BM Güvenlik Konseyi'nin Suriye konulu oturumunda delegeler karşılıklı suçlamalarda bulundu

Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, BM Güvenlik Konseyi'ne hitap ediyor. (AFP)
Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, BM Güvenlik Konseyi'ne hitap ediyor. (AFP)
TT

BM Güvenlik Konseyi'nin Suriye konulu oturumunda delegeler karşılıklı suçlamalarda bulundu

Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, BM Güvenlik Konseyi'ne hitap ediyor. (AFP)
Birleşmiş Milletler (BM) Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, BM Güvenlik Konseyi'ne hitap ediyor. (AFP)

Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Daimî Temsilciliği Geçici Maslahatgüzarı Ceren Hande Özgür dün (Salı) yaptığı açıklamada, Suriye'de gerilimin azaltılması gerektiğini vurguladı ve Şam'ı siyasi sürece katılmaya çağırdı.

BM Güvenlik Konseyi'nin Suriye konulu oturumunda konuşan Özgür, Suriye'de çatışmaların yeniden canlanmasının çözümlenmemiş sorunları yansıttığını ifade etti. “Suriye, gerçek bir ulusal uzlaşı süreci olmaksızın şiddet döngüsü içinde kalmaya devam edecektir” diyen Özgür, Suriye'deki ‘terörist’ örgütlerin varlığının Türkiye'nin güvenliğine zarar verdiğini ve Türkiye'nin ‘topraklarını ve çıkarlarını korumak için gerekli tüm tedbirleri almaya devam edeceğini’ belirtti.

Cezayir'in BM Daimî Temsilcisi Ammar bin Cami ise Suriye krizinin askeri bir çözümü olmadığını vurgulayarak, Suriye'nin birliğini ve egemenliğini koruyan siyasi bir çözüm çağrısında bulundu. Cami, Suriye'deki gerilimin ‘oradaki durumun kırılganlığını hatırlattığını ve terörle mücadele için koordinasyon ihtiyacını vurguladığını’ belirtti. ‘Ülkede terörizmin geri dönmesi’ tehlikesine karşı uyarıda bulunan Cezayir temsilcisi, krizden çıkmanın tek yolu olarak uluslararası toplumun desteğiyle Suriyeliler arasında kapsayıcı bir diyaloğun benimsenmesi çağrısında bulundu.

İran'ın BM Daimî Temsilcisi Emir Said İrvani, son günlerde İdlib ve Halep'te yaşananların ‘terörizm ve aşırıcılığın ortaya çıkışına ilişkin bir uyarı zili’ olduğu uyarısında bulundu. İrvani, İsrail'in Suriye ve Lübnan arasındaki sınır kapılarına düzenlediği saldırıların insani yardımların ulaştırılmasını sekteye uğrattığını söyledi.

Lübnan’ın BM Daimî Temsilcisi Hadi Haşim, Suriye'de devam eden gelişmelerin bölgesel ve uluslararası barış ve güvenlik açısından ‘vahim sonuçlar’ doğuracağını vurguladı. Lübnanlı delege, Arap grubunun İdlib ve Halep'teki olaylardan duyduğu ‘derin endişeyi’ dile getirdi.

Suriye'nin BM Daimî Temsilcisi Kusay ed-Dahhak yaptığı konuşmada, suçu İsrail ve Türkiye'ye atarak silahlı grupların saldırısına ‘İsrail'in Suriye'ye yönelik tekrarlanan saldırılarının zemin hazırladığını’ söyledi. Dahhak, “Kuzey Suriye'ye yönelik saldırı, Türkiye-İsrail ortak operasyon emri olmadan gerçekleştirilemezdi. Halep'e yönelik terör saldırısı, teröristlerin kuzey sınırından akın etmeleri ve savaş malzemeleri, ağır silahlar, araçlar, insansız hava araçları (İHA), modern iletişim teknolojileri ve askeri ve lojistik ikmal hatlarının güvence altına alınması dahil olmak üzere onlara yönelik dış desteğin yoğunlaşmasıyla aynı zamana denk geldi” ifadelerini kullandı.

