Gazze savaşı Yahudileri daha sağ eğilime yönelttihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/4930831-gazze-sava%C5%9F%C4%B1-yahudileri-daha-sa%C4%9F-e%C4%9Filime-y%C3%B6neltti
Yerleşimciler Perşembe günü bir yerleşim karakolu kurmak için Gazze Şeridi’ne geçmeye çalışıyor (DPA)
Yahudi Halk Politikası Enstitüsü (JPPI) tarafından gerçekleştirilen yeni bir kamuoyu yoklaması, Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırısı ve İsrail’in buna altı aydır devam eden geniş kapsamlı bir savaşla karşılık vermesinin, Yahudi kamuoyundaki sağ eğilimin ve savaşa verilen desteğin arttığını ve barış sürecine verilen desteğin ise azaldığını gösterdi.
Şarku’l Avsat’ın İsrail medyasından aktardığı habere göre JPPI, Kasım ayında yapılan benzer anket ile Mart ayında yapılan son anketin sonuçlarını karşılaştırdı.
Bunun sonucunda, ankette sorulan tüm sorularda aşırılığın arttığı görüldü.
Son ankete göre, İsrail’deki Yahudilerin yüzde 57’si (sağcı parti seçmenlerinin yüzde 92’si) yerleşim birimlerin caydırıcılık yarattığına ve tüm İsrail vatandaşlarının güvenliğine katkıda bulunduğuna inanıyor.
Yahudilerin yüzde 43’ü ise, yerleşim birimlerinin İsrail ordusu için bir yük olduğuna ve tüm İsraillilerin güvenliğine zarar verdiğini düşünüyor.
Muhalefet partisi seçmenlerinin yüzde 72’si ise bunun bir yük olduğuna inanıyor.
Ankete katılan Yahudilerin yüzde 79’u yakın gelecekte Filistinlilerle bir barış anlaşmasına varma şansının olmadığına inanırken, yüzde 65’lik bir kesim bu fikre ‘kesinlikle katıldığını’ ifade etti.
İsrail’deki Arap vatandaşlar arasındaki yüzde 24’lük kesim bu ifadeye ‘kesinlikle’ katıldığını, yüzde 15 oranındaki katılımcılar ise ‘kısmen’ katıldığını belirtti.
İşçiler işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşim yeri Maale Adumim’deki bir inşaat sahasında çalışıyor (AFP)
JPPI Başkan Yardımcısı Shuki Friedman’a göre anketin sonuçları, İsrail toplumunda yerleşimler meselesi ve bunların İsrail’in güvenliğine katkısı konusunda var olan derin tartışmayı ortaya koyuyor.
Halkın çoğu yerleşim yerlerini bir hazine olarak görürken, bunun tersini düşünen bir azınlık da var.
Friedman, “İsrail’de halkın çoğunluğu yerleşimleri bir güç kaynağı olarak görse de, Batı Şeria’daki yerleşimler bir felaketle karşı karşıya. ABD hükümetinin bazı yerleşimcilere uyguladığı yaptırımlar ve seçilmiş yetkililerin sorumsuz açıklamaları yerleşim birimleri ve yerleşimcileri tehlikeye atabilir” dedi.
Moraller düşüyor
Anket, İsrail vatandaşlarının moralinin hızla düştüğünü de gösterdi.
Kasım ayında yapılan ankette yüzde 74’lük bir kesim iyimser olduğunu söylerken, son ankette iyimserlerin oranı yüzde 56’ya düştü.
Öte yandan kötümserlerin oranı yüzde 23’ten yüzde 42’ye çıktı.
İsrail’in Lübnan’ın güneyine yönelik saldırısında yıkılan bir evi inceleyen vatandaşlar (AFP)
Yahudilerin yüzde 23’ü “Eğer yurt dışına göç etme imkanım olsaydı bunu yapardım” derken, dindar Yahudilerin yüzde 3’ü aynı yanıtı verdi.
İsrailli Arapların ise yüzde 27’si de imkanı olsa yurt dışına göç edeceğini söyledi.
Anket, diğer anketlerde görülen, Başbakan Binyamin Netanyahu’ya olan güvenin bir miktar arttığını gösteren verileri doğruladı.
Ancak bu oran rahatsız edici derecede düşük kaldı. Netanyahu’ya olan güven Kasım ayındaki ankette yüzde 17 iken, bu ay yapılan son ankette yüzde 19’a yükseldi.
Buna karşılık, hükümete olan güven ise daha da azaldı, Yüzde 7 olan bu oran, yüzde 6’ya geriledi.
Öte yandan orduya güven yüzde 75’ten yüzde 85’e çıktı.
Ankete katılanların yüzde 61’i, İsrail ordusunun savaşta Hamas’a karşı zafer kazanacağına inandığını söyledi.
