Zengezur Koridoru’nun endişelendirdiği İran’dan Rusya'nın dizginlenmesi çağrısı

İran-Rusya ilişkileri, stratejik iş birliğinden ziyade geçici krizlerin ele alınması için mecburi iş birliğine dayanıyor

Ermenistan-ABD ortak Eagle Partner 2024 askeri tatbikatı başlangıç töreninde yürüyen Ermeni askerler (AFP)
Ermenistan-ABD ortak Eagle Partner 2024 askeri tatbikatı başlangıç töreninde yürüyen Ermeni askerler (AFP)
TT

Zengezur Koridoru’nun endişelendirdiği İran’dan Rusya'nın dizginlenmesi çağrısı

Ermenistan-ABD ortak Eagle Partner 2024 askeri tatbikatı başlangıç töreninde yürüyen Ermeni askerler (AFP)
Ermenistan-ABD ortak Eagle Partner 2024 askeri tatbikatı başlangıç töreninde yürüyen Ermeni askerler (AFP)

Hanan Azizi

“Birçok değişikliğe yol açması beklenen Zengezur Koridoru, içinden çıkılmaz bir düğüm olmaya doğru ilerliyor.”

Bu cümle, İran merkezli haber sitesi KhabarOnline tarafından 11 Eylül'de yayınlanan “Bir güvenlik sorunu olarak İran'ın Zengezur Koridoru’na ilişkin endişeleri’ başlıklı bir analizde geçiyor. Analiz “Ancak bu sadece siyasi ve güvenlikle ilgili bir sorun değil, aynı zamanda bizim için temel bir ticari sorun yaratacak, çünkü koridorla ilgili gelişmeler İran'ı Avrupalı üç komşusundan birine erişimden mahrum bırakacak” diye devam ediyor.

Rusya'nın Azerbaycan’ın koridoru faaliyete geçirme hakkını desteklediğini açıklamasının ardından İran ve Rusya arasında Zengezur Koridoru konusunda yaşanan anlaşmazlıklar arttı.  KhabarOnline analizinde, “Kuzey sınırında yer alan bu koridorun faaliyete geçmesi halinde İran jeopolitik olarak boğulacak” ifadeleri yer alıyor. Öte yandan Zengezur Koridoru, Türkiye'yi Hazar Denizi ve Orta Asya'ya bağlayacak.

KhabarOnline’ın analizi şöyle devam ediyor:

“İran, Ermenistan ile olan ortak sınırının potansiyelini tam olarak kullanamasa da bu sınır İran için büyük önem taşıyor. Sınırın değiştirilmesi, kalıcı bir değişikliğe kapıyı aralayacak. Azerbaycan ile Nahçıvan bölgesi arasındaki Zengezur Koridoru’nun faaliyete geçmesi, İran- Ermenistan sınırını kesiyor. Zengezur Koridoru İran için jeopolitik ve ekonomik öneme sahip çünkü kuzey sınırında yer alıyor. Bu koridorda yapılacak herhangi bir değişiklik İran'ın çıkarlarını doğrudan ya da dolaylı olarak olumsuz etkiler. Ermenistan, İran'ı Gürcistan gibi ülkelere ve Avrupa'ya bağlıyor. Ancak Azerbaycan’ın açacağı böyle bir koridor, İran'ın kuzeyle bağlantısını ya sınırlar ya da tamamen keser. İran, Zengezur Koridoru’nun faaliyete geçmesini ulusal çıkarlarına yönelik bir tehdit olarak görüyor. Birçok gözlemci bu koridorun faaliyete geçmesinin İran'ın Güney Kafkasya'daki ekonomik, güvenlik ve jeopolitik ilişkilerine önemli ölçüde zarar vereceğini vurguluyor. Koridorun Orta Asya ve Avrupa arasında malların transit ticaret için ana koridorlardan biri olan İran toprakları üzerinden mal ve hizmetlerin giriş ve çıkış oranlarında düşüşe yol açması bekleniyor. Zengezur Koridoru, ticaret hacminde ve bunun sonucunda ekonomik kayıplara uğrayacak olan İran’ın gelirlerinde düşüşe yol açacak.”