Dahhak, saldırıların Halep'teki binlerce aileyi rejim kontrolündeki bölgelere kaçmaya zorladığını, kaçmayanların ise zor insani koşullardan mustarip olduğunu belirtti. Suriyeli diplomat, BM Güvenlik Konseyi'ni saldırıyı kınamaya ve ‘söz konusu grupları yöneten ülkeleri’ politikalarını değiştirmeye zorlamaya çağırdı.

Dahhak silahlı grupların saldırısının ‘BM kararlarının ve Astana sürecinde onaylanan, Suriye'nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü ile terörle mücadelenin sürdürülmesi taahhüdünü vurgulayan çatışmasızlık anlaşmalarının açık bir ihlali olduğunu ve Türkiye'nin garantörlüğünün taahhütlerini yerine getirmediğini’ ifade etti.

Suriye'nin ‘egemenlik hakkını ve terörle mücadele konusundaki anayasal görevini tüm güç ve kararlılıkla uygulamaya” devam edeceğini ve vatandaşlarını savunmak için gerekli tüm tedbirleri alacağını belirten Dahhak sözlerine şöyle devam etti: “BM Güvenlik Konseyi’nin terör listelerinde yer alan grupların sorunun bir parçası olduğunu vurguluyoruz. Hiç kimse DEAŞ ve Nusra Cephesi ile siyasi bir süreç hayal edemez.”

ABD'nin BM Daimî Temsilci Yardımcısı Robert Wood, Suriye rejimini Rusya'nın desteğiyle İdlib ve Halep'teki hastane ve okullara saldırmakla suçladı ve silahlı grupların saldırılarıyla ABD'nin herhangi bir bağlantısı olduğunu reddetti. BM Güvenlik Konseyi oturumu sırasında konuşan Wood, sivillerin ve altyapının korunması ve ihtiyaç sahiplerine engelsiz insani erişim sağlanmasının yanı sıra ‘rejimin hava saldırılarına son vermesi ve insani hukuka bağlı kalması’ çağrısında bulundu. Suriye rejimine ‘geçmişte yaptığı gibi kimyasal silah saldırıları düzenlememesi’ çağrısında bulunan ABD temsilcisi, “Washington, DEAŞ'ın yeniden ortaya çıkmaması için Suriye'nin kuzeydoğusundaki askeri mevzilerini savunacaktır” dedi.

Rusya'nın BM Daimî Temsilcisi Vassily Nebenzia, Suriye'nin kuzeybatısında Heyetu Tahriru’ş-Şam (HTŞ) öncülüğündeki saldırının başlamasından bu yana 400 militanın öldürüldüğünü ve 600 militanın da yaralandığını söyledi. ABD'yi Suriye'de ‘terörist örgütleri’ desteklemek ve petrol zengini bölgeleri işgal etmekle suçlayan Nebenzia, Suriye'de istikrarın sağlanması için ‘yasadışı yabancı askeri varlığa’ son verilmesi çağrısında bulundu. Rus diplomat, Suriye'deki durumu ‘eşi benzeri görülmemiş ve kritik’ olarak tanımladı ve gelişmelerin siviller için ciddi riskler oluşturduğu ve bölgesel barış ve güvenliği tehdit ettiği uyarısında bulundu.

İngiltere'nin BM Daimî Temsilcisi James Kariuki, ülkesinin Suriye'de daha fazla yerinden edilmeye yol açacak bir gerilimden duyduğu endişeyi dile getirdi. Kariuki, İngiltere'nin ‘Suriye rejimi ya da Rusya'nın sivillere yönelik geniş çaplı saldırılar başlatabileceğinden’ endişe duyduğunu belirtti.

BM Suriye Özel Temsilcisi Geir Pedersen, Suriye'deki durumun ‘tehlikeli ve değişken’ olduğu uyarısında bulunarak, ülkenin büyük bölümünün devlet dışı aktörlerin kontrolünde olduğunu ve bu durumun DEAŞ'ın yeniden canlanmasına yol açabileceğini söyledi. BM Özel Temsilcisi, HTŞ ve diğer muhalif grupların ilerleme kaydettiğini ve Hama şehrine çok yaklaştıklarını da bildirdi.

