Gazze ateşkesi: İsrail'in azami baskı politikası Hamas’a yeni tavizler verdirir mi?

Arabulucuların önerileri ve Hamas'ın savaşı sona erdirme ısrarı arasında İsrail'in azami baskı politikası yeni tavizler verdirir mi?

Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'ta İsrail’in düzenlediği saldırı sonucunda yıkılan bir evin enkazı arasında çocuklarını taşıyan Filistinli bir adam (AFP)
Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'ta İsrail’in düzenlediği saldırı sonucunda yıkılan bir evin enkazı arasında çocuklarını taşıyan Filistinli bir adam (AFP)
TT

Gazze ateşkesi: İsrail'in azami baskı politikası Hamas’a yeni tavizler verdirir mi?

Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'ta İsrail’in düzenlediği saldırı sonucunda yıkılan bir evin enkazı arasında çocuklarını taşıyan Filistinli bir adam (AFP)
Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'ta İsrail’in düzenlediği saldırı sonucunda yıkılan bir evin enkazı arasında çocuklarını taşıyan Filistinli bir adam (AFP)

İsrail'in Gazze Şeridi'nin birçok bölgesinde bombardımanlar ve tahliyeler gerçekleştirmesi ve bunların Binyamin Netanyahu hükümeti tarafından açıklanan ‘azami baskı’ politikasının bir parçası olarak devam edeceğinin teyit edilmesi, bu yaklaşımın yaklaşık 18 aydır devam eden savaş üzerindeki etkileri ve rehine krizini sona erdirip erdiremeyeceği konusunda soru işaretleri yaratıyor.

Askeri gerilimin yeniden başlayacağı yönünde yapılan çığırtkanlık, Hamas'ın savaşı sona erdirecek bir anlaşmaya varılması konusunda ısrarcı olduğu ve Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanların Hamas’ın yeni ve belirleyici tavizler vermesine katkıda bulunabileceğini düşündüğü Mısır-Amerika-İsrail önerileri tartışmalarını gölgede bırakıyor.

Ancak uzmanlar, Washington'ın Netanyahu'nun yanında yer alması nedeniyle, Hamas'ın göstereceği esnekliğin Türkiye, Çin ve Rusya gibi diğer ülkelerden arabulucuların da katılımıyla 20 Nisan'daki Hamursuz Bayramı öncesinde sahada uygulanabilmesi için birtakım tavizlerin garanti altına alınmasını gerektirdiğini belirtiyor. Uzmanlar veya da ABD Başkanı Donald Trump'ın yaklaşık bir ay sonra bölgeye yapacağı ziyareti bekleyip, ikinci başkanlık döneminin ilk yurtdışı turunun koşullarının dikte ettiği olgun bir ateşkese tanıklık edilebileceğini vurguladılar.

Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Nasır Hastanesi yakınlarında yakınlarının öldürülmesine tepki gösteren Filistinli kadınlar (AFP)Gazze'nin güneyindeki Han Yunus'ta bulunan Nasır Hastanesi yakınlarında yakınlarının öldürülmesine tepki gösteren Filistinli kadınlar (AFP)

İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, dün X hesabından yaptığı paylaşımda, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki bölgelerin bombalanması öncesinde bölge sakinlerinin derhal batıdaki sığınma merkezlerine gitmesi gerektiğini ifade etti. Bu açıklamadan bir gün önce İsrailli bir güvenlik kaynağı, İsrail merkezli televizyon kanalı i24NEWS'e yaptığı açıklamada, İsrail’in Refah kenti sakinlerini tahliye etme ve kara kuvvetlerinin girişine hazırlık olarak Gazze Şeridi’nin kuzeyinde, güneyinde ve doğusunda havadan ve karadan operasyonları genişleterek azami baskı stratejisi izlendiğini doğruladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden pazar günü yapılan açıklamada, İsrail Güvenlik Kabinesinin rehinelerin serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla Hamas üzerindeki baskıyı arttırma kararı aldığı bildirildi. Açıklamaya göre Netanyahu, İsrail'in Hamas ile müzakereleri ‘ateş altında’ yürüttüğünü, askeri baskının etkili olduğunu ve Hamas'ın müzakerelerdeki tutumlarında çatlaklar görülmeye başlandığını vurguladı.

