UNRWA suçlamalarıyla ilgili Avrupa’yı şaşırtan üç konu nedir?

İsrail’in UNRWA hakkındaki suçlamaları, Uluslararası Adalet Divanı’nın Tel Aviv hakkında karar açıkladığı dönemde yapıldı

Gazze’deki bir kampta yerinden edilenlere yardım sağlayan UNRWA çalışanları (X platformundaki UNRWA hesabı)
Gazze’deki bir kampta yerinden edilenlere yardım sağlayan UNRWA çalışanları (X platformundaki UNRWA hesabı)
TT

UNRWA suçlamalarıyla ilgili Avrupa’yı şaşırtan üç konu nedir?

Gazze’deki bir kampta yerinden edilenlere yardım sağlayan UNRWA çalışanları (X platformundaki UNRWA hesabı)
Gazze’deki bir kampta yerinden edilenlere yardım sağlayan UNRWA çalışanları (X platformundaki UNRWA hesabı)

İsrail, Hamas’ın 7 Ekim’de düzenlediği saldırıya, Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı’nın (UNRWA) 12 çalışanın katıldığına yönelik suçlamasından bu yana ajansa karşı amansız bir savaş yürütüyor.

İsrail’in suçlaması ve bu konuda yaptığı baskı sonucunda, ABD liderliğindeki ajansın bağışçıları arasındaki 12 ülke finansmanı durdurma kararı aldı.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres pazartesi günü yaptığı açıklamada, UNRWA faaliyetlerini incelemek üzere bağımsız bir araştırma grubu görevlendirdiğini duyurdu.

Paris’teki Avrupalı ​​kaynaklar, UNRWA için planlananlar ve İsrail’in UNRWA’nın Gazze’den tamamen uzaklaştırılması yönündeki açık baskısına ilişkin endişelerini dile getirdi.

Kaynakların üzerinde durduğu üç şaşırtıcı konu var.

Bunlardan ilki, Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail hakkında verdiği kararın 26 Ocak’ta yayınlanması ile Tel Aviv’in UNRWA’nın 12 çalışanı konusunu gündeme getirmesinin aynı zamanlara denk gelmesi.

Uluslararası Adalet Divanı’nın ara kararında, İsrail’in Gazze’deki soykırımı önlemek için elinden gelen her şeyi yapması gerektiği belirtildi.

Her ne kadar bu karar, İsrail’den derhal ateşkes talep etmese de ‘soykırıma varan eylemler’ konusunda uyardı.

Sonuç olarak, UNRWA’nın 12 çalışanın Hamas’ın saldırısına katıldığı yönündeki suçlamalar, Uluslararası Adalet Divanı’nın, İsrail’e ve İsrail güçlerinin Gazze’de yaptıklarına karşı verilen kararı hızla gölgede bıraktı.

edefrbf
Uluslararası Adalet Divanı yargıçları Lahey’de kararı açıklamadan önce (EPA)

Bu durum, UNRWA’nın 12 çalışanının suçlanmasına dair dosyanın önceden hazırlandığını ve zamanlamadaki amacın, özellikle dikkatleri Uluslararası Adalet Divanı’nın kararından uzaklaştırmak olduğunu düşündürüyor.

Batılı ülkeler ve medyadan gelen tepkilere bakılınca, İsrail’in planının büyük ölçüde başarılı olduğu görülüyor.

Avrupalı kaynaklara göre şaşırtıcı olan üç konudan ikinci ise İsrail’in iddialarına olağanüstü ve acil bir şekilde yanıt verilirken, aynı zamanda İsrail’in Gazze’deki okulları, hastaneleri ve ajansın merkezlerini hedef alması ve savaşın başından bu yana 132 UNRWA çalışanının ölümüne neden olan saldırılarının görmezden gelinmesi oldu.

Gazze’nin kuzeyindeki bir yardım konvoyunun İsrail donanma gemileri tarafından hedef alınması da dahil tüm bu ihlallere göz yumuldu.

İsrail, 12 çalışan hakkında topladığı delilleri gizli tuttu, böylece hiçbir tarafsız grup delilleri inceleyemedi ve gerçekliğini doğrulayamadı.

Üçüncü şaşırtıcı konu ise Batı’nın, UNRWA’nın her zamankinden daha fazla yardıma ihtiyaç duyduğu bir dönemde yardımları kesme telaşı oldu.

