Heniyye ve Sinvar, İsrail'in Hamas liderlerine Gazze'den ‘güvenli çıkış’ teklifini reddetti

Şarku'l Avsat'a konuşan kaynaklar, teklifin, sayısı Tel Aviv tarafından belirlenen bir esir değişimi anlaşmasını da içerdiğini vurguladı.

Yahya Sinvar (sağda) ve İsmail Heniyye (solda) 26 Haziran 2019 tarihinde Gazze Şeridi'nde (AP)
Yahya Sinvar (sağda) ve İsmail Heniyye (solda) 26 Haziran 2019 tarihinde Gazze Şeridi'nde (AP)
TT

Heniyye ve Sinvar, İsrail'in Hamas liderlerine Gazze'den ‘güvenli çıkış’ teklifini reddetti

Yahya Sinvar (sağda) ve İsmail Heniyye (solda) 26 Haziran 2019 tarihinde Gazze Şeridi'nde (AP)
Yahya Sinvar (sağda) ve İsmail Heniyye (solda) 26 Haziran 2019 tarihinde Gazze Şeridi'nde (AP)

Hamas liderlerinin Gazze Şeridi'nden çıkarılması, Tel Aviv'i esir değişimi görüşmelerinde bunu bir pazarlık kozu olarak kullanmaya ve Gazze Şeridi'ndeki güvenlik gerçekliğini hareketin liderliğinin varlığından uzaklaştırmaya iten bir İsrail endişesiydi.

Şarku'l Avsat'a konuşan Hamas kaynakları, ‘geçtiğimiz aylarda hareket liderliğinin aracılar vasıtasıyla İsrail işgal hükümeti tarafından iletilen birçok teklif aldığını, bunlardan en az üçünün üst düzey siyasi ve askeri liderlerin yanı sıra ikinci ve üçüncü dereceden liderlerin de ayrılması olduğunu’ belirterek, buna güvenli bir çıkış olacağına, yani ‘hayatlarını koruyacaklarına ve zarar görmeyeceklerine’ dair taahhütlerin eşlik ettiğini söyledi.

juk
Gazze Şeridi'nde Hamas'ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları'ndan savaşçılar (Arşiv)

İsminin açıklanmaması kaydıyla konuşan kaynaklar, önceki tekliflerin ‘İsrail'in belirleyeceği sayıda bir esir takası, İsrail güçlerinin Gazze Şeridi'nden aşamalı olarak çekilmesi ve ardından savaş sonrası dosyasının Filistin, Arap ve uluslararası uzlaşıyla ele alınmasını içeren bir anlaşma karşılığında’ yapıldığını belirtti.

Oybirliğiyle reddedildi

Kaynaklar, ‘tüm tekliflerin sadece merhum lider Yahya Sinvar tarafından değil, hareketin tüm liderliği tarafından reddedildiğine ve bu tekliflerden bazılarının geçen temmuz ayında Tahran'da suikasta uğramadan önce hareketin liderliğinde İsmail Heniyye'nin bulunduğu sırada yapıldığına ve onun da böyle bir seçeneği reddettiğine’ dikkat çekti.

Wall Street Journal pazar günü yayınladığı bir haberde, Arap arabulucuların Sinvar'a, Mısır'ın Hamas adına esirlerin serbest bırakılmasını müzakere etmesine izin vermesi karşılığında Gazze Şeridi'nden ayrılmayı teklif ettiklerini, ancak Sinvar'ın bunu reddettiğini duyurdu. Gazeteye göre Sinvar, ateşlediği çatışmanın İran ve Lübnan'daki müttefiki Hizbullah'ı da içine çekeceği ve bunun da İsrail'e karşı bölgesel bir savaşa yol açabileceği umuduna sarıldı ki, bu olasılık halen mevcut.

Amerikan gazetesi Sinvar'ın savaşın başlamasından kısa bir süre sonra arabuluculara gönderdiği ve daha önce yayınlanmamış bir mesajda şöyle dediğini aktardı: “Kuşatma altında değilim, Filistin topraklarındayım.”

Batı Şeria saplantısı

Şarku’l Avsat'a konuşan Hamas kaynaklarına göre, ‘hareket, liderlerinin sınır dışı edilmesini ya da çıkışını kabul etme ya da işgal hükümetinin hedeflerine ulaşmasına izin verme ilkesini reddederken, özellikle de İsrail hapishanelerinden serbest bırakılacak mahkumların sayısını belirleme, hatta kendi belirlediği şekilde aşamalı olarak geri çekilme konusunda, birçok kez bundan geri adım atan İsrail oldu.’

