İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından Türkiye'nin siyasi geleceği

Seçimlerin 2028 yılında yapılması planlanıyor

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasını protesto eden bir gösterici polis memurlarının önünde Türk bayrağı tutarken, 23 Mart 2025 (Reuters)
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasını protesto eden bir gösterici polis memurlarının önünde Türk bayrağı tutarken, 23 Mart 2025 (Reuters)
TT

İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından Türkiye'nin siyasi geleceği

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasını protesto eden bir gösterici polis memurlarının önünde Türk bayrağı tutarken, 23 Mart 2025 (Reuters)
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasını protesto eden bir gösterici polis memurlarının önünde Türk bayrağı tutarken, 23 Mart 2025 (Reuters)

Ömer Önhon

Türkiye'de yaşanan son siyasi kriz, Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının çok ötesine geçerek ülkenin geleceğini tehlikeye soktu.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı İmamoğlu 19 Mart'ta gözaltına alındı ve bundan dört gün sonra, 23 Mart'ta resmen ‘yolsuzlukla’ suçlandı. İmamoğlu, ‘terör örgütüne yardım etme’ suçlamasından beraat etmesine rağmen Başsavcılık, mahkemenin kararına itiraz etti.

İmamoğlu şu anda İstanbul'a yaklaşık 70 kilometre uzaklıkta bulunan ve yüksek profilli tutukluların kalmasıyla ünlü Silivri’deki Marmara Cezaevi'nde tutuluyor. Silivri'de yıllarca aralarında emekli subaylar, siyasi parti liderleri, milletvekilleri, gazeteciler ve 2013 yılındaki Gezi Parkı protestolarına katılanların da bulunduğu çok sayıda kişi kaldı. Bu kişilere yöneltilen suçlamalar hükümeti devirmeye teşebbüsten terörizme destek vermeye kadar çeşitlilik gösteriyor.

Silivri'de gözaltına alınanlar arasında Gezi Parkı protestolarının planlayıcısı olmakla suçlanan iş insanı Osman Kavala, şimdiki Eşitlik ve Demokrasi Partisi'nin (EDP) öncülü olan Kürt yanlısı Halkların Demokratik Partisi'nin (HDP) eski eş başkanı Selahattin Demirtaş ve Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ öne çıkıyor. İmamoğlu şimdi Silivri’deki bu önde gelen isimler kervanına katıldı.

Yasal olarak atılacak bir sonraki adım, mahkemenin bir iddianame hazırlaması ve ardından İmamoğlu ve diğer tutukluların yargılanması olacak olsa da henüz herhangi bir takvim belirlenmiş değil.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve muhalefet kanadındaki diğer partilerin yüz binlerce destekçisinden oluşan büyük kalabalıklar, İmamoğlu'nun tutuklanmasından bu yana her gün, başında bulunduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bulunduğu Sarnıç Meydanı'nda toplanıyor. Hükümeti ve yargıyı protesto ediyor, İmamoğlu ve diğer tutuklularla dayanışma içinde olduklarını ifade ediyorlar.

Türkiye'nin hemen her şehrine yayılan gösterilerde üniversite öğrencileri başrolü üstlenirken ilginç bir şekilde rahatlık ve özgürlük arayışında olan bir nesil olarak bilinen ‘Z Kuşağı’ üyeleri beklenmedik bir kararlılık ve direnç gösterdi.

cvfgbh
CHP’li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul'da Çağlayan Adliyesi olarak bilinen Adalet Sarayı'nda adli makamlara ifade verdikten sonra destekçilerine seslendi, 31 Ocak 2025 (Reuters)

Öte yandan polis İzmir, Ankara ve İstanbul'da protestoculara karşı birçok kez tazyikli su ve göz yaşartıcı gaz kullandı. Çatışmalar hafif yaralanmalara sebep olurken, herhangi bir ölüm olayı ya da ciddi hasar rapor edilmedi. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, beş gün süren olaylar sırasında 123 polis memurunun yaralandığını ve aralarında çok sayıda gazetecinin de bulunduğu bin 133 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.

Gelecekte bizi ne bekliyor?

Yasal olarak atılacak bir sonraki adım, mahkemenin bir iddianame hazırlaması ve ardından İmamoğlu ve diğer tutukluların yargılanması olacak olsa da henüz herhangi bir takvim belirlenmiş değil. Türkiye'de yargıya yönelik temel eleştirilerden biri, iddianame hazırlamanın ve mahkemeye çıkmanın uzun zaman alması. Tutuklular davaları görülmeden aylarca hatta yıllarca cezaevinde kalabiliyor. Örneğin Ümit Özdağ 63 gündür cezaevinde hakkındaki iddianamenin hazırlanmasını bekliyor.

