Haşim Safiyuddin Lübnan'ın Sinvar'ı mı?

Ateş ve kanla müzakereyi tercih eden biri

Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin (AFP)
Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin (AFP)
TT

Haşim Safiyuddin Lübnan'ın Sinvar'ı mı?

Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin (AFP)
Hizbullah Yürütme Konseyi Başkanı Haşim Safiyuddin (AFP)

Şadi Alaaddin

İsrail'in Hizbullah'ın güvenlik çemberine yönelik en şiddetli saldırılarının hedefinin Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah olduğunu açıklamasının ardından Lübnan ordusu Beyrut'un dışındaki Avkar ilçesinde bulunan ABD Büyükelçiliği çevresinde hızla bir güvenlik kordonu oluşturdu. İsrail tarafından suikastın başarıyla sonuçlandığının açıklanmasının hemen ardından Nasrallah'ın kuzeni ve ideolojik olarak ABD’ye düşman olan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) yurt dışı operasyonlarını yürüten Kudüs Gücü’nün eski Komutanı Kasım Süleymani’nin dünürü olan Haşim Safiyuddin’in adının ortaya çıkması, Lübnan ordusunu ABD’nin Beyrut Büyükelçiliği’ni koruma altına almaya itti.

Nasrallah'ın halefi olarak adı öne çıkan Safiyuddin, muhtemelen Hizbullah’ın kuruluşunun temelindeki ideolojik ivmeyi geri kazandırmayı amaçlayan, İran'ın çıkarlarıyla ilişkili, liderlik ve direniş için kapsamlı bir referans noktası olarak Velayet-i Fakih'e olan mutlak inancına dayanarak tüm slogancılığı ve sadakatiyle birlikte yeniden kuruluş mücadelesi veriyor.

Safiyuddin'in kişiliğine ve yaklaşımına dair ortaya çıkan bilgiler, onu Nasrallah sonrası dönemin adamı ve hem cihatçı hem de müzakereci olmak üzere çelişkili bir sahneyi yönetmeyi gerektiren İran standartlarına uygun kişi yapıyor. Aynı zamanda iki müzakere biçimini sentezleyebiliyor. Bunlardan biri İran tarzı halıların dokumasına benzer yumuşak diplomatik müzakere, diğeri ise ateş ve kanla müzakere.

İran, siyasi başlıkların yönetimini doğrudan kendisine, cihat ve savaş başlıklarının yönetimini ise vekillerine emanet ediyor. Müzakereler ABD ile yapıldığına göre cihat başlıkları da onlara yönelik olmalı. Bu yüzden İran bağlantılı silahlardan alınan sinyallerin Nasrallah suikastının mükemmel bir Amerikan operasyonu olduğunu vurgulaması dikkati çekiyor. İsrail bu operasyonda yönetici bir rol oynadı. İsrail'e en güçlü tahkimatları havaya uçurmasını sağlayan konvansiyonel olmayan silahlar (kitle imha silahları) veren ABD’nin benzersiz desteği olmasaydı bu mümkün olmazdı. İsrail, Nasrallah'ın beraberindeki çok sayıda Hizbullah lideri ve önde gelen İranlı askeri isimlerle birlikte gizlendiği komuta merkezini hedef almayı ve tamamen yok etmeyi başardı.

Safiyuddin, Lübnan’ın Sur şehrinin Deyr Kanun en-Nehr ilçesinde 1964 yılında doğdu. Radikal, kararlı ve tavizsiz Amerikan karşıtı söylemleri ve tutumlarıyla ateşli bir cihat ve savaş adamı olarak bilinen Safiyuddin’in katı, ciddi ve intikamcı karakteri, Nasrallah sonrası Lübnan arenasında Hüseyni cihatçı dönemin lideri olmasında belirleyici bir rol oynuyor.