Kaynaklara göre Sinvar, arabuluculara İsrail'in önerilerinin çoğunu reddettiğini ifade ettiği birkaç mektup göndermişti ve her seferinde sadece Hamas'ın değil tüm grupların kabul ettiği koşullara bağlı kalmıştı. Kaynaklar, “Bu mektuplar arasında Gazze Şeridi'nden sürgün ya da çıkış fikrinin açık bir şekilde reddedilmesi ve Gazze Şeridi'nden çıkış yerine topraklarında şehit olma fikrinin benimsenmesi de vardı” ifadesini kullandı.

dfrgth
İsrail ordusu tarafından yayınlanan ve Hamas'ın eski Siyasi Büro Başkanı Yahya Sinvar'ı Gazze Şeridi'ndeki bir tünelde gösteren videodan alınan ekran görüntüsü (X)

Kaynaklar, “Sinvar'ın Aksa Tufanı Operasyonu'nun gerçekleştiği 7 Ekim 2023’ten önce seyahat etme fırsatı vardı, ancak liderliği devralmak için Gazze Şeridi'nde kalmak istedi” dedi.

Kaynaklar, ‘Sinvar'ın tünellerde bulunmasının doğal olduğunu, ancak işgalin hareketin liderliğinin zayıflığını göstermek için birçok kez propaganda yapmasının aksine, yer üstünde çok zaman geçirdiğini’ düşünüyor.

Ancak kaynaklar, Hamas ve liderlerinin anlaşma müzakerelerindeki düşüncelerine hâkim olan bir saplantıyı ortaya çıkardı. Zira tekliflerin reddedilmesi, ‘İsrail'in amacının esirleri almak, ardından savaşı sürdürmek ve Gazze Şeridi'ni Batı Şeria'nın bir kopyası haline getirmek olduğu’ inancına dayanıyordu.

Sadece iki ciddi anlaşma

Kaynaklar, bir yılı aşkın süredir devam eden savaş boyunca İsrail'in sadece iki kez ciddiyet gösterdiğine dikkat çekti. Bunlardan ilki, geçtiğimiz kasım ayında gerçekleşen ve yüzlerce Filistinli mahkûm karşılığında aralarında yaşlı, kadın ve çocukların da bulunduğu onlarca İsrailli esirin serbest bırakıldığı anlaşmaydı.

zcsdfvg
Hamas ve İslami Cihad üyeleri geçtiğimiz kasım ayında İsrail ile yapılan esir değişimi çerçevesinde esirleri teslim etti. (DPA)

Kaynaklara göre ikinci kez anlaşmaya çok yaklaşılmıştı. Hamas liderliğinin 2 Temmuz'da ABD Başkanı Joe Biden'ın önerisine verdiği ve küçük değişikliklerle onaylanan yanıt, işgal hükümetinin Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun son anda geri adım atarak anlaşmayı iptal etmesinden önce onaylanmıştı.

Kaynaklar, “Bu teklif, İsrail'in Gazze Şeridi'nin tamamından kısa aşamada çekilmesini ve binlerce Filistinli mahkûmun serbest bırakılmasını garanti ediyordu. İsraillilerin serbest bırakılması belirli ve açık bir mekanizmaya göre yapılacak ve Filistinlilerin savaştan sonraki günü belirlemesine olanak tanıyacaktı. Ayrıca yerinden edilmiş kişilerin Gazze Şeridi'nin güneyinden kuzeyine geri dönüşünü içerecek, hareket özgürlüğünü ve Gazze Şeridi'nin yeniden inşasını garanti altına alacaktı” ifadelerini kullandılar.

xcsvdf
İsrail hava saldırılarının ardından 17 Ekim'de Gazze'deki el-Megazi Mülteci Kampı’nda bir evin enkazı üzerinde duran Filistinliler (EPA)

Şarku’l Avsat'a konuşan kaynaklar, ‘hareketin ilk aşamada serbest bırakılması için İsrailli askerler hariç 30 canlı ve ölü mahkûmun ismini açıkça sunmasına rağmen, bu müzakereleri engelleyenin Netanyahu olduğunu ve o dönemde aşırılık yanlısı bakanlarının baskısıyla geri adım attığını’ belirtti.

Kaynaklara göre Netanyahu geri adım atarak yerinden edilmiş kişileri geri vermeyi ve Philadelphia ve Netzarim koridorlarından çekilmeyi reddetti ve tüm müzakereleri engelledi.

