Pezeşkiyan, Amerika ile ilişkilerde Çin yaklaşımını taklit etme çağrısında bulundu

Hamaney'in yakın bir arkadaşı, "sızmış kişilerin" Washington'la doğrudan müzakere çağrılarına karşı uyardı

Pezeşkiyan dün ülkenin güneyinde bir konuşma yaparken (İran Cumhurbaşkanlığı)
Pezeşkiyan dün ülkenin güneyinde bir konuşma yaparken (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

Pezeşkiyan, Amerika ile ilişkilerde Çin yaklaşımını taklit etme çağrısında bulundu

Pezeşkiyan dün ülkenin güneyinde bir konuşma yaparken (İran Cumhurbaşkanlığı)
Pezeşkiyan dün ülkenin güneyinde bir konuşma yaparken (İran Cumhurbaşkanlığı)

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD ile çatışmanın yönetilmesinde Çin modelinden ilham alınması çağrısında bulunurken, Dini Lider Ali Hamaney'in Devrim Muhafızları'ndaki temsilcisi, Donald Trump yönetimiyle doğrudan müzakere çağrısında bulunan "sızmış kişiler" konusunda uyardı.

Pezeşkiyan, İsrail dışındaki tüm ülkelerle barışçıl yaklaşımın benimsenmesine destek verdiğini ifade ederek, İsrail dışında herkesle iletişim kurmanın, "barış dilini benimsemenin ve tartışmaya girmemenin" gerekliliğini vurguladı. Telegram ağında yayılan videolara göre "Dostlarımızla esnek, düşmanlarımıza karşı nazik davranmalıyız" dedi.

ABD ile gergin ilişkilere atıfta bulunarak şunları söyledi: “Çin, büyüklüğüne ve ABD'yi bir numaralı düşmanı olarak görmesine rağmen, ABD tehdidine karşı esnek davranıyor çünkü faydalarını en üst düzeye çıkarmaya çalışıyor.”

Ülkenin güneybatısında dün yaptığı konuşmasına şöyle devam etti: "Bırakın komşularımızı, dünyayı, kendimizi umursamıyoruz." Açıklamalarının bir kısmını İran Lideri Ali Hamaney'in tavsiyelerine dayandırdı.

Pezeşkiyan sözlerini şöyle sürdürdü: “Rehber, siyasetin çıkar, haysiyet ve bilgelik üzerine kurulu olduğunu ve İsrail dışında herkesle ilişki kurmamız gerektiğini söylüyor.”

Pezeşkiyan yönetimindeki yetkililer, ABD ile doğrudan müzakere çağrıları nedeniyle muhafazakârlar tarafından eleştiriliyor.

Pezeşkiyan bu ayın başlarında, ülkesinin ABD ile dolaylı olarak müzakere etmeye istekli olduğunu ifade etti. NBC News'e verdiği bir mülakatta, İran'ın “prensipte ikinci Trump yönetimiyle diyaloğa açık olduğunu” söyledi.

Ancak ilk döneminde “maksimum baskı” stratejisi izleyen Trump ile doğrudan ve açık müzakereler konusunda kuşkularını dile getirdi. “Mesele diyalog değil, mesele görüşmelerden ve bu diyalogdan doğan taahhütler,” dedi ve ‘karşı tarafın sözlerini yerine getirmemesinden ve taahhütlerine saygı göstermemesinden’ duyduğu üzüntüyü ifade etti.

Pezeşkiyan aynı röportajda, ülkesinin, ABD hava saldırısında öldürülen İranlı General Kasım Süleymani'ye misilleme olarak Trump'a suikast düzenleme niyetini de reddetti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Pezeşkiyan'ın bu girişimleri reddetmesi, Devrim Muhafızlarının tepkisini çekti.

İran, özellikle nükleer programı silah üretimine yakın zenginleştirme seviyelerine ilerlerken, ABD Başkanı Donald Trump'ın bölgesel davranışlarını değiştirmeye zorlamak için “maksimum baskı” politikasına geri döneceğinden korkuyor.

Trump'ın Tahran'a yaklaşımı konusunda sorular soruluyor ve her iki taraf da çatışma ya da diplomatik anlayış konusunda karışık sinyaller gönderiyor.