İkinci adam düğümü

Haşim Safiyuddin, ikinci bir adama yer olmayan Hizbullah Hareketi’nin iki numarası olarak tanımlanıyor. Hizbullah içinde sahip olduğu söylenen nüfuzu, nominal ve geçici olmanın ötesine geçemedi ve günlük işleri, mali işlemleri ve Hizbullah’ın - doğrudan İran desteğinin yanı sıra - büyük getiriler sağlayan yatırım ağını yönetmekle yetindi. Ancak Hizbullah içindeki tüm bu işlevler kritik ve stratejik karar alma mekanizmalarından ayrıydı ve bunların hepsi bir numaranın elindeydi.

Nasrallah, bir suikast sonucu öldürülen eski Genel Sekreter Abbas el-Musavi'nin yerine geçti ve bilgiler, onun yerine seçilmesinin bir yılla sınırlı olacağını gösteriyordu. Ancak Nasrallah'ın sahip olduğu karizma, güçlü hitabeti ve İran'ın çıkar ağlarına uygun olan tutumları eğip bükme becerisine dayanan liderlik yetenekleri, İran’ın Dini Lider Ali Hamaney'in ömür boyu Hizbullah Genel Sekreteri olarak kalmasını tavsiye etmesine neden oldu.

xscdve
Hizbullah tarafından 21 Eylül 2024 tarihinde servis edilen ve İsrail tarafından kısa bir süre önce suikast sonucu öldürülen Hizbullah’ın önde gelen askeri yetkililerinden İbrahim Akil ile Haşim Safiyuddin’in aynı kareyi paylaştığı bir fotoğraf (AFP)

Haşim Safiyuddin, 1994 yılında Nasrallah'ın yerine geçmek için hazırlıklara başladı. 1995 yılında dini eğitim aldığı İran’ın Kum şehrindeki ilim havzasından Beyrut'a çağrılarak Hizbullah’ın yürütme konseyi başkanlığına getirildi. Bu sancılı yoldaki yolculuğuna, tüm varlık, rol ve statü savaşlarını kaybettiği Nasrallah'ın pelerini altında başladı. İran'ın ideolojik ve propaganda araçları, Nasrallah'ı sıradan, insani ve geleneksel bağlamlardan çıkarıp istisnai, kutsal ve stratejik biri haline getirmek için çok çalıştı.

Haşim Safiyuddin’in Hizbullah'ın Tahran'daki temsilcisi olan kardeşi Abdullah Safiyuddin, Lübnan Yüksek Şii İslam Konseyi'nin Şeriat Konseyi üyesi Şii din adamı Muhammed Ali el-Emin'in kızıyla evlendi.

1994 yılından bu yana Nasrallah'ın yerine geçmesi için hazırlanan Safiyuddin, 1995 yılında Kum’dan Beyrut'a çağrılarak Hizbullah’ın yürütme konseyi başkanlığına getirildi.

Safiyuddin, içtihat açısından Necef'teki Arap Şii dini merciiliğini ortadan kaldırıp Kum’daki Fars Şii dini merciiliğin dayatılmasının en önde gelen savunucularından biri. Zira bu, Şiiliğin Arap kökenlerini gizlemek ve İmamilik İslam'ın bir kolu olan Şiiliğin temel ilkelerinden biri olan İmametin Peygamberlikten önce gelmesine dayanan tamamen Farslardan oluşan bir soy yaratmak ve Veliyy-i Fakih'i tüm dinin sahibi yapan, onun yolundan gidenlerin mutlak ve bağlayıcı olarak biat etmelerini gerektiren ideolojik bir sadakat sistemi inşa etmek anlamına geliyor.

zxcsdvf
Safiyuddin, Hizbullah’ın önde gelen askeri yetkililerinden Muhammed Nasır için düzenlenen anma töreninde konuşurken, 4 Temmuz (Reuters)

Velayet-i Fakih teorisini direniş fikriyle ilişkilendiren Safiyuddin, İran rejimi tarafından açıkça ifade edilen Lübnan'da ve Lübnan'dan savaş seçeneğiyle tutarlı bir şekilde tırmandırma mantığını öne çıkarıyor. Bu aynı zamanda Hizbullah'ın hakimiyetini reddedenlerin ‘Siyonist’ ve ‘Amerikanlaşmış’ olarak damgalandığı içe kapanma projeleriyle de uyumlu.

