Brüksel’deki Suriye’nin Geleceğini Destekleme Uluslararası Konferansı Suriyelileri geçiş hükümeti aracılığıyla değil, uluslararası kuruluşlar aracılığıyla destekliyor

Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani, ülkesinin ‘yabancı gündemlerin dayatılmasını’ reddettiğini vurguladı

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ve AB Komisyonu'nun Akdeniz'den Sorumlu Komiseri Dubravka Suica ile birlikte Brüksel'deki bağışçılar konferansında (EPA)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ve AB Komisyonu'nun Akdeniz'den Sorumlu Komiseri Dubravka Suica ile birlikte Brüksel'deki bağışçılar konferansında (EPA)
TT

Brüksel’deki Suriye’nin Geleceğini Destekleme Uluslararası Konferansı Suriyelileri geçiş hükümeti aracılığıyla değil, uluslararası kuruluşlar aracılığıyla destekliyor

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ve AB Komisyonu'nun Akdeniz'den Sorumlu Komiseri Dubravka Suica ile birlikte Brüksel'deki bağışçılar konferansında (EPA)
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ve AB Komisyonu'nun Akdeniz'den Sorumlu Komiseri Dubravka Suica ile birlikte Brüksel'deki bağışçılar konferansında (EPA)

Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, dün yaptığı açıklamada, AB’nin Suriye ve komşuları için 5,8 milyar euro (6,3 milyar dolar) taahhüt ettiğini açıkladı.

Kallas, X platformundan yaptığı açıklamada, “AB ve ortakları Suriye ve komşuları için 5,8 milyar euro taahhüt etti. Bu destek, Suriye'yi kritik bir geçiş döneminden geçerken destekleyecek ve sahadaki acil ihtiyaçları karşılayacak” ifadelerini kullandı.

AB yetkilisi, bu desteğin ‘Suriye halkının kendi kaderini şekillendirmesi ve bu anı yakalaması için bir fırsat’ olduğunu belirtti.

Konferansı izleyen kaynakların Şarku’l Avsat'a verdiği bilgilere göre Brüksel'de düzenlenen Suriye’nin Geleceğini Destekleme Uluslararası Konferansı öncesindeki beklentilerin aksine AB, Suriyelilere yönelik taahhütlerini azaltmadı. Yardımın büyük bir kısmı, konferans sırasında ‘Suriye’nin yabancı gündemlerin dayatılmasını’ reddettiği mesajını vermekte kararlı olan Suriye geçiş hükümetinin müdahalesi olmaksızın uluslararası ajanslar ve insani yardım kuruluşları aracılığıyla ayni olarak sağlanacak.

Yardımların geçiş hükümeti aracılığıyla sağlanması konusunda bir anlaşmazlığın olduğunu belirten kaynaklar, bu anlaşmazlığın, Suriye'nin kıyı bölgelerinde meydana gelen ve konferansın havasını ağırlaştıran son olaylardan kaynaklanmış olabileceğini vurguladılar.

Kaynaklar, beklendiği gibi Avrupa’nın Suriye'ye yönelik yaptırımlarının kaldırılmasının görüşülmediği, ancak geçiş hükümetine sunulan yeni bir fırsatla halen konunun incelendiği yönünde dolaylı bir mesaj verilerek ertelendiğini söylediler.

Kaynaklara göre görüşmeler ‘kapsamlı bir barışçıl geçiş süreci’ ve ‘Suriye'ye istikrarlı gelecek sağlayacak kapsamlı bir siyasi çözüme’ ulaşılması üzerinde yoğunlaşırken zorlu hayat şartları, yoksulluk, açlık, eğitime erişimin olmaması ve başta sağlık, eğitim ve bankacılık olmak üzere çeşitli sektörlerdeki altyapının bozulması konuları ele alındı.

Konferansta ABD’li kuruluşların ve şahsiyetlerin bulunmasına rağmen ABD’nin bağışçılar grubundan çekildiğine işaret eden kaynaklar, genel olarak konferans atmosferinin olumlu ve sakin olduğunu, Suriye'de yeniden inşa sürecini ilerletmek için bir başlangıç olarak görüldüğünü belirttiler. Ancak sağlanan hibe, 350 milyar ile 400 milyar dolar arasında bir meblağa ihtiyaç duyacağı tahmin edilen Suriye'deki yeniden inşa sürecinin ihtiyaçlarının yüzde 1'ini bile karşılamıyor.