Hamas, İsrail'in bazı koşullarda geri adım atmasının ardından yaptığı açıklamada, büyük bir esneklik önerdiğini söylemişti.

‘Katar belgesi’

Yedioth Aharonoth gazetesi pazar günü, Hamas'ın cevabından ve İsrail'in itirazından sadece bir gün sonra 3 Temmuz'da hazırlayıp sunulan ve iki tarafın pozisyonlarında neredeyse tamamen yakınlaştığını gösteren ‘Katar belgesi’ olarak adlandırdığı belgeyi yayınladı.

İsrail'in anlaşmanın ikinci aşamasından önce serbest bırakılmayacak 100 Filistinli mahkûmu veto etme hakkı istediği, ancak Hamas'ın veto maddesinin kaldırılmasını talep ettiği ve iki tarafın en az 50 mahkûmun Gazze Şeridi'ne veya yurtdışına gitmek koşuluyla serbest bırakılması konusunda anlaştığı bildirildi.

Gazete ayrıca, İsrail'deki üst düzey güvenlik yetkililerinin Sinvar'ın itirazlarının çoğunu geri çektiğini ve sonunda metinlere onay verdiğini, bir anlaşmaya varılması konusunda hoşgörü gösterdiğini, bu noktada Netanyahu'nun yeni koşullar dayattığını söylediğini aktardı. Yetkililer Sinvar'ın bu davranışını, “Hamas liderliğinin İsrail'in askeri baskısı nedeniyle zayıflamasının bir sonucu olarak algıladı. Bu nedenle Netanyahu daha fazla baskı uygulamaya karar verdi ve Hamas zayıf bir pozisyondan müzakere etmediğini kanıtlamak için koşullarını yeniden sıkılaştırarak yanıt verdi. Böylece bir anlaşmaya varma çabaları başarısız oldu” şeklinde açıkladı.

scdfgt
Hamas tarafından tutulan İsrailli esirlerin aileleri, 7 Ekim'in yıldönümünde serbest bırakılmaları talebiyle gösteri yaptı. (Reuters)

Dün İsrail Kamu Yayın Kuruluşu KAN’a konuşan kaynaklar, ‘Sinvar'ın öldürülmesinden sonra Katar'ın her zamankinden daha önemli hale geldiğini, esir takası anlaşması lehine etkileme kabiliyetinin önemli ölçüde arttığını ve Halil el-Hayye ve Halid Meşal gibi hareketin önemli liderlerinin Doha'da bulunmasıyla Hamas üzerindeki baskı araçlarının arttığını’ tahmin ediyor. Öte yandan Haaretz'e konuşan İsrailli kaynaklar, Hamas'ın Sinvar'ın öldürülmesinden sonra şartlarını değiştireceğinden şüphe duyduklarını, hareketin Gazze'deki lideri Halil el-Hayye'nin de yaptığı konuşmada da bunu teyit ettiğini kaydetti.



İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
TT

İsrail ordusu, Gazze'de kendi adına çalışan 5 milis gücüne sahip olmakla övünüyor

 Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)
Gazze'nin güneyindeki Refah'ta, Hamas'ın silahlı kanadı olan İzzeddin el-Kassam Tugayları mensupları (Arşiv- Reuters)

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı faaliyet gösteren 5 Filistinli milis grubun oluşturulmasıyla övünürken, iktidardaki sağ çevreler bu grupların rolü konusunda uyarılarda bulunuyor. Sağcı çevreler, bu tür yapılanmaların en iyi ihtimalle para hırsıyla hareket ettiğini, daha fazla ödeme yapan bir taraf bulmaları hâlinde İsrail’e karşı da dönebilecekleri görüşünü dile getiriyor.

Ordu bu eleştirilere verdiği yanıtta, söz konusu güçlerin yakından izlendiğini ve dikkatli davranıldığını vurguladı. Açıklamada, bu milislerin bugün “sarı hat” olarak adlandırılan bölgede Hamas hücrelerine karşı görevler yürüttüğü, bu görevlerin İsrail ordusu tarafından yapılması hâlinde askerlerin hayatının ciddi risk altına gireceği ifade edildi.

Ordu, bu grupların Hamas’a yönelik suikastlar gerçekleştirdiğini ve onları kamuoyu önünde küçük düşürdüğünü ileri sürdü.

Ancak sağ kanat bu değerlendirmelere temkinli yaklaşıyor. Bu milislerin kişisel çıkarlara, aşiretler arası çatışmalara ve suç çeteleri arasındaki rekabete dayandığını savunan sağcılar, bu yapılarla güvenli ilişkiler kurulamayacağını belirtiyor.

