Lübnan'ın siyasi ve güvenlik riskleri

Hizbullah, İsrail'in angajman kurallarını ve kırmızı çizgileri çiğnemesinin ardından ciddi bir incelemeyle karşı karşıya

İsrail'in liderliğine ve üslerine saldırılar yapmasına olanak tanıyan güvenlik açığının ardından Hizbullah'ın kapsamlı bir inceleme yapması gerekiyor. (AFP)
İsrail'in liderliğine ve üslerine saldırılar yapmasına olanak tanıyan güvenlik açığının ardından Hizbullah'ın kapsamlı bir inceleme yapması gerekiyor. (AFP)
TT

Lübnan'ın siyasi ve güvenlik riskleri

İsrail'in liderliğine ve üslerine saldırılar yapmasına olanak tanıyan güvenlik açığının ardından Hizbullah'ın kapsamlı bir inceleme yapması gerekiyor. (AFP)
İsrail'in liderliğine ve üslerine saldırılar yapmasına olanak tanıyan güvenlik açığının ardından Hizbullah'ın kapsamlı bir inceleme yapması gerekiyor. (AFP)

Lübnan, İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerinde toplantı halinde bulunan Hizbullah liderlerine ve askeri kadrosuna suikast düzenlemesinin şokunu henüz atlatabilmiş değil. İsrail'in bu girişimi ne ilk ne de son olacak ve Hizbullah'ı savaşı genişletmeye ikna etmeye çalışacak. Ancak Lübnan, İsrail’in Hamas liderlerinden Salih el-Aruri ve Hizbullah komutanlarından Fuad Şükür'ü öldürdükten sonra angajman kurallarını tamamen çiğnemesini ve kırmızı çizgileri üçüncü kez aşmasını engellemek için karşılık vermeye zorlanmadıkça savaşa girmeye niyetli değil.

Lübnan, Başbakan Binyamin Netanyahu'nun sahadaki durumu değiştirme çağrısına yanıt olarak İsrail’in savaşı genişletmeye karar vermesinden korkuyor. Bu durum, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nun olağan oturumuna katılmak üzere New York'a yapacağı seyahati iptal eden Lübnan Başbakanı Necib Mikati'yi, savaşın genişlemesini önlemek için uluslararası ve Arap taraflarını harekete geçirmeye sevk etti. Onun adına Dışişleri Bakanı Abdullah Buhabib BM Genel Kurulu’nda Lübnan'ın görüşlerini savunarak İsrail'i suikastlardan sorumlu tuttu.

Ancak İsrail'in Hizbullah'ın iletişim araçlarını ele geçirerek ve başta Rıdvan Gücü’nün komutanı İbrahim Akil olmak üzere birçok lidere suikast düzenleyerek savaşı genişleten ilk taraf olmasına rağmen Hizbullah’ı savaşı genişletmeye ikna etme konusundaki ısrarı endişeleri arttırmaya başladı.

Güvenlik ve siyasi açıdan savunmasız

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Lübnan Özel Temsilcisi Jean-Yves Le Drian'ın önümüzdeki saatlerde Meclis Başkanı Nebih Berri, Başbakan Necib Mikati ve diğer liderlerle cumhurbaşkanlığı dosyasını ele almak üzere bir araya gelmesi beklense de, Lübnan'da patlamaya hazır fitilin ateşlenmesi, cumhurbaşkanı seçiminin krizden çıkarılması gündeminin ilk sırasında yer alıyor.

Güneydeki askeri sahne tamamlanıncaya ve banliyölere yayılıncaya kadar, İsrail'in savaşı genişletmesini önleyecek uluslararası bir güvenlik ağından halen yoksun olduğu için Lübnan bir bütün olarak siyasi ve güvenlik açısından savunmasız. Bu durum, cumhurbaşkanı olmayan bir cumhuriyete dönüşmemesi için anayasal kurumların düzenini sağlamak üzere iktidarın yeniden tesis edilmesinin bir koşulu olarak, siyasi güçlerin her geçen gün aşınan iç durumu güçlendirmek için birbirlerine açılmalarını gerektiriyor.

