Savaştan sonra Gazze halkını nasıl bir gelecek bekliyor?

İsrailli, Amerikalı ve Filistinli yetkililer Gazze Şeridi yönetimini Filistinlilere devretmek için ciddi şekilde çalışıyor

(Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
(Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
TT

Savaştan sonra Gazze halkını nasıl bir gelecek bekliyor?

(Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
(Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

İsrail, Amerika ve Filistin Yönetimi, savaştan sonra Gazze Şeridi yönetimini Filistin yönetimine devretmek için ciddi görüşmelerde bulunuyor.

Gazzeliler, bu haberi umut ile alay arasında çelişkili duygularla karşıladı.

Durmasını umdukları savaş sırasında, kendilerini kimin yönettiğini pek umursamayacak durumları olmadı.

Gazzeliler arasında çelişkili duygular oluştu ve bu konuya hiç dikkat edilmedi.

Bu konuda bir vizyona ulaşılamaması, savaşın sona erdirilmesi ve süresinin uzatılması yönünde anlaşmaya varma çabalarını da sekteye uğratıyor.

Düşünmeye zaman yok

Gazzeliler, bu savaşta katliam ve sömürü açısından en büyük bedeli ödemiş olmalarına rağmen, tüm tarafların Gazze Şeridi yönetmek için çabaladığını düşünerek bu konuyla alay ederken, hiç kimse onların siyasi geleceğine dair fikrini almıyor.

Bölgede yaşayanlar arasında umut duygusu büyürken, savaş sonrasına yönelik planlar yapmanın, savaşın bitip Gazze'ye dönüş tarihini ortaya çıkarabileceği düşünüldüğünde, ki bu da onların sadece hayalini kurduğu bir durum olsa, hatta iyimser insanlar bile yeni hükümetin biçimine ilgi göstermiyor.

Gazzeli Tamer, "Gazze halkının siyasi meseleleri düşünecek vakti yok. Bu lüks bir şey. Kişisel olarak Hamas'ın iktidarda kalması ya da otoritenin geri dönmesi beni pek ilgilendirmiyor. Bu, alay konusu bir konudur. Her iki durumda da Gazze yerle bir edilmiştir. Artık eskisi gibi değil. Kimsenin yöneteceği bir şey kalmadı. Gazze halkının istediği şey basit ve açık: Sivil olarak bizlere zarar veren savaşın durması ve insanların sömürülmesinin sona ermesi. Sonra savaştan önceki hayatımızdan farklı bir yeniden yapılanma, sonra iş imkanlarıyla insana yakışır bir yaşam sürmemiz., her an yuttuğumuz acıdan başka bir şey değil" dedi.

Taraflar arasında Gazze'nin yönetimi konusunda çatışma

Hamas hareketi iktidarda kalmak isterken tüm taraflar Gazze'nin geleceği konusunda mücadele ediyor ve bu iki kez ortaya çıktı;

İlki, Hamas Siyasi Bürosu başkan yardımcısı Halil el-Hayya'nın, "Hamas hareketi savaşın ertesi gününün zafer olduğunu düşünüyor" sözleriyle;

İkincisi ise, Hamas’ın birkaç gün önce, "İsrail ordu güçlerinin Gazze Şeridi'nden çekilmesini ve rehinelerin serbest bırakılması karşılığında kendi yönetimini sürdürmeye yönelik uluslararası garantileri" de içeren ateşkese ulaşma vizyonunu sunduğunda gerçekleşti.

Ancak Savaş Konseyi üyesi Bakan Gideon Sa'ar'ın "Elbette kabul etmeyeceğiz çünkü uzun yıllar sürse bile bölgede Hamas'sız hayata dönmek zorundayız" sözleriyle açıkladığı gibi, bu teklif İsrail'in reddiyle karşılık buldu.

Filistin Yönetimi de Başkan Mahmud Abbas'ın açıkça belirttiği şartlar; çatışmaların durdurulması, insani yardım kapılarının açılması ve sorumlulukların üstlenilmesi, Gazze'de ve Filistin topraklarının geri kalanında Filistinlilerin anavatanları dışına göçünün engellenmesi karşılığında Gazze’ye dönmek istiyor.

Gazzeliler İsrail'in Gazze Şeridi üzerindeki güvenlik kontrolüne hep birlikte karşı çıkıyorlar (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)
Gazzeliler İsrail'in Gazze Şeridi üzerindeki güvenlik kontrolüne hep birlikte karşı çıkıyorlar (Meryem Ebu Dakka-Independent Arabia)

İsrail ise Gazze'nin geleceği konusunda afallamış gibi görünüyor. Başbakan Binyamin Netanyahu kimi zaman güvenliğin kontrolünü istediğini, kimi zaman da İsrail'in Gazze Şeridi'ni aşiretlere teslim etmek istediğini söylüyor.