Hasan Nasrallah'ın temsil ettiği yapıcılık, biriktirme, manipüle etme ve uzlaşmacılığın aksine, öfkeli ve intikamcı gücü temsil eden Haşim Safiyuddin, mevcut sürecin sahibi ve efendisi olarak karşımıza çıkıyor.

Lübnan’ın Sinvar’ı

Safiyuddin, kısa bir süre önce Hizbullah'ın henüz angajman kurallarıyla orantılı olarak karşılık verdiği bir dönemde verdiği bir röportajda “Geçmişimiz, silahlarımız ve füzelerimiz sizinle” diyerek Filistin direnişine büyük destek verdiğini açıkladı. Ancak son gelişmelerle birlikte bu ifade, İran'ın ‘son kişi kalıncaya kadar savaş’ sloganı altında (İsmail Heniyye'nin yerine geçen Hamas lideri) Yahya Sinvar'ın ikinci bir versiyonuyla Lübnan-Filistin dengesini kurmadaki başarısını ilan eden gelecek için bir başlığa dönüşüyor. Hakkında basında yer alan haberlere ve Muhammed Sadık el-Hüseyni gibi onu yakından tanıyan kişilerle yapılan röportajlara göre maksimum tırmanma, açık ve sürekli cihat ve ne pahasına olursa olsun meydanları birbirine bağlama yoluyla her zaman öz savunma kavramını savunan Safiyuddin, ‘stratejik sabır’ ve ‘taktiksel geri çekilme’ politikalarının aksine, savaşı, sadece zafer ya da ölümle sonuçlanabilecek bir meydan okuma olarak görüyor.

Lübnan’ın Sinvarı’nın böylesine çılgınca bir yaklaşımdan hareketle gireceği bir savaş, belirli ve uygulanabilir sonuçlar elde etmeye ve siyasetin önünü açmaya yönelik değil, kendi içinde bir amaç olacaktır. Daha da ötesi, doktrinin sadece uygulanması değil, ta kendisidir.

Bu yüzden Gazze'deki katliamların ardından Lübnan'da eşi ve benzeri görülmemiş katliamların başlatılmasıyla Lübnan ve bölge için son derece kasvetli bir dönemin eşiğindeyiz. Öte yandan Safiyuddin, ABD’nin yaptırım uygulanan kişiler listesinde yer alıyor.

Safiyuddin'in Hizbullah lideri olması beklentilerinin gerçekleşmesi halinde bölge, Netanyahu, Yahya Sinvar ve Safiyuddin olmak üzere üç delinin savaş arenasına dönüşebilir. Lübnan ve onunla birlikte bölge, uzun ve zorlu bir yıkım sürecine girmiş durumda. İsrail'in Lübnan sınırlarını karadan işgal edeceğine dair işaretlerle tırmanma aşamasına gelen bu savaşın etkilerinin bölgenin geleceğine kara bir gölge gibi çökeceğine şüphe yok. Bu kara gölgenin kod adı da Haşim Safiyuddin.

*Bu makale Şarku'l Avsat tarafında Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



İsrail’in gerilimi artırması karşısında Hizbullah’ın seçenekleri neler?

(foto altı) Beyrut’un güneyinde düzenlenen bir festivalde, aralarında eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah ve mevcut Genel Sekreter Naim Kasım’ın da bulunduğu Hizbullah liderlerinin afişleri (Reuters)
(foto altı) Beyrut’un güneyinde düzenlenen bir festivalde, aralarında eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah ve mevcut Genel Sekreter Naim Kasım’ın da bulunduğu Hizbullah liderlerinin afişleri (Reuters)
TT

İsrail’in gerilimi artırması karşısında Hizbullah’ın seçenekleri neler?

