Kuveyt Emiri'nin göreve başladıktan sonra ilk durağı neden iki kere Suudi Arabistan oluyor?

İki ülke, "Durra Sahası" gibi Kuveyt sokaklarını meşgul eden konuların ortasında, bölgedeki büyük güvenlik geriliminin ışığında ikili görüşmelerde bulunuyor

(Independent Arabia)
(Independent Arabia)
TT

Kuveyt Emiri'nin göreve başladıktan sonra ilk durağı neden iki kere Suudi Arabistan oluyor?

(Independent Arabia)
(Independent Arabia)

Mahmud Garsan 

Kuveyt prenslerinin iktidara gelirken ziyaret ettiği ülkelerin başında Suudi Arabistan geliyor.

Aralık 2023'te tahta geçtikten sonra ilk yurt dışı hedefi olarak Riyad'ı seçen mevcut Emir Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah da bu geleneği sürdürdü.

Ziyaret, bölgede tanık olunan birçok güvenlik ve jeopolitik gerginlik ve zorluğun ortasında, iki komşu ülke arasındaki derin ilişkilerin gerçekliğini gösteriyor.

İki ülke arasındaki ilişkiler

Kuveyt'in Riyad Büyükelçisi Sabah es-Sabah, ülkesinin Emiri'nin Körfez'deki büyük komşusuna doğru attığı adımların, "İki ülke arasındaki ilişkilerin resmi ve halk düzeyindeki ilişkilerin seviyesini yansıttığına" inanıyor.

Ona göre bu adımlar, "Uluslararası ilişkilerin boyutlarını aşarak kardeşlik ve ortak kader bağlarına" dayanıyor.

KUNA'nın haberine göre bu durum, "Bölgesel ve uluslararası konularda ülkelerin politik tutumlarının uyumlu hale gelmesine yol açtı, amaçları bölgede ve dünyada, barışı ve istikrarı" desteklemek olarak aktarıldı. 

Siyasi analist Mübarek el-Ati, "Kuveyt Emiri'nin ziyareti, Suudi Arabistan'ı stratejik derinlik, tüm uluslararası ve Arap İslam meselelerinde aktif, anahtar bir ülke olarak gördüğünü gösteriyor" dedi.

Mübarek göre, "İki ülke köklü ilişkilere sahip ve bu ilişkiler resmi devletler arası ilişkilerin boyutlarını aşarak kardeşlik ve dostluk kavramlarına dayanıyor. Akrabalık bağları, komşuluk ilişkileri, tarih ve ortak kader gibi unsurlar da iki ülkeyi birbirine bağlıyor. Suudi Arabistan, Kuveyt prenslerinin tahta çıkmasının hemen ardından ziyaret edecekleri ilk ülkelerden biri olarak görülüyor ve bu ziyaretler tarihsel kardeşlik ilişkilerini pekiştirmek, dayanışmayı derinşleştirmek ve ortak kaderi güçlendirmek için yapılıyor." 

Güvenlik dosyaları

Es-Sabah'ın Riyad ziyareti, Gazze'deki savaş ve Kızıldeniz'deki gerginlik gibi bölgede artan güvenlik sorunlarıyla aynı zamana denk geldi.

İşte bu nedenle Kuveyt Üniversitesi'nde siyasi ve akademik bilimler uzmanı olan Hayle el-Mukeymi, Independent Arabia'ya, Ülkesinin Emiri'nin Suudi Arabistan'a ziyareti, "ilk varış noktası Riyad olduğundan, Veliaht Prens iken başlattığı yaklaşımı pekiştirip tamamlıyor" sözleriyle değerlendirdi.

Ayrıca Mukeymi, "Özellikle tankerlerin ve deniz yollarının güvenliği konusunda Kızıldeniz ihtilafının Körfez bölgesine yayılmasından duyulan endişenin ortasında, başta bölgesel ve stratejik güvenlik sorunları olmak üzere özel ilgi görüyor" dedi.

"Durra Petrol Sahası'nın şu anda iki taraf arasındaki ilişkinin dosyaları arasında en önemli konu olarak kabul edildiğini" vurgulayan Mukeymi, "Kuveytliler, Suudi Arabistan'ın İranlılarla diyalog kanallarını açma rolüne büyük umut bağlıyor.

Mukeymi, "Kuveyt, doğalgaz ihtiyacını Suudi Arabistan'dan ithal ederken, anlaşmazlıklardan dolayı bu bolluğu kullanamıyor. Suudi Arabistan'ın Çin'in arabuluculuğunda İran'la yapacağı anlaşmanın meyve vermesi ve bu alanın kullanılmasına olumlu yansıması gerektiğine inanıyoruz" dedi.

