Meksika sınırında ABD federal kurumlarına kafa tutan Teksas, ekonomik gücüne güveniyor

ABD'nin güney sınırına ilişkin Başkan Joe Biden yönetimi ile Teksas eyaleti arasındaki anlaşmazlık büyürken, hükümete karşı ekonomisine güvenen Teksas'ta iş gücünde düzensiz göçmenlerin oynadığı rol dikkati çekiyor

Teksas, 2,4 trilyon dolarlık ekonomisiyle ABD'nin Gayrisafi Yurt içi Hasılası'na (GSYH) en büyük katkıyı yapan 2'nci eyalet (AA)
Teksas, 2,4 trilyon dolarlık ekonomisiyle ABD'nin Gayrisafi Yurt içi Hasılası'na (GSYH) en büyük katkıyı yapan 2'nci eyalet (AA)
TT

Meksika sınırında ABD federal kurumlarına kafa tutan Teksas, ekonomik gücüne güveniyor

Teksas, 2,4 trilyon dolarlık ekonomisiyle ABD'nin Gayrisafi Yurt içi Hasılası'na (GSYH) en büyük katkıyı yapan 2'nci eyalet (AA)
Teksas, 2,4 trilyon dolarlık ekonomisiyle ABD'nin Gayrisafi Yurt içi Hasılası'na (GSYH) en büyük katkıyı yapan 2'nci eyalet (AA)

Meksika'dan ayrılarak ABD'nin 28'inci eyaleti olarak ülkeye katılan Teksas, tarım, hayvancılık ve petrol endüstrilerindeki faaliyetleriyle ülke ekonomisine büyük katkıda bulunuyor.

ABD Ticaret Bakanlığına bağlı "Ekonomik Analiz Bürosunun" internet sitesinde, ülkenin Gayrisafi Yurt içi Hasılası (GSYH) yaklaşık 27 trilyon dolar olarak kaydedildi.

Ülkenin gayri safi yurt içi hasılasına en büyük katkıyı yapan 2'nci eyalet olan Teksas, yaklaşık 2,4 trilyon dolarlık ekonomiye sahip.

ABD'de en büyük gayrisafi hasılaya sahip ilk eyalet ise yaklaşık 3,5 trilyon dolarla Kaliforniya.

(AA)

ABD Nüfus Sayım Bürosunun Temmuz 2023 verilerine göre, yaklaşık 30 milyon nüfusu sahip Teksas, bu gayri safi hasılayla Rusya, Kanada, İtalya gibi ülkelerin ekonomileriyle yarışıyor.

"American Immigrant Council" adlı sivil toplum kuruluşunun Temmuz 2022'de yayımladığı bir çalışmada, 2019 itibarıyla ülkede Kaliforniya'dan sonra göçmenlerin en çok bulunduğu 2'nci eyaletin de Teksas olduğu ifade ediliyor.

ABD'nin Meksika ile en uzun sınırının bulunduğu Teksas'ta göçmen nüfusunun yaklaşık 4,9 milyon (nüfusun yaklaşık yüzde 17'si) olduğu kaydedilen çalışmada, kayıtlı göçmen nüfusunun eyaletteki iş gücünü "güçlendirdiği" belirtildi. Teksas'taki göçmenler, iş gücünün yaklaşık yüzde 21,9'unu oluşturuyor.

Öte yandan, Teksas basınında düzensiz göçmenlerin, burada kayıtsız olarak düşük ücretlere çalıştırıldığına ilişkin haberleri yer alıyor. Bu göçmenlerin, üretim ve inşaat alanlarında çalıştığı kaydedildi.

(AA)

ABD'nin en büyük ham petrol üreticisi Teksas

Pazar ve tüketici verileri üzerine çalışan Alman şirket Statista'nın internet sitesindeki verilere göre, Teksas, ABD'de açık ara en büyük petrol üreticisi konumunda. 2022'de Teksas eyaleti, 1,8 milyar varil ham petrol üretti.

Teksas Petrol ve Gaz Derneğinin (TXOGA) internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, TXOGA Başekonomisti Dean Foreman, eyaletin, Ekim-Kasım 2023 döneminde günde 5,7 milyon varil ham petrol üretimiyle rekor kırdığını belirtti.

