Biz, Hizbullah ve İsrail

Hizbullah medyası etkisini ne kadar hafifletmeye çalışırsa çalışsın, yenilgi açık ve net

Resim Beyrut'un güney banliyösünde düzenlenen cenaze töreninde komutanları Fuad Şükrü'ün tabutunu taşıyan Hizbullah üyeleri (AFP)
Resim Beyrut'un güney banliyösünde düzenlenen cenaze töreninde komutanları Fuad Şükrü'ün tabutunu taşıyan Hizbullah üyeleri (AFP)
TT

Biz, Hizbullah ve İsrail

Resim Beyrut'un güney banliyösünde düzenlenen cenaze töreninde komutanları Fuad Şükrü'ün tabutunu taşıyan Hizbullah üyeleri (AFP)
Resim Beyrut'un güney banliyösünde düzenlenen cenaze töreninde komutanları Fuad Şükrü'ün tabutunu taşıyan Hizbullah üyeleri (AFP)

Aliya Mansur

Hizbullah'ın 8 Ekim 2023'te “destek savaşı” olarak adlandırdığı savaşa girdiği ilk günden itibaren İsrail'in Hizbullah içine güvenlik, istihbarat ve askeri açıdan ne kadar sızdığı aşikardı. Lübnan'daki İsrail operasyonlarının çoğu, bizzat Hizbullah’ın Genel Sekreteri Hasan Nasrallah'ın son konuşmalarından birinde belirttiği gibi, Lübnan'ı ve sivilleri dışarıda tutma çabasıyla Hizbullah’ın liderlerini ve üyelerini hedef alıyordu.

İsrail tarafından (bu makalenin yazıldığı ana kadar) üst üste üç gün boyunca gerçekleştirilen üç büyük güvenlik operasyonu, Hizbullah’a teknik olarak sızmadan önce üyeleri arasına sızmış olmasaydı gerçekleşemezdi. 7 Mayıs 2008'de Lübnan'da az kalsın iç savaş çıkaracak olan Hizbullah, iletişim ağını korumak için Beyrut'u ve Lübnan Dağı’nı işgal etmiş, masum insanları öldürmüştü. Bunu yapmasının nedeni o dönem iletişim ağlarının meşru ve Lübnan hükümetinin yetkisi altında olmasını reddetmesiydi. Şimdi ise İsrail, iki gün üst üste onun iletişim ağını hackledi ve Lübnan'a yasa dışı yollardan getirttiği elektronik cihazları patlattı. Dünyayı hayrete düşüren, benzeri görülmemiş düzeyde güvenlik endişeleri yaratan ve gelecekte de yansımaları olacak olan bu operasyonda çok sayıda kişi öldü ve çok sayıda kişi de yaralandı.

İsrail tarafından üç gün üst üste gerçekleştirilen üç büyük güvenlik operasyonu, teknik sızmadan önce Hizbullah üyeleri arasına sızılmış olmasaydı gerçekleşemezdi.

Üçüncü gün İsrail, Beyrut'un güney banliyösünde Rıdvan Tümeni liderlerinin toplantısını hedef aldı. İsrail toplantıyı, yerini ve zamanını biliyordu ve toplantı yeraltında olsa da yer üstünde zarar görecek sivillerin varlığı da onu caydırmadı. Toplantıda bulunan herkesi, ayrıca sivilleri ve çocukları öldürdü.

Sanki İsrail Lübnan'da geniş çaplı bir savaşa dönüşebilecek bir savaş başlatmak için Gazze Şeridi'nde Filistinlilere karşı yürüttüğü savaşın sonucunu garantiye almış gibi bir tablo ortaya çıkıyor. Pek çok dikkate değer şeyin arasında dikkat çekici olan, 1701 sayılı kararı uygulamak için şartlar koşan bazı seslerin artık bu kararın uygulanmasını bizzat kendilerinin talep etmesidir.  Ancak görünen o ki İsrail'in birkaç gün önce kabul ettiği şey artık onun için ne geçerli ne de kabul edilebilir.

Bu benzeri görülmemiş güvenlik açığı ve medyası, medyacıları bunun etkisini ne kadar hafifletmeye çalışırsa çalışsın, dahası “Hayfa’nın ötesinin de ötesi” ve “izin vermeyeceğiz” gibi söylemleri kullansa da Hasan Nasrallah'ın yüzünde ve sesinde açıkça görülen yenilgi şunun en güzel kanıtı; Temmuz 2006 savaşı sonrasında devletten daha güçlü kabul edilen, savaşını İsrail ile savaştan Lübnan'ın iç kesimleri, Suriye, Yemen, Irak halkı ve Arap ülkeleriyle bir savaşa taşıyan Hizbullah, bütün bu savaşları verirken gösterdiği kibrin kendisini güvenlik açığına maruz bırakacağını gözden kaçırdı.

