Akil ve Vehbi'nin öldürülmesi Rıdvan Gücü’nün üst düzey liderliğini sona erdirdi

İsrail, Hizbullah ikmal komutanlarının ve Celile'nin işgalinin planlayıcılarının öldürüldüğünü bildirdi.

Hizbullah’ın askeri medyası tarafından yayınlanan arşiv fotoğrafında Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Seyyid Haşim Safiyuddin ve İbrahim Akil yan yana (AFP)
Hizbullah’ın askeri medyası tarafından yayınlanan arşiv fotoğrafında Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Seyyid Haşim Safiyuddin ve İbrahim Akil yan yana (AFP)
TT

Akil ve Vehbi'nin öldürülmesi Rıdvan Gücü’nün üst düzey liderliğini sona erdirdi

Hizbullah’ın askeri medyası tarafından yayınlanan arşiv fotoğrafında Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Seyyid Haşim Safiyuddin ve İbrahim Akil yan yana (AFP)
Hizbullah’ın askeri medyası tarafından yayınlanan arşiv fotoğrafında Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Seyyid Haşim Safiyuddin ve İbrahim Akil yan yana (AFP)

Hizbullah tarafından dün (Cumartesi) yayınlanan iki ayrı biyografiye göre, İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerindeki askeri toplantı alanını hedef alması, Hizbullah'ın elit birimi Rıdvan Gücü'nün üst düzey liderliğini sona erdirdi. Söz konusu saldırıda Rıdvan Gücü Komutanı İbrahim Akil ile eğitim birimi komutanı Ahmed Vehbi öldürüldü.

1983 yılında Beyrut'taki ABD Deniz Piyadeleri Kışlası’nın ve ABD Büyükelçiliği’nin bombalanmasıyla ilgili suçlamalar nedeniyle ABD tarafından aranan Akil'in öldürülmesi, Hizbullah'ın seçkin askeri birliğine vurulan büyük bir darbe oldu. Diğer yandan Akil, savaşın başlangıcından bu yana suikasta kurban giden en önemli askeri komutan oldu. Hizbullah, temmuz ayı sonunda suikasta uğrayan Fuad Şükür gibi onu da ‘büyük cihatçı komutan’ olarak anarken, Ahmed Vehbi de son aylarda Güney Lübnan'da suikasta uğrayan diğer üç komutan (Rıdvan Gücü komutanlarından Visam et-Tavil, Nasr Birliği Komutanı Sami Abdullah ve Aziz Birliği Komutanı Muhammed Nasır) gibi ‘şehit komutan’ olarak anıldı.

rtrn
Hizbullah’ın askeri medyası tarafından yayınlanan arşiv fotoğrafında Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Seyyid Haşim Safiyuddin ve İbrahim Akil yan yana (AFP)

Lübnan Sağlık Bakanlığı dün yaptığı açıklamada, İsrail'in Beyrut'un güney banliyölerinde iki Hizbullah liderini hedef alan saldırısında ölenlerin sayısının 37'ye yükseldiğini ve enkaz kaldırma çalışmalarının devam ettiğini bildirdi. Saldırıda aralarında İbrahim Akil ve Ahmed Vehbi'nin de bulunduğu 16 Hizbullah mensubu ölürken, Hizbullah, üyeleri tarafından kullanılan binlerce çağrı cihazının patlatılmasından günler sonra bir darbe daha aldı.

Cihat Konseyi üyesi

Hizbullah yaptığı açıklamada, Akil'i, ‘Beyrut'taki İslami çalışmaların kurucu isimlerinden biri’ olarak tanımladı. Açıklamada ayrıca Akil’in ‘1980'lerin başında İsrail'in Beyrut'u işgaline karşı direniş sırasında kahramanca operasyonların liderlerinden biri’ olduğu ifade edildi.

