdullah, eş zamanlı yaşanmış olsalar da ‘farklı olaylar arasında fiili bir bağlantı bulunmadığını’ savunuyor. Abdullah, gelişmelerin ‘ülkede güvenliği sağlayacak birleşik bir hükümet ile birleşik askeri kurumların oluşturulması açısından ideal çözüm’ olarak görülen ABD girişiminin hızlandırılmasına yol açmasını bekliyor.

Abdullah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Zaviye’deki gerilimlerin ‘silahlı grupların kaçakçılıktan elde edilen gelirler üzerindeki rekabeti nedeniyle’ artık olağan hale geldiğini belirtti. Son iki yılda 23 silahlı çatışmanın kayda geçtiğini ifade eden Abdullah, bu kez tehlikeli gelişmenin İHA’ların çatışma sahasına dahil olması ve enerji ile elektrik tesislerini hedef almak üzere kullanılması olduğunu söyledi.

Abdullah, Boulos’un, ‘mevcut karışıklıkların, girişiminden dışlanmayı reddeden tarafların verdiği mesajlar olduğu, seçtiği aktörlerin yeterli olmadığı ve bu nedenle girişimi değiştirmesi ya da müzakerelerin tamamını ertelemesi gerektiği’ yönündeki mesajlara itibar etmesini beklemediğini belirtti.

Boulos ise daha önce Zaviye ve Bingazi’deki şiddet olaylarından duyduğu endişeyi dile getirerek, tekrarlanan bu saldırıların, halka güvenlik ve koruma sağlayabilecek birleşik ve profesyonel askeri kurumlara duyulan ihtiyacı bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etmişti.

LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter (AFP)
LUO Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter (AFP)

Libyalı siyasi aktivist Hüsam el-Kamati ise girişime ilişkin görüşmelerin kısa süre içinde yeniden başlamasını bekliyor. Kamati, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın son dönemde Trablus ve Bingazi’ye gerçekleştirdiği ziyaretin, Libya’daki tarafların girişime ilişkin tutumlarını harekete geçirme çabası çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini” söyledi. Kamati’ye göre son dönemde yaşanan güvenlik sorunları, ‘girişimin başıboş silahlı grupların faaliyetlerine son vermeyi hedeflediği’ fikrinin öne çıkarılması yoluyla anlaşmanın önünü açacak bir katalizöre dönüşebilir.

Zaviye ve Trablus’ta yaşanan gelişmeler nedeniyle Dibeybe’nin müzakerelerdeki konumunun zayıflayabileceği yönündeki değerlendirmelere katılan Kamati, buna karşın Mansuri gibi üst düzey bir ismin öldürülmesinin daha ağır bir darbe olduğunu belirtti. Kamati, bunun, 10 yılı aşkın süredir öne çıkarılan doğu bölgesindeki istikrar varsayımını sarstığını ifade etti. Ayrıca ‘girişimin hem Trablus hem de Bingazi’de durumun istikrara kavuşmasına dayandığını’ vurguladı.

Libyalı siyasi analist Muhammed Mahfuz ise farklı bir değerlendirme yaptı. Mahfuz, “Girişim, etkin güçler arasında iktidarın paylaşımı ve seçim yasaları konusunda anlaşmazlıkların sürmesi nedeniyle zaten ciddi bir tıkanma sürecinden geçiyor” dedi.

Mahfuz, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Son dönemdeki gerilimler, devleti ekonomi, siyaset ve güvenlik açısından yönetmekte başarısız olan yönetimlere yeniden meşruiyet ve iktidar için bir fırsat verilmesinin mümkün olmadığını savunanların sesini güçlendirdi” ifadesini kullandı. Mahfuz, girişimin ‘mevcut ittifakları, özellikle de ülkenin batısındaki ittifakları zayıflattığını’ belirterek, “Her taraf, hükümetin tutumundan bağımsız olarak kendi çıkarlarının peşine düşmeye başladı. Zira hükümet, kendisine bağlı herhangi bir silahlı oluşum için açık güvenceler olmaksızın müzakereleri tek başına yürütüyor. Bu nedenle herkes kendi başına hareket etmeye başladı. Bunun en açık örneği de Zaviye’de son dönemde yaşanan olaylarda görüldü” değerlendirmesinde bulundu.


