Trump’ın ekibi içinde ideolojilerdeki farklılıklar bölünmeye neden oluyor

Waltz'un görevden alınmasının ardından Rubio'nun sorumluluklarının ‘büyümesi’ korkusu

Trump yönetiminin üyeleri Beyaz Saray'da bir araya geldi, 30 Nisan 2025 (Reuters)
Trump yönetiminin üyeleri Beyaz Saray'da bir araya geldi, 30 Nisan 2025 (Reuters)
TT

Trump’ın ekibi içinde ideolojilerdeki farklılıklar bölünmeye neden oluyor

Trump yönetiminin üyeleri Beyaz Saray'da bir araya geldi, 30 Nisan 2025 (Reuters)
Trump yönetiminin üyeleri Beyaz Saray'da bir araya geldi, 30 Nisan 2025 (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci dönemindeki ekibinde yer alan isimler, ilk başkanlık döneminde seçtiği isimlerden daha uyumlu görünüyor.

Trump, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz gibi geleneksel Cumhuriyetçi simalardan Ortadoğu temsilcisi Steve Witkoff, Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Başkan Yardımcısı J.D. Vance gibi ‘Amerika’yı Yeniden Harika Yap’ (Make America Great Again/MAGA) hareketinden yüzlere kadar, bu kez ekibini ilk döneminde rahatsızlık yaratan skandallar, sızıntılar, kovulmalar ve ayrılmalar gibi olaylardan kaçınmak için dikkatle seçti.

Ancak bu temkinlilik, özellikle hassas konuların ele alınışındaki radikal anlaşmazlıklardan kaynaklanan rahatsızlıkları engelleyemedi. İlk kurban, kısa süre önce görevinden alınan Ulusal Güvenlik Danışmanı Mike Waltz oldu. Rubio, Waltz’ın sorumluluklarını geçici olarak devralarak New York Times (NYT) gazetesinin ifadesiyle ‘Her Şeyin Bakanı’ oldu.

Şarku’l Avsat gazetesi ve Al Sharq (eş-Şark) televizyon kanalı işbirliğiyle hazırlanan Washington Report adlı programda Trump’ın ekibindeki ideolojik bölünmelerin yurtiçi ve yurtdışındaki hassas konuları nasıl etkilediği, Waltz'ın kovulmasının etkileri, Rubio'nun artan sorumlulukları ve Witkoff'un artan nüfuzu ele alındı.

Waltz görevden mi alındı terfi mi etti?

‘Sinyal’ adlı mesajlaşama uygulamasındaki mesajların sızdırılmasıyla patlak veren skandal, bir tartışma fırtınası yaratırken Trump’ın ekibinin farklı bir kriz yönetimi tarzını da ortaya koydu. Bu olay Waltz'un Ulusal Güvenlik Danışmanlığı kariyerinin sonunun başlangıcı olsa da, bazı haberlere göre İran gibi diğer meseleler Waltz'un görevden alınması ve ABD'nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi olarak aday gösterilmesi kararının alınmasında kilit rol oynadı.

ascdfvgrth
Trump’ın ikinci dönemindeki yönetiminin ilk kurbanı Mike Waltz oldu (AFP)

Trump yönetimi, bu hamlenin Waltz için bir terfi olduğunu savunurken, aralarında The Cohen Group'un kıdemli danışmanı, eski Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Biden'ın Libya Büyükelçiliğine aday gösterdiği Jennifer Gavito'nun da bulunduğu bazı isimler, bu görüşe katılmıyor. Waltz'un çeşitli hükümet birimleri arasında dış politikayı koordine eden üst düzey bir pozisyondan Trump yönetiminin sürekli olarak küçümsemeye çalıştığı uluslararası bir kuruluş olan BM’de temsilcilik pozisyonuna getirildiğini belirten Gavito, buna karşın “Başkan, yönetiminde artık istemediği kişileri kovmaktan çekinmedi. Dolayısıyla Waltz'un başka bir pozisyona getirilmesi, yönetimin kendisine halen bir tür güven duyduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyetçi Ulusal Komite'nin eski İletişim Direktörü ve Temsilciler Meclisi eski Cumhuriyetçi Çoğunluk Lideri'nin İletişim Direktör Yardımcısı Douglas Hay, Waltz'ın kovulmasının zamanlamasının şaşırtıcı olduğunu belirtti.