Pedersen, Suriye'nin diğer bölgelerinde çatışma ve büyük çaplı yerinden edilme potansiyeli konusunda uyarıda bulunarak, tüm tarafları sivilleri korumak için çalışmaya ve şiddetten kaçanların güvenli geçişine izin vermeye çağırdı. Pedersen ayrıca, ‘Suriye'nin birliği ve toprak bütünlüğüne yönelik tehdidi önlemek için gerilimi azaltma’ çağrısında bulundu ve Suriyeli ve uluslararası tarafları krizi sona erdirmek için müzakerelere katılmaya davet etti. Pedersen, siyasi sürecin ilerletilmesine yönelik görüşmeler için yakında bölgeye döneceğini söyledi ve Suriye halkına güvenilir siyasi beklentiler sunmak için gerilimin düşürülmesi çağrısında bulundu.

Suriye Sivil Savunma Örgütü (Beyaz Baretliler) Genel Müdürü Raid Salih BM Güvenlik Konseyi'ne yaptığı açıklamada, Suriye'nin kuzeybatısında çatışmaların başlamasından bu yana en az 100 sivilin öldüğünü ve 360 sivilin de yaralandığını ifade etti. Salih ayrıca, Rusya'nın İdlib'e düzenlediği saldırılar nedeniyle dört hastanenin hizmet dışı kaldığını kaydetti.

Son birkaç gün içinde Suriye'nin kuzeybatısında HTŞ liderliğindeki muhalif gruplar askeri saldırı düzenleyerek Halep'in kontrolünü ele geçirdi ve Hama şehrine doğru ilerlemeye devam etti.



Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'ın Somali'deki askeri varlığı İsrail'in endişelerini artırıyor

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Sisi, Kahire’yi ziyaret eden Somali Cumhurbaşkanı Mahmud’u ağırladı (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

İsrail basını, İsrail’in Mısır ordusunun Somali ve Afrika Boynuzu'ndaki hareketlerinden duyduğu endişeyi dile getirirken, Mısırlı eski askeri yetkililer, Mısır'ın Somali'deki askeri varlığını ‘meşru ve uluslararası hukuk ve uluslararası sözleşmelere uygun’ olarak değerlendirdi ve bunun bölgede güvenlik ve istikrarın sağlanmasına yardımcı olmayı amaçladığını belirttiler.

İsrail gazetesi Yisrael Hayom, Mısır'ın ordusuna Somali üzerinden İsrail'e yanıt vermesini emrettiğini ve bu konuda onu destekleyen Arap ülkeleri olduğunu yazdı. Gazete, “Afrika Boynuzu'nda güç mücadelesi alevleniyor: Mısır, İsrail'in 'Somaliland'ı tanımasına yanıt veriyor” başlıklı haberinde, bu tanımaya karşı çıkan Kahire'nin, İsrail'in hamlesine yanıt olarak Somali'deki güçlerini yeniden konuşlandırdığını kaydetti. Gazeteye göre buraya yaklaşık 10 bin Mısırlı askerin konuşlandırıldığı tahmin ediliyor.

Ancak, Mısır ordusunun eski kimyasal savaş şefi Tümgeneral Muhammed eş-Şehavi, Mısır askerlerinin ‘dünyanın en büyük sekizinci barış gücü olduğunu ve Somali'deki Mısır güçlerinin Afrika Birliği (AfB) barış güçlerinin komutası altında olduğunu ve Somali'de barışı korumak için çalıştıklarını’ söyledi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Şehavi, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır, Somali'nin stratejik konumu nedeniyle birçok ülke tarafından, özellikle de İsrail tarafından arzulandığının farkında. İsrail, Somali'nin güvenliğini istikrarsızlaştırmak ve Etiyopya'nın Kızıldeniz'e ulaşma ve bir deniz gücü kurma planı gibi belirli planları kabul etmeye zorlamak amacıyla Somaliland bölgesini Somali'den ayrılmak isteyen bir devlet olarak tanıdı. Ayrıca Etiyopya, İsrail'in desteğiyle Sudan'da istikrarın yeniden sağlanmasını engellemek ve çatışmanın devamını sağlamak gibi başka faaliyetlerde de bulunuyor.”

