Ürdün ve İran'ın ‘niyetlerinin çerçevelenmesi’: Biz hiçbir gerilimin savaş sahası değiliz

İran füzeleriyle aydınlanan Amman semaları, 14 Nisan 2024 (Reuters)
İran füzeleriyle aydınlanan Amman semaları, 14 Nisan 2024 (Reuters)
TT

Ürdün ve İran'ın ‘niyetlerinin çerçevelenmesi’: Biz hiçbir gerilimin savaş sahası değiliz

İran füzeleriyle aydınlanan Amman semaları, 14 Nisan 2024 (Reuters)
İran füzeleriyle aydınlanan Amman semaları, 14 Nisan 2024 (Reuters)

Malik el-Usamine

İnsansız hava araçları (İHA) barut tozundan çok siyasi mesajlar taşıyordu. İran topraklarından fırlatılan ve İsrail'deki ‘sır’ hedeflere ulaşmak için Irak ve Ürdün hava sahasını ihlal eden ‘İHA gecesi’, İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney'in ifadesiyle bir ‘tokat’ olarak okunabilir. Bu ‘tokat’, İran İHA’larının İsrail'e ne kadar zarar verdiğiyle ilgili yapılan esprilerde kullanıldı.

Ancak İran’ın İsrail’e karşı bu operasyonu birçok kişinin düşündüğü kadar yüzeysel değildi. İran bu savaşı siyasi bir formatta kullandı ve bunu kamuoyuna askeri bir saldırı şeklinde gösterdi. Perde arkasında ise başta Washington olmak üzere birçok tarafın daha dikkatli okuması gereken siyasi mesajlar gönderildi. İsrail'in İran’ın Şam'daki konsolosluk binasına hava saldırısı düzenlemesinin ve saldırıda İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) önde gelen komutanlarından bazılarının öldürmesinin ardından Tahran’ın saldırının ‘meşru bir misilleme hakkı olduğu’ ve İran’a ‘itibarını geri kazandıracağı’ güvenceleriyle birlikte saldırının kesin tarihlerini belirlemesi ve bunları ‘çekincesiz’ bir şekilde sızdırması bunun açık bir ifadesiydi.

Hesaplamalar

Saldırının yapılacağı gün ve saatin sızdırılması bir iyi niyet göstergesi olarak görülemeyeceği gibi, İsrail hava savunma sistemlerinin bu saldırıya ABD ve İsrail tarafından daha şiddetli ve yıkıcı bir karşı saldırıya neden olabilecek ağır kayıplar verdirmeden ‘kolay’ bir şekilde karşı koyabilmesini sağlayan niyetlerin çerçevelenmesi ve tanımlanması olarak nitelendirilebilir.

Elde edilen verilere göre İran toplamda 185 İHA ve 133 füze fırlattı ve bunların düşürüldü. Saldırı İsrail’de bir kişinin hafif yaralanmasına neden olurken maddi boyutu bir askeri üsse verilen küçük bir hasarın ötesine geçmedi.

Müzakere koşullarının iyileştirilmesi için ‘niyetlerin çerçevelenmesi’ süreci, uluslararası ve bölgesel güçleri kendileri için ideal senaryoyu geliştirmekle meşgul olmalarına neden olan tüm ‘ertesi gün’ denklemlerini de değiştirdi. İran'ın ‘niyetlerinin çerçevelenmesine’ gelince, İran'ın ‘niteliksel olarak garip’ olan askeri operasyonunu doğrudan Gazze ile ilişkilendirmezken İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri tarafından yapılan daha da garip açıklamada saldırı bir ‘uyarı’ olarak nitelendirildi.

Bu durum ‘uyarı’ kavramını karmaşık hale getiriyor. Zira ‘uyarı’ mantıksal sıralamada eylemden önce gelir. Ancak burada İran, İsrail'in kendisine yönelik herhangi bir olası saldırısına karşı ‘uyarıyı’ eylemden sonra yaptı.