Akil 1990'ların başında Hizbullah’ın merkezi eğitiminden sorumluydu ve direniş oluşumlarında insan yeteneklerinin geliştirilmesinde kilit rol oynadı. 1990‘ların ortalarında İslami Direniş'in personelinin sorumluluğunu üstlendi. Ayrıca 1997’den kurtuluş sonrasına kadar Cebel Amel operasyon biriminin sorumluluğunu üstlendi ve bu dönemde birçok kaliteli operasyonu doğrudan yönetti.

fbgrtny
Akil ve Vehbi'nin Hizbullah tarafından yayınlanan arşiv fotoğrafı (EPA)

Akil, İslami Direnişte Operasyonlar Birimi'ni kurdu ve 2008 yılı itibariyle Operasyonlardan Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı olarak görev yaptı ve Cihat Konseyi üyeliğine atandı. Şehadetine kadar İslami direnişte Rıdvan Gücü’nün kuruluşunu, gelişimini ve liderliğini denetledi. Aksa Tufanı Operasyonu’nun başlangıcından bu yana Lübnan destek cephesinde Rıdvan Gücü'nün askeri operasyonlarının komutasını planladı.

ABD tarafından aranıyor

Akil 2015 yılından beri ABD tarafından aranıyordu. Rewards For Justice (Adalet İçin Ödül) Programı Akil hakkında bilgi verenlere 7 milyon dolara kadar ödül teklif etmişti. Programa göre Akil, Nisan 1983'te Beyrut'taki ABD Büyükelçiliği’ne düzenlenen ve 63 kişinin ölümüne yol açan bombalı saldırı ile Ekim 1983'te 241 ABD personelinin ölümüne yol açan ABD Deniz Piyadeleri Kışlası saldırısının sorumluluğunu üstlenen İslami Cihad'ın kilit üyelerinden biriydi.

ABD Hazine Bakanlığı 21 Temmuz 2015'te Akil'i ‘Hizbullah adına hareket ettiği için 13582 sayılı yürütme emri kapsamında terörist’ olarak tanımladı. Ardından, 10 Eylül 2019 tarihinde ABD Dışişleri Bakanlığı Akil'i 13224 sayılı yürütme emri uyarınca ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ olarak tanımladı.

Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı (Interpol) da 1980'lerin sonunda iki Alman rehinenin kaçırılması ve Fransa'nın başkenti Paris'teki bir bombalama olayına karıştığı şüphesiyle Akil hakkında arama emri çıkardı.

Ahmed Vehbi

Söz konusu saldırı, Hizbullah’ın ‘şehit komutan’ olarak tanımladığı Ahmed Vehbi'nin öldürülmesini de içeriyordu. Vehbi, 1997'de Lübnan'ın güneyindeki ez-Zehrani bölgesinde bir İsrail sızmasını engelleyen ve 17 İsrail askerinin ölümüne neden olan Ensariye Pususu’ndaki saha komutanlarından biriydi.

cvfdbgr
Hizbullah'ın eğitim birimi komutanı Ahmed Vehbi Hizbullah tarafından ‘şehit komutan’ olarak anıldı. (Hizbullah medyası)

Hizbullah tarafından yapılan açıklamada Vehbi'nin ‘2007 yılına kadar Merkezi Eğitim Birimi'nde çeşitli liderlik sorumlulukları üstlendiği’ belirtilerek, ‘2012 yılına kadar Rıdvan Gücü'nün eğitim sorumluluğunu ve 2014 yılına kadar da Merkezi Eğitim Birimi'nin sorumluluğunu üstlendiği’ ifade edildi. Açıklamanın devamında, “2014 yılına kadar Merkezi Eğitim Birimi'nden sorumluydu ve çeşitli direniş oluşumlarının insan yeteneklerinin geliştirilmesinde kilit rol oynadı” denildi.

2024'ün başlarına kadar Rıdvan Gücü'nün başında bulunan Vehbi'nin ‘Lübnan'ın doğu sınırlarında ve Suriye'nin çeşitli vilayetlerinde saldırılara karşı koyan başlıca liderlerden biri olduğu’ belirtildi.

Vehbi, savaşın başından 2024'ün başlarına kadar Lübnan destek cephesinde Rıdvan Gücü’nün askeri operasyonlarını yönetti ve Visam et-Tavil'in öldürülmesinden sonra tekrar Merkezi Eğitim Birimi’nin başına geçti.