Askeri gerilim, 19 Ocak’ta varılan ateşkes anlaşmasının ilk aşamasının (42 gün) mart ayı başlarında tamamlanmasının ardından anlaşmanın çökmesinden beri devam ediyor. Gazze'deki İslami Cihad Hareketi'nin silahlı kanadı Seraya el-Kudüs tarafından dün yapılan açıklamada, İsrail'in Sderot ilçesine ve Gazze Şeridi'ne komşu bazı bölgelere roketli saldırı düzenlendiği belirtildi.

Mısır Dış İlişkiler Konseyi üyesi ve İsrail meseleleri konusunda uzman akademisyen Dr. Ahmed Fuad Enver, askeri gerilimin Hamas'ın taviz vermesi umuduyla üzerindeki baskıyı arttırmayı amaçladığını söyledi. Ancak Dr. Enver’e göre Netanyahu’nun iki yardımcısının tutuklanması ve müttefiklerinin baskısıyla dün eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Eli Sharvit'i iç istihbarat servisi Şin-Bet’in başına atamaktan vazgeçmesinin ardından iç krizler yaşanıyor.

Dr. Enver, Hamas'ın taviz vermeyi kabul edeceğini ve bunu Gazzelilerin acılarını hafifletmek, arabulucuların taleplerini dikkate almak ve şartlarından biri olan savaşı sona erdirecek bir anlaşma sağlanması halinde, esneklik sağlamak başlıkları altında pazarlayabileceğini belirtti. Hamas meseleleri uzmanı bir siyasi analist olan İbrahim el-Medhun da Hamas'ın kendisine yönelik imha savaşını durdurmak için uzlaşmaya ve esnek davranmaya hazır olduğunu, ancak bunun için savaşı durduracak garantilerin verilmesi ve İsrail'in tamamen çekilmesi gerektiğini söyledi.

Gazze'de un yokluğu nedeniyle dün kapalı olan bir fırının önünden geçen Filistinli bir genç (Reuters)Gazze'de un yokluğu nedeniyle dün kapalı olan bir fırının önünden geçen Filistinli bir genç (Reuters)

Filistinli siyasi analist Dr. Eymen er-Rakab, Netanyahu'nun rehinelerin serbest bırakılmasını sadece siyasi anlaşmaların sağlayabileceğini anlamasına rağmen, müzakerelere ateş altında devam etmesini ve askeri gerilimi tırmandırmasını bekliyor. Dr. Rakab, İsrail'in bu baskılarla Hamas'ı ABD Başkanı Donald Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff’un ya da Mısır’ın önerisi temelinde değil, kimsenin kabul etmeyeceği adil olmayan bir İsrail önerisi temelinde taviz vermeye zorlamak istediğini vurguladı.

İsrail basınının pazartesi günü İsrailli yetkililerden aktardığı haberlerine göre Hamas'ın arabulucular Mısır ve Katar'ın Gazze'de yeni bir ateşkes önerisini kabul ettiğinin basına sızmasından iki gün sonra Netanyahu hükümeti, 40 ila 50 gün sürecek bir ateşkes sırasında Gazze'de hala hayatta olduğuna inanılan 24 rehinenin yarısının ve öldüğüne inanılan 35 rehinenin de yaklaşık yarısının iade edilmesini öngören bir ateşkes anlaşması önerdi.

Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff, 13 Mart'ta Gazze'deki ateşkesin 20 Nisan'a kadar uzatılması için bazı rehinelerin serbest bırakılmasını öngören ‘güncellenmiş’ bir öneri sunmuş ve Hamas sadece ABD vatandaşı olan İsrail askeri Aidan Alexander'ın serbest bırakılmasını kabul etmişti. Witkoff, Hamas’ın yanıtını ‘kabul edilemez’ olarak nitelendirdi.