UNRWA’nın sitesine göre ajans, 1,9 milyonu Gazze’de olmak üzere 5 milyon 900 binden fazla Filistinli mülteciye yardım, koruma ve destek sağlıyor.

grbhntymu5
Uluslararası Adalet Divanı yargıçları Lahey’de kararı açıklamadan önce (EPA)

Dikkat çeken nokta, Batılı ülkelerin, UNRWA yetkililerinin 12 çalışanı aceleyle görevden almak gibi bu konuda yaptıklarından memnun olmamasıydı.

UNRWA fonlarını kesen ülkeler, İsrail’in iddialarının doğruluğunu teyit etmek için başlatılan soruşturmaların sonuçlarını da beklemedi.

Soruşturma sonuçlarını bekleyerek kararlarını sağlam temellere dayandırmak yerine, derhal harekete geçtiler.

Gazze Şeridi’ne uygulanan kuşatma, devam eden İsrail saldırıları, konut ve altyapıya verilen ciddi hasar ve Gazze sakinlerine ulaşan yardımın zayıflığı ve uluslararası kuruluşların kıtlık uyarısı göz önüne alındığında, ajansın kaynaklarının kesilmesi her açıdan insanlık dışı bir karardır.

BM Genel Sekreteri Guterres dün yaptığı açıklamada, UNRWA’nın Gazze’deki ‘insani müdahalenin omurgası’ olmaya devam ettiğini vurguladı.

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ise BM’nin İsrail’in iddiaları sonrasında gerekli önlemleri alacağına dikkat çekerek, UNRWA’nın milyonlarca Filistinli için hayati önem taşıyan bir cankurtaran simidi olarak hizmet etmeye devam edeceğini ifade etti.

Avrupalı ​​kaynakların dikkatini çeken bir diğer husus ise Batılı ülkelerin, İsrail’in Gazze ve dışında UNRWA’dan kurtulma arzusuna dair yıllardır bilinen gerçeği görmezden gelmesi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, son yıllarda ajansın feshedilmesi ve diğer uluslararası örgütlerle birleştirilmesi için baskı yaptı.

Geçtiğimiz günlerde UNRWA’nın geleceğini de ilgilendiren, İsrail’in hayata geçirilecek üç aşamalı planı açıklandı.

Aynı günlerde Netanyahu, bir kez daha ajansın feshedilmesi ve yerine bir başka kuruluşun getirilmesi çağrısında bulundu.

İsrail, Filistinlilerin haklarına yönelik talepleri görmezden gelmeye devam etmek istediği için UNRWA’nın kapatılmasında ısrar ediyor.

1949 yılında kurulan UNRWA, Nekbe anısını ve 1948’de İsrail’İn kurulmasıyla birlikte en az 700 bin Filistinlinin yerinden edilmesini hatırlatıyor.



Enerji ateşkesi planı, Rusya-Ukrayna savaşının yeni sınavı

15 Eylül'de Donetsk'te dikenli tellerle çevrili korunaklı bir caddeden geçen bir kişi (Reuters)
15 Eylül'de Donetsk'te dikenli tellerle çevrili korunaklı bir caddeden geçen bir kişi (Reuters)
TT

Enerji ateşkesi planı, Rusya-Ukrayna savaşının yeni sınavı

15 Eylül'de Donetsk'te dikenli tellerle çevrili korunaklı bir caddeden geçen bir kişi (Reuters)
15 Eylül'de Donetsk'te dikenli tellerle çevrili korunaklı bir caddeden geçen bir kişi (Reuters)

Ukrayna, akaryakıt piyasasındaki dalgalanmalarla daha da belirginleşen bir açmazla karşı karşıya. Rusya’ya savaşın maliyetini artırmak amacıyla düzenlediği saldırılar, ABD’nin baskısıyla karşılaşırken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Rus rafinerilerinin hedef alınmasını küresel dizel yakıtı kıtlığıyla ilişkilendirmesi Kiev üzerindeki baskıyı artırdı.

Kiev’in rakibinin ekonomisini yıpratacak bir aracı elinde tutma ihtiyacı ile Washington’ın fiyat baskısını hafifletme çabası arasında, enerji tesislerinin korunmasına yönelik öneri yeniden gündeme geldi. Öte yandan altyapıya yönelik saldırılar, gerilimi düşürme ihtimalini sınamayı sürdürüyor.