Hay, şunları söyledi:

Trump başkanlığının ilk 100 gününde ekibinde herhangi bir değişiklik yapmak istemedi çünkü medyaya ya da Demokratlara koz vermek istemiyordu. Bu yüzden 101’inci güne kadar bekledi ve ardından Mike Waltz'ı başka bir göreve getirdi.

Ancak Hay, Waltz'ın başına gelenlerin Signal'deki konuşmalara katılan ekibinin geri kalanı için bir uyarı niteliğinde olabileceğinin altını çizdi.

fgtrhy
Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Waltz Fransa Cumhurbaşkanı'nın Beyaz Saray ziyareti sırasında, 24 Şubat 2025 (AFP)

ABD'nin eski Honduras Büyükelçisi, George W. Bush döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi'nin eski yetkilisi ve Trump döneminde ABD'nin Afganistan'daki misyonunun eski direktörü olan Hugo Lawrence ise Waltz'ın görevden alınmasında politika görüşlerindeki farklılığın önemli bir rol oynadığını düşünüyor. Waltz'un İran konusunda şahin bir Cumhuriyetçi olarak bilindiğini ve Trump'ın diplomasiyi öne çıkardığı bir dönemde Tahran'a karşı askeri harekatla ilgili fikirler öne sürmeye çalıştığını belirten Lawrence, ayrıca Waltz'ın güvenilirliğini sarsan Signal skandalının MAGA hareketi içindeki siyasi rakiplerini ortaya çıkardığını da sözlerine ekledi. Lawrence, Waltz'ın ABD’nin BM Daimi Temsilcisi olarak aday gösterilip tamamen görevden alınmamasıyla ilgili olarak bunun Waltz'ın kendi eyaleti Florida'da sahip olduğu nüfuzdan kaynaklandığını öne sürdü.

Trump'ın buradaki tabanını kızdırmak istemediğini düşünen Lawrence, “Bu terfi sadece ismen oldu. Bu gerçek bir terfi değil, bir uzlaşma” ifadelerini kullandı.

Rubio ve dört görev

Waltz'un görevden alınmasıyla birlikte Dışişleri Bakanı Marco Rubio, aralarında ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) Yöneticiliği ve Ulusal Güvenlik Danışmanlığının da bulunduğu Dışişleri Bakanlığı’ndaki dört görevi geçici olarak devraldı. Birçok kişi, bu durumun Rubio'nun performansını etkileyeceğini söylüyor. Gavito, Henry Kissinger'ın uzun süre Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı görevlerini yürüttüğünü belirtirken, Rubio'nun Waltz'un görevini geçici olarak devralmasının Trump'ın ‘Ulusal Güvenlik Konseyi'nin rolünü önemli ölçüde azaltmaya çalıştığının’ bir göstergesi olduğu yorumunda bulundu. Gavito, “Ulusal Güvenlik Konseyi'nin politika koordinasyon rolünün çöktüğünü görüyoruz” diye ekledi.

u7ı8o9
Rubio, Witkoff'un Beyaz Saray'daki yemin töreni sırasında, 6 Mayıs 2025 (Reuters)

Gavito’ya göre bu durum, Trump'ın dış politika yürütme tarzından ve birçok görev verdiği Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff da dahil olmak üzere ‘ABD dış politikasını onun vizyonu doğrultusunda uygulayan’ birkaç kişiye güvenme eğiliminden kaynaklanıyor.

zxsc
Witkoff ve Trump Beyaz Saray'da tokalaşırken, 6 Mayıs 2025 (AP)

Hay ise Rubio'nun ABD Senatosu'ndaki Cumhuriyetçilerin ve Demokratların güvenine sahip olduğunu hatırlatarak Trump yönetiminde oybirliğiyle onaylanan tek aday olduğunu ve bunun ‘ileriye dönük Trump yönetimi için çok önemli olduğunu’ belirtiyor. Witkoff ya da onaylanan diğer adaylar için durumun aynı olmadığını ifade eden Hay, “Rubio, Demokratların Senato desteğine ihtiyaç duyulan dış politika konularında ilerleme için gerekli güvenilirliğe sahipken diğerleri için bu güvenilirlik söz konusu değil” yorumunda bulundu.

