Irak'ın Sincar bölgesi DEAŞ'ın geride bıraktığı enkaz ve moloz yığınlarından kurtulamadı

DEAŞ'ın 10 yıl önce istilasına uğrayan Sincar, halen istilanın etkilerini yaşıyor

DEAŞ’ın Sincar'a 2014 yılındaki saldırısı sırasında yıkılan bir evin önünde duran Ezidi bir adam (AFP)
DEAŞ’ın Sincar'a 2014 yılındaki saldırısı sırasında yıkılan bir evin önünde duran Ezidi bir adam (AFP)
TT

Irak'ın Sincar bölgesi DEAŞ'ın geride bıraktığı enkaz ve moloz yığınlarından kurtulamadı

DEAŞ’ın Sincar'a 2014 yılındaki saldırısı sırasında yıkılan bir evin önünde duran Ezidi bir adam (AFP)
DEAŞ’ın Sincar'a 2014 yılındaki saldırısı sırasında yıkılan bir evin önünde duran Ezidi bir adam (AFP)

Basim İdo (20), Irak'ın kuzeyindeki yarısı çöl olan köyündeki evinin kapısının önünde her durduğunda, savaşın bitmesinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen nüfusun çoğunluğunu Ezidilerin oluşturduğu Sincar bölgesinin artık tanıdık manzarası haline gelen, evinin etrafını saran moloz yığınları karşısında şaşkınlığını gizleyemiyor.

Bağdat’ın 400 kilometre kuzeybatısında bulunan el-Kehuf’uş-Şark-Sulag köyündeki evinin avlusunda yaşadıklarını anlatan İdo, daha önce köyde yaşayan 80 aileden sadece 10'unun geri döndüğünü söyledi. İdo, içini çekerek, “Yaşayacakları ev yok, neden geri dönsünler ki? Yerinden edilenler için kurulan çadırları terk edip evlerinin yıkıntıları üzerinde kuracakları derme çatma çadırlarda yaşamak istemiyorlar” dedi.

DEAŞ 2014 yılında bölgeyi kasıp kavurmuş, başta Ezidiler olmak üzere azınlıkları hedef almıştı. DEAŞ, onları ya öldürdü ya yerlerinden etti. Bazı Ezidi kadınları ise ‘cariye’ olarak kaçırdı.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nden (IKBY) Kürt güçleri, ABD öncülüğündeki Uluslararası Koalisyon’un desteğiyle DEAŞ’ı Sincar’dan çıkarmayı başardı. Irak hükümeti, 2017 yılının ağustos ayında aşırılık yanlısı örgütün Sincar'ın da içinde bulunduğu Ninova vilayetinin tamamından çıkarıldığını duyurdu. Aynı yılın sonlarında ise DEAŞ’a karşı tam zafer ilan etti.

Yeniden inşanın önündeki engel

Ancak aradan bunca yıl geçmesine rağmen köyler ve mahalleler yerle bir olmuş halde kalmaya devam ediyor. Siyasi anlaşmazlıklar, bunca trajediye sahne olmuş bir bölgenin yeniden inşasını engelliyor. Sulag köyündeki yıkılmış evler, paslı su boruları ve depoları ile duvarlardaki çatlakların arasından çıkan ve bir zamanlar burada hayat olduğuna işaret eden yabani otların oluşturduğu görüntü savaş günlerini anımsatıyor.

İdo üzgün bir şekilde, “Kalbim nasıl huzur bulsun… Burada olanları kim unutabilir?” diyerek duygularını dile getirdi. Köyde sadece birkaç aile evlerini yeniden inşa edebilme imkanı bulurken diğerleri ise evlerinin enkazları üzerine çadır kurdular. İdo ve ailesi yıllar önce, son günlerini köyünde geçirmek isteyen hasta babasının son isteğini yerine getirmek üzere köye dönmüş. Aile, köyde çoğu evin enkaza dönmüş olmasına rağmen evlerini yanmış, fakat yıkılmamış olarak buldukları için şanslı sayılıyordu.

dvfev
Annesi ve iki kız kardeşiyle birlikte Sulag köyündeki evinin avlusunda oturan Ezidi genç (AFP)

İdo, bir insani yardım kuruluşunun yardımıyla evini onarmış, ama köydeki diğer ailelerin çoğunun evlerini yeniden inşa etmediğini, oysa tek yapmaları gerekenin bir ya da iki oda inşa etmek olduğunu söyledi. İdo, hükümetin ya da yardım kuruluşlarının yeniden inşayı üstlenmeleri halinde tüm köy sakinlerinin geri döneceğini de sözlerine ekledi.

Tazminat dosyası

Iraklı yetkililer kısa bir süre önce yerinden edilenler için kurulan kampların 30 Temmuz 2024 tarihinde kaldırılacağını duyurmuş, köylerine dönenlere mali yardım ve teşvik sözü vermişti. Hükümet yeniden inşa çabalarını hızlandıracağını ve yıkımdan etkilenenlere tazminat ödeyeceğinin sözünü defalarca kez tekrar etti.