İran’ın İsrail’e yönelik bu operasyonu birçok kişinin düşündüğü kadar yüzeysel değildi. İran bu savaşı siyasi bir formatta kullandı ve bunu kamuoyuna askeri bir saldırı şeklinde gösterdi.

Genelkurmay Başkanı Bakıri’nin eylemden sonra gelen uyarısına bu kez New York'taki İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilciliği tarafından İran’ın son İHA’sı İsrail hava sahasına ulaşmadan önce yapılan ‘resmi’ bir açıklama eşlik etti. İran'ın BM Daimi Temsilcisi Amir Said İravani, askeri operasyonun sona erdiğini duyurmak için hiç zaman kaybetmedi. İravani, İsrail’in gerilimi tırmandıracak bir adım atmaması halinde konunun ‘kapanmış’ sayılacağını söyledi.

İHA'lı saatler henüz bitmeden gelen bu ‘erken kapanış’, İran'ın İsrail'in Washington'ı bölgesel bir savaşa sürükleyecek olası bir doğrudan gerilim yaratmasından endişelendiğinin bir göstergesiydi.

sxdvfe
İran'dan fırlatılan ve Ürdün'ün başkenti Amman semalarında yanan cisimler, 14 Nisan 2024 (Reuters)

İsrail’e gelince İran'ın niyetlerini çerçevelemek için yaptığı hesaplar Tel Aviv tarafından aynı niyetle okunmayabilir. İsrail’in askeri hesaplamalarına göre 7 Ekim'de aldığı darbeden sonra gerçekleşen bu saldırı, 1990'lı yılların başlarında Saddam Hüseyin tarafından gerçekleştirilen ‘sefil’ füze saldırısını anımsattı. İsrail'e doğrudan düzenlenen bu saldırı, 1948 yılında kurulduğunun ilan edilmesinden bu yana bekasına yönelik kaygılarla yaşayan İsrail’i ‘saldırılara açık hale getiren’ tehlikeli bir gelişmeydi.

İsrail, İran’a karşılık verebilirdi ve doğrudan karşılık verme olasılığı zamanla azalıyordu. Ancak Washington tüm siyasi gücü ve doğrudan mesajlarıyla İsrail Savaş Kabinesi’nde bu yönde atılacak her türlü adımı frenlemek için baskı yaptı. Bu da Washington'ın Tahran'ın şimşeklerini ‘niyetlerini çerçevelemek’ için kullandığını gösteriyor.

İsrail'in karşı tepkileri

İsrail, DMO'nun Suriye ve Irak'taki üsleri gibi İran’ın çıkarlarını hedef alan ‘niteliksel istihbarat eylemleriyle’ dolaylı olarak misillemede bulunabilir ya da Güney Lübnan’ı ve Hizbullah’ın üslerini hedef alan daha sert bir karşılık verebilir. Öte yandan Hizbullah, Lübnan Kuvvetleri (Ketaib) Partisi'nin önde gelen liderlerinden birinin Suriye ve Hizbullah'ı doğrudan suçlayacak şekilde öldürülmesi ve bu cinayetin Lübnan'daki son derece kırılgan haldeki iç barıştan geriye kalanları da tehdit etmesinin son derece belirsiz yansımaları nedeniyle Lübnan içinde kritik bir güvenlik durumu ve siyasi ikilemle karşı karşıya.

İsrail’in cerrahi askeri güvenlik operasyonları konusunda tecrübeli olduğu biliniyor. Bu da özellikle DMO’nun İran dışındaki komutanlarını hedef alan saldırını sertleştiriyor. Belki İran'ın nükleer tesislerinin hedef alınmasının tüm bölgeye yansıyacak ciddi bir gerilim olabileceği ve bu tür operasyonlarda çok hassas mühendislik hesapları gerektirdiği dikkate alındığında İran topraklarındaki hayati öneme sahip tesislere yönelik faili meçhul sabotaj saldırılarını kısıtlamış da olabilir.