Öte yandan bu yıl sekizincisi düzenlenen bağışçılar konferansında Suriye'yi ilk kez resmi olarak temsil eden Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, hükümetinin ‘Suriyelilerin çıkarlarına hizmet eden ve ülkenin uluslararası düzeydeki rolünü yeniden tesis eden her konuda diyaloga ve iş birliğine’ açık olduğunu vurguladı.

Avrupa'nın desteği

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, konferans sırasında ‘Suriyelilerin ister halen yurtdışında olsunlar ister evlerine dönmeye karar vermiş olsunlar, daha fazla desteğe ihtiyaçları olduğunu’ söyledi.

Suriye'ye destek için Brüksel'de düzenlenen konferansa katılanların toplu fotoğrafı (AP)Suriye'ye destek için Brüksel'de düzenlenen konferansa katılanların toplu fotoğrafı (AP)

Almanya, konferans öncesinde Birleşmiş Milletler (BM) ve seçilmiş kuruluşlar aracılığıyla Suriyelilere 300 milyon euro (326 milyon dolar) ek yardım sağlama taahhüdünü açıkladı. Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock, bu yardımın yarısından fazlasının geçiş hükümetinin herhangi bir müdahalesi olmaksızın doğrudan Suriye halkına gideceğini söyledi. Bu fonun gıda, sağlık hizmetleri ve acil durum barınaklarının yanı sıra en kırılgan durumdakilerin korunmasına yönelik programların gerçekleştirilmesinde kullanılacağını belirten Alman Bakan, desteğin Ürdün, Lübnan, Irak ve Türkiye'deki Suriyeli mültecileri ve ev sahibi toplulukları da kapsayacağını vurguladı. İngiltere ise Suriye'ye 160 milyon Sterlin yardım sözü verirken, Ağa Han Vakfı’nın taahhütte bulunduğu yardım miktarı 100 milyar euroyu aştı.

Avrupa'nın tahminlerine göre 12,9 milyonu gıda yardımına muhtaç olanlar olmak üzere, yaklaşık 16,7 milyon Suriyeli yardıma muhtaç durumda ve ülkenin yaklaşık yarım asır sürecek bir yeniden yapılanmaya ihtiyacı var.

Arap ülkelerinin desteğine güveniliyor

Avrupalı bağışçılar, konferansta temsil edilmesine rağmen ABD'nin bu yıl bağışçılar grubundan çekilmesiyle ortaya çıkan yardım açığını kapatmak için Arap ülkelerine güveniyorlar. Çünkü daha önce toplanan fonlar Suriyelilerin ihtiyaçlarının yalnızca yüzde 35'ini karşılayabildi.

Siyasi ve Ekonomik Ağlar Gözlemevi dün, AB'nin Suriye'ye uyguladığı yaptırımlarda, bazılarının askıya alınması ve kalıcı muafiyetler tanınması da dâhil olmak üzere yapılan son değişikliklere ilişkin bir rapor yayımladı. Rapora göre bu değişiklikler 12 ay içinde gözden geçirilecek ve kaldırılan yaptırımların yeniden uygulanması için 27 üye ülkenin tamamının oybirliği gerekecek.

AB, dört kamu bankasını yaptırım listesinden çıkarmış, Suriye Merkez Bankası ile sınırlı mali işlemlere izin vermiş ve Suriye ile AB arasındaki bankacılık ilişkileri üzerindeki kısıtlamaları hafifletmişti. Ayrıca Suriye petrolünün ithalatı ve enerji sektörüne yönelik kilit öneme sahip ekipmanların ihracatı üzerindeki yasağı kaldırdı, elektrik sektörüne yatırım yapılmasına izin verdi. Daha önce geçici olan insani yardım çalışmalarına yönelik muafiyetler kalıcı hale getirildi. Ancak, Avrupa'daki yaptırımların hafifletilmesine rağmen, ‘ABD'nin ikincil yaptırımları şirketleri ve bankaları Suriye ile iş yapmaktan caydırmaya devam ediyor” denilen rapora göre özellikle ABD’nin Suriye’ye uyguladığı yaptırımların devam etmesiyle daha geniş çaplı önlemler alınmadığı ve sektöre yönelik ek güvenceler verilmediği sürece bu çabalar sınırlı bir etkiye sahip olacak.



Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
TT

Meşal: Hamas silahlarını bırakmayacak ve Gazze’de yabancı yönetimi kabul etmeyecek

Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)
Hamas liderlerinden Halid Meşal (Arşiv – Reuters)

Hamas liderlerinden Halid Meşal bugün yaptığı açıklamada, Hamas’ın silahlarını bırakmayacağını ve Gazze Şeridi’nde ‘yabancı bir yönetimi’ kabul etmeyeceğini söyledi. Açıklama, ateşkes anlaşmasının, Hamas’ın silahsızlandırılmasını ve Gazze Şeridi’nin yönetimi için uluslararası bir komite kurulmasını öngören ikinci aşamasının başlamasının ardından geldi.

Hamas’ın yurt dışı sorumlusu ve eski Siyasi Büro Başkanı Meşal, 17. El Cezire Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Direnişi, direnişin silahını ve direnişi gerçekleştirenleri suç saymak kabul edilemez” dedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Meşal, “İşgal olduğu sürece direniş vardır. Direniş, işgal altındaki halkların bir hakkıdır; uluslararası hukukun, semavi dinlerin ve milletlerin hafızasının bir parçasıdır ve onunla gurur duyulur” ifadelerini kullandı.

İsrail ile Hamas arasında varılan ateşkes anlaşması, yıkıcı bir savaşın ardından, 10 Ekim’de yürürlüğe girdi. Anlaşma, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi tarafından da desteklenen bir ABD planına dayanıyor.

Anlaşmanın ilk aşaması, 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze Şeridi’nde tutulan rehineler ile İsrail hapishanelerindeki Filistinli mahkûmların takasını, çatışmaların durdurulmasını, İsrail’in Filistin topraklarındaki yerleşim alanlarından çekilmesini ve Gazze Şeridi’ne insani yardımların girişini öngörüyordu.

İkinci aşama ise 26 Ocak’ta Gazze Şeridi’nde son İsrailli rehinenin cansız bedeninin bulunmasının ardından başladı. Bu aşama, Hamas’ın silahsızlandırılmasını, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yarısını kontrol eden İsrail ordusunun kademeli olarak çekilmesini ve Gazze’nin güvenliğinin sağlanmasına ve Filistinli polis birimlerinin eğitilmesine yardımcı olmayı amaçlayan uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılmasını içeriyor.

Plan kapsamında, Gazze Şeridi’nin yönetimini denetlemek üzere ABD Başkanı Donald Trump’ın başkanlığında, çeşitli ülkelerden isimlerin yer aldığı Barış Konseyi oluşturuldu. Ayrıca, Gazze Şeridi’nin günlük işlerini yürütmek üzere Filistinli teknokratlardan oluşan bir komitenin kurulması öngörüldü.

Meşal, Barış Konseyi’ne Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını ve yaklaşık 2 milyon 200 bin nüfuslu bölgeye insani yardımların akışını mümkün kılacak ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu. Meşal, aynı zamanda Hamas’ın Filistin topraklarında herhangi bir yabancı yönetimi kabul etmeyeceğini yineledi.

Meşal sözlerini şöyle sürdürdü: “Ulusal sabitelerimize bağlıyız; vesayet mantığını, dış müdahaleyi ve manda yönetimini kabul etmiyoruz… Filistinlileri Filistinliler yönetir. Gazze, Gazze halkınındır; Filistin, Filistinlilerindir. Yabancı bir yönetimi kabul etmeyeceğiz.”

Meşal’e göre bu sorumluluk yalnızca Hamas’a değil, ‘tüm canlı unsurlarıyla Filistin halkının liderliğine’ aittir.

İsrail ve ABD, Hamas’ın silahsızlandırılması ve Gazze Şeridi’nin askerden arındırılmış bir bölge haline getirilmesi talebini sürdürüyor. Hamas ise silahlarını gelecekte kurulabilecek bir Filistin yönetimine devretme ihtimalinden söz ediyor.

İsrailli yetkililer, Hamas’ın Gazze Şeridi’nde yaklaşık 20 bin savaşçıya sahip olduğunu ve hareketin elinde yaklaşık 60 bin kalaşnikof tüfek bulunduğunu öne sürüyor.

Ateşkes anlaşmasında öngörülen uluslararası gücü hangi ülkelerin oluşturacağı ise henüz netlik kazanmış değil.


Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
TT

Libya’da Yüksek Yargı Konseyi, Anayasa Mahkemesi kararlarına karşı muhalefetini artırıyor

BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)
BM destekli Libya Yapısal Diyalogunun yönetişim ayağının sonuçlandırıldığı toplantıdan bir kare (UNSMIL)

Libya Yüksek Yargı Konseyi, Trablus'taki Yüksek Mahkeme Anayasa Dairesi'nin kararlarına karşı tavrını katılaştırarak, ‘yargıyı siyasallaştırma girişimlerine’ karşı sert bir uyarıda bulundu. Konsey, ‘bu hassas aşamada yargıya müdahale etme’ konusunda sert bir uyarıda bulundu. Ülke, yargıya da neredeyse ulaşan kronik siyasi ve askeri bölünmelerden mustarip durumda.