Lawrence ise kesin ifadelerle şunları söyledi:

Bu yüzyılın diplomasisinde bir kişinin hem dışişleri bakanlığı hem de ulusal güvenlik danışmanlığı görevlerini üstlenmesi mümkün değil. Waltz'dan boşalan koltuk başka biri tarafından doldurulabilir.

Trump'ın dosyaları yönetme konusunda kendine has bir tarzı olduğunu kabul eden Lawrence, bunun bir ulusal güvenlik danışmanı olmayan eski Başkan Harry Truman'dan Henry Kissinger ile Beyaz Saray'dan işleri yürütmek isteyen Richard Nixon'a kadar diğer başkanlar için de geçerli olduğunu belirterek, “Trump'ın durumunda, başkanın kiminle rahat ettiğiyle ilgili benzersiz bir liderlik tarzı var. Anlaşmalar yapıyor ve bunun Ortadoğu’dan Ukrayna’ya kadar dış politika dosyalarını Witkoff'a teslim etmesine de yansımasını istiyor” dedi.

Witkoff ve birikmiş görevler

Öte yandan Witkoff'a özellikle Ortadoğu temsilciliğinin verilmesiyle ilgili uyaran Gavito, bu tür müzakerelerde yer alan bir kişinin bu karmaşık bölge hakkında daha derin bir bilgi birikimine sahip olması gerektiğini söyledi. Deneyim ve anlaşma yönetiminin önemli olduğunu, ancak hassas ayrıntıları gerçekten anlayan bir ekibe sahip olmanın da aynı önemde olduğunu vurgulayan Gavito, İran ile müzakereleri örnek vererek, ABD ekibinin aksine İran müzakere ekibinin ABD ile ilişkiler konusunda onlarca yıllık deneyime sahip olduğunu belirtti. Gavito, “Müzakere masasında ABD heyetinde gerçek uzmanlar olmadan, ABD'nin en iyi anlaşmayı elde edemeyeceği bir duruma düşeceğinden korkuyorum” diye ekledi.

vfdgthy
Witkoff Moskova'da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüştü, 25 Nisan 2025 (AP)

Gavito’nun yaklaşımına katılan ve İran ya da Ukrayna'da başarılı müzakerelerin dışişleri ve savunma bakanlıkları ile istihbarat teşkilatlarının koordinasyonunu gerektireceğini vurgulayan Lawrence, “Witkoff başarı şansı elde etmek istiyorsa, başta Dışişleri Bakanı olmak üzere tüm kurumlarla yakın iş birliği içinde çalışmalı” yorumunda bulundu.

ABD’de 2016 yılında yapılan seçimlerde Rubio ile Trump arasındaki oldukça gergin olan ilişkiyi ve dış politika konularındaki radikal farklı görüşlerini hatırlatan Lawrence, “Rubio, Trump ile ilişkilerini onarmak için çok zaman harcadı ve dış politika yönelimini ‘Önce Amerika’ gündemine daha yakın olacak şekilde kökten değiştirdi. Siyasi olarak çok hırslı ve gelecekte başkanlığa aday olmayı planladığı aşikar. Bu yüzden Başkan’ı memnun etmek için çaba gösterecektir” dedi.

xcsdvfgthy
Witkoff, Beyaz Saray'da Rubio karşısında yemin ederken, 6 Mayıs 2025 (AP)

Öte yandan başkanlık yarışı sırasında rakipler arasında gerginlik yaşanmasının son derece normal olduğunu düşünen Hay, Barack Obama ve Hillary Clinton, George H. Bush ve Ronald Reagan arasındaki sürtüşmeleri hatırlatarak Trump'ın Rubio ile yakın çalışmasının ‘şaşırtıcı olmadığını’ söyledi. Ancak özellikle Trump Küba'ya açılmaya karar verirse, Rubio ile Latin Amerika konularında anlaşmazlık yaşayabileceğini düşünen Hay, “Tüm kariyerini Küba'dan kaçmak ve komünizmle mücadele üzerine kuran Marco Rubio böyle bir durumda ne yapacak?” diye sordu.