Foreman, "Teksas'ın enerji alanındaki rolü, verimlilik kazançları sayesinde mütevazı sondaj faaliyetleri aracılığıyla giderek daha önemli hale geldi." dedi.

Eyaletin petrol ve doğal gaz üretiminde, işlemesinde ve ihracatında "yeni rekorlar kırdığını" kaydeden Foreman, Teksas'ın "ulusal ve küresel enerji"de öneminin arttığına dikkati çekti.

Teksas eyaletindeki zengin petrol rezervi, 1910'un başında Spindletop petrol rafinerisinde bulundu. Burada, günde yaklaşık 100 bin varile tekabül eden miktarda petrol çıktı.

İlerleyen yıllarda, Teksas'ın Corsicana, Ranger, Borger, Odessa, Kilgore gibi bölgelerinde de petrol bulunması, eyaletin petrol endüstrisinin önde gelenleri arasına girmesine yol açtı.

Teksas'ta tarım ve hayvancılık

Teksas ekonomisinde tarım ve hayvancılık da önemli rol oynuyor. ABD Tarım Dairesinin verilerine göre, ülkenin pamuk üretiminin yüzde 40'ını oluşturan Teksas, en büyük pamuk üreticisi olarak kayıtlara geçiyor.

Teksas Tarım Dairesinin yayımladığı verilere göre, eyalette gıda ve dokuma sektörlerinin ekonomik etkisi yaklaşık 100 milyar dolara denk geliyor.

Topraklarının yüzde 86'sı tarımsal üretimde kullanılan Teksas'ta, tarımsal işletmelerin yüzde 98,5'i şahıslara ait.

Teksas'ta çalışan her 7 kişiden 1'i, tarımla uğraşıyor. Öte yandan, besicilik alanında Teksas'taki büyükbaş hayvanlar, ABD'dekilerin yüzde 13'ünü oluşturuyor.

Tarımsal faaliyetlerinde mısır, buğday, fıstık ve pirinç gibi ürünlerin en çok üretildiği eyaletlerden biri olan Teksas, pamuk ve saman üretiminin yanı sıra koyun, keçi ve at gibi hayvanların besiciliğiyle de ülkede öne çıkıyor.

Vali Abbot'a göre Teksas, "Amerika'nın ekonomik motoru", ayrıca vergi yükümlülüğü en az olan eyaletlerden biri

Teksas Valisi Greg Abbott, eyaletin ekonomik ve iş çevresini değerlendirdiği basın toplantısında, Teksas'ın "Amerika'nın ekonomik motoru" olduğunu ifade etti.

Eyalete yatırım yapan iş verenlere ve çalışmak üzere gelen kişilere değinen Abbott, eyalette "düşük maliyetli işletmeler için stratejiler oluşturduklarını" kaydetti.

Abbott, Teksas'ta "en iyi istihdamı" sağladıklarını öne sürdü.

Eyalet valiliğinin internet sitesine göre, ABD'nin vergi yükümlülüğü en az olan eyaletlerinden biri olan Teksas'ta kurumlar gelir vergisi ve kişisel gelir vergisinin olmaması, girişimciler ve çalışanlar için önem teşkil ediyor.

Teksas'ta kurumlar gelir vergisi ve kişisel gelir vergisinin olmaması nedeniyle eyaletten ve ülke dışından birçok girişimci, burada yatırım yapıyor.

Ayrıca Fortune 500 listesinden yaklaşık 55 firmanın eyalette şubesinin bulunmasının, istihdam açısından ekonomiyi olumlu etkilediği kaydediliyor.

Öte yandan, Teksas'ta bazı makine ve ekipman üreten işletmelere satış vergisinden muafiyet tanınması gibi çeşitli fırsatlar da sunuluyor.

(AA)

İç Savaş'ta Teksas

ABD'de 1861-1865 yılları arasında kuzey ve güney eyaletleri arasında yaşanan İç Savaş'ta Teksas'ın yer almasında da eyaletin ekonomisi etkili oldu.

