İsrailli esirlerin gizli muhafızı olan Gölge Birimi hakkında ne biliyoruz?

İsrailli esirleri korumakla görevlendirilen Gölge Birimi nedir? (X)
İsrailli esirleri korumakla görevlendirilen Gölge Birimi nedir? (X)
TT

İsrailli esirlerin gizli muhafızı olan Gölge Birimi hakkında ne biliyoruz?

İsrailli esirleri korumakla görevlendirilen Gölge Birimi nedir? (X)
İsrailli esirleri korumakla görevlendirilen Gölge Birimi nedir? (X)

Kahire'de Hamas hareketi ile arabulucular arasında Gazze'de ateşkes anlaşmasına varılması ve çatışmaların Ramazan Ayı’ndan önce durdurulması amacıyla gerçekleştirilen görüşmelerin tıkandığı konuşulurken, Reuters, İsrail'in görüşmeleri boykot ettiğini açıkladı. Çünkü Hamas, İsrail’in hâlâ hayatta olan esirlerin isimlerinin yer aldığı bir liste verilmesi talebini reddetti.

Hamas ve onun silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları, Gazze savaşının başlamasından 150 gün sonra taleplerine ulaşmak için en büyük kozu olan ‘İsrailli esirler’ kartını zorluyor. El-Kassam Tugayları, saklanmanın ve siper almanın zor olduğu bir dönemde İsrailli esirleri en gizli birimi olan Gölge Birimi’nin gözetiminde gözlerden ve radarlardan gizliyor. İsrail, Gazze Şeridi'nde hâlâ 136 esirin tutulduğunu söylüyor.

(foto altı) Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri (İzzeddin el-Kassam Tugayları medya birimi)
Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları üyeleri (İzzeddin el-Kassam Tugayları medya birimi)

Ancak şöyle bir soru sorulabilir: Gölge Birimi bu esirlerin hayatlarını nasıl koruyabildi ve onları nasıl gizleyebildi? İsrail'in ölüm makinesi, 7 Ekim'den bu yana kuşatma altında olan Gazze Şeridi'nde amansız bir savaş yürütüyor ve Gazze Şeridi boyunca Gazzelileri takip ediyor. Zamanla saklanma ve kaçma görevi zorlaştı ancak Gölge Birimi bu normun istisnası olacak şekilde oluşturuldu.

Gölge Birimi nedir?

Gölge Birimi, İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın en gizli ve profesyonel birimlerinden biridir. Tugaylara göre birimin tek görevi, el-Kassam Tugayları tarafından tutulan İsrailli esirlerin hayatlarını korumak, bulundukları yerleri gizlemek ve İsrail ordu istihbaratını yanıltmak. El-Kassam Tugayları, birimin hassasiyetinden dolayı bu konuda çok gizli davranıyor. Gölge Birimi’ni denetleme görevi de doğrudan İzzeddin el-Kassam Tugayları Komutanı Muhammed ed-Dayf'a verildi.

İzzeddin el-Kassam Tugayları neden Gölge Birimi’ni kurdu?

‘Özel görev birimi’ olarak nitelendirilen Gölge Birimi, Haziran 2006'da el-Kassam Tugayları’nın diğer Filistinli grupların da katılımıyla İsrail askeri Gilad Şalit'i kaçırmasının ardından kuruldu. O dönemde Gölge Birimi, yakalanan asker Gilad Şalit'in güvenliğini sağlamak ve onu hayatta tutmak, İsrail güvenlik ve istihbarat servislerini yanıltmak, kendisine ulaşmasını veya suikast yapmasını engellemekle görevlendirildi. Gölge Birimi, kuruluşundan 10 yıl sonra, bir videoyla ortaya çıkarıldığı 2016 yılının başlarına kadar gizli kaldı. Gölge Birimi’nin şu ana kadarki üye sayısı bilinmiyor. Birim, Şalit'i beş yıl boyunca alıkoymayı ve onu İsrail hapishanelerindeki binden fazla Filistinli mahkumla takas etmeyi başararak ilk görevini başarıyla tamamladı.

