Suriye Milli Ordusu, Türkiye’nin desteğiyle Suriye’nin kuzeyinde yeniden yapılandırılıyor

Kaynaklar askeri poliste reform yapılması, geçişlerin kontrol edilmesi ve Savunma Bakanlığı’nın yetkilendirilmesinden bahsetti

Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı Savunma Bakanı Hasan el-Hammadi (sağdan sekizinci), Milli Ordu gruplarının liderleriyle birlikte (Suriye Geçici Hükümet hesabı)
Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı Savunma Bakanı Hasan el-Hammadi (sağdan sekizinci), Milli Ordu gruplarının liderleriyle birlikte (Suriye Geçici Hükümet hesabı)
TT

Suriye Milli Ordusu, Türkiye’nin desteğiyle Suriye’nin kuzeyinde yeniden yapılandırılıyor

Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı Savunma Bakanı Hasan el-Hammadi (sağdan sekizinci), Milli Ordu gruplarının liderleriyle birlikte (Suriye Geçici Hükümet hesabı)
Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı Savunma Bakanı Hasan el-Hammadi (sağdan sekizinci), Milli Ordu gruplarının liderleriyle birlikte (Suriye Geçici Hükümet hesabı)

Suriye muhalefetindeki kaynaklar, Türkiye’nin desteklediği ‘Suriye Milli Ordusu’nun yeniden yapılandırılmasına yönelik ‘bazı oluşumların birleştirilmesi ve unsur sayısının azaltılmasını’ içeren bir planı ortaya çıkardı.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre, söz konusu plan, Suriye’nin kuzeyinde güvenliği kontrol etmenin yanı sıra sürekli eleştiri ve yetersizlik suçlamalarına maruz kalan Suriye Geçici Hükümeti’nin Savunma Bakanlığı’nı güçlendirme amacı taşıyor.

Yeniden yapılandırma, Danışma Konseyi’nin feshedilmesi ve yerine üst düzey subayların yer aldığı bir Yüksek Askeri Konsey’in getirilmesini, Milli Ordu kadrolarına takviye olarak subay ve astsubay yetiştirmek üzere yakın zamanda kurulan Harp Okulu’na güvenilmesini öngörüyor.

Aynı zamanda plan, Milli Ordu saflarındaki grup sayısının azaltılması ve Suriye’nin kuzeyinde son iki yılda ortaya çıkan ‘Ortak Güç’, ‘Birleşik Güç’ gibi oluşumların feshedilmesini de içeriyor.

FOTO: Heyetu Tahriru’ş Şam üyeleri 14 Haziran'da İdlib kırsalında (AFP)
 Heyetu Tahriru’ş Şam üyeleri 14 Haziran'da İdlib kırsalında (AFP)

Aynı kaynaklara göre, söz konusu plan, Heyetu Tahriru’ş Şam’ın (HTŞ), Milli Ordu kontrolündeki bölgelerde nüfuzunun artmasının ve buralara yönelik defalarca gerçekleştirdiği saldırıların ardından, geçtiğimiz yılın sonunda onaylandı.

Bu saldırılardan en sonuncusu, HTŞ’ye bağlı Genel Güvenlik Servisi’nden bir gücün, muhalif lider Cihad İsa eş-Şeyh’i (Ebu Ahmed Zakur) tutuklamak amacıyla, aralık ortasında Halep’in kuzeyindeki Azez şehrine yönelik saldırısıydı.

Suriye Geçici Hükümeti’ni kuran Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu’ndan (SMDK) bir yetkili, planın geçen yılın başlarına dayandığını, ancak Türkiye’nin seçimlerle meşgul olması ve Suriye konusunda bazı Türk yetkilileri etkileyen değişiklikler olması nedeniyle uygulanmasının ertelendiğini bildirdi.

Planın içeriği

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre, plan, Milli Ordu’yu oluşturan kuvvetlerin yeniden yapılandırılmasını, askeri poliste reformlar yapılmasını, iç geçişlerin kontrol edilmesini ve ayrıca Savunma Bakanlığı’nın ‘yetkilerini yerine getirmesine’ olanak sağlanmasını öngörüyor.

Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı Savunma Bakanlığı’ndaki yetkililere plana ilişkin uygulama, bu yılın başında (2024) Milli Ordu’dan ayrılarak Şehba Grubu’nu kuran yerel oluşumları, HTŞ ile ittifaklarına son vermeye zorlayarak saflarına geri dönmelerini sağlamayı amaçlıyor.

Kaynaklara göre, HTŞ kontrolündeki bölgeler ile Milli Ordu kontrolündeki bölgeler arasında gayri resmi olarak çalışan geçişlerin kapatılarak tek bir resmi geçişin hayata geçirilmesi planlanıyor. Buradaki amaç, güvenliği kontrol etmek ve HTŞ’nin herhangi bir müdahalesini önlemek.

İdeolojik etiketlere son verme

Yeniden yapılanmayla ilgili olarak, bazı silah türleri ve teknik uzmanlıklar bazında birleştirildikten sonra, Milli Ordu saflarındaki grup sayısının 27’den 18’e düşürülmesi planlanıyor.