Ülkenin güneyindeki bölgelerinde tarıma dayalı ekonominin hakim olması, çiftliklerdeki iş gücünün Afrika kökenli siyahilerden sağlanması Teksas'ın bu savaşta güneyli eyaletlerin yanında yer almasında rol oynadı.

Ülkede köleliğin kaldırılmasını savunan kuzey eyaletleri ile buna karşı çıkan güney eyaletleri arasındaki İç Savaş'ta Teksas'taki pamuk üretimi, güneyli eyaletlerin kurduğu "Amerikan Konfedere Devletleri" için önemli bir finansal kaynaktı.

Savaş için yaklaşık 100 bin asker sağlayan Teksas'ta topraklarının genişliği, eldeki kaynaklar ve Meksika Körfezi'ne erişim gibi imkanlar nedeniyle konfederasyon için savaş sürecinde ekonomik destek açısından da önemliydi.

İç savaş, 4 yılın sonunda kuzeyin galibiyetiyle sona erdi. Yenilginin ardından dağılan konfederasyondaki eyaletlerde "yeniden yapılanma" dönemiyle devlet ve toplum yapısında düzenlemeler yapıldı.

Savaşın ardından ABD Kongresinin çıkardığı yasayla Aralık 1865'te kölelik ABD'de tamamen yasaklandı.

Meksika sınırında göçmen problemi

Teksas, son dönemlerde ABD'nin güney sınırındaki düzensiz göç probleminin Başkan Joe Biden yönetimi ile eyalet yönetimi arasında gerginliğin tırmanmasına yol açması nedeniyle gündeme geliyor.

Eyalet yönetiminde Cumhuriyetçilerin bulunduğu Teksas, Demokrat hükümetin göç yaklaşımlarından en çok etkilenen bölgelerden biri haline geldi.

Mevcut Teksas Valisi Abbott'ın düzensiz göçmenlerin ülkeye girmesini önlemek için sınıra dikenli tel çekilmesine onay vermesinin ardından ABD Yüksek Mahkemesi, Meksika sınırında Rio Grande Nehri boyunca çekilen dikenli tellerin kaldırılması kararı aldı.

Yüksek Mahkemenin kararını kabul etmeyen Abbott, eyaletindeki ulusal muhafızların böyle bir işlem yapmayacağını, hatta "sınırı korumak" için yeni dikenli teller koyacaklarını deklare etmişti.

Abbott, sınır güvenliği konusunda federal yönetimi suçlayarak, Biden yönetiminin düzensiz göçmenleri önlemek için hiçbir şey yapmadığını savunmuştu.

Teksas'ın bir "işgal" ile karşı karşıya olduğunu belirten Abbott, "Eyalet sınırlarımızı her türlü tehdide karşı korumak anayasal görevimiz ve bunu yerine getireceğiz." açıklamasını yapmış, ülkedeki diğer Cumhuriyetçi eyaletlerin de yardımını talep etmişti.

Abbott'ın destek çağrısına kısa sürede yanıt veren 25 eyaletin Cumhuriyetçi valileri, ortak bir bildiriye imza atarak güney sınırının korunması konusunda Teksas'a her türlü desteği sağlamaya hazır olduklarını belirtmişti.

Bu kapsamda başta Oklahoma eyaleti olmak üzere birçok Cumhuriyetçi eyalet valisi, belli sayıda ulusal muhafız birliğini Teksas eyaletine destek amacıyla göndereceklerini bildirmişti.

Teksas'a bir destek de halen Cumhuriyetçilerin en güçlü başkan aday adayı konumundaki, eski ABD Başkanı Donald Trump da tüm eyaletlere çağrı yaparak ulusal muhafızlarını Teksas'a göndermeleri ve ABD'nin güney sınırını yasa dışı göçmenlerden korumaları gerektiğini belirtmişti.

Söz konusu gerginlikler nedeniyle Teksas'ın ekonomisinin ülke ekonomisine etkileri, merak uyandırıyor.



ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.


Trump’ın kararları Suriye’nin çehresini nasıl değiştirdi?

