Mısır nakit akışı sağlayacak devasa bir anlaşma imzaladı

Büyük kuruluşlarla yatırım ortaklığı “ayrıntısız” olarak açıklandı.

Mısır hükümeti dün toplandı (Bakanlar Kurulu)
Mısır hükümeti dün toplandı (Bakanlar Kurulu)
TT

Mısır nakit akışı sağlayacak devasa bir anlaşma imzaladı

Mısır hükümeti dün toplandı (Bakanlar Kurulu)
Mısır hükümeti dün toplandı (Bakanlar Kurulu)

Mısır hükümeti, doğrudan yabancı yatırımı çekme ve devletin döviz gelirlerini artırma yönündeki mevcut çabalarını kapsayan "büyük kuruluşlarla" yatırım ortaklığı yoluyla "en büyük doğrudan yatırım anlaşması" olarak tanımladığı anlaşmayı "ayrıntılara yer vermeden", onayladığını duyurdu.

Mısır, mal ve hizmet fiyatlarındaki rekor enflasyon, cüneyh’in (egp) dolar karşısında değer kaybı ve piyasadaki döviz azlığının yanı sıra son yıllardaki yüksek düzeyde dış borçlanma nedeniyle ağır bir ekonomik kriz yaşıyor.

Mısır hükümeti yaptığı açıklamada anlaşmanın niteliği, değeri veya anlaşmaya dahil olan kuruluşlar açıklanmadı ancak Başbakan Mustafa Medbuli, “bu anlaşmadan kaynaklanan projelerin "yüzbinlerce iş fırsatı sağlayacağını", ekonomik hareketliliğin oluşmasına katkı sunacağını, gerçekleştirilen projelerde Mısır şirketleri ve fabrikaları ile Mısır devleti için çok sayıda avantaj sağlanacağını, bu ve diğer anlaşmaların döviz piyasasının istikrarına katkıda bulunacağını ve ekonomik durumu iyileştirecek büyük bir döviz likiditesi sağlayacağını” söyledi.

Mısır medyasına göre, ABD dolarının Mısır'da iki fiyatı var, bunlardan biri bankalarda resmi ve dolar başına 30,9 cüneyh olarak tahmin ediliyor, ancak hazır bulunmuyor, diğeri ise karaborsada ve 60 cüneyh’in üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

Beklenen anlaşma, devletin döviz kaynaklarını artırmaya yönelik hükümetin şu anda üzerinde çalıştığı, "birkaç yatırım anlaşmasının başlangıcı" olduğu, bu anlaşmanın tüm ayrıntılarının açıklığa kavuşturulacağı Kabine açıklamasında belirtildi. Özel anlaşmaların imzalanması, "hükümetin büyük yabancı yatırımları çekmedeki başarısını, büyük yatırım kuruluşlarının Mısır ekonomisine olan güvenini ve zorlukların üstesinden gelme yeteneklerini ortaya koyuyor.

Yetkili bir kaynağın Qahera News TV kanalına haftalar önce açıkladığı bilgiler ışığında, gözlemciler Mısır hükümetinin bahsettiği projelerin Akdeniz kıyısındaki Ra’sul Hikme kentindeki Arap yatırımlarıyla ilgili olmasını bekliyordu. Mısır devleti şu anda geniş teknik deneyime ve büyük finansman kapasitesine sahip uluslararası kuruluşlarla ortaklık yoluyla Ra’su’l-Hikme şehrinin kalkınma planını tamamlamaya çalışıyor. Böylece devlet, şehri en fazla 5 yıl içinde Akdeniz’in ve dünyanın en prestijli turizm destinasyonlarından biri olarak küresel turizm haritasına yerleştirebilecek.

Dün sosyal medya platformu X’teki blog yazısı ile görüşlerini paylaşan Milletvekili Mustafa Bakri'ye göre, Ra’su’l-Hikme’deki yatırım projeleri için sözleşmelerin imzalanması tamamlandı.

