6 maddede Silikon Vadisi'ni sarsan DeepSeek

Çin merkezli şirket, Batılı muadillerini geride bırakarak "şok dalgası" yarattı

DeepSeek'in çıkışı, ABD'li şirketlerde yüzlerce milyar dolarlık kayba yol açtı (Dado Ruvic/Reuters)
DeepSeek'in çıkışı, ABD'li şirketlerde yüzlerce milyar dolarlık kayba yol açtı (Dado Ruvic/Reuters)
TT

6 maddede Silikon Vadisi'ni sarsan DeepSeek

DeepSeek'in çıkışı, ABD'li şirketlerde yüzlerce milyar dolarlık kayba yol açtı (Dado Ruvic/Reuters)
DeepSeek'in çıkışı, ABD'li şirketlerde yüzlerce milyar dolarlık kayba yol açtı (Dado Ruvic/Reuters)

Dünyanın en değerli şirketini tarihi bir kayba uğrattı, hisseleri alt üst etti ve bazılarına göre yapay zekada yeni bir çağ başlattı. 

Henüz iki yaşını bile doldurmayan Çin merkezli bir şirket, Silikon Vadisi'ne şok dalgaları göndererek teknolojiyle yakından uzaktan ilgisi olan kimsenin son birkaç gündür başka bir şey konuşmasına izin vermiyor.

DeepSeek'in birkaç hafta arayla piyasaya sürdüğü iki ayrı modeli, hem performansı hem inanılmayacak kadar ucuza mal edilip satılmasıyla dünya çapında endişe, korku, merak ve heyecan yaratıyor.

ABD'yle Çin arasındaki teknoloji savaşında yeni bir sayfa açan gelişmeler, Batı'nın üstünlüğü elinde tutmak için kısıtlamalar dışında yöntemler bulması gerektiği düşüncesini beraberinde getiriyor.

Logos'ta bu hafta DeepSeek'in yarattığı sarsıntıyı, yapay zekanın geleceği için ne anlama geldiğini, yeni modellerle ilgili iddiaları ve güvenliklerine dair endişeleri tüm yönleriyle masaya yatırıyoruz.

1) DeepSeek: OpenAI'ın en büyük rakibi 

Çin'in Hangzhou kentinde 2023'te kurulan DeepSeek, ilk yapay zeka geniş dil modelini aynı yıl piyasaya sürdü. 

Ancak sırayla Aralık 2024 ve geçen hafta kullanıma sunduğu V3 ve R1 modellerinin, OpenAI gibi devlerin araçlarını geride bıraktığı iddialarına kadar pek dikkat çekmedi.

V3 modeliyle desteklenen yapay zeka aracı, dün (27 Ocak Pazartesi) itibarıyla ABD'de en çok indirilen iPhone uygulamasıydı. 

ABD merkezli şirketlerle yarışan modelleri daha ucuza geliştirip sattığını öne süren DeepSeek, Nvidia'dan Microsoft'a kadar teknoloji devlerinin yüzlerce milyar dolar değer kaybetmesine neden oldu. 

Bağımsız testlerde V3, OpenAI'ın GPT-4o ve Anthropic'in Claude Sonnet 3.5 gibi araçlarının performansını yakaladı ve Meta'nın Llama 3.1'i ve Alibaba'nın Qwen2.5'ini de geride bıraktı. 

DeepSeek, V3 modelini sadece iki ay içinde 6 milyon dolardan daha düşük fiyata eğitildiğini iddia ediyor. Ayrıca bunu Nvidia'nın daha az gelişmiş H800 çiplerinden sadece 2 bin adet kullanarak yaptığını savunuyor. 

Buna karşın OpenAI'ın GPT-4'ü geliştirmek için 80-100 milyon dolar civarında para harcadığı tahmin ediliyor. Diğer yandan uzmanlar, V3'ü geliştirmek için harcanan miktarın 6 milyonun daha üstünde olduğunu ve bu paranın sadece bilgi işlem gücü için harcandığını ifade ediyor.

DeepSeek'e göre 20 Ocak Pazartesi günü piyasaya sürülen R1 ise pek çok testte OpenAI'ın o1'inden daha iyi performans sergiledi.

Bu iki araç, V3 veya ChatGPT gibi modellerden farklı olarak "düşünebilen" veya "mantık  yürüten" yapay zeka modelleri olarak adlandırılıyor. 

