İsrail, Gazze açıklarında doğalgaz aramaları için 6 şirkete 12 lisans verdi

Hamas'ın 7 Ekim'de başlattığı saldırılar yatırımcıların kaçmasına neden oldu ve Tel Aviv'in ekonomik alanda ilerleme kaydetme çabalarını sekteye uğrattı

Keşif için hedeflenen alan, 1993 Oslo Anlaşmalarına göre yasal olarak Filistin Yönetiminin yargı yetkisine tabidir (AFP)
Keşif için hedeflenen alan, 1993 Oslo Anlaşmalarına göre yasal olarak Filistin Yönetiminin yargı yetkisine tabidir (AFP)
TT

İsrail, Gazze açıklarında doğalgaz aramaları için 6 şirkete 12 lisans verdi

Keşif için hedeflenen alan, 1993 Oslo Anlaşmalarına göre yasal olarak Filistin Yönetiminin yargı yetkisine tabidir (AFP)
Keşif için hedeflenen alan, 1993 Oslo Anlaşmalarına göre yasal olarak Filistin Yönetiminin yargı yetkisine tabidir (AFP)

İsrail uzun zamandır çabalarını Avrupa pazarının güvenini kazanmaya ve özellikle doğalgaz rezervleriyle ilgili büyük, çok uluslu projeler için büyük yatırımcılara güven vermeye adamış durumda. Dünyayı ve özellikle Avrupa'yı gaz ithalatı
kaynaklarını çeşitlendirmeye ve Rus gaz ithalatına olan yoğun bağımlılığı
azaltmaya sevk eden Ukrayna savaşı, İsrail'e ivme kazandırdı. Bölgesel bir ekonomik güç ve her türlü enerjinin üretimi ve ihracatında önemli bir merkez olmaya yönelik çabalarını arttırdı.

Ancak Hamas'ın 7 Ekim'deki saldırıları tüm bu çabaları ve hırsları yerle bir ederek Tel Aviv'i karmaşık bir ikilemin içine soktu. Gazze'deki savaşın yol açtığı güvenlik eksikliği, bölgedeki jeopolitik risklerin artması, yatırımcıların kaçışı ve İsrail'in ekonomik barış alanında ilerleme sağlamaya yönelik ısrarlı çabalarının engellenmesiyle sınırlı değildi. Aksine, İsrail Enerji Bakanlığı'nı Tamar gaz sahasındaki üretimi geçici olarak durdurmaya ve İsrail'in güneyindeki Aşkelon'dan Mısır'a uzanan deniz altı Doğu Akdeniz Gaz (EMG) boru hattı yoluyla ihracatı askıya almaya sevk etti. İsrail hükümeti, geçen Ekim ayında gerçekleşen güvenlik, askeri ve istihbarat şoku sonrasında ve Doğu Akdeniz'de doğal gaz üreticisi olarak ikinci sıraya düşme korkularıyla, Gazze kıyılarına yaklaşık 36 kilometre uzaklıkta bulunan ve Oslo Anlaşması'na göre Filistin Otoritesi'nin yetki alanında olduğu belirtilen bir bölgeye doğal gaz araştırması yapılması için 12 lisans verdi.