Geçen 10 Kasım’da Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden bir kare (AFP)
Geçen 10 Kasım’da Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden bir kare (AFP)
TT

Trump’ın kararları Suriye’nin çehresini nasıl değiştirdi?

Geçen 10 Kasım’da Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden bir kare (AFP)
Geçen 10 Kasım’da Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden bir kare (AFP)

Bölgesel ve uluslararası düzeyde son derece karmaşık bir tabloda; güvenlik dosyalarının stratejik, ekonomik başlıkların ise siyasi alanla iç içe geçtiği bir ortamda, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Ocak 2025’te Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana Suriye dosyasına yaklaşımını yeniden şekillendiriyor. Barack Obama ve Joe Biden dönemlerinde tereddütler ve çelişkili gündemlerle karakterize edilen Amerikan politikalarının ardından Washington, bugün ideolojik kaygılardan ve uzun vadeli riskli bahislerden uzak, sahada sonuç üretmeyi ve hassas dengeleri kontrol etmeyi önceleyen daha doğrudan ve “pragmatik” bir çizgiye yönelmiş durumda.

Bu yeni yaklaşım; eski rejimin çöküşü, iç meşruiyetini pekiştirmeye ve uluslararası tanınma elde etmeye çalışan yeni bir hükümetin yükselişi, DEAŞ tehdidinin sürmesi, İran nüfuzunun gerilemesi ve Suudi Arabistan, Türkiye ile Katar’ın artan bölgesel rolleri gibi Suriye sahasındaki temel değişkenlere yanıt niteliği taşıyor. Bu çerçevede Washington, Orta Doğu’da istikrarı dayatma, doğrudan askerî angajmanın maliyetini azaltma ve kalkınma ile yatırım projelerinin önünü açma esasına dayanan “Trump doktrini” ile uyumlu bir yeniden konumlanmaya gidiyor.

İdeolojiden önce çıkarlar

Abaad Eğitim ve Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden Firas Fahham, Trump’ın Suriye politikasının “tam anlamıyla pragmatik” olduğunu, uluslararası ve ekonomik çıkarları merkeze alarak yeni Suriye hükümetinin ideolojik arka planını ikinci plana ittiğini belirtiyor. Fahham’a göre Washington ile Şam arasındaki yeni kesişimin temel dayanağı, “İran’ın Suriye’ye yeniden nüfuz etmesinin önlenmesi” hedefi ve bu başlık mevcut ABD yönetiminin öncelikleri arasında ilk sırada yer alıyor.

Bu yaklaşımın, ABD’nin bölgedeki Arap müttefiklerinin tutumlarından ayrı düşünülemeyeceğini vurgulayan Fahham; başta Suudi Arabistan olmak üzere Türkiye ve Katar’ın yeni Suriye hükümetine açık destek verdiğini, Trump yönetiminin de bu tutumlara “bölgesel ittifakların yeniden inşasında temel bir sütun” olarak yanıt vermeye hazır olduğunu ifade ediyor.

fgthyu
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın, 24 Mayıs’ta Türkiye’de Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile gerçekleştirdiği görüşmeden bir kare (EPA)

Önceki yönetimlerle kıyaslandığında Fahham, Obama ve Biden dönemlerinin “İran’ın bölgede elinin serbest bırakıldığı, özellikle Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile kurulan yakın ittifak üzerinden azınlık nüfuzunun desteklendiği bir çizgi izlediğini; bunun da sahayı daha karmaşık hâle getirdiğini ve güvenliği sağlayabilecek merkezi bir devletin kurulma ihtimalini zayıflattığını savunuyor.

Riyad’dan Washington’a: Dönüm noktaları

Trump’ın yeni Suriye politikasındaki kritik duraklara değinen Fahham, başlangıç noktasının Haziran ayında Riyad’da yapılan görüşmeler olduğunu söylüyor. Bu temaslar sırasında ABD Başkanı Trump, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın talebiyle Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırıldığını açıklamış; bu adım Washington’dan Şam’a gönderilen ilk olumlu mesaj olarak yorumlanmıştı. Ardından Trump, Suudi Veliaht Prensi ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’yı bir araya getiren üçlü bir görüşme gerçekleştirdi. Trump’ın Şara’ya yönelik dikkat çekici övgüleri, ABD’nin siyasi açılım arzusunu açık biçimde ortaya koydu.