İran-Irak Ortak Ticaret Odası Üyesi Hamid Hüseyni, KhabarOnline’a yaptığı açıklamada “Eğer Zengezur Koridoru faaliyete geçerse bu, İran’ın ticaret sektöründeki rakiplerinin lehine olacak. Bu koridor, Çin'in İran sınırlarına ihtiyaç duymadan Avrupa’ya ulaşmasını sağlayacak. Zengezur Koridoru’nun faaliyete geçmesi, ekonomisi zarar görecek olan İran'ın rakiplerinin jeopolitik olarak durumlarını iyileştirecek ve aynı zamanda Türkiye'nin Orta Asya'ya daha kolay erişmesine olanak tanıyacak” ifadelerini kullandı.

Çin’in yükselen bir küresel güç olarak Avrupa'ya doğrudan ulaşmanın yollarını aradığını belirten Hüseyni, “Çin'in halihazırda Avrupa'ya uzanan ve tamamı İran'dan geçen dört deniz koridoru bulunuyor. Şu an tartışma konusu olan Zengezur Koridoru’nun faaliyete geçmesi, Türkiye, Azerbaycan ve Rusya'yı İran'a ihtiyaç duymadan birbirine bağlayacak” dedi.

İran-Rusya ilişkilerinin stratejik iş birliğinden ziyade geçici krizlerin ele alınması için mecburi iş birliğine dayanıyor.

Bu soruna bir çözüm bulunması gerektiğini vurgulayan Hüseyni, Zenzegur Koridoru konusunda bir çözüme ulaşılamamasının gerilimi tırmandırdığını ve ortaya çıkan siyasi anlaşmazlığın askeri bir anlaşmazlığa dönüşeceğini, İran’ın ise içinden geçtiği bu zor dönemde bunu istemediğini söyledi.

Öte yandan uluslararası ve siyasi ilişkiler uzmanı İhsan Muvahhidyan, İran'ın 15 ülkeyle deniz ve kara sınırı olduğunu, ancak bunun, sınırlardan birinin değişmesinin önemsiz olduğu anlamına gelmediğini belirtti.

Muvahhidyan, sözlerini sürdürdü:

“İran, Avrupa ve Kuzey Afrika ülkeleriyle iş birliği yapmanın yollarını bulmasını gerektiren bir stratejiye sahip. Bu da Zengezur Koridoru’nun ve Ermenistan ile İran arasındaki sınırın mevcut durumunun korunmasının, özellikle İran'a uygulanan yaptırımlar ve Avrupa ile ilişkilerin önemi çerçevesindeki önemini vurguluyor. İran, 15 komşusundan üçü olan Ermenistan, Azerbaycan ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlanıyor.”

İran'daki bir üniversitede öğretim üyesi olan Muvahhidyan, şöyle devam etti:

“Türkiye ve Azerbaycan Batı kampında yer alıyor ve İran’ın diğer ülkelerle bağlantısını sağlayan koridorlara erişimini engellemeye çalışıyorlar. Türkiye yıllardır İran demiryolu ağını Türkiye'deki demiryolu ağına bağlayacak pratik adımlar atmaktan kaçındı. İran-Ermenistan sınırının önemi, coğrafi olarak öneminden kaynaklanıyor. İran'ın Avrupa’ya açıldığı üç komşusu arasında siyasi gerilimin en az olduğu tek ülke Ermenistan. İran ve Ermenistan arasındaki 30 kilometre uzunluğundaki sınırın değişmesinin endişe yaratmayacağını düşünmek yanlış olur. Çünkü sınır değişikliği İran'ı jeopolitik olarak boğacaktır. Ermenistan-İran sınırı, İran'ın Avrupa'ya uzanan can damarı ve gelecekteki olası bir savaşın önündeki bir engel. Eğer sınırlar değiştirilirse, İran kendisini tamamen çevresi sarılmış halde bulacak. Çünkü İran’ın Hazar Denizi'ndeki filosu artık yıpranmış durumda ve İran gemileri soğuk mevsimlerde Rusya'ya yanaşamıyor. Aynı şekilde İran ve Türkiye arasındaki demiryolu henüz aktif hale getirilmediğinden, İran’ın kullanabileceği tek rota olan Zengezur Koridoru ile baş başa kalacağız. Bu koridorun kapatılması İran'ın tamamen kuşatılması demektir.”