Geleneksel Cumhuriyetçiler ve MAGA destekçileri arasındaki farklı ideolojiler nedeniyle Trump ve Rubio arasında zaman içinde başka sorunlar yaşanabileceğini düşünen Lawrence, “Trump'ın liderlik tarzının kaosa, sürprizlere ve herkesi diken üstünde tutmaya dayanıyor” şeklinde konuştu.

Lawrence, son olarak şunları söyledi:

Marco Rubio'nun önümüzdeki üç yıl boyunca görevde kalıp kalamayacağını göreceğiz. Çünkü Başkan Trump ile çalışmak kolay değil.



Melania Trump'ın beklenmedik Epstein açıklamasının nedeni nihayet ortaya çıktı

ABD First Lady'si Melania Trump, kendisi ve ABD Başkanı'nın hayatını kaybetmiş seks suçlusu Jeffrey Epstein'le ilişkisine dair nisanda yaptığı ayrıntılı konuşmayla Washington'ı şaşkına çevirmişti (Reuters)
ABD First Lady'si Melania Trump, kendisi ve ABD Başkanı'nın hayatını kaybetmiş seks suçlusu Jeffrey Epstein'le ilişkisine dair nisanda yaptığı ayrıntılı konuşmayla Washington'ı şaşkına çevirmişti (Reuters)
TT

Melania Trump'ın beklenmedik Epstein açıklamasının nedeni nihayet ortaya çıktı

ABD First Lady'si Melania Trump, kendisi ve ABD Başkanı'nın hayatını kaybetmiş seks suçlusu Jeffrey Epstein'le ilişkisine dair nisanda yaptığı ayrıntılı konuşmayla Washington'ı şaşkına çevirmişti (Reuters)
ABD First Lady'si Melania Trump, kendisi ve ABD Başkanı'nın hayatını kaybetmiş seks suçlusu Jeffrey Epstein'le ilişkisine dair nisanda yaptığı ayrıntılı konuşmayla Washington'ı şaşkına çevirmişti (Reuters)

Josh Marcus ABD Muhabiri 

ABD First Lady'si Melania Trump'ın, Jeffrey Epstein skandalı ve Trump ailesinin hayatını kaybetmiş seks suçlusuyla bağları hakkında nisanda yaptığı konuşma, Washington'ı şaşırtmıştı. First Lady, kamuoyu karşısındaki açıklamasında mağdurların yanında yer alıyor ve dolaylı olarak, Epstein belgelerinin tamamen yayımlanmasına aylarca direnen Trump yönetimine karşı iki partinin ABD Kongresi'nde başlattığı isyanı destekliyordu.

First Lady'nin üst düzey danışmanlarından biri, onu sesini çıkarmaya iten nedenler hakkında daha fazla ayrıntı verdi.

First Lady'nin kıdemli danışmanlarından Marc Beckman, Politico'ya yaptığı açıklamada "Mesele, First Lady'nin Jeffrey Epstein'le geçmişte de şimdi de hiçbir bağlantısı olmadığı gerçeğini kamuoyuna açıkça belirtmekti" dedi.

Mağdurların savunucusu ve lideri olmak istedi ve sonunda da Kongre'ye, mağdurlara isterlerse Kongre kayıtlarına geçme, Kongre huzuruna çıkma ve kayıtlara geçme imkanı vermesi çağrısında bulundu.

Nisandaki konuşmasında Trump, Epstein'le hiçbir zaman arkadaşlık kurmadığını, onun kurbanı olmadığını, suçlarına hiçbir zaman tanıklık etmediğini ve bu suçlarda yer almadığını söylemişti. Ayrıca Epstein'in kendisini Donald Trump'la tanıştırdığı iddialarını da yalanlayarak Kongre'yi, mağdurların sesini kamuya açık bir oturumda doğrudan dinlemeye çağırmıştı.

First Lady, "Bu mağdurlara, yeminli ifade yetkisiyle Kongre karşısında yeminli ifade verme fırsatı sunun" demişti. 

Her bir kadın, hikayesini bir gün kamuoyuna anlatabilmeli.

Trump'ın konuşması şaşkınlık, övgü ve eleştiri gibi karışık tepkiler almıştı.

