Avrupa bilimde atağa kalkıyor: 4 maddede Bilim için Avrupa'yı Seç programı

Ursula von der Leyen, 5 Mayıs'taki konferansta "Hepimiz bilimin pasaportu, cinsiyeti, etnik kökeni veya siyasi partisi olmadığına hemfikiriz" dedi (Gonzalo Fuentes/AP)
Ursula von der Leyen, 5 Mayıs'taki konferansta "Hepimiz bilimin pasaportu, cinsiyeti, etnik kökeni veya siyasi partisi olmadığına hemfikiriz" dedi (Gonzalo Fuentes/AP)
TT

Avrupa bilimde atağa kalkıyor: 4 maddede Bilim için Avrupa'yı Seç programı

Ursula von der Leyen, 5 Mayıs'taki konferansta "Hepimiz bilimin pasaportu, cinsiyeti, etnik kökeni veya siyasi partisi olmadığına hemfikiriz" dedi (Gonzalo Fuentes/AP)
Ursula von der Leyen, 5 Mayıs'taki konferansta "Hepimiz bilimin pasaportu, cinsiyeti, etnik kökeni veya siyasi partisi olmadığına hemfikiriz" dedi (Gonzalo Fuentes/AP)

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, geçen haftalarda dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılar için heyecan verici bir duyuru yaptı.

Kıtayı bilim insanları için bir "çekim merkezi" haline getirmeyi amaçlayan bir hamleyle yarım milyar euroluk Bilim için Avrupa'yı Seç (Choose Europe for Science) girişimi başlatıldı.

Bu hafta Logos'ta bu yatırımın arka planını, detaylarını ve önündeki engelleri inceleyeceğiz. 

1) Bilim için Avrupa'yı Seç nedir?

Ursula von der Leyen ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron 5 Mayıs Pazartesi günü Paris'teki Sorbonne Üniversitesi'nde Bilim için Avrupa'yı Seç konferansında dünyanın dört bir yanından araştırmacıları kıtaya çekmeyi amaçlayan programı duyurdu.

Bilim için Avrupa'yı Seç girişimi, bilimin özgür kalması, yeteneğe yatırım yapılması ve Avrupa'da inovasyonun hızlandırılması gibi hedeflere sahip.

Program kapsamında çeşitli alanlardan uzmanların Avrupa'ya gidip çalışması için 2025-2027 döneminde 500 milyon euro yatırım yapılacak. Macron, Fransa'nın da ayrıca 100 milyon euroluk bir yatırım yapacağını açıkladı.

Girişimin hedefleri arasında AB üye devletlerin 2030'a kadar GSYH'lerinin yüzde 3'ünü Ar-Ge projelerine ayırmaları da yer alıyor.

Duyuruyu yapan von der Leyen, "Bilimin, Avrupa'daki geleceğimizin anahtarını elinde tuttuğuna inanıyorum" ifadelerini kullandı. 

500 milyon euroluk hibenin, 2021-2027 için halihazırda 16 milyar euro bütçeye sahip Avrupa Araştırma Konseyi'ne (ERC) aktarılması bekleniyor.

Fransa'nın önerisiyle başlatılan girişim kapsamında ERC tarafından 7 yıllık bir "süper hibe" oluşturulması da sözkonusu. Uzun vadeli verilecek bu hibeyle, önde gelen araştırmacıların finansal istikrar sağlaması amaçlanıyor. 

Von der Leyen, ERC'nin Avrupa'ya taşınma ve yeni laboratuvar kurma masraflarını karşılayan hibe miktarını 1 milyondan 2 milyon euroya çıkaracaklarını da sözlerine ekledi.

Avrupa Komisyonu Başkanı, "Avrupa'ya giriş ve Avrupa'da kalma sürecini hızlandıracağız" diyerek ekledi:

Marie Curie'nin bir zamanlar yaptığı gibi, yurt içinde veya yurt dışında her araştırmacıya, bilimde bir hayat hayal eden her genç kıza ve erkeğe mesajımız açıktır. Bilimi seçin. Avrupa'yı seçin.

2) ABD'de bilimsel çalışmalara gelen darbeler

Avrupa'nın bu hamlesinin arkasında, Donald Trump'ın bu yıl başlayan ikinci döneminde ABD'deki bilimsel çalışmaları sekteye uğratan adımlar atmasının olduğu düşünülüyor.