Tümen ve tugayların mevcut atamalarının iptal edilmesi ve bunların yerine ‘şu anda dayandıkları bölgesel veya ideolojik temellerden kurtulmak amacıyla’ kod numaralarının getirilmesine de karar verildi.

Plan aynı zamanda, aylarca süren birkaç aşamada asker sayısının yarıya indirilmesi, bu unsurların çoğunun askeri polise devredilmesi, askeri polisin reforma tabi tutulması ve kendisine verilen yetkilerin artırılmasını da içeriyor.

FOTO: Milli Ordu mensupları Suriye’nin kuzeyindeki noktalarından birinde (Suriye Geçici Hükümeti’nin Facebook hesabı)
Milli Ordu mensupları Suriye’nin kuzeyindeki noktalarından birinde (Suriye Geçici Hükümeti’nin Facebook hesabı)

Suriye Geçici Hükümeti’nin tüm bakanlıkları gibi Savunma Bakanlığı da kuruluşundan bu yana zayıflık içerisinde.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre söz konusu plan, bakanlık ve Milli Ordu liderliğinin öngörülen yetkileri kullanabilmesini sağlamayı amaçlıyor.

Bu bağlamda Albay Heysem Afisi, genelkurmay başkanlığı için en öne çıkan aday olarak kabul ediliyor.

İhtiyatlı iyimserlik

Geçmişte başarılı olamayan planların uygulamaya konması nedeniyle, Savunma Bakanlığı’nı güçlendirecek bir reform planından bahsetmek, pek çok kişi için cesaret verici görünmüyor.

Suriye Milli Ordusu liderlerinden Hişam Askif de bunu kabul ediyor, ancak bu sefer durumun farklı olduğunu vurguluyor.

Şarku’l Avsat’a özel açıklama yapan Askif, “Bugün bu planın ciddiyetini teyit eden konu, gerek Türkiye gerekse Milli Ordu’yu oluşturan grupların liderlerinin çoğundan alınan mutlak desteğin yanı sıra planın uygulamaya girmiş ve bazı aşamalarını tamamlamış olmasıdır” dedi.

Askif, bu türden herhangi bir reform planı karşısında engeller ve zorlukların olduğuna şüphe olmadığını, bunların en önemlisinin ‘mevcut kaos gerçekliğinden faydalananların direnişi’ olduğunu vurguladı.

Askif, “Ancak çeşitli etkili tarafların bu dönüşümü gerçekleştirmeye yönelik ortak arzusu, dönüşümün başarısını sağlayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Görünüşe göre planda ilerleme olasılığı hakkındaki şüpheler, plandan sorumlu olanların gözlerden uzakta ilk adımları atmasına neden oldu.

Gözlemciler, onaylanmasından yaklaşık üç ay sonra, planın başarı şansının eskiye oranla daha yüksek olduğuna inanıyor.

Uygun zamanlama

Suriyeli muhalif gruplar konusunda uzman bir araştırmacı olan Abdulvahab El-Asi, söz konusu planın ‘uygun bir zamanda geldiğine’ inanıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan Asi, konuya ilişkin şunları söyledi:

“Suriye Geçici Hükümeti’ne bağlı Savunma Bakanlığı, Türkiye’nin desteğiyle göreve başladı. Bakanlığın Milli Ordu’ya bağlı grupların işleri üzerindeki kontrolünü artırmayı ve grupların bileşenleri arasında sürekli olarak meydana gelen iç çatışmaların devam etmesini önleme amacı taşıyan bir dizi adımı atmasıyla, Milli Ordu reform planı 2023 yılı sonundan bu yana hayata geçiriliyor.”

Asi, iç çatışmaların önlenmesinin, oluşumların kendi aralarında iç ittifaklar kurmasını engelleyerek HTŞ’nin önünü tıkadığına ve örgütün bu sorunlara yatırım yapmasını engellediğine de dikkat çekti.

FOTO: Suriye’nin kuzeybatısında, Ankara’ya yakın Suriye Milli Ordusu’na ait bir nokta (AFP)
Suriye’nin kuzeybatısında, Ankara’ya yakın Suriye Milli Ordusu’na ait bir nokta (AFP)

Jusoor Araştırma Merkezi’nden araştırmacı olan Asi, değerlendirmesine şu ifadelerle devam etti:

“Yeniden yapılandırma için koşulların her zamankinden daha uygun olduğuna inanıyorum. Türkiye, daha önce Suriye’nin kuzeyinde istikrarın korunması ve terörle mücadele gibi daha önemli öncelikleri nedeniyle böyle bir planı desteklemeye tüm ağırlığını koymamıştı. Ancak şu anda, HTŞ’nin kendisi de dahil olmak üzere muhalif gruplar arasındaki iç anlaşmazlıklar ve bölünmeler nedeniyle bölgedeki istikrar tehdit altında.”