CHP, İmamoğlu'nun olası cumhurbaşkanlığı adaylığına yönelik kamuoyu desteğine dair nabız yoklaması yapmak için 1,7 milyon üyesinin yanı sıra genel kamuoyuna açık bir iç ön seçim yaptı.

İdari olarak hem İBB Başkanı İmamoğlu hem de Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık yolsuzluk suçlamasıyla tutuklandılar, ancak terörle ilgili suçlamalardan -en azından mevcut aşamada- aklandılar. Bu da haleflerinin, ana muhalefet partisi CHP'nin çoğunlukta olduğu belediye meclisleri tarafından seçileceği ve belediye başkanlığının partinin elinde kalacağı anlamına geliyor. İBB ve Beylikdüzü belediye başkan vekillerinin bugün seçilmesi planlanıyor.

Öte yandan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan ‘terörü desteklediği’ suçlamasıyla tutuklandı ve yerine seçimle vekil değil, kayyum atandı. Birçok kişi, yaygın protesto gösterileri olmasaydı, tutuklamalardan etkilenen muhalefete bağlı tüm belediyelere kayyum atanabileceğine inanıyor.

hyju
Tutuklanan İBB Başkanı ile dayanışma için İstanbul'da düzenleen yürüyüşte göstericiler pankartlar ve Türk bayrakları taşıdı, 23 Mart 2025 (AFP)

Muhalif politikacılar ve protestocular, yargıyı iktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) lehine ‘açıkça önyargılı olmakla’ suçlayarak öfkelerini dile getirirken muhaliflere karşı hızlı ve kararlı bir şekilde hareket eden mahkemelerin -çoğunlukla gizli tanıkların ifadelerine dayanarak- eski başbakanlar, bakanlar ve belediye başkanları da dahil olmak üzere iktidar partisi yetkililerine yönelik belgelenmiş yolsuzluk ve suiistimal suçlamalarını görmezden geldiğini söylüyorlar.

Buna karşın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın destekçileri, muhalefeti ‘kaosu körüklemeye ve ülkeyi istikrarsızlaştırmaya çalışmakla’ suçluyor. Erdoğan'ın dünkü kabine toplantısının ardından sokaklara dökülen milyonları ‘vandallar’ olarak nitelendirmesi de tepkilere yol açtı. Muhalefet liderleri ve siyasi analistler, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu sözlerini, ‘destekçilerini harekete geçirmek ve kasıtlı olarak ortamı alevlendirmek suretiyle iktidarını güçlendirmek için toplumsal bölünmeleri istismar etmesinin bir başka örneği’ olarak değerlendirdiler.

Bu arada İmamoğlu'nun avukatları, mahkeme kararının yanı sıra üniversite diplomasını iptal eden bir diğer mahkeme kararını temyize götürmeye hazırlanıyor.

CHP, İmamoğlu'nun olası cumhurbaşkanlığı adaylığına yönelik kamuoyu desteğine dair nabız yoklaması yapmak için 1,7 milyon üyesinin yanı sıra genel kamuoyuna açık bir iç ön seçim yaptı. Türkiye'nin büyük şehirlerinde, belediye binalarından restoranlara kadar çeşitli mekanlarda oy verme merkezleri kuruldu.

Merkez Bankası, liranın yabancı para birimleri karşısında çöküşünü önlemek için müdahale ederek büyük miktarlarda döviz satışı yaptı. Rezervleri yaklaşık 25 milyar dolar azalttı. Bankacılık sektörü piyasa değerinin yüzde 25'ini kaybetti.

Tıpkı resmi seçimlerde olduğu gibi, insanlar sandık başına giderek İmamoğlu'nun fotoğrafı ve ‘adaylığını destekliyorum’ yazılı bir kağıdı sandığa attı. Bir günlük girişimin sonunda CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yaklaşık 15 milyon kişinin İmamoğlu'nun cumhurbaşkanlığı adaylığını desteklemek için oy kullandığını açıkladı. Bu kayda değer katılım, erken seçimlere yönelik halkın yaygın özleminin bir göstergesi olarak görüldü.