İsrail’in Gazze Şeridi’nde düzenlediği bombardımanlar sonucun yıkılan binaların İsrail'in güneyinden görünüşü, 1 Nisan 2025 (AP)İsrail’in Gazze Şeridi’nde düzenlediği bombardımanlar sonucun yıkılan binaların İsrail'in güneyinden görünüşü, 1 Nisan 2025 (AP)

Associated Press'in (AP) mart ayı sonlarında Mısırlı bir yetkiliden aktardığına göre Kahire'nin sunduğu öneri çerçevesinde Hamas, İsrail'in Gazze Şeridi'ne insani yardım girişine izin vermesi, çatışmaların bir hafta süreyle durdurulması ve İsrail'in yüzlerce Filistinli mahkûmu serbest bırakması karşılığında, aralarında ABD vatandaşı olan bir İsraillinin de bulunduğu beş canlı rehineyi serbest bırakacaktı. Hamas Hareketi’nden bir yetkili, o sıra yaptığı açıklamada, Hamas’ın ‘olumlu yanıt verdiğini’ söyledi.

Şarku’l Avsat’ın İsrail gazetesi Yedioth Ahronoth'tan aktardığına göre İsrail şu anda yapılacak herhangi bir anlaşmanın rehinelerin serbest bırakılması karşılığında sadece geçici bir ateşkes öngörmesinde ısrar ederken, Hamas, savaşı tamamen sona erdirecek müzakerelerin yapılmasını istiyor.

İsrail televizyon kanalı i24NEWS pazartesi günü, İsrail'in karşı teklifinin arabuluculara gönderildiğini doğruladı. i24NEWS’ göre İsrail, anlaşmanın Hamursuz Bayramı’ndan önce imzalanabileceği spekülasyonları arasında Hamas'a anlaşmayı kabul etmesi için yapılan baskıyı arttırmayı planlıyor.

Mısırlı akademisyen Dr. Enver, Hamas’a yönelik baskıların artmasıyla birlikte en olası sonucun bir uzlaşı ve geçici bir anlaşma olacağını düşünüyor. Washington'ın Netanyahu'nun yanında yer alması nedeniyle Hamas'ın daha fazla ABD dışı garanti talep etmesini bekleyen Dr. Enver, Mısır ve Katar ile birlikte Türkiye, Çin ve Rusya’nın da garantörlüklerine tanık olunabileceğini belirtti. Mısırlı akademisyen, mevcut göstergeler çerçevesinde Hamursuz Bayramı öncesi bir ateşkese ulaşılacağına dair iyimser olduğunu ifade etti.

Siyasi analist Medhun'a göre İsrail çözüm istemiyor. Hamas'ın silahsızlandırılması, Gazze Şeridi'nde kalmaya devam etmesi ve Gazze'deki Filistinlilerin yerlerinden edilmesi gibi ciddi taleplerde bulunuyor ki, bu baskı değil, tüm bölgeyi tehdit eden sıfır toplamlı bir oyun. Medhun, savaşı sona erdirmek ve mümkün olan en kısa sürede ateşkese varmak için güçlü bir baskı oluşturmak üzere en büyük rolün arabuluculara ve topluma düştüğünün altını çizdi.

Hamas'ın Mısır'ın boşlukları dolduran önerisine sadık kalmasını bekleyen Dr. Rakab ise “ABD’nin ciddi bir tutum sergilememesi ve İsrail'e baskı yapmaması halinde, yakın zamanda ateşkese varılacağına dair bir işaret görünmüyor. Netanyahu Hamursuz Bayramı’nda bile Gazze Şeridi'nde cehennemi yaşatmaya devam edecek gibi görünüyor. Trump'ın yaklaşık bir ay sonra bölgeye yapacağı ziyaretle birlikte ateşkesin şekillendiğini görebiliriz” değerlendirmesinde bulundu.



