BM raporu Saddam Hafter'in Libya'da artan nüfuzunu ortaya koydu

Libya’daki paralı askerler ve Mutasım Kaddafi'nin dondurulmuş fonları

Birleşmiş Milletler (BM) raporu Saddam Hafter'in Libya'da artan nüfuzunu ortaya koydu. (AFP)
Birleşmiş Milletler (BM) raporu Saddam Hafter'in Libya'da artan nüfuzunu ortaya koydu. (AFP)
TT

BM raporu Saddam Hafter'in Libya'da artan nüfuzunu ortaya koydu

Birleşmiş Milletler (BM) raporu Saddam Hafter'in Libya'da artan nüfuzunu ortaya koydu. (AFP)
Birleşmiş Milletler (BM) raporu Saddam Hafter'in Libya'da artan nüfuzunu ortaya koydu. (AFP)

Libya'daki mevcut durumu siyasi, insan hakları, güvenlik ve ekonomik vb. açılardan inceleyen bir Birleşmiş Milletler (BM) raporu, Libya Ulusal Ordusu (LUO) Başkomutanı Mareşal Halife Hafter'in oğlu Saddam'ın artan etkisini ortaya koydu. Ayrıca insan hakları ihlalleri ve insan kaçakçılığı operasyonlarının yanı sıra merhum Devlet Başkanı Muammer Kaddafi'nin oğlu Mutasım'a ait Malta'daki dondurulmuş fonlara da atıfta bulundu.

zxsdfrgt
Fethi Başağa, devlet kurumlarının ‘nüfuzlu hırsızlar tarafından paylaşılan ganimetlerden başka bir şey haline gelmediği’ konusunda uyarıda bulunduğunu söyledi. (Şarku’l Avsat)

Libya'nın doğusundaki hükümetin eski Başbakanı Fethi Başağa dün yaptığı açıklamada, BM raporuna tepki gösterdi ve daha önce ‘devlet kurumlarının, güçlerini dayatmak ve insan haklarını en iğrenç şekillerde ihlal etmek için şiddet ve gözdağı kullanan nüfuzlu hırsızlar ve silahlı gruplar tarafından paylaşılan ganimetlerden başka bir şey olmadığı’ konusunda uyarıda bulunduğunu söyledi.

Dün açıklanan raporda Saddam Hafter'in Libya'daki faaliyetlerine dikkat çekilerek, babası tarafından Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı olarak atanmasının, Hafter'in LUO güçleri üzerindeki kontrolünü ve dış ilişkiler de dahil olmak üzere Libya'nın doğusundaki bazı kilit yönetim işlevlerini güçlendirmede önemli bir adım olduğu belirtildi. Korgeneral rütbesine sahip olan Saddam, bölgedeki devlet başkanlarından oluşan seçkin bir grupla görüşmek üzere seyahat etti. BM raporunda onun için, “Kara kuvvetlerinin komutanı olarak, Libya'nın güneyinde bölgesel olarak üzerinde anlaşmaya varılan güvenlik düzenlemelerini uygulama konusunda tartışmasız bir kabiliyete sahip” denildi.

BM ekibi, Saddam'ın Niamey'deki hükümetle ilişkisinin Salvador üçgenindeki Arap Silahlı Kuvvetleri operasyonlarının yeniden yapılandırılmasına yol açtığını ve Ağustos 2024 başlarında Libya'nın güneybatısındaki Brak eş-Şati, Gat, Gatrun, Sebha ve Ubari'deki varlığının büyük bir zırhlı araç konvoyuyla takviye edildiğini bildirdi.

xscdfgrt
Birleşmiş Milletler (BM) raporuna göre Mareşal Halife Hafter liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu (LUO), kötüleşen güvenlik durumunu bölgesel nüfuzunu arttırmak için kullandı. (Reuters)

Rapor, LUO'nun güney sınırında kötüleşen güvenlik durumunu, özellikle Çad ve Nijer ile güvenlik iş birliği yoluyla bölgesel nüfuzunu arttırmak için kullandığını savunuyor. Rapor, Libya'daki güvenlik durumunun Sudan'daki çatışmadan doğrudan etkilendiğini belirtiyor. Raporda ayrıca, Libya'daki düzensiz göçmenlerin yerel ve uluslararası çeteler tarafından ticaretinin yapıldığı, cinsel istismara ve mali şantaja maruz kaldıkları belirtilerek, Libya'daki üç büyük kaçakçılık şebekesinin ‘yasadışı faaliyetlerinin finansmanını artırmak için operasyonlarını genişlettiği’ ifade ediliyor.

Uluslararası insancıl hukuk ve insan hakları yasalarını sistematik olarak ihlal eden beş Libyalı silahlı grubun tespit edildiği raporda, “Libya'daki silahlı gruplar devlet kurumları üzerinde eşi benzeri görülmemiş bir etki düzeyine ulaşmıştır. Bu etki, Libya'nın batısındaki devlet kurumlarının görevlerini bu grupların çıkarları dışında yerine getirme kabiliyetlerini etkilemiştir” denildi.