Hizbullah'ın ciddi bir incelemeye ihtiyacı var

Hizbullah'ın, başına gelen travmadan kurtulmanın bir koşulu olarak siyasi ve askeri durumunu ciddi bir şekilde gözden geçirmeye başlaması gerekiyor. Siyasi güçler durumun ciddiyetinin farkına varıp çok geç olmadan ülkeyi bir araya getirecek bir formül arayışına girmezlerse, ülkeyi Lübnanlıların kaderini tehdit edebilecek endişe halinden çıkarmak ancak cumhurbaşkanı seçimine dayalı tarihi bir uzlaşı üzerinde anlaşmakla mümkün olabilir.

Durumu düzeltmenin zorunlu yolu Hizbullah'tan geçtiği için, Hizbullah eşi benzeri görülmemiş dengesizliği düzeltmek için kibirli olmayı bırakmalı ve İsrail'in en önde gelen saha komutanlarını öldürüp saflarına nüfuz etmesine izin veren hatalarını kabul etmelidir.

Bazı dostlarına ve muhaliflerine göre Hizbullah'ın yaptığı hata, tam bir gizlilik içinde faaliyet gösterdiği ilk yılların aksine, muharip birliklerinin şikâyet edilen dağılmaya neden olan düzenli bir orduya dönüşmesine izin vermesidir. Hizbullah eskiden sınırlı sayıda üyesi olan ve sadece İsrail mevzilerini hedef almak için yeraltındaki sığınaklarından çıkan gruplarla sınırlıydı.

Parçalanmanın sonuçları

Hizbullah'ın silahlarını geliştirme ihtiyacının, İsrail'in ona nüfuz etmesine ve Akil ve yoldaşlarının öldürülmesinde olduğu gibi onu içeriden hedef almasına izin veren bu miktarda bir dağılma ya da parçalanmayı gerektirdiğini iddia etmek kabul edilemez. Zira İsrail'in hedefleri arasına girmeyeceğine dair Amerikan garantisinin yokluğunda ve çağrı cihazlarının patlatılmasının ardından toplantıyı güney banliyölerinin kalbinde yapma riskini almak mantıksızdır.

Başka bir deyişle, Hizbullah'ın İsrail'le karşı karşıya gelirken işgale karşı klasik direnişini yeniden gözden geçirmesi ve İsrail'in güney banliyölerinde gerçekleştirdiği baskınlarda öldürülenlere ek olarak onlarca liderini ve saha kadrosunu insansız hava araçlarıyla (İHA) öldürmesi sonucunda kaybettiklerini telafi etmek için bombardımanla sınırlı olmayan alternatifler aramaya şiddetle ihtiyacı var.

İsrail'in istihbarat ve teknolojik üstünlüğü karşısında, Hizbullah'ın sorumlulukların belirlenmesinde samimiyetsizlikten kaçınması ve dürüst olması gerekmektedir. Hizbullah, liderlerini ve kadrolarını takip ederek ve Litani Nehri'nin güneyindeki operasyon alanının dışındaki yerlere baskınlar düzenleyerek İsrail'in üstünlüğüne karşı koymak için geleneksel olmayan direnişini yeniden gözden geçirmelidir.

Esneklik ve açıklık ihtiyacı

Hizbullah'ın kendisine bir şans tanıması, dolaylı müzakere çağrılarına esnek ve açık bir şekilde yaklaşması ve Nebih Berri'nin ateşkes sağlanması için ABD dahil uluslararası tekliflerle ilgili tüm konularda elini serbest bırakması gerekiyor.

Bu, Hizbullah'ın dostları ve muhaliflerinin söylediği gibi, birilerinin Hizbullah’ı köşeye sıkıştırmak istediği anlamına gelmiyor. Sadece liderlerinin çoğunun söylediği gibi, Lübnan'ı Hizbullah pahasına bilinmeze sürüklenmekten kurtaracak bir uzlaşmayı pazarlamanın imkansız olduğunu söyleyen Lübnanlılara liderliğinin destek vermemesi gerektiği anlamına geliyor.

