İran İsrail'de casus ağları kurmayı nasıl başardı?

Her şey kripto para transferleri ve iletişimin gizliliğini korumayı amaçlayan araçlar kullanılarak yapıldı

Netanyahu'ya suikast düzenlemek üzere İran tarafından görevlendirilmekle suçlanan İsrail vatandaşı Moti Maman (Reuters)
Netanyahu'ya suikast düzenlemek üzere İran tarafından görevlendirilmekle suçlanan İsrail vatandaşı Moti Maman (Reuters)
TT

İran İsrail'de casus ağları kurmayı nasıl başardı?

Netanyahu'ya suikast düzenlemek üzere İran tarafından görevlendirilmekle suçlanan İsrail vatandaşı Moti Maman (Reuters)
Netanyahu'ya suikast düzenlemek üzere İran tarafından görevlendirilmekle suçlanan İsrail vatandaşı Moti Maman (Reuters)

Halil Musa

İsrailli yetkililer, 7 Ekim 2023 saldırısından bu yana neredeyse her ay İran adına casusluk yapan İsraillilerin tutuklandığını açıklıyor. İsrail mahkemelerinde görülen bu tür davaların sayısı 17'ye ulaştı. İran adına casusluk yapmakla suçlanan onlarca kişi tutuklandı.

İsrail iç istihbarat servisi Şin-Bet’in (Şabak) verilerine göre Tahran ve Tel Aviv arasındaki çatışma doğrudan bir hal aldıkça İran'ın İsrailli casuslarla çalışma oranı yüzde 400'e yükseldi. İsrail, 2024 yılı boyunca aralarında 40'tan fazla İsraillinin de bulunduğu İran adına çalışan 13'ten fazla casusluk ağını ortaya çıkardı.

İran, geçtiğimiz yılın nisan ve ekim aylarında İsrail'deki mevzilere iki defa füzeli ve roketli saldırı düzenledi.

İsraillilerin İran adına casusluk yapması

İran'ın İsrail vatandaşı Filistinlileri casus yapması alışılmadık bir durum olmakla birlikte, İran adına casusluk yapanların büyük çoğunluğunu bunu yapmak için motivasyon kaynağı para olan Yahudiler oluşturuyordu. İran'ın İsrail'deki casusluk faaliyetleri arasında askeri tesisler, hayati öneme sahip bölgeler ve İsrailli yetkililerin konutları hakkında bilgi toplamaktan, İsrailli bir nükleer bilim adamına ve eski askeri yetkililere suikast düzenlemek de dahil olmak üzere tehlikeli saldırılar planlamaya kadar pek çok eylem yer alıyor.

Bu kişiler sosyal medya üzerinden para karşılığında casus olmayı kabul ediyor. Aralarında İsrail ordusunun yedek askerleri de bulunuyor.

sdfer
İsrail, 2024 yılında aralarında 40'tan fazla İsraillinin de bulunduğu İran lehine çalışan 13'ten fazla casusluk ağını ortaya çıkardı (AFP)

İsrail, ‘İsraillileri bu tür eylemlerde bulunmaktan caydırmak ve casusluk ağlarına darbe indirmek’ amacıyla casusluk faaliyetlerine karışmakla suçlanan kişileri kasıtlı olarak ifşa ediyor. Son olarak 65 yaşındaki bir İsraillinin ‘on binlerce dolar karşılığında İran istihbaratı lehine casusluk ve gözetleme görevleri yürütmek’ suçlamasıyla tutuklandığı duyuruldu.

Gözetleme ve fotoğraflama

İsrailli casus, kendisini işe alan Azeri bir kişinin talimatıyla Hayfa'da limanın ve petrol rafinerileri de dahil olmak üzere şehrin hassas bölgelerini gözetlemek ve fotoğraflamak amacıyla Hayfa Limanı’na bakan bir daire kiraladı.

Şin Bet’ten yapılan açıklamaya göre geçtiğimiz ay düşman bir ülkeden unsurlarla iletişim kurmak ve büyük miktarlarda para karşılığında onların talimatıyla görevler yürütmekle ilgili güvenlik suçları işlediğinden şüphelenilen bir kişi tutuklandı.