Karşılıklı saldırılar salı günü de devam etti. Ukrayna, Donetsk’in kuzeyinde bir saldırı düzenlediğini açıklarken Baltık Denizi’ndeki gerilim de tırmandı. Rusya’ya ait bir fırkateynin Danimarka askeri helikopterine doğru iki işaret fişeği ateşlemesi, Litvanya üzerinde bir insansız hava aracının düşürülmesi ve Polonya sınırı yakınlarında bir Ukrayna trenine saldırı düzenlenmesi bölgede tansiyonu yükseltti. Bu gelişmeler, Batılı yetkilileri taşıyan başka bir trenin bölgeden ayrılmasıyla aynı zamana denk geldi.

Şu ana kadar Trump’ın tarafların üzerinde anlaşmış olabileceğini söylediği anlaşmanın nasıl uygulanacağı belirsizliğini koruyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy koşullu destek verirken Moskova, kendi tesislerine yönelik saldırıların durdurulması çağrısını memnuniyetle karşıladı. Ancak bu tutumlar arasında karşılıklılık, güvenceler ve korunacak hedeflerin kapsamına ilişkin sorular bulunuyor. Tüm bunlar, çatışmaların NATO sınırlarına yaklaşan bir tırmanış içinde yaşandığı bir dönemde gerçekleşiyor.

Koşullu ateşkes

Reuters'ın aktardığına göre Zelenskiy, ABD'nin Moskova'nın öneriye bağlılığı konusunda güvence verebilmesini desteğinin koşulu olarak ortaya koydu. Herhangi bir mutabakatın güvenilir ve kalıcı olması ve sivillerin hayatında somut bir etki yaratması gerektiğini vurguladı. Bu nedenle Kiev'in tutumu, Trump'ın açıklamasına koşulsuz destek vermekten çok, önerinin somut ve doğrulanabilir taahhütlerle güvence altına alınmasını öngörüyor.

 cuıl
İtfaiye ekipleri 15 Eylül'de Sumi'de Rus saldırılarının yol açtığı yangını söndürdü (Reuters)

Bu ifade özellikle önem taşıyor. “Enerji tesislerinin” korunması, ulaşım ve tedarik tesislerini de kapsayan “kritik altyapıya” yönelik saldırıların durdurulmasından daha dar bir kapsam taşıyabilir. Tanımın belirsiz bırakılması, farklı ekonomik hedeflere yönelik saldırıların sürmesine ve tarafların mutabakatı ihlal etmekle birbirini suçlamasına zemin hazırlayabilir.

Kremlin ise Trump'ın Kiev'e dizel tesislerini hedef almama çağrısını memnuniyetle karşıladı. Bu tutum Moskova'ya petrol sektörünü savunma fırsatı verirken tek başına Ukrayna'daki tesislere yönelik saldırıların durdurulacağı yönünde karşılıklı bir taahhüt anlamına gelmiyor.

Benzer bir pazarlık daha önce deniz taşımacılığı dosyasında da gündeme gelmişti. Zelenskiy, 24 Ağustos'ta Rusya'nın tahıl gemilerine yönelik bir ateşkesi kabul etmeye hazır olmadığını, çünkü Moskova'nın bunun kapsamını Rus rafinerileri ve boru hatlarını da içine alacak şekilde genişletmek istediğini söylemişti. Reuters'a göre bu durum, iki ülkenin ekonomilerinin korunmasına yönelik müzakerelerin haftalardır sürdüğünü ve anlaşmazlığın her iki tarafın hangi tavizlerin maliyetini üstleneceği ve bu tavizlerin sınırlarının ne olacağı üzerinde yoğunlaştığını ortaya koyuyor.

Saha vaatleri sınamaya başladı

Diplomatik çabalar, sahada devam eden tırmanışın gölgesinde yürütülüyor. Reuters salı günü Rusya'nın gece boyunca yaklaşık 200 insansız hava aracıyla saldırı düzenlediğini bildirdi. Saldırılarda Ukrayna'daki enerji tesisleri ve limanlar hedef alınırken iki kişi hayatını kaybetti. Kiev'deki akaryakıt istasyonları da zarar gördü.