Olaylara yakın bazı kişiler, bu planın arkasında Türkiye ile Rusya arasında Suriye’nin geleceğine ilişkin siyasi saikler ve anlayışlar yattığına inanıyor.

Bir diğer kesim ise Milli Ordu’nun reform edilmesindeki gecikmenin ana sebebinin, Suriye konusunda sorumlu Türk ekibinde, ülkelerinin bu konudaki öncelikleri ve Suriye’nin kuzeyinde HTŞ ve ona bağlı oluşumlarla nasıl başa çıkılacağı konusunda hakim olan bölünme olduğunu iddia ediyor.

Ancak ekip içinde son zamanlarda meydana gelen değişikliklerle birlikte, Milli Ordu’nun yeniden yapılandırılması ve HTŞ’nin etkisinin sınırlandırılması konusunda istekli olanlar baskın çıktı.



DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
TT

DEAŞ mahkumları Irak'ın güvenliğini tehdit ediyor

7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)
7 Şubat 2026'da Suriye'nin kuzeydoğusundaki Haseke'nin banliyölerinde, DEAŞ tutuklularını taşıyan bir ABD konvoyu (AFP)

Güvenlik kaynakları, DEAŞ mahkumlarının Suriye'den Irak'a nakledilirken Iraklı gardiyanları tehdit ettiklerini ve hapishanelerden kaçtıktan sonra onları öldüreceklerine dair yemin ettiklerini açıkladı.

Bu durum, Irak'ın hükümetin ulusal güvenliği korumak için önleyici hamle olarak nitelendirdiği yeni bir grup tutukluyu kabul etmesiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktı.

Güvenlik kaynakları Şarku’l Avsat'a, "tutukluların çoğunun Bağdat ve Hilla'daki hapishanelerde ve gözaltı merkezlerinde tutulduğunu" belirtti; bu iki bölge de ağır güvenlik önlemleriyle korunan gözaltı tesislerine sahip.

"Terörle Mücadele Servisi'nin nakil ve dağıtımı denetlediğini" belirten kaynak, "mahkumların ellerinin ve ayaklarının kelepçelendiğini ve yüzlerinin örtüldüğünü", "bazılarının kaçmayı başarmaları halinde gardiyanları ölümle tehdit ettiğini" açıkladı.

Kaynaklar, "mahkumlarla konuşmayı veya onlarla etkileşim kurmayı kesin olarak yasaklayan emirler olduğunu" ve "gardiyanların çoğunun mahkumların hangi milletlerden geldiğinden habersiz olduğunu" ifade etti.


Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
TT

Suriye'nin güneyinde bir güvenlik görevlisi dört kişiyi öldürdü

Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)
Süveyda'da Suriye İç Güvenlik Güçlerine ait bir kontrol noktası (Arşiv-Reuters)

Suriye yetkilileri, ağırlıklı olarak Dürzi nüfusun yaşadığı Süveyda vilayetinde dört sivilin ölümüne ve bir kişinin de ağır yaralanmasına neden olan silahlı saldırıyla ilgili şüpheyle bir İç Güvenlik Kuvvetleri mensubunu gözaltına aldı.

Resmi haber ajansı SANA, Süveyda İç Güvenlik Şefi Hüseyin el-Tahhan'ın şu sözlerini aktardı: "Süveyda kırsalındaki el-Matouna köyünde korkunç bir suç işlendi ve dört vatandaş öldü, bir kişi de ağır yaralandı."

El-Tahhan, “bir mağdurla iş birliği içinde yapılan ilk soruşturmalar, şüphelilerden birinin bölgedeki İç Güvenlik Müdürlüğü personeli olduğunu ortaya koydu” açıklamasını yaptı ve “memur derhal gözaltına alındı ve yasal işlemlerin tamamlanması için soruşturmaya sevk edildi” ifadelerini kullandı.

Güney Suriye'deki Dürzi azınlığın kalesi olan Süveyda Valiliği, 13 Temmuz'dan itibaren bir hafta boyunca Dürzi silahlı gruplar ile Bedevi savaşçılar arasında çatışmalara sahne oldu, hükümet güçlerinin ve ardından Bedevilerin yanında yer alan silahlı aşiret mensuplarının müdahalesiyle kanlı çatışmalar yaşandı.

20 Temmuz'da ateşkes sağlandı, ancak durum gerginliğini korudu ve Süveyda'ya erişim zorlaştı.

Bölge sakinleri, hükümeti eyaleti kuşatma altına almakla suçlarken, on binlerce insan yerinden edildi; Şam ise bu suçlamayı reddediyor. O zamandan beri birkaç yardım konvoyu bölgeye girdi.

Süveyda valiliğindeki iç güvenlik başkanı, "kurbanların ailelerine en içten taziyelerini" ileterek, "vatandaşlara karşı yapılan her türlü ihlalin kesinlikle kabul edilemez olduğunu ve halkın güvenliğini ve emniyetini tehdit eden hiçbir eyleme müsamaha gösterilmeyeceğini" vurguladı.


İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.