İsrail ordusu, Vehbi'nin ‘Celile'yi işgal eden saldırı planının ana planlayıcılarından biri olduğunu ve örgütün kara savaşını geliştirme girişimlerine ek olarak Hizbullah'ın Güney Lübnan'daki konumlanmasını güçlendirmeye katıldığını’ belirtti. İsrail ordusu tarafından yapılan açıklamada, “Vehbi yıllar boyunca ve savaşın ilk aylarında, İsrail topraklarına sızma operasyonlarının yürütülmesini ve roketlerin ateşlenmesini planladı ve denetledi” ifadesi yer aldı.

Alt eksen komutanları

İsrail ordusundan yapılan açıklamada, saldırıda sadece birlik ve eğitim komutanlarının değil, eksen ve ikmal komutanlarının da öldürüldüğü belirtildi. Açıklamada, Samir Halavi'nin ‘kıyı kesimi saldırı bölgesi komutanı’, Abbas Maslamani'nin ise ‘Kana bölgesi saldırı bölgesi komutanı’ olduğu belirtildi.

Ordu, Abdullah Hicazi'nin ‘Ramim Dağları saldırı bölgesinin komutanı’, Muhammed Rıza'nın ise ‘el-Hıyam bölgesindeki saldırı bölgesinin komutanı’ olduğunu bildirdi. Hasan Madi ise Rus Dağı'ndaki (Har Dov) saldırı bölgesinin komutanıydı.

İsrail ordusu, Hasan Abdussettar'ın Rıdvan Gücü'nün operasyon sorumlusu olduğunu ve birliğin tüm füze atış planlarını yönetip denetlediğini, Hüseyin Hadrac'ın ise Rıdvan Gücü'nün silah nakil operasyonlarıyla ilgilendiğini belirtti. İsrail ordusuna göre Akil ve saldırıda ortadan kaldırılan diğer komutanlar, Celile’ye kanlı ve barbarca saldırı planı da dahil olmak üzere İsrail’e yönelik yüzlerce terör planının planlanması, koordine edilmesi ve yürütülmesinden sorumluydu.



İran’daki protestolara müdahalede can kaybı en az 7 bine ulaştı

İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)
İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)
TT

İran’daki protestolara müdahalede can kaybı en az 7 bine ulaştı

İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)
İran güvenlik güçleri dün Tahran sokaklarında devriye gezdi (AP)

İran genelinde geçen ay patlak veren protestolara yönelik güvenlik güçlerinin müdahalesinde hayatını kaybedenlerin sayısının en az 7 bin 2’ye yükseldiği bildirildi. Aktivistler, ölü sayısının artmaya devam ettiğini ve gerçek bilançonun daha da ağır olabileceğini belirtti.

Gösterilerde hayatını kaybedenlerin sayısının kademeli olarak yükselmesi, İran’ın hem iç cephede hem de uluslararası alanda karşı karşıya bulunduğu baskıyı derinleştiriyor. Tahran, nükleer dosya kapsamında ABD ile yürütülen müzakereleri sürdürmeye çalışsa da ikinci tur temasların ne zaman ve hangi çerçevede yapılacağı belirsizliğini koruyor. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ise ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği görüşmede, İran’a yönelik taleplerin daha da sıkılaştırılması gerektiğini savunduğu aktarıldı.

Trump, Truth Social platformundaki paylaşımında, görüşmede bağlayıcı bir karar alınmadığını belirterek, İran’la müzakerelerin sürdürülmesi yönündeki tutumunu yineledi. Olası bir anlaşmanın tercihleri olacağını İsrail Başbakanı’na ilettiğini kaydeden Trump, diplomatik sürecin sonuç vermesi halinde bunun Washington açısından öncelikli seçenek olacağını ifade etti.

Öte yandan İran içinde, rejimin muhalefeti kapsamlı biçimde bastırmasına yönelik öfke dinmiş değil. Önümüzdeki günlerde, hayatını kaybedenlerin ailelerinin geleneksel 40. gün yas törenlerini düzenlemesiyle gerilimin yeniden artabileceği belirtiliyor.