(foto altı) Beyrut’un güneyinde düzenlenen bir festivalde, aralarında eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah ve mevcut Genel Sekreter Naim Kasım’ın da bulunduğu Hizbullah liderlerinin afişleri (Reuters)
(foto altı) Beyrut’un güneyinde düzenlenen bir festivalde, aralarında eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah ve mevcut Genel Sekreter Naim Kasım’ın da bulunduğu Hizbullah liderlerinin afişleri (Reuters)

İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki saldırılarını son birkaç günde genişletmesiyle Hizbullah, son derece karmaşık bir denklemle karşı karşıya bulunuyor: İsrail’in giderek yoğunlaşan saldırılarına, geniş çaplı bir çatışmaya sürüklenmeden nasıl karşılık verecek? Zira İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, İsrail’deki seçimleri ertelemek ya da seçimlerdeki konumunu güçlendirmek amacıyla böyle bir çatışmayı tetiklemeye çalışıyor olabileceği değerlendiriliyor.

Hizbullah’ın saldırılara maruz kalan tabanından örgüt üzerindeki baskı da giderek artıyor. Taban, Tel Aviv’i caydıracak bir karşılık verilmesini talep ederken, örgütün seçenekleri büyük ölçüde bölgesel gelişmeler, özellikle de ABD-İran müzakerelerinin seyri ve Lübnan’daki iç siyasi hesaplarla şekilleniyor.

Bu yanıt Netanyahu’nun işine geliyor

Hizbullah’ın tutumuna yakın kaynaklar, örgütün şu aşamada misilleme yapacağına yönelik herhangi bir açıklama yapmaktan büyük ölçüde kaçındığını belirtiyor. Kaynaklar, “Hizbullah şu anda Lübnan yönetiminin sorumluluklarını yerine getirmesi yönüne işaret ediyor. Örgüt daha önce de İsrail’in saldırılarını genişletmesi ve müzakerelerin başarısız olması karşısında Lübnan yönetimini diyalog çağrısı yapmıştı” değerlendirmesinde bulunuyor.

dfefrbf
Mustafa Ferhat adlı çocuk, evini hedef alan ve ailesinin bazı üyelerinin ölümüne yol açan İsrail hava saldırısı sonucu yaralandıktan sonra, yanında büyükannesi ile birlikte tedavi görüyor. (AP)

Kaynaklar, Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, şu ana kadar Hizbullah’ın askeri karşılık verme yönünde ilerlediğine işaret eden herhangi bir emare bulunmadığını belirtti. Kaynaklara göre İsrail’in saldırılarını genişletmesinin amaçlarından biri, Hizbullah’ı ve beraberinde İran’ı karşılık vermeye, dolayısıyla geniş çaplı bir savaşa sürüklemek. Bunun ise Netanyahu’ya seçimler açısından avantaj sağlayabileceği veya seçimleri ertelemesine yardımcı olabileceği ifade ediliyor.

Karşı koyma imkânı yok

Buna karşılık, Beyrut Amerikan Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olan Dr. Hilal Haşan, Hizbullah’ın ‘askeri gücünün çöktüğünü’ belirterek, örgütün önünde herhangi bir seçenek bulunduğunu düşünmüyor. Haşan, özellikle örgütün ‘gurur sembolü’ olarak nitelendirdiği Ali et-Tahir’i Lübnan ordusuna teslim etmek yerine İsrail’e teslim etme kararının ardından askeri kapasitesinin daha da zayıfladığını savunuyor. Haşan, “Örgütün İsrail’le savaşacak gücü bir yana, onu provoke edecek kapasitesi dahi bulunmuyor... İki insansız hava aracı (İHA) gönderdi ve sonuçlarını gördük” dedi.

Haşan, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın şu aşamadaki hedefinin, İsrail’e karşı askeri rolünün sona ermesinin ardından silahlarını ülke içinde muhafaza etmek olduğunu belirtti. Örgütün hâlâ ‘inkâr halinde yaşamayı sürdürmekte ısrar ettiğini’ söyleyen Haşan, İsrail’deki rekabetin yoğun olduğu seçimler öncesinde İsrail’in saldırılarını sürdürmesini beklediğini ifade etti. Haşan’a göre bu tırmanış Lübnan’la sınırlı kalmayacak; Batı Şeria, Gazze ve Suriye’nin güneyini de kapsayacak. İran’a yönelik saldırı tehditlerinin de devam edeceğini belirtti.

