Üç aşamalı anlaşma için İsrail ve Hamas’tan cevap bekleniyor

İlk aşama net bir şekilde ele alınırken, geri kalan aşamalar daha geniş çaplı müzakerelere bırakıldı... Washington baskı yapıyor ve Netanyahu sağ kanattan korkuyor

Gazze’de Hamas tarafından tutulan İsrailli esirlerin aileleri tarafından dün Tel Aviv’de düzenlenen protestolardan bir kare (Reuters)
Gazze’de Hamas tarafından tutulan İsrailli esirlerin aileleri tarafından dün Tel Aviv’de düzenlenen protestolardan bir kare (Reuters)
TT

Üç aşamalı anlaşma için İsrail ve Hamas’tan cevap bekleniyor

Gazze’de Hamas tarafından tutulan İsrailli esirlerin aileleri tarafından dün Tel Aviv’de düzenlenen protestolardan bir kare (Reuters)
Gazze’de Hamas tarafından tutulan İsrailli esirlerin aileleri tarafından dün Tel Aviv’de düzenlenen protestolardan bir kare (Reuters)

ABD, Katar ve Mısır’dan arabulucular, bir takas anlaşması için çerçeve anlaşması yapılması yönünde baskı yaptı. Arabulucular, bunun Gazze Şeridi’ndeki savaşın sonunun başlangıcı olacağını umsalar da hala İsrail’den nihai bir cevap bekliyorlar. Kaynaklar, İsrail’in anlaşmanın büyük bir kısmını kabul etmekle birlikte bir kısmına razı olmadığını ve Hamas’ın da iki gün içinde yanıt vermesinin beklendiğini söyledi.

Washington’u ziyaret eden Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, İsrailli rehinelerin iadesine yönelik anlaşmayla ilgili müzakerelerin ‘birkaç hafta öncesine kıyasla’ iyi bir durumda olduğunu ve ‘gelecekte daimi bir ateşkesle’ sonuçlanabilecek ‘güzel bir ilerleme’ görüldüğünü kaydetti. Bu sırada, ABD’nin NBC kanalına konuşan kaynaklar, İsrail’in arabulucuların pazar günü Paris’teki toplantısında görüşülen takas anlaşması teklifini kabul ettiğini belirtti.

Haberde, İsrail, ABD, Mısır ve Katar’dan müzakerecilerin Paris toplantısında, Hamas ile İsrail arasında tutuklu-rehine takası gerçekleştirilmesine ilişkin yeni bir anlaşmanın tamamlanması için bir çerçeve üzerinde anlaştıkları bildirildi. Haberde, toplantı hakkında bilgisi olan bir kaynağın, anlaşmanın Gazze Şeridi’nde kademeli ateşkesi, Gazze Şeridi sakinlerine yardımların ulaştırılmasını ve Filistinli mahkumların serbest bırakılmasını içerdiğini söylediğini aktardı.

ABD kanalına göre, dört ülkenin müzakerecilerinin Paris toplantısında ulaştığı çerçeve, kadınlar ve çocuklardan başlamak üzere Gazze’de tutulan ABD’li ve İsrailli rehinelerin kademeli olarak serbest bırakılmasını içeriyor.

İsrail pazartesi günü anlaşmayı tartışmaya başlarken, Hamas henüz tartışmaya başlamamıştı.

Hamas liderlerinden Usame Hamdan, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun çözüm ve ateşkes konusunda ciddi olmadığını ve Gazze’deki rehinelerin öldürülmesini umursamadığını söyledi. Dün yaptığı açıklamada Hamdan, “Henüz herhangi bir girişim almadık. Ancak ateşkes anlaşmasına varılması konusunda spesifik girişimler ve fikirler sunduk, ancak işgalci güç bunlara kaçamak tavırlarla yaklaştı” dedi.

Hamdan, Hamas’ın geçici bir ateşkes değil savaşın durmasını istediğini vurguladı.

dsbngrtn
Hamas’ın elinde tuttuğu İsrailli rehinelerin serbest bırakılmaması halinde Gazze Şeridi’ne yardım girişini engellemek için dün Kerem Şalom Sınır Kapısı’nda trafiği kapatan protestocular (AFP)

Anlaşma savaşın durdurulmasını kapsamıyor ancak buna zemin hazırlıyor. Ayrıca anlaşma, ateşkesin ilk aşamasını ele alırken, geri kalan iki aşamayı daha sonraki toplantılara bırakıyor.

Genel çerçeveye göre, ilk aşama, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırısını 45 gün süreyle durdurması ve İsraillileri öldürmekle suçlananlar da dahil olmak üzere yüzlerce Filistinli tutukluyu serbest bırakmasını (her rehine başına 100 ila 250 Filistinli tutuklu) kapsıyor. Bu şart, tamamı kadın, çocuk ve 60 yaş üstü yaralı ve hasta yetişkinlerden oluşan 35 ila 40 arasında rehinenin serbest bırakılmasını içeriyor.

İsrail’in Kanal 12 televizyonu, Hamas’ın taleplerine göre sonunda binlerce mahkumun (4 ile 5 bin arası mahkum) serbest bırakılmasının beklendiğini bildirdi.