Açıklamaya göre sanık, görevin ilk aşamasından beri şüpheli olmasına rağmen kendisine verilen görevleri yerine getirmeye devam etti ve İsrail'e düşman bir ülkeye ait kuruluşlar tarafından yönetildi. Tüm bunlar, kripto para transferleri ve iletişimin gizliliğini korumayı amaçlayan araçlar kullanılarak yapıldı.

İsrailli yetkililer, birkaç hafta önce İsrailli yedek subaylar Yuri İlyasov ve George Andriyev’i Şin-Bet'e göre hava savunma birimindeki askerlik hizmetleri sırasında elde ettikleri gizli materyallerin sağlanması gibi İranlılar için birtakım görevler yürüttükleri şüphesiyle tutukladı.

zsdfr
Sosyal medya üzerinden para karşılığında işe alınan casusların arasında İsrail ordusundan yedek subaylar da bulunuyor (AFP)

Casusların haklarındaki davalara ilişkin soruşturma, İlyasov'un “birkaç aydır İranlı bir kuruluşla temas halinde olduğunu ve bu kuruluştan aldığı talimatlar doğrultusunda para karşılığında casusluk görevleri yürüttüğünü’ ortaya çıkardı.

Soruşturmada İlyasov’un arkadaşı Andriyev’i yaptığı bir telefon görüşmesi sırasında, İsrail karşıtı bir kuruluş olduğunu bilmesine rağmen, para karşılığında verilen görevleri yerine getirmesi için İranlı tarafla iletişime geçmesini önerdiği ortaya çıktı.

Çeşitli görevler verildi

İsrail şu anda, Başbakan Binyamin Netanyahu başta olmak üzere İsrailli üst düzey yetkililere suikast düzenlemek için İran'la iş birliği yapmakla suçladığı İsrail vatandaşı Moti Maman’ı yargılıyor. İsrailli makamlarca yürütülen soruşturmalara göre İranlı yetkililer Maman'ı iki kez İran'a kaçırmayı başardı ve görevlerini yerine getirmesi karşılığında para aldı.

İsrail soruşturmaları, İranlı ajanların sosyal medya ağları aracılığıyla İsraillileri saflarına çekmeye çalıştığını ortaya çıkardı. Şin-Bet'e göre İran’ın casus hücreleri İsrailli bir nükleer bilimciye ve eski askeri yetkililere suikast düzenlemeye çalıştıysa da bunu gerçekleştiremedi.

İran sadece yedek askerleri casus yapmadı. Hayati ve askeri alanların koordinatları hakkında bilgi toplamak amacıyla sıradan İsraillilere yönelik girişimler de oldu. İranlılar başlangıçta İsrailli casuslardan para karşılığında başta zararsız gibi görünen görevleri yerine getirmelerini isterken, giderek şahıslar ve kritik öneme sahip askeri altyapılar hakkında özel istihbarat bilgileri talep ediyorlar.

dfrgt
İsrail'in teknolojik üstünlüğü Tel Aviv'in İran lehine çalışan İsrailli casusları ortaya çıkarmasına yardımcı oldu (AFP)

İsrail polisi ve Şin Bet geçtiğimiz yıl, Azeri kökenli yedi Yahudi İsrailliden oluşan ve ‘İran istihbaratına askeri bölgeler ve enerji sahaları hakkında bilgi sağladığı’ öne sürülen bir casusluk ağını ortaya çıkardı.

Soruşturmalar, iki yılı aşkın bir süredir iki casusun gözetiminde İran istihbarat servisleri için bir dizi farklı görev yürüttüklerini ve ordu üslerinde bilgi toplamak için yüzlerce görev gerçekleştirdiklerini ortaya koydu.

Maddi kazanç

İsrail'den yapılan açıklamaya göre kripto para birimleri de dahil olmak üzere yüz binlerce dolar karşılığında hava ve deniz üsleri, limanlar, Demir Kubbe hava savunma sisteminin konuşlandığı yerler ve enerji alanları hakkında bilgi toplandı.

Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre İran istihbaratı, sosyal medya platformları aracılığıyla kendilerine bilgi temin edebilecek potansiyel İsrailli askerlere yöneliyor. İsrailli güvenlik kaynaklarına göre İran adına çalışan bir casusluk hücresi, askeri üsler ve hava savunma sistemleri hakkında hassas bilgiler toplamayı başardı.

Şin Bet güvenlik hizmetleri eski yetkilisi Şalom Ben Hanan, kendi ülkelerine karşı İran için çalışmayı kabul eden Yahudi vatandaşlarının sayısındaki ani artışa dikkati çekerek “Burada büyük bir olguyla karşı karşıyayız” dedi.