Yüzde 63’ü savaşın genişletilmesini ve Lübnan’da Hizbullah’a saldırılmasını desteklediğini söyledi. Bu oran Kasım ayında yüzde 55’ti.
Suriye, SDG birleşmesinin tamamlandığı duyurusunu ihtiyatlı bir memnuniyetle karşıladı
Abdi, Suriye ordusu üniformaları giymiş bir grup askeriyle birlikte (Sosyal medya)
Suriye 29 Ocak 2026 Anlaşması'nın uygulanmasını izlemekle görevli başkanlık ekibinin sözcüsü Ahmed el-Hilali, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Lideri Mazlum Abdi'nin entegrasyon açıklamasını, "SDG'nin feshinin" kabulü olarak nitelendirip memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Ancak Hilali, "Entegrasyon kararının ilan edilmesi ile bunun sahadaki idari ve pratik düzenlemelerinin tamamlanması arasında fark vardır" vurgusunu yaptı.
Sözcü, parti sembollerinin ve bayraklarının kurum ile meydanlardan kaldırılması gibi önceki adımlarla birlikte yapılan bu açıklamanın, sürecin doğru yönde ilerlediğini doğruladığını ifade etti.
Mazlum Abdi daha önce, ulusal devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin tamamlandığını açıklamış; ancak eski "özerk yönetim" sınırları içerisindeki bölgelerde "Suriye devleti adıyla yeni kurumlar kurulduğunu, eski kurumların ise faaliyetlerine devam edeceğini" kaydetmişti.
Öte yandan Şam yönetimi, Doğu Guta'daki kimyasal katliamın 13. yıl dönümünde, kurbanlar ve hayatta kalanlar için adalet sağlanacağını, devrik rejimin unsurları ile bu olayda parmağı olan herkesin hesap vermesinin sağlanacağını vurguladı.
Tunus açıklarında göçmenleri taşıyan bir teknenin batmasının ardından en az 13 Tunusludan haber alınamıyorhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5309760-tunus-a%C3%A7%C4%B1klar%C4%B1nda-g%C3%B6%C3%A7menleri-ta%C5%9F%C4%B1yan-bir-teknenin-batmas%C4%B1n%C4%B1n-ard%C4%B1ndan-en-az-13
Tunus açıklarında göçmenleri taşıyan bir teknenin batmasının ardından en az 13 Tunusludan haber alınamıyor
Akdeniz'de bir teknede bulunan göçmenler, bir kurtarma gemisinden yardım bekliyor (Arşiv-Reuters)
Tunus İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı bugün yaptığı açıklamada, İtalya'ya gitmek üzere denize açılan göçmen teknesinin Tunus açıklarında batmasının ardından en az 13 Tunuslunun kaybolduğunu belirtti. Olayda kurtarılan iki kişiden birinin durumunun ağır olduğu bildirildi.
Şarku’l Avsat’ın Reuters’ten aktardığına göre göç konularını takip eden kuruluşun başkanı Mustafa Abdülkebir açıklamasında, teknenin perşembe günü şafak vakti yola çıktığını ve teknedekilerin çoğunun Ben Gardane bölgesinden gençlerden oluştuğunu söyledi.
Şeybani, Barrack ve Mossad Başkanı arasında, Ebu Zuhur Havaalanı’nın bombalanmasından önce gerçekleşen birkaç temasta ne konuşuldu?https://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5309625-%C5%9Feybani-barrack-ve-mossad-ba%C5%9Fkan%C4%B1-aras%C4%B1nda-ebu-zuhur-havaalan%C4%B1%E2%80%99n%C4%B1n
İsrail istihbarat teşkilatının (Mossad) yeni başkanı Roman Gofman (sağda), Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın fotoğrafları (Majalla)
Şeybani, Barrack ve Mossad Başkanı arasında, Ebu Zuhur Havaalanı’nın bombalanmasından önce gerçekleşen birkaç temasta ne konuşuldu?
İsrail istihbarat teşkilatının (Mossad) yeni başkanı Roman Gofman (sağda), Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın fotoğrafları (Majalla)
İbrahim Hamidi yazdı...
Geçtiğimiz hafta, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile İsrail istihbarat teşkilatının (Mossad) yeni başkanı Roman Gofman arasında, Türkiye sınırına yakın kuzey Suriye'deki Ebu Zuhur Havaalanı’na yönelik hava saldırısından önce birden fazla telefon görüşmesi gerçekleşti. Bu ilk temas değildi. Elde ettiğiiz bilgilere göre eski Mossad başkanı David Barnea ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Gil Reich, ABD'nin himayesinde, aralarında Londra ve Paris'in de bulunduğu çeşitli başkentlerde, Şeybani ve eski Suriye istihbarat şefi Hüseyin Selame'nin katıldığı Suriye-İsrail müzakerelerine katıldı.