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi, İsrail'in ayrılıkçı bölgeyi tanıması ve Kızıldeniz'de bir yer edinme çabaları sonrasında Somali ve Kızıldeniz'in güvenliği konusunda defalarca kez uyardı.

grfbgfr
AfB'nin Somali'deki barış gücü misyonunda Mısır askerleri de yer alıyor (AFP)

İsrail, geçtiğimiz aralık ayında Aden Körfezi ve Kızıldeniz'in güneyine bakan Somaliland bölgesinin bağımsızlığını tanıdı. Etiyopya, bu bölgenin bağımsızlığını tanımak karşılığında bir deniz ve askeri liman elde etmek istiyordu.

Mısırlı ulusal güvenlik uzmanı Tümgeneral Muhammed Abdulvahid, Mısır askerlerinin Somali'deki rolünün Afrika Birliği ve barış gücü çatısı altında güvenlik ve istikrarı sağlamak olduğunu vurgulayarak “Bu nedenle Mısır güçlerinin varlığı, Afrika Birliği ve Somali Devleti'nin talebi üzerine meşrudur. Somali Devleti'nin cumhurbaşkanı kısa süre önce Mısır'ı ziyaret ederek bunu tüm dünyaya teyit etmiştir” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Tümgeneral Abdulvahid, şunları söyledi:

“Bu bakımdan, İsrail'in Somaliland'ı bir devlet olarak tanıyarak ve Somali devletini bölmeye çalışarak yasadışı bir hamleye başvurup uluslararası hukuku hiçe saydığı halde, diğer tarafların Mısır'ın meşru varlığından endişe duyduklarını iddia etmeleri anlaşılabilir değil. Etiyopya'nın Somali'ye yönelik tacizleri ve kendi topraklarında bir Etiyopya deniz üssü kurulmasını kabul etmesi için yaptığı baskı, Addis Ababa tarafından gerçekleştirilen ve İsrail tarafından desteklenen, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ne (HDK) milis, teçhizat ve silah sağlamak gibi Afrika Boynuzu bölgesinde genel olarak gerçekleştirilen diğer şüpheli hamleler, İsrail'in bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik hamleleri bağlamında değerlendirilmeli.”

Tümgeneral Abdulvahid, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mısır ve AfB, bu gelişmelerin farkındadır ve bu nedenle Mısır'ın buradaki askeri varlığı, tüm bu tehditlere karşı koymak ve uluslararası yasal yükümlülükler ve uluslararası meşruiyet çerçevesinde hareket etmek için.”

Mısır Cumhurbaşkanı Sisi pazar günü, Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud ile Mısır ziyareti sırasında düzenledikleri ortak basın toplantısında, Somali'deki barış gücü misyonuna, ülkenin güvenliğini, istikrarını ve toprak bütünlüğünü destekleme taahhüdünün bir parçası olarak asker göndermeye devam edeceğini açıkladı. Sisi ve Mahmud, ikili bir toplantı düzenledikten sonra, her iki ülkenin heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantıda, Mısır'ın Somali'nin birliği ve toprak bütünlüğünü destekleyen tutumunu vurgulayan Sisi, ülkenin egemenliğini zedeleyecek veya istikrarını tehdit edecek her türlü önlemi reddetti.

Sisi, düzenlenen ortak asın toplantısında, ‘devletlerin güvenliğini ve egemenliğini tehlikeye atabilecek adımlara’ karşı uyarıda bulunarak, bunları ‘Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın ihlali’ olarak nitelendirdi. Mısır, 2024 yılının aralık ayı sonlarında, Somali'deki AfB barış gücü misyonuna asker göndereceğini duyurmuştu. Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, bu kararın ‘Somali hükümetinin talebi ve AfB Barış ve Güvenlik Konseyi'nin (AUSSOM) onayıyla’ alındığını söyledi. AUSSOM, 2024 yılı sonlarında sona eren terörle mücadele misyonunun yerini aldı.


Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
TT

Mısır Temsilciler Meclisi seçim itirazları konusunda yeni bir sınavla karşı karşıya

Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)
Mısır Temsilciler Meclisi oturumlarından bir kare (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi, bazı milletvekillerinin üyeliğinin geçerliliğini sorgulayan mahkeme kararlarıyla ilgili yeni bir siyasi sınavla karşı karşıya. Bu kararların en sonuncusu, geçtiğimiz cumartesi günü iki milletvekilinin üyeliğinin iptal edilmesine ilişkin karardı. Meclis Yasama Komitesi Başkanı, ‘mahkeme kararlarının uygulanmasına tamamen bağlı olduklarını’ teyit etti.