Bugün pek çok kişi Hizbullah'ın güvenlik açığı yaşamasına neden olan şeyin Suriyelilere karşı savaşa katılması olduğunu söylüyor. Zira Beşşar Esed'in Suriye halkına savaş deklare etmesinden bu yana Suriye, tüm dünya istihbarat teşkilatlarına açık bir arena haline geldi

Bugün pek çok kişi Hizbullah'ın güvenlik açısından yaşadığı zafiyetin nedeninin Suriyelilere karşı savaşa katılması olduğunu söylüyor ve bu doğru olabilir. Zira Beşşar Esed'in Suriye halkına savaş deklare etmesinden ve savaşına katılmak üzere İran'dan, Irak'tan, Lübnan'dan ve diğer ülkelerden Şii milisleri getirtmesinden bu yana Suriye, tüm dünya istihbarat teşkilatlarına açık bir arena haline geldi. Irak ve Türkiye sınırlarından Suriye'ye sokulan Sünni radikallerdense bahsetmiyoruz bile. Hizbullah da Suriye'de savaşıyor ve bununla övünüyordu, kurbanlarının fotoğraflarını, varil bombalarının atılmasına nasıl katıldığının görüntülerini paylaşıyordu. Üyeleri bir bölgenin sakinlerini açlıktan ölecek kadar kuşatıyor ve onlardan sadece birkaç metre ötede lezzetli yemeklerin tadını çıkarırken çektikleri fotoğraflarını yayınlıyorlardı. Bugün Hizbullah, İsrail'in suikast düzenlediği liderler için yayınladığı ölüm duyurularında, onların Suriye'de savaştıklarından, Suriyelilerin öldürülmesi ve yerlerinden edilmesindeki rollerinden bahsediyor ve övünüyor.

Bugün bazı Lübnanlı siyasetçiler ve yöneticiler işleri yumuşatmaya çalışırken, Lübnan halkının büyük bir kısmının Hizbullah’ı suçladığı bir sır değil. Bunun bedelini Hizbullah’ın tek başına mı ödeyeceğini, yoksa Hizbullah’ın maceralarının ve İsrail'in suçlarının bedelini kendileri ve Lübnan’ın da mı ödeyeceğini görmeyi bekliyorlar.

Suriye'de ise pek çok Suriyeliye göre bu sahne “ilahi adalet” gibi görünüyor. 13 yılı aşkın süredir sessiz kalan dünyanın önünde onları öldüren, katleden, aç bırakan ve yerinden eden katillerinin şimdi birbiri ardına öldürüldüğünü görüyorlar. Bazı insanların onlara verdikleri dersleri ya da bunları katledenin düşman İsrail olmasını umursamıyorlar. Onlar için önemli olan bunca yıldan sonra az da olsa adaletin gerçekleşmesinin mümkün olduğunu hissetmeleri.

Evlerimizde sevdiklerimizle sağ salim otururken, Hizbullah üyelerinin eliyle  aç bırakılarak, katledilerek, işkenceye uğrayarak çocuklarını kaybedenlere dayanışma göstermeleri gerektiğini, ahlakın yaralarının üstesinden gelmelerini gerektiğini söylemeye nasıl cesaret edebiliriz? Bu ne ahlaktır ne de dayanışma. Bu daha ziyade, çoğu Suriyelinin katılmamaya, bir katil ile diğeri arasında ya da bir işgalci ile diğeri arasında seçim yapmamaya karar verdiği bir yalan ve ikiyüzlülük partisidir.

Suriye'de ise pek çok Suriyeliye göre bu sahne “ilahi adalet” gibi görünüyor

Evet, İsrail Suriye'nin Golan bölgesini işgal ediyor, ama İran ve Hizbullah Suriye'nin geri kalanının tamamını işgal ediyor. Evet İsrail sivilleri öldürüyor, Filistin'i işgal ediyor ve barışı reddediyor. Hizbullah da aynısını Suriye'de yaptı ve orada durum daha da korkunçtu. Bugün yalnızca Hizbullah'ın işbirlikçilik ve eylemsizlikle suçladığı kişiler seslerini yükselterek bir Filistin devleti talep ediyorlar. O ve beraberindekiler ise Filistinlilerin kanını ve davasını bir ticaret ve kazanç meselesine dönüştürmekten yorulmuyorlar.

Hizbullah veya bir kısmı kendilerini, Hizbullah’ı ve Şii toplumunun büyük bir kısmını çevreleriyle nasıl düşman hale getirdiklerinin farkında mı? Savunmasız ve silahsızlara karşı kazandıkları iddia edilen askeri zaferlerin onları güvende kılmayacağını biliyorlar mı? Hizbullah İran’ın yayılmacı projesini uygulamaya devam edebileceğini zannediyor mu?

Ayrıca birdenbire kendisini savunma ve yaptıklarını meşrulaştırma kampanyası başlatmaya karar veren Hizbullah karşıtları, geçmiş savaşların sadece yenilgi üreten sloganlarını umursamayan yeni bir neslin var olduğunun farkındalar mı? Filistin'in, İsrail gibi bölge halklarına karşı suçlar işleyen milisler tarafından temsil edilmekten daha haklı bir dava olduğunu anlıyorlar mı?

