“İslami Cihad, İsrailli rehineyi canlı gösteren bir videosunu yayınladı

İsrailli rehine Sasha Trupanov (rehinelerin ailelerinin Instagram hesabından fotoğraf)
İsrailli rehine Sasha Trupanov (rehinelerin ailelerinin Instagram hesabından fotoğraf)
TT

“İslami Cihad, İsrailli rehineyi canlı gösteren bir videosunu yayınladı

İsrailli rehine Sasha Trupanov (rehinelerin ailelerinin Instagram hesabından fotoğraf)
İsrailli rehine Sasha Trupanov (rehinelerin ailelerinin Instagram hesabından fotoğraf)

İslami Cihad Hareketi dün (Salı) Gazze Şeridi'nde yaşayan İsrailli rehinenin hayatta olduğunu gösteren bir video yayınladı.

İsrail medyası tarafından 28 yaşındaki Sasha Trubanov olarak tanımlanan rehinenin, 30 saniyelik videoda İbranice konuştuğu görülüyor. Videonun ne zaman çekildiği ise belli değil.



ABD istihbaratına göre İran'la anlaşmanın anahtarı Muhsin Rızai

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Muhsin Rızai, ABD ve İsrail'in saldırılarında öldürülen Ali Hamaney için temmuza düzenlenen cenaze törenine katılmıştı (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Muhsin Rızai, ABD ve İsrail'in saldırılarında öldürülen Ali Hamaney için temmuza düzenlenen cenaze törenine katılmıştı (Reuters)
TT

ABD istihbaratına göre İran'la anlaşmanın anahtarı Muhsin Rızai

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Muhsin Rızai, ABD ve İsrail'in saldırılarında öldürülen Ali Hamaney için temmuza düzenlenen cenaze törenine katılmıştı (Reuters)
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Muhsin Rızai, ABD ve İsrail'in saldırılarında öldürülen Ali Hamaney için temmuza düzenlenen cenaze törenine katılmıştı (Reuters)

Amerikan istihbaratı, Tahran'la anlaşma için İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai'yle diyaloğun en iyi seçenek olduğunu düşünüyor.

David Ignatius, Washington Post'ta bugün yayımlanan yazısında Amerikan istihbaratının, eski Devrim Muhafızları Ordusu Komutanı Rızai'nin İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'le düzenli temas halinde olduğunu düşündüğünü belirtiyor.  

Wall Street Journal, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in müzakerelerin yeniden başlatılması için Rızai'ye mektup gönderdiğini 28 Ekim'de yazmıştı. Haberde, mektubun ABD Başkanı Donald Trump'ın talimatıyla gönderildiği ileri sürülmüştü.

Ancak Trump mektubun barış müzakereleriyle ilgili olmadığını, İran'ın "tıbbi malzeme ihtiyaçları hakkında görüşüldüğünü" savunmuştu.

İran basını, Tahran yönetiminin mektubu aldığını ancak Washington'a henüz yanıt göndermediğini yazıyor. Rızai geçen haftaki açıklamasında İran'ın temel şartları kabul edilmeden ABD'yle müzakerelere dönülmeyeceğini duyurmuştu.

Ignatius'un yazısında, Vance'in mektubunun ardından Rızai ve Hamaney'in görüştüğü ileri sürülüyor. ABD ve İran heyetleri arasında muhtemel bir toplantı için Türkiye ve Katar'ın değerlendirildiği aktarılıyor.

Suudi Arabistan merkezli medya kuruluşu El Arabiya da olası bir toplantının Türkiye'de düzenlenebileceğini yazmıştı.

Vance ve İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, nisanda Pakistan'ın başkenti İslamabad'da görüşmüştü.

Makalede, ABD istihbaratının o görüşmeden bu yana Rızai'yi İran yönetimindeki en etkili karar merkezlerinden biri olarak değerlendirdiği belirtiliyor. Eski Devrim Muhafızları mensupları arasındaki nüfuzunun yanı sıra Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'ni kendi ekibinden isimlerle yeniden yapılandırarak gücünü pekiştirdiği aktarılıyor.

Rızai'nin İran ekonomisini yöneten yetkililerle de yakın çalıştığı, ülkenin ABD yaptırımları ve Hürmüz Boğazı'ndaki abluka nedeniyle yaşadığı ekonomik sıkıntıların farkında olduğu ifade ediliyor.

Ignatius'un köşe yazısına göre Beyaz Saray, İran'la çatışmanın "kritik bir eşiğe yaklaştığını" ve Tahran'a diplomatik girişim çabalarının ciddi olduğunu göstermek istiyor. Diğer yandan Rızai'nin askeri ve siyasi kariyerini "ABD ve İsrail'e karşı muhalefet üzerine kurduğu" hatırlatılıyor. Rızai'nin de girişimiyle Washington'la anlaşmaya varılmasının, Tahran yönetiminde önemli bir politika değişikliği anlamına geleceği yorumu yapılıyor.