İsrail işleri uzmanı Suheyl Diab, İran adına casusluk yapmakla suçlanan onlarca İsrailli arasındaki ortak paydanın ‘ideolojik saiklerden ziyade maddi çıkar’ olduğu değerlendirmesinde bulundu. Bu vakaların ‘askeri ve hayati öneme sahip alanların koordinatları hakkında bilgi toplamak ve binaların fotoğraflarını çekmek’ ile ilgili olduğunu söyleyen Diab, bu kişilerin İsrail'in nükleer reaktörü ve gelişmiş askeri endüstrileri gibi genel ve derin stratejik olmayan sivil konularla ilgili bilgilere de sahip olduklarını belirtti.

İdeolojik güdüler yok

Stratejist Anan Wahba, İsrail'in İran için casusluk yapanların tutuklandığını sürekli olarak ifşa etmesinin nedenine ilişkin değerlendirmesinde bunun, ‘İran'la iş birliği yapmayı düşünebilecek herhangi bir İsrailliyi caydırmayı amaçladığını’ söyledi. Wahba’ya göre yürütülen soruşturmalar, söz konusu casusluk ağlarının büyük olmadığını, ancak amaçları ideolojik olmaktan ziyade çoğunlukla maddi olan birkaç kişiden oluştuğunu ortaya koyuyor.

İran ve İsrail'in iki düşman ülke olarak birbirleri hakkında istihbarat toplamak konusunda hırslı olduklarını ve bunun da doğal karşılandığını belirten Wahba, İsrail'in teknolojik üstünlüğünün Tel Aviv'in İran lehine casusluk yapan İsrailli casusları ortaya çıkarmasına yardımcı olduğunu ifade etti.

Yazar ve analist Amer Al Sabaileh, İran'ın İsrail'de olduğu gibi kendi kontrolü altında olmayan ülkelerde para karşılığında onun adına casusluk yapacak kişiler bulmaya büyük önem verdiğini söyledi.

Sabaileh’e göre casusluk hücrelerinin çökertildiği, İran ve İsrail arasındaki hem ilan edilmiş hem de edilmemiş istihbarat savaşının bir parçası olarak ifşa ediliyor ve böylece karşı tarafta kaos yaratılması amaçlanıyor.

İsrail’in İran'ın nükleer programının yanı sıra İran'a derinlemesine ve çeşitli toplumsal düzeylerde nüfuz ettiğini belirten Sabaileh, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye'nin geçtiğimiz yıl İran Devrim Muhafızları Ordusu’na (DMO) ait bir ikametgahta öldürülmesinin bunun kanıtlarından biri olduğunu söyledi. Sabaileh, İran'ın bölgedeki müttefiklerini ve vekillerini kaybetmesinin, onu İsrail'e karşı bağımsız ve doğrudan hareket etmeye iteceğini de sözlerine ekledi.



Starmer, İşçi Partisi milletvekillerini kendisini İngiltere başbakanı olarak tutmaya ikna etmeye çalışıyor

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (AP)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (AP)
TT

Starmer, İşçi Partisi milletvekillerini kendisini İngiltere başbakanı olarak tutmaya ikna etmeye çalışıyor

İngiliz Başbakanı Keir Starmer (AP)
İngiliz Başbakanı Keir Starmer (AP)

İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın pozisyonu bugün, sadece bir buçuk yıldır sürdürdüğü görevinden alınmasını engellemek için İşçi Partisi milletvekillerini ikna etmeye çalışırken, pamuk ipliğine bağlı gibi görünüyor.

Starmer, son iki günde özel kalem müdürü Morgan McSweeney ve iletişim direktörü Tim Allen'ı kaybetti ve İngiltere'nin eski ABD Büyükelçisi Peter Mandelson ile hükümlü cinsel suçlu Jeffrey Epstein arasındaki ilişkinin ortaya çıkmasının ardından İşçi Partisi milletvekillerinden desteğini hıazla kaybediyor.

Allen, Starmer'ın özel kalem müdürü Morgan McSweeney'nin istifasından 24 saatten kısa bir süre sonra yaptığı açıklamada, "Downing Street'te yeni bir ekibin kurulmasına izin vermek için kenara çekilmeye karar verdim" dedi.