Trump göreve geldiği ocak ayından bu yana federal fonları dondurarak, soruşturmalar başlatarak ve yabancı öğrencilerin vizelerini iptal ederek üniversiteleri hedef alıyor.

2026 mali yılı için önerilen bütçenin kabul edilmesi halinde ABD Ulusal Bilim Vakfı bütçesi yüzde 56, ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) bütçesiyse yaklaşık yüzde 40 azalacak.

Böyle bir atmosferde işlerini kaybeden, kaybetme endişesi yaşayan araştırmacılar veya sınır dışı edilme tehlikesindeki yabancı öğrenciler farklı ülkelere yöneliyor.

Sonuçları hakemli dergi Nature'da martta yayımlanan bir ankete katılan Amerikalı bilim insanlarının yüzde 75'i ülkeyi terk etmeyi düşünüyor.

Ayrıca dünyanın farklı yerlerindeki araştırmacıların ABD'ye ilgisi de azalmış görünüyor. 2025'in ilk çeyreğinde ABD'deki araştırma merkezlerine Çin'den yapılan başvuruların yüzde 39, Avrupa'dan yapılanlarınsa yüzde 41 düştüğü kaydedildi.

5 Mayıs'taki konuşmasında von der Leyen, ABD'den açıkça bahsetmeden "Günümüz dünyasında bilimin rolü sorgulanıyor" derken Macron da şu ifadeleri kullandı:

Birkaç yıl önce, dünyanın en büyük demokrasilerinden birinin, içinde 'çeşitlilik' kelimesi geçtiği için araştırma programlarını iptal edeceği kimsenin aklına gelmezdi.

3) Program hangi alanları kapsıyor?

Konferansta 500 milyon euronun tam olarak nasıl harcanacağı açıklanmadı. Ancak sağlık, yapay zeka, uzay, iklim, enerji, kuantum teknolojisi, yarı iletkenler, biyoçeşitlilik, dezenformasyon ve çevre dostu "döngüsel ekonominin" teşvik edilmesi gibi alanlardaki araştırmaları desteklemeye öncelik verileceği belirtildi.

Program kapsamında Marie Skłodowska Curie Uluslararası Burs ve Araştırma Dolaşım Destekleri (MSCA) Bilim için Avrupa'yı Seç pilot programı başlatıldı. 

Pilot program, akademik ve akademik olmayan kuruluşların, sadece belirli bir proje kapsamında değil, sonrasında da uzun vadeli istihdam sunmak amacıyla doktora sonrası araştırmacıları işe aldığı projeleri destekliyor. Girişimin esas farklılığının, bu kuruluşların uzun vadeli profesyonel hedefler koyması olduğu belirtiliyor.

Başvuru, AB üye devletinde veya Ufuk Avrupa (Horizon Europe) ülkesindeki bir tüzel kişilik tarafından yapılıyor ve araştırmacıların işe alınmasından da o sorumlu oluyor. 

2021'de Türkiye'nin de Ufuk Avrupa'ya katılması sayesinde buradaki araştırmacılar, Avrupa'daki meslektaşlarıyla eşit şartlarda fonlara başvurabiliyor.

Pilot programın tamamına 22,5 milyon euro ayrılırken bir yararlanıcı en fazla 3,5 milyon euro alabiliyor. Projelerin en az 3 araştırmacıyı 5 yıla kadar istihdam etmesi gerekirken, MSCA ilk iki ila üç yıla ortak finansman sağlıyor ve geri kalan iki yıldan kurumlar sorumlu oluyor.

Araştırmacılarda doktora derecesi aranıyor ancak hangi ülkeden geldiklerinin önemi yok.

MSCA Bilim için Avrupa'yı Seç programının başvuruları 1 Ekim'de başlayacak ve 3 Aralık'ta sona erecek. 

4) Avrupa bu programın altından kalkabilecek mi?

Avrupa Komisyonu'nun verilerine göre dünya genelindeki araştırmacıların 4'te biri, yani 2 milyonu Avrupa'da yaşıyor. 

Ayrıca 95,5 milyar euroluk bütçesiyle dünyanın en büyük uluslararası araştırma programlarından biri olan Ufuk Avrupa da AB tarafından yönetiliyor.

Öte yandan Avrupa'nın yeni programı hayata geçirme sürecinde yaşanabilecek zorluklara dair bazı endişeler var.