Hizbullah’ın muhaliflerinden önce dostları soruyor: İran Dini Lideri Ali Hamaney askeri ve siyasi alanda taktiksel bir geri çekilmede sakınca görmediği, Hizbullah’ın geçici de olsa durumunu düzene koymasını sağlayacak bir manevra yapmasına meşru bir kılıf sağladığı, Hizbullah’ı etkileyen kusurların nedenlerini açıklığa kavuşturmak ve çözümler sunmak için soruşturmalarda daha ileri gitme ihtiyacını göz önünde bulundurduğu sürece Hizbullah’ın nefes almasını ve sadece zaman kazanmak için bile olsa dolaylı müzakerelerin yapılmasını engelleyen nedir?

Bu bağlamda Hizbullah'ın direniş ekseni dışından bazı dostları şu soruyu soruyor: Hizbullah'ı, ister içeriden isterse bir dizi suikastı gerçekleştirmesini sağlayan İsrail ajanları aracılığıyla dışarıdan olsun, kendisini etkileyen dengesizliği düzeltme temelinde taktiksel olarak geri çekilmekten alıkoyan nedir? Acaba Nasrallah pazartesi günü yeni bir şey söyleyecek mi?

Hizbullah'ın İran-ABD iş birliği konusundaki tutumu nedir?

Hatta Hizbullah’a şunu soruyorlar: Muhalefetin Tahran'ın Washington'la iletişimi kesmediği iddiasının doğruluk payı nedir? Nasrallah Lübnan kartını Hamas'ın kullanımına sunmak zorunda mıydı? Gazze'deki savaş uzarsa Lübnan'ın durumu ne olacak?

Dolayısıyla Lübnan'ın güvenlik ve siyasi maruziyetini durduracak pratik bir plan, cumhurbaşkanının seçilmesiyle başlayacak bir uzlaşmaya dayanmadıkça geliştirilemez. Hizbullah bu plana uymak için gerekli hazırlığa sahip mi? Çağrı cihazlarının patlatılmasında hayatını kaybedenlerle ulusal dayanışmanın gölgelemeyeceği tansiyonu düşürmek için muhalifleriyle diyaloğa girmesini engelleyen nedir?



Iraklı siyasetçilerin saldırılar durdurulması yönündeki talepleri Devrim Muhafızları tarafından reddedildi

Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)
Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)
TT

Iraklı siyasetçilerin saldırılar durdurulması yönündeki talepleri Devrim Muhafızları tarafından reddedildi

Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)
Bağdat’ın merkezindeki Tahrir Meydanı’nda bir Iraklı, 8 Nisan 2026’da İran lideri Ali Hamaney’in fotoğrafını İran ve Irak bayraklarıyla birlikte kaldırıyor (AFP)

Iraklı kaynaklar, Irak’taki silahlı grupların operasyonlarını denetleyen İran “Devrim Muhafızları”na bağlı subayların, Şii siyasetçilerin ülke içindeki saldırıların durdurulması yönündeki girişimlerini reddettiğini bildirdi. Aynı kaynaklara göre, ABD-İran savaşının başlamasından bu yana söz konusu subaylar, Bağdat’ta “gölge askeri denetçi” gibi hareket ederek Washington’a karşı “baskı cephesini” sürdürmeyi ve müzakerelerin başarısız olması senaryosuna hazırlık yapmayı hedefliyor.

“Şarku’l Avsat”, 24 Mart 2026’da, “Kudüs Gücü”ne bağlı subayların yıpratma operasyonlarını yönetmek ve “Devrim Muhafızları” için alternatif bir operasyon odası kurmak üzere Irak’a akın ettiğini ortaya koymuştu.

Kaynaklara göre, “Kudüs Gücü” subayları Irak şehirleri arasında sürekli hareket ederek saldırı operasyonlarını denetledi, silahlı grupların İHA’lar için yerli mühimmat geliştirmesine yardımcı oldu ve militanlara füze teknolojileriyle ilgili teknik destek sağladı. Bu faaliyetlerde hedeflerin sürekli güncellendiği belirtildi.