Ra’su’l-Hikme, Marsa Matruh vilayetine bağlı ve kuzey kıyısında yer almakta. Geçtiğimiz ağustos ayında Mısır hükümeti, 55 bin dönümlük alan üzerinde “Yeni Ra’su’l-Hikme” adında bir şehir kurmaya karar verdi. Mısır Konut Bakanı Asım el-Cezzar, o dönemde "şehrin, kuzeybatı kıyı bölgesinin ulusal ve bölgesel vizyona uygun olarak uluslararası bir turizm merkezi olacağını" vurguladı.

Temsilciler Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu Müsteşarı Mısırlı parlamenter Mustafa Salim, yeni hükümet anlaşmasının "dolar cinsinden yeni yatırımların girişi ve Uluslararası Para Fonu ile yapılan anlaşmanın tamamlanmasının yaklaşmasıyla ekonomik ufukta bir atılımın başlangıcı" olacağını vaat ediyor.

Şarku’l Avsat’ın Mısır resmi haber ajansı MENA’dan aktardığı habere göre Temsilciler Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu temsilcisi, ajansa yaptığı açıklamada, “mevcut dolar açığı krizi, dolar likiditesinin artırılması ve doların temin edilmesi, İthalat anlaşmalarını tamamlamak, temel malları sağlamak ve doların bankadaki fiyatı ile paralel piyasadaki fiyatı arasındaki boşluğu kapatmak dışında çözülmeyecek” dedi.

Ancak diğer yandan hükümetin anlaşmanın ayrıntılarını açıklamaması, takipçiler arasında, özellikle de "sosyal medyada" yaygın eleştiri ve tartışmalara yol açtı. Mısırlı iş adamı Necip Saviris, hükümete, artan tartışmalar ışığında bu projelerin ayrıntılarını açıklaması çağrısında bulundu. Diğerleri ise hükümetin açıklamasının belirsizliği konusundaki endişelerini dile getirdi.

İsrail'in Gazze’de 7 Ekim'de başlattığı savaş Mısır'daki ekonomik krizi daha da ağırlaştırdı. Yemen'de Husilerin Kızıldeniz'deki ticari gemilere düzenlediği saldırıların ardından turizm beklentileri ve Süveyş Kanalı gelirleri azaldı. Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi'ye göre Süveyş Kanalı geliri yüzde 40 ila 50 oranında azaldı.

Uzmanlardan bazıları, Mısır hükümetinin bu kadar devasa bir yabancı yatırım anlaşması ilan etmesinin, mevcut krize rağmen Mısır ekonomisinin sağlamlığının bir işareti olduğuna inanıyor.

Mısır hükümeti şu anda IMF ile yeni bir bir anlaşmayı sonuçlandırmak için çalışıyor. Medbuli ayrıca hükümetinin, özel sektörü güçlendirmek ve kalkınma sektörlerine katılım fırsatlarını artırmak amacıyla devlet mülkiyeti politikası belgesi tarafından onaylanan önlemleri sürdüreceğini de ifade etti.

Mısır, 2022 yılında IMF ile 3 milyar dolarlık kredi programı üzerinde anlaşarak bunun 347 milyon dolarlık ilk dilimini almış, IMF geçtiğimiz mart ayından bu yana program kapsamındaki iki incelemeyi ertelemişti.

Basın toplantısında konuşan IMF sözcüsü Julie Kozak'a göre, IMF, Mısırlı yetkililerle, IMF tarafından desteklenen Mısır ekonomik reform programı birinci ve ikinci birleşik gözden geçirmeler konusunda uzman düzeyinde bir anlaşmaya varmak amacıyla kapsamlı bir politika paketine ilişkin görüşmelerde mükemmel ilerleme kaydetmeye devam ediyor.



Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.


Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

Arap ve İslam dünyası, İsrail’in Batı Şeria üzerinde egemenlik kurma girişimini reddediyor

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Endonezya, Pakistan, Mısır ve Türkiye dışişleri bakanları, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’da yasa dışı İsrail egemenliğini dayatmayı, yerleşimleri pekiştirmeyi ve yeni bir hukuki ve idari fiili durum oluşturmayı hedefleyen karar ve uygulamalarını en sert ifadelerle kınadı. Söz konusu adımların, Batı Şeria’nın yasa dışı ilhakına yönelik girişimleri hızlandırdığı ve Filistin halkının zorla yerinden edilmesine yol açtığı vurgulandı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak bildiride, İsrail’in işgal altındaki Filistin toprakları üzerinde herhangi bir egemenliğinin bulunmadığı bir kez daha yinelendi. Bakanlar, İsrail’in Batı Şeria’da sürdürdüğü yayılmacı politikalar ve hukuka aykırı uygulamaların bölgede şiddeti ve çatışmayı körüklediği uyarısında bulundu.

fevfev
İsrail ordusuna ait buldozerler, Batı Şeria’nın Ramallah kentinin batısındaki Şukba köyünde Filistinlilere ait üç evi yıktı. (AFP)

Bakanlar, bu hukuka aykırı uygulamaları kesin bir dille reddettiklerini belirterek, söz konusu adımların uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu, iki devletli çözümü baltaladığını ve Filistin halkının 4 Haziran 1967 sınırları içinde, başkenti Kudüs olan, bağımsız ve egemen bir devlet kurma yönündeki devredilemez hakkına saldırı niteliği taşıdığını vurguladı. Açıklamada, bu uygulamaların bölgede barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik devam eden çabaları da sekteye uğrattığı ifade edildi.

Bakanlar ayrıca, işgal altındaki Batı Şeria’da hayata geçirilen bu yasa dışı uygulamaların hükümsüz ve geçersiz olduğunu, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin özellikle 1967’den bu yana, Doğu Kudüs dahil olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının demografik yapısını, karakterini ve statüsünü değiştirmeyi amaçlayan tüm İsrail uygulamalarını kınayan 2334 sayılı kararı başta olmak üzere BM kararlarının açık ihlali anlamına geldiğini kaydetti. Açıklamada, 2024 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından yayımlanan danışma görüşüne de atıf yapılarak, İsrail’in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki politika ve uygulamalarının ve bu topraklardaki varlığının hukuka aykırı olduğu hatırlatıldı.

sdfrg
İsrailli askerler, işgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinde yerleşimcilerin yaptığı bir tur sırasında nöbet tutuyor. (Reuters)

Bakanlar, uluslararası topluma yasal ve ahlaki sorumluluklarını üstlenmesi çağrısını yineleyerek, İsrail’i işgal altındaki Batı Şeria’da tehlikeli tırmanışı ve yetkililerinin kışkırtıcı açıklamalarını durdurmaya zorlaması gerektiğini vurguladı.

Açıklamada, Filistin halkının kendi kaderini tayin etme hakkının ve iki devletli çözüm temelinde, uluslararası meşruiyet kararları ile Arap Barış Girişimi doğrultusunda devletini kurma yönündeki meşru taleplerinin karşılanmasının, bölgede güvenlik ve istikrarı garanti altına alacak adil ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın tek yolu olduğu ifade edildi.


Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
TT

Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’li müzakerecilerle gerçekleştirdiği görüşmelerin ilk turunun sonuçları hakkında meclis üyelerini bilgilendirdi. Diğer yandan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, Tahran ile Washington arasında nükleer müzakerelerde arabuluculuk rolü üstlenen Umman’a yarın bir heyetin başında gitmeyi planladığını açıkladı.

Laricani’nin ziyareti, geçen hafta sonu Umman’da yaklaşık dokuz aylık aranın ardından yapılan dolaylı görüşmelerin ilk turunu izleyen ve İran-ABD hattında ikinci bir müzakere turuna ilişkin beklentilerin arttığı bir döneme denk geliyor.