Kendi doğruluklarını kontrol eden bu modellerin, cevap verme süresi uzasa da hata yapma ihtimali epey düşüyor. Bu açıdan özellikle bilimsel çalışmalarda öne çıkıyorlar.

R1'in geliştirilmesine ne kadar para veya çip harcandığı net bir şekilde bilinmiyor. Ancak modelin açık kaynak olarak yayımlanması, kodunun incelenip değiştirilmesine imkan tanıyor.

DeepSeek modelin nasıl eğitildiği gizli tutmasına karşın açık kaynak özelliğiyle de her şeyi kapalı kapılar ardında saklayan OpenAI'a rakip olduğu söylenebilir. 

Çinli şirket ayrıca iki modelini de ABD'li rakibinden çok daha ucuza kullanıma sunuyor. 

Bütün bunlar göz önüne alınınca yapay zeka sektörüne gerçekten bu kadar para harcanmasına gerek olup olmadığı sorusu teknoloji gündeminin merkezine oturdu. 

2) Nvidia'dan tarihi kayıp

Son yıllarda yapay zeka çalışmalarındaki patlamayla çip satışlarında fırlama yaşayan Nvidia, dünyanın en değerli şirketi haline bile gelmişti.

Ancak kendisini tahtından indiren de yine yapay zeka oldu.

DeepSeek'in yarattığı dalganın etkisiyle Nvidia'nın hisseleri pazartesi günü yüzde 17 değer kaybetti.

Forbes'a göre piyasa değerinde 589 milyar dolar kaybeden şirket, ABD tarihindeki herhangi bir şirketin bir günde yaşadığı en büyük değer kaybına imza attı. 3 Eylül 2024'te 279 milyar dolar değer kaybeden Nvidia, önceki rekorun da sahibiydi.

Son gelişmeyle birlikte çip üreticisi en değerli şirket ünvanını da tekrar Apple'a teslim etti.

Yatırımcıların, daha az çiple gelişmiş yapay zeka modelleri üretilebileceği endişesinden kaynaklanan krizden en çok Nvidia etkilenmesine karşın diğer şirketler de durumdan nasibini aldı.

Google'ın çatı şirketi Alphabet 100 milyar dolara yakın değer kaybı yaşarken, Microsoft da 7 milyar civarında kayba uğradı.

Nvidia'nın rakibi Advanced Micro Devices'ın hisseleriyse yüzde 6'dan fazla düşüş yaşadı.

Diğer yandan Nvidia, DeepSeek'le ilgili gelişmelerin, kendi çiplerinin ne kadar işe yaradığını gösterdiğini düşünüyor.

Kaliforniya merkezli şirket dün yaptığı açıklamada R1 modelinin "mükemmel bir yapay zeka gelişmesi" olduğunu ifade ederek şöyle ekledi:

DeepSeek'in çalışması, bu tekniği kullanarak ve yaygın olarak kullanılabilen modellerden ve ihracat kontrolüne tamamen uygun hesaplamalardan yararlanarak yeni modellerin nasıl yaratılabileceğini gösteriyor.

3) ABD ve Çin'in soğuk savaşı: "Yapay zekanın Sputnik anı"

Pek çok uzmana göre DeepSeek, ABD'nin çip kısıtlamalarının Çin teknolojilerine ket vurmak yerine daha fazla gelişmesine neden olduğunun kanıtı. 

Yapay zeka ve savunma teknolojileri yarışında öne geçmek isteyen ABD, ilk olarak Ekim 2022'de gelişmiş çip ve işlemcilerin Çin'e satışına kısıtlamalar getirmişti.

Görevden yeni ayrılan Joe Biden yönetimi, bu kısıtlamaların kapsamını genişletmeyi amaçlayan yeni düzenlemeler önererek kararı Donald Trump iktidarına bıraktı.

Henüz net bir açıklama yapılmadı ancak Trump, "mevcut ihracat kontrollerindeki boşlukları tespit edip ortadan kaldırmaya" yönelik bir karar imzalayarak Biden'ın önerisini kabul edeceği sinyali verdi.

Ancak DeepSeek'in son atılımları bu kısıtlamaların pek işe yaramadığını düşündürüyor. Şirket her ne kadar Nvidia ürünlerini kullansa da en azından V3, daha az gelişmiş çiplerle geliştirildi.