(foto altı) Gilad Şalit (CNN)
Gilad Şalit (CNN)

Gölge Birimi nasıl çalışır?

Gölge Birimi son derece hassas ve gelişmiş kamuflaj, aldatma ve kaçınma yöntemlerini benimser. Şarku'l Avsat'ın Filistin raporlarından edindiği bilgiye göre Gölge Birimi Şalit'i İsrail'in takibi altında Gazze Şeridi'nden Mısır sınırları içine taşımayı başardı. İsrail'in yerini belirlemesi mümkün değildi.

Şalit Anlaşması’ndan Aksa Tufanı’na

Gölge Birimi, İsrail askeri Gilad Şalit'i yaklaşık beş yıl boyunca Mossad'dan saklamayı başardı; ta ki İsrail, Şalit Anlaşması olarak da bilinen takas anlaşmasını tamamlamak zorunda kalana kadar. Filistin resmi haber ajansı WAFA’nın haberine göre bu anlaşma sonucu İsrail hapishanelerinden bin 50 erkek ve kadın mahkûm serbest bırakıldı.  Gölge Birimi, İsrail'in 2014 yılında Gazze'ye düzenlediği üçüncü savaş sırasında el-Kassam Tugayları tarafından yakalanan iki askerin de aralarında bulunduğu dört İsrailliyi korumakla görevlendirildi. Hamas'ın 7 Ekim'de İsrail'e karşı başlattığı Aksa Tufanı Operasyonu'ndan sonra Gölge Birimi’nin sorumluluğu 200 ila 250 İsrailli esiri korumak, güvenliklerini sağlamak ve hayatlarını kurtarmaktı.

Gölge Birimi’ndeki kadınlar

İnsani ateşkesin sağlanmasının ardından gerçekleştirilen ilk esir değişimi anlaşmasında Gölge Birimi mensupları, İsrailli ve Taylandlı esirleri Uluslararası Kızılhaç Komitesi’ne (ICRC) teslim etmek için cuma günü öğleden sonra saat dörtte, camları filmli arabalarla aniden yola çıktılar.

(foto altı) Esir değişimi anlaşması sırasında İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın bazı üyelerinin kadın olduğu iddia edildi. (İzzeddin el-Kassam Tugayları medya birimi)
Esir değişimi anlaşması sırasında İzzeddin el-Kassam Tugayları'nın bazı üyelerinin kadın olduğu iddia edildi. (İzzeddin el-Kassam Tugayları medya birimi)

Gazze Şeridi'ndeki bazı Filistinli aktivistler, el-Kassam Tugayları'nın Refah Sınır Kapısı’nda bir dizi İsrailli esiri ICRC ekiplerine teslim ettiği anın fotoğraflarını sosyal medyada paylaştı. Filistin silahlı grubunun üyeleri arasında kadınların da olduğu dikkat çekti. O dönem medya kuruluşları, Gölge Birimi üyelerinin bazılarının fiziksel özelliklerinin kadınsı olduğunu söyleyerek, birimin misyonu esir kadınlara bakmak olan kadın unsurları da içerdiğini ileri sürmüştü. Esaretinden 15 gün sonra insani gerekçelerle Gazze'den serbest bırakılan İsrailli esir Yochaved Lifshitz, kendisine ve diğer esirlere iyi davranıldığını söyledi. Lifshitz, “Kadın esirlerle ilgilenen kadınlar vardı. Çünkü onların ihtiyaçlarını biliyorlardı. El-Kassam Tugayları esirlerin temizliğine ve sağlığına iyi bakıyordu” ifadelerini kullandı.

(foto altı) Serbest bırakılan esir Yochaved Lifshitz (Reuters)
Serbest bırakılan esir Yochaved Lifshitz (Reuters)

Birim üyeleri nasıl seçiliyor?