Irak Göç ve Göçmenler Bakanlığı geçtiğimiz günlerde yüzlerce kişinin bölgelerine geri döndüğünü duyurdu. Ancak Uluslararası Göç Örgütü'nün (IOM) yakın tarihli bir raporuna göre 183 binden fazla Sincarlı yerinden edilmiş durumda. Bazı bölgelerde nüfusun yarısının ya da daha azının geri dönüşünün belgelendiği belirtilen rapora göre 2014 yılından bu yana en az 13 yerde hiç geri dönüş kaydedilmedi.

Sincar Kaymakam Vekili Nayef Sido, “Tüm köyler ve mahalleler yerle bir edildi. Tazminat dosyası, çoğu kişi tazminatlarını alamadığı için gecikiyor.

DEAŞ, 2014 yılının ağustos ayında Sincar'ı işgal ettiğinde, Hudla Kasım Koço köyünde aralarında babası, annesi ve erkek kardeşinin de olduğu ailesinden en az 40 kişiyi kaybetti. Üç çocuk annesi Hudla, üç yıl önce bölgedeki insanlara hukuki hizmet sağlayan sivil toplum kuruluşu Norveç Mülteci Konseyi'nin (NRC) desteğiyle yıkılan evi için tazminat başvurusunda bulunduğunu, ancak şimdiye kadar bir sonuç alamadığını anlattı.

Bürokratik labirent

Hadla Kasım ‘şehitlerin’ ailelerine ödenen aylıktan almayı beklese de diğerleri gibi onun başvurusu da idari bürokrasinin labirentine takılmış durumda. Yıllar önce evine dönen Kasım, “Yıkılmış haldeyiz. Hiçbir şeyimiz yok. Tüm toplu mezarlar kazılmadı, kurbanların dosyaları halen açık. Yerinden edilenler için kurulan kamplardakilerin hepsi geri dönmedi. Bir çözüme ihtiyacımız var” diye konuştu.

NRC’den hukuk görevlisi Firimna Khader, güvenli ve yaşanabilir evlerin bir ihtiyaç olduğunu, ancak yollar, okullar ve hükümet binaları gibi altyapıya da ihtiyacın olduğunu, böylece yeniden bir hayat kurmak için umudun doğacağını söyledi.

Kendi evlerini inşa edemeyenlerin bazıları, kamu hizmetlerinin ve altyapının yetersizliğine rağmen Sincar’da ev kiraladı. Birçok hasta, şehrin tek hastanesinde, yetersiz olan tıbbi bakımı alabilmek için saatlerce yol kat etmek zorunda kalıyor.

Sincar'ın merkezindeki eski şehirde hiçbir ev ya da dükkân sağlam kalmazken birçok sokak moloz yığınına dönmüş durumda. Yıkık dökük eski bir kilise, molozların arasında yetişen otları otlayan koyunların uğrak yeri haline gelirken silahlı örgütün karargahına dönüştürülen bir okul, bir sinema salonu da askeri bir merkeze dönüştürülmüş.

Bağdat ile Erbil arasındaki anlaşmazlık

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Sincar uzun yıllardır Iraklı ve IKBY’li yetkililer arasındaki anlaşmazlık konularının başında geliyor. İki taraf, bölgenin yeniden inşası için 2020 yılında anlaşmaya varmış olsa da anlaşma şimdiye kadar hayata geçirilmedi.

Bugün bölgede Irak ordusu da dahil olmak üzere çeşitli grupların konuşlanmış olması çatışmayı daha da karmaşık hale getiriyor. Türkiye'nin birçok kez mevziilerini hedef aldığı PKK ile ittifak halinde olan bir Ezidi grubunun yanı sıra bazıları İran yanlısı silahlı gruplardan oluşan bir koalisyon olan Halk Seferberlik Güçleri, artık resmi Irak güçlerin bir parçası.

Adının açıklanmasını istemeyen bir güvenlik kaynağı "Tüm taraflar pay istiyor, farklı çıkarları var. Bu da atamaları ve yeniden inşa çabalarını engelliyor” dedi.

Irak ordusu ile bölgedeki yerel güçler arasında 2022 yılında patlak veren çatışmalar binlerce kişiyi yeniden göç etmeye zorladı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (HRW) Irak araştırmacısı Sarah Sanbar, Bağdat ve Erbil Sincar için çekişirken, ikisinin de ‘sorumluluklarını yerine getirmek için hiçbir şey yapmadığını’ söyledi. Sanbar, “Hükümet kampları kapatmakla ilgileneceğine güvenliği desteklemeli ve Sincar'ı insanların gerçekten dönmek isteyecekleri bir yer haline getirmeli” ifadelerini kullandı.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.