İran’ın etrafının sarılması halinde savaş seçeneğine başvurmak zorunda kalacağını vurgulayan Muvahhidyan, “Şattularap nehri üzerindeki sınır anlaşmazlığının İran ve Irak arasında sekiz yıl süren savaşa yol açan ana nedenlerden biri olduğu unutulmamalı. Zengezur Koridoru, İran için Şattularap'tan daha büyük bir güvenlik ve ekonomik öneme sahip. Bu koridorun faaliyete geçmesi de İran'ın kuşatılmasına neden olacak ve nihayetinde savaşa yol açacak” yorumunda bulundu.

 cdfvbg
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev Bakü'deki görüşmelerinin ardından düzenlenen devlet yemeğine katıldılar, 19 Ağustos 2024 (AFP)

Muhammed Mehdi Mezahiri, 10 Eylül'de İttilaat gazetesinde kaleme aldığı ‘Lütfen Rusya'yı dizginleyin!’ başlıklı yazısında, İran-Rusya ilişkileri stratejik iş birliğinden ziyade geçici krizlerin ele alınması için mecburi iş birliğine dayandığını savundu. Mezahiri, “Bu, ciddi dış politika sonuçları olabilecek acı bir gerçek” ifadelerini kullandı.

Mezahiri, makalesini şöyle sürdürdü:

“Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Azerbaycan’a gerçekleştirdiği ziyaretin ardından Rusya'nın Zengezur Koridoru’na ilişkin yaptığı son resmi açıklamalar, Rusya'nın İran’a yönelik tutumuna dair tartışmalara yol açtı. Rusya, Azerbaycan-Ermenistan sınırının netleşmesini kolaylaştıracağını ve Bakü ile Erivan arasındaki ilişkilerin normalleşmesine katkıda bulunmaya devam edeceğini açıkladı. Tüm bu gelişmelerin, Ukrayna'nın Rusya topraklarına saldırdığı, bazı Rus şehirlerini ele geçirdiği ve savaş sahasında koşulların Putin'in Azerbaycan ve Rusya arasındaki stratejik ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik görüşmelerde bulunmak üzere Azerbaycan’ı ziyaret etmeye itecek şekilde değiştiği bir döneme denk geldi. Putin, Azerbaycan ziyareti sırasında Zengezur Koridoru hakkında konuştu. Bununla birlikte Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov kısa bir süre sonra Rusya'nın Bakü ve Erivan arasında Zengezur Koridoru’nun faaliyete geçmesini sağlayacak şekilde bir barış anlaşmasının imzalanmasını desteklediğini açıkladı. Rusya'nın bu tutumu İran'ın ulusal çıkarlarını açıkça tehdit ediyor. İran Dışişleri Bakanlığı, Rusya’nın Tahran Büyükelçisini çağırarak Rusya’nın Zengezur Koridoru kararını protesto etti. Ancak Rusya bu tutumundan ödün vermemekle kalmayıp İran'ın endişelerini dikkate aldığını ve İran'la aralarındaki belirsizlikleri gidermek için çalışacağını açıkladı. Bu da Moskova'nın bu konudaki kararını verdiği ve İranlı yetkililerin de bunu kabul etmekten başka çaresi olmadığı anlamına geliyor.

Zengezur Koridoru’nun faaliyete geçmesi halinde İran’ın komşularının sayısı 15'ten 14'e düşecek. Aynı zamanda stratejik çıkarlarını ve jeopolitik konumunu da olumsuz etkileyecek.

Makale, şöyle devam etti:

“Rusya, bu adımı, İran ile arasındaki Kapsamlı Stratejik İşbirliği Anlaşması'nın nihai metninin tamamlandığı bir dönemde attı. Ancak Rusya’nın stratejik ilişkiler konusunda İran'dan farklı bir anlayışa sahip olduğu görülüyor. Zira Rus yetkililer kırmızı çizgilerin kendi çıkarları ve ulusal güvenlikleriyle sınırlı olduğunu düşünüyor. Zengezur Koridoru’nun faaliyete geçmesi İran’ın çıkarları için bir tehdit oluştursa da Rusya'nın çıkarlarını şimdilik güvence altına alıyor. Bu koridorun faaliyete geçmesiyle İran’ın Avrupa ile arasındaki stratejik öneme sahip bağı kopacak ve İran'ın bu koridor üzerinde hiçbir kontrolü kalmayacak. Bu da İran'ı transit ticaret hakkından mahrum bırakacak. Zengezur Koridoru’nun faaliyete geçmesi halinde İran’ın komşularının sayısı 15'ten 14'e düşecek. Aynı zamanda stratejik çıkarlarını ve jeopolitik konumunu da olumsuz etkileyecek. Buna karşın koridor, Rusya'nın Avrupa'nın Moskova'ya uyguladığı yaptırımları aşmasına yardımcı olacak. Ayrıca koridorun faaliyete geçmesinin ardından Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan'daki nüfuzunu arttırabilecek. Dolayısıyla Zengezur Koridoru konusunda İran ve Rusya'nın çıkarları örtüşmüyor, aksine aralarında bir çıkar çatışması söz konusu.”