Buna karşılık Zelenskiy, Rusya'daki Sızran Rafinerisi ile Taganrog ve Oryol'daki insansız hava aracı üretim tesislerinin hedef alındığını açıkladı. Rusya'daki yerel yetkililer de pazartesi günü Belgorod bölgesindeki bir köyde bulunan ticari bir tesise insansız hava aracıyla düzenlenen saldırıda bir kişinin öldüğünü, bir kişinin yaralandığını bildirdi.

aaasfd
Donetsk'teki Drujivka kentindeki caddelerden biri 15 Eylül'de (Reuters).

Cephe hattında ise Ukrayna 3. Kolordu Komutanı Andriy Biletskiy, Donetsk'in kuzeyinde bir saldırı operasyonu başlatıldığını açıkladı. Biletskiy, operasyon kapsamında 75 kilometrekarelik alandaki Rus sızmalarının temizlendiğini ve 10 kilometrekarelik ek alanın geri alındığını söyledi.

Reuters, operasyonun Slovyansk ve Kramatorsk yakınlarında Rus ikmal hatlarını kesmeyi hedeflediğini bildirdi. Rusya'nın ise güneyden Kostyantynivka yönündeki baskısını sürdürdüğü belirtildi.

Cephe hattından uzakta iletişim ve ulaşım hatları da hedef alınmaya devam ediyor. Pazar günü Polonya sınırı yakınlarında bir trene düzenlenen saldırı, ulaşım ağının kırılganlığını bir kez daha gündeme getirdi. Ukrayna Demiryolları Başkanı, pazartesi günü yaptığı açıklamada saldırıların her geçen hafta arttığını söyledi.

Bu olaylar karşılıklı saldırıların sürdüğünü gösterse de henüz uygulama tarihi açıklanmayan bir öneriye tarafların ne ölçüde bağlı kalacağını tek başına ortaya koymaya yetmiyor.

Bu durum, ateşkesin kapsamına ilişkin soruyu da büyütüyor: Mutabakat yalnızca elektrik ve akaryakıt tesislerinin korunmasını mı kapsayacak, yoksa ekonomik hayatın devamlılığını sağlayan diğer tesisleri de içine alacak mı?


İran savaşı ve Kızıldeniz: Yeni petrol krizi kapıda mı?

Yemen'deki Husilerin, Kızıldeniz'de saldırıları artırması petrol sektörünü endişelendiriyor (AFP)
Yemen'deki Husilerin, Kızıldeniz'de saldırıları artırması petrol sektörünü endişelendiriyor (AFP)
TT

İran savaşı ve Kızıldeniz: Yeni petrol krizi kapıda mı?

Yemen'deki Husilerin, Kızıldeniz'de saldırıları artırması petrol sektörünü endişelendiriyor (AFP)
Yemen'deki Husilerin, Kızıldeniz'de saldırıları artırması petrol sektörünü endişelendiriyor (AFP)

İran destekli Husilerin, Kızıldeniz'deki stratejik bölgeleri ele geçirmesiyle İran savaşının tetiklediği petrol krizi derinleşiyor.

Husiler son olarak Büyük Haniş ve Küçük Haniş adalarını ele geçirerek Babülmendep Boğazı çevresindeki tehdidini artırdı.

Tahran destekli örgüt, geçen hafta da Kızıldeniz kıyısındaki Taiz'e bağlı Muha kentinin ardından Meyyun (Perim) Adası ve Zubab'ı ele geçirmişti.

Guardian'ın aktardığına göre Husi milislerin, Suudi Arabistan'ı Asya pazarlarına bağlayan hat üzerindeki adaları kontrolüne alması petrol krizini derinleştirebilir.  

Suudi Arabistan, perşembe günü (10 Eylül) Doğu-Batı petrol boru hattının saldırıya uğradığını da açıklamıştı. Riyad ve Bağdat yönetimleri, saldırının Irak'taki Şii milisler tarafından düzenlendiğini duyurmuştu.

Suudi Arabistan, Arap Yarımadası boyunca uzanan 1200 kilometrelik bu boru hattını kullanarak, İran savaşı nedeniyle gemi trafiğinin neredeyse durma noktasına geldiği Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklığı aşıp tedariki sürdürüyordu.

Finansal hizmet platformu KCM Trade'den analist Tim Waterer, gözlerin faaliyetleri geçici olarak askıya alınan boru hattında olduğunu söylüyor:

Şu anda yatırımcılar için en önemli soru, Doğu-Batı hattındaki kesintinin ne kadar süreceği. Herhangi bir uzun süreli kesinti ve buna bağlı arz kaybı, fiyatların hızlı şekilde artmasına yol açar.