DMUK, Suriye'nin katılımını memnuniyetle karşılarken Suriye ile yakın iş birliği içinde çalışmaya hazır olduğunu teyit etti

Pazartesi günü Riyad'da DMUK siyasi direktörleri toplantısı düzenlendi (SPA)
Pazartesi günü Riyad'da DMUK siyasi direktörleri toplantısı düzenlendi (SPA)
TT

DMUK, Suriye'nin katılımını memnuniyetle karşılarken Suriye ile yakın iş birliği içinde çalışmaya hazır olduğunu teyit etti

Pazartesi günü Riyad'da DMUK siyasi direktörleri toplantısı düzenlendi (SPA)
Pazartesi günü Riyad'da DMUK siyasi direktörleri toplantısı düzenlendi (SPA)

DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonu (DMUK) dün, Suriye hükümetini koalisyonun 90’ıncı üyesi olarak kabul etti. DMUK, pazartesi günü Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad'da Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Velid el-Hureyci ve ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın başkanlığında düzenlenen siyasi direktörler toplantısında yayınlanan ortak bildiride, hükümetle yakın iş birliği içinde çalışmaya hazır olduğunu teyit etti.

Katılımcılar, toplantıya ev sahipliği yapan Suudi Arabistan'a ve terörle mücadele ve istikrarın sağlanması için bölgesel ve uluslararası çabaları destekleme konusunda sürdürdüğü rolüne teşekkürlerini ifade ederek, üye devletleri Suriye ve Irak'ın çabalarına doğrudan destek sağlamaya teşvik ettiler.

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında, kalıcı ateşkes ve Suriye'nin kuzeydoğusunda sivil ve askeri entegrasyon için düzenlemeler de dahil olmak üzere kapsamlı bir anlaşma yapılmasını memnuniyetle karşıladılar.

dfrgth
Suudi Arabistan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi, Riyad'da düzenlenen toplantıya başkanlık etti (SPA)

Suriye hükümetinin DAEŞ ile mücadelede ülke çapında liderliği alma niyetini kaydettiler ve DAEŞ ile mücadelede SDG’nin yaptığı fedakarlıklara ve DAEŞ'i yenme operasyonunda Irak hükümetinin sürdürdüğü liderliğe olan takdirlerini ifade ettiler.

Katılımcılar, tutuklu DAEŞ’lıların hızlı ve güvenli bir şekilde nakli, üçüncü ülke vatandaşlarının ülkelerine geri gönderilmesi, el-Hol ve Roj mülteci kamplarındaki ailelerinin geldikleri ülkelere onurlu bir şekilde yeniden entegrasyonu ve bu ülkelerde örgütü yenilgiye uğratma operasyonunun geleceği konusunda Suriye ve Irak ile koordinasyonun sürdürülmesi gibi önceliklerini yeniden teyit ettiler.

DMUK savunma yetkilileri, diplomatik ve askeri kanallar arasındaki yakın koordinasyonu vurguladılar. Katılımcılar ise devam eden tutuklu nakilleri de dahil olmak üzere DEAŞ’ı yenilgiye uğratma operasyonundaki son durum hakkında brifing aldılar.

vfbghyj6u
DMUK üyeleri, ülkeleri Suriye ve Irak'ın çabalarına doğrudan destek sağlamaya teşvik etti (SPA)

DEAŞ üyelerini güvenli bir şekilde gözaltına alma konusunda Irak'ın çabalarını öven yetkililer, Suriye'nin DEAŞ’lıları ve ailelerini barındıran gözaltı tesisleri ve mülteci kamplarının sorumluluğunu üstlenmesini memnuniyetle karşıladılar. Ayrıca, ülkelerin Irak ve Suriye'den vatandaşlarını geri göndermekle yükümlü olduklarını yinelediler.

Irak'ın liderliğine teşekkürlerini ifade ettiler ve tutukluların Irak hükümetinin gözetimine devredilmesinin bölgesel güvenlik için hayati önem taşıdığını kabul eden katılımcılar, Irak ve Suriye’de DEAŞ’ı yenilgiye uğratma konusundaki ortak taahhütlerini yinelediler ve hükümetlerini örgütün tutuklularını güvence altına alma konusunda desteklemeye devam edeceklerine söz verdiler.