Daha önce Çin'in en büyük serbest yatırım fonlarından High-Flyer'ın kurucu ortaklarından biri olan DeepSeek CEO'su Liang Wenfeng'in kısıtlamalardan önce, 10 bin adet Nvidia A100 grafik işlemci çipi aldığı söyleniyor. 

V3'ün arkasındaki H800'ün Çin'e satışıysa 2023'te yasaklanmıştı.

Liang, 2024'te yaptığı bir açıklamada "Yaşadığımız sorun hiçbir zaman finansman olmadı; gelişmiş çiplerin ihracat kontrolü oldu" demişti.

Fakat uzmanlar, ABD kısıtlamalarının Çinli bilim insanlarını daha yenilikçi yöntemler arayışına ittiğini ve DeepSeek'in de bunun göstergesi olduğunu düşünüyor.

ABD'deki Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi'nden Gregory Allen ise "Teknoloji yeniliği gerçek ancak piyasaya sürülme zamanlaması doğası gereği politik" diyor:

İhracat kontrollerinin boşuna olduğunu ya da ters etki yarattığını göstermeye çalışmak şu anda Çin dış politikasının gerçekten önemli bir hedefi.

DeepSeek'in yarattığı etkiyle ilgili en ilgi çekici yorumlardan biriyse teknoloji yatırımcısı Marc Andreessen'den geldi. Andreessen, Sovyetler Birliği'yle ABD arasındaki Soğuk Savaş dönemindeki uzay keşfi yarışını başlatan olaya atıf yaparak "Deepseek R1, yapay zekanın Sputnik anı" dedi.

Trump'a teknoloji politikaları danışmanlığı yapan yatırımcı, ABD'nin yapay zeka endüstrisini aşırı düzenlemesinin kendi şirketlerini engelleyeceğine ve Çin'in öne geçmesini sağlayacağına dair uyarıyor.

ABD Başkanı Trump ise DeepSeek'in ABD şirketleri için bir "uyandırma çağrısı" olduğunu söylüyor. 20 Ocak'ta başkanlık koltuğuna oturan Trump, dün yaptığı açıklamada "Çin ve Çin'deki bazı şirketler hakkında bir şeyler okuyorum, özellikle bir tanesi daha hızlı ve çok daha ucuz bir yapay zeka yöntemi geliştiriyor" diyerek ekledi: 

Bu iyi bir şey çünkü çok fazla para harcamanız gerekmiyor. Ben bunu olumlu ve değerli bir şey olarak görüyorum.

4) Yapay zekanın geleceğini nasıl etkileyecek?

Trump'ın sözünü ettiği gibi DeepSeek'in hamlesi, yapay zeka modellerinin daha düşük fiyata geliştirilebileceğini gösteriyor. 

Ancak şirketin etkisi bununla sınırlı değil.

Modellerin uygun fiyata sunulmasının yanı sıra açık kaynaklı olmasının, yapay zeka modelleri geliştirmede demoktatikleştirici bir etki yaratacağını düşünenler var.

Bunlara R1'in daha az gelişmiş versiyonlarının dizüstü bilgisayarlarda çalışması da eklenince, sektörün daha geniş bir kitlenin erişimine açılması bekleniyor.

Henüz net bir şey söylemek için erken ama kısa süre içinde daha küçük girişimlerin yapay zeka alanına girmeye başladığını görebiliriz.

Bunların yanı sıra DeepSeek, diğer şirketlerin fiyatları düşürmesine de yol açabilir. 

Diğer yandan pazar araştırma şirketi eMarketer'dan Gadjo Sevilla, "OpenAI gibi (kâr için bastıran) pazar liderlerinin kısa vadede fiyatlandırmayı düşürmesi pek olası değil" diyerek ekliyor:

Muhtemelen kurumsal kullanıcılar için önemli olan temel farklılaştırıcı özellikler olarak güvenlik üzerinde duracaklar.

5) Güvenlik ve sansür endişeleri

Çin'in kişisel verileri çaldığı iddiaları, bazılarının DeepSeek'e çekimser yaklaşmasına neden oluyor.

Şirketin kullanıcı bilgilerini Çin'deki sunucularda sakladığını belirtmesinin, teknolojinin ABD'de benimsenmesine engel olacağını düşünenler var.

Ancak DeepSeek'in verileri saklayan tek şirket olduğu söylenemez. OpenAI, yeni piyasaya sürdüğü Operator'da kullanıcılar konuşmayı silse bile verileri 90 güne kadar saklayabileceğini duyurmuştu.