Lübnan: Ensar'a düzenlenen şiddetli İsrail saldırılarında 7 ölü ve 3 yaralı olurken, Ali Tahir bölgesi fosfor bombalarıyla vuruldu

Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye bölgesinden çekilen fotoğrafta, Ali Tahir bölgesindeki tepeleri hedef alan İsrail hava saldırılarının ardından yükselen duman, (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye bölgesinden çekilen fotoğrafta, Ali Tahir bölgesindeki tepeleri hedef alan İsrail hava saldırılarının ardından yükselen duman, (AFP)
TT

Lübnan: Ensar'a düzenlenen şiddetli İsrail saldırılarında 7 ölü ve 3 yaralı olurken, Ali Tahir bölgesi fosfor bombalarıyla vuruldu

Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye bölgesinden çekilen fotoğrafta, Ali Tahir bölgesindeki tepeleri hedef alan İsrail hava saldırılarının ardından yükselen duman, (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Nabatiye bölgesinden çekilen fotoğrafta, Ali Tahir bölgesindeki tepeleri hedef alan İsrail hava saldırılarının ardından yükselen duman, (AFP)

İsrail savaş uçakları bugün sabaha karşı Lübnan'ın güneyindeki Ali Tahir tepelerini fosfor bombaları kullanarak hava saldırıları ve topçu atışlarıyla hedef aldı.

Şarku’l Avsat’ın Ulusal Haber Ajansı NNA’dan aktardığına göre, İsrail savaş uçakları sabaha karşı gerilim bölgesinden kilometrelerce uzakta bulunan Nebatiye ilçesindeki Ensar beldesinde bir sivil evi vurdu. Saldırı sonucunda ev tamamen yıkılırken, 7 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi de yaralandı.

Olayın ardından ambulanslar ve sivil savunma ekipleri hızla hedef bölgeye sevk edilerek enkaz altında kalanları çıkarma çalışmaları başlatıldı; kurtarma faaliyetleri halen devam ediyor.

İsrail savaş uçakları ayrıca Lübnan’ın güneyindeki Nebatiye el-Fevka beldesinin çevresine saldırı düzenleyerek, eski Sabah Lisesi’nin arkasında bulunan bir evi hedef aldı.

Topçu atışları İklim el-Tuffah bölgesindeki Cebel el-Rafi tepelerini ve Nebatiye bölgesindeki Debşe dağlarını da vurdu.

Öte yandan İsrail ordusu Bint Cubeyl'deki bazı evleri havaya uçururken, güney Lübnan'daki Kinin- Saf el-Hava yolunu da makineli silahlarla hedef alındığı bildirildi.


BAE’den açıklama: ADNOC, gemilerinden biri Hürmüz Boğazı'nda saldırıya uğradı

Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC) binası (ADNOC web sitesi)
Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC) binası (ADNOC web sitesi)
TT

BAE’den açıklama: ADNOC, gemilerinden biri Hürmüz Boğazı'nda saldırıya uğradı

Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC) binası (ADNOC web sitesi)
Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC) binası (ADNOC web sitesi)

Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi (ADNOC), gemilerinden birinin dün Hürmüz Boğazı'ndan geçişi sırasında saldırıya uğradığını açıkladı.

ADNOC, olayda herhangi bir yaralanma bildirilmediğini ve durumun şu anda kontrol altında olduğunu açıkladı. Daha önce de şirkete ait iki geminin perşembe akşamı Hürmüz Boğazı'ndan geçerken saldırıya uğradığı, ancak olaylarda yaralanan olmadığı bildirilmişti.

Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı ise söz konusu saldırıyı şiddetle kınayarak reddettiğini belirtti. Bakanlık, bu eylemin deniz serbestliğini vurgulayan ve ticari gemilerin hedef alınmasını ya da uluslararası deniz geçiş yollarının engellenmesini reddeden Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2817 sayılı kararının açık bir ihlali olduğunu vurguladı.