Starmer'ın kendisi de muhalefetten istifa çağrılarıyla karşı karşıya. Bugün, zayıflayan otoritesini yeniden inşa etme girişiminde bulunmak üzere İşçi Partisi milletvekilleriyle kapalı kapılar ardında bir toplantı yapması planlanıyor.

Siyasi gerilim, Starmer'ın Epstein ile olan ilişkisini bilmesine rağmen Mandelson'ı 2024 yılında İngiltere'nin ABD Büyükelçisi olarak atama kararından kaynaklanıyor.

Starmer, geçen eylül ayında, Mandelson'ın 2008'de bir çocukla cinsel suçlardan mahkum edildikten sonra Epstein ile arkadaşlığını sürdürdüğünü gösteren e-postaların ortaya çıkmasının ardından onu görevinden almıştı.

Starmer geçen hafta "Mandelson'ın yalanlarına inandığı" için özür diledi.

Starmer'ın en yakın danışmanı ve Temmuz 2024'teki İngiltere genel seçimlerinde İşçi Partisi liderinin başarısının mimarlarından biri olarak kabul edilen McSweeney yaptığı açıklamada, Mandelson'ın atanması kararında yakından yer aldığını söyledi. Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre "Peter Mandelson'ı atama kararı yanlıştı. Partimize, ülkemize ve siyasete olan güvene zarar verdi" ifadelerini kullandı. Sözlerine şöyle devam etti: "Fikrim sorulduğunda Başbakana bu atamayı yapmasını tavsiye ettim ve bu tavsiyenin sorumluluğunu tamamen üstleniyorum."

Mandelson'ın tazminatı

İngiliz hükümeti, Eylül 2025'te görevden alınmasının ardından Peter Mandelson'a ödenen kıdem tazminatı paketiyle ilgili bir soruşturma başlattığını duyurdu. Mandelson, özellikle 2008-2010 yılları arasında Gordon Brown hükümetinde bakanlık yaptığı dönemde, Epstein'e borsa hakkında potansiyel olarak zarar verici bilgiler sızdırdığı iddiasıyla şu anda bir güvenlik soruşturması altında bulunuyor. Cuma günü Mandelson ile bağlantılı iki adreste arama yapıldı.


Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
TT

Arakçi parlamentoya görüşmeler hakkında bilgi verdi... Laricani yarın Umman’ı ziyaret edecek

İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.
İran parlamentosunun internet sitesinde yayınlanan bir fotoğrafta, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ve Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin son dönemdeki görüşmeler ve gerginliklerle ilgili kapalı kapılar ardında yapılan toplantıya katıldıkları görülüyor.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ABD’li müzakerecilerle gerçekleştirdiği görüşmelerin ilk turunun sonuçları hakkında meclis üyelerini bilgilendirdi. Diğer yandan Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, Tahran ile Washington arasında nükleer müzakerelerde arabuluculuk rolü üstlenen Umman’a yarın bir heyetin başında gitmeyi planladığını açıkladı.

Laricani’nin ziyareti, geçen hafta sonu Umman’da yaklaşık dokuz aylık aranın ardından yapılan dolaylı görüşmelerin ilk turunu izleyen ve İran-ABD hattında ikinci bir müzakere turuna ilişkin beklentilerin arttığı bir döneme denk geliyor.

Söz konusu görüşmeler, ABD’nin İran yakınlarında deniz kuvvetlerini artırdığı ve Tahran’ın olası bir saldırıya sert karşılık vereceğini duyurduğu bir ortamda, diplomasiye yeni bir fırsat açmayı amaçlıyor.

Laricani, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, Umman’da üst düzey yetkililerle bir araya gelerek son bölgesel ve uluslararası gelişmeleri ele alacağını, bunun yanı sıra ikili iş birliğini farklı düzeylerde değerlendireceğini belirtti.

Müzakerelerin bir sonraki turunun tarih ve yerinin ise henüz açıklanmadığı kaydedildi. Nükleer görüşmelere, İran’da Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin nezaret ettiği ve nihai kararların, Dini Lider Ali Hamaney’in onayının ardından alındığı ifade edildi.

scdvfgth
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Ali Laricani, 18 Ocak’ta Tahran’da Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin için düzenlenen resepsiyonun ardından ofisinden ayrılırken görülüyor. (Laricani’nin internet sitesi)

Laricani’nin Umman’a yapacağı ziyaretin duyurulması, Arakçi’nin bugün parlamentoyu, kapalı kapılar ardında yapılan bir oturumda görüşmelerin sonuçları hakkında bilgilendirmesiyle eş zamanlı gerçekleşti.