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Küba, havayollarına bir ay süreyle kerosen tedarikinin askıya alınacağını bildirdi

Havana'da Kübalı bir adam, üzerinde Küba yazılı bir tabelanın ve yarıya indirilmiş ulusal bayrağın önünden geçiyor (AFP)
Havana'da Kübalı bir adam, üzerinde Küba yazılı bir tabelanın ve yarıya indirilmiş ulusal bayrağın önünden geçiyor (AFP)
TT

Küba, havayollarına bir ay süreyle kerosen tedarikinin askıya alınacağını bildirdi

Havana'da Kübalı bir adam, üzerinde Küba yazılı bir tabelanın ve yarıya indirilmiş ulusal bayrağın önünden geçiyor (AFP)
Havana'da Kübalı bir adam, üzerinde Küba yazılı bir tabelanın ve yarıya indirilmiş ulusal bayrağın önünden geçiyor (AFP)

AFP'in haberine göre bir Avrupa şirket yetkilisi, Küba yetkililerinin, enerji krizi nedeniyle bu gece yarısından itibaren bir ay süreyle kerosen tedarikinin askıya alınacağını, ülkeye gidiş-dönüş uçuşları yapan havayollarına bildirdiğini söyledi.

Adının açıklanmasını istemeyen yetkili, "Küba Sivil Havacılık Otoritesi, tüm şirketlere 10 Şubat Salı günü yerel saatle 00:00'dan itibaren jet yakıtı ikmal işlemlerinin yapılmayacağını bildirdi" dedi.

Küba, Venezuela'nın ABD'nin baskısı altında petrol tedarikini durdurmasının ve Washington'un Küba'ya petrol satan ülkelere gümrük vergisi uygulama tehdidinde bulunmasının ardından ciddi bir enerji kriziyle karşı karşıya.


ABD Hazine Bakanı: İranlı liderler paralarını "çılgınca" yurt dışına aktarıyorlar

 ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AP)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AP)
TT

ABD Hazine Bakanı: İranlı liderler paralarını "çılgınca" yurt dışına aktarıyorlar

 ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AP)
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent (AP)

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, dün İranlı liderleri "çılgınca" yurt dışına para transfer etmekle suçladı.

Bessent, geçen perşembe günü İran liderliğinin eylemlerinin sonun yaklaştığına dair iyi bir işaret olduğunu belirterek, İran'daki liderliğin hızla ülke dışına para çıkardığını kaydetmişti.

ABD Dışişleri Bakanı, İran'da "farelerin gemiyi terk etmeye başladığı" anlaşılıyor dedi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a yönelik bir saldırıyı değerlendirdiğini açıklamasının ardından, ABD'nin Ortadoğu'daki askeri yığınağının hızı son haftalarda arttı; ancak başkan henüz somut bir karar verdiğini açıklamadı.


Kolombiya'da şiddetli yağmurlar nedeniyle 13 kişi hayatını kaybetti

Güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasının ardından, ağır iş makineleri ceset bulmak için çamurda arama yapıyor (AFP)
Güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasının ardından, ağır iş makineleri ceset bulmak için çamurda arama yapıyor (AFP)
TT

Kolombiya'da şiddetli yağmurlar nedeniyle 13 kişi hayatını kaybetti

Güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasının ardından, ağır iş makineleri ceset bulmak için çamurda arama yapıyor (AFP)
Güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasının ardından, ağır iş makineleri ceset bulmak için çamurda arama yapıyor (AFP)

Yetkililerin yaptığı açıklamaya göre Kolombiya'da bu hafta, yılın bu zamanı için alışılmadık derecede yoğun yağışlar olması nedeniyle 13 kişi hayatını kaybetti.

Ulusal Meteoroloji Ajansı EDIAM, Kuzey Amerika'dan Kolombiya'nın Karayip kıyılarına kadar uzanan soğuk cephenin, geçen ay yağış miktarını tarihi ortalamaya göre yüzde 64 oranında artırdığını bildirdi.

Bu hafta hayatını kaybedenler arasında, cuma gecesi geç saatlerde güneybatı Nariño bölgesinde meydana gelen toprak kaymasında ölen yedi kişi de bulunuyor. İl yetkililerine göre, şiddetli yağmurlar nedeniyle bir derenin taşması sonucu evler çamur altında kaldı. Yerel yetkililer, kurtarma ekipleri ve eğitimli köpekler ceset ararken, ağır iş makinelerinin çamurda ceset bulmak için kazı yaptığı görüntüler yayınladı.

Ulusal Afet Yönetim Birimi (UNGRD) perşembe günü yaptığı açıklamada, şiddetli hava koşullarının ülke genelinde altı kişinin ölümüne yol açtığını duyurdu. Tropikal iklime sahip Kolombiya'da, iklim değişikliği kuraklık ve yüksek nem dönemlerinde önemli aksamalara neden oluyor.