Suriye rejimi neden ‘arenaların birliğine’ katılmadı? Tutumunu mu değiştiriyor?

Hizbullah'a İsrail'e karşılık verirken yollarını ayırması için diplomatik tavsiye

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ve Beyrut'un güney banliyösünde İsrail tarafından öldürülen Hizbullah'ın üst düzey komutanı Fuad Şükür (AFP)
Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ve Beyrut'un güney banliyösünde İsrail tarafından öldürülen Hizbullah'ın üst düzey komutanı Fuad Şükür (AFP)
TT

Suriye rejimi neden ‘arenaların birliğine’ katılmadı? Tutumunu mu değiştiriyor?

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ve Beyrut'un güney banliyösünde İsrail tarafından öldürülen Hizbullah'ın üst düzey komutanı Fuad Şükür (AFP)
Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah ve Beyrut'un güney banliyösünde İsrail tarafından öldürülen Hizbullah'ın üst düzey komutanı Fuad Şükür (AFP)

Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın Beyrut'un güney banliyölerinin kalbinde İsrail tarafından öldürülen askerî komutan Fuad Şükür'ün cenaze töreninde yaptığı konuşmada takındığı tutum, Suriye rejiminin direniş eksenine mensup güçlerin bir araya geldiği ‘arenaların birliğinden’ muaf tutulduğunu ve Hizbullah’ın geçtiğimiz 8 Ekim'de Gazze'de Hamas'ı destekleme kararı almasından bu yana adının anılmadığını gösteriyor.

Suriye rejiminin bölgede devam eden çatışmalarda yer almaması bir dizi soruyu gündeme getiriyor: Çatışma daha geniş bir savaşa dönüşürse tarafsız kalmaya devam edecek mi? Yoksa savaşın bir parçası mı olacak? Direniş eksenindeki müttefiklerine, özellikle de İran ve Hizbullah'a ne diyecek? Zira bu ülkeler onun isteği üzerine Suriyeli muhalif güçlerle arasındaki savaşa girerek onun yanında yer almakta tereddüt etmediler ve onu koruyarak düşmesini engellemede rol oynadılar.

Suriye'nin sessizliği

Hizbullah'ın Güney Lübnan'daki destek cephesini harekete geçirme inisiyatifini almasına rağmen, Suriye rejimi sessiz kaldı ve müttefikine destek için medya ve siyasi dayanışma şeklinde bile olsa çatışmaya girmedi. Suriye, zaman zaman İsrail savaş uçaklarının kendi askeri mevzilerini hedef alan saldırılarına maruz kalmasına rağmen, işgal altındaki Golan Tepeleri'ndeki Mecdel Şems kasabasını hedef alan roketin bir futbol sahasına düşmesinin üzerinden 24 saatten fazla süre geçene kadar roketle ilgili pozisyonunu belirleme girişiminde bile bulunmadı.

Şimdilik hem Hizbullah hem de İran, Gazze'ye destek cephesine katılma konusundaki isteksizliği nedeniyle Suriye rejimiyle en azından kamuoyu önünde bir tartışmaya girmekten kaçınıyor. Ayrıca direniş eksenini oluşturan güçlerle çatışan pozisyonunu haklı çıkarmak için dikkate alması gereken bilgileri öğrenmek amacıyla tartışmayı spot ışıklarından uzakta yapılan toplantılarla sınırlı tutmayı tercih ediyor gibi görünüyor.

Direniş eksenine yakın Hizbullah kaynaklarına göre Suriye rejimi, Gazze'ye destek cephesine katılma konusundaki isteksizliğiyle birlikte Hizbullah'ın geniş çaplı bir İsrail saldırısına maruz kalması durumunda çatışmanın bir parçası olmak istiyor. Kaynaklar ayrıca, Suriye rejiminin Gazze’ye destek savaşına dahil olmasının Devlet Başkanı Beşşar Esed ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında Moskova'daki son görüşme sırasında tartışma konusu olduğunu doğruladı.