Uzmanlar, AB ülkeleri rekabetçi bir araştırma altyapısı ve yüksek bir yaşam kalitesi sunsa da araştırma fonlarının ve araştırmacıların ücretlerinin, ABD seviyelerinin çok gerisinde kalmasının bir engel teşkil edeceğini söylüyor.

Ayrıca von der Leyen ve Macron, Avrupa araştırma sisteminin bürokratik engeller ve araştırmaların ticari uygulamalara dönüştürülmesinde gecikmeler gibi zayıf yönleri olduğunu ifade ediyor.

Kanada Kanada Baş Bilim Danışmanı Mona Nemer de Avrupa'daki araştırmaların, Kuzey Amerika'daki kadar "çevik ve atik" olmasının önünde engeller olduğunu söylüyor. Nemer, "altyapıya yeterince yatırım yapmadan yetenekleri çekmenin işe yaramayacağını" belirterek ekliyor:

Avrupa, bilimsel ekosisteme bütüncül bir yaklaşım benimsemeli.

Von der Leyen konferansta, AB'nin bürokrasideki zorluklar ve işletmelere erişim gibi problemleri çözme yolunda adımlar atacağını dile getirdi.

AB'nin yeni bir yasal düzenlemeyle "bilimsel özgürlüğü güvence altına alacağını" da söyleyerek ekledi: 

Çünkü dünya çapında tehditler artarken, Avrupa ilkelerinden ödün vermeyecek. Avrupa, akademik ve bilimsel özgürlüğün yuvası olmaya devam etmeli.

Yararlanılan Kaynaklar: Science, Ars Technica, Reuters, AA, AP, Avrupa Komisyonu, Le Monde, Nature



İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
TT

İsrail kabinesi, Batı Şeria topraklarının ilhakını genişletme kararlarını onayladı

İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)
İşgal altındaki Batı Şeria’nın El Halil kentinin batısında, Filistinlilere ait evler ve dükkanlar İsrail buldozerleri tarafından enkaz yığınlarına dönüştürüldü. (AFP)

Ynet haber sitesi bugün, İsrail kabinesinin Batı Şeria’daki arazi tescili ve mülkiyet prosedürlerinde temel değişiklikleri onayladığını bildirdi. Yeni düzenlemeler, Filistinlilere ait bazı evlerin yıkılmasına izin veriyor.

Yedioth Ahronoth’un internet sitesi Ynet, yeni kararların İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria’nın A Bölgesi’nde Filistinlilere ait binaları yıkmasına izin vereceğini ve Batı Şeria genelinde yerleşim faaliyetlerinin önemli ölçüde genişlemesine yol açacağını doğruladı.

zsdcfgt
Batı Şeria’daki İsrail askerleri (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın Ynet’ten aktardığına göre İsrail kabinesinin aldığı kararlar, Oslo Barış Anlaşmaları kapsamında ilk asker çekilme dalgasında İsrail ordusunun çekilmediği tek şehir olan El Halil’de İsrail-Filistin çatışmasını çözmeye yönelik geçici bir adım olması amaçlanan 1997 El Halil Protokolü’nün ilkelerine aykırı.


Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
TT

Rusya'da 15 yaşındaki saldırgan dehşet saçtı: Nazi sembolü çizdi

Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)
Moskova'da bir polis aracı (Temsili/Reuters)

Rusya'nın Başkurdistan Cumhuriyeti'nde cumartesi günü bir üniversite yurdunda bir gencin bıçaklı saldırı dizisi sonucu en az 6 kişi yaralandı. Yaralananlar arasında öğrenciler de var.

Haberlere göre bıçak taşıdığı belirtilen 15 yaşındaki çocuk, cumartesi günü Ufa'daki Devlet Tıp Üniversitesi'nin yurduna girip öğrencilere saldırmaya başladı. Gencin milliyetçi sloganlar attığı ve Nazi sembolü çizdiği bildirildi.

Rusya İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Tümgeneral Irina Volk, RTVI haber sitesine yaptığı açıklamada, "Saldırgan gözaltına alınmaya direndi ve bu sırada iki polis memuru bıçaklandı. Ayrıca şüpheli kendine de zarar verdi" dedi. Şüpheli, ağır yaralı halde yerel bir çocuk hastanesine kaldırıldı.

