İsrail, Suriye’deki yeni yönetimin ‘Dürzilere saldırması halinde’ askeri müdahalede bulunmakla tehdit ettihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5117552-i%CC%87srail-suriye%E2%80%99deki-yeni-y%C3%B6netimin-%E2%80%98d%C3%BCrzilere-sald%C4%B1rmas%C4%B1-halinde%E2%80%99-askeri
İsrail, Suriye’deki yeni yönetimin ‘Dürzilere saldırması halinde’ askeri müdahalede bulunmakla tehdit etti
Suriye topraklarında konuşlanan İsrail askerleri (İsrail ordusu)
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz dün akşam yaptığı açıklamada, Suriye’deki yeni yönetimin ‘Dürzilere saldırması halinde’ Şam güçlerine karşı Suriye'ye askeri müdahalede bulunma tehdidinde bulundu.
Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre İsrail Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan açıklamada Katz’ın “Suriye'deki aşırıcı terörist rejimin Dürzilere zarar vermesine izin vermeyeceğiz. Suriye’deki yeni yönetim Dürzilere saldırırsa, bizim tarafımızdan sonuçlarıyla yüzleşecektir. Orduya hazırlık yapmasını ve kesin ve net bir uyarı göndermesini emrettik; Yeni yönetim Dürzilere zarar verirse, biz de onlara zarar veririz” ifadeleri yer aldı.
Suriye İnsan Hakları Gözlemevi'ne (SOHR) göre cuma günü başlayan gerginliğin ardından dün Şam yakınlarındaki Ceramana banliyösünde yeni Suriye yönetimine bağlı güvenlik personeli ile yerel Dürzi militanlar arasında çıkan çatışmalarda bir kişi öldü, dokuz kişi de yaralandı.
Şam'ın güneydoğusundaki Ceramana banliyösü, çoğunluğu Dürzi, Hıristiyan ve 2011'den bu yana Suriye'de devam eden savaş sırasında yerlerinden edilmiş ailelere ev sahipliği yapıyor.
Burası, 7 Aralık'ta Beşşar Esed'in devrilmesinin arifesinde, bölge sakinlerinin Esed'in adını taşıyan ana meydanda babası Hafız Esed'in büstünü devirdiği ilk yerlerden biriydi.
SOHR, “Ceramana bölgesinde yeni yönetime bağlı güvenlik unsurları ile bölgeyi korumakla görevli yerel silahlı kişiler arasında çıkan çatışmalarda bir kişi öldü, dokuz kişi de yaralandı” dedi. SOHR, ölen kişinin sivil mi yoksa yerel silahlı bir kişi mi olduğunu belirleyemedi.
Suriye'deki yeni yönetime bağlı güvenlik güçleri mensupları (SANA)
SOHR'a göre bölgedeki gerginlik cuma günü Ceramana'daki bir kontrol noktasında iki taraf arasında çıkan tartışmanın ardından silahlı kişilerin ateş açması sonucu bir güvenlik gücü mensubunun ölmesi ve bir diğerinin de yaralanmasıyla başladı.
Suriye resmi haber ajansı SANA'nın Şam Kırsalı Emniyet Müdürü Yarbay Hüsam et-Tahan'dan aktardığına göre, Suriye Savunma Bakanlığı mensuplarının yakınlarını ziyaret etmek için şehre girerken kontrol noktasında durdurulduklarını ve silahlarıyla şehre girmelerinin engellendiğini belirtti. Et-Tahan'ın aktardığına göre, Suriye ordusu personeli, silahları kontrol noktası personeline teslim ettikten sonra araçlarına doğrudan ateş açıldığını ve bir personelin açılan ateş sonrası yaşamını yitirdiğini, bir personelin ise yaralandığını ileri sürdü.