Kaynaklar, Suriye rejiminin şu anda devam etmekte olan çatışmaya katılmamayı tercih ettiğini ve çatışmaya girmek için uygun zamanı beklediğini belirtiyor. Ancak Hizbullah’a yönelik halk desteği, bir yandan destek cephelerine katılmamasının, diğer yandan direniş eksenindeki güçlerle olumlu medya etkileşimine girme konusundaki isteksizliğinin ve İsrail saldırganlığına karşı Gazze ile dayanışma için Suriye sokağını harekete geçirmeyi reddetmesinin ardındaki nedenleri sorgulamaya başladı.

Şam uluslararası ilişkilerini düzeltme arayışında

Suriye'nin resmi tutumu, direniş eksenine yakın kaynakların beklediği gibi Esed'in kararıyla değişene kadar, direniş ekseninin muhalifleri Suriye'nin tarafsızlığına şu açıdan bakıyor: Öngörülebilir gelecekte Şam için önemli olan, uluslararası toplumla ilişkilerini yeniden ayarlamak, Batı-ABD himayesinde dünya düzenine yeniden katılmaya hazırlanırken siyasi anlamda referanslarını sunmak. Aksi takdirde, Suriye rejimini, özellikle Şükür ve Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Heniyye'nin öldürülmesinden sonra, eksendeki müttefikleriyle dayanışma göstermekten alıkoyan nedir? Tabii ki rejim değişikliği için ayaklanan Suriyeli muhaliflerin yanında yer aldığı için Hamas'a siyasi olarak ‘sahip çıkma’ hakkından vazgeçmediyse ve İsrail ile çatışma halindeyken Hizbullah'a lojistik destek sağlamakla yetiniyorsa…

Nasrallah'ın, Hizbullah'ın halk desteğinin moralini yükseltmek, Şükür'ün yerine geçecek bir askeri komutan olmadığı bahanesiyle Hizbullah'ı sekteye uğratmak isteyenleri engellemek ve Şükür suikastına yanıt vermekten başka yol olmadığını ve Hizbullah'ın Şükür'ün bıraktığı boşluğu doldurabilecek birine sahip olduğunu vurgulamak amacıyla yaptığı konuşmanın siyasi sonuçlarının ne olacağı merak konusu.

Hizbullah'ın yanıtı ‘kaçınılmaz’

Kaynaklara göre Hizbullah, Şükür'ün öldürülmesine karşılık vermekten vazgeçirmeye yönelik baskılara boyun eğmeyecek. İsrail'i vurmak için bir plan hazırlayan Hizbullah, hedef alacağı zaman ve yer seçimini kendisine sakladı ve bu aşırı derecede sert olacak. İran'ın ve direniş ekseninin Irak ve Yemen'deki kollarının hazırladığı karşılık ile kendi yanıtı arasındaki korelasyon sorusuna yanıt vermeden, yalnızca yanıtın kaçınılmaz olarak İsrail'in tüm kırmızı çizgileri aşması ve angajman kurallarını ihlal etmesinin ardından geleceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran'ın Heniyye'nin kendi topraklarında öldürülmesini siyasi olarak sineye çekmeyeceğini ve Tahran'daki cenaze töreninde kırmızı bayrakların göndere çekilmesinin, İsrail'in küresel prestijini sarsan bu suça misilleme yapılacağının bir teyidi olduğunu belirtti.

Şarku’l Avsat'ın diplomatik kaynaklardan edindiği bilgiye göre Beyrut'taki yabancı büyükelçiler, Hizbullah yetkilileriyle mevcut iletişim kanalları üzerinden mesajlar iletmeye çalışarak İsrail'e verilecek cevabın aynı anda ve tek seferde verilmesi yerine yolların ayrılması tavsiyesinde bulundular.

Bu büyükelçilerin, direniş eksenine mensup tarafların İsrail'e verecekleri yanıtların zamanlamasının birbirinden ayrılması yönündeki tavsiyeleri, bir yanıtla diğeri arasında iki ya da üç gün gibi bir zaman dilimine yayılan bir ‘bölme’ politikası izlenmesinin, uluslararası arabuluculara çatışmanın Güney Lübnan'ın ötesine geçerek bölgeyi de kapsayacak şekilde genişlemesini önlemek için müdahale etme fırsatı vereceğini savunuyordu.