Moskova'nın yaklaşık 1200 km doğusundaki Ufa'daki yetkililer, olayla ilgili üst düzey soruşturma başlattı. Saldırıda yaralanan en az 4 kişi hastaneye kaldırıldı ve birinin durumunun kritik olduğu düşünülüyor. Yaralananlar arasında Hintli öğrenciler de bulunuyor.

Moskova'daki Hindistan Büyükelçiliği, "Ufa'da talihsiz bir saldırı yaşandı. Aralarında 4 Hintli öğrencinin de bulunduğu birçok kişi yaralandı" açıklamasını yaptı.

Büyükelçilik, yetkililerle temas halinde olduğunu ve "Kazan'daki konsolosluktan yetkililerin yaralı öğrencilere yardım etmek üzere Ufa'ya hareket ettiğini" belirtti.

Görgü tanıkları, kaotik anları "her yer kan içindeydi" diyerek anlattı. Ren TV, yaralıların ambulanslarla hastaneye taşındığını gösteren görüntüleri yayımladı.

Yerel Baza kanalına göre, şüpheli yasaklı bir neo-Nazi örgütüne mensuptu. Economic Times'a göre Rusya'daki üniversitelerde 30 binden fazla Hintli öğrencinin eğitim gördüğü tahmin ediliyor.

Independent Türkçe


New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
TT

New START anlaşmasının sona ermesinin ardından büyük nükleer güçler arasındaki gerilim tırmanıyor

Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)
Pekin'de İkinci Dünya Savaşı'nın sona ermesini anmak için düzenlenen askeri geçit töreninden bir kare, 3 Eylül 2025 (Reuters)

Rusya ve ABD arasında her iki ülkedeki nükleer silahları sınırlandırmak için imzalanan New START anlaşmasının bu hafta sona ermesinden bu yana, dünyanın önde gelen nükleer güçleri arasındaki gerilim tırmanıyor. Washington, gelecekteki herhangi bir anlaşmaya Pekin'i de dahil etmek isterken, Moskova ise Paris ve Londra'nın nükleer silahlanma konusunda yapılacak çok taraflı müzakerelere katılmasını talep ediyor. İki nükleer güç New START anlaşmasının kısıtlamalarından kurtulduğundan, uzmanlar her iki tarafın da taviz vermeden kazanç elde etmeye çalışacağı yeni bir silahlanma yarışından endişe duyuyor.

Çin'in belirsiz tutumu

Çin, nükleer silahların yayılmasını sınırlamak için yeni bir antlaşma müzakerelerine katılma fikrini reddetti. Batılı bir diplomat, Pekin'in iki büyük nükleer güce yetişmenin ne kadar zor olacağı konusunda ‘kasıtlı olarak belirsiz’ kalmayı tercih ettiğini söyledi. Çin'in toplamda yaklaşık 600 nükleer savaş başlığı var. Bu sayı, ABD ve Rusya'nın şu anda sahip olduğu toplam bin 700 savaş başlığından çok daha az ve iki büyük nükleer gücün cephaneliklerindeki toplam nükleer savaş başlığı sayısından da çok daha az. Ancak çoğu gözlemci, Çin'in nükleer savaş başlığı üretimini artırdığı konusunda hemfikir. ABD'nin tahminlerine göre bu sayı 2030 yılına kadar bine, 2035 yılına kadar ise bin 500'e ulaşabilir.

Eski ABD Stratejik Komutanlığı (STRATCOM) Komutanı emekli Amiral Charles A. Richard, ABD Senatosu Silahlı Kuvvetler Komitesi'nde verdiği ifadesinde, Çin'in yeteneklerinin ‘istihbarat topluluğunun raporlarından’ daha yüksek tahmin edilmesini istedi. Emekli Amiral, bu rakamın gerçeklere daha yakın olması için ‘iki veya üç katına çıkarılması gerektiğini’ de sözlerine ekledi.

Öte yandan Singapur Ulusal Üniversitesi'nden Siyaset Bilimci Ja Ian Chong, Çin'in bu konudaki şeffaflık eksikliğinin birçok soruna yol açtığını savundu.

Fransız Haber Ajansı AFP’ye konuşan Ja Ian Chong, “Bu şeffaflık eksikliği ve gizlilik, yanlış hesaplama riskini artırıyor” dedi.