El-Ati ise, "Gazze savaşının yansımaları ve Kızıldeniz'de yaşanan olayların etkisiyle gerilimin artmasıyla birlikte bölgeye yapılan ziyarette genel olarak "Körfez güvenliğinin" ana konu olarak ele alındığına" dikkat çekti.

Kuveyt Emiri'nin Suudi yönetimiyle buluştuğunda, "Kuveyt'in temel dış politikalarına bağlılığını teyit etmek istediği kesindir. Arap Körfez sisteminin birlik ve istikrarının desteklenmesi, dost ve kardeş ülkelerle tarihi ittifakların desteklenmesi de dahil olmak üzere, Riyad ile iyi ilişkiler, Kuveyt için en önemli öncelik olarak görülen bir ilişkidir" diye ifade etti.

İki ülke arasında ticaret alışverişi

Resmi istatistikler, 2021 yılında Suudi Arabistan ile Kuveyt arasındaki ticaret hacminin 6 milyar 993 milyon riyale (1,86 milyar dolar), ihracatın değerinin ise 5 milyar 384 milyon riyale (1,44 milyar dolar) ulaştığını gösteriyor.

İthalatın değeri 1 milyar 609 milyon riyale (430 milyon dolar) ulaşırken, Suudi Arabistan ve Kuveyt tarafı ticaretin seviyesini en yüksek seviyelere çıkarmayı hedefliyor.

Al-Mukeymi ekonomiyle ilgili yorum yaparak, "İki komşu ülke arasındaki ekonomik kalkınma vizyonlarının, yakın ve iddialı olduğunu ve aynı yönde ilerlediğini" söyleyerek "İki ülkenin de enerji alanındaki yatırımlara büyük pay ayırdığını, ayrıca stratejik ortakların ve gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi konusunda da Suudi-Kuveyt uzlaşmasını gördüklerini" söyledi.  

Suudi-Kuveyt Konseyi

Temmuz 2018'de kuruluş tutanakları imzalanan Suudi-Kuveyt Koordinasyon Konseyi, yakın ilişkilerin tercüme edilerek entegrasyona kavuşturulmasını hedefliyor.

"Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi"nin hedefleri doğrultusunda iki ülke arasındaki ilişkilerin derinleştirilmesi ve sürdürülmesi için çalışan ortak bir vizyon entegre ekonomik sistemin güçlendirilmesi, mevcut kaynakların en iyi şekilde kullanılmasına yönelik yenilikçi çözümler bulmak, iki ülkeyi birbirinden ayıran güçlü yönlere dayalı etkin ve entegre bir eğitim sistemi oluşturmak, ülkeler arasında "siyasi, güvenlik ve askeri" alanlarda işbirliği ve entegrasyonu artırılması.

İşbirliği ve ortaklık fırsatlarının etkin bir şekilde uygulanmasının sağlanması ve iki ülkenin ekonomi, insani gelişme, siyasi ve askeri güvenlik entegrasyonu gibi çeşitli alanlardaki konumunun öne çıkarılması.

İki ülke arasındaki ilişkilerin tarihi

İki ülkenin kurucu babalarının ortaya koyduğu temeller, Suudi-Kuveyt siyasi yaklaşımının şekillenmesinde en büyük etkiye sahip oldu.

Suudi-Kuveyt ilişkileri, İmam Abdurrahman el-Faysal es-Suud ve oğlu Kral Abdülaziz es-Suud'un Kuveyt'te misafir olduğu 1891 yılına kadar uzanan büyük tarihi derinliğiyle öne çıkıyordu.

Kral Abdülaziz'in 1902'de Riyad'ı yeniden ele geçirmesinden önce kavramları, coğrafyanın bir araya getirdiği iki komşu arasındaki uluslararası ilişkilerin boyutlarını aşarak ortak kader anlayışına ulaşmıştı.

İmam Abdul Rahman el-Faysal ile kardeşi Şeyh Mübarek Sabah es-Sabah arasındaki güçlü ilişkiler, Suudi-Kuveyt ilişkilerine güç ve kuvvet kattı.

Özellikle Suudi Arabistan'ın, babasının Kuveyt'le kardeşlik ilişkilerini güçlendirme yaklaşımını sürdüren Kral Abdülaziz es-Suud tarafından birleştirilmesinden sonra bu ilişkiyi politik, ekonomik ve kültürel olarak geliştirmeye, bunu çeşitli iş birliği türleri ile karakterize etmeye çalıştı.