2016 yılında El-Aksa TV, Gölge Birimi’ne ilişkin bilgiyi kamuoyuna açıkladığında, el-Kassam Tugayları, bu birimin mensuplarının seçiminin sıkı kriterlere tabi olduğunu, yeteneklerini artıracak ve kendilerine verilen görevleri yerine getirmelerine yardımcı olacak özel eğitimlerden geçtiklerini ifade etti. El-Kassam Tugayları, Gölge Birimi üyelerinin seçilmesine ilişkin mekanizmanın büyük bir titizlikle yürütüldüğünü belirterek, ‘altın terazi’ olarak tanımlanan kesin standartlara göre doğrudan ve dolaylı birçok teste tabi tutulduklarını, güvenlik ve askeri kapasitelerini artırmak için özel eğitimlerden geçtiklerini vurguladı. Kimlerin seçileceğine dair kriterler ve özellikler özetle şöyle: Filistin davasına derin bağlılık, yüksek fedakârlık, kurtuluş arzusu, kıvrak zeka, kriz ve acil durumlara müdahale ve tehlikeleri sezme yeteneği, gizliliğe önem verme, dedikodudan nefret ve askeri yetenekler.



Suçlamalar ve askeri yığınak... Sudan ve Etiyopya bir çatışmanın eşiğinde mi?

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)
TT

Suçlamalar ve askeri yığınak... Sudan ve Etiyopya bir çatışmanın eşiğinde mi?

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)
Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, daha önce Hartum’da gerçekleşen bir görüşmede (Etiyopya Başbakanlık Ofisi)

Sudan ile Etiyopya arasındaki ilişkiler, silahlı gruplara destek verilmesi ve insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırılar düzenlenmesi yönündeki karşılıklı suçlamaların ardından benzeri görülmemiş bir gerilim sürecine girdi. Ortak sınır hattında yaşanan askeri hareketlilik ise krizin bölgesel çapta açık bir çatışmaya dönüşebileceği yönündeki endişeleri artırıyor.

Bu gerilim, Sudan’ın, ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında süren savaş nedeniyle son derece karmaşık bir iç krizden geçtiği dönemde yaşanıyor. Söz konusu durum, Hartum yönetiminin yeni bir dış krizle başa çıkma kapasitesine ilişkin soru işaretlerini gündeme getirirken, karşılıklı suçlamaların siyasi ve güvenlik boyutunda mı kalacağı yoksa doğrudan askeri çatışmaya mı dönüşeceği tartışılıyor.

Gözler, Afrika Boynuzu uzmanı Cameron Hudson’ın değerlendirmelerine çevrilmiş durumda. Hudson, Sudan ile Etiyopya arasındaki diplomatik ilişkilerin kötüleştiğine ve Hartum’un ortak sınır yakınında askeri güç yığınağı yaptığına dikkat çekti. Bu değerlendirme, Sudan ordusunun birkaç gün önce Addis Ababa yönetimini Sudan’a yönelik düşmanca faaliyetlere karışmakla suçlamasının ardından geldi. Sudan ordusu ayrıca, Etiyopya’daki Bahir Dar Havalimanı’nın, HDK’ye ait İHA’ların kalkış noktası olarak kullanılmasına izin verildiğini öne sürdü.

Hudson, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, Sudan’ın ‘Etiyopya ile diplomatik ilişkilerini kestiğini ve sınır bölgesine yeni askeri birlikler sevk ettiğini’ öne sürdü. Hudson, iki ülke arasındaki tarihsel gerilimin daha geniş çaplı bir çatışmaya dönüşme ihtimalinden duyduğu endişeyi dile getirirken, Sudan’ın 2023’ten bu yana devam eden iç savaş nedeniyle son derece hassas bir süreçten geçtiğine dikkat çekti. Sudan tarafından diplomatik ilişkilerin tamamen kesildiğine dair resmî bir açıklama yapılmamış olsa da Hartum yönetimi Etiyopya Büyükelçisi’ni geri çağırdı. Bu adım, Sudan ordusunun Etiyopya ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni (BAE), Hartum Havalimanı ve diğer noktaları hedef alan İHA saldırılarına karışmakla suçlamasının ardından geldi.