SDG’nin devlet kurumlarına entegrasyonu hayata geçirilebilecek mi, yoksa ciddi engellerle mi karşılaşacak?

Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG Genel Lideri Mazlum Abdi, 10 Mart 2025 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam'da SDG'nin devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören anlaşmayı imzalarken (AFP)
Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG Genel Lideri Mazlum Abdi, 10 Mart 2025 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam'da SDG'nin devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören anlaşmayı imzalarken (AFP)
TT

SDG’nin devlet kurumlarına entegrasyonu hayata geçirilebilecek mi, yoksa ciddi engellerle mi karşılaşacak?

Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG Genel Lideri Mazlum Abdi, 10 Mart 2025 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam'da SDG'nin devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören anlaşmayı imzalarken (AFP)
Suriye Geçiş Dönemi Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ve SDG Genel Lideri Mazlum Abdi, 10 Mart 2025 tarihinde Suriye'nin başkenti Şam'da SDG'nin devlet kurumlarına entegre edilmesini öngören anlaşmayı imzalarken (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Suriye devlet kurumları arasındaki entegrasyon sorunsuz şekilde hayata geçirilebilecek mi, yoksa ciddi engellerle mi karşılaşacak? SDG, on yılı aşkın süredir sahip olduğu askerî ve bazı bölgelerdeki sivil nüfuzdan gerçekten vazgeçecek mi? Washington ve Erbil’in himayesinde 30 Ocak’ta varılan anlaşma tüm boyutlarıyla uygulanabilecek mi, yoksa yalnızca belirli başlıklarla mı sınırlı kalacak?

Şarku’l Avsat’ın görüştüğü isimlerin bir kısmı, metinden uygulamaya geçildiğinde başarı şansının sınırlı olduğunu savunurken; diğer bir kesim ise entegrasyon sürecinin bölgesel ve uluslararası destek altında yürütüldüğü sürece başarısızlık için gerçekçi bir neden bulunmadığı görüşünde.

sdvdfv
Suriye'nin Kamışlı kentinde, ABD askeri araçları, DEAŞ tutuklularını Suriye'den Irak'a taşıyan otobüslere eşlik etti (Reuters)

Sürecin başlangıcı, Kamışlı Uluslararası Havalimanı ile Rümeylan petrol sahasının devlete devredilmesiyle olumlu bir tablo çiziyor. Bu adımda bayrak indirme ya da personel gözaltıları gibi sembolik uygulamalara başvurulmaması, tarafların prensipte sürecin başarıya ulaşmasını istediğini gösteriyor. Suriyeliler, ülkenin yeniden birleşmesini, istikrarın sağlanmasını ve ekonomik canlanmayı umut ederken; geriye kalan ayrıntılar hâlâ soru işaretleri barındırıyor ve yanıtların uygulama aşamasında netleşmesi bekleniyor.

Karşılıklı çıkar

Hurşid Deli – Suriyeli Kürt siyaset analisti

Anlaşmanın sahada uygulanmaya başladığı açıkça görülüyor. Bunun başlıca nedeni, net bir yol haritası ve aşamalı adımlar içermesi. En önemlisi ise hem Suriye hükümeti hem de SDG açısından karşılıklı çıkarların söz konusu olması. Şam yönetimi için temel hedef Suriye’nin yeniden birleşmesi iken, SDG açısından çıkar; güçlerinin yerel bir yapı olarak varlığını sürdürmesi ve kontrol ettiği bölgelerin yönetiminde rol almaya devam etmesi. Bu durum, Kürtlerin gelecek dönemde Suriye siyasal yaşamına katılımını da güvence altına alıyor.