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

Gazze’de silahlı bir milis gruba liderlik eden ve yakın zamanda öldürülen Yasir Ebu Şebab (Yediot Aharonot)

İsrailli kaynaklara göre Gazze’de hâlihazırda faaliyet gösteren 5 silahlı milis grubu bulunuyor: İlki kuzeyde Beyt Lahiya bölgesinde ve Eşref el-Mansi tarafından yönetiliyor. İkincisi Gazze kentinin kuzeyindeki Şucaiyye Mahallesi yakınlarında, lideri Rami Adnan Halis. Üçüncüsü orta kesimde Deyr el-Belah civarında ve Şevki Ebu Nasira tarafından yönetiliyor. Dördüncüsü Han Yunus’ta, lideri Husam el-Esdal. Beşinci milis ise Refah’ta faaliyet gösteriyordu ve Yasir Ebu Şebab tarafından yönetiliyordu; Şebab’ın öldürülmesinin ardından yerini Gassan ed-Dehini aldı. Gazze’de son dönemde ed-Dehini’nin bir suikast girişiminde yaralandığına dair söylentiler yayıldı.

Yediot Aharonot gazetesine konuşan güvenlik kaynakları, kuzey ve güneyde faaliyet gösteren milislerin aşiretlere dayandığını ve suç geçmişi olan kişiler tarafından kontrol edildiğini belirtirken, orta kesimdeki iki grubun liderlerinin geçmişte Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile bağlantılı isimler olduğunu belirtti. Bu nedenle söz konusu iki grubun ulusal saiklerle hareket ediyor olabileceği ve İsrail ordusunun aslında Filistin çıkarları doğrultusunda kullanılıyor olabileceği ihtimali dile getirildi.

Gazete, İsrail çevrelerinde bu silahların kontrolden çıkabileceği ve ister milis liderlerinin elinden çıksın isterse bölgedeki diğer tarafların eline geçsinler, işgal ordusuna karşı kullanılmaları olasılığı konusunda endişeler olduğunu belirtti.

Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)Han Yunus’ta İsrail yanlısı bir milis grubuna liderlik eden Husam el-Esdal (Filistin Basın Ağı sayfası)

Gazete ayrıca, işgal ile iş birliği yapan Gassan ed-Dehini’nin yayımladığı ve Hamas ile direniş güçlerini tehdit ettiği videoya da değindi. Videoda ed-Dehini’nin, Refah’ta İsrail hava desteği altında esir alınan Kassam Tugayları saha komutanı Edhem el-Aker’e hakaret ettiği görülüyor. Videoda ed-Dehini’nin, Gazze’de daha önce bulunmayan kamuflajlı askeri üniforma ve kurşun geçirmez yelek giydiği, nadir ve pahalı bir sigara içtiği, arka planda ise modern “pick-up” araçların ve yakın mesafede İsrail askeri mevzisi olduğu tahmin edilen bir binanın yer aldığı ifade edildi.

Öte yandan, CNN ve Wall Street Journal, İsrail kaynaklarına atıfta bulunarak, İsrail’in bu milisleri çok sayıda tüfek ve mühimmatla silahlandırdığını yazdı. Bu durum, Oslo Anlaşmaları döneminde İsrail’in Filistin Yönetimi’ne silah edinme izni vermesini ve sağ kesimin o dönemde dile getirdiği “Onlara silah vermeyin” sloganını hatırlattı.

Wall Street Journal, yedek subaylara dayandırdığı haberinde, İsrail’in Hamas’a karşı faaliyet gösteren bu milislere yaptığı yatırımları artırdığını, askeri teçhizat sağladığını, üyelerini İsrail’deki hastanelerde tedavi ettirdiğini ve ailelerine destek verdiğini belirtti. Gazete, bu kişilerin bazılarının Filistin Yönetimi ile bağlantılı olduğunu, özellikle Refah’taki bazı unsurların ise suç kayıtlarının bulunduğunu yazdı.

Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)Gazze’deki Cibaliye Mülteci Kampı’nda Hamas’a bağlı Kassam Tugayları mensuplarının önünde duran Filistinli bir çocuk (Arşiv – EPA)

Haberde, İsrail’in bu gruplara yakıt, gıda, araç, hatta sigara sağladığı; onları İsrail askerlerine yakın “sarı hat” bölgesinde konuşlandırmaya yardımcı olduğu ve bu desteğin maliyetinin İsrail güvenlik bütçesinden on milyonlarca şekele ulaşabileceği ifade edildi.