Söz konusu saldırı, Washington'un üç ortağı olan İsrail, Türkiye ve Suriye arasında gerginliğe yol açtı. Trump, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara hükümetine yönelik politikasını büyük bir başarı olarak görüyor ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yakın bir ilişki sürdürüyor. Tel Aviv ile özel bir ilişkiye ve sürekli desteğe rağmen, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile ilişkisi ise son aylarda gerginleşti.
2024 yılının sonunda Esed'in devrilmesinden sonra İsrail, yüzlerce hava saldırısı düzenleyerek stratejik varlıkları imha etti. Golan Tepeleri'ndeki "tampon bölgeyi" işgal etti, ileri askeri üsler kurdu ve Süveyda'daki Dürzileri destekledi. Ancak, Ebu Zuhur Havaalanı’nın vurulması, Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta olması nedeniyle ilave bir önem taşıyor.
Suriyeli ve Batılı kaynaklardan elde ettiğimiz bilgilere göre, İsrail istihbaratının İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Havaalanında Türk ve Suriye hareketliliğine dair raporlarının ardından, ABD'nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, 6 Ocak'ta Paris'te yapılan son müzakerelerde kararlaştırıldığı üzere “çatışmayı önleme” mekanizmasını devreye sokmaya çalıştı.
Şam, komşularından herhangi birine tehdit oluşturma niyetinde olmadığını ve odak noktasının yeniden inşa ve Suriye'yi enerji koridorları ve boru hatları için bir merkez haline getirmek olduğunu ısrarla belirtiyor
Barrack'ın katıldığı ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın da bir kısmında yer aldığı Suriye ve İsrail arasındaki Paris müzakerelerinde Washington, istihbarat paylaşımı, gerilimi azaltma ve diplomatik ilişkiler için kullanılacak bir “ortak entegrasyon mekanizması” ve “daimî iletişim hücresi” kurulması konusunda anlaşmaya varıldığını duyurdu. Şam, anlaşmanın uygulanması ve bu tür olayları yönetmek, gerilimin yükselmesini önlemekle görevli bir “ortak koordinasyon merkezi”nin Ürdün'de kurulması için baskı yaptı. Ancak İsrail, koordinasyon merkezini aktif hale getirmeyi reddetti ve bunun yerine güney Suriye'ye yönelik askeri operasyonlarını artırdı. Sonuç olarak, taraflar arasında askeri konular, silah kaçakçılığı ve terörizmle ilgili bilgi alışverişini ve diyaloğu kolaylaştırmak için bir Amerikan mekanizması devreye sokuldu.
Buna dayanarak, geçen hafta Şeybani, Gofman ve Barrack arasında birkaç temas gerçekleşti. Açıklamada bulunan bir Batılı yetkiliye göre, Mossad Başkanı Ebu Zuhur Havaalanı'ndaki hareketlilik hakkında bilgi aldı. Şam, üsle ilgili İsrail endişelerinin bir süredir farkındaydı ve Amerikalılar aracılığıyla İsraillilere pistin rehabilitasyonunun nedenlerini açıklayan ve herhangi bir düşmanca niyetin olmadığını vurgulayan mesajlar göndermişti. Ayrıca komşu ülkelere herhangi bir tehdit oluşturma niyetinde olmadığını, odak noktasının yeniden inşa, Suriye'yi enerji koridorları ve boru hatları için bir merkez haline getirmek, sınırları, tehditlere ve kaçakçılığa karşı güvence altına almak olduğunu da vurguladı.
Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara'da Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile görüştü, 8 Ekim 2025 (AFP)
Suriye'nin cevabında, Türk Bayraktar insansız hava araçları ve diğer uçakların konuşlandırılacağı Ebu Zuhur Havaalanı’nın, DEAŞ ve diğer milislere karşı operasyonları desteklemeyi, Irak ve Lübnan ile olan sınırları güvence altına alarak silah ve milislerin sızmasını önlemeyi amaçladığı belirtildi. İsrail tarafı ise İsrail'in bunu bir Türk tehdidi olarak gördüğünü ve pistleri bombalayarak uçakların gelişini ve bölgede üs kurulmasını engelleyeceğini belirtti.
Edinilen bilgilere göre, Şeybani ile Gofman arasındaki temasların (bunlardan biri ilk olarak 14 Ağustos'ta Reuters tarafından bildirildi) ve Şeybani ile Barrack arasında 17 Ağustos'ta İstanbul'da görüşme yapıldı. Şarku’l Avsat’ın al Majalla'dan aktardığı analize göre görüşmenin ardından Amerikalılarla devam eden iletişim sırasında,18 Ağustos'ta İsrail'in Ebu Zuhur Havaalanı’nı bombalamasıyla Şam şaşkınlığa uğradı. Yine bu bilgilere göre Netanyahu, Washington'un havaalanını bombalamama ve meseleyi “çatışmayı önleme kanalları aracılığıyla” çözme talebini “yerine getirmedi.” Trump çarşamba günü, ayrıntı vermeden İsrail hava saldırısı hakkında bilgilendirildiğini belirtti.