Independent Türkçe, Washington Post, Wall Street Journal, Tesnim


Venezuela'ya dönen aktivist Machado seçim çağrısı yaptı

Machado, Maduro yönetimine muhalif tutumuyla da tanınıyordu (Reuters)
Machado, Maduro yönetimine muhalif tutumuyla da tanınıyordu (Reuters)
TT

Venezuela'ya dönen aktivist Machado seçim çağrısı yaptı

Machado, Maduro yönetimine muhalif tutumuyla da tanınıyordu (Reuters)
Machado, Maduro yönetimine muhalif tutumuyla da tanınıyordu (Reuters)

ABD'nin devreye girmesiyle Venezuela'ya dönen muhalif Maria Corina Machado ülkede seçim yapılmasını talep etti.

Machado, perşembe günkü açıklamasında "Demokrasiye geçiş geri döndürülemez" diyerek Delcy Rodriguez hükümetine seçimlerin yapılması çağrısında bulundu.

Aynı gün Machado'nun konuşmasından önce yayımlanan önceden kaydedilmiş video mesajında Venezuela'nın geçici devlet başkanı Rodriguez, ekonomi ve yargı alanındaki reformları öne çıkararak ülkede seçim yapılacağını söyledi ancak net bir takvim açıklamadı.

Machado, Rodriguez'den kendisine herhangi bir mesaj ya da görüşme daveti gelmediğini, hükümetle muhalefet temsilcileri arasındaki seçim görüşmelerine bizzat katılmayacağını açıkladı.

59 yaşındaki siyasetçi, Aralık 2025'te Venezuela'dan gizlice tekneyle ayrılarak önce Karayipler'deki Curaçao adasına geçmiş, ardından özel uçakla Norveç'e giderek Oslo'da Nobel Barış Ödülü'nü almıştı.

10 aylık sürenin büyük kısmını ABD'de geçiren Machado, farklı ülkelerdeki Venezuelalı muhaliflerle de temas kurmuştu. Venezuela'da haziranda meydana gelen ve 6 bin 500'den fazla kişinin yaşamını yitirdiği depremlerin ardından ülkesine dönmek istediğini söylediğinde Panama'daydı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 25 Ekim'de yaptığı açıklamada Machado'nun Venezuela'ya dönüşü için Rodriguez hükümetiyle haftalar öncesinden görüştüklerini söylemişti. Bakan ayrıca Venezuela'da Yüksek Mahkeme ve Ulusal Seçim Konseyi'nde gerekli reformların tamamlanmasını ve seçime gidilmesini beklediklerini ifade etmişti. Machado toplamda 7 kez ülkesine dönmeyi denemişti ancak Amerikan basını Trump yönetiminin aktivisti engellediğini ileri sürmüştü. Rubio ise açıklamasında bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunmuştu.

Machado, konuşmasında seçimlerin 2027'de yapılacağını öne sürdü ancak detaylı bir takvim paylaşmadı.

Amerikan özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak'ta Venezuela'ya kara harekatı başlatmış, başkent Karakas'ı bombalarken Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i de gece baskınıyla kaçırmıştı.

O dönemki Venezuela Devlet Başkanı Yardımcısı Delcy Rodriguez ise ABD'nin de desteğiyle 5 Ocak'taki yemin töreni sonrasında ülkenin başına geçmişti.

Washington yönetimine yakınlığıyla bilinen Machado'nun, Maduro'nun devrilmesinin ardından Venezuela'nın başına getirilmemesi dikkat çekmişti.

Trump, Nobel Ödüllü aktivistin ülkede "saygı görmediğini" savunarak bu göreve uygun olmadığını belirtmişti. Diğer yandan aktivist ödülünü Trump'a vermiş, ABD Başkanı da bunu "çok güzel bir jest" diye nitelemişti.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, BBC, Merco Press


Yunanistan Başbakanı: Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Anlaşması yasa dışı ve geçersizdir

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis (AP)
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis (AP)
TT

Yunanistan Başbakanı: Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Anlaşması yasa dışı ve geçersizdir

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis (AP)
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis (AP)

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, yaptığı açıklamada, Libya’nın doğusunda bulunan Temsilciler Meclisi tarafından kısa süre önce onaylanan Türkiye-Libya deniz yetki alanları anlaşmasının “açıkça hukuka aykırı, geçersiz ve hükümsüz” olduğunu savunarak, anlaşmanın “coğrafyayı tamamen göz ardı ettiğini” belirtti.