Bir grup Epstein mağduru o ay yaptıkları açıklamada Trump'ı, davalarını sürdürme yükümlülüğünü ABD Adalet Bakanlığı'na değil de mağdurlara yüklemekle suçlamış, Adalet Bakanlığı ise ABD Başkanı'nın itirazlarına rağmen Kongre'nin zorlamasıyla Epstein belgelerini 2025'te yayımlamaya başlamıştı.

Açıklamada "First Lady Melania Trump; Adalet Bakanlığı, kolluk kuvvetleri, savcılar ve hâlâ Epstein Belgeleri Şeffaflık Yasası'na tam uymayan Trump Yönetimi gibi iktidar sahiplerini koruyan siyasileşmiş koşullar altında, yükü mağdurların omuzlarına yüklüyor" diye yazılmıştı.

Diğerleri ise Melania Trump'ın kamuoyu karşısındaki tutumunu övmüştü.

Kendi cinsel istismar deneyimlerini açıkça paylaşan Temsilciler Meclisi Üyesi Nancy Mace, konuşmanın ardından X'te, "Bir mağdur olarak, bu siyasi değil, kişisel bir mesele ve ABD First Lady'sinin ayağa kalkıp Epstein kurbanları için adalet talep etmesi gerçekten çok önemli bir adım" diye yazmıştı. 

Bu kadınlar duyulmayı hak ediyor. Bugün duyuldular.

ABD Adalet Bakanlığı, mağdurların gizliliğini korumak amacıyla açıklanmaması gerektiğini savunarak Epstein'le ilgili bazı belgelerin yayımlanmasına karşı çıkmaya devam ediyor (AFP)ABD Adalet Bakanlığı, mağdurların gizliliğini korumak amacıyla açıklanmaması gerektiğini savunarak Epstein'le ilgili bazı belgelerin yayımlanmasına karşı çıkmaya devam ediyor (AFP)

ABD Başkanı Trump, First Lady'nin bir açıklama yapacağından haberdar olduğunu ancak açıklamanın içeriğini bilmediğini söylemişti.

Trump, konuşmanın ardından The New York Times'a "Bu beni rahatsız etmiyor" demişti. 

Açıklamanın ne olduğunu bilmiyordum ama bir açıklama yapacağını biliyordum.

Bir federal yargıcın belgeleri ya yayımlaması ya da neden gizlendiğini açıklaması yönündeki emrine rağmen Adalet Bakanlığı, Jeffrey Epstein'le ilgili soruşturma dosyalarındaki bazı sansürlenmiş bilgileri paylaşmayı reddetmeyi sürdürüyor.

Bu belgeler arasında, Başkan Trump hakkında doğrulanmamış saldırı iddialarında bulunan bir kadınla görüşen müfettişlerin sorgu notları da var.

Başkan, Epstein'le bağlantılı herhangi bir cezai eylemle suçlanmadı.

Independent Türkçe,independent.co.uk/news


50 Avrupa Parlamentosu üyesinden FIFA'ya çağrı: Trump'a verilen “Barış Ödülü” soruşturulsun

ABD Başkanı Donald Trump ve FIFA Başkanı Gianni Infantino, Barış Ödülü töreninde (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve FIFA Başkanı Gianni Infantino, Barış Ödülü töreninde (Reuters)
TT

50 Avrupa Parlamentosu üyesinden FIFA'ya çağrı: Trump'a verilen “Barış Ödülü” soruşturulsun

ABD Başkanı Donald Trump ve FIFA Başkanı Gianni Infantino, Barış Ödülü töreninde (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump ve FIFA Başkanı Gianni Infantino, Barış Ödülü töreninde (Reuters)

Avrupa Parlamentosu'ndan 50 milletvekili, FIFA Başkanı Gianni Infantino'nun ABD Başkanı Donald Trump'a verdiği "Barış Ödülü"nün soruşturulması için Uluslararası Futbol Federasyonu'na (FIFA) çağrıda bulundu. Çağrı, insan hakları kuruluşu FairSquare'ın aralık ayında yaptığı başvuruya destek niteliği taşıyor.