Kahire'nin doğusundaki Şarkiya ilinin Minye el-Kamh bölgesindeki seçim sürecini geçersiz kılan ve yeniden yapılmasını emreden Yargıtay'ın kararının ardından Mısır Temsilciler Meclisi’ne bir bekleyiş havası hakim oldu.

Mahkeme ayrıca, diğer seçim bölgelerine ilişkin olası kararlar beklentisiyle, milletvekilleri Muhammed Şehide ve Halid Meşhur'un üyeliklerini geçersiz kılmaya ve seçim bölgelerinde yeniden seçimler yapılmasına hazırlık olarak zaferlerini iptal etme kararı aldı.

Temsilciler Meclisi Yasama Komitesi Başkanı Danışman Muhammed Eid Mahcub, Meclisin Minye el-Kamh bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan karara uyacağını belirterek, devletin yargı kararlarına ve hukukun üstünlüğüne saygı duyduğunu vurguladı.

Mahcub, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, önceki parlamento seçimlerinde, özellikle de ilk aşamada, mahkeme kararlarıyla sonuçları iptal edilen seçim bölgelerinde seçimlerin yeniden yapıldığını hatırlatarak “Mısır devlet kurumları yargı kararlarına saygı duyar ve bunları uygular” ifadelerini kullandı.

Mahcub, kararın ‘olağan prosedür yolunu izleyeceğini, önce kararın gerekçelerinin Yargıtay'ın teknik ofisine sunulmasıyla başlayacağını, ardından dosyanın Temsilciler Meclisi Başkanlığı ve Genel Sekreterliğe, daha sonra da Meclis Yasama Komitesi'ne sevk edileceğini’ açıkladı. Bu idari döngünün tamamlanması için kesin bir zaman dilimi belirlemenin mümkün olmadığını vurguladı.

rgty67u
Mısır Temsilciler Meclisi Başkanı Hişam Bedevi (Mısır Parlamento İşleri Başkanlığı)

Mısır basını, Yargıtay'daki bir adli kaynağın, Minye el-Kamh seçim bölgesindeki seçimleri geçersiz kılan kararın nihai ve tüm taraflar için bağlayıcı olduğunu ve temyiz edilemeyeceğini söylediğini aktardı.

Mısır anayasasına göre Temsilciler Meclisi üyelerinin üyelikleri, kararın Meclise bildirildiği tarihten itibaren geçersiz hale gelir.

Yargıtay, Temsilciler Meclisi üyelerinin üyeliklerinin geçerliliği konusunda karar verme yetkisine sahiptir ve temyiz başvuruları, nihai seçim sonuçlarının açıklanmasından itibaren 30 günü geçmeyen bir süre içinde Yargıtay'a sunulmalıdır. Temyiz başvurusu, başvurunun alındığı tarihten itibaren 60 gün içinde karara bağlanır.

Yargıtay avukatı Albert Ansi, mahkeme kararının gerekçeleri hakkındaki yorumunda “Karar, kesin bir sahtekarlık kanıtına değil, seçim sürecini etkileyen usul ihlallerine ve açıklanan sonuçlara tam meşruiyet kazandırmak için gerekli olan temel belgelerin sunulmamasına dayanıyor” ifadelerini kullandı.

Şarku’l Avsat’a konuşan Ansi, “Karar, seçim sürecinin kendisini objektif olarak kınamaktan ziyade, daha çok usule ilişkin ve önleyici bir karar niteliğinde” şeklinde konuştu.

Ansi, bazı milletvekillerinin üyeliklerinin iptal edileceğini ve bir dizi seçim bölgesinde, her seçim bölgesinin özel koşullarına göre değişen prosedürlerle yeniden seçim yapılacağını öne sürdü.

