Suriye Demokratik Konseyi, “Ulusal Eylem Topluluğu” ve “Üç Bölge Belgesi” girişimlerini memnuniyetle karşıladı ama imzalamadı

Belge Suveyda, Dera ve Halep'ten muhalifler tarafından başlatıldı, Golan Tepeleri ve İdlib sakinleri tarafından imzalandı

Suriye Demokratik Konseyi’nin Suriye'nin kuzeydoğusundaki el-Haseke kentinde bulunan merkezi
Suriye Demokratik Konseyi’nin Suriye'nin kuzeydoğusundaki el-Haseke kentinde bulunan merkezi
TT

Suriye Demokratik Konseyi, “Ulusal Eylem Topluluğu” ve “Üç Bölge Belgesi” girişimlerini memnuniyetle karşıladı ama imzalamadı

Suriye Demokratik Konseyi’nin Suriye'nin kuzeydoğusundaki el-Haseke kentinde bulunan merkezi
Suriye Demokratik Konseyi’nin Suriye'nin kuzeydoğusundaki el-Haseke kentinde bulunan merkezi

Suriye Demokratik Konseyi (SDK), Suveyda, Dera ve Halep illerinden muhalifler ile aktivistler tarafından 8 Mart'ta yayınlanan, Suriye’nın kıyı bölgeleri, İdlib şehri ve işgal altındaki Golan Tepeleri'nden isimler tarafından imzalanan ‘Ulusal Eylem Topluluğu’ ve ‘Üç Bölge Belgesi’ girişimlerini memnuniyetle karşıladı. Şarku’l Avsat’a telefon aracılığıyla açıklamada bulunan SDK Başkanı Dr. Mahmud el-Meslat, Suriye krizine yönelik ulusal çözümlerin ‘Suriyeliler arasındaki mutabakata bağlı olduğunu’ söyledi.

SDK, resmi internet sitesinde yayınladığı açıklamada, Ulusal Eylem Topluluğu’na katılma ve Üç Bölge Belgesi’ni imzalama konusundaki nihai tutumunu belirtmezken bu tür girişimlere açık olduğunu ifade etti. Açıklamada, “Suriye coğrafyasında ortak eylem birliğine duyulan ihtiyaç, ulusal diyaloğa bağlılık ve Suriye’nin egemen kararının bağımsızlığı, ülkedeki zalim rejimin sona ermesine, onurlu bir yaşam ve özgürlüğün sağlanmasına, hakların korunmasına ve eşit vatandaşlık haklarının teyit edilmesine yol açacaktır” denildi. SDK, bu tür girişimlerin siyasi çabaları birleştireceğini, arzu edilen siyasi çözüme ulaşılacağını ve ülkede demokratik bir geçiş sağlanacağını vurguladı.

ABD liderliğindeki DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK) tarafından desteklenen Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) siyasi kanadı olan SDK, söz konusu girişimleri, ‘ötekini kabul etme, karşılıklı tanıma ve bölünmüşlük halini sona erdirmek için herkes arasında diyalog kurma’ temel ilkeleriyle örtüşen olumlu bir adım olarak görüp memnuniyetle karşılasa da kendisi bu girişimlere dahil olmadı. SDK açıklamasında ‘güven inşa etmek ve birlikte çalışmak için köprüler kurma ve kimseyi dışlamadan herkesi kabul etme’ çağrısında bulundu.

Suriye içinde ve dışında Suveyda, Dera ve Halep kırsalından aralarında akademisyenlerin, aktivistlerin ve aydınların bulunduğu Suriyeli muhalifler, 7 Mart'ta ‘Üç Bölge Belgesi’ni açıkladı. Üç Bölge Belgesi, Suriye rejimine karşı halk ayaklanmalarının başlamasının üzerinden geçen 14 yılın ardından geçtiğimiz 7 Mart'ta ‘Vatana selam’ sloganıyla duyuruldu.

Beş ana hat

Muhalefet kanadının ortak bir söylemde buluşturulmasının yanı sıra, ayrılıkçılığa ve fanatizme sürüklenmemesi çağrısı yapılan belgeler, beş ana hat üzerine inşa edildi. Bunlardan ilki, siyasetin millileştirilmesi ve Suriye'nin egemen kararının hiçbir yabancı tarafa teslim edilmemesi, ikincisi, yaşam, özgürlük, haysiyet ve tüm Suriyelilerin haklarının korunması, üçüncüsü, Suriye'nin ve Suriyelilerin birliğinin ve Suriye'nin bir mezhep ya da etnik grubun devleti olmadığının vurgulanması, dördüncüsü, koordinasyon, diyalog ve ortak eylem çağrısı ve beşincisi, güven inşa etme ve Suriyelilerin birliğini çoğunluk ile ilişkilendirme.