İsrail, DMO'nun Suriye ve Irak'taki üsleri gibi İran’ın çıkarlarını hedef alan ‘niteliksel istihbarat eylemleriyle’ dolaylı olarak misillemede bulunabilir ya da Güney Lübnan’ı ve Hizbullah’ın üslerini hedef alan daha sert bir karşılık verebilir.

Son yıllarda medya hücrelerini büyük bir ustalık ve beceriyle kullanarak tedirgin ve öfkeli olan Arap ‘kamuoyunu’ etkilemeyi başaran İran, operasyon sırasında ve sonrasında sızdırdığı ve daha sonra yalanladığı mesajlarla Ürdün'de endişe yaratmaya çalıştı. Bu durum, İran'ın askeri operasyonunun ilk saatlerinden itibaren Ürdün hava sahasını ihlal eden İran İHA’ların müdahale ederek egemen bir devlet olduğunun altını çizmek için hızlı davranan Amman’ı kızdırdı.

Amman’dan üst düzey bir kaynağa göre Ürdün ister Doğu ister Batı kaynaklı olsun hiçbir gerilimin savaş sahası olmamakta kararlı. Bu cümle, bizim sormadığımız “Ya İsrail'den İran’a saldırı olursa?” sorusuna verilmiş önleyici bir cevap niteliğindeydi.

Ürdün’ün izlediği politikanın Gazze'de acil ateşkes ilan edilmesi gerektiğinin vurgulanmasıyla yetinmeyen bir önceliğe sahip olduğunu söyleyen aynı kaynak, çünkü Gazze'de askeri operasyonların halen devam etmesinin her türlü tehlikeli tırmanışa kapıyı araladığının altını çizdi. Ürdün’ün yıllardır bu konuda uyarıda bulunduğunu belirten kaynak, bölgede herhangi bir savaşın yayılmasının tüm dünyada barışı ve güvenliği tehdit edeceğini de sözlerine ekledi.

Uzlaşılar süreci öncesi verilen mesajlar

Hem İran’ın ‘Nisan Operasyonu’ hem de Tahran’ın ihtiyatlı bir şekilde kendi operasyonuyla doğrudan ilişkilendirilmemeye çalıştığı Hamas'ın 7 Ekim’deki Aksa Tufanı Operasyonu, belki de iki devletli çözümü daha yenilikçi formüllerle yeniden masaya yatırabilecek yeni bir uzlaşılar süreci için heyecan verici mesajlardı. Gazze bu kez uzlaşı dosyalarında bir ‘ek’ değil, gelecekteki olası uzlaşıların adı olacak. Ürdün de bunu iki devletli çözüme ulaşmak için ciddi ve net (Ürdünlü kaynağa göre geri dönüşü olmayan) bir yol haritası çizmek için yakalanan bir fırsat olarak görüyor.

Amman, İran'ın Nisan Operasyonu’na atıfla “Dikkatlerin Gazze'den ve orada devam eden saldırılardan başka yöne çekilmesine izin vermemeliyiz” diyerek hedefin Filistin halkının bağımsız bir devlet kurma hakkını elde etmesini sağlayacak adil bir çözüm olduğunu vurguluyor.

ascdv
Ürdün ordusu tarafından Amman semalarında imha edilen bir füzenin enkazını inceleyen Ürdünlüler, 14 Nisan 2024 (AFP)

İran, gerçekte sona ermeden bittiği ilan edilen saldırısını kullanmaya devam edecek. İran’ın rejim yanlısı haber ajanslarındaki günlük okumalara göre Tahran, önce İran kamuoyunu etkileyerek kendi medya kazanımlarını elde etmeye çalışacak ardından bu vizyonu genişletmek ve Tahran'ın yeteneklerini gösterip yüceltmek amacıyla Arap dünyasındaki kendisine bağlı platformlara aktararak Arap sokağında, daha sonra bazı başkentlerde güvenlik karışıklıkları yaratmak için kullanılabilecek hayali bir ‘zafer hali’ yaratacaktır.