Wall Street Journal'ın analizinde de Kızıldeniz'deki son gelişmelerle birlikte "büyük yakıt krizinin" başladığı yorumu yapılıyor.

Husilerin sözkonusu boru hattına saldırıları nedeniyle günlük en az 2,5 milyon varillik ham petrol akışının kesintiye uğrayacağına dikkat çekiliyor.

Amerikan petrol devi Chevron'un CEO'su Mike Wirth, kısa sürede krizi hafifletebilecek önlemler almanın zor olduğunu vurguluyor.

Kasımda gerçekleşecek ara seçimlere hazırlanan ABD Başkanı Donald Trump, petrol fiyatlarının düşeceğini savunsa da tablo tersini gösteriyor. Cumhuriyetçi lider, savaşın ara seçimler öncesinde sonlanacağını ve petrol fiyatlarının düşeceğini iddia etmişti.

Ancak enerji sektörü ABD ve İsrail'in 28 Şubat'taki saldırılarıyla başlayan İran savaşının daha uzun süreceğini düşünüyor.

Diğer yandan Suudi Arabistan yönetimi, İran ve ABD arasındaki çatışmalarla bölgedeki savaşa çekiliyor.

Yemen'de Suudi Arabistan liderliğindeki Arap Koalisyonu Sözcüsü Tuğgeneral Turki el-Maliki, bugünkü açıklamasında, Husilerin pazartesi günü düzenlediği drone ve balistik füze saldırıları nedeniyle Hamis Muşayt, Abha ve Taif şehirlerinde 13 sivilin yaralandığını bildirdi. Maliki, koalisyonun saldırılara "kararlı şekilde karşılık vereceğini" ifade etti.

New York Times da Suudi Arabistan'ın, Husilerin son haftalarda artan saldırılarına karşı ABD'den aradığı desteği bulamadığını yazıyor. Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan kaynaklar Riyad'ın, "Trump'ın Husilere karşı harekete geçmekteki isteksizliğinden rahatsız olduğunu" ileri sürüyor.

ABD'nin eski Suudi Arabistan Büyükelçisi Michael Ratney şunları söylüyor:

Şu anda Suudiler gerçekten hüsrana uğramış durumda. Bir bakıma bu, onlar için en kötü senaryo.

Öte yandan İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Yemen'de tekrar tırmanan çatışmalarla hiçbir ilişkilerinin olmadığını savunmuştu.

Independent Türkçe, Guardian, New York Times, Arab News, Wall Street Journal, Tesnim


Venüs kendi uydusunu mu yuttu?

Venüs'ün kalın atmosferinin yarattığı sera etkisi, gezegenin yüzey sıcaklığının 471 dereceye kadar yükselmesine neden oluyor (NASA/JPL-Caltech)
Venüs'ün kalın atmosferinin yarattığı sera etkisi, gezegenin yüzey sıcaklığının 471 dereceye kadar yükselmesine neden oluyor (NASA/JPL-Caltech)
TT

Venüs kendi uydusunu mu yuttu?

Venüs'ün kalın atmosferinin yarattığı sera etkisi, gezegenin yüzey sıcaklığının 471 dereceye kadar yükselmesine neden oluyor (NASA/JPL-Caltech)
Venüs'ün kalın atmosferinin yarattığı sera etkisi, gezegenin yüzey sıcaklığının 471 dereceye kadar yükselmesine neden oluyor (NASA/JPL-Caltech)

Bilim insanları, Venüs'ün kendi uydusunu yok ettiği için yörüngesinde dönen bir cisim olmadığını öne sürdü. 

Kütlesi, boyutu ve karasal yapısıyla gezegenimize benzeyen Venüs, Dünya'nın ikizi diye anılıyor. Diğer taraftan Venüs'ün yüksek sıcaklıklar ve yoğun yüzey basıncı gibi özellikleri iki gökcisminin arasındaki temel farklar arasında. 

Venüs'te dikkat çeken bir diğer farklılık ise uydusunun olmaması. Hatta Güneş Sistemi'ndeki gezegenler arasında sadece Merkür ve Venüs uydudan mahrum.

Bilim insanları, Dünya'nın "ikizinin" ya bir zamanlar bir uyduya sahip olduğunu ve bu uydunun devasa bir cismin çarpması sonucu yok olduğunu ya da Venüs'ün hiçbir zaman uydu oluşturacak bir çarpışma yaşamadığını düşünüyordu.