SDK Başkanı Dr. Mahmud el-Meslat, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, son dönemdeki bu girişimleri memnuniyetle karşıladıklarını, bu tür siyasi hareketleri ve girişimleri kabul eden bölgelerin sakinleri tarafından ortaya koyulan ortak belgeleri ilgiyle takip ettiklerini söyledi. Suriye krizine sadece Suriyelilerin uzlaşı yoluyla siyasi çözümler üretebileceğini vurgulayan Dr. Meslat, “Suriyeliler olarak bizler, vatan sevgimizle birleşmiş, mükemmel ve ülkesini başkalarından kıskanan vatanseverleriz. Tarafgirliklerin ötesine geçerek, ulusal sabiteler üzerinde anlaşmalıyız” ifadelerini kullandı.

SDK'nın Suriyeliler için bir kurtuluş yolu olarak siyasi çözüme inanan tüm muhalif grupları, demokratik ulusal güçleri ve şahsiyetleri barındıran kapsayıcı bir ulusal proje geliştirilmesinden yana olduğunu belirten Dr. Meslat, “Ülkedeki bölünmüşlük halini sona erdirilmeli ve Suriye ulusal kimliğinin kapsayıcılığı temelinde geleceğin çoğulcu, demokratik Suriye'si inşa edilmeli” şeklinde konuştu.

Suriye'nin kıyı bölgesi şehirlerinden bağımsız Suriyeli isimler, Ulusal Eylem Topluluğu'nun kurulduğunu ve Suveyda, Dera, Halep kırsalı, kıyı bölgeleri, İdlib şehri ve işgal altındaki Golan Tepeleri’nden önde gelen şahsiyetlerin yanı sıra, ülkenin kuzeydoğu bölgelerinde faaliyet gösteren en önemli siyasi oluşum olan SDK tarafından memnuniyetle karşılanan Üç Bölge Belgesi'ne katıldıklarını açıkladılar.

Dr. Meslat, SDK'nın geçtiğimiz yıllarda konferanslar düzenleyerek ve muhalif taraflar ve şahsiyetlerle doğrudan görüşmeler yaparak, ilgili uluslararası kararlar çerçevesinde siyasi bir çözüme ulaşmak için doğrudan diyalog yoluyla ülkedeki tüm bileşenler ve siyasi güçler arasındaki güveni güçlendirmeye çalıştığını vurguladı. Dr. Meslat, “Söz konusu girişimlerde SDK'da aradığımız ilkelerden biri olan Suriye'nin tüm bölgeleriyle koordinasyon ve diyalog arzusu, ötekini kabul etme, karşılıklı tanıma ve hepimizin sıkıntısını çektiği bölünmüşlük halini sona erdirmek için herkesle diyalog ilkesini bulduk” dedi.

Suriye'nin kuzeyindeki Rakka şehrinde düzenlenen dördüncü SDK konferansından

SDK, 2015 yılında Suriye kuzeydoğu bölgesinde kurulan Demokratik Birlik Partisi (PYD) liderliğindeki özerk yönetimde yer alan siyasi partilerden oluşan geniş bir siyasi ittifak olarak dikkati çekiyor. Geçtiğimiz yıl haziran ayında muhalif Demokratik Değişim İçin Ulusal Koordinasyon Kurulu (UKK) ile birlik sağlayan SDK, 2020 yılının ağustos ayında Halkın İradesi Partisi ile de bir mutabakat zaptı imzaladı. Ancak Suriye muhalefetinin müzakere organında temsilcisi bulunmayan SDK, Cenevre'deki Birleşmiş Milletler (BM) destekli, şu an dondurulmuş haldeki görüşmelere katılmadı. 



Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır, Doğu Akdeniz’de savunma iş birliğini artırıyor: Türkiye dengesi korunuyor

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Yunanistan Savunma Bakanı’nı kabul etti (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi ile Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias ve Kıbrıs Rum Kesimi  Savunma Bakanı Vasilis Palmas düzeyinde Mısır-Yunanistan-Kıbrıs görüşmeleri gerçekleştirildi. Görüşmeler, üç ülkenin yaklaşık iki hafta önce düzenlediği zirvenin ardından savunma ve askeri iş birliğinin güçlendirilmesini amaçlıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, görüşmelerin Doğu Akdeniz’de daha güçlü savunma iş birliği yoluyla güvenlik ve istikrarın pekiştirilmesi çerçevesinde gerçekleştiğini belirtti. Uzmanlara göre Kahire, Doğu Akdeniz’deki gelişmelerden endişe duyan Türkiye ile köprüleri atmadan Yunanistan ve Kıbrıs’la iş birliğini geliştirmeyi, aynı zamanda diğer tarafların çatışmalarına dahil olmadan Doğu Akdeniz’deki Mısır çıkarlarını korumayı hedefliyor.

Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki ortaklık, üçlü iş birliği mekanizması üzerinden 2014 yılında başladı. Bu dönemde Kahire ile Ankara arasında siyasi anlaşmazlıklar yaşanırken Atina ve Lefkoşa’nın da Türkiye ile Doğu Akdeniz konusunda farklılıkları bulunuyordu. Ancak son yıllarda Türkiye ile Mısır ilişkilerini geliştirme yoluna gitti. İlişkilerin tamamen normalleşmesinin ardından cumhurbaşkanları karşılıklı ziyaretlerde bulundu ve iki ülke arasındaki askeri tatbikatlar yeniden başladı. Bunun yanı sıra iki ülke arasında savunma sanayisi alanındaki ortaklıklar da giderek güçlendi.

8 Eylül’de İskenderiye’nin kuzeybatısındaki El-Alameyn kentinde düzenlenen üçlü zirvenin üzerinden yaklaşık iki hafta geçmesinin ardından Sisi, salı günü Yunanistan Savunma Bakanı Dendias’ı kabul etti. Görüşmede Mısır Savunma Bakanı Korgeneral Eşref Salim Zahir ile Silahlı Kuvvetler Silahlanma Kurumu Başkanı Muhammed Süleyman da hazır bulundu.

cdfvgthy
Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, salı günü Kahire’de Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas ile görüşmesi sırasında (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Sisi, iki ülke arasındaki iş birliğinin özellikle askeri ve savunma alanları başta olmak üzere çeşitli alanlarda geliştirilmesinin sürdürülmesinin önemini vurguladı.

Yunanistan Savunma Bakanı ise ülkesinin ortak tehditlerle mücadele amacıyla Mısır’la koordinasyonu güçlendirmeye verdiği önemi dile getirdi.

Sisi aynı gün ikinci bir görüşmede Kıbrıs Savunma Bakanı Vasilis Palmas’ı da kabul etti. Sisi, iki ülke arasındaki mevcut stratejik ortaklığın derinleştirilmesi ve özellikle güvenlik ve askeri alanlar başta olmak üzere çeşitli alanlarda daha geniş bir çerçeveye taşınması gerektiğini belirtti.

Askeri ve stratejik uzman Tümgeneral Adil el-Umde, Cumhurbaşkanı Sisi’nin Kıbrıs Rum Kesimi ve Yunanistan savunma bakanlarıyla görüşmelerinin 2014’ten bu yana yürütülen ortaklığın maddelerinin hayata geçirilmesi ve bu ay El-Alameyn’de düzenlenen üçlü zirvenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.

El-Umde, Mısır politikasının başarısının yalnızca Atina ve Lefkoşa ile askeri iş birliğinin ne ölçüde geliştirildiğiyle ölçülemeyeceğini belirterek Kahire’nin asıl hedefinin Doğu Akdeniz’i rekabet ve çatışma alanından çok taraflı bir denge ve iş birliği alanına dönüştürme kapasitesi olduğunu ifade etti. Mısır’ın bunu tüm taraflarla bağımsız ilişkilerini koruyarak gerçekleştirmeye çalıştığını söyleyen El-Umde, bunun “stratejik denge diplomasisi” çerçevesinde yürütüldüğünü kaydetti.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi Dr. Ahmed Fuad Enver ise Doğu Akdeniz’in güvenliğinin bölgedeki tüm etkin aktörlere açık olmayı ve gerilimi artıran söylemlerin aşılması amacıyla mevcut araçların kullanılmasını gerektirdiğini belirtti.