Suudi Arabistan'ın, Kuveyt'in 1990 yılında eski Irak rejimi tarafından işgali sırasındaki tutumu, iki ülke arasındaki yakın ittifakın sağlamlığını gösteren bir başka adımdı.

Bu adım, Riyad'ı ve uluslararası toplumun büyük bir kısmını işgalciye karşı harekete geçirmişti.

Büyük bir uluslararası, Arap ve İslam koalisyonuna liderlik etti.

Yorucu çabaların ardından Saddam'ı Kuveyt'ten kovmayı başardı; Suudi Arabistan şehirleri ise büyük komşularında cinayet ve yerinden edilmeden güvenli bir sığınak bulan Kuveyt halkına ev sahipliği yaptı.

Independent Arabia - Independent Türkçe



Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
TT

Suudi Arabistan, HDK'nin Kordofan'daki saldırılarını şiddetle kınadı

 Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)
Doğu Darfur'daki HDK Unsurları (videodan ekran görüntüsü)

Suudi Arabistan, Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) el-Kuvek Askeri Hastanesi'ne, Dünya Gıda Programı'na (WFP) ait bir yardım konvoyuna ve yerinden edilmiş sivilleri taşıyan bir otobüse yönelik gerçekleştirdiği suç teşkil eden saldırıları şiddetle kınadı. Bu saldırılar, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca silahsız sivilin ölümüne ve Sudan'ın Kuzey ve Güney Kordofan eyaletlerindeki yardım tesislerine ve konvoylarına zarar verilmesine yol açtı.

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayınlanan açıklamada, bu eylemlerin tamamen haksız ve tüm insani normların ve ilgili uluslararası anlaşmaların açık bir ihlali olduğunu teyit etti. Krallık, HDK'nin bu ihlallere derhal son vermesini ve uluslararası insani hukuk ve 11 Mayıs 2023'te imzalanan Cidde Deklarasyonu (Sudan'daki Sivillerin Korunmasına İlişkin Taahhüt) uyarınca, ihtiyaç sahiplerine yardım ulaştırılmasını sağlama konusundaki ahlaki ve insani yükümlülüğüne uymasını talep etti.

Suudi Arabistan, Sudan'ın birliğini, güvenliğini ve istikrarını, meşru kurumlarının korunmasını ve yabancı müdahaleyi reddettiğini yineledi. Ayrıca, siyasi bir çözümü desteklediklerini iddia etmelerine rağmen, bazı tarafların yasadışı silah, paralı asker ve yabancı savaşçıların sürekli akışını kınadı. Bu davranış, çatışmayı uzatmanın ve Sudan halkının acılarını artırmanın önemli bir faktörüdür.

Sudan Doktorlar Ağı'na göre, HDK'nin Dubeyker bölgesinden Kuzey Kordofan Eyaleti'ndeki el-Rahad şehrine yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırması sonucu, aralarında sekiz çocuk ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi öldü.


Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Arap-Sloven görüşmelerinde barış planının başarısını sağlamaya yönelik çabalar ele alındı

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün düzenlenen genişletilmiş görüşmelere katılan bakanların toplu fotoğrafı (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Ljubljana'da dün yapılan Arap-Sloven görüşmelerinde, ABD Başkanı Donald Trump tarafından başlatılan barış planının ilerletilmesi ve 1967 sınırları içinde, Doğu Kudüs'ün başkenti olduğu, iki devletli çözüme dayalı bağımsız ve egemen Filistin devletini içeren net bir siyasi ufka doğru ilerleme çabaları ele alındı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Mısırlı mevkidaşı Bedr Abdulati, Bahreynli mevkidaşı Abdullatif el-Zayani, Ürdün Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ve Katar Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Sultan Al-Muraikhi ile birlikte Slovenya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Avrupa İşleri Bakanı Tanja Fajon ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdi.

Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Slovenya'nın Ljubljana kentinde dün yapılan genişletilmiş görüşmelerden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı, özellikle de Gazze'deki durumu iyileştirmenin yollarını görüştüler. Ateşkes anlaşmasına uyulması ve hükümlerinin tam olarak uygulanmasının yanı sıra Gazze Şeridi'ne yeterli ve sürekli insani yardımın ulaştırılmasının sağlanmasının gerekliliğini vurguladılar.