Sudan ordusu geçen hafta yaptığı açıklamada, son saldırıların Etiyopya’daki Bahir Dar Havalimanı’ndan başlatıldığını öne sürerken, Addis Ababa yönetimi bu suçlamaları kesin bir dille reddederek ‘hiçbir temele dayanmadığını’ savundu.

Bu gelişmeler, Reuters tarafından aylar önce yayımlanan bir araştırma dosyasının ardından gündeme geldi. Söz konusu haberde, Etiyopya’nın Sudan sınırındaki Benishangul-Gumuz bölgesinde, HDK mensubu binlerce savaşçının eğitildiği gizli bir kamp bulunduğu iddia edilmişti. Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre bu bilgiler saha kaynakları ve uydu görüntülerinden elde edildi.

Haberde ayrıca bu kampın, Sudan’daki savaşın bölgesel boyuta taşındığının göstergesi olduğu değerlendirmesi yapılırken, Etiyopya makamları konuya ilişkin resmî bir açıklama yapmadı. Aynı bağlamda, Yale Üniversitesi bünyesindeki İnsani Araştırmalar Laboratuvarı tarafından yayımlanan bir raporda da,geçtiğimiz nisan ayında Asosa kentindeki bir askeri üste HDK lehine Etiyopya kaynaklı askeri destek işaretlerinin tespit edildiği belirtildi.

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ile Aralık 2023’te Addis Ababa’da bir araya geldi. (X)Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) Komutanı Korgeneral Muhammed Hamdan Daklu (Hamideti) ile Aralık 2023’te Addis Ababa’da bir araya geldi. (X)

Etiyopya ise suçlamalara karşılık vererek, Sudan’ın Tigray bölgesindeki hükümet karşıtı grupları desteklediğini ve Etiyopya’nın toprak bütünlüğünü ihlal ettiğini öne sürdü. Etiyopya Dışişleri Bakanlığı ayrıca Hartum yönetimini, HDK ile yürütülen savaşta bazı Tigraylı isyancıları kullanmakla suçladı. Bakanlık, iki ülke arasındaki ilişkileri koruma amacıyla bu iddiaları daha önce kamuoyuna açıklamaktan kaçındığını belirtti.

Mevcut gerilim, iki ülke arasında uzun yıllardır süregelen karşılıklı güvensizlik ve örtülü çatışma geçmişine dayanıyor. Etiyopya, farklı dönemlerde Sudanlı muhalif gruplara ev sahipliği yaparken, özellikle Sudan Halk Kurtuluş Hareketi lideri John Garang ile Sudanlı taraflar arasındaki arabuluculuk süreçlerinde de siyasi rol üstlendi. Sudan’daki mevcut savaşın başlamasının ardından Addis Ababa yönetimi, Korgeneral Muhammed Hamdan Dagalu (Hamideti) liderliğindeki HDK heyetini ağırlarken, eski Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk öncülüğündeki Sivil Demokratik Güçler Koordinasyonu (Tekaddum) da dahil olmak üzere Sudanlı sivil muhalif grupların toplantılarına ev sahipliği yaptı.

Öte yandan Sudan da geçmişte Etiyopya’nın iç çatışmalarında etkili roller üstlendi. Sudanlı İslamcı lider Hasan et-Turabi, geçmişte verdiği röportajlarda Etiyopyalı isyancıların Addis Ababa’ya Etiyopyalılar tarafından kullanılan Sudan tanklarıyla girdiklerini söylemişti. Sudan Ulusal Güvenlik Eski Danışmanı el-Fatih Urve ise 1991 yılında Mengistu Haile Mariam rejiminin devrilmesinin ardından, Etiyopya eski Devlet Başkanı Meles Zenawi’yi Hartum’dan Addis Ababa’ya taşıyan uçağı kendisinin kullandığını açıklamıştı.