Rusya'yı İran'a yönelik mevcut politikasından vazgeçmeye ve İran'a karşı tutarlı ve stratejik bir tutum benimsemeye itecek önlemler ve eylemler alınması çağrısında bulunan Mezahiri, “Bu hedef doğrultusunda İran'ın, Rusya'yı kendisi ile müzakere masasına oturmaya ve anlaşma yapmaya zorlayabilecek bir bölgesel güç düzeyine ulaşması gerekiyor. Dış politikayı dengelemek, belirlenen hedeflere ulaşmak ve çıkarları güvence altına almak için çeşitli seçenekler benimsemek, İran'ın Rusya ile ilgilenme biçimin yapıcı ve etkili bir hamle olabilir” ifadelerini kullandı.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinde çevrilmiştir.



Tahran, ‘yasak bölge’ ilan ederken UAEA Direktörü Grossi, nükleer belirsizlik uyarısında bulundu

Dün, Bandar Abbas açıklarındaki Hürmüz Boğazı’nda sisin ortasında demirlemiş ticari gemilerin yanından geçen bir tekne (AP)
Dün, Bandar Abbas açıklarındaki Hürmüz Boğazı’nda sisin ortasında demirlemiş ticari gemilerin yanından geçen bir tekne (AP)
TT

Tahran, ‘yasak bölge’ ilan ederken UAEA Direktörü Grossi, nükleer belirsizlik uyarısında bulundu

Dün, Bandar Abbas açıklarındaki Hürmüz Boğazı’nda sisin ortasında demirlemiş ticari gemilerin yanından geçen bir tekne (AP)
Dün, Bandar Abbas açıklarındaki Hürmüz Boğazı’nda sisin ortasında demirlemiş ticari gemilerin yanından geçen bir tekne (AP)

Tahran dün, ABD’nin deniz ablukasına karşı koymak amacıyla Körfez'de yeni bir ‘yasak bölge’ ilan edeceğini duyurmasının ardından, bölgedeki petrol ve gaz tesislerini hedef alma tehdidinde bulunarak tehditlerinin kapsamını gemilerden ABD enerji kaynaklarına doğru genişletti.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Washington'ın İran varlıklarını hedef alması halinde bölgedeki ABD petrol ve gaz şirketleri ile tesislerinin de aynı tehlikeyle karşı karşıya kalacağını söyledi.

Öte yandan İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, Tahran'ın birkaç gün içinde ‘ABD abluka hattı’ ile yükleme limanları arasında uzanan bir ‘yasak bölge’ uygulaması duyuracağını ve İran ile koordinasyon sağlamadan Hürmüz Boğazı'na doğru hareket eden herhangi bir geminin İran’ın yaptırım listesine ekleneceğini duyurdu.

Diğer taraftan İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Siyasi İşler Başkan Yardımcısı Ali Muhammedi, Umman’ın Hasab Limanı’nın Hürmüz Boğazı'ndaki ‘dokunulmazlık sınırını’ temsil ettiğini söyledi.

Viyana’da ise Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi, UAEA Yönetim Kurulu toplantısının başında, İran'ın nükleer tesisleri ve materyalleri hakkında bilgi eksikliğinin ve saha doğrulama faaliyetlerinin yeniden başlatılamamasının ‘nükleer silahların yayılması açısından ciddi bir endişe kaynağı’ olduğu konusunda uyardı.


Lübnanlı gazetecinin öldürülmesi davasında “savaş suçunu övmekle” suçlanan general hakkındaki Paris şikâyeti işleme konulmadı

Lübnanlı gazeteci Emel Halil (X)
Lübnanlı gazeteci Emel Halil (X)
TT

Lübnanlı gazetecinin öldürülmesi davasında “savaş suçunu övmekle” suçlanan general hakkındaki Paris şikâyeti işleme konulmadı

Lübnanlı gazeteci Emel Halil (X)
Lübnanlı gazeteci Emel Halil (X)

Paris Savcılığı dün, Lübnan merkezli El-Ahbar gazetesinin Fransız General Philippe Sidos hakkında “savaş suçunu övmek” suçlamasıyla yaptığı şikâyeti işleme koymadı. Fransız Haber Ajansı’nın (AFP) aktardığına göre karar, generalin nisan ayında Lübnan’da bir gazetecinin öldürülmesine ilişkin yaptığı açıklamalarla bağlantılı.