Alınan bilgilere göre Hizbullah birden fazla Batılı tarafın kendisine verdiği tavsiyeleri not etti, ancak herhangi bir yorum ya da yanıt yapmadı. Ayrıca arabuluculara ya da büyükelçilere doğrudan yanıtın geleceğini ve son sözü sahanın söyleyeceğini bildirdi.



Washington-Tahran müzakereleri ertelendi... Lübnan'da ateşkesin kalıcılığı bekleniyor

Washington-Tahran müzakereleri ertelendi... Lübnan'da ateşkesin kalıcılığı bekleniyor
TT

Washington-Tahran müzakereleri ertelendi... Lübnan'da ateşkesin kalıcılığı bekleniyor

Washington-Tahran müzakereleri ertelendi... Lübnan'da ateşkesin kalıcılığı bekleniyor

Gözler, sahadaki askeri gelişmeler ile diplomatik girişimlerin iç içe geçtiği Lübnan'a çevrilmiş durumda. İsrail ile Hizbullah arasında ateşkes sağlandığına ilişkin haberler gündeme gelirken, ABD-İran müzakereleriyle bağlantılı siyasi süreçte de karmaşıklığın arttığına işaret eden gelişmeler yaşanıyor.

Reuters'ın bir ABD'li yetkiliye dayandırdığı habere göre İsrail ile Hizbullah, yerel saatle 16.00'da yürürlüğe girecek bir ateşkes üzerinde anlaşmaya vardı. Ancak ateşkesin başlamasının ardından İsrail, Güney Lübnan'da dikkat çeken saldırılar düzenledi. Saatler süren saha geriliminin ardından hava saldırıları dururken, İsrail ordusu daha önce yaptığı açıklamada, "ihtiyaç duyulduğu sürece" Lübnan'daki operasyonların devam edeceğini belirtmişti.

Lübnanlı yetkililer, sabah saatlerinde güneydeki köy ve kasabalara düzenlenen saldırılarda onlarca kişinin hayatını kaybettiğini, yoğun bir göç dalgasının yaşandığını açıkladı. Ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından yaşanan ihlaller ve tırmanış nedeniyle Lübnan kamuoyu, ateşkesin kalıcı olup olmayacağını yakından takip ediyor.

Öte yandan, bugün İsviçre'de başlaması planlanan ABD-İran görüşmeleri, Güney Lübnan'daki şiddetli çatışmalar nedeniyle ertelendi. İran Dışişleri Bakanlığı, müzakerelerin "başka bir güne" bırakıldığını duyurarak, arabulucular üzerinden temasların sürdürüleceğini ve müzakerelerin başlaması için uygun koşullar oluşması halinde yeni bir açıklama yapılacağını bildirdi.

İsrail'in Washington Büyükelçisi: Hizbullah uyarsa ateşkese bağlı kalacağız

İsrail'in Washington Büyükelçisi Yehiel Leiter, ABD'li bir yetkilinin taraflar arasında yeni bir ateşkes sağlandığını açıklamasının ardından, İsrail'in de Hizbullah'ın anlaşmaya uyması halinde ateşkese bağlı kalacağını söyledi.

Leiter, X platformundaki paylaşımında, "İsrail derhal yürürlüğe girecek ateşkese bağlıdır. Hizbullah anlaşmaya uyar ve düşmanca faaliyetlerini durdurursa, İsrail tarafından da aynı şekilde sükûnetle karşılık verilecektir" ifadelerini kullandı.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in açıklamaları