Örneğin Dünya'ya Mars büyüklüğünde bir cismin çarpması sonucu Ay'ın meydana geldiği kabul ediliyor.

Ancak iki gezegenin benzerliğini düşününce, yaklaşık 4,5 milyar yıl önce oluşan Güneş Sistemi'nin ilk dönemlerinde Venüs'ün böyle bir çarpışma yaşamaması muhtemel görünmüyor. Hatta Güneş'e daha yakın olan Venüs'ün daha çok darbe almış olması gerektiği düşünülüyor.

Kaliforniya Üniversitesi Riverside kampüsünden astrofizikçi Stephen R. Kane, "Tıpkı Dünya gibi Venüs de şüphesiz büyük çarpışmalara maruz kaldı ve kendi gökyüzümüzde gördüğümüze benzer bir uydu oluşturmak için belki de daha çok fırsatı vardı" diyor.

Kane liderliğindeki araştırmacılar, bu gizemi çözmek için Venüs'ün uydusunun yaşayabileceği senaryoları test ettikleri bir simülasyon geliştirdi.

Bilim insanları gökcisimlerinin kütleçekim kuvveti aracılığıyla nasıl etkileşime girdiğini gösteren bir bilgisayar modeli yazdı. Ardından modelin, bilinen bir sistemi doğru temsil ettiğinden emin olmak için Dünya ve Ay'ın etkileşimini öğrettiler. 

Ekip bu sayede gezegenin dönüş hızının kilit rol oynadığını tespit etti.

Dünya, Venüs'e kıyasla kendi etrafında 200 kattan daha hızlı dönüyor. Mavi gezegen kendi ekseni etrafındaki bir dönüşünü yaklaşık 24 saatte tamamlarken, Venüs'ün kendi eksenindeki bir dönüşü 243 Dünya günü sürüyor.

Dünya'nın hızlı dönüşünden kaynaklanan enerji transferi, Ay'ın giderek uzaklaşmasına yol açıyor. Apollo 11 astronotlarının 1969'da uydunun yüzeyine bıraktığı aynalar sayesinde, Ay'ın yılda 4 santimetre hızla Dünya'dan uzaklaştığı biliniyor.

Araştırmacıların simülasyonlarına göre Venüs'ün başlangıçtaki dönüş hızı bugünkünden hızlı olsa bile, yeterince düşük olduğu senaryolarda, bir zamanlar oluşmuş olabilecek uydu uzaklaşmak yerine zamanla gezegene yaklaşarak parçalanabilirdi.

Bulguları hakemli dergi The ​Astrophysical Journal'da dün (14 Eylül) yayımlanan çalışmaya göre Venüs'ün ilk 1 milyar yılında uydusunu yok etmiş olabileceği düşünülüyor.

Kane, "Venüs'ün eğer bir uydusu olsaydı (ki muhtemelen bir noktada vardı) onu elinde tutamazdı" diyerek ekliyor:

Bu uydu nispeten kısa bir zaman diliminde gezegene çarpıp parçalanırdı.

Araştırmacılar bu teoriyi güçlendirmek için Venüs'ün dönüş hızının ve uydusunun kütlesinin ne kadar olabileceğine dair çok çeşitli olasılıkları test etti. Simülasyonların çoğunda sonuç değişmedi ve uydu Venüs'e çarptı.

Bilim insanları büyük bir uydunun da paçayı kurtaramayacağını hatta sonunun daha hızlı geleceğini söylüyor.

Kane, "İşin ilginç yanı, ağır bir uydunun daha hızlı yok olması. Çünkü kütlesi büyük bir uydu, Venüs'ün dönüşünü çok daha yavaşlatarak kendi yok oluşunu hızlandırır" diye açıklıyor.

Venüs'ün gerçekten bir uydusu olup olmadığını kesin bir şekilde bilmek pek mümkün değil. Araştırmacılar, böyle bir çarpışmanın kalıntılarını gezegende bulmanın kolay olmadığını söylüyor.

Ancak uydu yok olurken gezegenin yüzeyinde veya atmosferinde kimyasal izler bıraktıysa, NASA'nın yaklaşan DAVINCI görevi gibi gözlemlerin bu izleri yakalayabileceğini belirtiyorlar.

Independent Türkçe, Reuters, Space.com, EurekAlert, The ​Astrophysical Journal