Çernobil nükleer felaketi, 38. yılında Rusya-Ukrayna Savaşı'nın gölgesinde hatırlanıyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Çernobil nükleer felaketi, 38. yılında Rusya-Ukrayna Savaşı'nın gölgesinde hatırlanıyor

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Çernobil Nükleer Santrali’nde meydana gelen dünyanın en büyük nükleer faciası, 38. yılında Rusya-Ukrayna Savaşı'nın gölgesinde sonuçlarıyla hatırlanıyor.

Ukrayna’nın başkenti Kiev'e 110 kilometre uzaklıktaki santralde 26 Nisan 1986'da yaşanan kaza, hafızalardaki yerini korurken sonuçları, uluslararası gündemde yer tutmaya devam ediyor.

Çernobil Nükleer Santrali, Sovyet biliminin en büyük başarılarından biri olarak nitelendiriliyordu. O tarihteki patlama, 1 saat 24 dakika süren güvenlik testinin kontrolden çıkması üzerine 4. reaktörde meydana geldi. Patlamada 2 bin tonluk çatı havaya uçtu ve 8 tonluk radyoaktif yakıt atmosfere karıştı. Reaktördeki yangını söndüren itfaiyecilerden 31’i yüksek radyasyona maruz kalarak olay yerinde hayatını kaybetti.

Yıkılan reaktör, öldürücü radyasyon yaymaya devam ederken Sovyet yetkilileri, olayı gizlemek için ellerinden gelen her şeyi yaptı.

Çernobil Nükleer Santrali'nde çalışan işçilerle ailelerinin yaşadığı Pripyat şehrinin tahliyesi için gizli hazırlık yapılmış, tahliyeye ancak ertesi gün öğleden sonra başlanabilmişti. Üç saat içinde Pripyat, hayalet şehre dönmüş, sonraki günler helikopterlerle patlayan reaktörün üstüne binlerce ton kimyasal malzeme atılmıştı.

Patlama sonrası çıkan zehirli bulut, Ukrayna ve Belarus başta olmak üzere Rusya ve Avrupa’nın bir kısmını etkiledi. Zehirli bulutlar, on gün sonra da ABD, Kanada ve hatta Japonya’ya kadar ulaştı.

- 5 milyon kişi radyasyon riski olan yerlerde yaşıyor

Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, felaketin gerçekleştiği 30 kilometrelik bölgede yaşayan, çalışan, güvenlik hizmetleri yapan, tasfiye ve temizleme işlemlerine katılan 600 bin kişi, yüksek dozda radyasyona maruz kaldı. Ukrayna, Belarus ve Rusya’da yaklaşık 5 milyon kişi radyasyon riski bulunan bölgelerde yaşamayı sürdürüyor.

Felaketin ardından bölgedeki ülkelerde lösemi ve tiroit kanserinin de aralarında olduğu kanser türleri, katarakt ve bebeklerde doğuştan patolojik rahatsızlık oranları arttı. Psikolojik rahatsızlıkların yanı sıra sosyal ilişkilerde dışlanmalar nedeniyle sıkıntılar ortaya çıktı. Yüksek düzeyde radyasyona maruz kalan 120 bin kişi kanserden ölme riskiyle karşı karşıya kaldı.

Felaketin sonucu, Türkiye’de de tartışma konusu olmuş, dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Cahit Aral, çayda radyasyon olduğu iddialarını yalanlamak amacıyla kameralar önünde çay içerek poz vermişti.

- 4. reaktörün üstü özel çelik çadırla kapandı

Çernobil’deki patlamanın üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen felaketin izlerini silme çalışmaları hala sürüyor.

Santraldeki patlamanın olduğu ve radyasyon yayma riski devam eden 4. reaktör binasının üzeri özel çelik çadırla tamamen kapatıldı.

Üzeri betonla kapatılan reaktördeki riski sıfıra indirmek için kemer şeklinde özel çelik çadır inşa edildi. Çadır, Kasım 2016’da reaktör blokunun üzerine doğru kaydırıldı ve reaktör tamamen izole edildi. Çalışmalar, Avrupa Birliği'ne üye ülkeler ile Türkiye’nin de dahil olduğu 44 ülkenin desteğiyle finanse edildi.