Şarku’l Avsat’ın Yediot Aharonot'tan aktardığına göre İsrail güvenlik kurumları içinde bu milislerin desteklenmesi konusunda görüş ayrılığı bulunuyor. Destekleyenler, bu yaklaşımın Hamas’a karşı taktiksel fayda sağladığını ve askerler üzerindeki riski azalttığını savunurken; karşı çıkanlar, silahların başka ellere geçmesi ya da bazı unsurların Filistin toplumuna yeniden entegre olabilmek için İsrail’e karşı dönmesi ihtimaline dikkat çekiyorlar.

Gazete, bu milislerin Hamas ve askeri kanadıyla baş edebilecek birleşik örgütsel yapıya sahip olmadığını, fiilen sadece İsrail ordusu ve Şin Bet’in denetimi altında hareket ettiklerini vurguladı.

Sonuç bölümünde Yediot Aharonot, bu grupların kısa vadeli taktik çözüm sunabileceğini, özellikle geniş çaplı yıkım operasyonları öncesinde Hamas mensuplarını tünellerde veya enkaz altında aramak için kullanılabileceğini belirtti. Ancak, örgütsel çatıdan yoksun bu yapıların Hamas’ın yerine geçme şansının bulunmadığını, Hamas’ın ateşkes sürecinde gücünü yeniden toparladığını ve kontrolünü pekiştirdiğini kaydetti.

Gazeteye konuşan sağcı bir siyasi kaynak, bu milislerin İsrail’e Lübnan Savaşı’nı hatırlattığını belirtti. O dönemde İsrail’in Filistin Kurtuluş Örgütü’ne ve daha sonra Hizbullah’a karşı Lübnanlı milisleri devreye soktuğunu hatırlatan kaynak, bu milislerin Sabra ve Şatilla mülteci kamplarında katliamlar gerçekleştirdiğini ve bunun sorumluluğunun İsrail’e yüklendiğini belirtti. Bu nedenle aşırıya kaçılmaması ve bu tür gruplara bel bağlanmaması gerektiğini vurguladı.


Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
TT

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı: Silahlarını bırakıp barış yolunu seçen herkesi memnuniyetle karşılıyoruz

Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)
Sudan'ın el Gedarif eyaletindeki Ebu el-Nece kampında bulunan yerinden edilmiş Sudanlılar (AFP)

Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan yaptığı açıklamada, devletin barışı veya ateşkesi reddetmediğini, ancak ateşkesin "düşmanı yeniden güçlendirmek için bir fırsat" olmaması gerektiğini söyleyerek, Hızlı Destek Kuvvetleri'ne (HDK) atıfta bulundu.

Egemenlik Konseyi tarafından dün yayınlanan açıklamada belirtildiği üzere, Burhan Cezire Eyaleti'ne yaptığı ziyarette, "silahlarını bırakıp barış yolunu benimseyen herkesi memnuniyetle karşıladığını" ifade etti. Ayrıca, "ülkeye ve orduya karşı kışkırtıcılık yapanların hesap vereceğini" vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, ülkesinin Sudan'daki savaşı sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini ve buna çok yaklaştığını söyledi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Sudan ordusu ile HDK arasındaki savaş, sivil yönetime geçiş için seçimlere yol açması beklenen geçiş döneminde yaşanan iktidar mücadelesinin ardından 2023 Nisan ayının ortalarında patlak verdi.


Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
TT

Sudanlı doktorlar, Kuzey Kordofan'da HDK saldırısında 24 kişinin öldüğünü bildirdi

Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)
Hartum'da hasar görmüş bir binanın önünde insanlar mallarını satıyor (DPA)

Sudan Doktorlar Ağı'na göre Hızlı Destek Kuvvetlerinin (HDK yerinden edilmiş insanları taşıyan bir araca saldırısı sonucu, aralarında sekiz 8 çocuğun ve birkaç kadının da bulunduğu 24 kişi hayatını kaybetti.

Ağ, aracın Güney Kurdufan eyaletinden kaçan yerinden edilmiş insanları taşıdığını ve el-Rahad şehrine geldiğinde hedef alındığını, bunun sonucunda ikisi bebek olmak üzere 24 kişinin öldüğünü ve çok sayıda kişinin de tedavi için şehrin hastanelerine kaldırıldığını belirtti.

Doktorlar Ağı, bölgenin ciddi tıbbi kaynak sıkıntısı çektiği, bu durumun yaralı ve yerinden edilmiş kişilerin acılarını daha da artırdığı son derece karmaşık sağlık ve insani koşullar altında saldırının gerçekleştiğini ifade etti.