Bu da İran'ın özellikle Washington'a yönelik niyetlerinin çerçevelenmesinin, bölgede istisnasız herkesin güvenliğini garanti altına alan gerçek çözümlere ulaşmak için daha net bir çerçevelenmeye ihtiyaç duyduğu anlamına geliyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



MAGA'cı anneler: "İran'a asker gönderilirse Barron Trump da orduya katılmalı"

Trump'ın 20 yaşındaki en küçük oğlu muhtemelen Askerlik Sistemi'ne kayıtlı ancak üniversite öğrencisi olduğundan, zorunlu askerlik çağrısı durumunda görevini erteleyebilir (AFP)
Trump'ın 20 yaşındaki en küçük oğlu muhtemelen Askerlik Sistemi'ne kayıtlı ancak üniversite öğrencisi olduğundan, zorunlu askerlik çağrısı durumunda görevini erteleyebilir (AFP)
TT

MAGA'cı anneler: "İran'a asker gönderilirse Barron Trump da orduya katılmalı"

Trump'ın 20 yaşındaki en küçük oğlu muhtemelen Askerlik Sistemi'ne kayıtlı ancak üniversite öğrencisi olduğundan, zorunlu askerlik çağrısı durumunda görevini erteleyebilir (AFP)
Trump'ın 20 yaşındaki en küçük oğlu muhtemelen Askerlik Sistemi'ne kayıtlı ancak üniversite öğrencisi olduğundan, zorunlu askerlik çağrısı durumunda görevini erteleyebilir (AFP)

Ariana Baio ABD Muhabiri 

Bu yılki Muhafazakar Siyasi Eylem Konferansı'na (CPAC) katılan iki anne, Donald Trump'ın ABD askerlerini savaşa göndermeye karar vermesi halinde ABD Başkanı'nın en küçük oğlu Barron'ın orduda görev yapması gerektiğini düşündüklerini MSNOW'a söyledi.

Üzerinde "250" yazan aynı kırmızı, beyaz ve mavi renkli parlak ceketleri giyen ve ismi açıklanmayan iki kadın, kendi çocuklarından biri askere alınsa bile başkanın İran'la savaşını desteklemeye hazır olduklarını yayın kuruluşuna belirtti.

MSNOW'dan Rosa Flores, 20 yaşındaki Barron Trump'ın da askerlik yapması gerektiğini düşünüp düşünmediklerini sorduğunda, her iki kadın da buna katıldığını belirtti.

Flores, MSNOW sunucusu Chris Jansing'e perşembe günü, "Her iki anne de askerler savaşa gönderilirse, bu kadının oğlu savaşa gönderilirse, Barron Trump'ın da askerlik yapması gerektiğinde hemfikirdi" dedi.

Barron Trump'ın orduya katılıp katılmayacağına dair görüşleri sorulduğunda MAGA destekçisi anneler, başkanın en küçük oğlunun "doğru olanı yapacağını" düşündüklerini söyledi.

ABD ordusu gönüllü askerlerden oluşuyor. Diğer yandan Askerlik Sistemi (Selective Service), savaş durumunda teoride askere alınmaya uygun erkeklerin veritabanını tutan bağımsız bir kurum.

18-25 yaşlarındaki tüm erkeklerin Askerlik Sistemi'ne kayıt yaptırması zorunlu. Yakın zamanda kabul edilen yasa, bu süreci aralık ayından itibaren otomatikleştirecek.

"Make America Great Again" (Amerika'yı Yeniden Harika Yap) şapkası giyen, ismi açıklanmayan annelerden biri, 18 yaşındaki oğlunun Askerlik Sistemi'ne kayıtlı olması nedeniyle Trump'ın İran'a yönelik askeri saldırılarına başlangıçta karşı çıktığını Flores'e söyledi.

Kadın "Bu yüzden bu durumdan memnun değildim" dedi.

İsmi açıklanmayan kadın, MSNOW'a şöyle konuştu: 

Ama sonra İran'da halkın önünde asılan üç genci gördüm. O rejim yıllardır Amerikalıları tehdit ediyor ve Amerikalıları öldürüyor… Oğlum askere çağrılsa bile savaşı yine de desteklerdim.