İran liderinin ofisinden bir medya yetkilisi o dönemde Amerika ile müzakere çağrılarını “tüm dünyaya ihanet” olarak nitelendirmişti.

İran liderinin Devrim Muhafızları'ndaki temsilcisi Abdullah Hacı Sadegi dün, kişiler ve akımlar aracılığıyla “sızma” girişimlerine karşı uyarıda bulundu. Mehr haber ajansının bildirdiğine göre Sadegi, Amerika ile doğrudan müzakere çağrılarına yanıt olarak değerlendirmelerde bulundu.

“Bugün, tüm inançsızlık ve kibir liderleri birleşmiş durumda ve hibrit ve bilişsel bir savaşla devrim cephesine karşı duruyorlar. Düşman korku ve umutsuzluk yaymak ve hükümet sisteminin verimsizliğini öne sürmek için çalışıyor, ayrıca bölünmeler yaratıyor ve toplumu kutuplaştırıyor” dedi.

Hacı Sadegi, “Düşman, ulus ile vesayet arasındaki bağı koparmaya çalışıyor” diyerek, “Devrim, beklenen Mehdi'nin ortaya çıkması için en büyük kaldırımdır ve velayete bağlılık devrimin hayatta kalması ve geleceğinin güvence altına alınması için tek faktördür. Bugün Amerika ile doğrudan müzakere çağrısında bulunanlar var, ancak insanların, fikirlerin ve akımların sızma tehlikesine karşı dikkatli olmalıyız” ifadelerini kullandı.

Hamaney, 8 Ocak'ta, ABD ile doğrudan görüşmelere karşı uyarıda bulundu. Ülkesindeki yetkililere ve karar alıcılara “Amerika ve Siyonistlerin istek ve tutumlarını dikkate almamaları, çünkü onların halkın ve İslam Cumhuriyeti'nin düşmanı olduklarını ve onu yok etmek istediklerini” söyledi.



ABD'deki on binlerce göçmene kötü haber

Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
TT

ABD'deki on binlerce göçmene kötü haber

Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)
Donald Trump'ın "sınır çarı" diye tanımladığı Tom Homan, 2025'te 580 bine yakın kişiyi sınır dışı ettiklerini duyurmuştu (Reuters)

ABD'deki bir federal temyiz mahkemesi, 60 bin göçmenin daha sınır dışı edilebilmesini sağlayacak bir karar verdi.

ABD 9. Temyiz Mahkemesi'nin pazartesi duyurduğu kararla, Kaliforniya eyaletindeki bir federal yargıcın Honduras, Nepal ve Nikaragua'dan gelen göçmenler için aralık ayında aldığı sınır dışına karşı koruma hükmü geçici olarak kaldırıldı. 

Mahkeme, Donald Trump yönetiminin bu üç ülkenin yurttaşları için Geçici Koruma Statüsü'nü (Temporary Protected Status/TPS) uygulamama kararının meşru sebepleri olabileceğini kanıtlayabileceğini belirtti. 

ABD 9. Temyiz Mahkemesi, geçen sene görülen benzer bir davada Yüksek Mahkeme'nin TPS'den faydalanan yüz binlerce Venezuelalı göçmenin bu korumalardan mahrum bırakılmasına izin verdiğini hatırlattı. 

Son kararı oybirliğiyle veren mahkemenin üç yargıcı Trump, Cumhuriyetçi George W. Bush ve Demokrat Partili Bill Clinton tarafından atanmıştı. 

ABD İç Güvenlik Bakanı Kristi Noem, kararı X hesabında şöyle yorumladı:

TPS hiçbir zaman kalıcı olacak şekilde tasarlanmamıştı ama önceki yönetimler onu on yıllardır fiili olarak bir af programı gibi kullandı. Bu ülkelerin her birinde durumun iyileştiği göz önünde bulundurulduğunda onun geçici olduğuna hükmediyoruz.

Reuters, 89 bin kişinin bu karardan etkilenebileceğini bildirirken New York Times; 50 bini Honduraslı, 7 bini Nepalli, 3 bini de Honduraslı olmak üzere 60 bin civarında kişinin Geçici Koruma Statüsü kapsamında olduğunu aktarıyor. 