El-Ahbar gazetesinin saha muhabiri olarak görev yapan 42 yaşındaki Lübnanlı gazeteci Emel Halil, 22 Nisan’da güney Lübnan’ın et-Tayri beldesinde İsrail’in düzenlediği hava saldırısında öldürüldü. Saldırıda, yanında bulunan bağımsız foto muhabiri Zeynep Farac da yaralandı. Gazeteciler, İsrail güçlerinin hâlen bazı bölgelerini işgal ettiği güney Lübnan’daki saldırı sırasında bir eve sığınmıştı.

Nisan ayının sonlarında, daha önce Lübnan’daki Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü’nün (UNIFIL) irtibat ofisinin başkanlığını yapan General Sidos, “El-Ahbar, Hizbullah’a yakın bir gazete. İsrailliler, Hizbullah’la çalışan gazetecilerin Hizbullah adına çalışan casuslar olduğunu söylemeye alışkın. Dolayısıyla burada hedef alma kasıtlıydı” ifadelerini kullandı.

Fransız general sözlerini şöyle sürdürdü: “Gazetenin adı geçtiği andan itibaren bu, kasıtlı bir hedef alma anlamına geliyor. Bu açık, net ve kesin. Bugün El-Ahbar gazetesine biraz göz attım. Evet, Hizbullah’a karşı son derece taraflı.”

Paris Savcılığı ise “gazetecinin kasıtlı olarak hedef alındığını ileri sürmenin ve İsrail ordusunun hata yapmış olabileceği ihtimalini dışlamanın, söz konusu ateş açma eylemini gerekçelendiren veya olumlu bir biçimde sunan başka unsurlar bulunmadığı sürece, tek başına savaş suçunu övmek olarak nitelendirilemeyeceği” sonucuna vardı.

Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre gazetenin avukatı Vincent Brengarth yaptığı açıklamada, “Savcılığın değerlendirmesine itiraz ediyoruz” dedi.

Brengarth, şikâyetin işleme konulmamasının “açık bir çifte standardı” yansıttığını savundu. “Bir yandan Filistin yanlısı görüşler suç sayılırken, diğer yandan İsrail’in işlediği suçları meşrulaştıran veya teşvik eden kişilerin soruşturulmasında bariz bir zafiyet görülüyor” ifadelerini kullandı.

Brengarth, “Bu çarpıklığa yönelik süregelen hoşgörü, yalnızca cezasızlık anlayışını pekiştiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

BFM TV Gazeteciler Derneği de nisan ayının sonunda, söz konusu “şok edici açıklamalardan tamamen uzak durduğunu” açıklamış ve “bir gazetecinin, tıpkı bir sivilin hedef alınmasının da savaş suçu olduğunu” hatırlatmıştı.

Dernek, “Bazı uzmanların canlı yayınlarda gazetecilerin tehlikeye atılmasını, hatta öldürülmesini haklı çıkarıyormuş gibi görünmesi kabul edilemez. Bu durum, sahada görev yapan gazetecilerimizin güvenliğini de tehlikeye atıyor” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Lübnan makamları, nisan ayının sonunda İsrail’i, Halil’i kurtarmaya çalışan sağlık ekiplerinin çalışmalarını saatlerce engelleyerek “savaş suçu” işlemekle suçlamıştı. Bu nedenle gazetecinin enkaz altında hayattayken çıkarılmasının mümkün olmadığı belirtilmişti.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres de o dönemde gazetecilerin görevlerini herhangi bir müdahale, taciz veya daha ağır bir tehdit korkusu yaşamadan yerine getirebilmelerinin sağlanması gerektiğini vurguladı.

Ağustos ayının başında İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch), Uluslararası Af Örgütü ve El-Mufakkira El-Kanuniyye adlı kuruluşlar, Halil’in ölümüyle ilgili ayrı ayrı yürüttükleri soruşturmaların sonuçlarını yayımladı. Kuruluşlar, saldırının “savaş suçu” teşkil ettiği sonucuna vardı.