Günlük hedef listeleri

Bir kaynak, “Devrim Muhafızları” subaylarının Iraklı silahlı gruplara günlük hedef listeleri verdiğini; bu listelerde vurulacak noktalar, kullanılacak mühimmat miktarı ve saldırı zamanlamasının yer aldığını söyledi.

Subayların denetlediği faaliyetler arasında, İHA fırlatma platformları ve askeri gözlem birimlerini kurmakla görevli hücrelerin ülke içinde yeni ve güvenli evlere dağıtılması da bulunuyor. Bu düzenlemeyle, ABD hava unsurlarının savaş öncesi ve sırasında tespit ettiği koordinatlardan kaçınılmasının amaçlandığı ifade edildi.

rereg
Irak’taki Ketaib Hizbullah unsurları, Bağdat’ta grubun bayrağını taşıyor (AFP)

Kaynaklardan biri, savaşın dördüncü haftasına gelindiğinde Irak’taki “direniş” olarak adlandırılan yapının organizasyonunda değişiklik yaşandığını belirterek, ana grupların çözülmesi zor, yarı bağımsız ağlara dayalı yeni bir yapıya geçtiğini söyledi.

Bu gelişmelerin, sahada esnek hareket eden ve karmaşık güvenlik ortamlarında faaliyet gösteren uzmanlaşmış hücreler arasında görev dağılımına dayanan bir çalışma modelinin parçası olduğu kaydedildi.

Iraklı kaynaklara göre, “Devrim Muhafızları” Irak’taki silahlı grupların ağ yapısını, çok katmanlı inkâr imkânı sağlayacak şekilde yeniden tasarladı; bu yapı “caydırıcılık ve belirsizlik” unsurlarını birlikte barındırıyor.

Bazı hücrelerin, dolaylı çatışma alanının genişlemesi kapsamında komşu Arap ülkelerdeki çıkarları hedef alan sınır ötesi saldırılarla görevlendirildiği de belirtildi.

vfrtbrft
Irak’taki Ketaib Hizbullah üyeleri, 8 Nisan 2026’da Basra’da düzenlenen bir saldırıda hayatını kaybeden bir arkadaşları için gerçekleştirilen cenaze töreninde (AFP)

Bu çerçevede, Irak’ın güneyindeki Basra’ya bağlı, Kuveyt’e yaklaşık 150 kilometre uzaklıktaki Hoor ez-Zubeyr kasabasında kimliği belirsiz bir saldırı bir evi hedef aldı. Saldırıda bir radar ve fırlatma platformu imha edilirken, “Ketaib Hizbullah”a bağlı bir yetkili ile iki kişi daha hayatını kaybetti.

İran “Devrim Muhafızları” Perşembe günü Körfez ülkelerine yönelik saldırılar düzenlediği iddialarını reddetti. Ancak kaynaklara göre, “bu görevi yerine getirmek için Iraklı grupları kullanma kapasitesine sahip”.

Kaynaklar ayrıca, geçici ateşkes ilanından önceki son savaş haftasında İranlı subayların, Ninova ve Kerkük’teki bazı bölgelerden çekilmiş olan silahlı gruplara bağlı birliklerin yeniden konuşlandırılması talimatı verdiğini; ABD hava saldırıları nedeniyle terk edilen mevzilere geri dönülmesinin istendiğini aktardı.

“Telefonlara yanıt vermiyor”

“Irak’taki Koordinasyon Çerçevesi” ve hükümetten iki kaynak, son haftalarda dört Şii partinin liderlerinin Irak içinde bulunan İranlı yetkililerle temas kurarak ABD çıkarlarını hedef alan saldırıların durdurulmasını talep ettiğini, ancak bu girişimlerin sonuçsuz kaldığını belirtti.