TPS; doğal afet, silahlı çatışma ve diğer olağanüstü durumlar yaşayan ülkelerin yurttaşlarına sınır dışı edilmeme istisnası tanıyor ve çalışma izni sağlıyor. 

Trump yönetimi, TPS kapsamındaki kişilerin sayısını çok azaltmayı hedefliyor.

San Francisco'daki ABD Bölge Yargıcı Trina Thompson aralıkta aldığı kararda Trump yönetiminin bu üç ülkenin yurttaşlarının memleketlerine geri dönmelerini sağlayacak koşulların oluştuğuna dair yeterli kanıtları sunmadığını ifade etmişti.  

Thompson, Noem ve Trump'ın göçmenleri suçlu gibi lanse eden ve komplo teorilerini destekleyen açıklamalarını hatırlatarak TPS uygulamalarından vazgeçilmesinde ırkçılığın etkili olabileceğini öne sürmüştü.

Independent Türkçe, New York Times, Reuters

 


Pentagon'dan savunma şirketlerine gözdağı

Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)
Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)
TT

Pentagon'dan savunma şirketlerine gözdağı

Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)
Savaş Bakanlığı olarak da bilinen Pentagon, "İyi performans gösterenlerle ortaklığa devam edeceğiz, göstermeyenlerse sonuçlarıyla yüzleşecek" mesajı veriyor (AP)

Wall Street Journal'ın (WSJ) bugün yayımladığı özel habere göre ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) birlikte çalıştığı savunma şirketlerine yönelik baskısını artırdı.

Bu endüstrideki şirketlere önceki günlerde gönderilen mesajda, kontratlarındaki hükümleri yerine getirip getirmediklerinin dikkatli bir şekilde inceleneceği ve detaylı performans değerlendirmelerinin yapılacağı bildirildi. 

Donald Trump ocak ayında yayımladığı başkanlık emrinde, beklenenden daha düşük performans sergileyen savunma şirketlerinin kontratlarını iptal edebileceği tehdidini savurmuştu. 

Pentagon'un belirleyeceği şirketlere üretimdeki gecikmelere dair düzeltme planlarını göndermek için 15 gün tanınacağı da başkanlık emrinde belirtilmişti. 

Silah alımından sorumlu Pentagon müsteşarı Michael Duffey'nin 6 Şubat'ta gönderdiği e-postada şu ifadeler kullanıldı:

Bu başkanlık emri gereğince şirket performansını değerlendirmeye yönelik ilk incelemeleri tamamladık ve uyumsuzluk belirlemeleri yapacağımız kapsamlı soruşturma dönemine giriyoruz. Önümüzdeki karar döneminde belirlenen şirketlerle düzeltme planlarını başlatmak için temasa geçeceğiz.

Pentagon Sözcüsü Sean Parnell da The Hill'e yaptığı açıklamada bu şirketlerin üretim kapasitelerine yatırım yapıp yapmadıklarının denetlendiğini duyurdu. Trump yönetiminin bu hamlesi sonrasında şirketlerin performanslarını geliştirmeye başladığını öne sürdü. 

WSJ, savunma şirketlerinin Pentagon'un silah üretimini hızlandırma talebiyle, yatırımcıların temettü beklentisini aynı anda karşılamaya çalıştığını vurguladı.

Independent Türkçe, WSJ, The Hill


Tarihi zafer kazanan Japonya lideri Takaiçi’nin Çin stratejisi ne olacak?

"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)
"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)
TT

Tarihi zafer kazanan Japonya lideri Takaiçi’nin Çin stratejisi ne olacak?

"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)
"Japonya'nın Demir Leydisi" diye de anılan Takaiçi'nin Çin politikası, ABD'nin de etkisiyle şekillenebilir (Reuters)

Japonya'da düzenlenen erken genel seçimde Başbakan Takaiçi Sanae'nin zafer elde etmesi Çin'le ilişkilerde gerginliği artırabilir. 