Şarku’l Avsatın Reuters'ten aktardığına göre Miçotakis, Yunanistan’ın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dönem başkanlığını tamamlaması vesilesiyle yaptığı açıklamada, çarşamba günü Yunanistan’a ait bir konteyner gemisinin batmasının ardından Karadeniz’de deniz ulaşımının korunması için acil “uluslararası ateşkes” çağrısında da bulundu.

Libya Temsilciler Meclisi geçen hafta Türkiye ile deniz sınırlarının belirlenmesine ilişkin anlaşmayı onaylamıştı. Söz konusu karar, Atina’nın yanı sıra Mısır, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de tepkisini çekmiş; anlaşma bölgesel güvenlik ve uluslararası hukuk düzeni açısından tehdit olarak nitelendirilmişti.

Miçotakis, anlaşmanın coğrafyayı ve Yunan adalarının varlığını tamamen göz ardı ettiğini belirterek, “Yunan adaları, Türkiye ve Libya’nın hesaplamalarında tamamen ortadan kaybolmuş gibi görünüyor” dedi. Miçotakis, iki ülkeyi Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni (UNCLOS) göz ardı eden bir “oldubitti” yaratmaya çalışmakla suçladı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise Avrupa Birliği ve diğer tarafların, ilk olarak 2019’da imzalanan anlaşmanın onaylanmasına yönelik tepkilerinin herhangi bir hukuki dayanağı bulunmadığını söyledi. Erdoğan, Ankara’nın Doğu Akdeniz politikasını da savundu.

2019 yılında Türkiye ile Libya arasında imzalanan anlaşmanın ardından Yunanistan, Chevron liderliğindeki bir konsorsiyuma Girit Adası açıklarında doğal gaz arama ruhsatı vermiş, ayrıca Libya ile deniz yetki alanlarının belirlenmesine ilişkin ayrı bir anlaşma yapmaya çalışmıştı.

Miçotakis, söz konusu doğal gaz arama faaliyetlerinin herhangi bir şekilde engellenmesi riskinin bulunmadığını vurguladı.

Libya ve Yunanistan’ı “doğal komşular” olarak nitelendiren Miçotakis, Libya’ya Atina ile doğrudan müzakere yürütme ve görüşmeleri “son derece ciddiyetle” ele alma çağrısında bulundu. 58 yaşındaki Miçotakis, ilk kez 2019 yılında başbakanlık görevine gelmiş olup ikinci dönemini sürdürüyor.

Karadeniz’de gemilere yönelik saldırılar

Miçotakis’in açıklamaları, deniz güvenliği konulu Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi oturumuna başkanlık etmesinin ardından yapıldı. Açıklamalardan yalnızca saatler önce, Yunanistan’a ait bir konteyner gemisi Bulgaristan açıklarında deniz İHA’larının saldırısına uğrayarak batmıştı. Bu olay, ay içerisinde Karadeniz’in batısındaki ticari gemileri hedef alan son saldırı oldu.

Yunan şirketleri tarafından işletilen gemiler, dünyanın en büyük tanker filoları arasında yer alıyor ve Karadeniz üzerinden gerçekleştirilen ticari taşımacılıkta önemli rol oynuyor. Karadeniz’e Bulgaristan, Gürcistan, Romanya, Türkiye, Rusya ve Ukrayna kıyıdaş konumda bulunuyor.

Rusya, Şubat 2022’de Ukrayna’ya yönelik işgalini başlatmıştı.

Miçotakis, deniz ulaşımının güvenliğine ilişkin uluslararası bir ateşkese ihtiyaç duyulduğunu belirterek, bölgeden dünya pazarlarına tahıl ihracatının sürdürülmesinin “en öncelikli meselelerden biri” olduğunu söyledi.

Yunan armatörlerin, güvenli bir deniz koridorunun sağlanması şartıyla Ukrayna dahil Karadeniz’de ticari faaliyetlere yeniden başlayacak ilk gruplardan biri olacağını belirten Miçotakis, gemi kiralama ve sigorta maliyetlerinin rekor seviyelere ulaştığına dikkat çekti.

Söz konusu saldırının arkasında kimin bulunduğu henüz netlik kazanmadı. Saldırı, Rusya-Ukrayna savaşının bölgedeki ticari deniz taşımacılığı üzerindeki etkilerine ilişkin endişeleri artırdı.

Miçotakis, Ukrayna'nın mali açıdan ihracata bağımlı olduğunu belirterek, “Verimli bir hasat elde ettiler ancak tahıllar şu anda silolarda bekliyor ve bozulma riskiyle karşı karşıya” dedi.

Yunanistan Başbakanı, “Ne yazık ki Rusya şu aşamada gerçek bir müzakereye girmeye istekli görünmüyor” değerlendirmesinde bulundu.