Sınırlı kaynaklar

1990'lı yılların sonunda Filistin karasularında Gazze kıyılarına yakın bir doğal gaz rezervi keşfedildi. Bu izinler, Gazze sahil şeridindeki iki ana alan üzerinde dağıtıldı: Biri Gaza Marine olarak adlandırılan ve diğeri Gazze Şeridi'nin kuzey deniz sınırı alanı (Border Field) olarak adlandırılan iki alan. Bu alanlar, İsrail'e ait dev gaz alanı ‘Leviathan’ ve Mısır'a ait ‘Zohr’ gibi Doğu Akdeniz bölgesinin en önemli enerji alanları arasında yer alır. Leviathan, 1,1 trilyon kübik fit doğal gaz içermektedir. Jeologlar ve doğal kaynak ekonomistleri, Filistin topraklarındaki petrol ve gaz rezervlerinin yaklaşık 1,5 milyar varil ham petrol ve 1,4 trilyon kübik feet mavi yakıt olduğunu tahmin ediyor. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü (UNCTAD), Filistin topraklarının, Batı Şeria'nın C Bölgesi ve Gazze Şeridi açıklarındaki Akdeniz kıyısındaki büyük petrol ve doğal gaz rezervlerinin üzerinde yer aldığını doğruladı. Filistin Yönetimi, arama yapma hakkını, daha sonra Shell tarafından satın alınan British Gas Şirketi, Filistin Yatırım Fonu ve Consolidated Contractors Company'den oluşan konsorsiyuma 25 yıllık sözleşmeyle maden arama hakkı verdi. Ancak gözlemcilere göre İngiliz şirketi, siyasi farklılıklar ve İsrail'in müdahalesi nedeniyle, özellikle de Tel Aviv'in onu geliştirmeye yönelik her türlü girişimi kasıtlı olarak engellediği için çalışmayı durdurdu. Tahminlere göre, iki sahadaki gazın toplam piyasa değeri 6 ila 8 milyar dolar arasında değişiyor ve bu miktar Filistinlilerin 25 yıl boyunca beklenen elektrik enerjisi ihtiyacını karşılar. Uluslararası hukukta tanınan Lahey Sözleşmeleri'nin 55. maddesi uyarınca, İsrail'in, işgal altındaki topraklardaki sınırlı yenilenemeyen kaynakları ticari kazanç amacıyla ve işgalci devletin yararına, intifa hakkı kurallarına uygun olarak kullanması yasak. Buna göre İsrail'in işgal altındaki topraklarda fiili idari otorite olarak doğal kaynakları tüketmesi yasak.

Deniz hukuku

İnsan hakları aktivistleri ve uzmanlar, İsrail'in Gazze kıyısındaki Filistin bölgelerindeki arama amaçlı sondaj ruhsatlarının ‘yasadışı’ olduğuna ve ‘uluslararası insancıl hukuku ve uluslararası normları ihlal ettiğine’ inanıyor. Arap Azınlığın Haklarını Savunma Hukuk Merkezi, Adalah Merkezi, Mizan İnsan Hakları Merkezi, Al-Haq Örgütü ve Filistin İnsan Hakları Merkezi ‘ihalelerin iptal edilmesi’ çağrısında bulundu. Lisansları kazanan şirketlere, ‘Filistin halkının egemen doğal kaynaklarının yağmalanmasına katılmaktan derhal kaçınmaları’ çağrısında bulundular. Filistin insan hakları örgütleri, altı şirketin doğalgaz araştırması yapacağı alanın yüzde 62'sinin, Gazze sahillerine bitişik deniz alanı olduğunu ve bu alanın 2019'da Filistin Devleti tarafından ilan edilen deniz sınırları içinde yer aldığını belirtti. Bu, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'nin 1982'deki hükümlerine göre gerçekleşiyor. İsrail, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne taraf olmasa da Filistin'in beyanına şu şekilde yanıt verdi: "İsrail, Filistin'i egemen bir devlet olarak tanımadığı için deniz sınırlarını ve sularını ilan etme yetkisine sahip değildir." Gözlemcilere göre, İsrail'in yerel yasalarına göre verilen ihaleler, Filistin tarafından ilan edilen deniz bölgelerini fiili olarak ilhak etme düzeyine ulaşıyor. Bu, bölgedeki insan haklarına ilişkin uluslararası hukuk kurallarının yerine, doğal kaynakların yönetimi ve kullanımı bağlamında İsrail'in yerel yasalarının uygulanmasını hedefleyen bir değişiklik çabasıdır. İsrail Enerji Bakanı ve İsrail Hükümeti Hukuk Danışmanı'na hitaben bir açıklamada, Filistin'in deniz sınırlarındaki gaz kaynaklarının kullanılmasını içeren herhangi bir faaliyetin derhal durdurulmasını talep etti. Bu talepte, İsrail'in Filistin deniz bölgeleri üzerinde herhangi bir egemenlik hakkına sahip olmadığı, özellikle de münhasır ekonomik haklar dahil olmak üzere hiçbir hakka sahip olmadığı vurgulandı. Merkezi, Gazze'deki deniz bölgelerinde gaz arama ve kullanma faaliyetlerinin Filistin halkının kaderini belirleme temel hakkını açıkça ihlal ettiğini belirtti. Bu hak, doğal kaynaklarını yönetme hakkını içeriyor.