Deli’ye göre anlaşma yalnızca Şam ve SDG’nin çıkarlarıyla sınırlı değil; aynı zamanda uluslararası, bölgesel ve Arap desteğine de sahip. Anlaşma, Washington, Paris ve Erbil’in yoğun diplomatik çabaları sonucunda ortaya çıktı ve bu durum sürece bir tür uluslararası koruma ve garanti sağlıyor.

Bu çerçevede, SDG’nin askerî ve sivil kurumlarının Suriye devlet yapısına entegrasyonunun başarısız olacağına dair somut bir gerekçe bulunmadığı görüşü öne çıkıyor. Elbette bazı teknik ve idari zorluklar ortaya çıkabilir; ancak mevcut siyasi ve sahadaki koşullar, bu engellerin aşılmasına imkân tanıyor.

dsvfr
12 Ocak 2026'da Halep'in Şeyh Maksud mahallesinde SDG ile yaşanan çatışmaların ardından (AP)

Deli, anlaşmanın SDG ve Asayiş’in nüfuzundan tamamen vazgeçmesini öngörmediğini, aksine bu nüfuzun Savunma ve İçişleri bakanlıkları bünyesinde yeniden yapılandırıldığını belirtiyor. Asayiş güçlerine önümüzdeki dönemde temel bir rol verilirken, SDG’nin askerî yapısı Haseke’de üç tugaydan oluşan bir tümen ve Kobani’de Halep güvenlik komutanlığına bağlı bir tugay şeklinde organize edilecek. SDG ve Suriye ordusu birlikleri, şehir merkezlerinden Şeddadi ve Cebel’de belirlenecek noktalara çekilecek.

Bu yeniden yapılanmanın hedeflerinden biri de DEAŞ’la mücadelede yeni ve etkin bir mekanizma oluşturmak. SDG’nin bu alandaki uzun tecrübesi ve uluslararası koalisyonla yürüttüğü iş birliği, entegrasyonu askerî açıdan da anlamlı kılıyor.

Ayrıca SDG ve Asayiş’in  isimleri değişse dahi varlığını sürdürmesi, Kürt bölgelerindeki halk için önemli bir güven unsuru olarak görülüyor. Bu durum, Kürt bileşenin dışlanmadığı bir Suriye vizyonunu destekliyor. Cumhurbaşkanı Şara’nın Kürt meselesine yönelik kapsayıcı yaklaşımı ve bu konuda yayımlanan 13 sayılı kararname de süreci güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor.

Uygulamada engeller

Samer el-Ahmed – Doğu Suriye uzmanı gazeteci ve araştırmacı

SDG ile varılan anlaşma iki temel faktörün sonucu. İlki, Suriye ordusunun halk desteğiyle birlikte Cezire bölgesinde sahada güç kazanması ve SDG’ye yönelik birikmiş toplumsal tepki. İkincisi ise özellikle ABD’nin tutumundaki değişim ve SDG’ye verilen siyasî-askerî desteğin azalmasıyla birlikte Şam’ın uluslararası koalisyonla yeniden temas kurması.

Teorik olarak anlaşma, SDG için devlet dışı bir askerî yapıdan ulusal bir çerçeveye geçiş açısından tarihî bir fırsat sunuyor. Aynı zamanda Kürtlerin haklarını Suriye devleti içinde elde etmesinin de önünü açıyor.

Ancak uygulamaya geçildiğinde başarı ihtimali sınırlı görünüyor. Zira SDG’nin fiilî yapısı hâlâ büyük ölçüde PKK’nın etkisi altında. Entegrasyon, PKK açısından bölgesel nüfuz, finansman ve stratejik alan kaybı anlamına geliyor ve bu durum örgütün anlaşmayı isteksizce uygulamasına yol açıyor.

Temel sorun, SDG içindeki Suriyeli bazı liderlerin niyetinden ziyade, karar alma yetkisine sahip olmamaları. Ağır silahların devri, Semalka Sınır Kapısı’nın kontrolü, yabancı unsurların bölgeden çıkarılması ve şehirlerden çekilme gibi kritik dosyalar hâlâ çözümsüz.