Bakanları Hamas'la çözüm bulma zorunluluğu arasında bölünmüşken, bir grup Filistinli taraflarla anlaşmaya varmayı, bir grup Gazze'yi yetkililere teslim etmeyi, üçüncü grup ise burayı işgal etmek istiyor.

ABD de Gazze'nin kontrolünü ele geçirmek için Filistin Otoritesini güçlendirmekten bahsediyordu ve ardından Hamas'ın yönetime katılmasını istemeye başladı ancak tutumu sabit kaldı ve ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Vedant Patel'in ifadesiyle, "Gazze Filistin toprağı olarak kalmalı, Filistin halkı tarafından yönetilmelidir."

İsrail yönetimi reddedildi

Hiçbir tarafın Gazze'nin yönetimi ve geleceği konusunda net bir vizyonu olmasa da, Gazze sakinleri ilk etapta bu siyasi meseleden hayal kırıklığına uğradı, ancak hepsi çatışmalar durduktan sonra İsrail'in Gazze Şeridi üzerindeki hakimiyetini reddetme konusunda anlaştılar.

Vatandaş Zeyn, "Gazze'nin geleceğini sorduğunda güldüm. Nasıl bir gelecek bizi bekliyor? Yönetim biçimini düşünmeye gerek yok. Önemli olan sorumlu tarafın bize iyi bir ortam sağlamaya çalışmasıdır. İster Filistin Yönetimi, ister Hamas, hatta uluslararası güçler olsun. Savaştan sonra bunun bir çatışmaya dönüşmemesi için Hamas ve Filistin Yönetimi'nin ortak bir hükümet üzerinde anlaşması gerekiyor. Benim için önemli olan hayata ve umuda yeniden dönebilmemiz için bu kurumun, savaşta yaşadığımız sömürüye karşılık olarak günlük gıdamızı ücretsiz sağlamasıdır" dedi.

Savaş dönemini sona erdirme arzusu

Dünya isimli kadın, Hamas'ın iktidarda kalmasını istemiyor ve aynı zamanda Filistin Yönetimi'nin Gazze'ye dönüşünü de istemiyor, ancak iş adamlarından oluşan bir hükümeti veya teknokratik hükümeti destekliyor.

Çünkü o kadın, 17 yılı aşkın süredir savaşlar ve kuşatmalarla yaşadığı politikadan umudunu kesti.

Nedrine de dünya ile aynı fikirde, çünkü kendisi de siyasi anlaşmazlıkların olmadığı düzgün bir yaşam istiyor ve şöyle dedi:

Hamas iktidarda kalsa umurumda değil, ancak onun yönetiminin doğasını değiştirmesi şartı var. Eğer yönetim Gazze'nin kontrolünü ele geçirirse benim için bir şey değişmeyecek, ancak daha iyi bir yaşam sağlamak için çalışmak gerekiyor. Daha fazla savaş istemiyorum. Çatışmaların sona ermesini ve barış içinde yaşamak istiyoruz. Sözlerimin anlamını anlamalısınız ve Gazze’de geleceğin yönetim şekline dair arzumun ne olduğunu kendiniz anlamalısınız.

Muhammed el-Ğalban, Gazze halkının düşüncesinde yaşananları, "Hamas, savaş öncesindeki haliyle Gazze'yi yönetemeyecek. Bu bizim direnişe karşı olduğumuz anlamına gelmiyor. İnsanlar hâlâ mücadele seçeneğini destekliyor ancak siyasi durum ve direniş seçeneklerinin vatandaşların yaşamlarının iyileştirilmesine ve maliyetli savaşlara girilmemesine uygun bir şekilde düzenlenmesi gerekiyor. Hamas liderliği Gazze halkını nasıl koruyacağını düşünüyorsa iktidardan vazgeçmeli ve siyasi bir parti olarak kalmalı. Düzgün bir hayata ulaşmak olarak özetlenebilecek Gazze halkının taleplerini yerine getirebilecek, yönetebilecek kapasitede bir yapının olması gerekiyor" ifadeleriyle özetledi.

Ayrıca, Filistin Yönetimi'nin Gazze Şeridini yönetmesi gerektiğine, çünkü burayı yeniden inşa etme ve nüfusun yaşam koşullarını iyileştirme kapasitesine sahip olduğunu, uluslararası destekten yararlandığını ve bir Filistin devleti kurma projesi olduğunu belirten  Ğalban, "Sıradan vatandaşlar olarak biz de bunu istiyoruz" dedi.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.