Yerel silahlı kişilerin daha sonra Ceramana'daki bir polis karakoluna saldırdığını ve polis memurlarının buradan çıkarıldığını belirten et-Tahan, “Ceramana kentinin ileri gelenleriyle iş birliği içinde ateş açma olayına karışan herkesi takip etmek için çabalarımızı sürdüreceğiz” dedi. Et-Tahan, benzer olayların ‘Suriye'nin güvenliği, istikrarı ve birliği’ üzerindeki yansımaları konusunda uyarıda bulundu.
Daha sonra Ceramana'nın ileri gelenleri bir bildiri yayınlayarak, ‘tüm istismarcıların ve kanun kaçaklarının üzerindeki örtünün kaldırıldığını’ ifade ettiler ve ‘sorumlu olduğu kanıtlanan’ herkesi ‘adil cezalarını almaları için yetkili makamlara’ teslim etme sözü verdiler.
Yeni yönetimin 8 Aralık'ta Şam'a gelmesinden bu yana birçok bölgede çatışmalar ve silahlı saldırı olayları yaşandı. Güvenlik yetkilileri bu olayların arkasında eski rejime bağlı militanların olduğunu iddia etti. Yetkililer, ‘eski rejimin kalıntılarını’ hedef aldığını söyledikleri güvenlik operasyonları yürütüyor.
Bölge sakinleri zaman zaman, yetkililerin ‘münferit olaylar’ olarak tanımladıkları ve sorumluları kovuşturma sözü verdikleri evlere el koyma, saha infazları ve adam kaçırma gibi ihlalleri bildiriyor.
Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şera'nın 13 yıl önce başlayan yıkıcı çatışmaların ardından karşılaştığı en büyük zorluklardan biri Suriye genelinde güvenliği sağlamak ve kontrol etmek.
Bağdat: 5 bin DEAŞ mensubu Suriye’den Irak’a nakledildi... DEAŞ mensuplarının iaşesinden DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu sorumlu
DEAŞ mensuplarını Kamışlı’dan Irak’a taşıyan bir konvoy (Reuters)
Irak Adalet Bakanlığı Sözcüsü Ahmed el-Luaybi, Suriye’den Irak’a terörist nakline ilişkin hükümet prosedürlerinin ‘sağlam ve hukuka uygun’ olduğunu açıkladı.
El-Luaybi, Irak Haber Ajansı’na (INA) yaptığı açıklamada, şimdiye kadar Suriye’den Irak’a 5 bin 64 teröristin nakledildiğini belirtti. Bunlar arasında 270’ten fazla Iraklı, 3 binden fazla Suriyeli ve farklı ülke vatandaşlarının da bulunduğunu ifade etti.
Söz konusu kişilerin tamamının tek bir cezaevinde toplandığını kaydeden el-Luaybi, haklarında Irak yasalarına göre soruşturma yürütüleceğini ve yargılanacaklarını söyledi. Irak’ın DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu’nun (DMUK) temel unsurlarından biri olduğunu vurgulayan el-Luaybi, bu kişilerin Irak’ta tutulmasının ve barındırılmasının koalisyonun talebi doğrultusunda gerçekleştiğini dile getirdi.
ABD askeri araçları, Suriye'nin Kamışlı kentinde DEAŞ mensuplarını Suriye'den Irak'a taşıyan otobüslere eşlik ediyor... 8 Şubat 2026 (Reuters)
El-Luaybi, Adalet Bakanı Halid Şevani’nin, söz konusu teröristlere ilişkin alınan tüm önlemlerin DMUK ile koordinasyon içinde yürütüldüğünü teyit ettiğini aktardı. El-Luaybi ayrıca, DEAŞ mensuplarının iaşe giderlerinin Irak tarafından değil, koalisyon tarafından karşılandığını vurguladı.
Irak’ın, Suriye’deki cezaevlerinde tutulan 7 bin DEAŞ unsurunu aşamalı olarak teslim almaya hazırlandığı belirtiliyor. Bu kapsamda, örgüte mensup 150 kişiden oluşan ilk grubun 26 Ocak’ta Irak’a ulaştığı kaydedildi.