Çernobil Nükleer Santrali yetkililerine göre, binalardaki radyoaktif yakıtlar temizlendi ve risk etkisi on bin kat daha azaltıldı. Kazadan sonra santraldeki durum stabil hale getirildi, tesislerin izolasyonu, tasfiyesi ve rehabilitesi için çalışmalar ise devam ediyor. Çalışmaların ancak uluslararası katılımla sonuçlandırılabileceğine işaret edilerek insanların Çernobil çevresindeki bölgenin sadece yüzde 60’ına ancak 60 yıl sonra dönebileceği belirtiliyor. İzolasyon, tasfiye ve rehabilitasyon çalışmaları tamamlansa bile bölgenin yüzde 40’ında yerleşim hiçbir zaman mümkün olmayacak.

Ukrayna Parlamentosunun aldığı karara göre Çernobil Nükleer Santrali, 2065 yılına kadar tamamen ortadan kaldırılacak. Programa göre, 2010-2013 yıllarındaki ilk etapta nükleer yakıt, santrallerden depolara taşındı.

2013-2022 yıllarındaki ikinci etapta reaktörler muhafaza altına alındı ve kazanın meydana geldiği reaktör izole edildi.

2022-2045 yıllarını kapsayan üçüncü etapta uzmanlar, izolasyon sonrası radyasyonun azalmasını gözlemleyecek. 2045-2065 yıllarındaki son etapta ise santralin sökülmesi ve temizlik işlemi gerçekleştirilecek.

- Sovyet yönetimine sorumsuzluk eleştirisi

Hiroşima’da atılan atom bombasından daha tehlikeli olarak nitelendirilen felaketin ardından Sovyetler Birliği yönetiminin gösterdiği sorumsuzluk, eleştiri konusu olmaya devam ediyor.

Sovyetler Birliği yönetimi, küresel felakete neden olan kaza hakkında ilk günlerde kendi halkına dahi bilgi vermemişti.

Batılı ülkeler, İsveç’teki nükleer santralde çalışan uzmanların, Sovyetler Birliği topraklarından nükleer bulutun geldiğini belirlemesiyle kazanın farkına varmış ve Sovyet yönetimine bilgi vermesi için baskı yapmıştı.

Acil toplantı yapan Sovyet yönetimi, önce kendisine ideolojik olarak yakın devletleri bilgilendirmeyi, Batılı ülkelere ise sadece yerel bir kazanın meydana geldiğini söylemeyi kararlaştırmıştı. Dünya basını felaketi duyurmuş, Sovyet basını ise adeta yok saymıştı.

Sovyetler Birliği genelinde olduğu gibi Kiev'de de halk, 1 Mayıs 1986’da her şeyden habersiz İşçi Bayramı'nı kutlamak için sokaklara dökülmüştü. Sağlık görevlileri, iki hafta boyunca kazayla ilgili kimseye bilgi vermemişti. Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı, ancak iki hafta sonra halka pencerelerini kapatması ve ayaklarını silmeden eve girmemeleri konusunda tavsiyede bulunmuştu. Bu yetersiz açıklama, halk arasında daha da çok panik yaşanmasına neden olmuştu.

SSCB Sağlık Bakanlığı, 27 Haziran 1986’da “Çernobil Kazası'nın ardından tasfiye işlerinin gizlilik içinde yapılmasına” yönelik karar çıkararak felaket sonucu hastalananların tedavisi ve radyasyona maruz kalanlarla ilgili bilgilerin gizlenmesini istemişti. Milyonlarca kişi, radyasyondan etkilenerek hasta olmuştu. Sovyetler Birliği, bu gizlilik ve gerçekleri örtme politikasıyla gelecek nesilleri bile etkileyecek sağlık trajedisine imza atmıştı.

- Rus ordusu, Çernobil üzerinden Ukrayna’ya girdi

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 24 Şubat 2022’de Ukrayna’ya başlattığı savaşta Rus ordusunun ilk eylemlerinden birisi Belarus sınırından geçerek Kiev’in kuzeyinden kuşatma başlatması oldu.

Rus birlikleri, Kiev’i kuşatmadan önce Çernobil Nükleer Santrali’nin kontrolünü ele geçirdi. Çatışma yaşanmadan santral bölgesindeki kontrolü eline alan Rusya, Ukraynalı askerlerle santralde güvenliği sağladıklarını duyurdu.

Rusya, Ukraynalı milliyetçi güçlerin santralde provokasyon yapabileceği iddiasında bulundu. Ukrayna da santralde Rus güçlerinin nükleer felakete yol açabilecek eylemde bulunabileceği suçlamasını ortaya attı.

Başta bölgedeki ülkelerde olmak üzere dünya kamuoyunda bu iddialar endişe yarattı.