Ayrıca ChatGPT'deki konuşmalar da aracı geliştirmek için kullanılabiliyor. 

DeepSeek'e yönelik bir diğer endişeyse taraflı davranması. Çin merkezli modeller, "temel sosyalist değerleri içermesi" gerektiği için Tayvan'ın özerkliği gibi belirli konular hakkında yanıt vermiyor. Ancak Ars Technica'ya göre model bulutta değil, Çin dışında yerel olarak çalıştırıldığında böyle bir sınırlama yaşanmıyor. 

Bazıları bu şekilde uygulanan sansürün, yapay zekanın yanlış cevaplar üretmesinden daha kötü olduğunu düşünüyor.

6) DeepSeek yalan mı söylüyor?

DeepSeek'in yeni modellerinin sergilediği performansı ölçen testlerin güvenli olmadığını öne sürenler var.

Ayrıca şirketin, modelleri bu testleri geçecek şekilde eğittiği ihtimali de tartışılıyor.

Bu iddiaların doğruluğu hakkında net bir şey söylemek henüz mümkün değil. Ancak diğer şirketlerin araçlarının da benzer testlere tabi tutulduğunu söylemekte fayda var. Uzmanlar bu testlerin her zaman gerçek kullanımdaki performansı yansıtmayabileceğini ifade ediyor.

Şirkete yönelik bir diğer suçlamaysa, modelini aslında 50 bin adet NVIDIA H100 çipiyle geliştirdiği ancak ihracat kısıtlamaları nedeniyle bunu açıklayamadığı yönünde.

Teknoloji milyardei Elon Musk da bu iddialar hakkında "Belli ki öyle" diyerek görüşünü ifade etti.

Çin merkezli şirketin başarısıyla ilgili en çarpıcı soru işaretlerinden biriyse kendisini ChatGPT sanması.

TechCrunch'ın geçen ay aktardığı üzere V3'e hangi model olduğunu soran kullanıcılar "Ben ChatGPT'yim" yanıtını alıyor. Bu durum, V3'ün eğitiminde kullanılan verilere dair soru işaretleri yaratıyor.

DeepSeek, V3'ün eğitim verilerinin kaynağı hakkında fazla bilgi vermiyor. Ancak GPT-4'ün ürettiği halka açık metinleri içeren verilerle eğitildiyse, model GPT-4'ün çıktılarından bazılarını ezberlemiş ve bunları tekrarlıyor olabilir.

Uzmanlar bunun kazayla yaşanabileceğini ancak kasten OpenAI aracının verisiyle eğitilmiş olabileceğini de söylüyor.

OpenAI, kendisiyle rekabet eden modeller geliştirmek için araçlarının yanıtlarını kullanmaya izin vermiyor.

Independent Türkçe



Küresel petrol stokları İran savaşına daha ne kadar dayanabilir?

ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
TT

Küresel petrol stokları İran savaşına daha ne kadar dayanabilir?

ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)
ABD ve İran, Hürmüz Boğazı'yla ilgili anlaşmazlığı çözemiyor (Reuters)

ABD, İran'a yönelik ablukayı sıkılaştırırken küresel petrol piyasalarının savaşa ne kadar dayanabileceği merak ediliyor.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, dünkü açıklamasında İran'a uygulanan deniz ablukasının süresiz devam edebileceğini duyurdu.

Reuters'ın analizine göre 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in saldırılarıyla başlayan savaşta şimdiye dek küresel piyasada 2,6 milyar varil petrol kaybedildi.  

Saudi Aramco'ya göre günlük kayıp Körfez'de 11 milyon varile ulaşırken, çoğu analist küresel arz açığının günde yaklaşık 5 milyon varile ulaştığını söylüyor.

Ukrayna, Kazakistan'dan Rusya'nın Karadeniz kıyısındaki Novorossiysk Limanı'na günde 1,8 milyon varil petrol taşıyan Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu'na (CPC) temmuz sonunda drone saldırısı düzenlemişti. Bunun açığı daha da artırmış olabileceği belirtiliyor. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, küresel petrol piyasasında istikrar için Kiev'den saldırıları durdurmasını istemişti.

Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) hesaplamasına göre, ülkelerin elindeki ticari ve kamu petrol stoklarının toplamı yaklaşık 1,5 milyar varil. Ancak bunun tamamı acil durumda piyasaya sürülebilecek rezervlerden oluşmuyor.