Söz konusu görüşmeler, ABD’nin İran yakınlarında deniz kuvvetlerini artırdığı ve Tahran’ın olası bir saldırıya sert karşılık vereceğini duyurduğu bir ortamda, diplomasiye yeni bir fırsat açmayı amaçlıyor.

Laricani, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, Umman’da üst düzey yetkililerle bir araya gelerek son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele alacağını, bunun yanı sıra ikili iş birliğini farklı düzeylerde değerlendireceğini belirtti.

Müzakerelerin bir sonraki turunun tarih ve yerinin ise henüz açıklanmadığı kaydedildi. Nükleer görüşmelere, İran’da Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin nezaret ettiği ve nihai kararların, Dini Lider Ali Hamaney’in onayının ardından alındığı ifade edildi.

scdvfgth
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, 18 Ocak’ta Tahran’da Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin için düzenlenen resepsiyonun ardından ofisinden ayrılırken görülüyor. (Laricani’nin internet sitesi)

Laricani’nin Umman’a yapacağı ziyaretin duyurulması, Arakçi’nin bugün parlamentoyu, kapalı kapılar ardında yapılan bir oturumda görüşmelerin sonuçları hakkında bilgilendirmesiyle eş zamanlı gerçekleşti.

Parlamentonun Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Yardımcısı Abbas Muktedayi, oturumun yapıldığını doğrulayarak, İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin de Arakçi ile birlikte toplantıya katıldığını bildirdi.

Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise “İran sıfır zenginleştirmeyi kabul etmeyecektir” diyerek, ‘ülkenin ulusal gücünün unsurlarından biri olan füze kapasitesinin hiçbir şekilde müzakere konusu yapılamayacağını’ vurguladı.

Parlamento Başkanlık Divanı Sözcüsü Abbas Guderzi de Dışişleri Bakanı ile Genelkurmay Başkanı’nın toplantı sırasında İran’ın uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesine karşı olduklarını açıkça ifade ettiklerini söyledi.

Guderzi, ‘müzakerelerin yeri ve çerçevesinin tamamen İslam Cumhuriyeti tarafından belirlendiğinin’ teyit edildiğini belirterek, bunun ‘İran’ın diplomasi sahasındaki gücünü yansıttığını’ dile getirdi. Ancak bu tutumun hangi tarafça ilan edildiğine dair ayrıntı vermedi.

Öte yandan Arakçi dün düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin ‘gerçek müzakereler yürütme’ konusundaki ciddiyetine dair şüphelerini dile getirdi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Arakçi, İran’ın ‘tüm işaretleri değerlendirdikten sonra müzakerelere devam edip etmeme konusunda karar vereceğini’ söyledi ve bu kapsamda Çin ve Rusya ile istişareler yürütüldüğünü ifade etti.

frvfr
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın Ortadoğu’daki operasyonlardan sorumlu komutanı Amiral Brad Cooper, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı’nın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile birlikte uçak gemisi “Abraham Lincoln” üzerinde (ABD Donanması – AFP).

İran, kırmızı çizgileri olarak gördüğü tutumunda ısrarcı davranıyor. Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı kalmasını kabul ediyor ve barışçıl bir nükleer programa sahip olma hakkını vurguluyor. Buna karşılık, Körfez’de geniş bir deniz gücü konuşlandıran ve bölgedeki üslerde askeri varlığını artıran ABD, iki ek başlığı da içeren daha kapsamlı bir anlaşma talep ediyor. Washington’un gündemindeki bu başlıklar, İran’ın füze kapasitesinin sınırlandırılması ve Tahran’ın İsrail’e düşman silahlı gruplara verdiği desteğin sona erdirilmesi olarak öne çıkıyor.

İsrail ise bu iki başlıkta herhangi bir taviz verilmemesi gerektiğini savunuyor. Bu çerçevede İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun çarşamba günü Washington’a gitmesi bekleniyor.