Al-Haq, Mizan İnsan Hakları Merkezi ve Filistin İnsan Hakları Merkezi lisans alan şirketlere bir bildiri göndererek, "Filistin Devleti'nin deniz sınırlarında yer alan bölgelerde herhangi bir faaliyette bulunmaktan kaçınmalarını ve bu tür faaliyetlerin uluslararası hukuka açık bir ihlal teşkil edeceğini belirtmelerini" talep ettiler. Bu kuruluşlar, herhangi bir Filistin devleti onayı olmadan Filistin'in talep ettiği doğal kaynakların araştırılması ve kullanılmasına yönelik herhangi bir girişimin uluslararası insan hakları hukukunu, işgal yasalarını da içeren uluslararası hukuku ihlal edeceğini bildirdiler. Raporda, "Yağma gibi savaş suçlarına ortaklık ciddi bir suçtur ve kurumsal aktörleri bireysel cezai sorumluluğa maruz bırakır" ifadelerini kullanarak bir uyarıda bulunuldu. Eğer şirketler uluslararası hukuka aykırı faaliyetlerde bulunmaktan kaçınmazlarsa, bu insan hakları örgütleri, "tazminat talebiyle dava açma riskine maruz kalmak dahil olmak üzere, mevcut tüm yasal mekanizmaları kullanmaya hazır olduklarını" belirttiler. Özellikle, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin yağma suçunu işlediği iddia edilen herhangi bir kişiyi soruşturma ve yargılama yetkisi olduğundan, Gazze ve Batı Şeria da dahil olmak üzere Doğu Kudüs'e kadar uzanan bir açık soruşturmanın hala devam ettiğini belirttiler.

Kaynakların suistimal edilmesi

Filistin hükümeti, İsrail'in Gazze sahillerindeki alanlarda araştırma yapma izni vermesine ilişkin çekincelerini dile getirmekten kaçınırken, uzmanlar, İsrail'in tek taraflı olarak deniz sınırlarını genişletmesinin Filistin deniz bölgelerini ve doğal kaynaklarını içerecek şekilde sınırlarını belirlemesinin, Filistinlilerin doğal kaynaklarını uzun vadeli finansal kazançlar sağlamak amacıyla kullanılmasına yol açabileceği konusunda hemfikir. Şarku’l Avsat’ın Felicity Arbuthnot gazetesinden aktardığı habere göre İsrail büyük bir doğal gaz ve petrol ihracatçısı olmayı hedefliyor. Gazeteye göre, jeolojiye dayalı bir değerlendirme metodolojisi kullanıldığında, bölgedeki ortalama kurtarılabilir petrol 1,7 milyar varil ve ortalama gaz rezervleri 122 trilyon fit küp. Doğu Akdeniz'in yaklaşık 83.000 kilometrekarelik alanını kapsayan Leviathan sahası, Hayfa şehrinin 90 kilometre batısında, 2009 yılında keşfedilen Tamar sahasıyla birlikte, İsrail tarafından şimdiye kadar keşfedilen en belirgin saha. İsrail'in enerji tüketim ihtiyacının yüzde 70'ini karşılıyor ve Lübnan sularından sadece 4,5 kilometre uzaklıktaki Kariş Gaz Sahası’na kadar dünyanın sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) kaynaklarının yaklaşık yüzde 1,5'ini besliyor. İsrail'in kuzeyinde savaşın devam etmesi ve güvenlik gerilimlerinin artması, Kariş sahasından 6,5 milyar metreküp üretim planlarının ertelenmesine yol açabileceği gibi, Tamar sahasının genişletilmesinin de yüzde 65 oranında engellenmesine yol açabilir. Çatışmanın herhangi bir şekilde tırmanması bölgeyi geniş ölçüde etkileyecek ve İsrail'in gaz üretimini ve ihracatını sekteye uğratacaktır.