Ancak iki ülke arasındaki ilişkiler, 1995 yılında dönemin Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’e yönelik Addis Ababa’daki suikast girişiminin ardından ciddi bir gerilim sürecine girdi. Mübarek, o dönemde Afrika Birliği (AfB) zirvesine katılmak üzere Etiyopya’da bulunuyordu. Etiyopya ve Mısır, Sudan eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir yönetimini ve Ulusal İslam Cephesi hareketini saldırıya karışmakla suçlamış, Hartum yönetimi ise bu iddiaları reddetmişti. İki ülke arasındaki gerilimin önemli başlıklarından biri de Sudan’ın doğusundaki el-Faşka sınır bölgesi olmaya devam etti. Sudan ordusu, 2020 yılının sonunda bölgede yeniden konuşlanarak uzun yıllardır Etiyopyalı grupların kontrolünde bulunan bazı alanları geri aldı. Addis Ababa yönetimi ise bu hamleyi, Etiyopya’nın Tigray bölgesindeki savaşla meşgul olmasının fırsata çevrilmesi olarak değerlendirdi.

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Port Sudan’da daha önceki bir görüşmede (Sudan Egemenlik Konseyi)Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed, Port Sudan’da daha önceki bir görüşmede (Sudan Egemenlik Konseyi)

Mevcut gerilim ortamında temel sorulardan biri, karşılıklı suçlamaların doğrudan bir savaşa dönüşüp dönüşmeyeceği olarak öne çıkıyor. Askeri uzmanlar, taraflar açısından siyasi, askeri ve ekonomik maliyetlerin yüksek olması nedeniyle kapsamlı bir savaş ihtimalinin halen sınırlı olduğu görüşünde birleşiyor. Uzmanlara göre Sudan ordusu zaten Nisan 2023’ten bu yana HDK ile geniş çaplı bir savaş yürütürken, Etiyopya da çeşitli bölgelerde iç karışıklıklar ve karmaşık güvenlik sorunlarıyla karşı karşıya bulunuyor.

Sudanlı askeri uzman Dr. Cemal eş-Şehid, Sudan ile Etiyopya arasındaki gerilimin artık geleneksel diplomatik anlaşmazlıkların ötesine geçtiğini, stratejik mesajlar ve güvenlik baskılarının karşılıklı olarak verildiği bir aşamaya ulaştığını söyledi. Ancak eş-Şehid, mevcut koşullarda taraflar arasında kapsamlı bir askeri çatışma çıkmasını düşük ihtimal olarak değerlendirdi. Gerilimin özellikle el-Faşka bölgesi, Nahda (Hedasi) Barajı ve silahlı gruplara destek verildiği yönündeki karşılıklı suçlamalar nedeniyle sınırlı sınır çatışmalarına dönüşebileceğini belirten eş-Şehid, Sudan’ın şu anda önceliğinin iç savaşı sonuçlandırmak ve ülke içinde istikrarı yeniden sağlamak olduğunu, bu nedenle dış cephede bir savaşın son derece maliyetli olacağını ifade etti.

Öte yandan emekli pilot yarbay et-Tayyib el-Malekabi, mevcut gerilimin yalnızca siyasi söylem düzeyinde kalmadığını ve bölgesel bir çatışmanın yaklaşmakta olduğuna işaret edebileceğini savundu. Bununla birlikte el-Malekabi, Sudan ordusunun Etiyopya ile açık bir savaşa girecek düzeyde fiili askeri hazırlığa sahip olmadığını düşündüğünü söyledi. El-Malekabi ayrıca dış tehdit söyleminin, iç savaşın yarattığı baskıları hafifletmeye yönelik bir araç olarak da kullanılıyor olabileceğini dile getirdi.

Diplomatik gerilim, askeri hareketlilik, sınır anlaşmazlıkları ve karşılıklı müdahale suçlamalarının gölgesinde, Sudan ile Etiyopya arasındaki ilişkilerin son derece hassas bir sınavdan geçtiği değerlendiriliyor. Uzmanlara göre güvenlik kırılganlığının ve çok katmanlı çatışmaların hâkim olduğu Afrika Boynuzu’nda olası bir doğrudan çatışma, yalnızca iki ülke için değil, bölgenin tamamının istikrarı açısından yeni bir tehdit oluşturabilir.