Mısır, Sudan ve Somali’nin birliğini desteklemek için Afrika’yı harekete geçirdihttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5240446-m%C4%B1s%C4%B1r-sudan-ve-somali%E2%80%99nin-birli%C4%9Fini-desteklemek-i%C3%A7in-afrika%E2%80%99y%C4%B1-harekete
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün düzenlenen Somali ve Sudan konulu Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’nda konuşurken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır, Sudan ve Somali’nin birliğini desteklemek için Afrika’yı harekete geçirdi
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün düzenlenen Somali ve Sudan konulu Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’nda konuşurken (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır, Addis Ababa’da düzenlenen Afrika Birliği (AfB) Yürütme Konseyi toplantıları ve zirve oturumları kapsamında Sudan ve Somali’nin birliğine destek amacıyla Afrika nezdindeki temaslarını yoğunlaştırdı. Dün gerçekleştirilen diplomatik görüşmelerde, Kahire’nin Hartum ve Mogadişu’daki istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları öne çıktı.
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün düzenlenen Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, ülkesinin AfB bünyesindeki Barış ve Güvenlik Konseyi’nin Sudan’ın birliği ve egemenliğini destekleyen tüm karar ve açıklamalarına verdiği desteği yineledi. Abdulati, milis güçlerin işlediği tüm ihlalleri ve Sudan’ı bölmeye yönelik girişimlerini kınadıklarını ifade etti.
Abdulati, Mısır’ın Sudan’da barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik taahhüdünü yineleyerek, kapsamlı bir insani ateşkese ulaşılması, bunun kalıcı ateşkese dönüşmesi ve insani yardımların acilen ulaştırılması için yürütülen çabaları aktardı. Mısır’ın çözüm sürecini desteklemek amacıyla uluslararası ve bölgesel taraflarla etkin temas halinde olduğunu belirten Abdulati, Sudanlılara yardımcı olabilecek tüm girişimlere açık olduklarını vurguladı.
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün Afrika Birliği (AfB) Siyasi İşler, Barış ve Güvenlik Komiseri ile bir araya geldi. (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır’ın silahlı milislerin işlediği suç ve ihlalleri tamamen kınadığını dile getiren Abdulati, Sudan’daki ulusal devlet kurumlarının desteklenmesi, ülkenin birliği ve egemenliğinin korunması ve güvenlik ile istikrarın sağlanması için bu kurumların görevlerini yerine getirebilmesinin önemine dikkat çekti. Bunun, barışın yeniden tesisi ve halkların kalkınma ile istikrar yönündeki beklentilerinin karşılanması açısından temel dayanak olduğunu belirtti.
Bölünmenin reddi
Somali’ye ilişkin değerlendirmesinde Abdulati, Somali devlet kurumlarının inşası sürecinde kaydedilen ilerlemeyi memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, Mısır’ın Somali’nin birliği, egemenliği ve toprak bütünlüğüne verdiği desteğin kararlılıkla sürdüğünü vurguladı. Abdulati, Somali’nin istikrarı ve güvenliğine zarar verebilecek, Afrika Boynuzu’nda bölgesel barış ve güvenliği, ayrıca Kızıldeniz ve Aden Körfezi’nin emniyetini tehdit edebilecek her türlü dış müdahale ve bölme girişimine karşı olduklarını ifade etti.
Abdulati, Kızıldeniz’e kıyısı olmayan ülkelerin Afrika Boynuzu’ndaki kırılgan durumu istismar ederek sahillerde askeri varlık oluşturma çabalarını Mısır’ın kesin bir dille reddettiğini belirtti. Bu tür adımların egemenlik ilkelerine ve devletlerin iç işlerine müdahale yasağına açık aykırılık teşkil ettiğini, bölgesel gerilimleri artırabileceğini kaydetti.