Devletlerin doğrudan kontrolünde olan ve acil durumda kullanılabilecek petrol rezervleri yaklaşık 900 milyon varil. Analize göre günlük 5 milyon varillik arz açığının tamamen bu kaynaktan kapatılması halinde kritik eşik olarak belirlenen süre 180 güne denk geliyor. Yani mevcut arz açığı sözkonusu rezervlerden 180 gün daha kapatılabilir. Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiğinin normale dönmesi, arzın toparlanması ve üretimin başka bölgelerde artmasıysa bu süreyi değiştirebilir.

Diğer yandan ABD'nin Stratejik Petrol Rezervi de 1983'ten bu yana en düşük seviyesine geriledi. Stratejik rezerv altyapısında yaşlanma, bakım eksiklikleri ve bazı depolama sahalarındaki sorunlar petrolün piyasaya ulaştırılması sürecinde sorun yaratabilir.

Uzmanlar özellikle dizel ve jet yakıtı stoklarının 5 yılın en düşük seviyesinde olduğuna işaret ediyor. İran ve Rusya-Ukrayna savaşlarının rafinerilere zarar vermesi bu ürünlerdeki sıkışıklığı daha da artırdı.

Öte yandan analize göre Çin, savaş öncesinde Hürmüz Boğazı üzerinden yaptığı günlük yaklaşık 5,5 milyon varillik ithalatı neredeyse bir yıl sürdürebilir. Pekin elindeki miktarı açıklamasa Asya devinin 1 ila 1,7 milyar varillik stoku olduğu tahmin ediliyor.

Independent Türkçe, Reuters, Financial Times


OPEC, 2027'de petrol talebinin artacağı konusunda iyimser

Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
TT

OPEC, 2027'de petrol talebinin artacağı konusunda iyimser

Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)
Petrol platformu maketinin arkasında OPEC logosu (Reuters)

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) dün yaptığı açıklamada, 2027 yılında küresel petrol talebindeki büyüme beklentisini günlük yaklaşık 2,2 milyon varile yükseltti. OPEC, bir önceki tahmininde büyümenin günlük 1,9 milyon varil olacağını öngörmüştü.

OPEC, 2026'nın son çeyreğinde küresel petrol talebine ilişkin tahminini biraz aşağı çekerek günlük 107,66 milyon varile indirdi. Geçen ayki tahmin günlük 107,72 milyon varil düzeyindeydi. Buna karşın örgüt, 2026 yılı toplam küresel petrol talebi tahminini günlük 105,16 milyon varilden 105,74 milyon varile yükseltti.

2027 yılı için OPEC, küresel petrol talebinin günlük 107,90 milyon varile ulaşmasını bekliyor. Bu rakam, temmuz ayında açıklanan günlük 107,88 milyon varillik tahminle büyük ölçüde aynı seviyede bulunuyor.

Öte yandan OPEC, OPEC+ ittifakı dışındaki üreticilerin petrol arzındaki büyüme tahminini 2026 için günlük 640 bin varilde sabit tuttu. Bu rakam, temmuz ayındaki tahminle aynı. Örgüt, 2027 yılında OPEC+ dışı üreticilerin arzının günlük 620 bin varil artacağı yönündeki öngörüsünü de değiştirmedi.


SAL, Suudi Arabistan’ın küresel bir lojistik merkezi olarak konumunu pekiştirmek için uluslararası genişlemeye odaklanıyor

Suudi Arabistan merkezli SAL şirketi, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan merkezli SAL şirketi, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
TT

SAL, Suudi Arabistan’ın küresel bir lojistik merkezi olarak konumunu pekiştirmek için uluslararası genişlemeye odaklanıyor

Suudi Arabistan merkezli SAL şirketi, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan merkezli SAL şirketi, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefliyor. (Şarku’l Avsat)

Suudi Lojistik Hizmetleri Şirketi (SAL) CEO’su Omar Hariri, şirketin Suudi Arabistan bağlantılı ticaret koridorlarını destekleyen ölçülü yatırım ve satın almalar yoluyla ülke dışına açılmanın yanı sıra kargo yer hizmetleri, lojistik hizmetler ve SAL lojistik bölgelerindeki faaliyetlerini geliştirmeye dayalı, uluslararası varlığa sahip entegre bir lojistik platformuna dönüşmeyi hedefleyen bir genişleme stratejisini uygulamaya devam ettiğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan Hariri, kargo yer hizmetleri sektörünün önümüzdeki yıllarda da şirketin gelirlerinin ana sütunu olmayı sürdüreceğini, ancak lojistik hizmetler sektörünün katkısının kademeli olarak artmasının yanı sıra SAL lojistik bölgesinin de uzun vadeli büyüme için ek bir itici güce dönüşmesinin beklendiğini ifade etti.