Ukrayna, 9 Mart 2022’de Çernobil Nükleer Santrali ve oradaki tüm nükleer tesisleri besleyen tek elektrik şebekesinin hasar gördüğünü açıkladı ve arızanın giderilmesi için Rusya’dan acilen ateşkes talep etti.

Soğutma sisteminin çalışmama riskiyle karşı karşıya kalan santralde sadece 48 saatlik kapasiteye sahip yedek jeneratörler devreye girdi.

Çok geçmeden Rusya Enerji Bakanlığı, Belarus üzerinden santrale yeniden elektrik verildiğini açıkladı. Ukrayna Enerji Bakanlığı da tamir çalışmalarının sona erdiğini bildirdi.

Rusya ile Ukrayna arasında İstanbul’da yapılan ateşkes müzakereleri sonrasında 30 Mart 2022’de Rusya Savunma Bakanlığı, Kiev yönünden birliklerini çekme kararı aldı.

Bu karar sonrasında Çernobil Nükleer Santrali’ndeki Rus askerleri de çekildi. Rusya Savunma Bakanlığı, Rus askerlerinin santrali Ukraynalı yetkililere teslim-tesellüm belgesiyle bıraktığını açıkladı.

- Avrupa'nın en büyük nükleer santralinde Çernobil tehlikesi yaşanıyor

Çernobil’de bunlar yaşanırken 4 Mart 2022'de Ukrayna’nın güneydoğusundaki Avrupa’nın en büyük santrali Zaporijya Nükleer Santrali sahası Rus ordusunun kontrolüne geçti. Sahaya zaman zaman insansız hava araçları ve top atışlarıyla saldırılar yapıldı. Ukrayna ve Rusya, saldırılar konusunda birbirini suçluyor.

Rusya'nın kontrolündeki santrale 7 Nisan’da, Kasım 2022'den sonra ilk kez saldırı düzenlendi. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Mariano Grossi, ana reaktörü çevreleyen yapıların doğrudan en az 3 kez saldırıya uğradığını belirterek, "olası bir nükleer kaza yaşanma riskinin ciddi oranda arttığını" ifade etti.



İran savaşı, Trump ve Starmer'ın arasını açtı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

İran savaşı, Trump ve Starmer'ın arasını açtı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

ABD Başkanı Donald Trump'ın bir dizi sert açıklaması sonrasında Sör Keir Starmer, Trump'la ilişkisinin onarılamaz şekilde zarar görebileceği konusunda uyarıldı.

Eski ulusal güvenlik danışmanı ve Britanya'nın eski ABD büyükelçisi Kim Darroch, Birleşik Krallık (BK) Başbakanı'nın "Trump'ın İran'a yönelik 'tercih ettiği savaş'ına doğrudan katılmaya direnmekte haklı olduğunu" söyledi.

Darroch, Guardian'a, "Ancak bu, Trump'la kişisel ilişkisine şüphesiz önemli ölçüde zarar verdi" diye konuştu ve "zarar görmüş bir Trump'ın" daha fazla gümrük vergisiyle "saldırabileceğini" ekledi.

Bu yorum, Trump'ın Beyaz Saray'da yaptığı bir konuşmada Ortadoğu çatışmasına verdiği yanıt nedeniyle Sör Keir'ı taklit etmesinin ardından geldi. Trump, Sör Keir'ın Ortadoğu'ya "iki eski, harap uçak gemisi" gönderme meselesini ekibine danışmak zorunda olduğunu söylediğini aktarmıştı.

Çarşamba günü öğle yemeğinde konuşan Trump, "En iyi dostumuz olması gereken BK'ye sordum" dedi.

Aslında Kral iki hafta içinde buraya geliyor, Kral Charles iyi biri. Bizim en yakınımız olmaları gerekirdi ama öyle davranmadılar. Dedim ki, 'İki tane eski, harap olmuş uçak geminiz var, bunları oraya gönderebilir misiniz?'"

Sör Keir'i taklit ederek zayıf bir sesle konuşan Trump şunları ekledi:

Ah, ekibime sormam gerekecek. Dedim ki, 'Başbakansınız, sormak zorunda değilsiniz'. Hayır, hayır, hayır, ekibime sormam gerekiyor. Ekibim toplanmalı, gelecek hafta toplanıyoruz. Ama savaş zaten başladı. Gelecek hafta savaş bitmiş olacak… Üç gün içinde.

Özel bir öğle yemeğinde yapılan ancak Beyaz Saray tarafından sosyal medya kanalında yayımlanan açıklamalar, daha sonra silindi.