Bu nedenle süreç, Şeyh Maksud ve 10 Mart anlaşmalarında olduğu gibi zaman kazanmaya dayalı bir modele dönüşebilir. Kısa vadede askerî çatışma ihtimali düşük olsa da, anlaşmanın uygulanmasını zorlamak için baskı unsuru olarak gündeme gelebilir.

Şam yönetimi ise Haseke üzerindeki tam egemenliği yeniden tesis etme konusunda kararlı. Bu hedefin, barışçıl yollarla ya da gerekirse askerî seçenekle hayata geçirilmesi planlanıyor. Sahadaki ve siyasetteki göstergeler, bu yaklaşımın hem halk desteğine hem de bazı uluslararası aktörlerin örtük onayına sahip olduğunu gösteriyor.

Sivil ortak arayışı

Hüseyin Çelebi – Gazeteci yazar

PKK ve Suriye uzantılarının, sahip oldukları nüfuz ve ayrıcalıklardan kolayca vazgeçmesi gerçekçi değil. Özerk yönetim deneyimi, örgütün yarım yüzyıllık mücadelesinin tek somut kazanımı olarak görülüyor. Bu yapı, Esad yönetiminin devrim sürecinde zorunlu olarak verdiği bir alanın ürünüydü.

Çelebi’ye göre entegrasyon büyük ölçüde şekli kalacak. PKK, idari ve güvenlik yapılarını yeraltına taşıyarak “gölge yönetim” yoluyla etkisini sürdürmeye çalışacak. Tehdit, kadrolaşma ve mali baskılar bu stratejinin araçları olmaya devam edecek.

sdervr
Suriye hükümeti heyetinin Pazar günü Kamışlı Uluslararası Havalimanı'nı yeniden açmak için yaptığı ziyaret sırasında Kürt iç güvenlik güçlerine mensup kişiler havalimanı dışında nöbet tutuyor (Reuters)

Bu nedenle entegrasyonun başarısı, Şam’ın yaklaşımına bağlı. PKK’nın geçmişte imzaladığı anlaşmalara uymadığı biliniyor. Hükümetin yalnızca silahlı güç olduğu için SDG’yi ödüllendirmemesi, buna karşılık Kürt toplumundan sivil ortaklar bularak onları desteklemesi gerektiği vurgulanıyor.

Entegrasyonun önündeki 3 temel engel

El-Mu‘tasım Keylani – Hukuk ve uluslararası ilişkiler araştırmacısı

Haseke’deki entegrasyon süreci, yalnızca idari değil; Suriye krizinin özüne dokunan çok katmanlı bir sınav niteliği taşıyor.

Birinci engel, derinleşmiş güven krizidir. Yıllar süren çatışmalar ve fiilî özerk yönetim deneyimi, hem Kürt toplumunda hem de merkezî otorite çevrelerinde karşılıklı kaygılar yarattı. Bu kriz, yalnızca söylemlerle değil; somut garantiler ve şeffaf mekanizmalarla aşılabilir.

İkinci engel, egemenlik ve güvenlik boyutudur. Çoklu askerî otoriteler ve sınır aşan bağlantılar, ulusal entegrasyonu zayıflatıyor. Silahlı yapılar arasındaki sadakat çatışması sona ermeden kalıcı istikrar mümkün değil.

Üçüncü engel ise ekonomik ve hizmet alanındaki zorluklar. Haseke halkı entegrasyonu, günlük yaşamındaki iyileşmelere göre değerlendirecek. Hizmetlerde ve gelir dağılımında yaşanacak başarısızlıklar, sürecin meşruiyetini hızla aşındırabilir. Ayrıca yerel yönetimden devlet yapısına geçişte net bir ademimerkeziyetçilik vizyonunun olmaması, entegrasyonu biçimsel bir adıma dönüştürme riski taşıyor.