“Eşi benzeri görülmemiş bir ortaklık düzeyi”... Rusya ile Kuzey Kore arasında ilk kara köprüsü açıldı

Kuzey Kore ile Rusya arasındaki kara köprüsünün açılış töreninden. (Reuters)
Kuzey Kore ile Rusya arasındaki kara köprüsünün açılış töreninden. (Reuters)
TT

“Eşi benzeri görülmemiş bir ortaklık düzeyi”... Rusya ile Kuzey Kore arasında ilk kara köprüsü açıldı

Kuzey Kore ile Rusya arasındaki kara köprüsünün açılış töreninden. (Reuters)
Kuzey Kore ile Rusya arasındaki kara köprüsünün açılış töreninden. (Reuters)

Kuzey Kore, Ukrayna'daki devam eden savaş ortamında iş birliğini artırmak amacıyla iki ülke arasında kurulan ilk kara köprüsünün dün açılmasını memnuniyetle karşıladı.İki ülke arasındaki ilk kara bağlantısı olan köprünün, Ukrayna’da devam eden savaşın gölgesinde iş birliğini güçlendirmesi amaçlanıyor.

Şarku’l Avsatın AFP’den aktardığına göre köprü, Kuzey Kore ile Çin ve Rusya arasındaki sınırların kesiştiği Uzak Doğu bölgesinde sınır hattını oluşturan Tumen (Tumannaya) Nehri’nin üzerinde bulunuyor.

Kuzey Kore’nin üst düzey yetkililerinden Pak Tae-song, köprünün tamamlanmasını överek, Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı’na göre bunun “ikili iş birliğinin tamamına yeni bir ivme kazandıran önemli bir gelişme” olduğunu söyledi.

Rusya ile Kuzey Kore arasındaki bağlantı daha önce hava ve demir yolu hatlarıyla sınırlıydı.

Rus hükümetinin açıklamasına göre yaklaşık 1 kilometre uzunluğundaki ve yapımı yaklaşık 16 ay süren köprü, iki müttefik ülke arasındaki “dostluk ve iyi komşuluk ilişkilerini güçlendirme arzusunu simgeliyor.”

Aynı proje kapsamında, 30 Nisan 2025’te yapımına başlanan ve yine aynı kaynağa göre günde “300 araç ve 2 bin 325 kişiyi” ağırlayabilecek kapasitede olan Hasan sınır kapısı da inşa edildi.

Rusya Başbakanı Mihail Mişustin, açılış töreninde video konferans yoluyla yaptığı konuşmada, “Rusya ile Kuzey Kore arasındaki ilişkilerin bugün eşi benzeri görülmemiş bir kapsamlı stratejik ortaklık düzeyine ulaştığını” söyledi.

Pyongyang ile Moskova, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırısının başlamasından sonra ilişkilerini daha da yakınlaştırdı.

Kuzey Kore, Rusya’nın Kursk bölgesine Ukrayna ordusuna karşı savaşmak üzere asker gönderirken, Rusya’ya da Ukrayna’daki savaş çabalarını desteklemek amacıyla askeri teçhizat sağladı.

Analistlere göre, karşılığında, doğal afetlerden de muzdarip olan izole ülke, Moskova'dan mali yardım, gıda, enerji kaynakları ve askeri teknoloji alıyor.

Yaz aylarında, Ukraynalı insan hakları örgütü Truthhounds, o sırada yapım aşamasında olan köprünün, "Kuzey Koreli askerleri, inşaat işçilerini ve askeri yetkilileri Rusya'ya taşımak için doğrudan bir arter" ve ters yönde de "Rus teknolojisi ve kaynaklarını" taşımak için bir yol olarak hizmet edebileceğini iddia etti.

Temmuz ayında, Kore Merkez Bankası, Kuzey Kore'nin GSYİH'sının 2025 yılında üçüncü yıl üst üste %3'ün üzerinde büyüyeceğini tahmin ederek, Moskova ve Pyongyang arasındaki ekonomik iş birliğini "önemli bir itici güç" olarak nitelendirdi.

Bu arada, kurumdaki bir yetkili, Kuzey Kore'nin gayri safi milli gelirinin, Rusya'daki asker konuşlandırmasıyla bağlantılı olarak artan "yabancı para" girişleriyle desteklendiğini ifade etti.