Mısır medyasının tanınan simalarından Ahmed Musa ise Temsilciler Meclisi'nin seçim sürecini bozan unsurları düzeltmek için tarihi bir fırsatı olduğunu söyledi. Yerel bir kanalda yayınlanan programında, Yargıtay kararlarının uygulanmasının ‘parlamento da dahil olmak üzere herkesin görevi olduğunu ve hiçbir bahaneyle ertelenmemesi gerektiğini’ vurgulayan Musa, Ulusal Seçim Otoritesini görevini yerine getirmeye çağırarak, halkın güvenini korumak ve devletin prestijini ve hukukun üstünlüğünü muhafaza etmek için” Temsilciler Meclisi'nden kararlar yayınlanır yayınlanmaz bunları uygulamaya koymasını istedi.

Yargıtay, Batı Delta'daki bir parti listesine üye olan bazı milletvekillerinin üyeliğine karşı yapılan itirazla ilgili nihai kararını 5 Nisan'da verecek.

dfbg
Mısır Temsilciler Meclisi binası (Temsilciler Meclisi resmi internet sitesi)

Ancak analistler, bu mahkeme işlemlerini ‘bekleyen çok sayıda temyiz başvurusu ışığında Mısır Temsilciler Meclisi sahnesinde yaşanan kargaşanın bir işareti’ olarak gördüler. Al-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Imad Gad, bunları ‘Temsilciler Meclisi’nin güvenilirliğini zedeleyen’ bir unsur olarak değerlendirdi.

Gad, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, son parlamento seçimleri sırasında, özellikle seçim yasaları, siyasi partilerin düzenlenmesi ve parti listelerinde ve bağımsız adayların seçilme kriterleri ile ilgili kapsamlı siyasi reformlar yapılması yönünde siyasi ve insan hakları çevrelerinden gelen çağrıları hatırlattı.

Mısırlılar geçtiğimiz ay, seçim usulsüzlükleri nedeniyle bir dizi seçim bölgesinin sonuçlarının iptal edilmesinin ardından, iki ay boyunca sekiz tur süren maraton parlamento seçimlerine veda etti.

Devlet Konseyi Yüksek İdare Mahkemesi'nin Kasım ayında ilk aşamadaki yaklaşık 30 seçim bölgesindeki seçimlerin geçersiz olduğuna karar verdi.

Bu karar, adaylar tarafından yapılan itirazların sonucu olarak alındı. Yüksek Seçim Kurulu da Cumhurbaşkanı Abdulfettah el-Sisi'nin 10 Kasım'da başlayan bu aşamadaki usulsüzlüklerle ilgili açıklamalarının ardından, usulsüzlükler nedeniyle 19 seçim bölgesindeki seçim sonuçlarını iptal etti.


Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
TT

Mısır'da hükümet değişikliği kapsamında 13 yeni bakan atandı

Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, yeni hükümetin yeniden yapılandırılmasına ilişkin Başbakan Mustafa Medbuli ile görüşürken (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

Mısır Temsilciler Meclisi dün, Başbakan Mustafa Medbuli hükümetinde 13 bakanlıkta değişikliklerin yapılmasını öngören bir kabine değişikliğini onayladı. Egemen makamlardaki isimler görevlerinde kalırken, Enformasyon Bakanlığı yeniden hükümet yapısında kendine yer buldu.

Sekiz yılı aşkın bir süredir görevde olan Medbuli hükümetindeki dördüncü değişiklik, ekonomik kalkınma için bir başbakan yardımcısı ve dört bakan yardımcısının seçilmesini öngörüyordu.

Kabine değişikliği kapsamında Ziya Raşvan enformasyon bakanı olarak atanırken, Dr. Bedir Abdulati dışişleri bakanı, Korgeneral Abdulmecid Sakr savunma bakanı ve Tümgeneral Mahmud Tevfik içişleri bakanı olarak görevlerine devam etti.

Mısır Cumhurbaşkanlığından yapılan açıklamaya göre Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, kabine değişikliğini onaylamadan önce Medbuli ile ‘mevcut hükümette değişiklik yapılması’ konusunda istişare etti.

Anayasanın 147. maddesinde, “Cumhurbaşkanı, Başbakan ile istişare ettikten ve Temsilciler Meclisi'nin mevcut üyelerinin salt çoğunluğunun, ancak meclis üyelerinin en az üçte birinin onayıyla bakanlar kurulunda değişiklik yapabilir” deniyor.

Yeni bakanların bugün Cumhurbaşkanı huzurunda anayasal yeminlerini etmeleri bekleniyor.