Kaynaklara göre, Bağdat’ta önemli nüfuza sahip bir “Kudüs Gücü” subayı, Iraklı siyasetçilerin – hatta Koordinasyon Çerçevesi içindeki müttefiklerin – telefonlarına dahi yanıt vermiyor; yalnızca silahlı grupların operasyon sorumlularıyla iletişim kuruyor.

Bu temaslar, Irak’ın daha geniş bir çatışmaya sürüklenmesini önlemeye yönelik iç çabaları yansıtırken, hükümet üzerindeki silahlı grupları kontrol altına alma baskısının arttığına işaret ediyor. Ancak bir Iraklı yetkiliye göre, “yerel siyasi irade benzeri görülmemiş şekilde zayıflamış durumda”.

Iraklı güvenlik yetkilileri de “Devrim Muhafızları subaylarının artan nüfuzundan” duydukları rahatsızlığı dile getirdi.

Kaynakların aktardığına göre, üst düzey bir Iraklı yetkili kapalı bir güvenlik toplantısında, “Bu adamı (Devrim Muhafızları subayı) nasıl durduramıyoruz? Bu kişi kim? Neden onu tutuklayamıyoruz ya da en azından bu saldırıları gerçekleştirmesini engelleyemiyoruz?” ifadelerini kullandı.

Buna karşın Koordinasyon Çerçevesi içindeki bazı isimler, sorunun büyük ölçüde iletişim eksikliğinden kaynaklandığını; İranlıların iletişim konusunda sıkı güvenlik prosedürleri uyguladığını savundu.

Askeri denetçi rolü

Koordinasyon Çerçevesi’nden bazı isimler, mevcut durumu, “Devrim Muhafızları ile bağlantılı saha subaylarının Irak’ta fiilen ABD ile yürütülen çatışmayı yöneten bir askeri denetçiye dönüştüğü” şeklinde tanımlıyor. Aynı değerlendirmede, İran’ın saldırıları durdurma çağrılarına direncinin, Tahran’ın Washington ile müzakerelerden umutlu olmadığına ve çatışma cephesinin yeniden alevlenmeye hazır olduğuna işaret ettiği vurgulanıyor.

Iraklı yetkililere göre bu tablo, devletin doğrudan kontrolü dışındaki alanları denetleme konusunda güvenlik kurumlarının karşı karşıya olduğu zorlukların boyutunu ortaya koyuyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı ise Perşembe günü yayımladığı açıklamada, Iraklı milislerin mali, operasyonel ve siyasi olarak hükümet desteğine sahip olduğunu; bu nedenle yetkililerin onları dizginlemekte ve saldırılarını sınırlamakta başarısız olduğunu savundu.

Koordinasyon Çerçevesi’nden bazı siyasetçiler, “Devrim Muhafızları” subaylarının bu tutumunun, Pakistan arabuluculuğunda başlayan müzakere süreciyle eş zamanlı olarak Irak’ı ABD’ye karşı bir baskı cephesi olarak tutma isteğini yansıttığını belirtti. Ancak aynı isimler, bu yaklaşımın Bağdat’taki siyasi sistemi kaosa sürükleme ve ülkeyi bölgesel izolasyona itme riski taşıdığı uyarısında bulundu.


Gazze yönetim komitesi görevine başlamakta neden bu kadar gecikti?

Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
TT

Gazze yönetim komitesi görevine başlamakta neden bu kadar gecikti?

Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Dışişleri Bakanı, Gazze Ulusal Yönetim Komitesi Başkanı ile daha önceki bir görüşmesinde (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Kahire'de "Gazze Şeridi Yönetim Komitesi"nin kurulmasının üzerinden yaklaşık 3 ay geçti ve üyeleri, geçen ekim ayında Gazze Şeridi'nde imzalanan ateşkes anlaşmasında belirtildiği gibi, Refah sınır kapısının açılmasına rağmen, çalışmalarına başlamak ve "Hamas" hareketinden sorumluluğu devralmak için Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah sınır kapısından geçemediler.