Aynı bağlamda Abdulati, Mısır’ın Somali’de devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve özellikle terörizmle mücadele kapsamında güvenlik ve istikrarın tesisine yönelik kapasitenin artırılması çabalarına desteğini sürdüreceğini dile getirdi. Bölgesel ve uluslararası çabaların eşgüdüm içinde yürütülmesinin ve bu tehditlerin kaynaklarının kurutulmasının önemine dikkat çekti.
Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati dün Somalili mevkidaşı ile yaptığı görüşmede (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Mısır Afrika İşleri Konseyi Başkan Yardımcısı Salah Halime ise Sudan ve Somali konusunda Mısır’ın istikrarın korunması, devletlerin birliği ve toprak bütünlüğünün savunulması yönünde net bir tutum sergilediğini söyledi.
Salah Halime, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır’ın defalarca vurguladığı ‘kırmızı çizgilerin’ paralel yapılar oluşturulmasına ya da devletin birliği ve toprak bütünlüğünü zayıflatacak adımlara karşı çıkmak olduğunu belirtti. Ayrıca Sudan ve Somali halklarının imkân ve kaynaklarının korunmasının yanı sıra iç işlerine müdahale edilmemesinin de temel ilke olduğunu ifade etti.
Meşruiyeti desteklemek
Salah Halime, söz konusu ilkelerin uluslararası hukuka ve AfB’nin ‘miras alınan sınırların dokunulmazlığı’ ilkesine dayandığını belirterek, bazı güçlerin ise bazı ülkelerin birliğini parçalamaya yönelik ‘ters yönde’ adımlar attığını söyledi. Salah Halime, Mısır’ın Sudan’da bölgesel ve uluslararası düzeyde tanınan mevcut yönetimi desteklediğini, Somali’de ise meşru yönetimin yanında yer aldığını ifade etti.
Dün düzenlenen Somali ve Sudan konulu Barış ve Güvenlik Konseyi Bakanlar Toplantısı’ndan (Mısır Dışişleri Bakanlığı)
Abdulati dün, AfB’ye bağlı Barış ve Güvenlik Konseyi’nin Sudan’daki gelişmelere ilişkin düzenlediği istişare toplantısına başkanlık etti. Abdulati, Sudan’ın istikrarının, kaosun ve silahların yayılmasının ve terör tehdidinin artmasının önüne geçilmesi açısından acil bir bölgesel gereklilik olduğunu vurguladı. Kapsamlı bir ateşkese ulaşılması, yardımların engellenmeden ulaştırılmasını sağlayacak etkin bir insani sürecin başlatılması ve eş zamanlı olarak tamamen Sudanlıların sahipliğinde kapsayıcı bir siyasi sürece zemin hazırlanmasının önemine işaret etti; bu çerçevede Dörtlü Mekanizma’nın çabalarına destek verilmesi gerektiğini kaydetti.
Siyaset bilimi profesörü ve Afrika uzmanı Dr. Necla Muri ise Mısır’ın Sudan ve Somali konusundaki temaslarının hem ikili hem de çok taraflı düzeyde yürütüldüğünü belirtti. Muri, bunun Mısır’ın rolü ile AfB Barış ve Güvenlik Konseyi’nin Sudan ve Somali’deki gelişmeleri takip etme sorumluluğundan ve Kahire’nin kıtadaki bölgesel örgütlerle sürekli temas içinde olma yaklaşımından kaynaklandığını söyledi.
Muri, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Mısır’ın Sudan’da barış ve istikrarın sağlanmasında önemli bir rol üstlendiğini, Kahire’nin Sudan’da güvenliğin tesis edilmesi için tüm kapıları zorladığını ve özellikle Sudan devlet kurumlarının her alanda desteklenmesine vurgu yaptığını ifade etti.
