4 soruda İran'ın İsrail saldırısı

Kudüs'teki bu manzaranın ardından İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, İran'ı vurma tehdidinin geçerliliğini koruduğunu belirtti (Reuters)
Kudüs'teki bu manzaranın ardından İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, İran'ı vurma tehdidinin geçerliliğini koruduğunu belirtti (Reuters)
TT

4 soruda İran'ın İsrail saldırısı

Kudüs'teki bu manzaranın ardından İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, İran'ı vurma tehdidinin geçerliliğini koruduğunu belirtti (Reuters)
Kudüs'teki bu manzaranın ardından İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, İran'ı vurma tehdidinin geçerliliğini koruduğunu belirtti (Reuters)

Beklenen oldu ve Suriye'deki diplomatik temsilciliğine düzenlenen saldırıya yanıt vermek isteyen İran, İsrail'e füze ve kamikaze insansız hava aracı gönderdi. Böylece İran ilk kez kendi topraklarından İsrail'e saldırı düzenlemiş oldu. 

Saldırıların devamının gelip gelmeyeceği, Gazze Savaşı'yla büyüyen gerginliğin tüm bölgeyi sarsacak bir savaşa dönüşüp dönüşmeyeceği tüm dünyada merak ediliyor.

Gerekçe neydi? 

Peki tüm bu saldırılar neden yaşandı? 1 Nisan'da İran'ın Şam'daki konsolosluk binasına hava saldırısı düzenlenmişti.

İsrail'in resmen üstlenmediği olayda, İran Devrim Muhafızları Ordusu'ndan ikisi general rütbesinde toplam 7 kişi ölmüştü.

Tahran, konsolosluk saldırısının ülkesinin topraklarına saldırı anlamına geldiğini ve İsrail'e misillemede bulunacaklarını duyurmuştu.

İran lideri Ayetullah Ali Hamaney, 2 Nisan'daki açıklamasında İsrail'e karşı misillemenin meşru müdafaa haline geldiğini savunarak "Gerekli karşılığı vereceğiz. Onları cezalandıracağız" demişti. 

İsrail Ordu Sözcüsü Daniel Hagari, cuma günkü toplantısında tüm olasılıklara karşı tedbir aldıklarını belirterek "Savunmanın yanı sıra saldırıya geçmeye de hazırız" ifadelerini kullanmıştı. 

İsrail'in aldığı hasar ne oldu?

İsrail ordusu, topraklarına fırlatılan nesne sayısının 300'ü aştığını bildirirken bunların 170'inin insansız hava aracı ve en az 120'sinin de balistik füze olduğunu duyurdu. 

Saldırıda kullanılanların yüzde 99'unun İsrail ve ortaklarının hava savunma sistemleriyle etkisiz hale getirildiği ve altyapının hafif hasarlar aldığı belirtildi. Yalnızca 7 yaşındaki bir kız çocuğunun İsrail'in attığı önleme füzesi kaynaklı şarapnelden ağır yaralandığı bildirildi. 

CNN'e konuşan ABD'li yetkililer, İran'dan fırlatılan en az üç balistik füze ve 70 kamikaze drone'u kendi gemileri ve uçaklarının etkisiz hale getirdiğini söyledi. ABD donanması, iki muhribini İsrail'e konuşlandırmıştı. Gemilerden birinde Amerikalı teknoloji devi Lockheed Martin'in ürettiği Aegis füze savunma sistemi de yer alıyor.

AA'nın yerel kaynaklardan aldığı bilgiye göre, ABD güçlerinin konuşlandığı, Suriye'nin Humus ilindeki Tenef üssüyle Ürdün topraklarındaki Kule-22 üssünden gece yarısından sonra yüzlerce hava savunma füzesi ateşlendi. Kaynaklara göre, ABD üslerinden fırlatılan füzeler, onlarca kamikaze İHA'ya isabet etti.

Kim, nasıl tepki gösterdi?

İran'ın İsrail'e yönelik düzenlediği hava saldırılarının ardından birçok ülke ve uluslararası kuruluştan tepkiler geldi.