Olağan takvime göre Türkiye'de bir sonraki cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin 2028 yılında yapılması planlanıyor.

Anayasaya göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2028 yılında yeniden aday olamıyor. Ancak iktidardaki AK Parti bu engeli aşmaya kararlı görünüyor ve bunu yapmasına izin verebilecek birkaç anayasal mekanizma var. Meclisteki 600 milletvekilinden 360'ının anayasa değişikliği lehinde oy kullanması halinde, teklif referanduma sunulacak ve geçerli oyların çoğunluğunun desteğini alması halinde kabul edilecek. Eğer 400 milletvekili değişiklik lehinde oy kullanırsa, referanduma gerek kalmadan doğrudan kabul edilmiş olacak. AK Parti'nin 272, müttefiki Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) ise 47 milletvekili olmak üzere toplam 319 milletvekili bulunuyor. Ancak bu sayı gerekli olan 360 barajının altında kalıyor.

Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önünde bir seçenek daha var. O da Seçim tarihinden önce parlamentoyu feshetmek. Ancak bu seçenek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ikinci dönemini tamamlamadığını iddia etmesine ve böylece yeniden aday olmasına olanak sağlayabilir.

Erken seçime gidilip gidilmeyeceği ve gidilirse Ekrem İmamoğlu'nun aday olup olamayacağı henüz bilinmiyor. Ancak muhalefetin alternatifi yok değil. CHP lideri Özel, acil durum planları olduğunu belirtti.

Bu arada Türkiye’nin halihazırda art arda gelen krizlerle sarsılan ekonomisi, son siyasi çalkantıların yansımalarından da etkilendi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2023 yılında bakanlık görevini devraldığından bu yana ekonomik dengeyi yeniden sağlamaya çalışsa da sınırlı ilerleme kaydedebildi. Resmi verilere göre enflasyon oranı yüzde 39,05'e düşse de bu rakamlara şüpheyle bakılıyor. Aynı şekilde veriler döviz rezervlerinin arttığına işaret ediyor. Türkiye'nin kredi notu uluslararası kuruluşlar tarafından yükseltildi.

Türkiye’nin önde gelen ekonomistlerinden Mahfi Eğilmez'e göre son olaylar ekonomiye ağır bir darbe vurdu ve borsa yaklaşık iki trilyon lira değer kaybetti. Büyük bir sermaye çıkışı yaşandı. Kamu borcu risk oranı (CDS) 250'den 328 baz puana yükseldi.

Merkez Bankası, liranın yabancı para birimleri karşısında çöküşünü önlemek için müdahale ederek büyük miktarlarda döviz satışı yaptı. Rezervleri yaklaşık 25 milyar dolar azalttı. Bankacılık sektörü piyasa değerinin yüzde 25'ini kaybetti.

ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, İmamoğlu'nun tutuklanmasıyla eş zamanlı olarak Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ‘harika bir görüşme’ yaptığını ve ikili ilişkilerde ‘olumlu gelişmeler’ beklediğini açıkladı.

Bakan Şimşek'in istifa edebileceğine dair söylentiler vardı, ancak kendisi sosyal medya üzerinden bunu yalanlayarak piyasaların istikrarını sağlamak için çalışmalarına devam ettiğini vurguladı.

Uluslararası tarafların tutumları, jeopolitik çıkarların ilkelerin ve ‘siyasi gerçekçiliğin’ hukukun üstünlüğüne bağlılığın önüne geçtiğini açıkça yansıtıyor.

Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Türkiye Daimi Raportörü Nacho Sanchez Amor'un Ankara’yı ‘tam teşekküllü otoriter bir devlete doğru tam hızla ilerlemekle’ suçlayan büyük sözler sarf etmesine rağmen daha önce daha az ciddi olaylar nedeniyle Ankara'yı çok daha fazla eleştiren Avrupa Birliği (AB) liderleri, ürkek ve sulandırılmış açıklamalar yapmakla yetindiler.

AB, insan hakları konularından ziyade Türkiye'nin savunma kapasitesini ve bölgesel güvenliğini güçlendirmek için iş birliği yapmasını sağlamakla ilgileniyor gibi görünüyor. Aynı şekilde ABD de doğrudan bir eleştiriden kaçındı. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tammy Bruce, Türkiye'nin iç meseleleriyle ilgili ayrıntılara girmeden, Washington'ın insan hakları ve adil yargılama konusundaki genel tutumunu yinelemekle yetindi.

v fgbhn
İBB Başkanı İmamoğlu’nun tutuklanmasını İBB binası önünde protesto edenler, 23 Mart 2025 (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, İmamoğlu'nun tutuklanmasıyla eş zamanlı olarak Trump'ın Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ‘harika bir görüşme’ yaptığını ve ikili ilişkilerde ‘olumlu gelişmeler’ beklediğini açıkladı.

Öte yandan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın olası bir ABD ziyaretine hazırlık amacıyla ABD'li mevkidaşı Marco Rubio ile iki tarafı da ilgilendiren konuları görüşmek üzere yarın Washington'da olacak. Ancak İmamoğlu'nun tutuklanması ve buna eşlik eden siyasi krizin bu görüşmelerde öne çıkması pek olası görünmüyor.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.



Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
TT

Ukrayna: Rusya'dan elektrik şebekesine büyük saldırı

Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)
Rus İHA’ları ve füze saldırıları Kiev'deki hayati öneme sahip sivil altyapıya ciddi hasar verdikten sonra, bir enerji şirketinin çalışanı bir elektrik trafosunu inceliyor, (Reuters)

Ukrayna elektrik şebekesi işletmecisi bugün yaptığı açıklamada, Rus güçlerinin Ukrayna'nın enerji altyapısına "geniş çaplı bir saldırı" başlattığını, bunun da ülke genelinde yaygın elektrik kesintilerine yol açtığını duyurdu.

Ukrinergo Telegram üzerinden yaptığı açıklamada, "Düşmanın verdiği hasar nedeniyle çoğu bölgede acil elektrik kesintileri uygulanmıştır" ifadesini kullandı.

Bu arada, ABD Başkanı Donald Trump, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşıyla ilgili "çok iyi görüşmelerin" devam ettiğini söyledi ve ayrıntılara girmeden, bu görüşmelerin sonucunda "bir şeyler olabileceğini" ifade etti.


ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
TT

ABD ve Rusya nükleer müzakerelere başlıyor... Çin, Fransa ve Birleşik Krallık’ın da dahil edilmesi yönünde baskı var

(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)
(foto altı) ABD Başkanı Donald Trump ve Çinli mevkidaşı Şi Cinping (AFP)

ABD ile Rusya, Yeni Stratejik Silahların Azaltılması Anlaşması’nın (New START) süresinin dolmasının ardından görüşmeler yapmaya hazır olduklarını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, nükleer silahlanma yarışında tehlikeli bir aşamaya girilmesini önleyecek yeni kısıtlamalar getirilmesi için Çin’in de sürece dahil edilmesi konusunda ısrarcı olurken, Rusya’nın Fransa ve Birleşik Krallık’ın da kapsama alınmasına yönelik çağrıları karşılık bulmadı.

Trump, sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımda, “ABD açısından kötü müzakere edilmiş ve açıkça ihlal edilen New START Anlaşması’nı uzatmak yerine, nükleer uzmanlarımız gelecekte uzun süre geçerli olacak, yeni, daha iyi ve modern bir anlaşma üzerinde çalışmalı” ifadesini kullandı. Trump, herhangi bir görüşmeden söz etmezken, yeni bir anlaşmanın Çin’i de içermesi gerektiğini vurguladı.

Trump ayrıca, “ABD dünyanın en güçlü ülkesidir” değerlendirmesinde bulunarak, ilk başkanlık döneminde nükleer silahlar da dahil olmak üzere orduyu tamamen yeniden inşa ettiğini belirtti. Donanmanın yeni savaş gemileriyle güçlendirildiğini ve Uzay Kuvvetleri’nin kurulduğunu hatırlatan Trump, “Pakistan ile Hindistan, İran ile İsrail, Rusya ile Ukrayna arasında nükleer savaşların önüne geçtim” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump (EPA)ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD ile Rusya arasında nükleer silahların sınırlandırılmasına yönelik son anlaşma olan New START’ın süresi, her iki ülkenin de yeni silah nesilleri geliştirdiği bir dönemde sona erdi. Bu süreçte Çin’in de nükleer başlıkların taşınmasına yönelik yeni yöntemler denediği biliniyor. Ukrayna’daki savaş nedeniyle yeni bir anlaşmaya ilişkin ABD-Rusya görüşmeleri askıya alınırken, 2010 tarihli New START Anlaşması, ABD ve Rusya’nın sahip olabileceği stratejik nükleer başlık sayısını taraf başına bin 550 ile, fırlatma platformu sayısını ise 700 ile sınırlamıştı.