Mısır’ın çabaları
Muri, Mısır’ın Sudan’a destek amacıyla çok sayıda etkinliğe ev sahipliği yaptığını belirtti. Bunlar arasında Temmuz 2024’te düzenlenen Sivil Siyasi Güçler Forumu, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve ABD ile birlikte yürütülen Uluslararası Dörtlü çalışmaları ve ocak ayında Birleşmiş Milletler (BM) iş birliğiyle gerçekleştirilen Sudan’da barış girişimlerinin güçlendirilmesine ve koordinasyonuna yönelik beşinci istişare toplantısı yer alıyor. Muri, Mısır’ın Sudan güvenliğini ‘kırmızı çizgiler’ arasında sayarak, bunun aşılmasına asla izin verilmeyeceğini vurguladığını aktardı.
Muri ayrıca, Mısır’ın Somali devlet kurumlarının inşasına verdiği önemi ve Somali’nin birliği ile egemenliğini destekleme kararlılığını yineledi; ülkenin bölünmesine yönelik tüm girişimlere karşı durulduğunu belirtti.
Mısır’ın siyaset, güvenlik ve ekonomi alanlarında çeşitli adımlar attığını ifade eden Muri, bu kapsamda Afrika Boynuzu’nda istikrar ve birliği desteklemeye yönelik güvenlik anlaşmalarını örnek gösterdi. Bunlar arasında, Ekim 2024’te Somali ve Eritre ile imzalanan üçlü iş birliği anlaşması bulunuyor; anlaşma Somali’nin birliği ve egemenliğini korumayı, Eritre’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemeyi öngörüyor. Muri, Mısır’ın ayrıca İsrail’in Somaliland’ı tanıma girişimine de karşı çıktığını bildirdi.
Bu çerçevede Abdulati dün bir dizi Afrikalı mevkidaşıyla görüşmeler yaptı. AfB Siyasi İşler, Barış ve Güvenlik Komiseri Bankole Adeoye ile görüşmesinde, Sudan konusunda AfB’nin yaklaşımının ‘Afrika sorunlarına Afrika çözümleri’ ilkesine göre yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı ve Mısır’ın Sudan’ın AfB üyeliğinin yeniden başlamasını desteklediğini ifade etti.
Abdulati, Somali Dışişleri Bakanı Abdüsselam Abdi Ali ile görüşmesinde ise Mısır’ın Somali toprak bütünlüğünü zedeleyecek herhangi bir tek taraflı tanıma girişimine karşı kesin tutum sergilediğini belirtti; bu tür adımların uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve Afrika Boynuzu ile Kızıldeniz bölgesinin istikrarını tehdit ettiğini vurguladı.
Hamas heyeti Kahire’de... Silahsızlanma ve ikinci aşamanın ilerletilmesi üzerine görüşmelerhttps://turkish.aawsat.com/arap-d%C3%BCnyasi/5240364-hamas-heyeti-kahire%E2%80%99de-silahs%C4%B1zlanma-ve-ikinci-a%C5%9Faman%C4%B1n-ilerletilmesi-%C3%BCzerine
Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında tel örgülere tutunmuş Filistinli bir çocuk (AFP)
Kahire:Muhammed Mahmud
TT
Kahire:Muhammed Mahmud
TT
Hamas heyeti Kahire’de... Silahsızlanma ve ikinci aşamanın ilerletilmesi üzerine görüşmeler
Gazze şehrinde yıkılmış binaların enkazı arasında tel örgülere tutunmuş Filistinli bir çocuk (AFP)
Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının uygulanmasına ilişkin ikili temaslar hız kazandı. ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile gerçekleştirdiği görüşmeden, Hamas heyetinin Kahire’ye yaptığı ziyarete kadar uzanan diplomasi trafiğinde, anlaşmanın ikinci aşamasının ilerletilmesi ve hareketin silahsızlandırılmasına ilişkin olası mutabakat arayışları ele alınıyor.