Parlamentonun Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Yardımcısı Abbas Muktedayi, oturumun yapıldığını doğrulayarak, İran Genelkurmay Başkanı Abdurrahim Musevi’nin de Arakçi ile birlikte toplantıya katıldığını bildirdi.

Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf ise “İran sıfır zenginleştirmeyi kabul etmeyecektir” diyerek, ‘ülkenin ulusal gücünün unsurlarından biri olan füze kapasitesinin hiçbir şekilde müzakere konusu yapılamayacağını’ vurguladı.

Parlamento Başkanlık Divanı Sözcüsü Abbas Guderzi de Dışişleri Bakanı ile Genelkurmay Başkanı’nın toplantı sırasında İran’ın uranyum zenginleştirmeden vazgeçmesine karşı olduklarını açıkça ifade ettiklerini söyledi.

Guderzi, ‘müzakerelerin yeri ve çerçevesinin tamamen İslam Cumhuriyeti tarafından belirlendiğinin’ teyit edildiğini belirterek, bunun ‘İran’ın diplomasi sahasındaki gücünü yansıttığını’ dile getirdi. Ancak bu tutumun hangi tarafça ilan edildiğine dair ayrıntı vermedi.

Öte yandan Arakçi dün düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin ‘gerçek müzakereler yürütme’ konusundaki ciddiyetine dair şüphelerini dile getirdi. Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Arakçi, İran’ın ‘tüm işaretleri değerlendirdikten sonra müzakerelere devam edip etmeme konusunda karar vereceğini’ söyledi ve bu kapsamda Çin ve Rusya ile istişareler yürütüldüğünü ifade etti.

frvfr
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın Ortadoğu’daki operasyonlardan sorumlu komutanı Amiral Brad Cooper, ABD’nin Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve ABD Başkanı’nın damadı ve danışmanı Jared Kushner ile birlikte uçak gemisi “Abraham Lincoln” üzerinde (ABD Donanması – AFP).

İran, kırmızı çizgileri olarak gördüğü tutumunda ısrarcı davranıyor. Tahran, görüşmelerin yalnızca nükleer programıyla sınırlı kalmasını kabul ediyor ve barışçıl bir nükleer programa sahip olma hakkını vurguluyor. Buna karşılık, Körfez’de geniş bir deniz gücü konuşlandıran ve bölgedeki üslerde askeri varlığını artıran ABD, iki ek başlığı da içeren daha kapsamlı bir anlaşma talep ediyor. Washington’un gündemindeki bu başlıklar, İran’ın füze kapasitesinin sınırlandırılması ve Tahran’ın İsrail’e düşman silahlı gruplara verdiği desteğin sona erdirilmesi olarak öne çıkıyor.

İsrail ise bu iki başlıkta herhangi bir taviz verilmemesi gerektiğini savunuyor. Bu çerçevede İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun çarşamba günü Washington’a gitmesi bekleniyor.


Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
TT

Epstein Mossad ajanı mıydı? Yeni belgeler soru işaretleri oluşturuyor

ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)
ABD Adalet Bakanlığı’nın 19 Aralık 2025’te yayımladığı fotoğrafta Epstein ve Maxwell (Reuters)

Amerikalı, Hint kökenli ruhani öğretmen ve çok satan sağlık kitaplarının yazarı Deepak Chopra, İsrail’e övgüler yağdırırken, Jeffrey Epstein’ın kendisine Tel Aviv’de katılması fikrine de büyük bir heyecan duyuyordu.

İngiliz The Times gazetesinin haberine göre, 2019’daki tutuklanmasından iki yıl önce Epstein, Chopra’nın Tel Aviv’deki Menora Salonu’nda vereceği konferans sırasında onunla görüşmeye davet edildi. Epstein dosyaları kapsamında yayımlanan milyonlarca belgeden birinde Chopra’nın şu ifadeleri yer aldı:
“Bizimle İsrail’e gel. Rahatla, ilginç insanlarla vakit geçir. İstersen takma isim kullan. Kızlarını da getir. Burada olman çok eğlenceli olur. Sevgiler.”