Aktivistlerin açıkladığı bilanço yükseliyor

ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), son rakamı açıklayan kuruluş oldu. Kurumun, İran’daki önceki protesto dalgalarında ölü sayısını tespit etmede isabetli olduğu ve ülke içindeki aktivist ağı aracılığıyla bilgileri doğruladığı biliniyor. İletişim kanallarının kesintiye uğraması nedeniyle verilerin çapraz kontrolünün zaman aldığı, bu nedenle bilançonun kademeli olarak güncellendiği ifade edildi.

İran hükümeti ise 21 Ocak’ta yaptığı açıklamada, protestolarda 3 bin 117 kişinin hayatını kaybettiğini duyurmuştu. İran’daki yönetimin geçmişte yaşanan toplumsal olaylarda can kayıplarını eksik bildirdiği ya da hiç açıklamadığı biliniyor.

Associated Press (AP), İran’da internet erişiminin ve uluslararası telefon bağlantılarının kesintiye uğratılması nedeniyle ölü sayısını bağımsız olarak doğrulayamadığını bildirdi.

Can kaybındaki artış, İran’ın nükleer programı konusunda ABD ile yürüttüğü müzakereler sürerken yaşanıyor.

İran dosyasında diplomasi trafiği

Üst düzey İranlı güvenlik yetkilisi Ali Laricani, çarşamba günü Katar’da Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile bir araya geldi. Katar, haziran ayında ABD’nin İran’daki nükleer tesisleri bombalamasının ardından İran’ın hedef aldığı büyük bir ABD askerî üssüne ev sahipliği yapıyor. Söz konusu saldırı, İran ile İsrail arasında 12 gün süren savaşın ardından gerçekleşmişti.

Laricani’nin ayrıca Katar’da Filistinli Hamas yetkilileriyle, salı günü ise Umman’da Tahran destekli Yemenli Husilerle görüştüğü bildirildi.

Laricani, Katar merkezli El Cezire televizyonuna yaptığı açıklamada, Umman’da ABD’den herhangi bir somut teklif almadıklarını ancak “mesaj alışverişi” yapıldığını kabul etti.

İran ile Arap Körfezi’nde dev bir doğal gaz sahasını paylaşan Katar, geçmişte de Tahran ile yürütülen müzakerelerde önemli bir arabulucu rolü üstlenmişti. Katar resmi haber ajansı, Emir Şeyh Temim bin Hamad Al Sani’nin Trump ile “bölgedeki mevcut durum ve gerilimi azaltmaya, bölgesel güvenlik ve barışı güçlendirmeye yönelik uluslararası çabalar” hakkında görüştüğünü aktardı.

ABD, İran’a baskıyı artırmak amacıyla uçak gemisi USS Abraham Lincoln’ü, savaş gemilerini ve savaş uçaklarını Orta Doğu’ya sevk etti. Washington yönetimi, gerektiğinde İran’a yönelik askerî seçenekleri masada tutuyor.

ABD güçleri, Lincoln’e fazla yaklaştığını belirttikleri bir insansız hava aracını düşürdüklerini ve İran güçlerinin Hürmüz Boğazı’nda durdurmaya çalıştığı ABD bayraklı bir gemiye müdahale ettiklerini açıkladı.

Trump, Axios haber sitesine verdiği demeçte, bölgeye ikinci bir uçak gemisi gönderme seçeneğini değerlendirdiğini belirterek, “Oraya doğru ilerleyen bir armadamız var ve bir başkası da yolda olabilir” dedi.

Nobel Ödüllü Muhammedi için endişe

Norveç Nobel Komitesi, 2023 Nobel Barış Ödülü sahibi Nergis Muhammedi’nin gözaltına alınışı sırasında şiddete maruz kaldığı, fiziksel istismara uğradığı ve hayati risk taşıyan kötü muameleye tabi tutulduğuna dair güvenilir bilgiler aldıklarını belirterek derin endişe duyduklarını açıkladı.

Komite, Muhammedi’nin aralık ayında gözaltına alınırken darp edildiğine ve gözaltı sürecinde kötü muamelenin sürdüğüne dair bilgi aldıklarını belirterek derhal ve koşulsuz serbest bırakılması çağrısında bulundu.