Görsel kaldırıldı.İki MAGA destekçisi, oğullarından biri askere alınsa bile ABD Başkanı'nın İran'a karşı yürüttüğü savaşı desteklemeye devam edeceklerini MSNOW'a söyledi (MSNOW / Chris Jansing Reports)

Kadının, ekonomik krizin derinleşmesiyle ocak ayında İran rejimini protesto eden üç gencin kamuoyu önünde asılmasından bahsettiği anlaşılıyor.

Trump, İran'a karşı askeri harekat başlatsa da ABD askerlerini sahaya sürmeye yönelik resmi bir plan yok. Anketlere göre askerleri savaşa gönderme fikri, Cumhuriyetçi parlamenterler ve halk arasında aşırı derece tepki çekiyor.

ABD'de Askerlik Sistemi olsa da 1972'deki Vietnam Savaşı'ndan bu yana zorunlu askerlik çağrısı yapılmadı.

Barron Trump muhtemelen Askerlik Sistemi'ne kayıtlı. Ancak zorunlu askerlik çağrısı yapılsa bile, Trump'ın üniversite öğrencisi olan en küçük oğlunun görevi muhtemelen ertelenir.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news


İsrail askeri istihbaratı: “İran’da rejim değişikliği koşulları yaratılamadı”

İran'ın 26 Mart'taki açıklamasında ABD - İsrail saldırılarında 2 bine yakın kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti (Reuters)
İran'ın 26 Mart'taki açıklamasında ABD - İsrail saldırılarında 2 bine yakın kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti (Reuters)
TT

İsrail askeri istihbaratı: “İran’da rejim değişikliği koşulları yaratılamadı”

İran'ın 26 Mart'taki açıklamasında ABD - İsrail saldırılarında 2 bine yakın kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti (Reuters)
İran'ın 26 Mart'taki açıklamasında ABD - İsrail saldırılarında 2 bine yakın kişinin hayatını kaybettiği belirtilmişti (Reuters)

İsrail ordusu, Tahran'da rejim değişikliğinin sağlanması ihtimaline şüpheyle yaklaşıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Financial Times'a (FT) konuşan İsrailli yetkililer, askeri istihbaratın yakın gelecekte rejimin devrilmesini sağlayacak koşulların yaratılamadığını düşündüğünü söylüyor.

İsrail Savunma Kuvvetleri'ne (IDF) bağlı istihbarat müdürlüğü Aman'ın brifingleri hakkında bilgi sahibi kaynaklar, hava saldırılarının İran rejimini önemli ölçüde zayıflatamadığına dair görüşlerin kuvvetlendiğini belirtiyor.

FT'nin analizine göre bu, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun temel savaş hedeflerine de gölge düşürüyor.

Aman'ın eski İran uzmanı Raz Zimmt şunları söylüyor:

Rejim zayıfladı ancak firarlara veya kontrolün kaybedildiğine ilişkin herhangi bir gerçek işaret görmedik. Bu, hayatta kalmak için 47 yıl boyunca kuvvetlendirilen bir sistemin dayanıklılığını gösteriyor.

Kaynaklara göre İsrail ordusu, hava saldırılarıyla rejim değişikliğini başından beri olası görmüyordu. Yetkililerden biri şu ifadeleri kullanıyor:

Ordu, hükümete 'Bu iş bir anda hallolacak bir şey değil' dedi. Rejim değişikliği her zaman çok, çok, çok, çok zor olacaktı.

ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta başlattığı ortak operasyonda İran'ın dini lideri Ali Hamaney ve Devrim Ordusu'ndan birçok üst düzey isim öldürüldü.

İran ise İsrail'in yanı sıra ABD'nin müttefiki Körfez ülkelerine misillemeyle direnişe devam ediyor.

New York Times'ın aktardığına göre İran'ın, Suudi Arabistan'daki Prens Sultan Hava Üssü'ne dün düzenlediği saldırıda 12 Amerikan askeri yaralandı.