El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya

El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya
TT

El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya

El-Zeydi hükümeti bugün güven oylamasıyla karşı karşıya

Ali el-Zeydi başkanlığında kurulması planlanan yeni Irak hükümeti, güvenoyu sınavıyla karşı karşıya bulunuyor. Irak Parlamento Başkanlığı’nın bugün kabine oylaması için tarih belirlemesiyle birlikte, bakanlıkların paylaşımı konusundaki anlaşmazlıklar sürerken, sürpriz bir gelişme yaşanmaması hâlinde hükümet listesinin parça parça olarak oylanabileceği belirtiliyor.

Parlamento Başkanlığı Basın Dairesi, oturum gündeminde hükümet programı ile Zeydi kabinesinin oylanmasının yer aldığını açıkladı. Bu durum, özellikle Koordinasyon Çerçevesi içindeki görüş ayrılıkları devam etse de siyasi güçlerin hükümete güvenoyu verme yönünde ilerlediğine işaret ediyor.

Siyasi bloklar, bakanlıklar ve başbakan yardımcıları konusundaki müzakerelerini dün akşam saatlerine kadar sürdürdü. Taraflar üzerinde, olası bir siyasi boşluk ya da gerilimi önlemek amacıyla hükümetin bayram tatilinden önce kurulması yönünde baskı olduğu ifade edildi.

Kaynaklar Şarku’l Avsat’a, milletvekillerinin büyük bölümünün adayların özgeçmişlerini henüz incelemediğini belirtti. Bunun yanında, bakanlık kotalarının paylaşımı, silahların yalnızca devletin kontrolünde toplanması meselesi ve Zeydi’yi destekleyen siyasi güçlerin silahlı gruplarla ilişkisi konularındaki anlaşmazlıkların da sürdüğü kaydedildi.

Sızan bilgilere göre eğitim, sanayi, savunma ve dışişleri bakanlıklarını kapsayan dağılım üzerinde uzlaşmaya yaklaşılırken, Zeydi “ekonomik ve kalkınma öncelikli yeni bir hükümet kurmaya çalıştığını” söyledi.


Darfur Valisi: Hızlı Destek Kuvvetleri en büyük suçları işledi

Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)
Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)
TT

Darfur Valisi: Hızlı Destek Kuvvetleri en büyük suçları işledi

Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)
Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur bölge valisi Minni Arko Minawi (Şarku’l Avsat)

Minni Arko Minawi, Sudan Kurtuluş Hareketi lideri ve Darfur Bölge Valisi olarak, Hızlı Destek Kuvvetleri’nin (HDK) Sudan’da “en büyük suçları” işlediğini ve ülkenin savaşın ağırlığı altında çöktüğünü söyledi.

Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, güçlerinin silaha “zorunlu olarak” sarıldığını belirten Minawi, Sudan ordusunun yanında yer almalarını ise “Sudan halkını, tarihini ve topraklarını hedef alan saldırıların dayattığı bir zorunluluk” olarak nitelendirdi.

İnsani trajedi derinleşirken, yerinden edilme ve yıkımın boyutu da giderek artıyor. Minawi, bu ortamda herhangi bir “başarıdan” söz etmenin gerçeklikten uzak olduğunu kabul ederek, savaşın can kayıplarından ekonomik kaynaklara kadar her şeyi tükettiğini vurguladı.

Darfur’daki yerinden edilmiş sivillerin kamplarındaki durumu “felaket” olarak nitelendiren Minawi, özellikle eğitim, sağlık ve kamu hizmetleri başta olmak üzere temel hizmetlerin neredeyse tamamen çöktüğünü ifade etti. Ayrıca sivillerin geniş çaplı yağma ve yoksullaştırma operasyonlarına maruz kaldığını söyledi.

Tahminlere göre çatışmalarda on binlerce kişi hayatını kaybederken, Sudan içinde ve dışında 10 milyondan fazla kişi yerinden edildi.