İkinci ve üçüncü aşamada düzenli askerler, yedek birlik askerleri (kadın ve erkek) ve diğer erkekler (60 yaş altı) serbest bırakılacak. Bununla birlikte savaşın daha uzun süre durdurulması ve Filistinli mahkumların serbest bırakılması sağlanacak. Son aşama da cenazelerin teslimini kapsayacak.

İsrailli bir yetkili, Walla internet sitesine yaptığı açıklamada, ‘amacın ilk aşamayı ikinci ve üçüncü aşamalara ilişkin ön mutabakatlarla başlatmak olduğunu’ vurguladı.

Müzakerelerdeki ihtiyatlı ilerleme ciddi bir ABD baskısı altında gerçekleşti.

İki ABD’li yetkili’nin Washington Post’a yaptıkları açıklamada, Başkan Joe Biden yönetiminin son haftalarda müzakereleri yeniden başlatmak için İsrail ve Hamas üzerindeki baskılarını artırdığını söyledi. Bunun bir nedeni de Kızıldeniz’de Husilerin saldırılarının artması. Yakın zamanda ABD, Kızıldeniz’deki saldırılara misilleme olarak Yemen’deki Husi bölgelerini vurmuştu.

ABD, anlaşmanın kalıcı bir ateşkese yol açmasını ve bunun bölgede daha büyük bir gerilimin çıkmasını engellemesini umuyor.

Arabulucular Hamas’ın cevabını beklerken, İsrail Başbakanlık Ofisi ise anlaşmaya ilişkin haberlerin yanlış olduğunu ve İsrail tarafından kabul edilemeyecek koşullar içerdiğini belirten bir açıklama yaptı.

Netanyahu’nun ofisi, başlangıçta Paris’te yapılan toplantının ‘yapıcı’ olduğunu söylemişti.

Ofis, pazar günü Paris’te ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns ile İsrail Dış İstihbarat Servisi (Mossad) Başkanı David Barnea, Mısır İstihbarat Servisi Başkanı Abbas Kamil ve Katar Başbakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’nin katıldığı toplantının ardından yaptığı açıklamada, ‘hala büyük boşluklar olduğunu ve iki tarafın bu hafta yapılacak ek toplantılarda bunları tartışacağını’ kaydetti.

İsrail medyası, anlaşmanın şartlarını Hamas’a teslim olmak olarak gören sağcı liderler arasındaki eleştiri ve tehdit dalgasının yükselmesinin ardından Netanyahu’nun ofisinin bu son açıklamasını yapmak zorunda kaldığını öne sürdü.

Maliye Bakanı ve Dini Siyonizm Partisi lideri Bezalel Smotrich, partisinin Gazze’deki saldırıları iki ay boyunca durdurmayı ve rehinelerin serbest bırakılmasına ilişkin gelecekteki bir anlaşmanın parçası olarak ‘teröristlerin’ serbest bırakılmasını kabul etmeyeceğini söyledi. Smotrich, “Bu kadar kötü bir anlaşmayı asla kabul etmeyeceğiz” dedi.

İsrail Savaş Kabinesi, Mossad Başkanı ve Şin-Bet Başkanı’ndan Paris toplantısında gerçekleşen görüşmelerle ilgili güncellemeleri almak üzere dün gece toplandı.

Pazartesi günü İsrailli üst düzey siyasi bir kaynak, takas anlaşmasına varılması konusunda temkinli bir iyimserliğe sahip olduğunu dile getirerek, bazı ilerlemelerin başladığını belirtti.

Paris görüşmelerinden haberdar olan bir kaynak, Haaretz’e yaptığı açıklamada, asıl engelin Gazze’deki savaşın durdurulması konusundaki anlaşmazlık olduğunu söyledi. İsrail ve Hamas’ın bu derin uçurumu kapatması halinde anlaşmanın günler veya haftalar içinde hayata geçirilebileceğini de sözlerine ekledi.



Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.


İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
TT

İran Cumhurbaşkanı: ABD ile görüşmeler ‘ileriye doğru bir adım’

Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar
Tahran’daki bir meydanda bulunan binanın üzerinde yer alan ABD karşıtı afişin önünden geçen İranlılar

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bugün yaptığı açıklamada, cuma günü ABD ile gerçekleştirilen görüşmelerin ‘ileriye doğru bir adım’ olduğunu belirtti. Pezeşkiyan, Tahran’ın herhangi bir tehdide tolerans göstermeyeceğini vurguladı. Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise ülkesinin uranyum zenginleştirme konusundaki kararlılığını yineleyerek, Tahran’ın ABD’nin müzakereleri sürdürme konusundaki ciddiyetine ilişkin ‘şüpheleri’ olduğunu açıkladı.

Pezeşkiyan, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Bölgedeki dost ülkelerin yürüttüğü takip çabaları sayesinde gerçekleşen İran-ABD görüşmeleri, ileriye doğru bir adım teşkil etti” ifadesini kullandı.