  • Son iki gündür İran, Hürmüz Boğazı'ndan geçen hiçbir gemiye ateş açmadı.
  • Mutabakat zaptının imzalanmasından bu yana Hürmüz Boğazı'ndan geçen gemilerden herhangi bir geçiş ücreti alınmıyor.
  • Gemilerin Hürmüz Boğazı'ndan geçişini korumak amacıyla bölgede askeri varlık bulundurmak istemiyoruz.
  • Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması, petrol fiyatlarının varil başına 126 dolardan bugün yaklaşık 75 dolara gerilemesinin temel nedeni oldu.
  • İsrail'in ABD siyasetini etkilemeye çalıştığını düşünüyorum ve bunu doğal bir durum olarak görüyorum.
  • ABD'nin çıkarlarının her zaman İsrail'in çıkarlarıyla örtüştüğünü söylemek doğru değildir.
  • Başkan Donald Trump'ın, İran savaşının nasıl sona erdirileceği konusunda Başbakan Binyamin Netanyahu ile bazı görüş ayrılıkları yaşadığı açıktır.
  • İsrail, tıpkı İngiltere ve Fransa gibi ABD'nin önemli ortaklarından biridir.
  • Netanyahu'nun siyasi kararlarını eleştiren herkesin antisemitizmle suçlanması doğru değildir.
  • Her şey antisemitizm olarak nitelendirilirse, artık hiçbir şey gerçek anlamda antisemitizm olmaz.
  • Dış politika hedeflerine ulaşmak amacıyla insanları kolayca antisemitizmle suçlamaya karşı son derece dikkatli olunmalıdır.

Lübnan ve uluslararası temaslar gerilimi sınırlamaya çalışıyor

Lübnanlı, bölgesel ve uluslararası taraflar, İsrail ile Hizbullah arasındaki askeri tırmanış ve İsrail'in operasyonlarını genişletme tehditlerinin ardından güvenlik krizini kontrol altına almak için yoğun diplomatik temaslar yürütüyor.

Lübnanlı kaynaklara göre İsrail, ateşkes anlaşmasını fiilen zayıflatmayı, Washington'da yapılacak Lübnan ile beşinci tur müzakereler öncesinde Lübnanlı müzakere heyeti üzerinde baskı kurmayı ve sahada ilave kazanımlar elde etmeyi amaçlıyor.

Reuters'ın ABD'li bir yetkiliye dayandırdığı habere göre İsrail ile Hizbullah, yerel saatle 16.00'dan itibaren geçerli olmak üzere ateşkes konusunda anlaşmaya vardı. Gün içindeki yoğun çatışmalarda aralarında çocuk ve sivillerin de bulunduğu 47 Lübnanlı ile Hizbullah'la yaşanan çatışmalarda 4 İsrail askeri hayatını kaybetti. İsrail Hava Kuvvetleri ise Güney ve Doğu Lübnan'da 150'den fazla hava saldırısı gerçekleştirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı

  • Dışişleri Bakanı Marco Rubio bugün Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ile telefonda görüştü.
  • Rubio, Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve Lübnan devletinin ülke topraklarının tamamında egemenliğini yeniden tesis etmesinin gerekliliğini yineledi.
  • Washington'un, Lübnan hükümetinin tüm egemenliğini kullanan ve komşularıyla barış içinde yaşayan bir devlet kurma çabalarına tam destek verdiğini vurguladı.
  • Taraflar ayrıca 23-25 Haziran tarihlerinde Washington'da yapılması planlanan bir sonraki müzakere turunu da ele aldı.

İran anlaşmasının getirileri ile başarısızlığın bedeli arasında Vance’in başkanlık hedefleri

JD Vance, 17 Haziran’da New York’ta düzenlenen bir seçim mitinginde konuşuyor. (AP)
JD Vance, 17 Haziran’da New York’ta düzenlenen bir seçim mitinginde konuşuyor. (AP)
TT

İran anlaşmasının getirileri ile başarısızlığın bedeli arasında Vance’in başkanlık hedefleri

JD Vance, 17 Haziran’da New York’ta düzenlenen bir seçim mitinginde konuşuyor. (AP)
JD Vance, 17 Haziran’da New York’ta düzenlenen bir seçim mitinginde konuşuyor. (AP)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, İran dosyasının haftanın siyasi gündeminin merkezine yerleşmesini planlamıyordu. Şarku’l Avsat’ın AP’den aktardığına göre Vance, yeni kitabının tanıtımına hazırlanıyordu. Bu tür etkinlikler, başkanlık hedefi taşıyan siyasetçilerin Beyaz Saray yarışına girmeden önce hayat hikâyelerini ve değerlerini geniş kitlelere anlatmak için sıklıkla başvurduğu platformlar arasında yer alıyor.