Görsel kaldırıldı.
Başbakan, "Britanya halkının en iyi çıkarları doğrultusunda hareket etmeyi sürdüreceğini" söyledi (AP)

Downing Sokağı kaynakları, Trump'ın BK'den gemi talebinde hiçbir zaman bulunmadığını ve Britanya'nın da bunları göndermeyi teklif etmediğini söyledi.

Trump'ın eleştirileri karşısında BK Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, "Bizim işimiz BK'nin ulusal çıkarları doğrultusunda kararlar almak" dedi.

Cooper perşembe günü televizyon kanallarına şunları söyledi:

Başından beri ABD'den farklı bir görüş benimsedik ve Ortadoğu'da saldırgan eylemlere kapılmadık çünkü gerilimin tırmanma riskleri, ekonomi üzerindeki de dahil etkiler ve ayrıca sağlam bir plana duyulan ihtiyaç konusunda somut endişeler olduğunu düşündük.

Cooper, Washington'ın hâlâ müttefik olup olmadığı sorusundan kaçınarak şunları söyledi:

Çatışmanın mümkün olan en kısa sürede çözülmesini, sonuçlanmasını istiyoruz çünkü açıkçası bu, BK'deki yaşam maliyeti için en iyisi.

Bu hafta Başbakan, İran'la savaşa girmeme kararlarının arkasında duracağını yineleyerek şunları söyledi:

Benim ve diğerlerinin üzerindeki baskı ne olursa olsun, gürültü ne olursa olsun, aldığım tüm kararlarda Britanya'nın ulusal çıkarları doğrultusunda hareket edeceğim. Dolayısıyla bunun bizim savaşımız olmadığını ve içine sürüklenmeyeceğimizi net bir şekilde belirttim.

Independent Türkçe


Zelenskiy, Suriye’de Şara ile görüştü

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)
TT

Zelenskiy, Suriye’de Şara ile görüştü

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın hesabı)

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet el- Şara ile Şam’da bir araya geldi.

Reuters’a konuşan kaynaklar hükümet danışmanı, görüşmelerin Ortadoğu’daki savaş bağlamında savunma konularına odaklandığını belirtti.

Ukrayna, Aralık 2024’te Esad’ın devrilmesinin ardından Suriye’deki yeni yetkililerle iletişim kurmaya çalıştı. Zelenskiy, Aralık 2024’te Dışişleri Bakanını Şam’a göndererek Suriye’nin yeni yönetimiyle görüşmeler yaptı ve Rusya’nın ülke topraklarındaki varlığını sonlandırması çağrısında bulundu.

Geçen Eylül ayında ise Zelenskiy, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu çerçevesinde yapılan görüşmede iki ülkenin ilişkilerini resmen yeniden tesis ettiğini duyurmuştu.


Avrupa’nın Hürmüz Boğazı’ndaki seçenekleri sınırlı ve risklerle dolu

11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)
11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)
TT

Avrupa’nın Hürmüz Boğazı’ndaki seçenekleri sınırlı ve risklerle dolu

11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)
11 Mart’ta Umman kıyıları açıklarında, Hürmüz Boğazı yakınlarında seyreden bir yük gemisi (Reuters)

Bu hafta 40 ülkeden üst düzey yetkililer, Hürmüz Boğazı’nda deniz trafiğinin yeniden başlatılmasını görüşmek üzere çevrim içi bir toplantıda bir araya geldi. Toplantıda İtalya Dışişleri Bakanı, yoksul ülkelere giden gübre ve temel malların güvenli geçişini sağlayacak bir “insani koridor” oluşturulmasını önerdi.

Toplantının ardından Roma tarafından açıklanan bu öneri, savaş nedeniyle gıda güvenliği riskinin artmasını önlemeye yönelik Avrupa ve uluslararası girişimlerden biri olsa da katılımcılardan destek görmedi. Toplantı, boğazın askerî ya da başka yollarla yeniden açılmasına yönelik somut bir plan olmadan sona erdi.

Avrupalı liderler, Donald Trump’ın İran’ın boğazı kapatmasına son vermek ve büyüyen küresel enerji ile ekonomi krizini kontrol altına almak için derhâl askerî varlık konuşlandırmaları yönündeki baskısıyla karşı karşıya. Ancak liderler, şu aşamada savaş gemisi gönderme çağrısına yanıt vermedi; bunun yerine savaş sonrası bu kritik geçidin nasıl yeniden açılacağı konusunda yoğun tartışmalar yürütüyor. Buna rağmen ortak bir eylem planı üzerinde uzlaşmakta zorlanıyorlar.