Ancak Epstein bu davete mesafeli yaklaştı ve şu yanıtı verdi:
“Başka bir yer. İsrail’i hiç sevmiyorum.”

Epstein’ın Mart 2017’de daveti reddetmesinin nedenleri, ABD Adalet Bakanlığı’nın yayımladığı dosyalardaki gizemlerden biri olmayı sürdürüyor. Belgeler, Epstein’ın özellikle İsrail ve eski Başbakan Ehud Barak ile ilişkisine dair çelişkili ve kafa karıştırıcı bir tablo ortaya koyuyor.

“Epstein casusluk eğitimi aldı” iddiası

ABD’de, Epstein’ın yabancı bir istihbarat servisi adına çalışmış olabileceğine dair iddialar yeniden gündeme geldi. Bu iddialar özellikle sağcı yorumcu Tucker Carlson ve benzer isimler tarafından dillendirildi. Dosyalar arasında, FBI’a bilgi veren gizli bir kaynağın, Epstein’ın gerçekte İsrail istihbarat servisi Mossad için çalıştığını öne sürdüğü iddialar da yer aldı.

FBI’ın Los Angeles ofisinin Ekim 2020 tarihli bir raporunda, söz konusu kaynağın “Epstein’ın Mossad tarafından devşirilmiş bir ajan olduğuna ikna olduğu” ifade edildi. Raporda ayrıca Epstein’ın Mossad adına “casusluk eğitimi aldığı”, uzun yıllar kişisel avukatlığını yapan Harvard Hukuk Fakültesi profesörü Alan Dershowitz aracılığıyla Amerikan ve müttefik istihbarat operasyonlarıyla bağlantılar kurduğu iddia edildi. Raporda, Jared Kushner ile kardeşi Josh Kushner’ın da Dershowitz’in öğrencileri arasında olduğu ifade edildi.

Ancak Dershowitz bu iddiaları alaya alarak, “Herhangi bir istihbarat servisinin ona gerçekten güveneceğini sanmıyorum. Ayrıca böyle bir şeyi benden saklayamazdı” dedi.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ise hafta sonunda yaptığı açıklamada, Epstein’ın Ehud Barak ile olan yakın ilişkisinin onun İsrail adına casusluk yapmadığının kanıtı olduğunu savundu. Netanyahu, X platformunda, “Jeffrey Epstein ile Ehud Barak arasında alışılmadık derecedeki yakın ilişki, onun İsrail için çalıştığını değil, tam tersini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Belgeler, Barak ve eşi Nili’nin defalarca Epstein’ın New York’taki dairesinde kaldığını ve Epstein’ın 2019’daki son tutuklanmasından kısa süre önce yeniden ziyaret planladıklarını ortaya koyuyor. Epstein’ın, 2006’da çocuk istismarı ve insan ticareti suçlamalarıyla ilk kez tutuklanmasından sonra da ilişkilerinin devam ettiği görülüyor. Barak daha sonra Epstein ile ilişkisi nedeniyle pişmanlık duyduğunu söyledi.

2018’de Epstein, Barak’tan bir e-postada “Mossad için çalışmadığımı netleştirmesini” istedi. Bir yıl önce ise Barak’a, kendisinden “eski Mossad ajanlarını kirli soruşturmalar için bulmasının istenip istenmediğini” sormuştu.

Belgelere göre Epstein, “Carbyne” adlı (eski adıyla Reporty Homeland Security) İsrailli bir girişime 1,5 milyon dolarlık yatırım yapılmasına katkıda bulundu. Barak, “Vergiden kaçınmak için Kıbrıs’ı kullanma yönündeki İsrail numarası eski ve tehlikelidir” uyarısında bulunurken, iş insanı Nicole Junkermann, Kıbrıs yerine Lüksemburg’un tercih edilmesini önerdi.

“Kesin kanıt yok”

Epstein’ın servetinin kaynağı da uzun süredir soru işaretleri yaratıyor. Eski İngiliz askeri istihbarat subayı Lynette Nusbacher, teorik olarak Epstein’ın bir istihbarat varlığı olmasının mümkün olduğunu, ancak “suçlarıyla mahkûm olmuş biri olmanın ötesine geçtiğini kanıtlayan hiçbir delil bulunmadığını” ifade etti.