2022 yılı Haziran ayında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun ofisi, Gazze Marine gaz sahasının geliştirilmesine ilişkin Filistin Yönetimi ile Mısır tarafı arasında müzakerelere onay verdiğini duyurdu. Ancak, "İsrail tarafının güvenlik ve diplomatik ihtiyaçlarının dikkate alınması" şartıyla. Ancak, mevcut savaş, Gazze Marine gaz sahasının geliştirilmesi için nihai anlaşmanın imzalanmasını belirsiz bir tarihe erteledi.

Sürekli ihtiyaç

Tahminlere göre, Gaza Marine ve Gazze Şeridi'nin kuzey deniz sınırı alanı Border Field’den üretime başlanması durumunda, Filistin Yönetimi'nin yılda yaklaşık 200 milyon dolarlık İsrail'den ithal edilen enerji maliyetinden tasarruf etme ve Filistin bölgelerinin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 50'sini karşılayabilme potansiyeli bulunuyor. Filistinlilerin elektrik tüketiminin yıllık 1,8 bin megavatın üzerinde olduğu göz önüne alındığında, 20 yıllık bir dönemde Filistin'in enerji faturasını 560 milyon dolardan fazla azaltabileceği ve 2,5 milyar dolarlık gelir elde edebileceği tahmin ediliyor. Filistin enerji ihtiyacının yüzde 90'ını İsrail'den sağlıyor, geri kalan yüzdeyi ise Ürdün'den sağlıyor.

Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı'nın 2019'da yayınlanan bir araştırmasına göre Filistinliler, iki Gazze sahasındaki gaz kaynaklarını kullanmalarının engellenmesi sonucu yaklaşık 2,57 milyar dolar kaybetti. Öte yandan İsrail 2022'de yaklaşık 22 milyar metreküp gaz üretti ve Leviathan ve Tamar sahaları İsrail'in iç tüketiminin üçte ikisini karşılayabilirken, Tel Aviv ise Mısır ve Ürdün'e 9,2 milyar metreküp gaz ihraç etti. İsrail'in geçen yılki gaz gelirleri yaklaşık 456,5 milyon doları buldu; İsrail gaz gelirlerinin çoğu, yaklaşık 265 milyon doları bulan Leviathan sahasından geldi.

İsrail ile Filistin Yönetimi arasındaki barış görüşmelerinin, 2009'dan itibaren Gazze gazının Tel Aviv'den satın alınmasına ilişkin yıllık 4 milyar dolarlık bir anlaşmanın imzalanmasını da içermesi dikkat çekiyor. Ancak Hamas'ın 2007 parlamento seçimlerindeki zaferi anlaşmaları askıya aldı.



Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail basını, İsrail’in Mısır ordusunun Somali ve Afrika Boynuzu'ndaki hareketlerinden duyduğu endişeyi dile getirirken, Mısırlı eski askeri yetkililer, Mısır'ın Somali'deki askeri varlığını ‘meşru ve uluslararası hukuk ve uluslararası sözleşmelere uygun’ olarak değerlendirdi ve bunun bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yardımcı olmayı amaçladığını belirttiler.

İsrail gazetesi Yisrael Hayom, Mısır'ın ordusuna Somali üzerinden İsrail'e yanıt vermesini emrettiğini ve bu konuda onu destekleyen Arap ülkeleri olduğunu yazdı. Gazete, “Afrika Boynuzu'nda güç mücadelesi alevleniyor: Mısır, İsrail'in 'Somaliland'ı tanımasına yanıt veriyor” başlıklı haberinde, bu tanımaya karşı çıkan Kahire'nin, İsrail'in hamlesine yanıt olarak Somali'deki güçlerini yeniden konuşlandırdığını kaydetti. Gazeteye göre buraya yaklaşık 10 bin Mısırlı askerin konuşlandırıldığı tahmin ediliyor.