Açıklamada, “Kendisine yeterli ve sürekli tıbbi takip imkânı sağlanmamakta, ağır sorgu ve baskılara maruz bırakılmaktadır. Birkaç kez bayıldığı, tehlikeli derecede yüksek tansiyon sorunu yaşadığı ve şüpheli meme tümörleri için gerekli kontrollerden mahrum bırakıldığı bildirilmektedir” denildi.

İran yargısı, 53 yaşındaki Muhammedi’yi yedi yılı aşkın ek hapis cezasına çarptırdı. Destekçileri, Aralık 2024’te sağlık gerekçesiyle geçici izinle serbest bırakılmasının ardından yeniden tutuklanma riski bulunduğu yönünde aylardır uyarıda bulunuyordu.


Çin, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu açıkladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
TT

Çin, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu açıkladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Eriha kenti yakınlarındaki bir köyde önceki gün İsrailli yerleşimciler tarafından yıkıldığı bildirilen bir evin enkazından yatak çıkaran Filistinli genç (AFP)

Çin bugün yaptığı açıklamada, Filistin topraklarını ‘ilhak etmeye yönelik tüm girişimlere’ karşı olduğunu duyurdu. Bu açıklama, İsrail güvenlik kabinesinin işgal altında bulunan Batı Şeria’daki kontrolü artıracak tedbirleri onaylamasından kısa bir süre sonra geldi.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, düzenlediği basın toplantısında, “Çin, işgal altındaki Filistin topraklarında yeni yerleşim birimleri kurulmasına daima karşı çıkmıştır ve Filistin topraklarının ilhak edilmesine veya üzerinde herhangi bir ihlale yönelik tüm girişimlere karşıdır” dedi.

Diğer yandan Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, İsrail’in yeni tedbirlerinin “işgal altında bulunan Batı Şeria’daki kontrolü daha da pekiştireceğini ve bu toprakların İsrail’e entegrasyonunu hızlandıracağını, dolayısıyla yasa dışı ilhakı güçlendireceğini” söyledi.

Volker Türk, bu önlemlerin, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik yerleşimci saldırıları, zorla göç ettirme operasyonları, evlerin yıkılması, topraklara el konulması, hareket kısıtlamaları ve diğer ihlaller bağlamında gerçekleştiğini belirtti. Bu ihlaller, BM İnsan Hakları Komisyonu tarafından belgelenmiş durumda.

İsrail, 1967’den bu yana Batı Şeria’yı işgal altında tutuyor. Doğu Kudüs hariç, Batı Şeria’da uluslararası hukuka göre yasa dışı olan yerleşimlerde 500 binden fazla İsrailli yaşıyor. Bölgede yaklaşık 3 milyon Filistinli bulunuyor.

Volker Türk dün yaptığı açıklamada, İsrail’in Batı Şeria’daki kontrolünü sıkılaştırarak yerleşimleri genişletme planlarının, toprakların yasa dışı ilhakını kalıcı hale getirme yönünde bir adım teşkil ettiğini belirtti.


‘Epstein hayaleti’ Trump yönetimini rahatsız ediyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
TT

‘Epstein hayaleti’ Trump yönetimini rahatsız ediyor

ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump ve Ticaret Bakanı Howard Lutnick, 6 Şubat 2026’da Air Force One uçağında (AFP)

Jeffrey Epstein dosyaları, Başkan Donald Trump yönetimini sarsarak, Ticaret Bakanı Howard Lutnick’i de kapsayabilecek skandallarla ilgili raporlara karşı hükümeti savunma pozisyonuna itti. Epstein, çocuk istismarı suçundan hüküm giymiş bir milyarder olup 2019’da cezaevinde ölmüştü.