İsrail'in hava saldırısı Arap ve Türk kınamaları ile karşılandı. Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safadi, Şeybani'ye saldırıyı kınayan “ortak bir açıklama” yapma teklifinde bulundu.
Katz, Ebu Zuhur Havaalanı’nın bombalanmasının ardından Suriye'nin güneyini ziyaret etti. Suriyeli bir kaynak, “ABD’nin arabuluculuğuyla bir güvenlik anlaşmasına varmaya her yaklaştığımızda, İsrail sözünden dönüyor” ifadelerini kullandı.
Peki, Ebu Zuhur'da gerçekten bir Türk üssü kurma planı var mıydı?
Suriyeli bir kaynağa göre, Ankara ile güçlü bağlarına rağmen Şam, “Türkiye ve İsrail arasında bir çatışma alanı haline gelmemeye” çalışıyor. Axios'a konuşan Şeybani, “Orada bir Türk üssü kurma, kalıcı bir Türk askeri varlığı oluşturma veya Türk kuvvetlerini konuşlandırma niyeti yoktu” dedi. Şeybani ayrıca, “Aslında üs neredeyse boştu. Henüz tamamen rehabilite edilmemişti ve tam olarak faaliyete geçmemişti; oradaki çalışmalar hâlâ rehabilitasyon aşamasındaydı” diye belirtti.
İsrail ise Trump yönetimine son saldırısının “potansiyel bir Türk askeri yığınağını önlemeyi amaçladığını” bildirdiğini açıkladı. Netanyahu “X” platformundan yaptığı açıklamada, İsrail'in hava saldırısından önce Suriye'yi üste Türk varlığına izin vermemesi konusunda uyardığını belirterek, “Mesajımız çok açıktı: Bunu yapmayın. Sanırım mesajı tam olarak anlamadılar” dedi. Netanyahu'nun ofisi, İsrail'in Suriye'yi söz konusu üste bir Türk konuşlanmasının güvenliğine tehdit oluşturacağı konusunda defalarca uyardığını ve Şam'ın bu uyarıları görmezden geldiğini söyledi.
Ebu Zuhur Havaalanı, Suriye, 18 Ağustos 2026 (Reuters)
Buna karşılık, bir Türk yetkili üste Türk varlığı olmadığını belirterek, İsrail'i komşu ülkeleri bombalamak ve bölgeyi istikrarsızlaştırmak için bahaneler uydurmakla suçladı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “Netanyahu gibi figüranların, bölgemizdeki barış ve istikrarı baltalama oyunlarına gelmeyecek kadar da tecrübe sahibiyiz” dedi.
Barrack ise Türkiye'nin saldırıdan önceden haberdar olmadığını söyledi ve “bu nedenle İsrail uçaklarının kuzeye, topraklarına doğru ilerlediğini tespit ettiğinde aslında askeri bir karşılık için hazırlık yapabilirdi” dedi. Durumun kötüleşmesini önlemede “soğukkanlılığın” başarılı olduğunu da ifade etti.
Geçtiğimiz ay Şeybani, “İsrail'in askeri operasyonları ve 1974 sınırının ötesindeki topraklarımızın yasadışı işgalinin devam etmesi, bölgenin güvenliğine doğrudan bir tehdit ve ulusal kaynaklarımızı tüketmektir” diyerek, İsrail'in “koşulsuz” geri çekilmesini talep etmişti.
İsrail istihbarat teşkilatı (Mossad)'ın yeni başkanı Roman Gofman, 29 Eylül 2025'te ABD’nin başkenti Washington'daki Beyaz Saray'da
Bu arada, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz geçen hafta İsrail'in Suriye topraklarındaki güçlerini koruma niyetinde olduğunu vurguladı. Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir de Ebu Zuhur Havaalanı saldırısının ardından Suriye'nin güneyinde İsrail tarafından işgal edilen bölgeleri inceledi.
Suriyeli bir kaynak şunları söyledi: “ABD’nin arabuluculuğuyla bir güvenlik anlaşmasına varmaya her yaklaştığımızda, İsrail sözünden dönüyor.” Sözlerine şöyle sürdürdü: “İsrail'in Ebu Zuhur'da bir Türk üssünün olduğuna dair bahanesi gülünç. Türk üsleri Türk topraklarının içinde sadece 70 kilometre uzakta; Suriye içinde bir üs kurmanın stratejik olarak ne gibi bir faydası var ki?”
*Bu analiz Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة