Dürzi-Şii sorunlarını sona erdirmek için Beyrut'ta taraflar bir araya gelecek

Toplantıda, Direnişi destekleme ve Filistin davasına destek sağlama konularına mercek tutulacak

 Lübnanlı Dürzi lider Velid Canbolat (Şarku'l Avsat)
Lübnanlı Dürzi lider Velid Canbolat (Şarku'l Avsat)
TT

Dürzi-Şii sorunlarını sona erdirmek için Beyrut'ta taraflar bir araya gelecek

 Lübnanlı Dürzi lider Velid Canbolat (Şarku'l Avsat)
Lübnanlı Dürzi lider Velid Canbolat (Şarku'l Avsat)

Choueifat Belediyesi'nin (Beyrut'un güney girişi) merkezinde yarın (pazar) yapılması planlanan Dürzi-Şii toplantısına iç ve dış mülahazalar yön veriyor. Bunlardan bazıları kamuoyuna açık ve İsrail'in Lübnan'a saldırısı karşısında direnişi destekleme ve Filistin davasının yanında yer alma konusundaki tutum birliğiyle ilgilidir. Diğer mülahazalar ise kamuoyuna henüz ilan edilmemiş olsa da Lübnan Dağı'nın bazı köylerinde, özellikle de Dürzi kasabalarında, güneyden gelen göçmenlere yönelik provokasyonlara son verilmesi ve bu göçmenlerin kabul edilmemesiyle alakalı.

Halk mitinginden kapalı bir siyasi görüşmeye dönüştürülen toplantıya İlerici Sosyalist Parti, Lübnan Demokratik Partisi (iki Dürzi partisi), Şii Emel Hareketi ve Hizbullah ikilisi, Gelecek Hareketi, Suriye Sosyal Milliyetçi Partisi, komutanlar ve siyasi figürler katılıyor. Siyasi tercihleri Hizbullah ve direniş ekseni ile kesişen bazı Hıristiyan figürlerin varlığına rağmen Hıristiyan partilerin katılmaması ise dikkat çekiciydi.

Toplantı Canbolat ve Arslan’ın himayesinde gerçekleşiyor

Toplantı için lojistik hazırlıklar ve güvenlik düzenlemeleri neredeyse tamamlandı ve şimdi çabalar katılımcılar tarafından gündeme getirilecek konulara odaklanmış durumda. Hazırlık sürecini yakından takip eden siyasi kaynaklar, ‘toplantının öneminin Dürzi liderler Velid Canbolat ve Talal Arslan'ın himayesinde gerçekleşmesinde yattığını’ belirttiler. Zira bu iki isim, Dürzi sokağının ağırlığını temsil ediyor ve Filistin davasını, işgal altındaki toprakların kurtarılmasını ve Filistin halkının bağımsız devletini kurma hakkını destekleyen üniteryen topluluğunun sabitelerini ifade ediyor.

Şarku’l Avsat'a konuşan kaynaklar, “Filistin ve Lübnan'daki direnişe destek konusunda Canbolat ve Arslan arasındaki yakınlaşma, gelecekte seçim ittifakları kurmak için siyasi ilişkiler kurmaktan bahsetmenin çok ötesine geçiyor” değerlendirmesinde bulundu. Kaynaklar, ‘bu aşamada en büyük çabanın, herhangi bir fitne girişimini durdurmaya ve Dürzi evine sızmaya ya da onun aracılığıyla anavatandaki ortaklarla, özellikle de İsrail'in zulmünden kaçmak için güneydeki köylerinden sürülen Şii toplumundan kardeşlerle sorun yaratmaya çalışanların önünü kesmeye odaklandığına’ işaret etti.

Tüm bileşenlerin bir araya geldiği bir toplantı

Toplantının, Timur Canbolat liderliğindeki İlerici Sosyalist Parti ile eski Milletvekili Talal Arslan liderliğindeki Lübnan Demokratik Partisi arasındaki sorunları görüşmek üzere bir Dürzi-Dürzi toplantısı olduğu iddia ediliyor. Demokratik Buluşma Bloğu üyesi Milletvekili Hadi Ebu’l Hasan, toplantının İlerici Sosyalist Parti ve Lübnan Demokratik Partisi ile sınırlı olmadığını, aksine Hizbullah ve Emel Hareketi de dahil olmak üzere Choueifat bölgesinde aktif varlığı olan tüm bileşenlere davetiye gönderildiğini belirtti. El-Hasan Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Lübnan ve Filistin'in içinde bulunduğu koşullar, özellikle de Gazze Şeridi'nin başına gelen felaketten sonraki vaziyet, bu güçleri çatışmayı teşhis etmeye ve İsrailli düşmanla çatışma konusundaki kesin tutumlarını teyit etmeye itti” ifadesini kullandı.

Toplantının aslında geçen hafta yapılması planlanmıştı, ancak çeşitli faktörler değişiklik yapılmasını gerektirdi. Söz konusu faktörlerden en önemlisi, toplantının sonuç vermesini sağlamak için katılımcıların çevresini genişletmekti. Ebu’l Hasan, toplantının ne kendi ülkelerine yönelik olduğunu ne de başka bir Lübnanlı gruba karşı yapıldığını açıkladı. “Biz Filistin davasının yanındayız ve Filistin halkını destekliyoruz. Suçlu ile mağdur arasındaki savaşta tarafsızlık olmaz” diyen Ebu’l Hasan, toplantının Choueifat'ın gerçek kimliğini ve Filistin'in haklı davası olan temel davasına olan aidiyetini ifade eden kapsayıcı bir sahne olacağına işaret etti.

50 şahsiyet

Choueifat Belediyesi, mezhepsel ve siyasi çeşitliliğe sahip bu bölgede halk tarafından temsil edilen tüm güç ve partilerden yaklaşık 50 kişinin katılacağı toplantıya kendi merkezinde ev sahipliği yapıyor. Gelecek Hareketi'nden önde gelen bir kaynak, hareketin ‘bölgenin sosyal dokusunun önemli bir bileşeni olması ve sivil barış ile birlikte yaşama çatısı altında bileşenleri arasında en iyi ilişkilerin kurulmasını istemesi nedeniyle, Choueifat toplantısına katılacağını’ duyurdu.

Lübnan Demokratik Partisi Medya Direktörü Cad Haydar'a göre Lübnan'daki direnişle ilişkiler ve Filistin meselesi, Dürzi-Şii ilişkilerinin de güçlü bir şekilde gündemde olduğunu göz ardı etmeden, toplantının en önemli gündem maddesi olacak. Haydar Şarku’l Avsat'a yaptığı açıklamada, toplantıda ‘Lübnan Dağı’nda meydana gelen gerginliklerin ortadan kaldırılması gerektiğinin, dağın direnişin arkasını koruduğunun ve Dürzi-Şii ilişkilerinin en iyi durumda tutulmasının öneminin vurgulanacağını’ belirtti. “Dürzi toplumu, İsrail'in Lübnan, Gazze ve tüm Filistin'e yönelik saldırganlığı karşısında Filistin davası ve direniş konusundaki tutumunu biliyor. Haftalar önce Lübnan Dağı’nda meydana gelen bazı gerginliklerin kalıntılarını ortadan kaldırmak ve dağı, özellikle de bu dağa açılan kapıyı temsil eden Choueifat'ı istikrarsızlaştırmaya yönelik her türlü fırsatı ortadan kaldırmak gerekiyor” dedi. Haydar, ‘her ekibin kendi tutumunu ifade edeceğini ve ülkeyi ve istikrarını koruma, çeşitliliği sürdürme ve yabancı gündemlere rehin olanların Lübnan Dağı’nda ve tüm Lübnan'da güvenlik ve istikrarı manipüle etmesine izin vermeme parametreleri altında müzakere yapılacağını’ kaydetti.



Washington’dan silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi önerisi

Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)
Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)
TT

Washington’dan silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi önerisi

Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)
Sudan'ın kuzeyindeki bir kasabada HDK üyeleri (Arşiv - AP)

ABD dün, Birleşmiş Milletler'e (BM), Sudan'daki çatışmanın bölgesel çapta genişleyebileceğine işaret ederek, Sudan'ın Darfur bölgesine yönelik silah ambargosunun tüm ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi için bir teklif sundu.

Darfur'a yönelik yirmi yılı aşkın süredir yürürlükte olan silah ambargosunun, yeni bir karar alınmadığı takdirde 12 Eylül 2026 tarihinde sona ermesi planlanıyor.

Silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi BM Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) oylama yapılmasını gerektiriyor. Ancak BMGK’da veto hakkı bulunan Rusya, Sudan ordusunu etkileyebilecek yeni kararların alınmasına karşı uyardı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Afrika ve Arap İşleri Danışmanı Massad Boulos toplantıda yaptığı konuşmada, BMGK’nın, özellikle dış desteğin daha fazla bölgesel aktörü ve komşu ülkeyi Sudan'daki çatışmanın içine çekme tehdidi oluşturduğu bir ortamda, çatışmayı körükleyen unsurları sınırlandırmak için adımlar atması gerektiğini ifade etti.

Boulos sözlerine şöyle devam etti:

“Bu nedenle ABD, silah ambargosunun tüm Sudan topraklarını kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören güçlü bir teklif sunuyor.”

Teklif ayrıca, insansız hava araçlarının (İHA) da silah ambargosu kararına dahil edilmesini ve mevcut ambargo kararını denetleyen uzman gözlemcilerin sayısının artırılmasını içeriyor.

Boulos, bu teklifin, çatışan taraflara daha önce getirilmiş olan silah ambargosu, mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasaklarına yönelik ihlalleri izlemek amacıyla, söz konusu gözlemciler ile diğer uzman heyetler arasındaki koordinasyonu da güçlendireceğini ekledi.

Sudan'daki savaş dördüncü yılına girerken, çatışan tarafların İHA'lar da dahil olmak üzere daha gelişmiş silahlar kullanması siviller arasında ağır kayıplara yol açtı. On binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine neden oldu. Ordu, Sudan'ın orta ve doğu bölgelerini kontrol altında tutarken, batıdaki Darfur bölgesi ile Kordofan ve güneyin bazı kısımları Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) denetimi altında bulunuyor.

Sudan'ın batısında yer alan ve yüzölçümü neredeyse Fransa kadar olan geniş Darfur bölgesi, şiddet olaylarından en çok etkilenen alanların başında geliyor. Çünkü bölgedeki mülteci kampları baskınlara uğradı ve binlerce insanın hayatına mal olan tekrarlanan etnik katliamlara sahne oldu.


Burhan'dan Sudan'a ambargo önerilerine itibar edilmemesi çağrısı

Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)
Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)
TT

Burhan'dan Sudan'a ambargo önerilerine itibar edilmemesi çağrısı

Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)
Ordu Komutanı Orgeneral Burhan, Hartum eyaletinde düzenlenen bir etkinliğe katılımı sırasında, 15 Ağustos 2026 (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı ve Ordu Komutanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan, dün, Sudan halkına, ‘düşmanlar ve art niyetliler’ olarak nitelendirdiği kesimlerin, ülkeye bir hava ambargosu uygulanması konusunda yaydığı söylentilere aldırış etmemeleri çağrısında bulunarak, ‘isyancıların kirlettiği her karış Sudan toprağı kurtarılana dek Onur Savaşı'nda ilerlemeye devam edeceklerini’ vurguladı.

Egemenlik Konseyi'nin medya ofisinden yapılan açıklamaya göre Orgeneral Burhan, başkent Hartum'da düzenlenen polis kuvvetleri subaylarının 22. dönem mezuniyet töreninde yaptığı konuşmada, “Sudan'a yaptırımlar uygulanabileceğine dair konuşulanlar bizi etkilemez. Canımız ve kaderimiz Allah'ın elinde” ifadelerini kullandı.

Washington, dün, Birleşmiş Milletler'e (BM), Sudan'daki çatışmanın bölgesel çapta genişleyebileceğine işaret ederek, Sudan'ın Darfur bölgesine yönelik silah ambargosunun tüm ülkeyi kapsayacak şekilde genişletilmesi için bir teklif sundu.

hyju
New York’ta düzenlenen BMGK oturumundan bir kare (BM)

Fransız haber ajansı AFP’nin aktardığına göre yirmi yılı aşkın bir süredir Darfur'a uygulanan silah ambargosunun, hakkında yeni bir karara varılmaması halinde 12 Eylül 2026 tarihinde sona ermesi planlanıyor. Silah ambargosunun tüm Sudan'ı kapsayacak şekilde genişletilmesi ise BM Güvenlik Konseyi'nde (BMGK) bir oylama yapılmasını gerektiriyor.

Rusya'nın veto hakkı

Ancak BMGK’da veto hakkı bulunan Rusya, Sudan ordusunu etkileyebilecek yeni kararların alınmasına karşı uyardı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Afrika ve Arap İşleri Danışmanı Massad Boulos, toplantı sırasında, özellikle dış desteğin daha fazla bölgesel aktörü ve komşu ülkeyi Sudan'daki çatışmaya sürükleme tehlikesi yarattığı göz önüne alındığında, BMGK’nın çatışmanın körüklenmesini sınırlandırmak için adımlar atması gerektiğini ifade etti.

Boulos sözlerine şöyle devam etti:

“Bu nedenle ABD, silah ambargosunun tüm Sudan topraklarını kapsayacak şekilde genişletilmesini öngören güçlü bir teklif sunuyor.”

Teklif ayrıca, insansız hava araçlarının (İHA) da silah ambargosu kararına dahil edilmesini ve mevcut ambargo kararını denetleyen uzman gözlemcilerin sayısının artırılmasını içeriyor.

Boulos, bu teklifin, çatışan taraflara daha önce getirilmiş olan silah ambargosu, mal varlıklarının dondurulması ve seyahat yasaklarına yönelik ihlalleri izlemek amacıyla, söz konusu gözlemciler ile diğer uzman heyetler arasındaki koordinasyonu da güçlendireceğini ekledi.

Sudan'daki savaş dördüncü yılına girerken, çatışan tarafların İHA'lar da dahil olmak üzere daha gelişmiş silahlar kullanması siviller arasında ağır kayıplara yol açtı. On binlerce kişinin ölümüne ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine neden oldu.

Ordu, Sudan'ın orta ve doğu bölgelerini kontrol altında tutarken, batıdaki Darfur bölgesi ile Kordofan ve güneyin bazı kısımları Hızlı Destek Kuvvetleri'nin (HDK) denetimi altında bulunuyor.

Sudan'ın batısında yer alan ve yüzölçümü neredeyse Fransa kadar olan geniş Darfur bölgesi, şiddet olaylarından en çok etkilenen alanların başında geliyor. Çünkü bölgedeki mülteci kampları baskınlara uğradı ve binlerce insanın hayatına mal olan tekrarlanan etnik katliamlara sahne oldu.

Orgeneral Burhan, ulusal diyaloğa katılmayan sivil siyasi güçleri eleştirdi

Öte yandan Orgeneral Burhan, ülke içindeki ulusal diyalog çağrısına olumlu yanıt vermeyi reddeden siyasi ve sivil güçleri eleştirerek, “Yurtdışındaki otellerde kalıp Sudan halkına boyun eğdirmek amacıyla uygulanan yaptırımları alkışlayanlara mesajımız şu: ‘Bu halk asla boyun eğmeyecek, asıl hüsrana uğrayan siz olacaksınız’” dedi.

Orgeneral Burhan sözlerine şöyle devam etti:

“Bunlar halkı bir daha asla yönetemeyecekler. Zira halk, Hızlı Destek Kuvvetleri'ni (HDK) ve şu anda Sumud İttifakı olarak bilinen Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri'ni bir daha siyaset sahnesinde görmek istemiyor.”

Eski Başbakan Abdullah Hamduk liderliğindeki Sumud İttifakı’nın da aralarında bulunduğu savaş karşıtı Sudanlı siyasi ve sivil güçler, bu adımın Sudan'ın fiilen bölünmesini kalıcı hale getirdiğini savunarak Burhan'ın diyalog çağrısını reddettiklerini duyurmuştu.


Dibeybe ve Tekala arasındaki görüşme soğukluğun ardından Batı Libya'da ittifak tartışmalarını yeniden gündeme getirdi

UBH Başbakanı Dibeybe'nin geçtiğimiz hafta Devlet Yüksek Konseyi’ne yaptığı ziyaret sırasında (DYK)
UBH Başbakanı Dibeybe'nin geçtiğimiz hafta Devlet Yüksek Konseyi’ne yaptığı ziyaret sırasında (DYK)
TT

Dibeybe ve Tekala arasındaki görüşme soğukluğun ardından Batı Libya'da ittifak tartışmalarını yeniden gündeme getirdi

UBH Başbakanı Dibeybe'nin geçtiğimiz hafta Devlet Yüksek Konseyi’ne yaptığı ziyaret sırasında (DYK)
UBH Başbakanı Dibeybe'nin geçtiğimiz hafta Devlet Yüksek Konseyi’ne yaptığı ziyaret sırasında (DYK)

Libya'da geçici Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) Başbakanı Abdulhamid Dibeybe ile Devlet Yüksek Konseyi (DYK) Başkanı Muhammed Tekala arasında geçen hafta gerçekleşen görüşme, özellikle ‘ABD girişimi’ ile ilgili siyasi tutumlardaki farklılıklar zemininde, son aylarda aralarındaki ilişkiye gölge düşüren soğukluğun doğasına dair soruları yeniden gündeme taşıdı.

Bazı gözlemciler bu görüşmeyi; ülkedeki yürütme erkinin birleştirilmesinin ve seçimlerin önünü açması beklenen küçük çaplı (4+4) Birleşmiş Milletler (BM) komitesinin sonuçlarını açıklamasının yaklaştığı bir döneme denk gelmesi hasebiyle, Batı bölgesindeki UBH ile DYK arasındaki siyasi ittifakı yeniden düzenlemeye yönelik önleyici bir adım olarak değerlendirdi.

Öte yandan diğer kesimler bu görüşmeyi, elektrik kesintileri ve yakıt sıkıntısı krizinin giderek kötüleşmesi nedeniyle hükümetine yönelik eleştirilerin ve protestoların arttığı bir dönemde, Dibeybe'nin siyasi bir desteğe (arka çıkacak bir güce) sahip olduğunu kanıtlama girişimi olarak yorumladı.

DYK Siyasi Komite Başkanı Muhammed Muazzib, son dönemde Tekala ile Dibeybe'nin ilişkisinde bir ölçüde soğukluk olduğunu dile getirerek, bunu üç nedene bağladı. Bunlardan ilki, DYK’nın Libya Başsavcısı’ndan Libya'nın ilk özel petrol şirketi Arkenu Petrol Şirketi dosyasını soruşturmasını talep etmesi, ikincisi ise ABD girişimi.

Muazzib’in Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamalara göre üçüncü faktör ise Tekala’nın iki ay önce Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih ve Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi ile geçiş sürecini sonlandıracak ve önümüzdeki şubat ayı sonlarına kadar cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasına zemin hazırlayacak yeni bir yol haritası üzerinde uzlaşmaya varması.

Birleşmiş Milletler (BM) Uzmanlar Heyeti tarafından hazırlanan bir rapor, Arkenu Petrol Şirketi’ni milyarlarca dolarlık petrol gelirini resmi kanalların dışına kaçırmakla suçlamış ve şirketin, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Genel Komutan Yardımcısı Saddam Hafter ile UBH Başbakanı Dibeybe’nin danışmanı İbrahim Dibeybe'yi birbirine bağlayan bir çıkar ağı üzerinden yönetildiğini ortaya çıkarmıştı.

Libya yıllardır iki paralel hükümet arasında bölünmüş halde. Trablus'taki UBH ile ülkenin doğusunu ve güneyin bazı kısımlarını yöneten LUO Genel Komutanı Halife Hafter'in desteğini arkasına alan ve Temsilciler Meclisi tarafından atanan Usame Hammad liderliğindeki hükümet.

Muazzib'e göre Dibeybe, ülkenin batısındaki kendi nüfuz alanında siyasi ve toplumsal olarak izole edilmiş hissetmek istemiyor ve bilhassa seçim yasaları ile Ulusal Seçim Komisyonu dosyalarını karara bağlamakla görevli 4+4 Komitesi’nin sonuçlarının açıklanması yaklaşırken, DYK gibi seçilmiş bir meclisten siyasi destek almayı umuyor olabilir.

Muazzib sözlerine şöyle devam etti:

“Dibeybe hükümeti ile Doğu Libya cephesinin bu komitenin sonuçlarının uygulanmasında çıkarı bulunuyor. Çünkü seçim sürecine zemin hazırlamak tüm ülke için birleşik bir yürütme otoritesinin kurulmasını gerektiriyor ve elbette taraflar bu otoritedeki koltukları paylaşacaklar. Muazzib ayrıca, mensubu olduğu meclisin (DYK), 4+4 Komitesi’nin çalışmalarıyla herhangi bir bağı olmadığı yönündeki tutumunu sürdürdüğünü belirtti.

Diğer taraftan Sadeq Araştırmalar Merkezi Müdürü Enes el-Gomati, Dibeybe'nin ‘Tekala'dan siyasi destek alma arayışında olduğu’ fikrine karşı çıkarak, Dibeybe'nin bu ziyaretle, kendisi dışında (kendi onayı olmadan) yapılacak herhangi bir düzenlemeyi hala bozabilecek güçte olduğu mesajını vermek istediğine inandığını ifade etti.

Gomati, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada şunları ekledi:

“Elektrik ve yakıt krizlerinin tırmanması ve UBH'ye karşı protestoların patlak vermesiyle birlikte, Doğu cephesinde ve belki de ABD arabuluculuğunu yürüten taraflarda, Dibeybe'nin artık gözden çıkarılabilecek (vazgeçilebilecek) kadar zayıfladığı izlenimi oluşmaya başladı."

Öte yandan Libyalı siyasi analist Husameddin el-Abdeli, Dibeybe'nin Tekala ile birlikte görüntü vererek ‘bölgesel ve Batılı müttefiklerine, son protestolar sebebiyle bir izolasyon (yalnızlık) yaşamadığı konusunda güvence vermek’ istediğini düşünüyor.

Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Dibeybe'nin DYK’nın 4+4 Komitesi’nin ulaştığı sonuçları kabul etmesini garanti altına almak için Tekala ile olan ilişkisine bel bağladığına dair söylentilere değinen Abdeli, komite kararlarının oylamayla alındığını ve içeride bu komiteyle çalışmayı en başından beri reddeden büyük bir grubun bulunduğunu açıkladı.

Abdeli ayrıca, Tekala ile Dibeybe arasındaki ilişkinin güçlenmesinin, son krizlerin ardından hükümetin kaybettiği halk desteğini geri kazanmasına katkı sağlayacağı ihtimalini uzak görerek, “DYK'nın sokakta bir ağırlığı yok" dedi.

Libyalı siyasi analist Muhammed Mahfuz ise Dibeybe ile Tekala arasındaki ilişkinin iddia edildiği gibi gergin olmadığını savundu. Mahfuz, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Dibeybe'nin aralarında bu mesele yüzünden gerçek bir anlaşmazlık yaşanmasını gerektirecek şekilde ABD Girişimi'ni destekleyen net bir tutum henüz açıklamadığına işaret etti.

Mahfuz sözlerini, Dibeybe'nin Tekala'ya yaptığı ziyaretin özellikle ABD girişimine dair tartışmaların geri planda kalmasıyla birlikte hükümeti için siyasi bir dayanak bulmayı hedeflediğini belirterek tamamlarken  ülkedeki ittifakların ulusal çıkarlara göre değil, iktidar mücadelesi veren tarafların şahsi menfaatlerine göre sürekli değiştiğine dikkati çekti.