Yüksek Yargı Konseyi’nin bu tutumu, Anayasa Mahkemesi'nin Temsilciler Meclisi tarafından çıkarılan ve Yargı Sistemi Kanunu'nda değişiklikler içeren iki kanunu geçersiz kılma kararının ardından daha da belirginleşti. Bu durum, mevcut Yargı Yüksek Konseyi’nin kurulduğu anayasal dayanağın ortadan kalktığı ve bu kanundan kaynaklanan statüsünü kaybettiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, önceki hükümlere uygun olarak yeniden oluşturulması gerekiyor.

Yüksek Yargı Konseyi tarafından cuma akşamı yapılan açıklamada ‘anayasal çevreden’ doğrudan bahsedilmeden yargı alanında yaşananlara, özellikle de bazılarının, kurumu zararlı bir kurum ile değiştirmek için anayasal olarak ilgili olduğunu düşündükleri araçları kullanarak yargının birliğini ve bağımsızlığını zayıflatma girişimlerine ilişkin duyulan üzüntü ifade edildi.

Konsey, bu kişilerin amacının, diğer tüm yetkileri elinden almak suretiyle, yalnızca siyasi ve dar bir kişisel çıkar olarak nitelendirilebilecek hedefleri gerçekleştirmek olduğunu değerlendirdi.

Yargının birliğini korumak, sorumlu davranmak ve ülkenin yararına hizmet etmek için, sonuçsuz kalacak bir fiili durum dayatmaya çalışanların devam eden uzlaşmaz tavırları karşısında bir süre en yüksek disiplin seviyesini uyguladığını da ekleyen Konsey, ülkenin tarihinde hassas ve tehlikeli bir dönemde, birliğin her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir zamanda yargıya müdahale etme girişimlerine işaret etti.

fdbfb
Libya Temsilciler Meclisi'nin önceki bir oturumundan bir kare (Libya Temsilciler Meclisi)

Bu gerginlik, Temsilciler Meclisi ile (yargı otoritesini oluşturan üç sütundan biri olan) Devlet Konseyi arasındaki hukuki ve siyasi çatışmanın bir parçası olarak görülüyor. Bu çatışma, siyaset koridorlarından yargının kalbine taşınırken Temsilciler Meclisi, bazı yasal değişikliklerle Yüksek Yargı Konseyi'ni yeniden yapılandırarak yargı üzerinde daha fazla etki sahibi olmaya çalışıyor. Devlet Konseyi bu hamleyi yargının ‘siyasileştirilmesi’ olarak değerlendirdi.

Bu turda, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Libya Özel Temsilcisi ve Libya'daki BM Destek Misyonu (UNSMIL) Başkanı Hanna Serwaa Tetteh, bu diyaloğun yeni bir hükümet seçmek için bir organ olmaktan ziyade, Libyalıların kendi ülkelerinin geleceği için kendileri tarafından formüle edilen pratik çözümler geliştirmek amacıyla yürütülen bir ‘Libyalılar arası’ süreç olduğunu teyit etti.

Seçim çerçevesine ilişkin görüşmeler de “6+6” komitesinin kuralları ve danışma komitesinin tavsiyeleri temelinde, mevcut farklılıkların altında yatan garantileri ve siyasi endişeleri anlamaya odaklanarak yürütüldü.

Katılımcı üyeler ise, görüşmelerin genel ilkelerden usul ayrıntılarına doğru ilerlediğini belirttiler. Komisyon Yönetim Kurulu'ndaki boş koltuk krizinin çözülmesinin, gelecekteki seçimlere olan güveni güçlendirmek ve seçimlerin itiraz edilmesini veya kesintiye uğramasını önlemek için temel bir unsur olduğunu vurguladılar.

ert6y
Önceki belediye seçim kampanyasından (Komisyon Yönetim Kurulu)

Turun sonunda üyeler, Berlin Süreci Siyasi Çalışma Grubu'nun büyükelçilerine ve temsilcilerine ana önerilerini sundular. Büyükelçiler ve temsilciler, sürecin mart ayında yeniden başlaması ve uzun vadeli istikrarı sağlayacak ulusal bir vizyon etrafında uzlaşma sağlanmaya devam edilmesi koşuluyla, UNSMIL tarafından kolaylaştırılan yol haritasına destek verdiklerini teyit ettiler.