ABD Başkanı Joe Biden, İran'ın İsrail'e yönelik saldırılarını en güçlü şekilde kınadığını belirtti. Ortak diplomatik tepki için G-7 liderlerini toplayacağını bildirdi. Yaptığı yazılı açıklamada, "İran'la onun Yemen, Suriye ve Irak'taki bağlantılı örgütleri, bugün İsrail'deki askeri tesislere yönelik benzeri görülmemiş bir hava saldırısı düzenledi. Bu saldırıları en güçlü şekilde kınıyorum" ifadelerini kullandı.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu Başkanı Dennis Francis, tüm taraflara itidal çağrısı yaptı ve olayların bölgesel bir savaşa dönüşmemesi uyarısında bulundu.

BM Genel Sekreteri Antonio Guterres de İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırılarını kınarken tüm taraflara bölgede saldırganlığın derhal son bulması yönünde çağrı yaptı.

Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada İran'ın İsrail'e düzenlediği hava saldırılarının ardından bölgede gerilimin yükselmesinden duyulan endişe dile getirildi ve taraflara itidal çağrısı yapıldı. Gerilimin Gazze'deki çatışmanın yayılma etkisi olduğu kaydedilerek, savaşa derhal son verilmesi gerektiği belirtildi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da itidal çağrısında bulundu ve bölge devletlerinin mevcut sorunları siyasi ve diplomatik yollarla çözmesini umduklarını bildirdi.

İran'ın bu saldırıları Birleşmiş Milletler Tüzüğü'nün 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkı çerçevesinde ve Şam'daki Büyükelçiliğine yönelik saldırılara cevap olarak gerçekleştirdiğini duyurduğu hatırlatılan açıklamada, 1 Nisan'da İsrail'in Şam'daki bu saldırısını Rusya'nın şiddetle kınadığı ifade edildi.

Açıklamada, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Batılı üyelerinin tutumu nedeniyle bu saldırıya uygun yanıt verilemediğine dikkat çekildi.

Bölgede bir başka tehlikeli gerilimin tırmanmasından Rusya'nın büyük endişe duyduğu vurgulanan açıklamada, Ortadoğu'da özellikle de Filistin-İsrail çatışması alanında "sorumsuz eylemlerle körüklenen krizlerin gerilimi artıracağı" belirtildi.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell sosyal medya platformu X'ten yaptığı paylaşımda, "AB, İran'ın İsrail'e kabul edilemez saldırısını şiddetle kınıyor. Bu benzeri görülmemiş bir gerilim, bölgesel güvenliğe yönelik ciddi bir tehdittir" dedi.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de "İran'ın İsrail'e yönelik bariz ve haksız saldırısını şiddetle kınıyorum. İran ve vekillerine de bu saldırılara derhal son vermesi çağrısında bulunuyorum. Artık tüm aktörlerin gerilimi daha da artırmaktan kaçınması ve bölgede istikrarın yeniden sağlanması için çalışması gerekiyor" mesajını paylaştı.

Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Roberta Metsola da mesajında, saldırıların Orta Doğu'da daha fazla kaosu tetikleme riski taşıdığına dikkati çekerek, "AB, saldırıyı mümkün olan en güçlü şekilde kınıyor ve gerilimi azaltmak, durumun daha fazla kan dökülmesine dönüşmesini durdurmak için çalışmaya devam edecek" ifadesine yer verdi.

Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, İtalya, Yunanistan, Polonya, Belçika ve Hollanda'dan gelen mesajlarda da İran kınandı ve ortamın daha fazla gerilmemesi istendi.

Hamas'tan yapılan açıklamada, "İran'ın işgalci Siyoniste karşı yürüttüğü askeri operasyonu doğal bir tepkidir. Şam'daki İran konsolosluğunun hedef alınması ve burada bazı Devrim Muhafızları liderlerinin öldürülmesi suçuna karşı hak edilmiş bir yanıt olarak görüyoruz" ifadelerine yer verildi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, bölgedeki askeri gerilimin tırmanması ve tehlikeli yansımalarından "büyük endişe duyulduğu" belirtilerek, tüm taraflara azami itidal göstermeleri, bölgeyi ve halklarını savaşın tehlikelerinden uzak tutmaları çağrısında bulunuldu.

Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ahmed Ebu Zeyd de "Mısır, İran'ın İsrail'e insansız hava araçlarıyla saldırı başlatmasından ve son dönemde iki ülke arasındaki tehlikeli tırmanıştan derin endişe duymaktadır" ifadesini kullandı.

Katar Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, bölgedeki durumla ilgili derin endişe duyulduğu belirtilerek, tüm taraflardan gerilimi durdurmaları ve azami itidal göstermeleri talep edildi.

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK), İran'ın İsrail'e yönelik hava saldırısının ardından taraflara itidal çağrısında bulundu. KİK Genel Sekreteri Casim Muhammed el-Budeyvi, yaptığı yazılı açıklamada, Ortadoğu'da son dönemde yaşanan gelişmeler çerçevesinde bölgesel ve küresel güvenlikle istikrarın korunmasının önemini vurguladı.

Hindistan, İran'la İsrail arasındaki gerilimin azaltılması ve diplomatik yöntemlere dönülmesi için çağrı yaptı.

Brezilya Dışişleri Bakanlığı, bölgede artan gerilimin düşürülmesi için uluslararası toplumdan çaba göstermesini istedi. Brezilya'nın, Gazze Şeridi'nde çatışmaların başlamasından bu yana, husumetin Batı Şeria, Lübnan, Suriye ve şimdi de İran gibi ülkelere yıkıcı şekilde yayılabileceği konusunda uyarıda bulunduğu da hatırlatıldı.

Venezuela Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, çatışmalara BM'nin işlevsiz kalmasının, Filistin'de yaşanan soykırımın ve İsrail rejiminin mantıksızlığının yol açtığı kaydedildi.

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'nin sosyal medya hesabından paylaştığı Başkanlık Bildirisi'nde, ülkenin İsrail'le dayanışması ve "sarsılmaz bağlılığı" vurgulandı.

Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, "Tahmin ediliyordu, şu anda insanlık hızlı şekilde iklimi karbondan arındırma hedefine doğru gitmesi gerekirken, III. Dünya Savaşı'nın eşiğindeyiz. ABD'nin pratik olarak soykırıma destek vermesi dünyayı ateşledi" ifadelerini kullandı.

Bundan sonra ne olması bekleniyor?

İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri, İsrail'e düzenledikleri askeri operasyonun başarıyla sonuçlandığını öne sürerek devamını amaçlamadıklarını söyledi.

İran'ın BM Daimi Temsilciliği, X hesabından yaptığı açıklamada BM Anlaşması'nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkını uyguladıklarını savunurken "Bu iş şu an sonuçlandı sayılır. Eğer İsrail bir hata daha yaparsa İran'ın karşılığı daha ağır olacaktır. ABD bundan uzak durmalı" ifadelerini kullandı.

CNN'in isim vermeden Beyaz Saray'daki üst düzey bir yetkiliye dayandırdığı habere göre ABD Başkanı Joe Biden, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yla gece yaptığı telefon görüşmesinde bir yandan "ABD'nin İsrail'e desteği tamdır" mesajı verirken diğer yandan da İsrail'in İran'a yönelik herhangi bir karşı saldırısına destek olmayacaklarını belirtti.

Haberde Biden'ın, İran'ın İsrail'e kayda değer bir zarar veremediğini ve İsrail'in kazandığını söylediği aktarıldı.

Bu tabloda iki tarafın da çatışmayı büyütmemesi muhtemel görünüyor. Diğer yandan aşırı sağcı görüşleriyle bilinen İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in "Şimdi ezici bir saldırıya ihtiyacımız var" çağrısını da göz ardı etmemek gerekiyor.

Independent Türkçe, CNN, Haaretz, AA



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.