Sonuç olarak Haseke’deki entegrasyon; güven, egemenlik, ekonomi ve yönetişim başlıklarında eş zamanlı sınavlarla karşı karşıya. Bu engellerin aşılması, geçici denge politikalarıyla değil; hukuka dayalı, kapsayıcı ve ulusal bir projeyle mümkün olabilir.


Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
TT

Türkiye ve Ürdün, Gazze’de barış planının uygulanmasının sürdürülmesi gerektiğini belirtti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cumartesi günü İstanbul’da Ürdün Kralı II. Abdullah’ı kabul ederken (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ürdün Kralı II. Abdullah, Gazze’de barış planının hayata geçirilmesinin önemini, ateşkesin kalıcı biçimde sürdürülmesini, yeniden imar sürecinin başlatılmasını ve bölge halkına insani yardımların kesintisiz ulaştırılmasını ele aldı.

Türk kaynaklara göre, Erdoğan ile Kral II. Abdullah, cumartesi günü İstanbul’daki Dolmabahçe Sarayı’nda bulunan Cumhurbaşkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirdikleri görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkiler ile bunların farklı alanlarda geliştirilme yollarını değerlendirdi; bölgesel ve uluslararası gelişmeleri masaya yatırdı.

Ürdün Kralı’nın, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daveti üzerine Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaret kapsamında, iki lider önce baş başa bir görüşme gerçekleştirdi, ardından iki ülke heyetlerinin katılımıyla genişletilmiş bir toplantı yapıldı.

Görüşmelerde Gazze’deki son durum ve barış planının ikinci aşamasının uygulanması ayrıntılı biçimde ele alındı. Taraflar, ateşkesin sürdürülmesi gerektiğini vurgularken, devam eden İsrail ihlallerini kınadı; insani yardımların sürdürülebilir şekilde ulaştırılmasının önemine ve Filistinlilerin zorla yerinden edilmesine yönelik her türlü girişimin reddedilmesi gerektiğine dikkat çekti.

Toplantılarda ayrıca Suriye’deki gelişmeler de ele alındı. Erdoğan ve Kral II. Abdullah, Suriye’nin toprak bütünlüğü ve egemenliğinin korunmasının, ülkenin istikrarını sarsmaya yönelik girişimlerin reddedilmesinin ve Suriyelilerin ülkelerine gönüllü ve güvenli şekilde dönüşlerinin sağlanmasının gerekliliğini vurguladı.

Kaynaklara göre, ikili ve genişletilmiş görüşmelerde bölgedeki diğer gelişmeler de değerlendirildi; taraflar, bölgesel istikrarın sağlanması için iş birliği ve ortak çalışma iradesini teyit etti.

efrgt87kı8
Erdoğan ile Ürdün Kralı’nın, iki ülke heyetlerinin katılımıyla gerçekleştirdiği genişletilmiş görüşmelerden bir kare (Türkiye Cumhurbaşkanlığı)

Görüşmelere Türkiye tarafında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, MİT Başkanı İbrahim Kalın ve Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç katılırken, Ürdün tarafından da muhatap isimler yer aldı.

Ürdün Kralı’nın Türkiye ziyareti, Türkiye ile Suriye arasındaki Cilvegözü (Bab el-Hava) sınır kapısı üzerinden Türkiye ve Yunanistan’a yönelik kara taşımacılığının 15 yıl aradan sonra yeniden başlatılmasının hemen ardından gerçekleşti.

Ulaştırma bakanlıkları arasında yürütülen ortak koordinasyon ve çabalar sonucunda gümrük ve idari engellerin kaldırılmasıyla hayata geçirilen uygulama kapsamında, cuma günü üç tır deneme amaçlı olarak Türkiye topraklarına giriş yaptı.

Söz konusu adımın, bölgesel kara taşımacılığı haritasında nitelikli bir sıçrama yaratması ve Ürdün’ü, Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa kıtasına bağlayan önemli bir ticaret hattını yeniden canlandırması bekleniyor. Bu hat, Cilvegözü (Bab el-Hava) ve Öncüpınar (Bab es-Selame) sınır kapıları üzerinden işleyecek.