Kusurları giderme

ABD Dışişleri Bakanlığı Silahların Kontrolü ve Uluslararası Güvenlik Müsteşarı Thomas G. DiNanno, Cenevre’de düzenlenen Birleşmiş Milletler (BM) Silahsızlanma Konferansı’nda yaptığı konuşmada, Başkan Donald Trump’ın yeni bir anlaşmaya yönelik tutumunu destekleyerek New START Anlaşması’nın ‘temel kusurlar’ barındırdığını söyledi. DiNanno, Rusya’nın tekrarlanan ihlalleri, küresel nükleer stokların artması ve New START Anlaşması’nın tasarım ve uygulanmasındaki eksikliklerin, ABD’ye ‘geçmiş bir dönemin değil, günümüz tehditlerinin ele alındığı yeni bir yapının oluşturulması için acil bir gereklilik’ yüklediğini ifade etti. Çin’in nükleer kapasitesine de dikkat çeken DiNanno, “Bugün geldiğimiz noktada Çin’in nükleer cephaneliği tamamen sınırsız, şeffaflıktan yoksun, bildirimsiz ve denetimsiz durumda” dedi. DiNanno, silahların kontrolünde yeni dönemin net bir odakla devam edebileceğini ancak bunun ‘müzakere masasında yalnızca Rusya’nın değil, daha fazla ülkenin yer almasını gerektirdiğini’ vurguladı.

Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)Pentagon... ABD Savunma Bakanlığı (Reuters)

DiNanno, Pekin’i gizli nükleer denemeler yapmakla da suçladı. “ABD hükümetinin, Çin’in yüzlerce tonluk patlayıcı güce sahip denemelere yönelik hazırlıklar da dahil olmak üzere nükleer patlama testleri gerçekleştirdiğinden haberdar olduğunu açıklayabilirim” dedi. Çin ordusunun bu denemeleri, nükleer patlamaların üzerini örterek gizlemeye çalıştığını öne süren DiNanno, bunun söz konusu testlerin nükleer denemelerin yasaklanmasına ilişkin yükümlülükleri ihlal ettiğinin bilincinde olunduğunu gösterdiğini ifade etti.

Rusya'nın istekleri

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin (AP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yıldan bu yana Washington’un da aynı yönde adım atması halinde anlaşmada öngörülen sınırlara bir yıl daha uymaya hazır olduğunu açıklamıştı. Ancak Trump bu Rus talebine yanıt vermedi. Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov, perşembe günü yaptığı açıklamada, Putin’in anlaşmanın süresinin dolmasını çarşamba günü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile gerçekleştirdiği görüşmelerde ele aldığını belirterek, Moskova’nın ‘güvenlik durumunun dikkatli bir analizine dayanarak dengeli ve sorumlu bir şekilde hareket edeceğini’ söyledi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı da yaptığı yazılı açıklamada, ‘mevcut koşullar altında New START Anlaşması taraflarının, anlaşma kapsamındaki temel hükümler de dahil olmak üzere, herhangi bir karşılıklı yükümlülük veya bildirimle bağlı olmadıklarının varsayıldığını ve atacakları bir sonraki adımları tamamen serbestçe belirleyebileceklerini’ bildirdi.

Yeni bir gelişme olarak Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rus ve ABD’li müzakerecilerin son Rusya-Ukrayna görüşmeleri kapsamında silahlanma konusunu da ele aldığını açıkladı. Peskov, “Tarafların sorumlu tutumlar benimsemesi ve bu meseleye ilişkin görüşmelere en kısa sürede başlanmasının gerekliliği konusunda bir anlayış var. Bu konu Abu Dabi’de de gündeme geldi” şeklinde konuştu.

Peskov, anlaşma sınırlarına en az altı ay süreyle uyulmasına yönelik gayriresmi bir mutabakat ihtimaline ilişkin raporun sorulması üzerine, “Bu tür hükümler yalnızca resmi olarak uzatılabilir. Bu alanda gayriresmi bir uzatmayı hayal etmek zor” yanıtını verdi. Peskov, Moskova’nın anlaşmanın perşembe günü sona ermesinden üzüntü duyduğunu ve bunu ‘olumsuz’ değerlendirdiğini de yineledi.