Sanae liderliğindeki Liberal Demokrat Parti (LDP), 8 Ocak'ta düzenlen seçimde Parlamento'nun alt kanadı Temsilciler Meclisi'ndeki 465 sandalyeden 352'sini kazanarak büyük bir başarıya imza attı.

Seçim öncesi 198 olan sandalye sayısını ciddi oranda artıran iktidar partisi, "nitelikli çoğunluk" kabul edilen 310 sandalye eşiğini de aşmış oldu. LDP, böylelikle II. Dünya Savaşı sonrası dönemde Parlamento'da bu oranda bir temsil gücüne ulaşan ilk siyasi parti unvanını elde etti. 

Ancak ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim zaferini kutladığı Takaiçi'nin, özellikle Tayvan meselesi nedeniyle Çin'le yaşanan gerginliği tırmandırmasından endişeleniliyor. 

Tayvan'ın fiili Japonya Büyükelçisi Lee Yi-yang, Facebook'taki paylaşımında Takaiçi'yi tebrik ederek, zaferinin Japonya'nın Çin'in "tehdit ve baskılarından" korkmadığını gösterdiğini savundu.

Japonya merkezli düşünce kuruluşu Sasakawa Barış Vakfı'ndan Shingo Yamagami de X'teki paylaşımında seçimin "gizli gündeminin" Çin olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

Saldırgan eylemler ve ekonomik baskı karşısında Japonya boyun mu eğmeli yoksa dik mi durmalı? Japon halkı açıkça ikincisini seçti.

Reuters'ın analizinde, Japonya'nın ilk kadın başbakanının savunma harcamalarını daha da artırabileceğine dikkat çekiliyor. Takaiçi, bu harcamaları hızlandırıp mart sonuna kadar gayrisafi yurtiçi hasılanın (GSYH) yüzde 2'sine çıkarmayı düşünüyor. 

Tokyo yönetimi, muhtemelen yıl sonuna kadar askeri harcamaları daha da artıracak yeni bir ulusal güvenlik stratejisi oluşturmayı hedefliyor. Böylelikle sözkonusu harcamalar GSYH'nin yüzde 3'üne ulaşabilir. 

Analizde, Takaiçi hükümetinin Anayasa'da değişikliğe giderek Japon Öz Savunma Kuvvetleri'ni resmi ordu olarak kabul edebileceğine de dikkat çekiliyor. Japonya Anayasası'nın 9. maddesi gereğince ülke hukuki olarak resmi bir silahlı kuvvetlere sahip değil. 

Takaiçi, ülkesinin II. Dünya Savaşı'ndaki mağlubiyetinin ardından ABD'nin kontrolü altında hazırlanan maddeyle ilgili değişikliğe gitmesi halinde, Parlamento'nun üst kanadı Senato'nun üçte ikisinin oyunu ve referandumla halkın onayını alması gerekiyor. LDP, Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu elinde tutsa da Senato'da durum böyle değil. 

Tokyo-Pekin çekişmesi

Pekin ve Tokyo'yu karşı karşıya getiren gerginlik, Takaiçi'nin Parlamento'da 7 Kasım'da düzenlenen oturumda yaptığı açıklamayla patlak vermişti. 

Takaiçi, Tayvan Boğazı'na yönelik muhtemel müdahaleyi "ülkesini tehdit eden bir hareket" olarak göreceğini, böyle bir durumda askeri güç kullanılabileceğini belirtmişti. Böylelikle ilk kez bir Japon başbakanı, Tayvan'ın işgali halinde ülkenin askeri müdahalede bulunacağını açıkça söylemişti. 

Pekin yönetimiyse Takaiçi'den sözlerini geri almasını istemiş, başbakan bunu reddedince Japonya'nın Pekin Büyükelçisi Kenji Kanasugi'yi çağırarak Tokyo'ya protesto notası vermişti.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Jian, pazartesi günü yayımladığı açıklamada, Takaiçi'ye tekrar sözlerini geri alması çağrısı yaptı. 

Açıklamada, Japonya'yı "militarizmin hatalarını tekrarlamak yerine barışçıl kalkınma yolunu izlemeye çağırıyoruz" dendi.

Independent Türkçe, Reuters, Global Times