Dün bir basın açıklaması yapan Başağa, BM raporunun ‘Libya'yı, etkili hesap verebilirlik mekanizmalarının yokluğu ve devlet kurumlarını yasadışı zenginleşme ve siyasi haydutluk araçlarına dönüştüren cezasızlık politikasının devam ettiği baskı ve zulüm dönemlerine geri döndürdüğünü’ söyledi.

‘Kanıtların ve reddedilemez gerçeklerin varlığına rağmen, gözetim makamlarının yolsuzluğu ortaya çıkarma ve yolsuzluğa karışanları caydırma rollerini yerine getirememelerini şiddetle kınadığını’ ifade eden Başağa sözlerini şöyle sürdürdü: “Adalet makamlarının devam eden sessizliği artık kabul edilebilir ya da haklı görülebilir değildir… Sessizlikteki suç ortaklığı sadece kaosu derinleştirecek ve yolsuzluk yapanların ellerini serbest bırakacaktır.”

Yurtdışında dondurulan fonlarla ilgili olarak BM ekibi, Mutasım Kaddafi'nin Malta'da dondurulan fonlarından bahsetti. Bu konuda raporda şu ifadeler yer aldı: “BM heyeti, Malta mahkemesinin 28 Haziran 2022'de, ilgili kararlarda bu prosedürden istisna veya muafiyet olmaması durumunda, dondurulmuş fonların Libya'ya iade edilmesine ilişkin kararında mal varlığının dondurulmasının ihlal edildiğini ve komiteye bildirimde bulunmaksızın dondurulmuş fonlardan yüksek bakiyeler için ücret kesilmesi durumunda mal varlığının dondurulmasına uyulduğunu tespit etmiştir.”

BM ekibi ayrıca, 10 ülke ve 16 finans kuruluşunun ‘Libya'ya ait varlıkların dondurulmasına uymadığını ve bazı uyumsuzluk vakalarının bu varlıkların erozyona uğramasına neden olduğunu’ bildirdi.

asdfrgty
Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH), Bank of Valletta'daki dondurulmuş banka mevduatlarından 95 milyon Euro'yu (100 milyon dolar) geri almaya çalıştı. (UBH)

Libya Ulusal Birlik Hükümeti (UBH), Kaddafi ailesiyle bağlantılı olan Bank of Valletta'daki dondurulmuş banka mevduatlarından 95 milyon Euro'yu (100 milyon dolar) geri almaya çalıştı. Bu fonların Kaddafi'nin oğlu Mutasım'a ait olduğuna inanılıyor. Libyalı yetkililer 2012 yılından sonra bu fonların izini sürebildi ve Mutasım'ın bu fonları Malta'da kendi adına kayıtlı bir şirket adı altında tuttuğunu tespit etti.

Kaddafi'nin dördüncü oğlu olan Mutasım üst düzey bir ordu yetkilisiydi ve hükümet karşıtı protestocular tarafından Sirte Savaşı'nda öldürülmeden önce 2008'den 2011'e kadar Libya'nın ulusal güvenlik danışmanı olarak görev yaptı.

Libya'nın yurtdışında dondurulan tüm varlık ve fonlarının değerinin 67 milyar dolar olduğu tahmin ediliyor. UBH Başbakanı Abdulhamid Dibeybe daha önce Belçika'yı dondurulmuş fonları ele geçirmeye çalışmakla suçlamıştı.

xscdfergty
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Trablus yakınlarında Libyalı subayları eğitiyor. (Şarku’l Avsat)

Libya'daki yabancı güçlerle ilgili olarak BM raporu, Suriyeli savaşçıların Trablus çevresinde, UBH’ye bağlı güçlerin Genelkurmay Başkanlığı’na bağlı Hamza Kampı, el-Vetıyye Hava Üssü, Salahaddin Polis Okulu ve Suk el-Hamis bölgesi dahil olmak üzere çeşitli yerlerde yoğunlaştığını bildirdi.

Rapor, ‘paralı askerlerin’ bazı koşullarını izlemesine rağmen, Libya'nın artık ‘Suriyeli savaşçılar için arzu edilen bir yer’ olmadığını kaydetti ve 4 Nisan 2019'da başkent Trablus'taki savaşa katılan ‘bu unsurların maaşlarında önemli bir düşüşten’ bahsetti. Raporda, ‘Libyalı iki üst düzey askeri yetkilinin yardımıyla 13 Suriyeli savaşçının Libya'dan İtalya'ya geçtiği’ ifade edildi.

Raporda söz konusu iki subayın isimleri açıklanmadı, ancak insan kaçakçılığı ağlarını kullanan subayların varlığından söz edildi. Ayrıca, insan hakları kaynaklarının daha önce Şarku’l Avsat'a ‘güvenlik ve askeri yetkililerin düzensiz göçmen kaçakçılığına karıştığı ve bundan kazanç sağladıkları’ konusunda konuştuklarına dikkat çekildi.

Raporda ayrıca Rus paralı asker grubu Wagner’in doğu ve güney Libya'da LUO ile iş birliği yapan unsurlarına da değinildi. Suriyeli savaşçıların yanı sıra bu unsurların el-Hadim hava üssünde görüldüğü belirtildi.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.