Ancak, Mısır ordusunun eski kimyasal savaş şefi Tümgeneral Muhammed eş-Şehavi, Mısır askerlerinin ‘dünyanın en büyük sekizinci barış gücü olduğunu ve Somali'deki Mısır güçlerinin Afrika Birliği (AfB) barış güçlerinin komutası altında olduğunu ve Somali'de barışı korumak için çalıştıklarını’ söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şehavi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır, Somali'nin stratejik konumu nedeniyle birçok ülke tarafından, özellikle de İsrail tarafından arzulandığının farkında. İsrail, Somali'nin güvenliğini istikrarsızlaştırmak ve Etiyopya'nın Kızıldeniz'e ulaşma ve bir deniz gücü kurma planı gibi belirli planları kabul etmeye zorlamak amacıyla Somaliland bölgesini Somali'den ayrılmak isteyen bir devlet olarak tanıdı. Ayrıca Etiyopya, İsrail'in desteğiyle Sudan'da istikrarın yeniden sağlanmasını engellemek ve çatışmanın devamını sağlamak gibi başka faaliyetlerde de bulunuyor.”

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, İsrail'in ayrılıkçı bölgeyi tanıması ve Kızıldeniz'de bir yer edinme çabaları sonrasında Somali ve Kızıldeniz'in güvenliği konusunda defalarca kez uyardı.

grfbgfr
AfB'nin Somali'deki barış gücü misyonunda Mısır askerleri de yer alıyor (AFP)

İsrail, geçtiğimiz aralık ayında Aden Körfezi ve Kızıldeniz'in güneyine bakan Somaliland bölgesinin bağımsızlığını tanıdı. Etiyopya, bu bölgenin bağımsızlığını tanımak karşılığında bir deniz ve askeri liman elde etmek istiyordu.

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdulvahid, Mısır askerlerinin Somali'deki rolünün Afrika Birliği ve barış gücü çatısı altında güvenlik ve istikrarı sağlamak olduğunu vurgulayarak “Bu nedenle Mısır güçlerinin varlığı, Afrika Birliği ve Somali Devleti'nin talebi üzerine meşrudur. Somali Devleti'nin cumhurbaşkanı kısa süre önce Mısır'ı ziyaret ederek bunu tüm dünyaya teyit etmiştir” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Tümgeneral Abdulvahid, şunları söyledi:

“Bu bakımdan, İsrail'in Somaliland'ı bir devlet olarak tanıyarak ve Somali devletini bölmeye çalışarak yasadışı bir hamleye başvurup uluslararası hukuku hiçe saydığı halde, diğer tarafların Mısır'ın meşru varlığından endişe duyduklarını iddia etmeleri anlaşılabilir değil. Etiyopya'nın Somali'ye yönelik tacizleri ve kendi topraklarında bir Etiyopya deniz üssü kurulmasını kabul etmesi için yaptığı baskı, Addis Ababa tarafından gerçekleştirilen ve İsrail tarafından desteklenen, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) milis, teçhizat ve silah sağlamak gibi Afrika Boynuzu bölgesinde genel olarak gerçekleştirilen diğer şüpheli hamleler, İsrail'in bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik hamleleri bağlamında değerlendirilmeli.”

Tümgeneral Abdulvahid, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır ve AfB, bu gelişmelerin farkındadır ve bu nedenle Mısır'ın buradaki askeri varlığı, tüm bu tehditlere karşı koymak ve uluslararası yasal yükümlülükler ve uluslararası meşruiyet çerçevesinde hareket etmek için.”

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi pazar günü, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile Mısır ziyareti sırasında düzenledikleri ortak basın toplantısında, Somali'deki barış gücü misyonuna, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü destekleme taahhüdünün bir parçası olarak asker göndermeye devam edeceğini açıkladı. Sisi ve Mahmud, ikili bir toplantı düzenledikten sonra, her iki ülkenin heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Mısır'ın Somali'nin birliği ve toprak bütünlüğünü destekleyen tutumunu vurgulayan Sisi, ülkenin egemenliğini zedeleyecek veya istikrarını tehdit edecek her türlü önlemi reddetti.

Sisi, düzenlenen ortak asın toplantısında, ‘devletlerin güvenliğini ve egemenliğini tehlikeye atabilecek adımlara’ karşı uyarıda bulunarak, bunları ‘Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın ihlali’ olarak nitelendirdi. Mısır, 2024 yılının aralık ayı sonlarında, Somali'deki AfB barış gücü misyonuna asker göndereceğini duyurmuştu. Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, bu kararın ‘Somali hükümetinin talebi ve AfB Barış ve Güvenlik Konseyi'nin (AUSSOM) onayıyla’ alındığını söyledi. AUSSOM, 2024 yılı sonlarında sona eren terörle mücadele misyonunun yerini aldı.


Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
TT

Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi, bazı milletvekillerinin üyeliğinin geçerliliğini sorgulayan mahkeme kararlarıyla ilgili yeni bir siyasi sınavla karşı karşıya. Bu kararların en sonuncusu, geçtiğimiz cumartesi günü iki milletvekilinin üyeliğinin iptal edilmesine ilişkin karardı. Meclis Yasama Komitesi Başkanı, ‘mahkeme kararlarının uygulanmasına tamamen bağlı olduklarını’ teyit etti.

Kahire'nin doğusundaki Şarkiya ilinin Minye el-Kamh bölgesindeki seçim sürecini geçersiz kılan ve yeniden yapılmasını emreden Yargıtay'ın kararının ardından Mısır Temsilciler Meclisi’ne bir bekleyiş havası hakim oldu.

Mahkeme ayrıca, diğer seçim bölgelerine ilişkin olası kararlar beklentisiyle, milletvekilleri Muhammed Şehide ve Halid Meşhur'un üyeliklerini geçersiz kılmaya ve seçim bölgelerinde yeniden seçimler yapılmasına hazırlık olarak zaferlerini iptal etme kararı aldı.

Temsilciler Meclisi Yasama Komitesi Başkanı Danışman Muhammed Eid Mahcub, Meclisin Minye el-Kamh bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan karara uyacağını belirterek, devletin yargı kararlarına ve hukukun üstünlüğüne saygı duyduğunu vurguladı.

Mahcub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, önceki parlamento seçimlerinde, özellikle de ilk aşamada, mahkeme kararlarıyla sonuçları iptal edilen seçim bölgelerinde seçimlerin yeniden yapıldığını hatırlatarak “Mısır devlet kurumları yargı kararlarına saygı duyar ve bunları uygular” ifadelerini kullandı.

Mahcub, kararın ‘olağan prosedür yolunu izleyeceğini, önce kararın gerekçelerinin Yargıtay'ın teknik ofisine sunulmasıyla başlayacağını, ardından dosyanın Temsilciler Meclisi Başkanlığı ve Genel Sekreterliğe, daha sonra da Meclis Yasama Komitesi'ne sevk edileceğini’ açıkladı. Bu idari döngünün tamamlanması için kesin bir zaman dilimi belirlemenin mümkün olmadığını vurguladı.

rgty67u
Mısır Temsilciler Meclisi Başkanı Hişam Bedevi (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır basını, Yargıtay'daki bir adli kaynağın, Minye el-Kamh seçim bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan kararın nihai ve tüm taraflar için bağlayıcı olduğunu ve temyiz edilemeyeceğini söylediğini aktardı.

Mısır anayasasına göre Temsilciler Meclisi üyelerinin üyelikleri, kararın Meclise bildirildiği tarihten itibaren geçersiz hale gelir.

Yargıtay, Temsilciler Meclisi üyelerinin üyeliklerinin geçerliliği konusunda karar verme yetkisine sahiptir ve temyiz başvuruları, nihai seçim sonuçlarının açıklanmasından itibaren 30 günü geçmeyen bir süre içinde Yargıtay'a sunulmalıdır. Temyiz başvurusu, başvurunun alındığı tarihten itibaren 60 gün içinde karara bağlanır.

Yargıtay avukatı Albert Ansi, mahkeme kararının gerekçeleri hakkındaki yorumunda “Karar, kesin bir sahtekarlık kanıtına değil, seçim sürecini etkileyen usul ihlallerine ve açıklanan sonuçlara tam meşruiyet kazandırmak için gerekli olan temel belgelerin sunulmamasına dayanıyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Ansi, “Karar, seçim sürecinin kendisini objektif olarak kınamaktan ziyade, daha çok usule ilişkin ve önleyici bir karar niteliğinde” şeklinde konuştu.

Ansi, bazı milletvekillerinin üyeliklerinin iptal edileceğini ve bir dizi seçim bölgesinde, her seçim bölgesinin özel koşullarına göre değişen prosedürlerle yeniden seçim yapılacağını öne sürdü.