Diğer yandan Yemen'deki Tahran destekli Husiler de bu sabah İsrail'e füze fırlatarak savaşa katıldı.

Devrim Muhafızları'nın Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğini neredeyse durma noktasına getirmesiyle başlayan ekonomik kriz, Husilerin Kızıldeniz'i kapatmaya çalışması halinde daha da derinleşebilir.

Birleşik Krallık merkezli düşünce kuruluşu Chatham House'dan Farea Al-Muslimi, BBC'ye şunları söylüyor:

Bu bir kabus. Zaten bir kabus yaşıyoruz, bu da durumu daha da kötüleştirir.

ABD Başkanı Donald Trump, dünkü açıklamasında İran'ı "mahvettiklerini" öne sürse de Tahran rejiminin, Ortadoğu'da desteklediği Şii örgütlerle direnişi sürdürmesi Beyaz Saray'ın pozisyonunu güçleştiriyor.

Guardian'ın analizinde, Trump'ın İran savaşının başından beri yaptığı çelişkili açıklamalara dikkat çekiliyor. ABD Başkanı'nın rakibini önce tehdit edip sonra gerginliği azaltarak müzakereye başlama taktiğinin bu sefer işe yaramadığı yazılıyor.

Independent Türkçe, Financial Times, Guardian, New York Times, BBC


Trump: Sırada Küba var

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağıyla Miami'den ayrılıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağıyla Miami'den ayrılıyor (AFP)
TT

Trump: Sırada Küba var

ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağıyla Miami'den ayrılıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağıyla Miami'den ayrılıyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, “Sırada Küba var” diyerek, Washington’un son dönemde gerçekleştirdiği askeri operasyonların kendisine destekçilerinin desteğini kaybetmesine mal olacağı yönündeki görüşü reddetti.

Trump, ocak ayından bu yana Küba'ya petrol ambargosu uygulayarak, ülkeye yönelik baskıyı son dönemde artırdı. Bu durum, yıllardır süren ABD ticaret ambargosu nedeniyle zaten zor durumda olan Küba ekonomisini ve yakıt tedarikini daha da boğdu.

Trump, dün Florida eyaletinin Miami kentinde düzenlenen «FII Priority» yatırım forumunda yaptığı konuşmada, destekçilerinin «güç» ve «zafer» istediğini söyledi; ocak ayında ABD güçlerinin Venezüella Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu yakaladığı askeri operasyona atıfta bulundu.

Trump, “Bu muhteşem orduyu ben kurdum. ‘Onu asla kullanmak zorunda kalmayacaksınız’ demiştim, ancak bazen başka seçeneğimiz olmuyor. Bu arada, sıra Küba'da. Ama sanki ben hiçbir şey söylememişim gibi davranın” ifadelerini kullandı.

Kübalı siviller Havana'da askeri eğitim tatbikatlarını izliyor (AP)Kübalı siviller Havana'da askeri eğitim tatbikatlarını izliyor (AP)

Trump bu konuda ne yapmayı planladığını belirtmese de basına “Bu açıklamayı görmezden gelin” dedi ve ardından “Sırada Küba var” diye tekrarladı; bu sözleri, salondakileri güldürdü.

Aynı konuşmada ABD Başkanı, Hürmüz Boğazı'nı “Trump Boğazı” olarak nitelendirdiği tartışmalı bir açıklama yaptı.

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel geçen hafta, herhangi bir dış saldırganın “yenilmez bir direnişle” karşılaşacağını vurgulamıştı.

Komünist ada, 1962 yılından beri ABD'nin ticari ablukası altında bulunuyor ve yıllardır uzun süreli elektrik kesintileri, yakıt, ilaç ve gıda kıtlığıyla karakterize edilen şiddetli bir ekonomik krizin içinde.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bir Küba yetkilisi son olarak, Havana'nın Washington ile diyaloğu sürdürmeye hazır olduğunu söyledi, ancak aynı zamanda siyasi sisteminin değiştirilmesinin tartışmaya açık bir konu olmadığını vurguladı.