Enver, Mısır-Yunanistan-Kıbrıs arasındaki üçlü iş birliği mekanizmasının mevcut savunma ve askeri iş birliğini güçlendirme çabalarıyla birlikte Doğu Akdeniz’de bölgesel güvenliğin sağlamlaştırılmasında temel bir eksen oluşturduğunu söyledi. Bunun, üç ülke arasında uzun süredir devam eden askeri, ekonomik ve siyasi ortaklıkların üzerine inşa edilmesine olanak sağlayacağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Sisi de salı günü Yunanistan Savunma Bakanı ile görüşmesinde üçlü iş birliği ile Doğu Akdeniz’in istikrarı arasında bağlantı kurdu. Sisi, Mısır, Yunanistan ve Kıbrıs arasındaki mevcut üçlü iş birliğinin Doğu Akdeniz’de barış, istikrar ve ortak refahın sağlanmasına yönelik başarılı bir bölgesel iş birliği modeli oluşturduğunu vurguladı.

Sisi, Kıbrıs Savunma Bakanı ile görüşmesinde de Doğu Akdeniz’in istikrarının önemine dikkat çekerek Mısır, Kıbrıs ve Yunanistan arasındaki üçlü iş birliğinin bölgedeki güvenlik, istikrar ve refahın pekiştirilmesi açısından merkezi bir mekanizma olduğunu belirtti. Sisi, bu mekanizmanın üç ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini ve ortak tehditlerle mücadeleye katkı sağladığını ifade etti.

El-Umde’ye göre Mısır’ın bu tutumu, caydırıcılık ve hazırlık kapasitesini güçlendirme ancak düşmanca bir blok oluşturmama anlayışını ortaya koyuyor. Kahire, Yunanistan ve Kıbrıs’la ortaklığını geliştirirken Türkiye ile köprüleri atmıyor ve Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korurken bölgedeki diğer aktörlerin çatışmalarına dahil olmuyor.

Enver ise Mısır’dan gelen açıklamaların söz konusu adımların başka tarafları hedeflemediğini ve Türkiye açısından endişe kaynağı oluşturmadığını gösterdiğini savundu. Enver’e göre Kahire, ilişkilerini ortak çıkarlar temelinde yürütmeye, arabuluculuk kanallarını açık tutmaya ve gerilimi azaltmak amacıyla karşılıklı güvence vermeye önem veriyor.

El-Umde ayrıca Mısır’ın İsrail’in bölgesel rekabeti kullanarak bazı güçleri diğer aktörlere karşı saflaştırma girişimlerinin önünü kesmede önemli bir rol oynadığını belirtti. Mısırlı uzmana göre Kahire’nin bölgedeki varlığı, istikrarı ve kutuplaşmadan kaçınmayı önceleyen dengeli bir bölgesel cephe oluşturulmasını güvence altına alıyor.

Yunanistan ile İsrail arasındaki savunma iş birliği de ağustos ayının sonunda önemli bir gelişmeye sahne olmuştu. İki ülke, 3 milyar avro (yaklaşık 3,48 milyar dolar) değerinde bir askeri anlaşmaya imza atmıştı. Anlaşma kapsamında İsrail, Yunanistan’da çok katmanlı bir hava savunma sistemi kuracak.

İsrail Savunma Bakanlığı, söz konusu anlaşmayı “İsrail ile Yunanistan arasındaki ilişkiler tarihindeki en büyük savunma ihracatı anlaşması ve İsrail tarihindeki en büyük anlaşmalardan biri” olarak nitelendirmişti.


Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Selam’dan Guterres’e: UNIFIL misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan’ın uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki el-Mansuri kasabasında bulunan UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam dün Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile yaptığı görüşmede, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde uluslararası bir gücün varlığının sürdürülmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, ‘UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası varlığın sürdürülmesinin önemine’ vurgu yaptı. Selam, ‘izleme, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına alması, istikrarın korunmasına katkı sağlaması ve Lübnan devletinin ülkenin tamamında otoritesini tesis etme sürecini desteklemesi’ gerektiğini belirtti.

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde görev yapan UNIFIL bünyesinde 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personel bulunuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, geçen yıl ağustos ayında ABD’nin baskısıyla UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar vermişti.