FairSquare, dün yaptığı açıklamada, söz konusu mektubun, 2015 yılında Avrupa Parlamentosu'nun dönemin FIFA Başkanı Sepp Blatter'i istifaya çağırmasından bu yana, dünya futbolunun yönetimindeki kötü yönetişim ve kural ihlallerine karşı Avrupalı siyasetçiler tarafından yapılan en önemli girişim olduğunu belirtti.

Pazartesi tarihli mektupta, 13 Avrupa ülkesinden çoğunluğu Sosyal Demokrat, Liberal ve Yeşiller grubuna mensup 50 milletvekili, FIFA Etik Komitesi'ne soruşturmayı "en kısa sürede ve ciddiyetle" başlatması çağrısında bulundu. İngiltere merkezli FairSquare, yaklaşık yedi aydır bu soruşturmanın açılmasını talep ediyor.

İrlandalı Barry Andrews, Hollandalı Lara Wolters ve Danimarkalı Niels Fuglsang öncülüğünde kaleme alınan mektupta, 2026 Dünya Kupası nedeniyle bu yaz dünya kamuoyunun FIFA'ya odaklandığı belirtilerek, bunun kurumun siyasi tarafsızlık, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerine bağlılığını göstermesi için önemli bir fırsat olduğu ifade edildi.

FairSquare, geçen ay yalnızca Norveç Futbol Federasyonu'nun destek verdiği başvurusunda, Infantino'yu FIFA Etik Kuralları'nın 15. maddesinde yer alan tarafsızlık yükümlülüğünü, Donald Trump'ı kayırarak ihlal etmekle suçlamıştı.

Kuruluş, özellikle FIFA Etik Komitesi'nden, Trump'a geçen kasım ayında verilen ve daha önce benzeri bulunmayan "FIFA Barış Ödülü"nün hangi koşullarda verildiğinin incelenmesini talep ediyor. FairSquare, ödülün kriterleri ve verilme sürecine ilişkin FIFA'nın kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmadığını savunuyor.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Kuruluş ayrıca, Infantino'nun geçen ekim ayında Trump'ın Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterilmesi çağrısında bulunmasını ve ABD Başkanının iç politikalarına destek veren açıklamalarını da eleştirdi.

FairSquare, Infantino'nun "Trump'ın ulusal ve uluslararası siyasi gündemine açık desteğinin", hem futbolun hem de FIFA'nın tarafsızlığına ve itibarına zarar verdiğini öne sürdü.

FIFA ise Avrupa Parlamentosu üyelerinin mektubuna ilişkin AFP'nin yönelttiği sorulara dün ycevap vermedi. Kurum daha önce de FairSquare'ın başvurusu ve "Barış Ödülü"ne yönelik eleştiriler hakkında açıklama yapmamıştı.


NATO, transatlantik ortaklığını yeniden şekillendiriyor ve Türkiye bu denklemin merkezinde

Yapay zekâ tarafından oluşturulmuş illüstrasyon
Yapay zekâ tarafından oluşturulmuş illüstrasyon
TT

NATO, transatlantik ortaklığını yeniden şekillendiriyor ve Türkiye bu denklemin merkezinde

Yapay zekâ tarafından oluşturulmuş illüstrasyon
Yapay zekâ tarafından oluşturulmuş illüstrasyon

Antoine El Hac yazdı

Donald Trump'ın 20 Ocak 2025'te yeniden Beyaz Saray'a dönmesinin ardından transatlantik ortaklığının zayıfladığı yönündeki tartışmalar hız kazandı. Hatta bazı analistler, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) tarihsel bir gerileme sürecine girdiğini öne sürdü. Ancak mevcut gelişmeler farklı bir tablo ortaya koyuyor. NATO dağılmaktan ziyade, ABD ile Avrupa arasındaki ilişkilerin kurallarını yeniden tanımlıyor ve onlarca yıldır Amerikan liderliğine dayanan modelden, sorumlulukların daha dengeli paylaşıldığı yeni bir yapıya geçiş yaşanıyor.

70 yılı aşkın süredir ABD'nin güvenlik şemsiyesi, NATO aracılığıyla Avrupa savunmasının temel dayanağını oluşturdu. Ancak uluslararası dengelerde yaşanan değişimler, Washington'un önceliklerinin farklılaşması ve Çin ile stratejik rekabetin artması, ardı ardına gelen ABD yönetimlerini Avrupalı müttefiklerden güvenlik alanında daha fazla sorumluluk üstlenmelerini istemeye yöneltti.