Yapılandırılmış diyalogun yeni hükümetin seçimi konusunda kararlar alan bir organ olmadığını yineleyen USNMIL, devlet kurumlarını güçlendirmek amacıyla, seçimlere elverişli bir ortam yaratmak ve yönetişim, ekonomi ve güvenlik alanlarındaki en acil sorunları ele almak için pratik önerileri incelemekle ilgilendiğini belirtti. UNSMIL, bunun uzun vadeli çatışmanın nedenlerini ele almak için politika ve yasama önerilerini inceleyerek ve geliştirerek başarılacağının altını çizdi. Ayrıca, yapılandırılmış diyalogun istikrarın önünü açacak ulusal bir vizyon üzerinde uzlaşma sağlamayı amaçlayacağına da dikkati çekti.

Bu gelişme, cumartesi günü Tacura, Sayad ve el-Hashan belediyelerinde ve Tobruk'taki bir oy verme merkezinde, düzenli ve sakin bir atmosferde belediye meclisi seçimleri için oy kullanma işleminin başlamasıyla eş zamanlı gerçekleşti. Komisyon Yönetim Kurulu’nun ana operasyon odası, oy verme sürecinin disiplinli ve organize bir ortamda, önemli bir engel olmadan plana göre ilerlediğini belirtti.

Komisyon, 93 sandık merkezinden oluşan 43 merkezin tamamının açık olduğunu doğruladı. Bu tur, şeffaflığı artırmak ve her türlü sahtekarlık girişimini önlemek amacıyla Tacura belediyesinde elektronik doğrulama teknolojisi (parmak izi) kullanıldı.

u78ı9o
Huri, cumartesi günü belediye seçimlerinde bir oy verme merkezini ziyaret ederken (UNSMIL)

Öte yandan UNSMIL, sorumlu yerel yönetimin kurulmasına katkıda bulunmak için tüm kayıtlı seçmenleri oy kullanmaya çağırırken, misyonun başkan yardımcısı Stephanie Huri, Tacura'daki oy verme merkezlerini ziyaret ederek oy verme sürecini ve elektronik seçmen doğrulama sisteminin kullanımını yerinde gözlemledi.

Bu seçimler, oy vermeyi geciktiren bazı teknik ve hukuki engellerin aşılmasının ardından, Komisyonun ülke çapında belediye meclislerini seçme planını çerçevesinde gerçekleşirken söz konusu plan, son iki yılda uygulanan ve nihai sonuçların kabul edilmesi ve seçilmiş meclislerin oluşturulmasıyla sonuçlanan önceki aşamaların başarısının bir uzantısı olarak değerlendiriliyor.


Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
TT

Kasım, Hizbullah üzerindeki kontrolünü sıkılaştırıyor

Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)
Lübnan Başbakanı Nevaf Selam, ülkenin güneyine gerçekleştirdiği tarihi ziyareti sırasında Ayta eş-Şaab beldesinde konuşma yaparken (Şarku’l Avsat)

Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, örgütün idari kurumları üzerindeki kontrolünü sıkılaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden söz konusu kurumlara, eski Genel Sekreter Hasan Nasrallah'ın liderliği döneminde marjinalleştirilen yakın arkadaşları ve din adamı olmayan politikacıları getirdi.

Şarku’l Avsat’a konuşan kaynaklara göre yapılan en önemli değişiklikler arasında, eski bakan ve milletvekili Muhammed Fneyş’in Hizbullah’ın ‘hükümeti’ olarak kabul edilen yürütme organının başına geçmesi, milletvekili ve parlamento grubu başkanı Muhammed Raad'ın ise genel sekreter yardımcılığına atanmasının bekleniyor.

Kaynaklar, Kasım'ın, daha önce partinin yürütme organının sorumluluğunda olan ayrıntılara girmeden liderliği elinde tutan genel sekreterlik ile örgütün tüm kurumlarını birbirine bağlayarak Hizbullah’ı kontrol etmeye çalıştığına işaret etti.

Öte yandan, Başbakan Nevaf Selam, çok sayıda kişinin İsrail'in tekrarlanan saldırılarının ardından halen yeniden inşa edilmesini beklediği güney bölgesine tarihi bir ziyaret başlattı. Başbakan Selam'ın, Hizbullah tarafından kendisine karşı başlatılan ihanet kampanyasına rağmen tüm köylerde sıcak bir şekilde karşılanması dikkati çekti.