Hacim artışı

Hariri, şirketin fiyatlandırma disiplinini koruyup operasyonel verimliliği artırırken havayolu şirketlerinden oluşan müşteri tabanını genişletmeye, elleçleme hacimlerini büyütmeye ve kargo karmasını iyileştirmeye devam ettiğini belirtti. SAL’ın nitelikli satın almalar yoluyla büyüme fırsatlarını da incelediğini kaydeden Hariri, bunun son örneğinin Belçika’daki Aviapartner Liege SA şirketinin satın alınması olduğunu ifade etti.

Lojistik hizmetler sektörünün depolama merkezlerinin yüksek doluluk oranları, sözleşmeli lojistik hizmetlerindeki genişleme ve karayolu bağlantı hizmetlerindeki büyümenin etkisiyle gelecekteki en önemli büyüme itici güçlerinden birini temsil ettiğini ekleyen Hariri, sektörün faaliyet kârlılığındaki sürekli iyileşmeyle birlikte gelirlerde çift haneli büyüme kaydetmeye devam ettiğini bildirdi.

Finansal sonuçlar

Finansal sonuçlara değinen Hariri, SAL’ın 2026 yılı ikinci çeyreğinde tarihinin en iyi çeyreklik performansını kaydettiğini belirtti. Bu dönemde gelirler yüzde 30 artışla 512 milyon riyale (136,5 milyon dolar) ulaşırken, faaliyet kârı yüzde 24 büyüyerek 213 milyon riyal (56,8 milyon dolar) seviyesinde gerçekleşti. Şirketin net kârı yüzde 18 artışla 191 milyon riyale (50,9 milyon dolar) yükselirken, faaliyet kâr marjı ise yüzde 41,6 oldu.

sdfgt
SAL şirketinin CEO’su Omar Hariri (Şarku’l Avsat)

Gelirlerdeki büyümenin kârdan daha hızlı gerçekleşmesinin, yapısı gereği daha yüksek operasyonel maliyet gerektiren lojistik hizmetler faaliyetlerinin genişlemesinden ve gelecek büyüme aşamalarına hazırlık amacıyla altyapı ile operasyonel kapasiteye yapılan yatırımların sürdürülmesinden kaynaklandığını açıkladı.

Hariri, şirketin yılın ikinci yarısındaki performansının bölgedeki operasyonel çevrenin seyri, ithalat talebi, elleçleme hacimleri, kargo karması, lojistik hizmetler ve SAL lojistik bölgesi projelerindeki ilerleme ile uluslararası genişleme planları gibi çeşitli faktörlerden etkileneceğini belirtti.

Lojistik hizmetler ile kargo yer hizmetlerini birbirine rakip iki sektör olarak değil, tek bir ekosistemin birbirini tamamlayan unsurları olarak gördüklerini vurgulayan Hariri, amacın kargo elleçlemeden depolama, dağıtım, sözleşmeli lojistik ve karayolu bağlantı hizmetlerine kadar uzanan entegre lojistik çözümleri sunmak olduğunu kaydetti. Hariri, bu yaklaşımın yer hizmetleri sektörünün merkezi rolüne halel getirmeksizin gelir kaynaklarının çeşitliliğini artırdığını ifade etti.

Jeopolitik gerilimler

Bölgedeki jeopolitik gerilimlerin etkisine değinen Hariri, bazı havayolu şirketlerinin hava sahası kullanımında karşılaştığı kısıtlamalar nedeniyle bu durumun SAL’ın operasyonlarına yansımasının sınırlı ve geçici olduğunu, esas olarak bazı kargo rotalarının yeniden yönlendirilmesi ve kapasite yönetimiyle sınırlı kaldığını açıkladı.