Ancak Vance’in ikinci kitabının yayımlanması, kısa sürede başka bir gündem maddesinin gölgesinde kaldı. Bu gündem, Başkan Donald Trump’ın savaşın sona erdirilmesi amacıyla Tahran ile üzerinde uzlaştığı ön anlaşma oldu. Dış askeri müdahalelere yönelik şüpheci yaklaşımıyla bilinen Vance, Trump ile birlikte imzaladığı mutabakat zaptının en güçlü savunucularından biri haline geldi. Vance, anlaşmayı siyasi bir başarı olarak tanıtmak amacıyla bir dizi röportaj verirken, anlaşmayı savunduğu bir video da yayımladı.

Bu rol, çatışmanın ilk dönemlerinde kamuoyu önünde ayrıntılı değerlendirmeler yapmaktan kaçınan başkan yardımcısı açısından dikkat çekici bir değişime işaret ediyor. Vance’in, İran ile yürütülecek müzakerelerin yeni aşamasının açılışı için İsviçre’ye gitmesiyle birlikte anlaşmanın sonuçlarıyla daha da yakından ilişkilendirilmesi bekleniyor. Resmî bir imza törenine katılması öngörülen Vance’in aksine Trump, anlaşmayı çarşamba günü Fransa’nın Evian kentinde düzenlenen G7 Zirvesi’nin kapanışında imzaladı.

Vance’in anlaşmayı savunma konusundaki güçlü çıkışı, aynı zamanda kapsamlı bir siyasi risk olarak değerlendiriliyor. Vance’in 2028 başkanlık seçimlerinde aday olması halinde, çoğu Amerikalının karşı çıktığı bir savaşın sona erdirilmesinde rol oynayan isimlerden biri olarak kendisini seçmene sunabileceği belirtiliyor. Ancak Tahran ile yürütülen sürecin başarısızlığa uğraması durumunda bunun siyasi maliyetini de üstlenmek zorunda kalabileceği ifade ediliyor. Trump da çarşamba günü bu duruma esprili bir göndermede bulunarak, “Eğer başarılı olursa bunun kredisini ben alacağım. Başarısız olursa da suçu JD’ye yükleyeceğim” dedi.

ABD’den gelen eleştiriler

Beyaz Saray, Vance’in rolünü öne çıkarmaya çalışarak onu Başkan’ın ‘sağ kolu’ ve ulusal güvenlik ekibinin ‘vazgeçilmez bir üyesi’ olarak tanımladı. Beyaz Saray Sözcüsü Olivia Wells, Başkan Yardımcısı’na, Özel Temsilci Steve Witkoff ve Jared Kushner ile birlikte müzakereleri yürütme görevinin verildiğini belirterek, Trump ve ekibinin ‘hem sahada hem de müzakere masasında’ elde ettiği kazanımların ABD’nin güvenliğini uzun yıllar güçlendireceğini söyledi.

Ancak ABD’nin pazar günü İran ile mutabakat zaptını dijital ortamda imzalamasının ardından, muhafazakâr çevrelerin de dahil olduğu eleştiriler giderek arttı. Vance’in Basın Sözcüsü Luke Schroeder, bazı Cumhuriyetçilerin Başkan’ın Ortadoğu’da barışı sağlama ve İran’ın nükleer silah edinmesini engelleme yönündeki çabalarını baltalamaya çalışmasının ‘üzücü’ olduğunu ifade etti.

Eleştiriler, iki aylık bir müzakere sürecinin önünü açan anlaşmanın, sınırlı güvenceler karşılığında Tahran’a erken kazanımlar sağladığı ve savaşın ilan edilen temel hedefi olan İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi konusunda kesin sonuç ortaya koymadığı görüşü etrafında yoğunlaştı.