Bakanlar ayrıca işgal altında bulunan Batı Şeridi'ndeki durumu da ele aldılar; İsrail'in oradaki yasadışı tek taraflı önlemlerinin ve işgal altındaki Kudüs'te İslami ve Hristiyan kutsal yerlerine yönelik ihlallerinin durdurulmasının gerekliliğini vurguladılar; bu ihlaller gerilimi artırdığını ve gerilimi azaltma çabalarını baltaladığını belirttiler.

Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)Prens Faysal bin Ferhan, dün Slovenya'nın başkenti Ljubljana'da düzenlenen genişletilmiş görüşmeler oturumunda (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Bakanlar ayrıca Slovenya'nın Filistin halkının meşru haklarına verdiği desteği ve iki devletli çözüm temelinde Filistin Devleti'ni tanımasını da takdir ettiler.

Görüşmelerde bölgedeki gelişmeler, müzakere ve diyalog yoluyla gerilimlerin azaltılması yolları ve Rusya-Ukrayna krizinin çözümüne yönelik çabalar da ele alındı.


Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Erdoğan’ın ziyareti sonrası Ankara-Riyad hattında ekonomik sıçrama

3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
3 Şubat’ta Riyad’da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında yapılan görüşmeden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Suudi Arabistan’a gerçekleştirdiği ziyaret, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerde yeni bir ivme sağladı ve ticaret, enerji ile ortak yatırımlar alanlarında yeni iş birliği ufukları açtı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çarşamba günü Riyad’a yaptığı ziyaretin ardından yayımlanan ortak bildiride, iki ülkenin siyasi ve ekonomik ortaklıklarını ileriye taşıma konusundaki kararlılığı vurgulandı.

Bildiride, Riyad’ın Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ile Ankara’nın Türkiye Yüzyılı Vizyonu’nun sunduğu fırsatlardan yararlanarak ekonomik ve yatırım ortaklığını derinleştirme konusunda mutabık kaldığı belirtildi. Bu çerçevede, petrol dışı ticaretin geliştirilmesi, özel sektörün rolünün güçlendirilmesi ve Suudi-Türk İş Konseyi’nin etkinleştirilmesi öncelikler arasında yer aldı.

Enerji alanında iş birliği

Enerji alanı, iki tarafın da özel önem verdiği başlıklar arasında öne çıktı. Ortak bildiride; petrol, petrokimya ve yenilenebilir enerji alanlarında iş birliğinin yanı sıra elektrik enterkoneksiyonu, temiz hidrojen ve enerji tedarik zincirleri konularının ele alındığı, bunun enerji güvenliği ve sürdürülebilirliğini güçlendireceği vurgulandı.

xdfvgthy
Erdoğan’ın ziyareti kapsamında Riyad’da yenilenebilir enerji alanında iş birliği anlaşmasının imzalanması sırasında Suudi Arabistan ve Türkiye enerji bakanları (Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın X hesabından)

Taraflar ayrıca, küresel enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla madencilik ve kritik mineraller alanında iş birliğini teyit etti. Ziyaret kapsamında toplanan Suudi-Türk Koordinasyon Konseyi toplantısında enerji, adalet, uzay ile araştırma-geliştirme alanlarını kapsayan çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptı imzalandı.

Bu çerçevede, enerji alanındaki stratejik iş birliğini somutlaştırmak amacıyla Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman ile Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar arasında, 2 milyar dolarlık yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsayan bir anlaşma imzalandı. Anlaşma, yenilenebilir enerji santrali projelerinde iş birliğini öngörüyor.

Anlaşmanın; yenilenebilir enerji, yeşil teknolojiler alanlarında iş birliğini güçlendirmeyi, yüksek kaliteli projelerin geliştirilmesi ve hayata geçirilmesini desteklemeyi, enerji arz güvenliğini artırmayı ve düşük karbonlu ekonomiye geçişi hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.

dfgthy
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Riyad’da Suudi ve Türk heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirilen geniş kapsamlı toplantıda (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Bu kapsamda, Türkiye’de toplam 5 bin megavat kurulu güce sahip güneş enerjisi santrali projelerinin iki aşamada geliştirilmesi planlanıyor. İlk aşamada Sivas ve Karaman illerinde toplam 2 bin megavat kapasiteli iki güneş enerjisi santrali kurulacak. İkinci aşamada ise taraflar arasında belirlenecek çerçeve doğrultusunda 3 bin megavat ilave kapasite hayata geçirilecek.