UNIFIL misyonunun sona ermesinin yaklaşması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir döneme denk geliyor.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn geçen hafta AFP’ye verdiği röportajda, ülkesinin Güney Lübnan’da görev yapan UNIFIL’in yerine geçecek herhangi bir güce açık olduğunu belirtmiş ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir ‘boşluk’ oluşmaması gerektiğini vurgulamıştı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmaması. Hangi ad altında olursa olsun gelecek herhangi bir gücün yasal bir çerçeveye sahip olması gerekir. Bu yasal çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” demişti. Avn ayrıca, Güney Lübnan’da bir gücün bulunmasının amacının ‘devletin yerini almak değil, orduya yardım etmek ve devleti güçlendirmek’ olduğunu ifade etmişti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı 2. Abdullah ile gerçekleştirdiği toplantıda da ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce BM’nin Lübnan’daki barış gücünün yerine geçecek çok uluslu bir güç oluşturulmasını istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesinin ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti. Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin halen yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirerek insani müdahale için finansman sağlama çabalarının sürdürülmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilenlere yardım etmesine destek verilmesinin önemini vurguladı.


Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
TT

Guterres: Lübnan’ın UNIFIL görevinin sona ermesinin ardından uluslararası bir güce ihtiyacı var

Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)
Lübnan’ın güneyindeki Mansuri kasabasında UNIFIL güçleri (Reuters)

Lübnan Başbakanı Nevvaf Selam, dün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres ile görüşmesinde, Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Barış Gücü’nün (UNIFIL) görev süresinin sona ermesinin ardından ülkenin güneyinde BM himayesinde bir uluslararası gücün varlığını sürdürmesinin gerekli olduğunu söyledi.

New York’ta BM Genel Kurulu çalışmalarının başlamasından bir gün önce gerçekleşen görüşmede Selam, “UNIFIL sonrası dönemde güneyde BM çatısı altında uluslararası bir varlığın devam etmesinin önemini” vurguladı. Selam’ın ofisinden yapılan açıklamaya göre bu varlık, “gözlem, raporlama ve iletişim görevlerinin sürdürülmesini güvence altına almalı, istikrarın korunmasına katkı sağlamalı ve Lübnan devletinin bütün toprakları üzerindeki otoritesini tesis etme sürecini desteklemeli.”

1978’den bu yana Lübnan’ın güneyinde konuşlu bulunan UNIFIL, 46 ülkeden yaklaşık 7 bin 500 personelden oluşuyor. Ancak BM Güvenlik Konseyi, ABD’nin baskısıyla geçen yıl ağustos ayında UNIFIL’in görev süresinin 31 Aralık 2026’da sona erdirilmesine karar verdi.

UNIFIL misyonunun sona ermesine yaklaşılması, İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki geniş bölgelerde işgalini sürdürdüğü bir dönemde gerçekleşiyor.

Şarku’l Avsat'ın AFP’den aktardığına göre Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn  geçen hafta ajansa verdiği röportajda, güney Lübnan’da görev yapan BM Geçici Gücü’nün yerini alacak herhangi bir güce açık olduklarını belirtti ve UNIFIL’in çekilmesinin ardından herhangi bir “boşluk” oluşmaması gerektiğini vurguladı. Avn, “En önemli husus bir boşluk oluşmamasıdır. Hangi ad altında gelirse gelsin, herhangi bir güç için hukuki çerçeve oluşturulmalıdır. Bu hukuki çerçevenin temel ilkesi devletin egemenliğidir” ifadelerini kullandı. Avn ayrıca güney Lübnan’da bulunacak bir gücün amacının “orduyu desteklemek ve devleti güçlendirmek, devletin yerini almak olmaması gerektiğini” kaydetti.

Avn, bu konuyu geçen hafta Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile gerçekleştirdiği görüşmede de ele aldı. Fransa ve İtalya daha önce, Lübnan’daki BM barış gücünün yerini alacak çok uluslu bir güç oluşturmak istediklerini açıklamıştı.

Guterres de UNIFIL’in görev süresinin sona ermesi ve güçlerin ülkeden ayrılmasının ardından Lübnan’ın bir barış gücüne ihtiyaç duymaya devam edeceğini belirtmişti.

Öte yandan Selam, BM Genel Sekreteri’ne yaklaşık 329 bin kişinin hâlâ yerinden edilmiş durumda olduğunu bildirdi. Selam, insani yardım çalışmalarına yönelik finansmanın seferber edilmeye devam etmesinin ve BM kuruluşlarının yerinden edilmiş kişilere yardım sağlamasının önemini vurguladı.