Bu durum, Avrupa diplomasisinin yavaş işleyişini ve Körfez ülkeleri dâhil olmak üzere savaş sonrası boğazın güvenliğinden sorumlu tarafların çokluğunu yansıtıyor. İtalya ve Almanya’nın da aralarında bulunduğu bazı ülkeler, herhangi bir uluslararası girişimin Birleşmiş Milletler onayıyla yürütülmesi gerektiğini savunuyor; bu da süreci daha da yavaşlatabilir. Konunun önümüzdeki hafta askerî liderler tarafından ele alınması bekleniyor.

Ancak tüm bunların ötesinde, mevcut çıkmaz, kırılgan bir barış ortamında boğazın güvenliğini sağlamanın ne kadar zor olduğunu ortaya koyuyor. Ana çatışmalar sona erse bile, masadaki seçeneklerin hiçbiri kesin çözüm olarak görülmüyor.

Deniz eskortu

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron başta olmak üzere Fransız yetkililer, savaş sonrası ticari gemilere boğazdan geçişlerinde savaş gemilerinin eşlik etmesini önerdi. ABD ise ülkelerin kendi bayraklarını taşıyan gemilere refakat etmesi yönünde baskı yapıyor.

Ancak deniz eskortu yüksek maliyetli bir seçenek. Ayrıca hava savunma sistemlerinin, İran’ın saldırıları yeniden başlatması hâlinde insansız hava araçları gibi tehditlere karşı yeterli olmayabileceği belirtiliyor. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, “Dünya ya da Donald Trump, ABD donanmasının tek başına başaramadığını birkaç Avrupa fırkateyninin Hürmüz Boğazı’nda gerçekleştirmesini mi bekliyor?” diyerek şüphelerini dile getirdi.

Mayın temizleme
Almanya ve Belçika, savaş sonrası boğazın temizlenmesi için mayın avlama gemileri göndermeye hazır olduklarını bildirdi.

Ancak Batılı askerî yetkililer, İran’ın gerçekten mayın döşediğinden emin değil. Nitekim bazı İran gemilerinin hâlen boğazdan geçiş yapabildiğine dikkat çekiliyor. Bu nedenle mayın temizleme operasyonlarının etkisinin sınırlı kalabileceği ifade ediliyor.

Hava desteği
Bu seçenek, gemilere yönelik İran saldırılarını önlemek amacıyla savaş uçakları ve insansız hava araçlarının konuşlandırılmasını öngörüyor.

Ancak bu yöntem de maliyetli ve kesin sonuç garantisi sunmuyor. İran’ın hızlı botlar gibi basit araçlarla dahi saldırı düzenleyebileceği, sınırlı sayıda başarılı saldırının bile sigorta şirketlerini ve armatörleri caydırarak geçişleri durdurabileceği değerlendiriliyor.

Askerî ve diplomatik kombinasyon
Bu yaklaşım, İran’ı caydırmak için diplomatik ve ekonomik baskının askerî unsurlarla birlikte kullanılmasını öngörüyor. Almanya, Çin’e nüfuzunu “yapıcı” şekilde kullanarak çatışmanın sona ermesine katkı sağlama çağrısında bulundu.

Ancak bu seçenek de hem maliyetli hem de belirsiz. Zira diplomatik çabalar şu ana kadar çatışmaları durdurmada başarılı olamadı. Yine de mevcut koşullarda en gerçekçi çözüm olarak görülüyor.

Tüm seçenekler başarısız olursa?
İranlı yetkililer, savaş sonrasında da boğazdaki deniz trafiğini kontrol etmeye devam edeceklerini ve gemilerden geçiş ücreti alma planları bulunduğunu açıkladı. Oysa uluslararası hukuka göre boğazın açık bir geçiş yolu olması gerekiyor.

Boğazın kapalı kalması, küresel ekonomi açısından ciddi bir tehdit oluşturuyor. Pek çok ülke, yakıt, gübre ve temel malların taşınması için bu deniz yoluna bağımlı. Bazı bölgelerde kıtlık sinyalleri ortaya çıkarken, Avrupa’da petrol, gaz ve gübre fiyatlarındaki artış; yüksek enflasyon ve ekonomik yavaşlama endişelerini artırıyor.

Berlin merkezli Aurora Energy Research Direktörü Hans Koenig, “Şu anda en büyük tehdit stagflasyon… Fiyatlardaki artış, bu yıl için zaten zayıf olan büyümeyi daha da baskılıyor” değerlendirmesinde bulundu.

New York Times servisi