d
10 Kasım’da Washington’da Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara’nın ABD Başkanı Donald Trump ile Beyaz Saray’daki görüşmesinin ardından, Suriye liderinin destekçileri Beyaz Saray önünde toplandı (EPA)

Fahham’a göre asıl dönüm noktası ise Kasım ayında düzenlenen Washington Zirvesi oldu. Trump’ın Beyaz Saray’da Cumhurbaşkanı eş-Şara’yı kabul ettiği bu görüşme, kritik bir kırılma anı olarak değerlendiriliyor. Zirvenin ardından ABD yönetimi, Kongre üzerinde Sezar Yasası’nın iptali için baskı kurmaya başladı; eş zamanlı olarak Suriye’nin DEAŞ’a karşı uluslararası koalisyona dâhil edildiği açıklandı. Bu gelişmeler, iki ülke arasındaki ilişkinin sınırlı koordinasyondan ittifaka yakın bir düzeye taşındığını gösterdi.

SDG ve Fırat’ın doğusunun geleceği

SDG dosyasına ilişkin değerlendirmesinde Fahham, Trump yönetiminin konuya tamamen pratik bir pencereden yaklaştığını; yeni Suriye hükümetiyle ilişkiler ile Türkiye’nin çıkarları arasında denge gözettiğini belirtiyor. Biden dönemine kıyasla SDG’ye verilen desteğin belirgin biçimde azaldığını ifade eden Fahham, Washington’un DEAŞ’la mücadelede Şam’ı en etkili aktör olarak görmeye başladığını söylüyor.

Bu yaklaşımın, ABD’li düşünce kuruluşlarının raporlarına dayandığını belirten Fahham, geçmişte Kürt bileşene tek taraflı yaslanmanın ve Fırat’ın doğusundaki uygulamaların mağduriyet duygusu yarattığını ve DEAŞ’ın bunu istismar ederek eleman devşirdiğini hatırlatıyor. Bu nedenle ABD yönetimi, SDG’yi tamamen terk etmek yerine, Şam’la iş birliğinin daha verimli olacağına ikna olmuş durumda. Fahham'ın Şarku'l Avsat'a yaptığı değerlendirmeye göre hedef; SDG’nin Suriye devleti içine entegre edilmesi ve güvenlik statüsünün yeniden düzenlenmesi.

İsrail’in Suriye’nin güneyindeki operasyonlarına da değinen Fahham, Washington’un Başbakan Binyamin Netanyahu’nun politikalarından “memnuniyetsizlik” duyduğunu; bu adımların bölgesel istikrarı zedelediğini ve Trump’ın kalkınma vizyonuyla çeliştiğini vurguluyor. ABD’nin, Suriye hükümetinin zayıflatılmasının İran nüfuzunun ve DEAŞ faaliyetlerinin yeniden canlanmasına yol açabileceğinden endişe ettiği belirtiliyor.

Süveyda özelinde ise ABD yönetiminin, vilayetin devlet yapısına entegre edilmesi gerektiği görüşünü benimsediği aktarılıyor. Fahham, ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın “Ortadoğu’da adem-i merkeziyetçilik başarısız oldu” yönündeki sözlerini hatırlatarak, Washington’un birleşik bir Suriye’yi destekleme eğilimini vurguluyor.

Askeri kurumun bakışı

Silahlı gruplar üzerine çalışan araştırmacı Raid el-Hamed ise ABD’nin tutumuna askerî perspektiften tamamlayıcı bir okuma sunuyor. Hamed, Trump’ın ilk döneminde asker çekme ve SDG ile ortaklığı sonlandırma eğiliminde olduğunu; ancak 2019 Mart’ında Baguz’daki çatışmaların ardından üst düzey askerî komutanların DEAŞ’ın geri dönebileceği yönündeki uyarıları nedeniyle yaklaşık 2 bin ABD askerinin bölgede kaldığını hatırlatıyor. ABD-SDG ortaklığının, 2015’te Kobani savaşlarına dayandığını ve Washington’un SDG’yi kara gücü olarak kullandığını da ekliyor.