İsrail’in ısrarla gündemde tuttuğu, Hamas’ın ise çekinceyle yaklaştığı ve yeni bir yaklaşım talep ettiği bu kritik dosyada Kahire’nin, bölgenin ve Filistin davasının çıkarlarını gözeten bir çıkış yolu bulmaya çalışacağı belirtiliyor. Uzmanlar, ABD tarafından gündeme getirilen ve söz konusu başlıkta kademeli ilerlemeyi öngören önerinin, 19 Şubat’ta yapılması planlanan ilk Barış Konseyi toplantısı öncesinde masada olduğuna dikkat çekti.
Hamas’ın öncelikleri
Hamas’a yakın bir Filistinli kaynak, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, hareketten bir heyetin Halil el-Hayye başkanlığında Kahire’de bulunduğunu ve ateşkes anlaşmasının maddelerinin uygulanması ile İsrail tarafından sürdürülen ihlallerin ele alındığını söyledi. Kaynak, heyetin gündeminde silahsızlanma dosyasının da yer aldığını, ancak hareketin mevcut önceliğinin Filistin halkının toparlanmasının desteklenmesi ve özellikle Ramazan ayı yaklaşırken insani yardımların artırılması olduğunu belirtti. Aynı kaynak, Hamas’ın ön şart ileri sürmediğini vurgulayarak, Filistin Ulusal Kurtuluş Hareketi’nin (El-Fetih) irade göstermesi halinde Kahire’de Hamas ile El-Fetih arasında bir görüşmenin gerçekleşebileceğini de dışlamadı.
Filistinli gruplara mensup silahlı kişiler, 17 Ocak 2024’te Gazze’de yardım konvoylarını koruyor. (Reuters)
İsrail’in Yedioth Ahronoth gazetesi dün yayımladığı haberde, 19 Şubat’ta ilk toplantısını yapacak olan Barış Konseyi’nden üst düzey bir yetkiliye dayandırdığı bilgide, Hamas’ın silahsızlanmayı kabul ettiğini ve sürecin gelecek ay başlayacağını öne sürdü. Yetkili, “Son olarak hafif silahlar tasfiye edilecek; çünkü Hamas Gazze’deki diğer gruplardan endişe ediyor” ifadesini kullandı.
Bu İsrail kaynaklı sızıntılar, ABD’nin The New York Times gazetesinin Washington yönetiminin Hamas’a yönelik yeni bir teklif hazırladığını yazmasının ardından geldi. Gazeteye göre teklif, İsrail’i vurma kapasitesine sahip ağır silahların teslim edilmesini ve ilk aşamada bazı hafif silahların tutulmasına izin verilmesini öngörüyor.
Söz konusu öneri, Hamas’ın önde gelen isimlerinden Halid Meşal’in pazar günü Doha’da düzenlenen bir forumda silahsızlanmayı tamamen reddetmesinden iki gün sonra gündeme geldi. Meşal, “Halkımız hâlâ işgal altında. Bu nedenle silahsızlanma çağrısı, halkımızı kolayca ortadan kaldırılabilecek ve yok edilebilecek bir kurban haline getirme girişimidir. İsrail ise uluslararası silahlarla donatılmış durumda” dedi.
Meşal ayrıca, başkanlığını Donald Trump’ın yaptığı Barış Konseyi’ne, yaklaşan toplantı öncesinde ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. İsrail Başbakanlık Ofisi ise Başbakan Binyamin Netanyahu’nun, çarşamba günü ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile görüşmesi sırasında, Trump’la yapacağı buluşma öncesinde Barış Konseyi üyeliğine katılım belgesini imzaladığını açıkladı.
Hamas heyetinin Kahire’ye ulaştığının duyurulması, El-Fetih hareketinden bir heyetin salı günü Kahire’de Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından geldi.