Şarku’l Avsat'a konuşan Filistinli kaynaklara göre, komitenin Gazze Şeridi'ne ulaşmasını engelleyen dört ana neden var; bunların başında bugün bile devam eden İsrail yasağı, Hamas ile devir teslim konusunda nihai bir mekanizmanın olmaması, komitenin çalışmalarını destekleyecek mali bütçenin bulunmaması veya Gazze Şeridi dışında uluslararası güçlerin ya da içinde polis güçlerinin komitenin çalışmalarını destekleyememesi geliyor.

Geçtiğimiz ocak ayında, “Gazze Yönetim Komitesi”nin kurulmasının ardından, İsrail gazetesi Haaretz, kaynaklara dayanarak Binyamin Netanyahu hükümetinin komite üyelerinin Gazze Şeridi'ne girmesine izin vermeyi reddettiğini, Kahire'de görüşmelerine devam ettiklerini ve arabulucuların, özellikle Mısır'ın temsilcilerinin, komitenin aynı ayın sonuna kadar Gazze'ye girmesi konusunda ABD ile anlaşmaya varmak için çalıştıklarını belirtti.

grf
Gazze Yönetim Komitesi'nin Kahire'deki Toplantısı (Arşiv- Mısır Devlet Enformasyon Servisi)

İsrail'in komiteye yönelik yasağı değişmedi ve dün Şihab Haber Ajansı'nda yer alan bir habere göre Filistin medyası, BM Gazze Şeridi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov'u, Dr. Ali Şit başkanlığındaki komitenin Gazze Şeridi'ne girişinin engellenmesinin ve insani görevlerini yerine getirmesinin önlenmesinin arkasında olmakla suçladı.

Hamas, Kahire ziyaretinin ardından yaklaşık bir hafta önce, hareketin temsilcilerinden ve Filistinli gruplardan oluşan bir heyetin, ABD Başkanı Donald Trump'ın planına göre Gazze'deki ateşkes anlaşmasının uygulanmasını tamamlamak ve savaşın bölge üzerindeki etkilerini ele almayı sürdürmek amacıyla Mısır, Katar ve Türkiye'den arabulucuların da bulunduğu bir görüşme gerçekleştirdiğini açıkladı.

Sorun İsraillilerde

 Şarku’l Avsat'a dün konuşan iki Filistinli kaynak, Kahire'deki toplantıların genellikle komitenin gerçekliği ve görevlerini yerine getirmesini sağlamaya yönelik çabalar hakkında müzakereleri içerdiğini belirtti. Kahire'deki yaklaşan görüşmeler, özellikle Tahran-Washington çatışmasında ateşkes döneminde gerçekleştiği için büyük önem taşıyacak ve ateşkes anlaşmasını çevreleyen bazı krizlerin, özellikle de komitenin çalışmalarının çözümüne yönelik çabaları güçlendirebilir.

Kaynaklardan biri, asıl sorunun iddia edildiği gibi Mladenov'da değil, İsraillilerde olduğunu ve şu ana kadar geçişlerine izin vermediklerini açıkladı. Ayrıca Netanyahu'nun "barış konseyi" veya Trump'ın planıyla ilgilenmediğini, "eğer bölgede Filistin polisi kurulursa, İsrail'in Amerikan baskısı altında konseyin girişine izin verebileceğini, özellikle de konseyin kararlarını uygulamak ve başarısını sağlamak için sahada bir kolu olmadan başarılı olamayacağını" belirtti.

Hamas, yılın başlarında komitenin kurulmasıyla birlikte Gazze'deki hükümet yetkililerinin Ulusal Komite'nin çalışmalarını kolaylaştırmak ve yönetimi devretmek için önlemler almaya başladığını, ancak çalışmalarına başlaması için herhangi bir ön koşul öne sürmediğini yaptığı açıklamayla duyurdu.

efrvfe
"Gazze Yönetim Komitesi" kurulmasına karar verilmesinin üzerinden üç ay geçmesine rağmen hâlâ Kahire'de bulunuyor (Mısır Dışişleri Bakanlığı)

Filistinli siyasi analist Dr. Abdulmehdi Mutava, komitenin görevine başlamasındaki gecikmenin üç ana nedeni olduğuna inanıyor. Birincisi, Hamas ile silahların teslimi mekanizmaları ve çalışma düzenlemeleri konusunda bir anlaşmaya varılamamış olmasıdır. İkincisi, özellikle yardım ve insani acil durum planları için gerekli olan mali bütçelerin yetersizliğidir. Bu nedenle, komite gerekli çalışma araçlarına sahip olmadan Gazze'de sorumluluk üstlenemez.