Ancak Hamed’e göre, Beşşar Esed rejiminin düşmesinin ve Suriye’nin uluslararası koalisyona katılmasının ardından şekillenen yeni politika, Fırat’ın doğusunda herhangi bir bağımsız yapının tanınmamasını ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne benzer federal modellerin reddedilmesini esas alıyor. Bu yeni yaklaşımın, SDG’ye Türkiye karşısında gerçek Amerikan güvenceleri içermediğini vurgulayan Hamed, örgütün Suriye ordusu ve güvenlik kurumlarına entegrasyonu yönünde baskı bulunduğunu belirtiyor. Şam yönetiminin devlet dışı silahlı varlığı reddeden bu vizyonuna SDG’nin hâlen karşı çıktığını, Mart ayında imzalanan anlaşma için belirlenen sürenin yıl sonunda dolacağını da sözlerine ekliyor.

Genel tabloya bakıldığında, Suriye sahasının geleneksel çatışma denklemlerini aşan, çıkarlar ve karşılıklı güvenlik düzenlemeleriyle şekillenen yeni bir evreye girdiği görülüyor. Washington ve özellikle Riyad ile Ankara gibi bölgesel müttefikleri, Şam’daki yeni liderliğin istikrarı tesis edip kaos dönemini kapatabileceğine oynarken, bu sürecin başarısının önümüzdeki aylarda sahadaki sınavlara bağlı olacağı ifade ediliyor. Gözlemcilere göre, “yeni cumhuriyetin” iç uzlaşı gereklilikleri ile dış ittifakların şartlarını dengeleme kapasitesi, bu dönüşümün ABD’nin bölgedeki yıllara yayılan tereddütlerini gerçekten sona erdirip erdirmeyeceğini belirleyecek temel ölçüt olacak.


Suudi Arabistan-ABD görüşmesinde Gazze, Sudan, Yemen ve Ukrayna'daki gelişmeler ele alındı

Prens Faysal bin Ferhan dün Washington'da Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya geldi (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Prens Faysal bin Ferhan dün Washington'da Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya geldi (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan-ABD görüşmesinde Gazze, Sudan, Yemen ve Ukrayna'daki gelişmeler ele alındı

Prens Faysal bin Ferhan dün Washington'da Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya geldi (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Prens Faysal bin Ferhan dün Washington'da Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile bir araya geldi (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan ve ABD'li mevkidaşı Marco Rubio, Gazze Şeridi, Sudan, Yemen ve Rusya-Ukrayna krizindeki gelişmeleri ele alarak bu konularda ve uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması için sarf edilen çabalar hakkında görüş alışverişinde bulundular.

Washington'da ABD Dışişleri Bakanlığı merkezindedün bir araya gelen ikili, iki ülkeyi ilgilendiren bölgesel ve uluslararası konularda koordinasyon ve ortak eylemleri yoğunlaştırmanın yollarını ele aldı.

Prens Faysal bin Ferhan ve Rubio iki ülke arasındaki stratejik ilişkileri ve bu ilişkileri çeşitli alanlarda geliştirme ve iyileştirme fırsatlarını gözden geçirdiler.

sdfrgt
Bakan Rubio, dün Washington'daki bakanlık merkezinde Prens Faysal bin Ferhan'ı kabul etti (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre toplantıya Suudi Arabistan'ın ABD Büyükelçisi Prenses Rima bint Bendar bin Sultan, Siyasi İşlerden Sorumlu Bakan Danışmanı Prens Musab bin Muhammed el-Ferhan ve Bakan Danışmanı Muhammed el-Yahya da katıldı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesini ele almak ve en önemli bölgesel ve uluslararası meselelerle ilgili gelişmeleri ve bunlar üzerinde sarf edilen çabaları görüşmek üzere resmi bir ziyaret için salı günü Washington'a geldi.

Ziyaret, ABD Başkanı Donald Trump'ın mayıs ayında Suudi Arabistan'a yapmayı planladığı ve ikinci dönemindeki ilk dış gezisi olan ziyaretin öncesinde gerçekleşiyor.