Filistinli siyasi analist İbrahim el-Medhun, Hamas ve bazı Filistinli gruplardan oluşan bir heyetin Kahire’de bulunmasının, Gazze Şeridi’nde ‘ertesi gün’ düzenlemelerine yönelik yürütülen çabalardan ve Filistin tarafının onay verdiği ‘barış planının’ hayata geçirilmesi girişimlerinden ayrı değerlendirilemeyeceğini söyledi. El-Medhun, Filistinli taraflar arasında istişarelerin yapılabileceğini, bunun Mısır yönetimiyle sürdürülen koordinasyona paralel ilerleyebileceğini belirterek, El-Fetih hareketi ve Filistin Yönetimi’yle bir diyalog kanalı açılmasının da gündeme gelebileceğini ifade etti.
Silah meselesine ilişkin değerlendirmesinde ise Hamas’ın bu başlıkta erken bir tartışmaya sürüklenme konusunda temkinli davranacağını öne süren el-Medhun, hareketin mevcut aşamada önceliği “saldırıların durdurulması, İsrail’in ‘kırmızı hat’ olarak bilinen sınırlara çekilmesi ve ateşkesin kalıcı hale getirilmesi” dedi. El-Medhun’a göre Hamas ayrıca, ateşkesin korunması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için uluslararası ya da bölgesel güçlerin sahada rol üstlenmesini, Filistin halkının korunmasını ve insani yardımın artırılmasını, bununla eş zamanlı olarak yeniden imar için uygun koşulların oluşturulmasını öncelikli görüyor.
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki el-Meğazi Mülteci Kampı’nda bir duvardaki boşluktan geçen Filistinli çocuklar (AFP)
Filistinli siyasi analist Husam ed-Decni, Hamas’ın tutumunun ‘işgalin sona ermesi karşılığında silahların bırakılması’ yaklaşımına dayandığını belirterek, Washington’un ağır silahlar ve kademeli silahsızlanmaya ilişkin önerisinin ise yeterli güvencelerin sağlanması halinde ilerleyen aşamalarda hareket tarafından tartışılabileceğini söyledi. Ed-Decni, İsrail’in bu dosyayı büyütmeye çalışacağını savunarak, Hamas’ın elindeki roketlerin yaklaşık altı aydır kullanılmadığını ve tükenmiş olabileceğini ifade etti.
Hamas heyetinin Kahire ziyaretine ilişkin açıklama, İsrail ordusunun çarşamba günü Gazze Şeridi’nin kuzeyinde düzenlenen bir operasyon sırasında Hamas’a bağlı Beyt Hanun Taburu Komutanı Ahmed Hasan’ın öldürüldüğünü duyurmasının ardından geldi.
El-Medhun, yaşanan ihlaller ışığında Hamas’ın silah meselesini dış baskı ya da İsrail şartlarıyla değil, kapsamlı bir Filistin uzlaşısı çerçevesinde ve gelecekteki herhangi bir siyasi formülün parçası olarak ele alınması gereken ulusal bir konu olarak gördüğünü belirtti. El-Medhun’a göre İsrail’in bu aşamada silah konusunu gündeme taşıması, özellikle ikinci aşamanın temelini oluşturan çekilme, sınır kapılarının açılması ve yeniden imarın başlatılması maddelerini sekteye uğratma ya da içini boşaltma girişimi niteliği taşıyor.
Ed-Decni, ABD Başkanı Donald Trump’ın kademeli silahsızlanma önerisiyle bu açmazı aşmaya çalışacağını savunarak, Gazze Şeridi’nde konuşlandırılacak istikrar güçlerinin tarafsız olması halinde kabul edilebilir olacağını ve bunun hem Gazze Şeridi’nin hem de bölgenin istikrarı için güvence teşkil edebileceğini dile getirdi.
لم تشترك بعد
انشئ حساباً خاصاً بك لتحصل على أخبار مخصصة لك ولتتمتع بخاصية حفظ المقالات وتتلقى نشراتنا البريدية المتنوعة