Haşan, “ABD’nin İsrail’e baskı yapma kapasitesi sınırlı görünüyor... Bu da operasyonların Beka Vadisi’ne kadar genişletilebileceği ihtimalini göz ardı etmememize neden oluyor” diye konuştu.

Hizbullah için üç seçenek

Haşan’ın değerlendirmesinin aksine, emekli Tuğgeneral Münir Şehade, Hizbullah’ın önünde üç seçenek bulunduğunu belirtiyor.

Şehade’ye göre birinci seçenek, ‘geniş çaplı doğrudan bir askeri karşılık vermek’. Ancak bunun İsrail’e aradığı bahaneyi sağlayarak hedef listesini genişletmesine, çatışmayı daha derin bölgelere taşımasına ve hatta Lübnan’ın altyapısını hedef almasına yol açabileceğini belirten Şehade, “Bu nedenle maliyeti yüksek bir seçenek” diyor.

fvgthyju
İsrail’in Lübnan’ın güneyindeki Haniye kasabasına düzenlediği hava saldırısının ardından yükselen dumanlar (AFP)

İkinci seçenek ise ‘karşılık vermekten tamamen kaçınmak’. Bunun da bir bedeli olduğunu belirten Şehade, İsrail tarafından bunun, özellikle Ali et-Tahir çevresindeki gerilimin ve devam eden saldırıların ardından, İsrail’in herhangi bir bedel ödemeden yeni fiili durumlar yaratabildiği şeklinde yorumlanabileceğini ifade ediyor.

Üçüncü seçenek olan ‘ölçülü ve sınırlı bir karşılık’ konusunda ise Şehade, bunun Hizbullah karşılık vermeye karar verdiği takdirde en mantıklı seçenek olduğunu düşünüyor. Şehade, “Bence bu, ‘saldırının bir bedeli vardır’ denkleminde ısrar etmeyi amaçlayan, ancak topyekûn bir çatışmaya sürüklenmeyen bir karşılık olmalı. Aynı zamanda örgüt, özellikle siyasi manevra alanını korumak istiyorsa, belirsizlik politikasını sürdürebilir ve gerçekleştirdiği tüm operasyonları açıklamayabilir” değerlendirmesinde bulunuyor.

Şehade, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Hizbullah’ın daha karmaşık bir hesapla karşı karşıya olabileceğini belirterek, “Örgüt şimdi mi İsrail’e karşılık vermeli, yoksa ABD-İran müzakerelerinin nasıl sonuçlanacağının netleşmesini mi beklemeli?” sorusunu gündeme getiriyor. Şehade, “ABD-İran sürecinin sonucunu beklemek, teslim olmak veya hiçbir şey yapmadan beklemek anlamına gelmiyor. Bu, büyük çaplı bir karşılığı ertelemek, ancak sınırlı bir karşılık seçeneğini açık tutmak anlamına gelebilir. Çünkü şu anda yaşanacak geniş çaplı bir çatışma, bölgesel tablo netleşmeden önce savaşı genişletme fırsatı sağlayarak Hizbullah’tan çok İsrail’in çıkarına hizmet edebilir” diyor.

Şehade, yakın vadede Hizbullah’ın topyekûn bir savaşı başlatacak geniş çaplı bir karşılık verme girişiminde bulunmayacağını, ancak İsrail’in saldırılarını hiçbir karşılık vermeden sonsuza kadar sürdürmesine de tahammül edemeyeceğini düşünüyor.

Bu nedenle Şehade’ye göre en gerçekçi senaryo, ‘gerilimi kontrol altında tutmak, sahadaki gelişmeleri izlemek, ABD-İran sürecinden yararlanmak ve İsrail’in belirli sınırları aşması halinde sınırlı ve hesaplı bir karşılık verme seçeneğini açık tutmak’.