İlk aşama projelerinin, Türkiye’deki diğer yenilenebilir enerji santrallerine kıyasla son derece rekabetçi elektrik satış fiyatları sunacağı belirtilirken, yaklaşık 2 milyar dolarlık yatırımla hayata geçirilecek bu santrallerin 2 milyondan fazla Türk hanesine elektrik sağlayacağı ifade edildi. Üretilen elektriğin, devlete ait bir Türk şirketi tarafından 30 yıl süreyle satın alınacağı, projelerin uygulanması sırasında yerli ekipman ve hizmetlerden azami ölçüde yararlanılacağı kaydedildi.

Türkiye’ye doğrudan yatırımlar ivme kazandı

Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, anlaşmanın imzalanmasına ilişkin değerlendirmesinde, bunun Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırım akışına önemli bir katkı olduğunu söyledi.

Şimşek, çarşamba günü X platformundaki paylaşımında, Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımların hızlandığını ve bunun uygulanan ekonomik programa duyulan güveni yansıttığını belirtti. Suudi Arabistan ile imzalanan anlaşma kapsamında yenilenebilir enerji projelerine yönlendirilecek 2 milyar dolarlık yatırımın, yeşil dönüşümü hızlandıracağını, enerji güvenliğini güçlendireceğini ve enerji ithalatına olan yapısal bağımlılığı azaltacağını vurguladı.

Şimşek, 2025 yılının ilk 11 ayında Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımların 12,4 milyar dolara ulaştığını, bunun 2024’ün aynı dönemine göre yüzde 28 artış anlamına geldiğini kaydetti.

Son iki yılda Suudi Arabistan-Türkiye ekonomik ilişkilerinde kaydedilen hızlı gelişme, ticaret hacmine de yansıdı. Türkiye’nin bu ilişkilere verdiği önemin bir göstergesi olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan, Riyad ziyaretine, Suudi Arabistan ile ticari ve ekonomik ilişkileri geliştirmekle ilgilenen yaklaşık 200 şirket temsilcisinden oluşan geniş bir iş heyetiyle katıldı.

Özel sektörün iki ülke arasındaki ortaklıkta kilit rol oynadığı vurgulanırken, Erdoğan’ın ziyareti kapsamında toplanan Suudi-Türk Ekonomi Forumu Konseyi’nde, ortak projelerin uygulanmasında yeni bir aşamaya geçilmesi hedefi dile getirildi.

Ticarette hızlanan büyüme

Türk şirketlerinin Suudi Arabistan’daki doğrudan yatırımları 2 milyar doları aşmış durumda. Bu yatırımlar; imalat, gayrimenkul, inşaat, tarım ve ticaret gibi çeşitli sektörlere yayılıyor.

Türkiye Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak, Suudi Arabistan ile ticaretin hızla büyüdüğünü belirterek, yurt dışında Türk müteahhitlik şirketlerinin faaliyetlerinde bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen, Suudi Arabistan’da hâlen çok önemli projeler yürütüldüğünü söyledi.

Şarku'l Avsat'ın Suudi Arabistan’ın resmi kurumlarından aktardığı verilere göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılında yaklaşık 8 milyar dolara ulaştı ve bir yıl içinde yüzde 14 büyüme kaydetti. Geçen yılın sonuna kadar Suudi Arabistan’da faaliyet gösteren Türk şirketleri için 1473 yatırım kaydı düzenlendi.

fgt
3 Şubat’ta Riyad’da gerçekleştirilen Suudi-Türk Yatırım İş Birliği Forumu’ndan bir kare (Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın X hesabından)

Suudi Arabistan, Türkiye’ye ham petrol ve petrokimya ürünleri ihraç ederken; Türkiye’den halı, inşaat amaçlı işlenmiş taşlar, tütün ürünleri, gıda ve mobilya gibi çeşitli ürünler ithal ediyor.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2015’te 5,59 milyar dolar, 2016’da 5,007 milyar dolar, 2017’de 4,845 milyar dolar, 2018’de 4,954 milyar dolar ve 2019’da 5,107 milyar dolar oldu.

Kovid-19 salgını nedeniyle 2020 ve 2021’de yaşanan düşüşün ardından ticaret yeniden yükselişe geçti; 2022’de 6,493 milyar dolar, 2023’te 6,825 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2024’te 7 milyar doların üzerine çıktı.

2025’te Türkiye’nin Suudi Arabistan’a ihracatı 3 milyar 149,6 milyon dolara ulaştı; toplam ticaret hacmi ise yaklaşık 8 milyar dolar olarak kaydedildi.