Şirketin Suudi Arabistan’daki havalimanlarında sahip olduğu geniş operasyonel altyapı ile saha ekiplerinin esnekliğinin hizmet sürekliliğinin korunmasına ve kargo akışlarının etkin bir şekilde yeniden yönlendirilmesine katkı sağladığını belirten Hariri, havayolu şirketlerinin kademeli olarak normal operasyonlarına dönmesiyle birlikte hareketliliğin ikinci çeyreğin başından itibaren yeniden ivme kazanmaya başladığına dikkat çekti.

Hariri, bu gelişmelerin Suudi Arabistan’ın Doğu ile Batı’yı birbirine bağlayan stratejik konumundan ve lojistik altyapıya yapılan büyük yatırımlardan yararlanarak yüksek güvenilirliğe sahip bir lojistik merkezi olarak önemini ortaya koyduğunu ifade etti.

Dış genişleme

Uluslararası genişleme planları çerçevesinde Hariri, SAL’ın ikinci çeyrekte şirketin uluslararası yatırımlarını yönetecek bir holding platformu olarak Hollanda merkezli SAL International Ground Services B.V. şirketini kurduğunu açıkladı. Hariri, büyüme stratejisinin yalnızca coğrafi yayılıma değil, Suudi Arabistan bağlantılı ticaret koridorlarına hizmet etmeye dayandığını vurguladı.

Şirketin Aviapartner Liege şirketini satın almasının, Belçika’nın en büyük, Avrupa’nın ise en büyük beşinci kargo havalimanı olan Liege Havalimanı aracılığıyla SAL’a Avrupa’nın en önemli hava kargo merkezlerinden birinde ülke dışındaki ilk operasyonel platformunu kazandırdığını belirten Hariri, bu hamlenin Suudi Arabistan’ın küresel ticaret koridorlarıyla olan bağını güçlendirdiğini ve şirketin müşteri tabanı ile uluslararası havayolu şirketleriyle olan ilişkilerini genişlettiğini ifade etti.

Hariri, şirketin şu aşamada bu satın almanın entegrasyonuna ve operasyonel ile stratejik hedeflerine ulaşmaya odaklandığını, gelecekte ise ölçülü ve disiplinli bir yaklaşım çerçevesinde yeni satın almalar yapma seçeneğini açık tuttuğunu kaydetti.

Havacılık sektörü

Suudi havacılık sektörüne ilişkin olarak Hariri, sektörde yaşanan büyük genişlemenin yeni havayolu şirketlerinin pazara girmesi, uçuş sayılarının ve uluslararası destinasyonların artmasıyla birlikte SAL’ın iş hacminin büyümesi için doğrudan bir fırsat sunduğunu doğruladı.

Şirketin ikinci çeyrekte Singapore Airlines, Çinli SF Group ile Özbekistan merkezli Fly Khiva ve Centrum Air gruplarıyla yeni anlaşmalar imzaladığını belirten Hariri, bu adımların elleçleme hacimlerini artırdığını ve müşteri tabanını çeşitlendirdiğini ifade etti.

SAL’ın Suudi Arabistan’daki havalimanlarında operasyonel kapasitelerini artırmaya, SAL lojistik bölgesini geliştirmeye ve verimlilik ile üretkenliği yükseltmek amacıyla ileri dijital çözümleri benimsemeye yönelik yatırımlarına devam ettiğini ekleyen Hariri, Yönetim Kurulu’nun havacılık ve lojistik sektöründe beklenen büyümeyi karşılamaya yönelik şirket hazır bulunuşluğunu sağlamak adına özel yatırımları onayladığını bildirdi.

SAL 2030 Vizyonu

Şirketin 2030 vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Hariri, SAL’ın Suudi Arabistan bağlantılı ticaret akışına hizmet eden uluslararası bir operasyonel varlık inşa ederken, kargo yer hizmetleri ve lojistik alanında entegre bir platform sunan ulusal bir lojistik lideri olmayı hedeflediğini söyledi.

Şirketin amacının sadece hacim büyütmek adına coğrafi genişleme sağlamak olmadığını vurgulayan Hariri, Suudi Arabistan merkezli, Krallık’ın ticaret koridorlarına hizmet veren noktalara uzanan bir operasyonel ağ kurmayı hedeflediklerini belirtti. Hariri, hizmet kalitesini ve finansal disiplini koruyarak atılan bu adımların, Suudi Arabistan’ın küresel bir lojistik merkezi olma yönündeki Vizyon 2030 hedeflerini desteklediğini ifade etti.