Kuzey Carolina kıyılarında ABD deniz kuvvetleriyle ortak eğitim tatbikatındaki iki Norveçli asker (Reuters)Kuzey Carolina kıyılarında ABD deniz kuvvetleriyle ortak eğitim tatbikatındaki iki Norveçli asker (Reuters)

Trump bu talepleri yüksek sesle dile getirse de Washington'un yaklaşımının temelleri daha önce atıldı. ABD, Çin'i en büyük stratejik rakip olarak görerek dikkatini giderek Hint-Pasifik bölgesine çevirmeye başlamıştı.

Buna karşılık Avrupa ülkeleri tehdit algısında farklı bir öncelik sıralamasına sahipler. Avrupa başkentlerinin büyük bölümü için Rusya kıta güvenliği açısından hâlâ en büyük tehdit olarak görülüyor. Ukrayna savaşı da kolektif savunmayı yeniden NATO'nun merkezine taşıdı. Washington ise Avrupa'nın savunmasına bağlılığını sürdürmekle birlikte, önümüzdeki on yıllarda uluslararası düzeni belirleyecek temel unsurun Çin ile rekabet olacağını değerlendiriyor.

NATO'nun uyum sağlama kapasitesi

Önceliklerdeki bu farklılık, ittifakın çöktüğü anlamına gelmiyor. Aksine, transatlantik ilişkinin daha gerçekçi temeller üzerinde yeniden şekillenmesini zorunlu kılıyor. NATO hiçbir zaman üyeler arasında tam bir siyasi görüş birliği üzerine kurulmadı. İttifakın temelini ortak güvenlik çıkarları ve ortak tehdit algısı oluşturdu.

ABD Başkanı Donald Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 26 Haziran'da Beyaz Saray'da (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, 26 Haziran'da Beyaz Saray'da (Reuters)

Bu nedenle NATO'nun geleceği, Soğuk Savaş sonrası dönemin modeline geri dönmekten ziyade, üyelerinin daha karmaşık stratejik ortama uyum sağlayabilme yeteneğine bağlı olacak.

Yeni güvenlik ortamı, Avrupa ülkelerini savunma harcamalarında benzeri görülmemiş adımlar atmaya yöneltti. ABD'nin yıllardır dile getirdiği yük paylaşımı eleştirilerinin ardından NATO üyelerinin büyük bölümü savunma bütçelerini önemli ölçüde artırdı.

Almanya savunma harcamalarına ilişkin geleneksel politikasını gözden geçirirken, Polonya ve eski Sovyet etki alanındaki doğu kanadı ülkeleri Rusya tehdidi nedeniyle askerî kapasitelerini hızla güçlendirmeyi sürdürüyor.

Bu gelişmeler, Avrupa'nın kıta güvenliğinin artık tamamen ABD güvencelerine dayandırılamayacağı yönündeki farkındalığın giderek arttığını ortaya koyuyor.

Askerî alanın ötesinde yeni denge arayışı

Transatlantik ilişkilerde yeniden müzakere süreci yalnızca savunma alanıyla sınırlı değil. Ekonomi, teknoloji ve savunma sanayii de bu dönüşümün önemli başlıkları arasında yer alıyor.

ABD ile Avrupa arasındaki karşılıklı yatırımlar dünyanın en büyük ekonomik ortaklıklarından biri olmayı sürdürürken, Amerikan savunma sanayii Avrupa'nın silahlanma programlarını önemli bir ticari fırsat olarak görüyor.

Fransa, Avrupa'da nispeten bütünleşmiş bir savunma sanayii altyapısına sahip tek ülke konumunda bulunurken, diğer Avrupa ülkelerinin büyük bölümü silah ve askerî teknoloji alanında değişen oranlarda dışa bağımlı durumda.

Buna karşılık Avrupa ülkeleri de Washington ile ittifakı korurken, aynı zamanda savunma sanayii ve teknolojide daha fazla stratejik özerklik kazanmayı hedefliyor. Böylece stratejik bağımsızlık ile transatlantik ortaklık arasında hassas bir denge kurulmaya çalışılıyor.