Mutava, uluslararası güçlerin olmayışının, komitenin bölgeye girişindeki gecikmenin üçüncü bir nedeni olarak değerlendirilebileceğine inanıyor; zira komite bu güçleri istikrara katkıda bulunan ve İsrail'in herhangi bir ihlalde bulunmasını önleyen faktör olarak görüyor.

Mutava, komitenin çalışmalarının gecikmesinden yalnızca İsrail'i sorumlu tutmuyor, aynı zamanda Hamas'ı da sorumlu tutarak şu değerlendirmede bulundu: "Hamas sürekli olarak komiteye görevlerini devretmeye hazır olduğunu ilan etse de gerçekte buna uygun önlemler almadı. Aksine, hareketin Gazze’nin odak noktaları üzerindeki kontrolünü dolaylı yoldan yeniden ele geçirdiğini, hakimiyetini daha da güçlendirdiğini ve komiteyi hareket için çalışan bir varlığa dönüştürdüğünü görüyoruz."

Mutava, "özellikle Amerikan iradesi varsa, komitenin çalışmaları için fonlar mevcutsa ve Hamas çözüm yolunun gerçek tavizler içermesi gerektiğine ikna olursa, Gazze Şeridi yönetim komitesinin krizinin çözümüne katkıda bulunabileceği için yaklaşan Kahire toplantısının önemini" vurguluyor.


İsrail Genelkurmay Başkanı: Hizbullah'a güçlü bir darbe indirdik

Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
TT

İsrail Genelkurmay Başkanı: Hizbullah'a güçlü bir darbe indirdik

Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)
Lübnan'ın güneyindeki Sur şehrinden çekilen fotoğrafta, İsrail'in sınır kasabası Nakura'yı bombalamasının ardından yükselen duman (AFP)

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ordusunun kara harekatı yürüttüğü güney Lübnan'a yaptığı ziyaret sırasında dün yaptığı açıklamada, çarşamba günü Lübnan'ı hedef alan yoğun hava saldırılarıyla Hizbullah'a "ağır bir darbe" indirildiğini duyurdu.

İsrail ordusu dün akşam, Lübnan'daki Hizbullah fırlatma rampalarını hedef almaya başladığını açıkladı.

İsrail sınırına beş kilometre uzaklıktaki Bint Cubeyl kasabası yakınlarında konuşlanmış birliklere hitap eden Eyal Zamir, "Siz cephede ilerleyip operasyonlar yürütürken, dün Hizbullah'a ağır ve güçlü bir darbe indirdik" ifadesini kullandı.

Lübnan yetkilileri, İran yanlısı grubun savaşçılarının, 300'den fazla kişinin ölümüne yol açan bu benzeri görülmemiş baskınların ardından, partinin kalesi olan Beyrut'un güney banliyölerini "terk ettiklerini" doğruladı.

Hizbullah dün yaptığı açıklamada, iki tarafın daha önceki savaş turlarında şiddetli çatışmalar yaşadığı Bint Cubeyl şehrinde İsrail güçleriyle yakın mesafeli çatışmaya girdiğini duyurdu.

Zamir, Hizbullah'ın artık "Lübnan'da izole edildiğini ve İran ile olan stratejik ekseninden koptuğunu" ifade etti.

"Özel hedefiniz, kuzey İsrail sakinlerine yönelik doğrudan tehdidi ortadan kaldırmaktır ve bunu sahada başarıyorsunuz," diyerek sözlerine şöyle devam etti: "Kalıcı güvenliği yeniden sağlamak için çalışmaya devam edeceğiz."