Siyaset Bilimci, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bazı analistler, Pekin'in gerçek kapasitesini gizlemeye çalıştığına inanıyor. Bu, nükleer silahlarını koruyabilir ve potansiyel düşmanlarının karşı önlemler geliştirmesini engellemede belirli bir avantaj sağlayabilir.”

Çin'in nükleer kapasitesini ulusal güvenlik için gerekli minimum düzeyde tuttuğunu ısrarla savunduğunu belirten Chong, “Ancak bu iddiayı bağımsız olarak doğrulamanın bir yolu yok” ifadelerini kullandı.

Sıcak hat... Ancak Çin'in durumu farklı

Rusya ile ABD arasında 1962 yılında neredeyse bir savaşın patlak vermesine yol açan Küba Füze Krizi'nden bir yıl sonra, iki ülkenin liderleri, olası benzer bir acil durumda hızlı bir şekilde iletişim kurabilmeleri için bir sıcak hat (kırmızı telefon) kurdular, ancak Çin'in durumu farklı.

ABD Senatosu komitesine “Rusya ve ABD'nin Soğuk Savaş sırasında öğrendiği şey, bu kadar büyük yıkıcı güce sahip sistemleri sorumlu bir şekilde yönetmekti” diyen emekli Amiral Richard, “Çin'in ise aynı dersleri alıp almadığını bilmiyoruz” diye ekledi.

Diğer taraftan Londra merkezli Chatham House'da araştırmacı olan Georgia Cole, “Çin'in nükleer silahları sınırlamayı amaçlayan görüşmelere katılmakta isteksiz olmasının nedenlerinden biri, diğer iki büyük gücün çok gerisinde kalmasıdır” yorumunda bulundu.

Trump'ın Pekin'in müzakere masasında olmasını istediğini söyleyen Georgia Cole, ancak ‘Çin, Washington ve Moskova ile eşit düzeye gelmedikçe resmi nükleer silah azaltma görüşmelerine katılmayacağını ısrarla vurguladığı için bunun şu anda olası olmadığını’ belirtti.

Rusya'nın manevrası

Rusya ise, ABD'nin Çin'in katılımında ısrarcı tutumuna karşılık olarak, BM Güvenlik Konseyi (BMGK) üyesi olan Avrupa’daki iki nükleer güç olan İngiltere ve Fransa'dan da aynı şeyi talep etti. Rusya'nın Cenevre'deki BM Ofisi Daimi Temsilcisi Gennady Gatilov geçtiğimiz cuma günü yaptığı açıklamada, ülkesinin katılım isteğinin ‘ABD'nin NATO'daki askeri müttefikleri’ olan İngiltere ve Fransa'nın katılımına bağlı olduğunu söyledi.

Bu arada Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün güvenlik uzmanı Elouaz Fayeh'e göre iki Avrupa ülkesinin toplam nükleer savaş başlığı sayısı 500'den az, ancak Rusya, hepsini Batılı güçler olarak görerek, bunların ABD ile aynı ‘kefeye’ konulmasını istiyor.

Fayeh, bunun iki ülkeyi ‘iki süper gücün pazarlık kozu’ haline getireceğini ve Fransa'nın bunu sık sık reddettiğini belirtti. Nükleer tehditler

Washington'da, New START anlaşmasının eski ABD baş müzakerecisi Rose Gottemoeller, ABD Senato Komitesi’ne verdiği ifadede Pekin'in gelecekteki nükleer müzakerelere katılmasının gerekliliğini vurguladı. Gottemoeller, Pekin'in nükleer tehditler konusunda ABD ile diyalog başlatmanın yollarını bulmaya büyük ilgi gösterdiğini” düşündüğünü söyledi.

Dolayısıyla Pekin silah kontrolü ile ilgili görüşmelere katılmayı reddetse bile, bu tehlikeler ele alınmalı. Silah cephanelerinin ABD’ninkinden çok daha küçük olduğunu belirten Gottemoeller, buna karşın füzelerin ateşlenmeden önceden bildirilmesinin ve acil hat düzenlemeleri gibi hususların, nükleer silahları müzakere masasına getirme ve modernizasyon programlarında yapılanlara dair bu düzeyde bir belirsizliğin sürdürülmemesi konusunda bir diyalog başlatmak için önemli araçlar olduğunu açıkladı.

Gottemoeller, bunun ‘niyetlerini öğrenmek için onlarla konuşmak’ şeklindeki başlıca ve en önemli hedef olması gerektiğinin de altını çizdi.