Ankara Zirvesi'nin önemi

Bu çerçevede Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi, sıradan bir liderler toplantısından daha büyük anlam taşıyor.Zirve, ABD ile Avrupa'nın transatlantik ilişkiyi yeni koşullara uygun biçimde yeniden tanımlayıp tanımlayamayacağının önemli bir sınavı olarak görülüyor.

Artık temel soru, ABD'nin Avrupa'nın tek güvenlik garantörü olarak kalıp kalmayacağı değil; tarafların daha dengeli bir ortaklığı nasıl inşa edebileceği.

Bu süreçte Türkiye, NATO'nun en etkili ve aynı zamanda en fazla tartışma yaratan üyelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Askerî açıdan ittifakın ikinci büyük ordusuna sahip olan Türkiye, Karadeniz, Doğu Akdeniz, Ortadoğu ve Kafkasya'yı birbirine bağlayan stratejik konumuyla NATO açısından kritik önem taşıyor. Rusya ile gerilimin artması ve Avrupa'nın güney komşusundaki istikrarsızlığın sürmesi de Türkiye'nin jeopolitik değerini daha da artırıyor.

Ancak bu stratejik önem, siyasi anlaşmazlıklarla birlikte değerlendiriliyor. Son yıllarda Türkiye ile bazı NATO müttefikleri arasında Rus yapımı S-400 hava savunma sistemi, Suriye politikası, Yunanistan ve Kıbrıs'la yaşanan sorunlar ile Ankara'nın ittifak içindeki oy birliği mekanizmasını kendi güvenlik önceliklerini savunmak amacıyla kullanması nedeniyle çeşitli krizler yaşandı.

Bu nedenle birçok müttefik, Türkiye'yi vazgeçilmez ancak birlikte çalışılması kolay olmayan bir ortak olarak görüyor.

Bununla birlikte geçmiş deneyimler, Avrupa'nın güvenlik tehditleri arttıkça Türkiye'nin öneminin de yükseldiğini gösteriyor. Antoine el Hac’ın Şarku’l Avsat için kaleme aldığı analize göre kriz dönemlerinde jeopolitik konum ve askerî kapasite siyasi anlaşmazlıkların önüne geçerken, tehdit düzeyi azaldığında siyasi ihtilaflar yeniden ön plana çıkıyor.

Atlantik zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanan Ankara'da bir polis devriyesi (Reuters)Atlantik zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanan Ankara'da atlı bir polis devriyesi (Reuters)

Ukrayna savaşının sürmesi, büyük güçler arasındaki rekabetin derinleşmesi ve ABD'nin Avrupa'nın güvenlik yükünü tek başına üstlenme isteği ya da kapasitesinin azalması halinde bu eğilimin önümüzdeki yıllarda da devam etmesi bekleniyor.

Dolayısıyla NATO'nun önündeki temel mesele, mevcut yapıyı olduğu gibi korumak değil; değişen küresel güç dengelerine uygun yeni bir işleyiş modeli geliştirmek olacak.

İttifakın başarısı, Avrupa'nın daha bağımsız bir rol üstlenmesini sağlarken, ABD'nin güvenlik taahhüdünü koruyabilmesine ve Türkiye gibi stratejik öneme sahip üyelerin katkılarından, siyasi görüş ayrılıklarına rağmen, etkin biçimde yararlanabilmesine bağlı olacak.

Bu nedenle transatlantik ortaklığın sona erdiğini söylemek için henüz erken görünüyor. Yaşanan süreç, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana transatlantik ilişkileri şekillendiren düzenin çöküşünden ziyade, uluslararası sistemdeki değişim ve büyük güçlerin önceliklerinin farklılaşması doğrultusunda ittifak içindeki rollerin yeniden dağıtılmasına işaret ediyor.

Ankara Zirvesi de NATO'nun bu geçiş dönemini, önümüzdeki on yılın güvenlik sınamalarına daha dengeli ve daha etkili cevap verebilecek yeni bir modele dönüştürüp dönüştüremeyeceğini gösterecek en önemli dönüm noktalarından biri olmaya aday görünüyor.