2003 yılında Epstein, partneri Ghislaine Maxwell için “çelişkili vize damgalarından kaçınmak” gerekçesiyle ikinci bir pasaport başvurusunda bulundu. Başvuruda Maxwell’in İsrail, Ürdün ve Suudi Arabistan’a seyahat etmeyi planladığı belirtiliyordu. Maxwell’in babası, eski medya patronu Robert Maxwell’in Mossad ile bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyordu.

Epstein, Yahudi bir ailede dünyaya geldi ve New York’ta, çoğunluğu Yahudilerden oluşan Sea Gate adlı kapalı sitede büyüdü. 1985 yılında ailesiyle birlikte İsrail’i ziyaret etti, Tel Aviv’de Plaza Oteli’nde ve Kudüs’te King David Oteli’nde kaldı. Ailesini gezdirmek için limuzin kiraladığı da aktarılan bilgiler arasında.

Resmî kayıtlara geçmeyen başka ziyaretler de söz konusu. 20 Mayıs 2012 tarihli bir e-postada sekreterinden Paris’ten Tel Aviv’e, oradan New York’a ya da Tel Aviv’den Yalta’ya uçuşlar araştırmasını istedi. Bir gün sonra ise “24’ünde Tel Aviv, 27’sinde New York’a birinci sınıf” diye yazdı.

Epstein ayrıca, İsrail’deki en lüks mülklerin açık artırmalarını takip eden pahalı bir emlak sitesine üyeydi.

2017 itibarıyla İsrail’e seyahat etmeye hevesli görünmese de İsrailli kadınlara ilgisini gizlemedi. Chopra’dan “çekici sarışın bir İsrailli… zihin maddenin üstündedir” diye bir istekte bulundu. Chopra ise İsrailli kadınların “savaşçı, agresif ve son derece çekici” olduğu uyarısında bulundu.

Chopra geçen hafta yaptığı açıklamada, “Hiçbir zaman suç teşkil eden ya da sömürücü bir davranışın parçası olmadım. İstismar ve suistimalin her türlüsünü kesin bir dille kınıyorum” ifadesini kullandı.

Epstein ile halen çocuklara yönelik cinsel insan ticareti ağındaki rolü nedeniyle 20 yıl hapis cezası çeken Ghislaine Maxwell arasındaki derin ve uzun süreli ilişki de Epstein’ın İsrail ile bağlantılı olduğu yönündeki komplo teorilerini destekliyor.

Maxwell’in babası Robert Maxwell’in İsrail istihbaratıyla bağlantıları olduğu uzun süredir iddia ediliyor. Maxwell’in İsrail ekonomisine milyonlar aktardığı ve dönemin Başbakanı Yitzhak Shamir’e “en az 250 milyon dolar yatırım” sözü verdiği biliniyor.

Robert Maxwell, 1991 yılında “Lady Ghislaine” adlı yatından düşerek Kanarya Adaları açıklarında ölü bulundu. Cenazesi İsrail’e götürülerek, Kudüs’te devlet elitlerine ayrılan Zeytin Dağı Mezarlığı’na defnedildi.

“Mossad mı öldürdü?”

Epstein’ın bazı e-postalarında, Robert Maxwell’in Mossad tarafından öldürüldüğüne inandığına dair ifadeler yer aldı. 15 Mart 2018 tarihli bir e-postada Epstein, başlığı “İş bitirildi” olan mesajında Maxwell’in kaderine dair spekülasyonlarda bulundu.

Bu iddialar, Gordon Thomas ve Martin Dillon’un yazdığı “Robert Maxwell’in Suikastı: İsrail’in Süper Casusu” adlı kitapta ortaya atılan teoriyle örtüşüyor. Kitapta, Maxwell’in Mossad için çalıştığı, ancak 3 milyar doları aşan borçlarının faizi olarak talep ettiği 600 milyon dolar ödenmezse her şeyi ifşa etmekle tehdit ettiği ve bunun üzerine öldürüldüğü öne sürülüyor.

The Times’ın görüştüğü pek çok uzman, Maxwell’in Mossad ile bağlantılarını ya da Epstein’ın İsrail istihbaratıyla ilişkisini doğrulayan somut bir bilgiye rastlamadıklarını belirtiyor. Ancak İsrail istihbaratıyla bağlantıları olan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir İsrailli yazar, “Mossad’ın kimi işe alacağını asla bilemezsiniz. Herkes ajan olabilir” değerlendirmesinde bulundu.