Pezeşkiyan, görüşmelerin her zaman barışçıl çözümler bulma stratejisinin bir parçası olduğunu belirterek, nükleer konusundaki yaklaşımlarının Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nda açıkça yer alan haklara dayandığını söyledi. Pezeşkiyan, İran halkının her zaman saygıya saygıyla karşılık verdiğini ancak güç diline hiçbir şekilde tolerans göstermediğini kaydetti.

Arakçi bugün yaptığı açıklamada, Tahran’ın uranyum zenginleştirme konusunda kararlı olduğunu ve savaşla tehdit edilse dahi bu tutumundan geri adım atmayacağını söyledi. Arakçi, hiçbir tarafın İran’a ne yapması gerektiğini dikte etme hakkına sahip olmadığını vurguladı.

Arakçi, Tahran’da düzenlenen Ulusal Dış Politika ve Dış İlişkiler Tarihi Konferansı’nda yaptığı konuşmada, “Görüşmeler, İran’ın haklarına saygı duyulup bu haklar tanındığında sonuç verir. Tahran dayatmaları kabul etmez” dedi.

Arakçi, hiçbir tarafın İran’dan uranyum zenginleştirmeyi sıfırlamasını talep etme hakkı olmadığını belirterek, buna karşın Tahran’ın nükleer programına ilişkin her türlü soruya yanıt vermeye hazır olduğunu ifade etti.

Diplomasi ve müzakerelerin temel yol olduğunu belirten Arakçi, “İran hiçbir dayatmayı kabul etmez. Çözümün tek yolu müzakerelerdir. İran’ın hakları sabittir. Bugün hedefimiz, İran halkının çıkarlarını korumaktır” diye konuştu.

Arakçi, bazı taraflarda ‘bize saldırdıklarında teslim olacağımız’ yönünde bir kanaat bulunduğunu belirterek, “Bu asla gerçekleşmez. Biz diplomasinin de savaşın da (her ne kadar savaşı istemesek de) ehliyiz” uyarısında bulundu.

Arakçi, daha sonra düzenlenen bir basın toplantısında, “Karşı tarafın uranyum zenginleştirme konusunu kabul etmesi gerektiğini, bunun müzakerelerin temeli olduğunu” söyledi. Arakçi, görüşmelerin devamının ‘karşı tarafın ciddiyetine bağlı’ olduğunu belirterek, Tahran’ın barışçıl nükleer enerji hakkından asla geri adım atmayacağını vurguladı.

Arakçi, “İran’a yeni yaptırımların uygulanması ve bazı askerî hamleler, karşı tarafın ciddiyeti ve gerçek müzakerelere hazır olup olmadığı konusunda şüpheler uyandırıyor” dedi. Ayrıca, Tahran’ın ‘tüm göstergeleri değerlendireceğini ve müzakerelerin sürdürülüp sürdürülmeyeceğine karar vereceğini’ ifade etti.

Arakçi, karşı tarafla dolaylı görüşmelerin olumlu sonuç elde etmeye engel teşkil etmediğini belirterek, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya çerçevesinde yürütüleceğini, İran’ın füze programının hiçbir zaman görüşmelerin ana konusu olmadığını söyledi.

Yeni müzakere turunun tarihi henüz belirlenmedi; bu konuda Umman Dışişleri Bakanı ile istişare edileceği kaydedildi.

İran ve ABD, cuma günü Umman’da nükleer görüşmeler gerçekleştirdi. Arakçi, bu önemli müzakerelerin başarısızlığının Ortadoğu'da yeni bir savaşı tetikleyebileceğine dair endişelerin artması üzerine, görüşmelerin iyi bir başlangıç olduğunu ve devam edeceğini söyledi.

Arakçi, Umman’ın başkenti Maskat’ta yapılan görüşmelerin ardından, “Tehditlerden ve baskılardan vazgeçilmesi, herhangi bir diyalog için şarttır. Tahran yalnızca kendi nükleer konusunu görüşür… ABD ile başka bir konuyu tartışmayacağız” dedi.

Taraflar, uzun süredir devam eden Tahran-Batı nükleer anlaşmazlığının çözümü için diplomasiyi yeni bir şansa kavuşturma konusunda istekli olduklarını ifade ederken, ABD Dışişleri Bakanı Marko Rubio, çarşamba günü yaptığı açıklamada, Washington’un görüşmelerin nükleer programın yanı sıra balistik füze programı, İran’ın bölgede silahlı gruplara verdiği destek ve ‘kendi halkıyla ilişkisi’ konularını da kapsamasını istediğini söyledi.

İranlı yetkililer ise defalarca, bölgedeki en büyük füze stoklarından birine sahip olan ülkenin füze konusunu müzakerelerde gündeme getirmeyeceklerini belirtti. Daha önce, Tahran’ın uranyum zenginleştirme hakkının tanınmasını talep ettiği açıklanmıştı.

Washington açısından ise İran içinde yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetleri, potansiyel olarak nükleer silah üretimine yol açabilecek bir süreç olarak görülüyor. Tahran ise uzun süredir nükleer yakıtın silah amaçlı kullanılmasına dair herhangi bir niyetinin bulunmadığını yineliyor.