Vance, salı günü Fox News’e verdiği röportajda, “İran uygun şekilde hareket etmezse bu anlaşmanın sunduğu avantajların hiçbirinden yararlanamayacak” dedi.

Artan eleştirilerin baskısı altında ABD yönetimi, çarşamba günü anlaşma metnini gazetecilerle paylaştı. Metne göre, enkaz altında bulunduğu değerlendirilen İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokunun uluslararası denetim altında seyreltilmesi gerekiyor. Anlaşmada ayrıca İran’ın nükleer silah edinmeme ve geliştirmeme taahhüdü de yer alıyor. Tahran yönetimi daha önceki dönemlerde de benzer taahhütlerde bulunmuştu. Ancak İran’ın nükleer programına ilişkin düzenlemelerin ayrıntıları, ilerleyen müzakere turlarına bırakıldı.

Anlaşma metninin yayımlanması da ABD sağındaki itirazları sona erdirmedi. Muhafazakâr yorumcu Eric Erickson anlaşmayı ‘Amerikan teslimiyeti’ olarak nitelerken, 2028 başkanlık seçimlerinin muhtemel adaylarından Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz ise Başkan’ın “ne yazık ki kötü tavsiyeler aldığını” söyledi.

Trump hareketi içinde bölünme

İran ile yaşanan ve bu hafta dördüncü ayına giren çatışma, Trump’ın siyasi koalisyonu içindeki görüş ayrılıklarını yeniden gündeme taşıdı. Çatışma, Tahran’a karşı daha sert bir yaklaşım benimsenmesini savunan şahin kanadın tepkisini çekerken, Trump’ın ‘yeni savaşlara hayır’ söyleminden etkilenen ‘Önce Amerika’ hareketinde de rahatsızlığa yol açtı.

Aralarında Cumhuriyetçilerin de bulunduğu bazı eleştirmenler, dikkatlerini JD Vance’e çevirerek yeni anlaşmanın, Demokrat Başkan Barack Obama’nın 2015 yılında imzaladığı nükleer anlaşmayı hatırlatıp hatırlatmadığını ve Trump’ın savaşın başlangıcında ilan ettiği hedefleri karşılayıp karşılamadığını sorgulamaya başladı.

Trump’ın müttefiklerinden ve İran konusunda sert tutumuyla bilinen Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, daha önce Vance’i ‘anlaşmanın mimarı’ olarak nitelendirmişti. Graham, anlaşma metninin yayımlanmasının ardından yaptığı temkinli açıklamada, İran ile ‘kabul edilebilir ve doğrulanabilir’ bir anlaşmaya varılmasının mümkün olup olmadığının henüz netlik kazanmadığını belirtti. Ancak buna rağmen, “Bunu denemenin büyük bir sakıncası olduğunu düşünmüyorum” ifadesini kullandı.

Irak’taki senaryo ‘tekrarlanmayacak’

Trump yönetimi, mutabakat zaptının ayrıntılarına ilişkin Kongre’ye resmî bilgilendirme yapmamış olsa da Vance, bazı Cumhuriyetçi senatörlerle sessiz diplomasi yürütmeye başladı.

Ohio Senatörü ve Vance’e yakın isimlerden Cumhuriyetçi Bernie Moreno, Başkan Yardımcısı’nın parti içindeki itirazları yatıştırabilecek kapasiteye sahip olduğunu belirterek, “JD sadece Başkan’ın temsilcisidir ve Başkan onların tamamının yanıldığını gösterecektir” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Kevin Cramer ise anlaşmanın, ulusal güvenlik konularında Vance’in hanesine artı puan yazdığını ifade etti. Ancak Cramer, sürecin rayından çıkması hâlinde risklerin devam ettiğini de kabul etti.