Yemen ordusu Cevf muharebesini başlattı

Hudeyde'nin güneydoğusundaki Hays ilçesinde askeri bir aracın üzerinde bulunan Yemen ordusuna mensup askerler (AFP)
Hudeyde'nin güneydoğusundaki Hays ilçesinde askeri bir aracın üzerinde bulunan Yemen ordusuna mensup askerler (AFP)
TT

Yemen ordusu Cevf muharebesini başlattı

Hudeyde'nin güneydoğusundaki Hays ilçesinde askeri bir aracın üzerinde bulunan Yemen ordusuna mensup askerler (AFP)
Hudeyde'nin güneydoğusundaki Hays ilçesinde askeri bir aracın üzerinde bulunan Yemen ordusuna mensup askerler (AFP)

Yemen ordusu, Husilerin saldırılarını tırmandırmasının beşinci gününe girmesi ve hükümet güçlerinin bu saldırıları engellemekten ziyade onları takip etmeye ve yeni mevzileri geri almaya başlamasıyla sahadaki dikkat çekici bir değişimin ortasında, dün Husilere karşı yürüttüğü askeri operasyonları çeşitli cephelere genişletti.

En belirgin gelişme, hükümet güçlerinin ili kurtarmak için geniş çaplı bir askeri operasyon başlattığı Cevf ilinde yaşandı. Güçler, Husilerin saflarındaki çöküşler ve alınan esirlerle ilgili haberler gelirken, Lebanat kampı ve çevresi ile Hazm şehrinin doğusundaki diğer mevzileri geri almayı başardı.

Eş zamanlı olarak Yemen ordusu, Beyda ilinde yeni bir cephe açtı. Zahir cephesindeki askeri bir operasyon sırasında Hayd el-Hazzan ve el-Fuleyhan mevzilerini kurtarmayı başaran güçler, Husilerin saflarında çöküşler tüm hızıyla devam ederken, Uzlet el-Nasıfe bölgesine doğru ilerleyişini sürdürdü.

Bu gelişmeler, askeri kaynaklara göre Husilerin onlarca ölü ve yaralı verdiği Batı Kıyısı ve Taiz'de, özellikle de Berh, Makbene, Sukm ve Kadha'da devam eden çatışmalarla aynı zamana denk geldi.


Yemen’de Husilere karşı yeni cepheler açılıyor: İkmal yolları hedefte

Yemen ordusu personeli, Cevf şehrinde Husilere karşı ilerleme kaydedilmesinin ardından kutlama yaptı (X platformu)
Yemen ordusu personeli, Cevf şehrinde Husilere karşı ilerleme kaydedilmesinin ardından kutlama yaptı (X platformu)
TT

Yemen’de Husilere karşı yeni cepheler açılıyor: İkmal yolları hedefte

Yemen ordusu personeli, Cevf şehrinde Husilere karşı ilerleme kaydedilmesinin ardından kutlama yaptı (X platformu)
Yemen ordusu personeli, Cevf şehrinde Husilere karşı ilerleme kaydedilmesinin ardından kutlama yaptı (X platformu)

Yemen ordusu ve Ulusal Direniş, Husilerin saflarında art arda yaşanan kırılmalar ve geri çekilmeler devam ederken dün Taiz, Beyda ve Cevf illerindeki cephelerde nitelikli bir ilerleme kaydetti. Diğer yandan Cevf ili, sahada ilerleme kaydeden hükümet güçlerini destekleyen kabile hareketliliğine sahne oluyor.

Yemen Silahlı Kuvvetleri Medya Merkezi, hükümet güçlerinin Beyda (ülkenin orta kesimi) cephesinde sahada önemli bir ilerleme (yarma) gerçekleştirdiğini duyurdu. Nitekim güçler, "Hayd el-Hazzan ve el-Fuleyhan mevzilerini kurtararak Nasıfe bölgesine ve ilk köyü olan Zi Emahşeb köyüne kadar ulaşmayı" başardı. Bu adım, güçlere Husilerin orta ve güney illeri arasındaki ikmal yollarını kesmek için coğrafi bir üstünlük sağlıyor.