Çin’in reddi

Bu arada Çinli diplomat Chen Jian, ülkesinin silahsızlanma müzakerelerine katılması yönündeki ABD taleplerini açıkça reddetti. Çin’in nükleer cephaneliğinin hızlı büyümesine rağmen, ABD ve Rusya’ya kıyasla çok daha küçük olduğunu savunan Jian, konferansta yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı: “Çin’in nükleer kapasitesi hiçbir şekilde ABD ya da Rusya’nın seviyesine yaklaşmamakta. Çin bu aşamada nükleer silahsızlanma müzakerelerine katılmayacak.”

Rusya'nın BM Cenevre Ofisi Daimî Temsilcisi Gennady Gatilov ise yeni nükleer görüşmelerin Fransa ve Birleşik Krallık gibi nükleer silaha sahip diğer ülkeleri de kapsaması gerektiğinde ısrar etti. Gatilov, “Bir nükleer ittifak olduğunu ilan eden NATO’da ABD’nin askeri müttefikleri olan Birleşik Krallık ve Fransa’nın da sürece katılması halinde Rusya bu süreçte yer alacaktır” dedi.

Öte yandan Avrupalı liderler, uzun süredir müttefik ülkelere ABD tarafından sağlanan nükleer şemsiye yerine, Washington’dan bağımsız nükleer güçler oluşturulmasını tartışıyor. Japonya, Güney Kore ve Türkiye de nükleer silaha sahip olmayan ancak bu yönde politika değişikliğini gündemine alan diğer ülkeler arasında yer alıyor.

Ayrıca Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore resmi olarak nükleer silaha sahip ülkeler olarak bilinirken, İsrail’in de geniş bir nükleer cephaneliğe sahip olduğuna yaygın biçimde inanılıyor.


Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
TT

Trump, Hindistan’ın Rus petrolü alımını durdurma sözü vermesinin ardından Hindistan’a uyguladığı ‘cezai’ gümrük vergilerini iptal etti

Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)
Beyaz Saray’da düzenlenen ortak basın toplantısında ABD Başkanı Donald Trump ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi (Arşiv – Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump dün, Yeni Delhi’nin Rusya’dan petrol almaya devam etmesi nedeniyle daha önce Hindistan menşeli ürünlere uygulanan yüzde 25’lik ek gümrük vergilerini kaldırma kararı aldı. Karar, iki ülke arasında bu hafta varılan ticaret anlaşmasının yürürlüğe girmesiyle birlikte alındı.

Trump’ın imzaladığı başkanlık kararnamesine göre Hindistan, Rus petrolünü doğrudan ya da dolaylı yollarla ithal etmeyi durdurmayı taahhüt etti.

Kararnamede ayrıca, Yeni Delhi’nin ABD’den enerji ürünleri satın almayı ve ‘önümüzdeki on yıl boyunca savunma iş birliğinin genişletilmesine yönelik ABD ile bir çerçeveye bağlı kalmayı’ kabul ettiği belirtildi.

Yüzde 25 oranındaki ek ABD gümrük vergilerinin, bugün ABD doğu saatiyle sabah 12.01 itibarıyla kaldırılacağı bildirildi.

Karar, Trump’ın birkaç gün önce Hindistan ile bir ticaret anlaşmasına varıldığını açıklamasının ardından geldi. Anlaşma, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerinin düşürülmesini, buna karşılık Başbakan Narendra Modi’nin Ukrayna savaşı nedeniyle Rusya’dan petrol alımını durdurma taahhüdünü içeriyor.

Anlaşma kapsamında Washington, Hindistan ürünlerine uygulanan gümrük vergilerini yüzde 25’ten yüzde 18’e indirmeyi kabul etti.

Beyaz Saray tarafından yayımlanan ortak açıklamada, Hindistan’ın önümüzdeki beş yıl içinde ABD’den enerji ürünleri, uçaklar, değerli metaller, teknoloji ürünleri ve kömür olmak üzere toplam 500 milyar dolar tutarında alım yapmayı planladığı ifade edildi.

Söz konusu anlaşma, Trump’ın Rus petrolü alımlarının sona erdirilmesini Ukrayna’daki savaşı finanse eden bir unsur olarak görmesi nedeniyle, Washington ile Yeni Delhi arasında aylardır süren gerilimi de azaltıyor.

Anlaşmayla birlikte Trump ile Modi arasındaki yakın ilişkilerin yeniden canlandığına dikkat çekilirken, ABD Başkanı daha önce Modi’yi ‘en yakın dostlarından biri’ olarak nitelendirmişti.