Vance, bu hafta verdiği röportajlarda doğrudan kendi partisindeki şüphecilere seslenmeye çalıştı. Bu tutum, olası bir başkanlık yarışına girmesi durumunda karşılaşabileceği daha zorlu tartışmalara hazırlık olarak değerlendirildi. Vance, Megyn Kelly’ye verdiği röportajda anlaşmayı eleştirenlerin “İran propagandasına inandığını” söylerken, aşırı sağ çevrelerdeki öfkenin de farkında olduğunu dile getirdi.

Öte yandan Vance, dış askeri müdahalelere karşı olan kesimleri, İran ile yaşanan savaşın Irak benzeri bir çıkmaza dönüşmeyeceği konusunda ikna etmeye çalıştı. Kendisi de geçmişte Deniz Piyadeleri’nde görev yapan Vance, “Birçok kişinin korktuğu bataklığa sürüklenmiyorduk. Çünkü Donald Trump, George W. Bush değil” ifadelerini kullandı.

Demokratlar ise başkanlık hedefi taşıyan yönetim üyelerinin geleceğinin, ister Vance ister anlaşmanın son aşamalarında büyük ölçüde sessiz kalan Dışişleri Bakanı Marco Rubio olsun, İran savaşı ve ekonominin yönetiminden alınacak sonuçlara bağlı olacağını savunuyor.

Demokrat Senatör Brian Schatz, “Bu yönetimdeki herhangi bir ismin siyasi değeri, İran savaşı ve ekonominin nasıl yönetildiğine bağlı olarak yükselecek ya da düşecektir. Bu konuda istisna olduğunu düşünmüyorum” dedi.


İsrail, Lübnan'da dört askerinin öldüğünü açıkladı... Ben Gvir: Lübnan'ın tamamı yanmalı

İsrail askerleri, bir tank eşliğinde Güney Lübnan'dan geçiyor. (AP)
İsrail askerleri, bir tank eşliğinde Güney Lübnan'dan geçiyor. (AP)
TT

İsrail, Lübnan'da dört askerinin öldüğünü açıkladı... Ben Gvir: Lübnan'ın tamamı yanmalı

İsrail askerleri, bir tank eşliğinde Güney Lübnan'dan geçiyor. (AP)
İsrail askerleri, bir tank eşliğinde Güney Lübnan'dan geçiyor. (AP)

İsrail ordusu, cuma sabahı Güney Lübnan'da yürütülen askeri operasyonlarda dört askerinin öldüğünü açıkladı. Bu, Washington ile Tahran arasında Orta Doğu'daki savaşı sona erdirmeyi amaçlayan mutabakat zaptının imzalanmasının ardından İsrail'in açıkladığı ilk askeri kayıp oldu.

Daha sonra İsrail ordusu, dört askerinin hayatını kaybetmesinin ardından Güney Lübnan'da Hizbullah'a ait hedefleri vurduğunu duyurdu.

İsrail'in aşırı sağcı Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir ise, "Lübnan'ın tamamı yanmalı" ifadelerini kullandı.

Başbakan Binyamin Netanyahu'nun siyasi müttefiki ve İsrail aşırı sağının önde gelen isimlerinden Ben Gvir, "Amerikalılara duyduğumuz tüm saygıya rağmen İsrail, evlatlarımızın kanı ve vatandaşlarımızın güvenliği konusunda hiçbir pazarlık yapmayacağını tüm dünyaya açıkça göstermelidir. Lübnan'ın tamamı yanmalı." dedi.

scdfgth
İsrail tarafından görüldüğü üzere, İsrail'in Güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısının ardından dumanlar yükseliyor. 17 Haziran 2026. (EPA)

Öte yandan Lübnan Sağlık Bakanlığı, İsrail'in gece saatlerinde Güney Lübnan'daki Nebatiye bölgesine düzenlediği hava saldırılarında en az 18 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Bakanlık, kesinleşmemiş verilere dayanan bu can kaybının, Tahran ile Washington arasında Lübnan'ı da kapsayan Orta Doğu savaşını durdurma anlaşmasına varılmasından bu yana yaşanan en kanlı saldırı olduğunu belirtti.