Bu ilerleme, Zahir ilçesine hakim olan tüm tepe ve platoların kontrol altına alınmasıyla eş zamanlı olarak gerçekleşiyor.

Beyda İli Medya Müdürü Arif el-Ömeri, silahlı kuvvetlerin Zahir ilçesine hakim stratejik yüksekliklerin kontrolünü sağladığını ve hükümet güçlerinin ildeki konumunu güçlendiren bir gelişme olarak, ‘Zi Naim’ bölgesine ilerlemeye hazırlık amacıyla halihazırda Nasıfe bölgesinde arama tarama faaliyetleri yürüttüğünü teyit etti.

vfghyju
Yemen Hava Kuvvetleri, Beyda ilinin Zahir ilçesinde hava saldırısı düzenledi (X platformu)

Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid el-Nuzeyli ise silahlı kuvvetlerin, ‘devlet kurumlarını geri alma ve Husi darbesini sona erdirme amaçlı operasyonlar çerçevesinde’ Cevf ve Beyda cephelerinde eş zamanlı ilerleme ve zaferler elde ettiğini belirterek, grup unsurlarını can güvenliklerini korumak için ilerleme hatlarından ayrılmaya ve hafif silahlarıyla birlikte mevzilerini terk etmeye çağırdı.

Batı ekseninde ise Ortak Güçler, hakim tepelerde konuşlanan Husi ceplerini püskürttükten sonra Taiz’i Batı Kıyısı'na bağlayan hayati bir bağlantı yolunu güvence altına almayı başardı. Medya Merkezi, ‘Taiz'in batısındaki Kadha cephesinde yer alan Nakil ve Kura Dağı'nda tam kontrolün sağlandığını’ teyit etti.

Hükümet güçleri ayrıca, şehrin batısındaki Şer'ab kavşağında yer alan Ravd okulu yakınları ile Ruba'i bölgesinde büyük bir Husi askeri takviye gücünü hedef aldı. Berh ve Makbene cephelerini desteklemek ve ‘Han Dağı’na saldırmak üzere yola çıkan 21'den fazla askeri aracı barındıran bu hedefin vurulması, personel ve teçhizat açısından ağır kayıplara yol açtı.

Cevf ilinde, hükümetin askeri operasyonlarına paralel bir saha gelişmesi olarak, güçlerin ildeki çeşitli cephelerde devam eden ilerlemesiyle eş zamanlı şekilde, Yemen Silahlı Kuvvetleri'nin Husi grubuna karşı yürüttüğü askeri operasyonları desteklemek üzere hareketlilik başladı.

Yerel kaynaklara göre kabileler, bölgede devam eden askeri operasyonlar sırasında hükümet güçlerinin birçok bölge, mevzi ve stratejik kampı kontrol altına almasının ardından, güçlere destek vermek ve kırılmaya başlayan grubun mevzileri üzerindeki baskıyı artırmak amacıyla ilin kuzeyindeki Yetime ilçesine doğru harekete geçti.

Yemen Silahlı Kuvvetleri dün, ildeki Hazm şehrine doğru ilerleyerek çevresindeki stratejik mevzileri kontrol altına aldı. Bununla birlikte Lebanat kampında ilerleme kaydetti ve kurtarılan bölgeleri güvence altına alma operasyonlarını sürdürdü.

Tüm bu gelişmeler; hükümet güçleri ve Ortak Güçler’in Batı Kıyısı'ndaki Husi saldırısının seyrini inisiyatifi yeniden ele aldıkları bir karşı saldırıya dönüştürmeyi başarmalarının ardından, Yemen güçlerinin Hudeyde ilindeki Hays ilçesinin tamamını kurtardığını ve kuzeydeki Cerrahi ilçesine doğru ilerlemeye başladığını duyurmasının hemen ertesinde meydana geldi. Bu durum, Yemen dosyasını nüfuz haritasını yeniden çizen bir dönüm noktasına taşıyor.