Mısır medyasının tanınan simalarından Ahmed Musa ise Temsilciler Meclisi'nin seçim sürecini bozan unsurları düzeltmek için tarihi bir fırsatı olduğunu söyledi. Yerel bir kanalda yayınlanan programında, Yargıtay kararlarının uygulanmasının ‘parlamento da dahil olmak üzere herkesin görevi olduğunu ve hiçbir bahaneyle ertelenmemesi gerektiğini’ vurgulayan Musa, Ulusal Seçim Otoritesini görevini yerine getirmeye çağırarak, halkın güvenini korumak ve devletin prestijini ve hukukun üstünlüğünü muhafaza etmek için” Temsilciler Meclisi'nden kararlar yayınlanır yayınlanmaz bunları uygulamaya koymasını istedi.

Yargıtay, Batı Delta'daki bir parti listesine üye olan bazı milletvekillerinin üyeliğine karşı yapılan itirazla ilgili nihai kararını 5 Nisan'da verecek.

dfbg
Mısır Temsilciler Meclisi binası (Temsilciler Meclisi resmi internet sitesi)

Ancak analistler, bu mahkeme işlemlerini ‘bekleyen çok sayıda temyiz başvurusu ışığında Mısır Temsilciler Meclisi sahnesinde yaşanan kargaşanın bir işareti’ olarak gördüler. Al-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Imad Gad, bunları ‘Temsilciler Meclisi’nin güvenilirliğini zedeleyen’ bir unsur olarak değerlendirdi.

Gad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, son parlamento seçimleri sırasında, özellikle seçim yasaları, siyasi partilerin düzenlenmesi ve parti listelerinde ve bağımsız adayların seçilme kriterleri ile ilgili kapsamlı siyasi reformlar yapılması yönünde siyasi ve insan hakları çevrelerinden gelen çağrıları hatırlattı.

Mısırlılar geçtiğimiz ay, seçim usulsüzlükleri nedeniyle bir dizi seçim bölgesinin sonuçlarının iptal edilmesinin ardından, iki ay boyunca sekiz tur süren maraton parlamento seçimlerine veda etti.

Devlet Konseyi Yüksek İdare Mahkemesi'nin Kasım ayında ilk aşamadaki yaklaşık 30 seçim bölgesindeki seçimlerin geçersiz olduğuna karar verdi.

Bu karar, adaylar tarafından yapılan itirazların sonucu olarak alındı. Yüksek Seçim Kurulu da Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi'nin 10 Kasım'da başlayan bu aşamadaki usulsüzlüklerle ilgili açıklamalarının ardından, usulsüzlükler nedeniyle 19 seçim bölgesindeki seçim sonuçlarını iptal etti.


Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi dün, Başbakan Mustafa Medbuli hükümetinde 13 bakanlıkta değişikliklerin yapılmasını öngören bir kabine değişikliğini onayladı. Egemen makamlardaki isimler görevlerinde kalırken, Enformasyon Bakanlığı yeniden hükümet yapısında kendine yer buldu.

Sekiz yılı aşkın bir süredir görevde olan Medbuli hükümetindeki dördüncü değişiklik, ekonomik kalkınma için bir başbakan yardımcısı ve dört bakan yardımcısının seçilmesini öngörüyordu.

Kabine değişikliği kapsamında Ziya Raşvan enformasyon bakanı olarak atanırken, Dr. Bedir Abdulati dışişleri bakanı, Korgeneral Abdulmecid Sakr savunma bakanı ve Tümgeneral Mahmud Tevfik içişleri bakanı olarak görevlerine devam etti.

Mısır Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, kabine değişikliğini onaylamadan önce Medbuli ile ‘mevcut hükümette değişiklik yapılması’ konusunda istişare etti.

Anayasanın 147. maddesinde, “Cumhurbaşkanı, Başbakan ile istişare ettikten ve Temsilciler Meclisi'nin mevcut üyelerinin salt çoğunluğunun, ancak meclis üyelerinin en az üçte birinin onayıyla bakanlar kurulunda değişiklik yapabilir” deniyor.

Yeni bakanların bugün Cumhurbaşkanı huzurunda anayasal yeminlerini etmeleri bekleniyor.