Geçtiğimiz salı günü Senato Bütçe Komitesi’nde temsilcilerle yüzleşen Lutnick, 2012’de ailesiyle yaptığı bir ziyaret sırasında Epstein ile görüştüğünü itiraf etti. Bu açıklama, daha önce yaptığı ve Epstein’in 2008’de ilk kez mahkûm edilmesinin ardından 2005’teki görüşmenin ardından iletişimi kestiğini belirten ifadeleriyle çelişiyor. Demokrat Senatör Chris Van Hollen, Lutnick’e, “Buradaki mesele, Jeffrey Epstein ile ilgili herhangi bir suç işlemiş olmanız değil; esas sorun, Kongre’ye, Amerikan halkına ve Epstein’in kurbanlarına, aranızdaki ilişkinin doğasını tamamen yanıltıcı biçimde sunmanız” dedi.

dfvfv
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, 10 Şubat 2026’da düzenlediği basın toplantısında (AP)

Lutnick’in istifası yönündeki çağrılar artarken, Beyaz Saray bakanı desteklemeye devam etti. Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, “Bakan Lutnick Trump ekibinin vazgeçilmez bir üyesi olarak kalıyor ve Başkan onu tamamen destekliyor” dedi. Bu tutum, birçok kişiyi şaşırttı; özellikle Cumhuriyetçi temsilci Thomas Massie, Lutnick’in görevde kalmasına şaşkınlığını dile getirdi. Massie, skandal nedeniyle İngiltere’de bazı yetkililerin istifa ettiğine dikkat çekerek, “İstifa etmesi gerekiyor. İngiltere’de üç kişi görevlerinden ayrıldı. Bunların arasında ABD’deki İngiliz büyükelçisi ve Lutnick’in yalanlarından çok daha az bir şey yüzünden unvanını kaybeden bir prens de var” ifadelerini kullandı.

Süregelen yankılar

Cumhuriyetçiler, Epstein dosyasının yol açtığı etkilerden rahatsızlık duyuyor; bu durum partide bölünmelere de neden oldu. Temsilciler Meclisi Gözetim ve Hesap Verebilirlik Komitesi Başkanı James Comer, Lutnick’in komite önünde ifade vermesi için çağrılabileceğini açıkladı. Comer, “Hayatta kalan kurbanlara adaletin sağlanmasına yardımcı olabilecek bilgisi olan herkesle konuşmak istiyoruz” dedi.

sdcfvgthy
Epstein belgelerinden alıntılar, 10 Şubat 2026 (EPA)

Adalet Bakanlığı’na, Epstein dosyasındaki diğer belgeleri açıklaması ve mağdurlar dışında isimleri saklamaması yönündeki çağrılar artarken, Cumhuriyetçi Senato lideri tüm belgelerin tamamen kamuoyuna açılmasını talep etti. Şeffaflığın önemine vurgu yapan lider, “Epstein dosyasında isimleri geçen veya dosya kapsamında ortaya çıkabilecek kişiler, konuyla ilgili soruları yanıtlamak zorunda olacak. Amerikan halkı da bu yanıtların yeterli olup olmadığına karar verecek” dedi.

xsc xsc
ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, 15 Ekim 2025 tarihinde Beyaz Saray'da Başkan Donald Trump ile birlikte (Reuters)

Beyaz Saray’daki açıklamalar, Adalet Bakanı Pam Bondi’yi belgelerin açıklanmasından sorumlu olarak zor bir konuma soktu. Bondi dün Temsilciler Meclisi Adalet Komitesi’nde ifade verirken, arkasında Epstein’in bazı mağdurları oturuyordu. Bondi, mağdurlara hitaben, “O canavarın eylemleri nedeniyle herhangi bir mağdurun yaşadığı duruma karşı derin üzüntü duyuyorum. Eğer hakkınızda size zarar veren veya kötü muamelede bulunan kişilerle ilgili kolluk kuvvetleriyle paylaşmak istediğiniz bilgiler varsa, Federal Soruşturma Bürosu (FBI) sizi dinlemeye hazır” dedi. Bakan, “Her türlü suç isnadı ciddi şekilde ele alınacak ve soruşturulacak. Adalet Bakanlığı, suçluları yasal çerçevede en üst seviyede hesap vermeye zorlamaya kararlıdır” diyerek taahhütte bulundu.

Adalet Bakanlığı, Kongre tarafından onaylanan yasaya uyarak tüm Epstein belgelerini açıkladığını savunsa da yasaların mimarları Ro Khanna ve Thomas Massie, bakanlığın halen 6 milyon belgenin 2,5 milyonunu elinde tuttuğunu belirtiyor ve yasaya bağlı kalarak bunların da açıklanmasını talep ediyor.